ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a 95 milyar dolarlık yardımı onayladı

Ukrayna'ya yönelik dış yarım paketinde, ABD bankalarında bulunan milyarlarca dolar değerindeki Rus varlıklarına el konulması ve Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılması yönünde maddeler de yer aldı

ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
TT

ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a 95 milyar dolarlık yardımı onayladı

ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)
ABD Kongresi'nden bir kare (Arşiv - AFP)

ABD Temsilciler Meclisi'nde yapılan oylamada, Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a yönelik 95 milyar dolarlık yardım kabul edildi.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi, Kiev yönetiminin Rusya'ya karşı verdiği savaşta, stoklarının erimek üzere olduğu bir dönemde, 6 aylık siyasi çıkmazı sonlandırarak, İsrail ve Tayvan yardımlarıyla 95 milyar doları bulan tasarıyı onayladı.

Temsilciler Meclisinin Cumhuriyetçi başkanı Mike Johnson, Demokratlarla hareket ederek, kendi partisindeki itiraz oylarını bastırırken, yasa tasarısı iki partinin desteğiyle 122 ret oyuna karşın 311 evet oyuyla kabul edildi.

ABD Başkanı Joe Biden ve Demokratların çoğunluğundaki Senatonun da söz konusu yardım paketini muhtemelen salı günü onaylaması bekleniyor.

Temsilciler Meclisinden geçen 95 milyar dolarlık paket, 61 milyar dolarlık Ukrayna yardımının dışında, İsrail'e 26 ve Hint-Pasifik bölgesinin (Tayvan) güvenliğine 8 milyar dolar yardım yapılmasını da içeriyor.

İsrail'e ayrılan 26 milyar dolarlık paketin içindeki 9 milyar dolarlık bölümün Gazze dahil çeşitli savaş bölgelerinde kullanılmak üzere insani yardımlara ayrılması öngörülüyor.

- Yardım paketi, dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna'nın yararına kullanmasını da içeriyor

Temsilciler Meclisinden geçen Ukrayna'ya yönelik dış yarım paketinde, ABD bankalarında bulunan milyarlarca dolar değerindeki Rus varlıklarına el konulması ve Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılması yönünde maddeler de yer aldı.

Mecliste aylardır bekletilen dış yardım paketinin bir parçası olan REPO Yasası'nın bugünkü diğer yardım paketleriyle onaylanması, Rusya'nın tamamı 300 milyar doları bulan dondurulmuş varlıklarından ABD bankalarındaki 6 milyar dolarlık kısmının, Ukrayna için harcanmasının önünü açtı.

Yardım paketlerinin Senato ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından da onaylanması durumunda, ABD bankalarına, dondurulmuş Rus varlıklarını Ukrayna için özel bir fona aktarma yetkisi verecek.

2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından sonra G7 ülkeleri ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya, ortak kararla, Rusya'nın bu ülkelerde bulunan 300 milyar dolar varlığını dondurmuştu.

- Biden'dan bağımsız tasarılara destek

ABD Başkanı Joe Biden, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tarafından sunulan yardım tasarısına destek verdiğini belirtmişti.

Biden, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail ve Ukrayna'ya kritik desteği sağlayacak, aynı zamanda Gazze'deki Filistinlilere insani yardım temin edecek ve Hint-Pasifik bölgesinde güvenlik ve istikrarı güçlendirecek bu paketi güçlü şekilde destekliyorum." ifadesini kullanmıştı.

Biden, tasarıyı Kongreden geçip masasına geldiği anda hızlıca imzalayacağını bildirmişti.



Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Zelenskiy, İran'daki ayaklanma konusunda yardım çağrısında bulundu

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
TT

Zelenskiy, İran'daki ayaklanma konusunda yardım çağrısında bulundu

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (EPA)

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy dün yaptığı açıklamada, dünyanın İranlıların protestoları değişim için bir fırsat olarak değerlendirmelerine yardımcı olması gerektiğini ve onları “ülkelerine ve Ukrayna dahil diğer ülkelere kötülük getiren yönetimden” kurtarması gerektiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Zelenskiy akşam saatlerinde yaptığı video konuşmasında, İran'ı kasıp kavuran protestoları “ayaklanma” olarak nitelendirdi.

Zelenskiy, bu karışıklıkların Rusya'nın İran ile olan yakın ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi. Bu ilişkiler arasında, yaklaşık dört yıldır Kiev'e karşı sürdürdüğü savaşta İran yapımı Şahid insansız hava araçlarını (İHA) yaygın olarak kullanması da yer alıyor.

“Dünyadaki her normal insan, İran halkının nihayet Ukrayna ve diğer ülkelere çok fazla kötülük getiren rejimden kurtulmasını çaresizce istiyor” ifadesini kullandı.

Şöyle devam etti: “Değişimin mümkün olduğu bu anı dünyanın kaçırmaması önemlidir. Her lider, her ülke ve her uluslararası kuruluş şimdi harekete geçmeli ve halkın, İran'ın talihsiz durumundan sorumlu olanları görevden almasına yardım etmelidir.”

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 28 Aralık'ta başlayan protestolarda 572 kişinin öldüğünü ve 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını doğruladığını açıkladı.

Protestolar, ekonomik zorluklarla ilgili şikayetlerden mevcut rejimin devrilmesi çağrılarına dönüştü.

Kremlin'in 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana Rusya ve İran ilişkilerini güçlendirdi. Geçen yıl, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, askeri ilişkileri derinleştiren ve çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendiren 20 yıllık bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı.


İsveç, Grönland'dan sonra ABD'nin ‘bir sonraki hedefi’ olabileceğinden endişe ediyor

Grönland'ın başkenti Nuuk'un genel görünümü (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un genel görünümü (AP)
TT

İsveç, Grönland'dan sonra ABD'nin ‘bir sonraki hedefi’ olabileceğinden endişe ediyor

Grönland'ın başkenti Nuuk'un genel görünümü (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un genel görünümü (AP)

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, ülkesinin mineral kaynakları nedeniyle ABD için ‘öncelikli hedef’ haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Busch, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Grönland’ın ardından İsveç’in maden zenginliklerini de çekici bulabileceğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Rus haber ajansı Sputnik’ten aktardığına göre Busch, maden endüstrisinin güçlendirilmesinin önemini vurgulayarak, “Kaynaklarımızı nasıl yöneteceğimize kendimiz karar vermeliyiz. İsveç’in kontrol edilmesi zor bir ülke olmasını istiyorum; Donald Trump gibi liderler İsveç üzerinde daha fazla hakimiyet kurmakta zorlanmalı” dedi.

Busch, nadir toprak elementleri ve minerallerin modern teknolojinin önemli bir parçası olduğunu belirterek, İsveç’te 17 nadir toprak elementinden 7’sinin bulunduğunu açıkladı.

Busch, hükümetin, tedarik güvenliğini artırmaya ve İsveç’in bağımsızlığını güçlendirmeye odaklanan ‘daha radikal’ bir maden stratejisi hazırlamayı planladığını söyledi.

Busch ayrıca, “ABD’nin şu anda bazı ülkeleri işgal ettiğini göz önüne alarak, daha radikal bir düşünme tarzını benimsemeye başlamamız gerekiyor” ifadesini kullandı.

Diğer yandan İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist dün yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Grönland konusundaki tutumunun NATO içinde ‘belirsizlik yarattığını’ belirtti.