İran içinde ve dışında uzlaşıya karşı Hamaney'i destekleyen grup: Paydari Cephesi

İsrail'e karşı saldırıyı destekleyen ve savaş hasreti çeken milis grup

DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
TT

İran içinde ve dışında uzlaşıya karşı Hamaney'i destekleyen grup: Paydari Cephesi

DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)
DMO’nun İsrail'e düzenlediği saldırı sonrası düzenlenen kutlamalar sırasında füze maketi taşıyan bir İranlı (Reuters)

The Economist

İran, ‘Küçük Şeytan’ olarak tanımladığı İsrail’e karşı 45 yıldır sürdürdüğü ısrarlı düşmanlığa rağmen bugüne kadar kendi topraklarından ona tek bir kurşun bile sıkmadı. Bunun yerine İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ifadesiyle ‘Kudüs'e giden yol, Irak’ın Şiiler için önemli bir şehri olan Kerbela'dan geçtiği’ için Irak'la savaşmayı seçti.İran'ın 1989 yılından beri dini lideri (rehber) olan" Humeyni’nin halefi Ayetullah Ali Hamaney de İsrail’e ait hedefleri vurmak için Lübnan’daki Hizbullah ve Şii milis güçlerin yanı sıra, Hamas ve İslami Cihad Hareketi gibi Filistinli silahlı grupları kullanarak onunla doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı. İsrail son yıllarda İran'ın nükleer tesislerine saldırılar düzenlediğinde ve nükleer programda görevli bilim insanlarına başkent Tahran'ın göbeğinde suikastlar gerçekleştirdiğinde Hamaney'in danışmanları ‘stratejik sabır’ çağrısında bulundular.

Ancak tüm bu tablo artık değişti. İran'ın 13 Nisan'da İsrail'e 300'den fazla insansız hava aracı (İHA), kruz (seyir) füzesi ve balistik füzelerle saldırması, İran'ın eski Beyrut Büyükelçisi Ahmed Destmalçiyan’ın da dediği gibi, bir paradigma değişikliğinin habercisiydi. ABD’nin 2020 yılının başlarında İran’ın en üst düzey askeri komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesine yapılan misillemenin çok ötesinde olan bu saldırıdaki ateş gücü, İranlıların çoğunu hayrete düşürdü. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı General Hüseyin Selami bu gelişmeyi, rejimin artık ‘yeni bir denkleme’ göre hareket ettiğini söyleyerek açıkladı. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin danışmanlarından biri de 14 Nisan'da X hesabından yaptığı paylaşımda ‘stratejik sabır döneminin sona erdiğini’ belirtti.

Dışarıdan gelen baskılar bu politika değişikliğinin kısmi olarak açıklaması olabilir. İsrail, geçtiğimiz ekim ayında Gazze'ye savaşın başlamasından bu yana İran’ın Ortadoğu'daki hedeflerine karşı saldırılarını yoğunlaştırırken, Suriye’de ve Lübnan'da gerçekleşen saldırılarda 18 DMO komutanı ve yaklaşık 250 Hizbullah üyesini öldürdü. İran'ın uluslararası hukuka göre egemenlik alanı olduğunda ısrar ettiği Şam'daki diplomatik yerleşkesine İsrail tarafından nisan ayında düzenlenen hava saldırısı, İran'ın uzun süredir vekilleri aracılığıyla sağladığını düşündüğü caydırıcılığının artık geçerli olmadığını kanıtladı.

Paydari Cephesi’nin aşırı muhafazakâr üyeleri, askeri hırslarıyla ilgili söylemlerinde manevi terimler kullanıyorlar.

“Paydari Cephesi” (Cephe-i Paydari/Direniş Cephesi)

Ancak İran’daki karar alma sürecinin şekillenmesinde yerel güçler de rol oynuyor. Hamaney, siyasi kariyerinin büyük bölümünde kendisi gibi açık sözlü muhafazakâr pragmatistlere güvendi. Bu kişilerin çoğu rejimin öne çıkan savaş gücü olan DMO'da komutandı ve rejimi güçlendireceğini düşündükleri takdirde Batı ile çalışmaktan dahi çekinmezlerdi. Ancak son zamanlarda İran’da, İsrail için aşırı sağ neyse İran için de aynısını temsil eden aşırı muhafazakâr bir grup ortaya çıktı.

Bunların arasında gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında herhangi bir tarafla herhangi bir uzlaşıya karşı çıkan radikal ve aşırı muhafazakâr Şiilerden oluşan ‘Paydari Cephesi’ ya da diğer adıyla ‘İslam Devrimi İstikrar Cephesi’ de yer alıyor. Kendilerini eleştirenleri ‘ateist ve devrim düşmanı’ olarak yaftalayıp, Tahran'daki parkları mescitlere çevirmek istiyorlar. Batılı ülkelerle her türlü uzlaşıyı o kadar kötü görüyorlar ki, bazıları Kapsamlı Ortak Eylem Planı (İran'ın nükleer programını frenlemek için 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşma/KOEP) metnini İran Şura Meclisi’nin çatısı altında yaktılar. İsrail’in saldırıları karşısında ‘stratejik sabır’ ile yatıştırma arasında bir fark görmüyorlar.

Muhalifleri ise Paydari Cephesi'ni, ‘devletin ele geçirilmesi sürecini organize etmekle’ suçluyorlar. Gerçekten de 2021 yılında cumhurbaşkanı seçilen İran'ın katı muhafazakâr çizgideki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran'ın en radikal din adamlarından biri olan kayınpederinin coşkulu vaazlarının da etkisiyle bu gruptan pek çok kişiyi hükümetin önemli makamlarına yerleştirdi.

Paydari Cephesi, çok sayıda kişinin boykot ettiği son parlamento seçimlerinde gücünü daha da pekiştirdi. Hatta aynı seçimlerde Tahran'ın pragmatikligi ile bilinen eski Belediye Başkanı, DMO'nun eski komutanlarından ve Hamaney'in akrabası olan Muhammed Bakır Kalibaf'a karşı ezici bir zafer kazandılar. Şimdi de Kalibaf'ı meclis başkanlığı görevinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Son zamanlarda İran’da, İsrail için aşırı sağ neyse İran için de aynısını temsil eden aşırı muhafazakâr bir grup ortaya çıktı.

Realistler

İran ordusu içindeki realistler, İsrail'in teknolojik açıdan üstün olan savaş envanterine kıyasla mühimmatlarının eski olduğunu kabul ediyorlar. İran, Şah döneminde ordusu bakımından rakipsiz bir bölgesel güçtü. Ancak o tarihten bu yana İran Hava Kuvvetleri’nde büyük bir modernizasyon gerçekleşmiş değil. İran Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu 1960'lı yıllardan kalma Amerikan yapımı F-4 savaş uçakları, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan İsrail'in F-35'lerinin yanında son derece sönük kalıyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla dergisinden aktardığı analize göre İran'ın tanklarının çoğu İkinci Dünya Savaşı’ndan kalmadır. Öte yandan DMO’nun aşırı muhafazakârları askeri hırslarını dile getirirken manevi terimler kullanıyorlar. Sık sık Kur’an-ı Kerim ayetlerine atıfta bulunuyorlar. Örneğin, İran’ın İsrail’e saldırısında da “(Oku) attığında da sen atmadın, Allah attı” (Enfal-17) ayetine atıfta bulundular. Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in 7. yüzyılda Kerbela'da Müslüman bir lider tarafından öldürüldüğü ve kurban olduğu, Şiiler arasında en saygıdeğer şahsiyet haline geldiği tarihi olaydan ilham alıyorlar.

fdrbgn
İsrail ordusu İran'a ait olduğunu açıkladığı balistik füzenin düşürülmesinden sonra gazetecilere gösterdi (Reuters)

Onlar, Müslüman Şiilerin kıyamet yaklaştığında gelmesini ve yeryüzünde adaleti sağlamasını bekledikleri mesihvari bir figür olan İmam Zaman’ın gelişinin müjdeleyicisi olacağına inandıkları dehşet verici bir olayın yaşanmasını umuyorlar. İran'ın İsrail’e saldırısının ardından kutlama yapmak için sokaklara döküldüler ve şeker dağıttılar. Tahran'daki reklam panolarına, İsraillilere mühimmat stoklayarak yeni saldırılara hazırlanmalarını tavsiye eden İbranice pankartlar astılar.

Paydari Cephesi’nin aşırı muhafazalar mensupları DMO’ya da sızdılar. Paydari Cephesi'nden din adamları tarafından yönetilen yaz kamplarına katılan yeni bir komutan sınıfı ortaya çıkarken, bu sınıftan birçoğu DMO’nun çeşitli birliklerinin başına atandı. Chattanooga'daki Tennessee Üniversitesi'nde görev yapan ve DMO konusunda uzman olan Said Golkar, bu yeni neslin eski nesillerin aksine daha ideolojik ve nefret dolu, daha deneyimsiz ve daha az gerçekçi oldukları değerlendirmesinde bulundu. 1980'lerdeki İran-Irak savaşını hatırlamadıklarını ve strateji geliştirmek için dini metinleri kullandıklarını belirten Golkar, “Savaşı bilmeyenler savaşmaya en istekli olanlardır” şeklindeki İran atasözünü hatırlattı.

Karar mercii

Ancak DMO saflarındaki bu gençlik coşkusuna rağmen son sözü halen Hamaney söylüyor. DMO’nun üst düzey komutanları, saldırıdan üç gün önce İsrail’e ve müttefiklerine saldırıyı haber verdiklerini ve saldırının ne zaman biteceğini bildirdiklerini açıkladılar. Bazı İranlılar ise şu an 84 yaşında olan Hamaney'in Paydari Cephesi’ne karşı koyabileceğine şüpheyle yaklaşıyorlar. İbrahim Reisi’nin katı muhafazakâr yönetimi, kamudaki reformistleri ve diğer muhalifleri uzaklaştırırken İsrail’in devam eden saldırılarını, rejim içinde itidal çağrısı yapan pragmatistleri marjinalleştirmek için kullandılar. Hatta bazıları, İsrail'in İran topraklarına saldırması ihtimalini memnuniyetle karşılamakta tereddüt dahi etmezken, böyle bir saldırının milliyetleriyle gurur duyan İranlıları birleştireceğine inanıyorlar.

Ancak Paydari Cephesi'nin hatırı sayılır bir nüfuzu olmasına rağmen, yükselişi İran İslam Cumhuriyeti'ni daha da yıpratabilir. Tıpkı İranlı liderlerle vatandaşlar arasındaki uçurumun giderek derinleştiği gibi. İsrail'de Binyamin Netanyahu ne kadar sevilmiyorsa, İran’da da Cumhurbaşkanı Reisi o kadar sevilmiyor. İranlıların çoğu 13 Nisan’daki İsrail’e yönelik saldırının ardından, riyalin dolar karşısında rekor seviyeye gerilemesini gerekçe göstererek, ülke ekonomisinin mahvolmasından Reisi'nin ‘deneyimsiz’ danışmanlarını sorumlu tutuyorlar.

Paydari Cephesi'nin yükselişi İran İslam Cumhuriyeti'ni daha da yıpratabilir.

Hatta bu coşkunun İran'ı istemeden bir savaşa sürükleyebileceğinden korkanların sayısı da az değil. Bu durum, bazı İranlıların rejime muhalif olanları müttefikleri olarak görmeye başlamalarına yol açtı.

İranlılar, İsrail’e düzenlenen füzeli saldırıların ardından, bu saldırıların etkisiz olmasıyla ilgili espriler dahi yaptılar. Bunlardan biri ‘çok sayıda İsraillinin gülerek öldüğü’ esprisiydi.

Sokaklarda duvarlara İsrail'i misilleme yapması için teşvik edici grafitiler çizilip “Vur onları İsrail, İran halkı senin arkanda” yazılırken, İranlı bir gözlemci, İsrail saldırısına İran'ın vereceği yanıtın, rejim için saldırının kendisinden daha büyük bir tehdit oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra Merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.