Ürdün ve İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesi’: Biz hiçbir gerilimin savaş sahası değiliz

İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
TT

Ürdün ve İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesi’: Biz hiçbir gerilimin savaş sahası değiliz

İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)

Malik el-Usamine

İnsansız hava araçları (İHA) barut tozundan çok siyasi mesajlar taşıyordu. İran topraklarından fırlatılan ve İsrail'deki ‘sır’ hedeflere ulaşmak için Irak ve Ürdün hava sahasını ihlal eden ‘İHA gecesi’, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in ifadesiyle bir ‘tokat’ olarak okunabilir. Bu ‘tokat’, İran İHA’larının İsrail'e ne kadar zarar verdiğiyle ilgili yapılan esprilerde kullanıldı.

Ancak İran’ın İsrail’e karşı bu operasyonu birçok kişinin düşündüğü kadar yüzeysel değildi. İran bu savaşı siyasi bir formatta kullandı ve bunu kamuoyuna askeri bir saldırı şeklinde gösterdi. Perde arkasında ise başta Washington olmak üzere birçok tarafın daha dikkatli okuması gereken siyasi mesajlar gönderildi. İsrail'in İran’ın Şam'daki konsolosluk binasına hava saldırısı düzenlemesinin ve saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) önde gelen komutanlarından bazılarının öldürmesinin ardından Tahran’ın saldırının ‘meşru bir misilleme hakkı olduğu’ ve İran’a ‘itibarını geri kazandıracağı’ güvenceleriyle birlikte saldırının kesin tarihlerini belirlemesi ve bunları ‘çekincesiz’ bir şekilde sızdırması bunun açık bir ifadesiydi.

Hesaplamalar

Saldırının yapılacağı gün ve saatin sızdırılması bir iyi niyet göstergesi olarak görülemeyeceği gibi, İsrail hava savunma sistemlerinin bu saldırıya ABD ve İsrail tarafından daha şiddetli ve yıkıcı bir karşı saldırıya neden olabilecek ağır kayıplar verdirmeden ‘kolay’ bir şekilde karşı koyabilmesini sağlayan niyetlerin çerçevelenmesi ve tanımlanması olarak nitelendirilebilir.

Elde edilen verilere göre İran toplamda 185 İHA ve 133 füze fırlattı ve bunların düşürüldü. Saldırı İsrail’de bir kişinin hafif yaralanmasına neden olurken maddi boyutu bir askeri üsse verilen küçük bir hasarın ötesine geçmedi.

Müzakere koşullarının iyileştirilmesi için ‘niyetlerin çerçevelenmesi’ süreci, uluslararası ve bölgesel güçleri kendileri için ideal senaryoyu geliştirmekle meşgul olmalarına neden olan tüm ‘ertesi gün’ denklemlerini de değiştirdi. İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesine’ gelince, İran'ın ‘niteliksel olarak garip’ olan askeri operasyonunu doğrudan Gazze ile ilişkilendirmezken İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri tarafından yapılan daha da garip açıklamada saldırı bir ‘uyarı’ olarak nitelendirildi.

Bu durum ‘uyarı’ kavramını karmaşık hale getiriyor. Zira ‘uyarı’ mantıksal sıralamada eylemden önce gelir. Ancak burada İran, İsrail'in kendisine yönelik herhangi bir olası saldırısına karşı ‘uyarıyı’ eylemden sonra yaptı.

İran’ın İsrail’e yönelik bu operasyonu birçok kişinin düşündüğü kadar yüzeysel değildi. İran bu savaşı siyasi bir formatta kullandı ve bunu kamuoyuna askeri bir saldırı şeklinde gösterdi.

Genelkurmay Başkanı Bakıri’nin eylemden sonra gelen uyarısına bu kez New York'taki İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği tarafından İran’ın son İHA’sı İsrail hava sahasına ulaşmadan önce yapılan ‘resmi’ bir açıklama eşlik etti. İran'ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, askeri operasyonun sona erdiğini duyurmak için hiç zaman kaybetmedi. İravani, İsrail’in gerilimi tırmandıracak bir adım atmaması halinde konunun ‘kapanmış’ sayılacağını söyledi.

İHA'lı saatler henüz bitmeden gelen bu ‘erken kapanış’, İran'ın İsrail'in Washington'ı bölgesel bir savaşa sürükleyecek olası bir doğrudan gerilim yaratmasından endişelendiğinin bir göstergesiydi.

sxdvfe
İran'dan fırlatılan ve Ürdün'ün başkenti Amman semalarında yanan cisimler, 14 Nisan 2024 (Reuters)

İsrail’e gelince İran'ın niyetlerini çerçevelemek için yaptığı hesaplar Tel Aviv tarafından aynı niyetle okunmayabilir. İsrail’in askeri hesaplamalarına göre 7 Ekim'de aldığı darbeden sonra gerçekleşen bu saldırı, 1990'lı yılların başlarında Saddam Hüseyin tarafından gerçekleştirilen ‘sefil’ füze saldırısını anımsattı. İsrail'e doğrudan düzenlenen bu saldırı, 1948 yılında kurulduğunun ilan edilmesinden bu yana bekasına yönelik kaygılarla yaşayan İsrail’i ‘saldırılara açık hale getiren’ tehlikeli bir gelişmeydi.

İsrail, İran’a karşılık verebilirdi ve doğrudan karşılık verme olasılığı zamanla azalıyordu. Ancak Washington tüm siyasi gücü ve doğrudan mesajlarıyla İsrail Savaş Kabinesi’nde bu yönde atılacak her türlü adımı frenlemek için baskı yaptı. Bu da Washington'ın Tahran'ın şimşeklerini ‘niyetlerini çerçevelemek’ için kullandığını gösteriyor.

İsrail'in karşı tepkileri

İsrail, DMO'nun Suriye ve Irak'taki üsleri gibi İran’ın çıkarlarını hedef alan ‘niteliksel istihbarat eylemleriyle’ dolaylı olarak misillemede bulunabilir ya da Güney Lübnan’ı ve Hizbullah’ın üslerini hedef alan daha sert bir karşılık verebilir. Öte yandan Hizbullah, Lübnan Kuvvetleri (Ketaib) Partisi'nin önde gelen liderlerinden birinin Suriye ve Hizbullah'ı doğrudan suçlayacak şekilde öldürülmesi ve bu cinayetin Lübnan'daki son derece kırılgan haldeki iç barıştan geriye kalanları da tehdit etmesinin son derece belirsiz yansımaları nedeniyle Lübnan içinde kritik bir güvenlik durumu ve siyasi ikilemle karşı karşıya.

İsrail’in cerrahi askeri güvenlik operasyonları konusunda tecrübeli olduğu biliniyor. Bu da özellikle DMO’nun İran dışındaki komutanlarını hedef alan saldırını sertleştiriyor. Belki İran'ın nükleer tesislerinin hedef alınmasının tüm bölgeye yansıyacak ciddi bir gerilim olabileceği ve bu tür operasyonlarda çok hassas mühendislik hesapları gerektirdiği dikkate alındığında İran topraklarındaki hayati öneme sahip tesislere yönelik faili meçhul sabotaj saldırılarını kısıtlamış da olabilir.

İsrail, DMO'nun Suriye ve Irak'taki üsleri gibi İran’ın çıkarlarını hedef alan ‘niteliksel istihbarat eylemleriyle’ dolaylı olarak misillemede bulunabilir ya da Güney Lübnan’ı ve Hizbullah’ın üslerini hedef alan daha sert bir karşılık verebilir.

Son yıllarda medya hücrelerini büyük bir ustalık ve beceriyle kullanarak tedirgin ve öfkeli olan Arap ‘kamuoyunu’ etkilemeyi başaran İran, operasyon sırasında ve sonrasında sızdırdığı ve daha sonra yalanladığı mesajlarla Ürdün'de endişe yaratmaya çalıştı. Bu durum, İran'ın askeri operasyonunun ilk saatlerinden itibaren Ürdün hava sahasını ihlal eden İran İHA’ların müdahale ederek egemen bir devlet olduğunun altını çizmek için hızlı davranan Amman’ı kızdırdı.

Amman’dan üst düzey bir kaynağa göre Ürdün ister Doğu ister Batı kaynaklı olsun hiçbir gerilimin savaş sahası olmamakta kararlı. Bu cümle, bizim sormadığımız “Ya İsrail'den İran’a saldırı olursa?” sorusuna verilmiş önleyici bir cevap niteliğindeydi.

Ürdün’ün izlediği politikanın Gazze'de acil ateşkes ilan edilmesi gerektiğinin vurgulanmasıyla yetinmeyen bir önceliğe sahip olduğunu söyleyen aynı kaynak, çünkü Gazze'de askeri operasyonların halen devam etmesinin her türlü tehlikeli tırmanışa kapıyı araladığının altını çizdi. Ürdün’ün yıllardır bu konuda uyarıda bulunduğunu belirten kaynak, bölgede herhangi bir savaşın yayılmasının tüm dünyada barışı ve güvenliği tehdit edeceğini de sözlerine ekledi.

Uzlaşılar süreci öncesi verilen mesajlar

Hem İran’ın ‘Nisan Operasyonu’ hem de Tahran’ın ihtiyatlı bir şekilde kendi operasyonuyla doğrudan ilişkilendirilmemeye çalıştığı Hamas'ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu, belki de iki devletli çözümü daha yenilikçi formüllerle yeniden masaya yatırabilecek yeni bir uzlaşılar süreci için heyecan verici mesajlardı. Gazze bu kez uzlaşı dosyalarında bir ‘ek’ değil, gelecekteki olası uzlaşıların adı olacak. Ürdün de bunu iki devletli çözüme ulaşmak için ciddi ve net (Ürdünlü kaynağa göre geri dönüşü olmayan) bir yol haritası çizmek için yakalanan bir fırsat olarak görüyor.

Amman, İran'ın Nisan Operasyonu’na atıfla “Dikkatlerin Gazze'den ve orada devam eden saldırılardan başka yöne çekilmesine izin vermemeliyiz” diyerek hedefin Filistin halkının bağımsız bir devlet kurma hakkını elde etmesini sağlayacak adil bir çözüm olduğunu vurguluyor.

ascdv
Ürdün ordusu tarafından Amman semalarında imha edilen bir füzenin enkazını inceleyen Ürdünlüler, 14 Nisan 2024 (AFP)

İran, gerçekte sona ermeden bittiği ilan edilen saldırısını kullanmaya devam edecek. İran’ın rejim yanlısı haber ajanslarındaki günlük okumalara göre Tahran, önce İran kamuoyunu etkileyerek kendi medya kazanımlarını elde etmeye çalışacak ardından bu vizyonu genişletmek ve Tahran'ın yeteneklerini gösterip yüceltmek amacıyla Arap dünyasındaki kendisine bağlı platformlara aktararak Arap sokağında, daha sonra bazı başkentlerde güvenlik karışıklıkları yaratmak için kullanılabilecek hayali bir ‘zafer hali’ yaratacaktır.

Bu da İran'ın özellikle Washington'a yönelik niyetlerinin çerçevelenmesinin, bölgede istisnasız herkesin güvenliğini garanti altına alan gerçek çözümlere ulaşmak için daha net bir çerçevelenmeye ihtiyaç duyduğu anlamına geliyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump: İran müzakereler istiyor ve Amerika güç dengesini yeniden kurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de düzenlenen Gelecek Yatırım Girişimi konferansına katılımı sırasında (Şarku'l Avsat)
ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de düzenlenen Gelecek Yatırım Girişimi konferansına katılımı sırasında (Şarku'l Avsat)
TT

Trump: İran müzakereler istiyor ve Amerika güç dengesini yeniden kurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de düzenlenen Gelecek Yatırım Girişimi konferansına katılımı sırasında (Şarku'l Avsat)
ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de düzenlenen Gelecek Yatırım Girişimi konferansına katılımı sırasında (Şarku'l Avsat)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin “İran rejiminin oluşturduğu tehdidi sona erdirdiğini” belirterek, Washington’un Tahran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin büyük bir bölümünü yok ettiğini ve İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini belirtti.

Trump, İran’ın “artık Ortadoğu’nun zorbası olmadığını” ve ABD’nin “benzeri görülmemiş” olarak nitelendirdiği bir dizi operasyonun ardından, askeri gücünün önemli ölçüde zayıfladığını ifade etti. Tahran’ın bu saldırıların ardından “müzakere için çaba gösterdiğini ve adeta yalvardığını” öne süren Trump, ABD’nin İran’la “güçlü bir konumdan” ilişki kurduğunu vurguladı.

Trump’ın açıklamaları, ABD’nin Miami kentinde düzenlenen “Gelecek Yatırım Girişimi” konferansının kapanış konuşmasında yaptı. Jeopolitik ve ekonomik mesajlar içeren uzun konuşmasında Trump, son askeri operasyonların Ortadoğu’da “oyunun kurallarını değiştirdiğini” ve İran’ın hassas tesisleri ile savunma sanayisi altyapısı dahil “temel askeri kapasitelerini parçaladığını” savundu.

Dünyanın en güçlü ordusu

ABD’nin bu operasyonlarda “en gelişmiş askeri teknolojisini” kullandığını belirten Trump, Amerikan ordusunun “dünyanın en güçlü ordusu” olduğunu ve “her yerde hassas ve etkili operasyonlar gerçekleştirebileceğini” söyledi. Son saldırıların stratejik tesisleri “yüksek hassasiyetle” hedef aldığını ve özellikle füze ile insansız hava aracı (İHA) alanlarında İran’ın “kritik kapasitelerini felç ettiğini” ifade etti.

Trump, başkanlığının ilk döneminde aldığı kararlara da değinerek, İran nükleer anlaşmasından çekilmenin “Tahran’ın nükleer silaha daha erken ulaşmasını engellediğini” savundu. Önceki politikaları eleştiren Trump, bu yaklaşımların “yeterli güvenceler olmadan İran’a mali kaynak sağladığını” iddia ederek, stratejisinin “baskı ve güç yoluyla denge kurmak” olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı İran'a karşı savaştan ve Orta Doğu'daki ekonomik ve siyasi sorunlardan bahsetti. (Şarku'l Avsat)ABD Başkanı İran'a karşı savaştan ve Orta Doğu'daki ekonomik ve siyasi sorunlardan bahsetti. (Şarku'l Avsat)

Prens Muhammed bin Selman

Trump, ABD’nin müttefiklerine verdiği desteğe de değinerek, Körfez ülkelerinin bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt’in “Washington’un yanında kararlılıkla durduğunu” belirten Trump, bu ülkelerin güvenlik koordinasyonu ve stratejik ortaklıklar yoluyla bölgesel istikrara katkı sağladığını belirtti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’dan övgüyle söz eden Trump, kendisini “harika bir lider” ve “büyük bir dost” olarak nitelendirdi. Bin Selman’ın zorlu bir dönemde cesaret ve kararlılık gösterdiğini belirten Trump, bu konumunu “hak ettiğini” ifade etti.

Ekonomi ve gelecek alanları

Ekonomik konulara da değinen Trump, ABD’nin kısa sürede “büyük bir dönüşüm yaşadığını” ve “dünyanın bir numaralı yatırım merkezi haline geldiğini” söyledi. Vergi indirimleri, iş ortamının kolaylaştırılması ve sanayiye verilen teşviklerin milyarlarca dolarlık yatırımı çektiğini, bunun ise milyonlarca yeni iş yarattığını söyledi.

Trump, ABD’nin özellikle yapay zekâ alanında küresel liderliği hedeflediğini vurgulayarak, “hiçbir rakibin bu alanda ABD’yi geçmesine izin verilmeyeceğini” belirtti. Ayrıca dijital para piyasasında da ABD’nin konumunu güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade etti.

Ortaklıklar ve küresel ekonomi

Ortadoğu başta olmak üzere ekonomik ortaklıklara değinen Trump, Suudi Arabistan ile ilişkilerin “stratejik iş birliği modeli” olduğunu söyledi. Bu ortaklıkların yatırım, enerji ve teknoloji alanlarında büyük projelerin hayata geçirilmesine katkı sağladığını belirtti.

Güvenlik ile ekonominin “birbirinden ayrılmaz” olduğunu vurgulayan Trump, Ortadoğu’daki istikrarın küresel ekonomi, yatırım ve ticaret üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. ABD’nin attığı adımların “yeni bir istikrar ve büyüme döneminin önünü açtığını” savundu.

ABD Başkanı'nın Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin kapanış konuşması (Şarku'l Avsat )ABD Başkanı'nın Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin kapanış konuşması (Şarku'l Avsat )

Siyasi muhalifleri

Konuşmasında iç politikaya da değinen Trump, siyasi rakiplerini eleştirerek, önceki dönemde ekonomi ve iç güvenliğin zayıflatıldığını öne sürdü. Kendi döneminin ekonomiye “ivme kazandırdığını”, enflasyonu düşürdüğünü ve istihdamı artırdığını belirtti.

NATO

Trump konuşmasında NATO’ya yönelik sert eleştirilerde bulunarak, ittifakın son gelişmelerde “beklentileri karşılamadığını” ifade etti. Bazı üye ülkelerin ABD’ye yeterli destek vermediğini söyleyen Trump, Washington’un savunma yükünün büyük kısmını taşıdığını belirtti. ABD’nin ittifak ilişkilerini yeniden değerlendireceğini belirten Trump, “karşılığı olmayan desteklerin sürdürülemeyeceğini” vurguladı.


İran’ın Trump’ın ateşkes şartlarına vereceği yanıt merakla bekleniyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlik sırasında konuşma yapıyor. (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlik sırasında konuşma yapıyor. (EPA)
TT

İran’ın Trump’ın ateşkes şartlarına vereceği yanıt merakla bekleniyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlik sırasında konuşma yapıyor. (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlik sırasında konuşma yapıyor. (EPA)

İran’ın ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik teklifine arabulucular üzerinden vereceği yanıt beklenirken, ABD Başkanı Donald Trump ateşkes görüşmelerinde ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Ancak müzakerelerin genel çerçevesi henüz netleşmedi. Bu süreçte Pakistan, Washington ile Tahran arasında mesaj ve önerilerin iletilmesinde başlıca kanal olarak öne çıktı.

Reuters tarafından bilgisine başvurulan bir kaynağa göre, İran’ın ABD’nin barış teklifine yanıtının kısa süre içinde açıklanması bekleniyor. Kaynak, Trump ve Beyaz Saray’daki üst düzey yetkililere, İran’ın yanıtının büyük olasılıkla bugün arabulucular aracılığıyla iletileceğinin bildirildiğini aktardı.

Trump, perşembe günü Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için İran’a verdiği süreyi uzatarak, enerji tesislerinin hedef alınması ihtimaline ilişkin yeni bir takvim açıkladı. Trump, yaptığı açıklamada, enerji tesislerinin imhasına ilişkin sürenin 10 gün uzatıldığını ve son tarihin 6 Nisan 2026 Pazartesi günü ABD doğu saati ile 20.00 olarak belirlendiğini duyurdu.

İran’ın, Pakistan üzerinden iletilen 15 maddelik öneriyi değerlendirdiği belirtildi. Kaynaklar ve çeşitli raporlar, söz konusu teklifin İran’ın nükleer programının durdurulması, füze geliştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün fiilen devredilmesi gibi talepler içerdiğini öne sürdü. İranlı bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, üst düzey yetkililer ile Dini Lider’in temsilcisinin çarşamba günü teklifi ayrıntılı biçimde incelediğini, teklifin yalnızca ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini düşündüklerini ancak diplomatik çabaların henüz sona ermediğini ifade etti.

Trump, savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin ‘çok iyi ilerlediğini’ belirterek, Tahran’a Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için ek süre tanındığını yineledi. Buna karşın İran, 15 maddelik teklif konusunda Beyaz Saray ile müzakere yürüttüğü iddialarını kamuoyu önünde reddetmeye devam ediyor.

ABD’nin İran’a boğazı yeniden açması için 10 gün daha süre tanıyacağını söyleyen Trump, aksi halde İran’ın enerji tesislerinin hedef alınacağını ifade etti. Trump ayrıca İran’ın, müzakerelerde ‘iyi niyet göstergesi’ olarak aralarında Pakistan bayrağı taşıyan gemilerin de bulunduğu 10 petrol tankerinin boğazdan geçişine izin verdiğini söyledi.

Trump, İran’ın ABD’nin taleplerine uymaması halinde Washington’un Tahran için ‘en kötü kâbus’ olacağını belirtti. Bu talepler arasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve nükleer programın sona erdirilmesi yer alıyor. İran petrolü üzerinde kontrolün de ‘masadaki seçeneklerden biri’ olduğunu dile getiren Trump, ayrıntı vermedi.

Öte yandan müzakerelerin genel görünümünün henüz netleşmediği, ateşkese yönelik somut bir ilerleme işaretinin bulunmadığı ifade ediliyor. İsrail’e yönelik füze saldırıları sürerken, İran da ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık vermeye devam ediyor

. ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-16 Fighting Falcon uçağı, Ortadoğu'daki bir üsse iniş yapıyor. (AFP)

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-16 Fighting Falcon uçağı, Ortadoğu'daki bir üsse iniş yapıyor. (AFP)

Çelişkili diplomatik şartlar

ABD’nin sunduğu teklifin, İran’ın nükleer programının tamamen tasfiye edilmesi, füze üretiminin sınırlandırılması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolün devredilmesi gibi talepler içerdiği belirtildi. Buna karşılık İran, ‘saldırıların durdurulması’, savaşın yeniden başlamayacağına dair güvence verilmesi, tazminat ödenmesi ve tüm cephelerde çatışmaların sona erdirilmesini içeren bir karşı teklif sundu.

İranlı bir yetkili, ABD’nin teklifini ‘tek taraflı’ olarak nitelendirirken, diplomatik çözüm yolunun tamamen kapanmadığını ifade etti. Aynı bağlamda Steve Witkoff ise bir anlaşmaya varılması halinde bunun ‘İran, bölge ve tüm dünya için harika olacağını’ söyledi.

Net olmayan bir resim

İran, Washington ile doğrudan görüşmeler yürütmediğini vurgularken, ABD Başkanı Donald Trump ise ABD’nin İran içinde kimlerle müzakere ettiğine dair ayrıntı vermedi. Bu durum, savaş sırasında çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği bir dönemde dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin müzakereye girme niyetinin bulunmadığını belirterek, “Mesajlar zaman zaman dost ülkeler ya da belirli kişiler aracılığıyla iletiliyor, ancak bu hiçbir şekilde diyalog ya da müzakere olarak değerlendirilemez” dedi.

Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, dolaylı temasların sürdüğünü düşündüğünü ve İran ile iyi ilişkilere sahip olan Pakistan’da yakında bir görüşme yapılması için hazırlıklar bulunduğunu ifade etti. Pakistan’ın ayrıca ABD’nin teklifini Tahran’a ileten kanal olduğu belirtiliyor.

İranlı bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD teklifinin ‘yalnızca ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini’ savundu, ancak diplomatik çabaların devam ettiğini vurguladı. İranlı kaynaklar ise Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana tutumunu sertleştirdiğini belirterek, gelecekte olası askeri adımlara karşı güvence, uğranılan zararlar için tazminat, Hürmüz Boğazı üzerinde resmi kontrol ve ateşkes anlaşmasına Lübnan’ın da dahil edilmesi taleplerinin öne çıktığını aktardı.

Göstergeler ve iletişim

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Washington’un Pakistan’ı arabulucu olarak kullanarak İran’a 15 maddelik bir ‘eylem listesi’ ilettiğini açıkladı. Söz konusu listenin, İran’ın nükleer programının kısıtlanması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi başlıkları içerdiği belirtildi. Witkoff, Beyaz Saray’daki bir toplantıda yaptığı açıklamada, “Gelişmelerin nereye varacağını ve İran’ı bunun köklü bir dönüm noktası olduğuna, önünde ölüm ve yıkımdan başka seçenek kalmadığına ikna edip edemeyeceğimizi göreceğiz” dedi.

Witkoff, İran’ın bir uzlaşmaya ikna edilebileceğine dair ‘güçlü işaretler’ bulunduğunu ifade etti. Buna karşılık Tesnim Haber Ajansı, Tahran’ın ABD teklifine yanıtını Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ilettiğini duyurdu. Ajans, ismi açıklanmayan bir kaynağa dayandırdığı haberinde, resmi yanıtın arabulucular üzerinden teslim edildiğini ve İran’ın karşı tarafın cevabını beklediğini aktardı.

Tesnim ayrıca, İran’ın beş maddelik bir karşı teklif sunduğunu belirtti. Bu teklifin; ‘saldırıların sona erdirilmesi’, İsrail veya ABD tarafından savaşın yeniden başlatılmasını engelleyecek bir mekanizma kurulması, mali tazminat ödenmesi ve tüm cephelerde çatışmaların durdurulması gibi unsurları içerdiği kaydedildi.

Güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, açıklanmayan bir yerden İran topraklarına Tomahawk seyir füzesi fırlattı. (Reuters)Güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, açıklanmayan bir yerden İran topraklarına Tomahawk seyir füzesi fırlattı. (Reuters)

Neden Pakistan?

Pakistan, hem Washington hem de Tahran ile ilişkilerini görece sürdürebilen bir ülke olması ve savaşın sona ermesinde doğrudan çıkarı bulunması nedeniyle arabulucu olarak öne çıktı. Pakistanlı yetkililer, kamuoyuna yansıyan barış girişimlerinin haftalar süren sessiz diplomasi trafiğinin ardından geldiğini belirterek, İslamabad’ın ABD ve İran temsilcileri arasında görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı.

Yetkililere göre, ABD’nin mesajları Pakistan üzerinden İran’a iletilirken, Tahran’ın yanıtları da aynı kanal üzerinden Washington’a aktarılıyor. Ancak iletişim mekanizmasının ayrıntıları ve doğrudan temas kuran taraflar hakkında bilgi verilmedi. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, İslamabad’ın taşıdığı mesajlar aracılığıyla ABD ile İran arasında ‘dolaylı görüşmeler’ yürütüldüğünü ifade etti. Arabuluculuk çabalarına Türkiye ve Mısır’ın da destek verdiği belirtildi.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin Türk ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla temaslarda bulunduğunu açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, görüşmelerin ‘yoğun çabalar’ kapsamında yürütüldüğü belirtilirken, gerilimin kademeli olarak düşürülmesi ve nihayetinde savaşın sona erdirilmesi yönünde umut ifade edildi.


Trump: Gerektiği takdirde Amerika Birleşik Devletleri NATO ülkelerini desteklemeyebilir

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: Gerektiği takdirde Amerika Birleşik Devletleri NATO ülkelerini desteklemeyebilir

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için askeri destek göndermeyi reddetmelerinden duyduğu hoşnutsuzluğu bir kez daha dile getirerek, Washington'un talep edilmesi halinde onlara yardım etmeyebileceğini söyledi.

Miami'de düzenlenen bir ekonomi etkinliğinde konuşan Trump, “Onlar orada değillerdi. NATO'yu korumak için yılda yüz milyarlarca dolar harcıyoruz ve her zaman onların yanında olurduk, ancak şimdi, yaptıkları eylemlere bakılırsa, bence buna mecbur değiliz, değil mi?” ifadelerini kullandı.

Şöyle devam etti: “Onlar bizim için orada değillerse, biz neden onlar için oradayız?”