İran saldırısında hangi ülkeler İsrail'in yardımına koştu?

ABD Başkanı Joe Biden'ın Kaptan Amerika olarak tasvir edildiği grafiti de İran saldırılarının ardından gündem oldu (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden'ın Kaptan Amerika olarak tasvir edildiği grafiti de İran saldırılarının ardından gündem oldu (AFP)
TT

İran saldırısında hangi ülkeler İsrail'in yardımına koştu?

ABD Başkanı Joe Biden'ın Kaptan Amerika olarak tasvir edildiği grafiti de İran saldırılarının ardından gündem oldu (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden'ın Kaptan Amerika olarak tasvir edildiği grafiti de İran saldırılarının ardından gündem oldu (AFP)

İsrail, İran'ın misilleme saldırısına karşı yaptığı savunmada ABD, Birleşik Krallık (BK), Ürdün ve Fransa'dan destek aldı.

İran'ın cumartesiyi pazara bağlayan gece yaklaşık 360 drone, seyir füzesi ve balistik füzeyle düzenlediği saldırılarda ABD, BK, Ürdün ve Fransa'nın koordineli şekilde İsrail ordusuna destek sağladığı bildirildi. 

İsrail Savunma Kuvvetleri'nden (IDF) dün yapılan açıklamada, füze ve drone'ların yaklaşık yüzde 99'unun hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirildiği belirtilmişti. 

IDF ayrıca İran'ın gönderdiği füze ve drone'ların etkisiz hale getirilmesi için toplamda 4 milyar ila 5 milyar İsrail Şekeli (yaklaşık 35 milyar ila 43,5 milyar TL) harcandığını duyurdu. 

Amerikalı yetkililerin CNN'le paylaştığı bilgilere göre İran'dan fırlatılan en az üç balistik füze ve 70 kamikaze drone'u, ABD donanmasının İsrail'e konuşlandırdığı iki muhrip tarafından vuruldu. Bu gemilerden birinde Amerikalı teknoloji devi Lockheed Martin'in ürettiği Aegis füze savunma sistemi yer alıyor.

BK Başbakanı Rishi Sunak ise Suriye ve Irak'tan havalanan Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne (RAF) ait jetlerin füze ve drone'ları vurduğunu söyledi. 

Sunak, dün yaptığı açıklamada kaç füzenin vurulduğuna dair bilgi paylaşmadı. 

BK Savunma Bakanı Grant Shapps da 13 Nisan'daki açıklamasında RAF'a ait ilave jet ve yakıt ikmal tankerlerinin Suriye ve Irak'a konuşlandırıldığını belirtimişti.

Guardian, Britanya'nın saldırı öncesinde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) yer alan Ağrotur üssünde güvenlik önlemlerini artırdığını da yazdı. Savunmaya buradan destek sağlanıp sağlanmadığına dair bilgi paylaşılmadı.

BK merkezli haber ajansı Reuters, Ürdün Hava Kuvvetleri'nin "İran'a ait onlarca drone'u vurduğunu" aktardı. Haberde, Ortadoğu'da ABD'nin müttefiki olarak hareket eden Ürdün'de Amerikan yapımı Patriot savunma sistemlerinin olduğu hatırlatıldı. 

İran'ın saldırısına karşı İsrail'i savunan ülkelerden diğeri de Fransa'ydı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bugünkü açıklamasında İran'ın füze ve drone'larını durdurmak için Ürdün'ün isteğiyle devreye girdiklerini söyledi. Macron, kaç drone veya füzenin etkisiz hale getirildiğine dair bilgi paylaşmadı. 

Öte yandan Fransa doğrudan füze ve drone'ları hedef almak yerine radar teknolojisiyle destek sağlamış olabilir. IDF Sözcüsü Daniel Hagari, pazar günkü açıklamasında "Fransa'nın çok iyi jetleri ve radarları var, hava sahasında yapılan devriyelere katıldıklarını biliyorum" demişti. 

Guardian'a konuşan Birleşik Kraliyet Hizmetleri Enstitüsü'nden Sidharth Kaushal, savunma hamlelerini şöyle değerlendirdi:

Her yönden çok katmanlı bir operasyondu. Savunmada çok uluslu bir güç yer aldı. Yavaş hareket eden drone'lardan yüksek irtifada seyreden balistik füzelere kadar farklı uçuş özelliklerine sahip silahlarla karşı karşıya kaldılar.

Ne olmuştu?

1 Nisan'da İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına hava saldırısı düzenlenmişti. İsrail'in resmen üstlenmediği olayda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan ikisi general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü. 

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 2 Nisan'daki açıklamasında İsrail'e karşı misillemenin meşru müdafaa haline geldiğini savunarak "Gerekli karşılığı vereceğiz. Onları cezalandıracağız" demişti. 

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, cuma günkü toplantısında tüm olasılıklara karşı tedbir aldıklarını belirterek "Savunmanın yanı sıra saldırıya geçmeye de hazırız" ifadelerini kullanmıştı. 

İran'ın yaklaşık 5 saat süren saldırısında, 7 yaşındaki bir kız çocuğu, İsrail'in attığı önleme füzesi kaynaklı şarapnelden ağır yaralandı. 7 yaşındaki Amina el Hasoni, Arap bedevilere ev sahipliği yapan Necef Çölü'nde yaşıyor. Saldırıda ayrıca 8 kişi hafif yaralanırken, İsrail ordusuna ait Nevatim hava üssünde hasar oluştu.
Independent Türkçe, Guardian, CNN, Reuters, RT, Wall Street Journal



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.