ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
TT

ABD'deki üniversitelerde Filistin yanlısı öğrencilerin eylemleri yayılıyor

Fotoğraf: Selçuk Acar / AA
Fotoğraf: Selçuk Acar / AA

ABD'de Columbia Üniversitesi yönetimi ile öğrenciler arasında geçen hafta başlayan ve yüzlerce kişinin gözaltına alınmasına sebep olan Filistin yanlısı protestolar, ülke genelindeki diğer üniversitelere de yayıldı.

Columbia Üniversitesinin Gazze'deki soykırımı destekleyen şirketlere sağladığı mali yatırımlara tepki göstermek için kampüsün bahçesinde oturma eylemi başlatan Filistin yanlısı göstericilere New York polisinin müdahalesi sonrası, yönetim ile öğrenciler arasındaki gerginlik arttı.

Eylemin üniversitenin işleyişi için "tehdit oluşturduğunu" savunan Rektör Minouche Shafik'in yardım talebi üzerine göstericilere müdahale eden polis 108 öğrenciyi gözaltına almış, okul yönetimi de eyleme karışan yaklaşık 80 öğrenciye okuldan uzaklaştırma cezası vermişti.

Bunun üzerine, ABD'nin dört bir yanında öğrenciler, dayanışma amacıyla üniversitelerinde kendi eylemlerini başlattı.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını durdurmasını isteyen üniversite öğrencileri, protestolar kapsamında okullarının Gazze'de ateşkes çağrılarına destek vermesini, İsrail'e silah tedarik eden şirketlerle iş yapmayı durdurmasını, İsrail'in askeri çabalarına yardımcı projeler için bu ülkeden araştırma parası kabul etmeyi sonlandırmasını ve "Gazze'deki soykırıma destek veren şirketlere" finansal yatırımı durdurmasını talep ediyor.

- The New School

New York kentinde bulunan araştırma üniversitesi The New School'da Filistin halkının yaşadığı sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlayan "Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun üyeleri, üniversitenin merkez binasında kamp kurdu.

Öğrencilerin kurdukları çadırların yanında "Soykırımdan hemen vazgeçin" yazılı pankartlar gözlemlenirken protestocular kampüsün pencerelerine sokaktan görülebilecek şekilde "Gazze Dayanışma Kampı" yazılı afişler yapıştırdı.

Üniversitenin New York Polisi ile ilişiğini kesmesini isteyen öğrenciler, üniversitenin İsrail'i boykot etmesini de istedi.

Grubun sosyal medya platformu Instagram üzerinden yaptığı paylaşımlarda, "Gazze dayanışma kampına katılın!", "Columbia Üniversitesindeki yoldaşlarımızın ayak izlerini takip ediyoruz." ifadeleri yer aldı.

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (TNS SJP)" grubunun organizatörlerinden Kartik Gupta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Columbia Üniversitesindeki öğrencilerle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

Gupta, "Kampı, Filistin yanlısı sesleri bastıran ve Gazze'de yaklaşık 7 aydır devam eden soykırıma sessiz kalan ülkemizdeki eğitim kurumlarının suç ortaklığını protesto etmek için süresiz olarak kurduk." dedi.

Okulda İsrail'in Gazze'ye saldırılarını kınadıkları için haklarında soruşturma başlatılan ve gözetim altında tutulan öğrenciler ile öğretim üyeleri olduğunu vurgulayan Gupta, "Halktan yana olduğunu iddia eden bir kurumunun, öğrencileri ve öğretim üyeleri için doğru olanı yapmaması bizi rahatsız ediyor." ifadesini kullandı.

- New York Üniversitesi

New York Üniversitesi (NYU) öğrencileri de İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı çıkmak ve Columbia'daki öğrencilere destek olmak amacıyla kampüste eylem başlattı.

Washington Square Park yakınındaki Gould Plaza önünde protestolarını sürdüren NYU öğrencileri, üniversite yönetiminden İsrail’in Filistin işgaline destek veren şirketlerle yatırım ilişkilerini sonlandırması talebinde bulundu.

Eylem sırasında New York polisi, protesto eden 100'den fazla Filistin yanlısı öğrenciye müdahale ederek gözaltına aldı.

NYU'nun Stern İşletme Fakültesinin önüne kontrplak duvar örüldü.

- Yale Üniversitesi

ABD'nin prestijli okullarından Yale Üniversitesinde de öğrenciler, soykırımla yargılanan İsrail'in Gazze'de devam eden saldırılarına karşı Beinecke Plaza'da oturma eylemi başlattı.

Öğrenciler, Yale yönetiminden, üniversitenin İsrail ile bağlantılı "silah üreten" şirketlere yatırımlarına son vermesi talebinde bulundu.

Üniversite yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, "Yale topluluğunun emniyeti ve güvenliği" gerekçesiyle polisten yardım istediğini ve eyleme son vermek istemeyen 47 öğrencinin gözaltına alındığını belirtti.

Yale yönetimi, ayrıca söz konusu öğrencilerin "okuldan uzaklaştırma" talebiyle disiplin kuruluna sevk edildiği bilgisini paylaştı.

- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

ABD'nin diğer önde gelen okullarından Massachusetts Teknoloji Ensititüsü (MIT) öğrencileri de üniversite bahçesinde kamp kurdu.

Üniversitenin, İsrail Savunma Bakanlığından 2015'ten bu yana araştırmalar için 11 milyon dolar fon aldığını belirten öğrenciler, MIT'nin İsrail ordusu ile bağlantılarını koparmadan protestolara son vermeyeceklerini açıkladı.

- Tufts Üniversitesi

Tufts Üniversitesinden bir grup öğrenci de okulun Medford'daki kampüsünde oturma eylemi başlattı. Filistin yanlısı öğrenciler, çadırdan oluşan kamp kurdu.

Tufts Üniversitesi yönetim sözcüsü Patrick Collins, yerel basına yaptığı açıklamada, "durumu yakından izlediklerini" belirtti.

Öğrencilerin kampüste gösteri yapmak da dahil olmak üzere görüşlerini ifade etmelerine izin verildiğini ifade eden Collins, üniversite politikasını ihlal eden davranışlarda bulunan tüm topluluk üyelerinin sorumlu tutulacağını kaydetti.

Collins, "Bu konudaki tutumumuz birkaç yıldır açık ve tutarlıdır. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) Hareketi'ni desteklemiyoruz." dedi.

- Emerson College

Emerson College öğrencileri de Filistinlilere destek için düzenledikleri ve Boston'daki Boylston Caddesi'nde kamp kurdukları protestolarına devam ediyor.

Emerson College yönetimi yetkililerinden Jay Bernhardt, öğrencilerin kendi düşüncelerini protestolarla ifade etme hakkı olduğunu ancak yönetimin güvenliği veya eğitimin devamını tehdit edecek faaliyetlere tolerans göstermeyeceğini açıkladı.

- Kuzey Carolina Üniversitesi

Kuzey Carolina Üniversitesi (UNC) öğrencileri de Columbia Üniversitesi eylemlerinde tutuklanan öğrencilere destek için kampüste protesto düzenledi

"Filistin'de Adalet için Öğrenciler (UNC SJP)" adlı öğrenci topluluğunun organize ettiği eylem kapsamında öğrenciler, rektörün ofisinin bulunduğu Güney Binası'nın dışındaki avluda toplandı.

Çadırlarda, sandalyelerde ve piknik örtülerinde oturan öğrenciler, Gazze ile dayanışma sloganları attı.

UNC SJP'in sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, "Her yerde bilinçli öğrenciler ayağa kalkıyor ve kurumlarının İsrail'in Filistin ve Filistinlilerin yaşamına yönelik soykırımındaki suç ortaklığına karşı seslerini yükseltiyor." denildi.

- Stanford Üniversitesi

California eyaletindeki Stanford Üniversitesinde Filistin yanlısı öğrenciler, Gazze Şeridi'nde devam eden İsrail saldırılarına tepki gösterdi.

Düzenledikleri gösteri kapsamında Filistin bayrakları ve pankartlar taşıyan öğrenciler, İsrail aleyhine sloganlar attı.

- Minnesota Üniversitesi

Minnesota Üniversitesi, Filistin'e desteklerini göstermek ve üniversitenin İsrail'i destekleyen şirket ve akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etmek için Walter Library önünde kamp kurdu.

Öğrenciler, üniversitenin Lockheed Martin, General Dynamics, Boeing ve Honeywell gibi şirketlerle Tel Aviv Üniversitesi, Kudüs İbrani Üniversitesi ve Hayfa Üniversitesi gibi akademik enstitülerle ilişiğini kesmesini talep etti.

Bir üniversite sözcüsü, izinsiz çadırların üniversite arazisinde yasak olduğunu belirterek protestolar sırasında 9 öğrencinin gözaltına alındığını açıkladı.

- California Üniversitesi

California Üniversitesinden (UCLA) öğrenciler, Gazze'de saldırıların sona ermesi ve üniversitenin İsrail'le bağlantılı şirketlere yatırımını sonlandırmasını talep etmek amacıyla Sproul Plaza'da kamp kurdu.

Geçen hafta 100'den fazla kişinin tutuklandığı Columbia Üniversitesinde devam eden Filistin yanlısı protestolarla dayanışma amacıyla çadır kurduklarını belirten öğrenciler, eylemi "dayanışma kampı" olarak adlandırdı.

Öte yandan, üniversite yönetimi sözcüsü, okulun yatırım politikalarını ve uygulamalarını değiştirmeye yönelik planı olmadığını söyledi.

- Michigan Üniversitesi

Michigan Üniversitesi öğrencileri de 22 Nisan'da Filistin'e desteklerini göstermek için merkez kampüste onlarca çadır kurdu.

Üniversitenin İsrail'i destekleyen kuruluş ve şirketlerle olan anlaşmalarını bitirmesini isteyen öğrenciler, protestolarına gelecek iki hafta devam etmeyi planladıklarını bildirdi.

Protestoya 100'den fazla öğrenci katıldı.

- Harvard Üniversitesi, protestoları engellemek için avlusunu kapattı

Üniversite yönetimi, Harvard Avlusu girişlerine astığı yazıda, çadır veya masa gibi binalara girişi kısıtlayacak eşyaların getirilmesi halinde bu eşyaları getirenlere disiplin cezası verilebileceğini açıkladı.

Avluda çalışan öğrencilere yollanan e-postada ise avlunun "tedbirli davranmak ve toplumun güvenliğini ön planda tutmak" amacıyla cuma gününe kadar kapatıldığı aktarıldı.



İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
TT

İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026

Ömer Önhon

İranlılar, 1979 devriminden sonra iktidarı ele geçiren rejimi protesto etmek için sayısız kez sokaklara döküldüler; bu, İslam Cumhuriyeti tarihinde çok tanıdık bir sahne haline geldi. Ancak bu kez, protestolar daha derin ve daha tehlikeli anlamlar taşıyor.

Protestoların itici gücü artık rejimin ideolojik ve baskıcı doğasıyla sınırlı değil; günlük yaşamın her yönünü etkileyen boğucu bir ekonomik krizi de içerecek şekilde genişledi. Öfke yayılırken, dikkat çekici bir gelişme yaşandı; geleneksel olarak rejimin destekçileri olarak kabul edilen ve daha önce protestolardan uzak duran Tahran Kapalı Çarşı tüccarlarının da protestolara dahil olması. Onların dahil olması, rejim için endişe verici bir değişimi temsil ediyor, ancak bu, rejimin yakın zamanda yıkılacağının kesin bir göstergesi değil.

Bu harekete karşılık olarak, İran makamları protestoları bastırmak için rejim güvenlik güçlerini, Devrim Muhafızlarını ve Besic olarak bilinen sadık milisleri büyük sayılarda sokaklarda konuşlandırdı. Tahminler, yaklaşık üç bin kişinin öldürüldüğüne, binlerce kişinin de yaralandığına ve tutuklandığına, gerçek can kaybının ise resmi rakamlardan üç veya dört kat daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Krizi açıklarken, İran rejimi yaşananları ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan yabancı müdahaleye ve ekonomiye olan ciddi etkisinden dolayı uluslararası yaptırımlara bağlıyor. Bu iddialar bir miktar doğruluk payı içerse de, krizin kökenleri çok daha derine iniyor ve esas olarak rejimin kendi içindeki yapısal dengesizliklerden kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Enflasyon yüzde 45 ile 50 arasında seyrediyor, İran tümeni yabancı para birimleri karşısında değerinin önemli bir kısmını kaybetti, emekli maaşlarını ödeme sorunu kötüleşiyor ve İranlılar genel bir tükenmişlik ve bitkinlik duygusu yaşıyor. Halk her geçen gün daha da fakirleşirken, rejimin elitleri ve fırsatçıları, adaletsizlik duygusunu daha da artıran yaygın yolsuzluk ortamında servet biriktirmeye devam ediyor.

Ekonomik krizin yanı sıra, İran makamları yıllardır Tahran'daki hava kirliliği de dahil olmak üzere kronik sorunlarla başa çıkmayı başaramadı; bu sorunlara şimdi kuraklık krizi de eklendi. Bu arada, ülkenin kıt kaynakları, çoğu ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarla büyük ölçüde yok edilen çok sayıda silahlanma programına yönlendirildi.

İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor.

Suriye krizinin yankıları bölge ve dünya genelinde hâlâ tazeyken, nüfus ve doğal kaynaklar açısından Suriye'den çok daha büyük bir ülke olan İran'ın çöküşünün potansiyel etkileri düşünüldüğünde endişe daha da artıyor. Bu olasılık, bölgenin çok ötesine uzanan sarsıntılara neden oluyor. Dolayısıyla ilk soru şu: Rejim gerçekten devrilecek mi ve böyle bir değişimin maliyeti ne olacak? Bunu daha ağır bir soru izliyor: Eğer böyle bir durum yaşanırsa, sonrasında sahne nasıl görünecek?

Bu bağlamda, ABD ve İsrail, İranlı protestoculara açık desteklerini açıkladılar. Doğu ve Batı arasındaki ticaret ve enerji yollarında stratejik bir konuma ve yine dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden birine sahip olan İran, ABD Başkanı Donald Trump için Gazze, Venezuela ve Grönland'a benzer bir başka cazip yatırım fırsatı olarak öne çıkıyor.

Trump, rejim protestocuları öldürürse müdahale tehdidinde bulundu ve İranlılara gösterilerinin ivmesini artırma çağrısı yaptı. Ancak, ölümlerin durduğuna ve rejimin protestocuları infaz etme planlarının olmadığına dair bilgilere sahip olduğuna dair son açıklamaları, gerçek niyetleri konusunda bazı belirsizlikler yarattı.

cdfgthy
İran'ın Tahran şehrinde bir kadın sokakta yürüyor, 15 Ocak 2026 (Reuters)

Buna paralel olarak, arka kapı diplomasisi yoluyla İran'ın bazı ABD talepleri karşısında geri adım attığına dair iddialar dolaşıyor. ABD kaynakları ve bilgi sahibi medya kuruluşları, ABD Başkanı’nın hâlâ seçeneklerini değerlendirdiğini ve olası bir askeri müdahalenin tam ölçekli bir işgalden ziyade sınırlı ve belirli olacağını bildiriyor.

Ancak, Venezuela ve başka yerlerde zaten yük altında olan ABD, herhangi bir çatışmanın kontrolden çıkabileceğini kabul ediyor. İran direnir ve karşı saldırı başlatırsa, Washington, bölgeye ve ötesine yayılacak öngörülemeyen sonuçları olan uzun süreli bir çatışmaya sürüklenebilir.

Bu bağlamda, üst düzey bir İranlı yetkilinin, ABD tarafından saldırıya uğramaları durumunda ülkelerinin Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye'deki ABD üslerine saldırı düzenleyeceğini söylediği aktarıldı. Önlem olarak, ABD, Ortadoğu'daki en büyük ABD askeri üssü olan Katar'daki el-Udeyd Hava Üssü'nden bazı askeri personelini geri çekti.

İsrail ise, İran'da açıkça rejim değişikliği arayışında olup, yerine Şah dönemini anımsatan dost bir yönetimin gelmesini umuyor. Buna karşılık, Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman ve bölgedeki diğer ülkeler, askeri müdahale veya savaşın olumsuz sonuçları korkusuyla itidal çağrısında bulundular, topraklarının herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceklerini vurguladılar.

En çok endişe duyan ülkeler arasında Türkiye öne çıkıyor. İran ile ekonomik ve sosyal bağlarına rağmen, iki ülke Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'da bölgesel rakiplerdir; bu rekabet, Suriye'deki kriz ve iç savaş sırasında özellikle belirgin hale geldi.

Ankara, diğer bölgesel güçler gibi, askeri müdahalenin olumsuz sonuçlar doğuracağına inanıyor. Yeni bir kitlesel göç dalgası, Irak ve Suriye'dekine benzer bir Kürt sorununun ortaya çıkması ve enerji arzında aksamalardan korkuyor. Buna ek olarak, İsrail ile dost yeni bir İran yönetiminin kurulması endişesi de var; bu durum Türkiye için son derece rahatsız edici bir olasılık.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor

Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özellikle İsrail'i işaret ederek, bir dış müdahale olduğunu belirtti. İsrail’in İran'daki protestolardan istediği sonucu alamayacağını varsayması, rejimin çökmesi olasılığından şüphe duyduğu şeklinde yorumlanabilir.

Fidan, 24 saat içinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki telefon görüşmesi yaptı ve ayrıca ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile de temasa geçti. Bu, Türkiye'nin gerilimi kontrol altına alma ve durumu yatıştırma yönündeki diplomatik çabaları olarak görülebilir.

sdvfd
Lahey'de düzenlenen ve İran'daki kitlesel protestoları destekleyen bir mitingde göstericiler İran bayrakları ve pankartlar taşıdı, 10 Ocak 2026 (AFP)

Bu Türk yaklaşımı, Ankara'nın 2011'deki Suriye'ye yönelik tutumunu hatırlatıyor; o zaman da komşu ülke olarak Esed rejimini reformları uygulamaya, protestocuların taleplerini dinlemeye ve güç kullanmayı bırakmaya çağırmıştı. Ancak rejim o dönemde oyalamayı tercih etmişti.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor.

Buna karşılık, İran muhalefeti cesur ve kararlı görünüyor, ancak birleşik bir siyasi cephe ve tek bir birleştirici lider yokluğundan muzdarip. Bu boşlukta, bazı göstericiler, İran'ın son Şahı'nın oğlu ve ABD'de ikamet eden, son zamanlarda kendisini lider ve kurtarıcı olarak göstermeye çalışan Rıza Pehlevi'nin geri dönmesini talep ettiler.

Rıza Pehlevi’nin bir rolü olabilir, ama İranlıların çoğunluğunun, hatta rejime karşı olanların bile, Mollalar yönetimini 46 yıl önce devirdikleri ve nefret ettikleri bir monarşi sistemi ile değiştirmek isteyeceğine inanmak zor. Bununla birlikte, iç ve uluslararası güç mücadelelerinin karmaşık ağı göz önüne alındığında, tüm senaryolar muhtemel olmayı sürdürüyor.


Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
TT

Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün iktidardaki koalisyon ortaklarını toplantıya çağırdı. Bu adım, Netanyahu’nun Beyaz Saray tarafından Gazze Şeridi’nin yönetimini denetleyecek Barış Konseyi kapsamında ilan edilen Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etmesinin ertesi günü geldi.

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik planı çerçevesinde, başkanlığını Trump’ın üstleneceği Barış Konseyi’nin çatısı altında faaliyet gösterecek Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurmuştu.

Danışma niteliğinde olduğu belirtilen Yürütme Kurulu’nda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katarlı diplomat Ali ez-Zavadi’nin yanı sıra çeşitli bölgesel ve uluslararası yetkililerin yer aldığı kaydedildi.

Netanyahu’nun ofisi cumartesi gecesi geç saatlerde, Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etti. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Trump tarafından kurulan ve başkanlığını bizzat üstlendiği Barış Konseyi’ne bağlı Yürütme Kurulu’nun yapısının ilanı, İsrail ile herhangi bir koordinasyon sağlanmadan yapılmış olup, İsrail’in politikalarıyla çelişmektedir” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun, İsrail’in çekincelerini ele almak üzere Dışişleri Bakanı’na ABD Dışişleri Bakanı ile temasa geçmesi talimatını verdiği belirtildi.

Açıklamada itirazın gerekçeleri ayrıntılandırılmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail, Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde bozulması nedeniyle, savaş sonrası Gazze Şeridi’nde Türkiye’nin herhangi bir rol üstlenmesine daha önce de sert biçimde karşı çıkmıştı.

Trump’ın, Hakan Fidan’ı Yürütme Kurulu’na dahil etmenin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da Barış Konseyi’ne katılmaya davet ettiği bildirildi. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, iktidar koalisyonu liderleri bugün Yürütme Kurulu’nun yapısını görüşmek üzere bir araya geldi.

Netanyahu’nun liderliğini yaptığı Likud Partisi’nin Sözcüsü, “Koalisyonun saat 10.00’da bir toplantısı planlanıyor” açıklamasını yaptı, ancak toplantının içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.


İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
TT

İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)

İranlı bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğinin tespit edildiğini, yaşamını yitirenler arasında yaklaşık 500 güvenlik görevlisinin de bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, ‘teröristler ve silahlı kışkırtıcıların’ masum İranlıların ölümünden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Konuya ilişkin hassasiyet nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen yetkili, en şiddetli çatışmaların ve en yüksek can kaybının, ayrılıkçı Kürt grupların faaliyet gösterdiği ülkenin kuzeybatısındaki bölgelerde yaşandığını ifade etti.

Yetkili, nihai can kaybı sayısının keskin biçimde artmasının beklenmediğini belirterek, ‘İsrail ve yurt dışındaki silahlı grupların’ sokaklara çıkanlara destek ve silah sağladığını iddia etti.

Aynı bağlamda, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai de bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Troykası’nın büyükelçilerinin doğrudan ‘terör unsurlarının’ yanında yer aldığını ve olayların yönlendirilmesinde etkin rol oynadığını savundu.

Rızai, İran’daki ilgili kurumların, bazı Batılı ülkelerin İran içinde cinayetler işlemek üzere terör gruplarını organize etmek amacıyla dolar ve yabancı para transferleri yaptığını gösteren belgelere sahip olduğunu öne sürdü.

Diğer yandan İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir ise ülkede yaşanan son olayların sıradan karışıklıklar olmadığını, Batılı ülkeler tarafından yönlendirilen terör eylemleri olduğunu söyledi. Cihangir, içerideki terör hücrelerinin liderleri ve yurt dışındaki bağlantılarının ortaya çıkarıldığını belirterek, yargı sürecinde şiddet olaylarına kandırılarak katılan kişiler ile yabancı istihbaratlara çalışan teröristler arasında ayrım yapılacağını kaydetti.