İHA'ların düşürüldüğü gece: İsrail ve İran arasındaki caydırıcılık yarışı nereye varacak?

13 nisanı 14 nisana bağlayan gece uzun, derin ve çok yönlü bir dersti.

14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
TT

İHA'ların düşürüldüğü gece: İsrail ve İran arasındaki caydırıcılık yarışı nereye varacak?

14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)
14 nisanın ilk saatlerinde Kudüs semalarında meydana gelen patlamaların oluşturduğu ışıklar (Reuters)

Husam İtani

Caydırıcılık ve inisiyatif. Bunlar İran ve İsrail arasında anlamları tartışılan iki kelime. 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece uzun, derin ve modern savaşlar, uluslararası ittifaklar, ekonomik imkanlar ve iç siyasi uyum açısından çok yönlü bir dersti.

Tahran ve Tel Aviv yaptıkları açıklamalarda hedeflerine ulaştıklarını duyurdular. İran, Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği’nin X platformu hesabından yapılan açıklamayla, İsrail’in gerilimi tırmandıracak bir adım atmaması halinde konunun ‘kapanmış’ sayılacağını bildirirken Türkiye aracılığıyla ABD'ye gönderdiği bir mesajla da bunu teyit etti.

Öte yandan İsrail basını, İran’ın saldırısının sabahında İsrail’in vereceği yanıtın planlanmasında ve istenmeyen sonuçlar doğurabilecek bir askeri operasyonda acele edilmemesi gerektiğinden söz eden haberlere yer verdi.

thy5j6
İran’ın 14 Nisan'da başlattığı saldırıda füzeleri önleme görevinden dönen İsrail’e ait bir F-15 savaş uçağı üzerinde çalışan bir görevli (Reuters)

Her ne olursa olsun İran topraklarından İsrail'e karşı başlatılan ve daha önce eşi ve benzerine rastlanmayan misilleme, İsrail'in, İran’ın nükleer programını geliştiren bilim adamlarına karşı suikastlar ve nükleer programın yürütüldüğü bazı tesislere yönelik sabotaj saldırıları düzenlemek gibi İran içinde aldığı bir takım askeri ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra dışarıda Suriye’de ve bazen Irak'ta İran’ın askeri tesislerinin bombalanmasını neredeyse günlük bir olay haline getirmesi sonucu Tahran’ın yıllar içinde ciddi şekilde zarar gören caydırıcılık kapasitesini yeniden tesis etmeyi amaçlayan ciddi bir girişimdi.

İsrail'in İranlı nükleer bilim adamlarını hedef alan suikastlarına misilleme olarak Lübnan asıllı Fransız vatandaşı Muhammed Hasan el-Hüseyni'nin 2012 temmuzunda Bulgaristan'ın Burgaz şehrinde İsrailli turistleri taşıyan bir tur otobüsüne gerçekleştirdiği intihar saldırısı gibi İran'ın daha önce verdiği tepkiler, öyle görünüyor ki İsrail'in bu tür eylemlerini tekrarlamasını engelleyecek kadar güçlü değildi.

İranlı general Rıza Zahidi ve yardımcılarının konsolosluk saldırısında öldürülmesinin ardından İran’ın caydırıcılık potansiyeli yerle bir oldu.

Diğer tarafta ise İsrail'in caydırıcılığı, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının başarılı olmasının ardından skandal denebilecek bir kayba uğradı. Hamas Hareketi tarafından gerçekleştirilen Aksa Tufanı Operasyonu, binden fazla Filistinli silahlı grup üyesinin Gazze Şeridi sınırlarından 35 kilometre içeriye girmeyi başarması, İsrail'in askeri ve istihbarat üstünlüğü iddialarına ağır bir darbe indirdi. Bu esnada yüzlerce İsrailli asker ve sivil, komuta kademesindeki karışıklık ve o gün öğleden sonraya kadar süren Filistin saldırısı karşısında yaşanan kafa karışıklığı nedeniyle ya öldürüldü ya da esir alındı. İsrail’in Gazze’ye saldırısının temelinde caydırıcılığın yeniden tesis edilmesi ve savaşın ilk günündeki feci başarısızlığın Filistinli sivillere karşı şiddeti, ölüm ve yıkımı abartarak telafi edilmesi vardı.

xscdf bgnty
Tahran'daki İran Şura Meclisi’nin 14 Nisan'daki ilk oturumunun başında sloganlar atan İranlı milletvekilleri (ICANA)

Sonrasında İsrail, Hizbullah’ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini de kapsayan saldırılara başladı. Aynı zamanda Şam ve çevresinin yanı sıra mart ayında çok sayıda İran destekli milisin öldürüldüğü oldukça şiddetli saldırılara sahne olan Halep'i hedef aldı.

Başka bir deyişle, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun ‘Refah Muhafızı Operasyonu’ kapsamında Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemileri hedef alan saldırılarını engellemede başarılı olmasından ve Sana Yarımadası’ndaki İran destekli milislerin Gazze'deki savaşın seyrini değiştirme kabiliyetlerinin sınırlı olduğunun anlaşılmasından sonra 28 Ocak'ta Ürdün'ün doğusunda yer alan Tower 22 (Kule 22) adındaki ABD üssüne düzenlenen saldırıda üç Amerikan askerinin öldürülmesi sonrası Washington’ın ‘direniş ekseninin’ Irak kanadını saf dışı bırakmasının ardından İsrail'in Şam'ın Mezze semtindeki İran konsolosluğuna yaptığı hava saldırısı İran'ın caydırıcılık sistemi tamamen çöktü.

Dahası, Hizbullah Aksa Tufanı Operasyonu’ndan sonra İsrail’e ait hedeflere sınır ötesi saldırılar düzenlediyse de onlarca Lübnanlı sivilin yanı sıra yaklaşık 300 Hizbullah üyesinin hayatını kaybetmesine, Güney Lübnan'daki birçok köyün yıkılmasına ve bölge sakinlerinin yerlerinden edilmesine rağmen saldırılarının İsrail'in Hamas'a yönelik operasyonları üzerindeki etkisi çok az oldu.

Bu bağlamda İran’ın caydırıcılığının -Şam'daki konsoloslukta General Muhammed Rıza Zahidi ve yardımcılarının öldürülmesinden sonra- içler acısı bir duruma düştüğünü söylersek abartmış olmayız. Tahran bu saldırıya sert bir yanıt vermediği takdirde İsrail'in İran'ın iç bölgeleri de dahil olmak üzere daha fazla saldırı düzenleyerek gerilimi tırmandırmaması için İran'ın bir karşılık vermesi gerektiği kanaati oluştu.

İsrail’in verilerine göre bir gecelik çatışma yaklaşık 1,33 milyar dolara mal oldu.

Zahidi’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) önde gelen komutanlarından biri olması nedeniyle, 1 Nisan’daki konsolosluk saldırısı ile 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece bu saldırıya verilen yanıt arasındaki on iki gün boyunca misillemenin şekli ve hangi araçların kullanılacağı, İran’ın vekilleri tarafından mı yoksa doğrudan İran güçleri tarafından mı gerçekleştirileceği konularında yoğun tartışmalar yapıldı. Batı basınında yer alan haberlerde, Tahran’la İsrail’e vereceği karşılığın şiddetini en aza indirmesi ve mümkün olduğunca sınırlı bir çerçevede gerçekleştirmesi için belirli bir ‘bedel’ önerisinde bulunmak üzere çeşitli aracılarla temaslarda bulunulduğu aktarıldı. İsrail ise İran içinde niteliksel saldırılar düzenlemekle, hatta İran'ın tüm elektrik şebekesini devre dışı bırakabileceği söylenen ‘elektromanyetik bomba’ kullanmakla tehdit etti. Daha sonra İran’a önerilen bedellerin yeterli ya da en azından ikna edici olmadığı anlaşıldı.

Burada İran'ın pervaneli motora sahip eski modellerin yerine jet motoru kullanan 400 kadar Şahid-238 model İHA, 2022 yılında envanterine giren Hayber Şekan füzeleri ve kruz füzeleri kullanarak gerçekleştirdiği misillemenin İsrail’in askeri üslerini vurmayı ve İsrail'e zayiat verdirmeyi amaçlayan ciddi bir eylem olduğunu belirtmek önemli. Ancak daha da önemlisi, İran’ın misillemesi, savaş kabiliyetini tam olarak göstermeyecek ve İsrail’e kayıplar verdirmesi durumunda İsrail'in karşılık vermesini kaçınılmaz hale getirmeyecek şekilde tasarlandı. İsrailli kaynaklar, İran’ın misillemesinde 31 kişinin hafif şekilde, bir kişinin ise ağır şekilde yaralandığını açıkladılar.

sdfvb
Arad bölgesinde bir roket motorunun kalıntılarını incelen İsrailli polisler, 14 Nisan 2024 (Reuters)

İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz, İsrail'in İran saldırısına ‘uygun zamanda karşılık vereceğini’ söylese de bu sonuç İsrail'in yanıtını spekülasyonlara açık halde tutmasına imkan veriyor.

Dikkate alınması gereken bir başka husus ise ABD’nin ve dolayısıyla Batı’nın İsrail’e verdiği desteğin boyutunun bir kez daha ortaya çıkması. (Savaş uçakları Kıbrıs adasından havalanan) ABD, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin İsrail'i savunmak için doğrudan çatışmaya girmesi bir detay değil, daha ziyade İran saldırısını engellemeye çalışan uluslararası koalisyondaki buzdağının sadece görünen kısmı olabilir. İran'ın sözde müttefikleri olan Rusya ve Çin, ne sahada ne de siyaset sahnesinde meseleye müdahil olmaya niyetli değildi. Öyle ki Moskova, ‘itidalli olunması gerektiği’ şeklinde orta yollu bir açıklama yapmakla yetindi. Bundan dolayı direniş ekseni gruplarının liderleri uluslararası arenadaki ittifaklarını ve kritik anlarda bunları harekete geçirme kabiliyetlerini yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyabilirler.

İsrail’in verilerine göre F-35 savaş uçaklarının sıra Demir Kubbe ve Davud Sapanı (David's Sling) savunma sistemlerinin kullanıldığı bir gecelik çatışmanın 4 ila 5 milyar şekele (1,33 milyar dolara) mal oldu. Buna ABD’nin ve diğer Batılı ülkelerin füzelere ve İHA’lara yönelik müdahalesinin maliyeti dahil değil.

Bu noktanın üzerinde durulması gerekiyor. Çatışmanın ekonomik maliyeti, ABD’nin yaptırımlar uyguladığı ve halkın büyük bir kısmının ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı İran ile 7 Ekim’den bu yana kendisine sağlanan açık krediler bir yana, ekonomisi dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer alan İsrail'e farklı şekillerde yansıdı.

İsrail'in 13 nisanı 14 nisana bağlayan gece gibi günlerle daha birçok kez karşılayabileceği, İran'ın ise İsrail ve ABD'ninkilerden çok daha ucuza mal olan İHA’lar ve füzeler kullansa da böyle günler için işin ekonomik maliyetini hesaba katmak zorunda olduğu söylenebilir.

Batı'nın İsrail'in başarısını kutlaması, Gazze'de sivilleri ve çocukları katleden Netanyahu hükümetinin ‘aklanması’ demektir.

Öte yandan misillemenin ‘ertesi günü’ ile ilgili olarak, bir gözlemcinin dikkatinden kaçamayacak birçok gerçek de var. Hakkında çok konuşulan ve havacılık eksikliğini telafi ettiği söylenen ‘fakir adamın silahı’ İHA’ların ve balistik füzelerin, güçlü ve hazırlıklı bir düşman karşısında zayıflıklarının ortaya çıkması bu gerçeklerden biri. Bazı uluslararası güçlerin İran'ın başarısızlığından dersler çıkarmaya başlaması ihtimali de var. Kısa ömürlü İHA döneminin sona erdiğini ilan etmek için henüz erken olabilir, fakat İsrail’in ve Batı’nın teknolojik üstünlüğünün bu silahı etkisiz hale getirdiği ve bunun örneğin İsrail’in kuzey cephesinde hızlı yansımaları olacağı da ortada.

x cdf b
İran basında yer alan bir fotoğrafta İran'da açıklanmayan bir yerden yola çıkan bir İHA görülüyor, 14 Nisan 2024 (Tesnim Haber Ajansı)

Tüm bunlar olurken Gazze’deki savaşın unutulmaması gerekiyor. Batı'nın İsrail'in İran’ın misillemesini püskürtmedeki başarısını kutlaması, Gazze'de sivilleri ve çocukları katleden Netanyahu hükümetinin ‘aklanması’ demektir. Bu, özellikle İsrail-Batı ittifakının gücünden sonra İsraillilerin istediği Refah'a kara harekatı düzenlemesine ve ‘Hamas'ı yok etmesine’ iznin verilmesi anlamına da gelir mi? İsrail, İran’ın misillemesini püskürtmede başarılı olduktan sonra artan hissesine dayanarak Hizbullah'a saldıracak ve Lübnan sadece müttefiki olmayan bir ülke olmakla kalmayıp, aynı zamanda kötüleşen mezhepçi gerilim, devam eden ekonomik kriz ve füze gücü olup olmadığına dair soruların gölgesinde asgari düzeyde bir iç uyumdan da yoksunken İsrailli komutanların son aylarda tekrarladığı tehditte olduğu gibi ‘Lübnan'ı Gazze’ye çevirecek’ mi?

Sonuç olarak, siyasi sürecin neredeyse tamamen tıkandığı bu günlerde güç dengeleri, ilişkiler, caydırma potansiyeli ve bu potansiyeli harekete geçirme kabiliyetleri yeniden şekilleniyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



ABD-İran savaşında mahsur kalan gemi işçileri: Sinir krizi geçiriyoruz

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
TT

ABD-İran savaşında mahsur kalan gemi işçileri: Sinir krizi geçiriyoruz

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)

ABD-İran savaşı nedeniyle yaklaşık 6 haftadır Körfez'de mahsur kalan denizciler yaşadıkları psikolojik zorlukları anlattı.

Guardian’ın haberinde, Hürmüz Boğazı’ndan geçemeyen yaklaşık 20 bin tanker çalışanı olduğuna işaret ediliyor.

Birçok personelin, boğazdan geçebilecek durumda olsalar bile drone saldırıları ve sualtı mayınları nedeniyle Hürmüz’ü kullanmak istemediği aktarılıyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırısıyla patlak veren savaşın başından bu yana, Uluslararası Ulaştırma İşçileri Federasyonu (ITF) sendikasına 300 farklı gemide görev yapan denizcilerden yaklaşık 1000 başvuru geldi.

Bunların yaklaşık yüzde 20’sinde gemiciler, ülkelerine geri dönmeyi talep etti. İşçiler ayrıca maaşların yatırılması, gıda ve su gibi temel ihtiyaç maddelerine erişim ve tankerlerdeki yakıt yetersizliğine dair şikayetlerde de bulundu.

Gemi işçilerini temsil eden Nautilus International sendikasından David Appleton şunları söylüyor:

Şiddete maruz kalma tehdidinin yarattığı psikolojik bir yük var, şekilde öylece duruyoruz. Bunun yanı sıra bir de belirsizlik var, durumun ne kadar süreceği bilinmiyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tanker işçisi yaşadığı güçlüğü şöyle anlatıyor:

Tüm bu olanlardan sonra işimi yapabilecek ruhsal durumda değilim. Bu, hayatımda yaşadığım en zor durum.

Başka bir tanker işçisi de "sinir krizi geçirdiğini" belirterek, iş arkadaşlarının yardımıyla kendine gelebildiğini söylüyor.

İran ordusu, ABD-İsrail saldırılarına Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Kuveyt Petrol Kurumu’ndan 30 Mart’ta yapılan açıklamada, ülkeye ait bir ham petrol tankerinin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehri açıklarında hedef alındığı, tankerde yangın çıktığı bildirilmişti.

Tankerin alev alışına tanıklık ettiğini söyleyen gemi işçilerinden biri “Çoğu tanker demirledi, etrafımızda onlarca yüklü petrol tankeri var. Kimse milim kıpırdamıyor” diyor.

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanlamıştı. İsrail lideri, dünkü açıklamasında Lübnan’la doğrudan müzakerelere başlayacaklarını bildirirken, Hizbullah hedeflerine saldırıları sürdüreceklerini söyledi.

İsrail'in Lübnan'a saldırılarını sürdürmesi nedeniyle Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden neredeyse durma noktasına getirdi.  

Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da cumartesi günü başlayacak müzakerelere hazırlanırken, boğazdan geçişler hâlâ riskli görülüyor.

Independent Türkçe, Guardian, NDTV, Reuters


İsrail askeri istihbaratı: “İran savaştan daha da radikalleşerek çıktı”

İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
TT

İsrail askeri istihbaratı: “İran savaştan daha da radikalleşerek çıktı”

İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne göre (IDF) İran'ın yeni liderleri daha da radikal.

IDF'den yetkililerin, İsrail Meclisi'ndeki (Knesset) Dışişleri ve Savunma Komitesi'ne perşembe günü verdiği istihbarat brifinginde, Devrim Muhafızları'nın Tahran yönetimi üzerindeki hakimiyetini artırdığı vurgulandı. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Times of Israel'e konuşan İsrailli yetkililere göre brifingde, Devrim Muhafızları kanadından yönetime katılan isimlerin ideolojik açıdan daha katı ve muhafazakar olduğu belirtildi. 

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Ateşkes üzerinden çok geçmeden anlaşmanın ihlal edildiğine dair açıklamalar da gelmişti. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'yle yürütülmesi planlanan müzakere süreci öncesinde üzerinde uzlaşılan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini savundu.

Kalibaf'a göre bunlar arasında Lübnan'a saldırıların sürmesi, İran hava sahasına izinsiz girilmesi ve mutabakatın 6. maddesinde yer alan İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının ihlal edilmesi bulunuyor.

Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yarın bir araya gelecek. 

Diğer yandan Knesset Dışişleri ve Savunma Komitesi'nin başkanı Boaz Bismuth, IDF yetkilileriyle yapılan toplantının ardından X'te paylaştığı gönderide, "Operasyonun önümüzdeki günlerde yeniden başlama ihtimali var" dedi. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İsrail'in İran'da önemli hedefler elde ettiğini öne sürerken, çatışmaların devam edebileceğini eklemişti. Ancak İsrail'de merkez sol, İran rejimi değişmeden çatışmaları durdurmayı kabul ettiği için Netanyahu'yu eleştiriyor. Muhafazakarlar da ateşkes nedeniyle Trump'a yükleniyor. 

ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta başlattıkları savaşta İran'da hedeflerinin çoğuna ulaştıklarını ileri sürseler de Tahran rejimi, özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve Körfez ülkelerine misillemeleriyle büyük koza sahip olduğunu gösterdi. 

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle "ekonomik misilleme" yaptığı da belirtiliyor. Bu hamlenin, ABD ve Çin gibi ülkelerin dış politika hedefleri doğrultusunda ekonomik üstünlüklerini kullandıkları küresel eğilimin bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor. 

New York Times da ABD-İsrail saldırılarında başta dini lider Ali Hamaney olmak üzere çok sayıda üst düzey askeri yetkiliyi kaybeden Tahran'ın 40 günlük savaştan çok daha radikalleşerek çıkabileceğine işaret ediyor. 

İsrail askeri istihbaratının İran şubesinin eski direktörü Danny Citrinowicz, şunları söylüyor: 

Onların bakış açısına göre iki süper gücü alt etmeyi başardılar. İran'ın dini liderliği için bu kutsal bir zafer.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal, New York Times


İsrail’in Lübnan saldırıları, ABD-İran müzakerelerini açmaza sokuyor

İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
TT

İsrail’in Lübnan saldırıları, ABD-İran müzakerelerini açmaza sokuyor

İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)

İsrail'in Lübnan'a saldırıları sürdürmesi, İran savaşında varılan ateşkesin bozulmasına yol açabilir.

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanlamıştı.

İsrail'in Lübnan'a saldırıları nedeniyle Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden neredeyse durma noktasına getirdi.  

Netanyahu, dünkü açıklamasında Lübnan'la doğrudan müzakerelere başlayacaklarını bildirirken, Hizbullah hedeflerine saldırıları sürdüreceklerini duyurdu.

Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da cumartesi günü başlayacak müzakerelere hazırlanırken, İsrail'in Lübnan'a saldırıları süreci çıkmaza sokabilir.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasının ardından Tahran destekli Hizbullah da 2 Mart'ta İsrail'e roket fırlatarak savaşa girmişti.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında en az 1888 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ordusunun çarşamba günü düzenlediği saldırılarda da en az 303 kişi yaşamını yitirdi.

Tel Aviv yönetimi, bombardımanlara ek olarak Lübnan'ın güneyindeki kara harekatıyla işgalini de genişletiyor.

İsrail askeri istihbaratının İran şubesinin eski direktörü Danny Citrinowicz, CNN'e şunları söylüyor:

Lübnan cephesi, ateşkesin sürdürülmesine yönelik faaliyetlere zarar verebilir. Bu durum, gerginliğin azaltılmasını Lübnan cephesine de yayma çabalarını zorlaştırıyor. Başkan Donald Trump'ın muhtemelen doğrudan devreye girip stratejik bir karar vermesi gerekecek.

Trump, dünkü açıklamasında Netanyahu'ya "Lübnan'a yönelik saldırıları azaltması gerektiğini" söylediğini belirtti.

Wall Street Journal'ın analizinde de Trump yönetiminin, Lübnan'daki çatışmalar nedeniyle müzakerelerin açmaza girmesinden endişelendiği yazılıyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson Merkezi'nden Randa Slim, Washington-Tahran müzakerelerinin ilerlemesi için Lübnan'a saldırıların durdurulması gerektiğine dikkat çekiyor:

Bu aşamada, İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarını azaltması, ABD'yle İran arasındaki görüşmelerin başlaması için fiilen bir ön koşuldur.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Times of Israel, CNN