Kudüs'te bir Türkün İsrail polisini bıçaklaması neden dikkat çekici?

Arap olmayan biri tarafından gerçekleştirilen ilk bıçaklama vakası

İsrail polisi Kudüs'teki bıçaklama olayının gerçekleştiği bölgeyi kordon altına aldı. (Reuters)
İsrail polisi Kudüs'teki bıçaklama olayının gerçekleştiği bölgeyi kordon altına aldı. (Reuters)
TT

Kudüs'te bir Türkün İsrail polisini bıçaklaması neden dikkat çekici?

İsrail polisi Kudüs'teki bıçaklama olayının gerçekleştiği bölgeyi kordon altına aldı. (Reuters)
İsrail polisi Kudüs'teki bıçaklama olayının gerçekleştiği bölgeyi kordon altına aldı. (Reuters)

İsrail polisi dün (Salı) Kudüs'te polis memurlarını hedef alan bıçaklı saldırının failinin öldüğünü duyururken, failin Türk vatandaşı olduğunun ortaya çıkmasının ardından kimliği dikkat çekti. Polis, bıçaklama olayının faili 34 yaşındaki Hasan Saklanan'ın Doğu Kudüs'ün Eski Şehri'ndeki Sâhira Kapısı’nda bir polisi bıçaklayarak yaraladığını ve şahsın pasaportundan Pazartesi günü Ürdün'den turist vizesiyle ülkeye giriş yaptığının anlaşıldığını bildirdi.

İsrail'den yapılan açıklamaya göre, Saklanan Sâhira Kapısı'nın girişinde bir sınır polisi memuruna doğru koştu ve onu vücudunun üst kısmından bıçakladı. Bıçaklanan memur ve bölgedeki başka bir polis saldırganı vurarak öldürmeyi başardı.

Video görüntülerinde Eski Kudüs'teki dar bir sokakta iki polisin arkasında yürüyen genç bir adamın polislerden birinin üzerine atlayarak onu bıçaklamaya başladığı, ardından saldırgan ve yaralı polisin boğuştuğu, ikinci polisin saldırganı uzaklaştırmaya çalıştığı, ardından yaralı polis ve meslektaşının saldırgana yerde yatarken yakın mesafeden birkaç el ateş ettiği görülüyor.

Kudüs Emniyet Genel Müdürü Doron Turgeman olay yerine gelip değerlendirme yapmak ve kanıt toplamak üzere istişarelerde bulunmadan önce Kudüs'ün mahalleleri hızla askeri kışlaya dönüştü. Bu arada büyük bir İsrail istihbarat gücü saldırganın kaldığı Selahaddin Caddesi'nin merkezindeki bir otele baskın düzenledi, incelemelerde bulundu, odasını aradı ve eşyalarına el koydu.

Olayın nedenleri henüz resmi olarak açıklanmamış ve failin bağlantıları belirsiz olsa da, gözlemciler bunun gelecekteki olası saldırıların bir göstergesi olup olmadığını inceliyor.

Nadir görülen bir olay

Filistinliler zaman zaman çeşitli bölgelerde İsrail güçlerine karşı bıçaklı saldırılar düzenlese de Türk vatandaşı Saklanan tarafından gerçekleştirilen saldırı, ‘Arap olmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilen ilk saldırı’ olması nedeniyle daha önce benzeri görülmemiş bir olay olarak dikkat çekti.

İsrail medyası olayın ironisine dikkat çekerken Times of Israel ‘yakın geçmişte böyle bir olay yaşanmadığını’ belirtti.

Filistinli olmayan biri tarafından gerçekleştirilen en eski bıçaklama olayı yaklaşık sekiz yıl önceydi.

Ürdünlü 50'li yaşlarındaki Muhammed el-Kasaci, 2017'deki ‘Kudüs ayaklanması’ sırasında Kudüs'te İsrailli polislere bıçakla saldırmış ve öldürülmüştü. El-Kasaci de Saklanan gibi, Kudüs'e turist grubu vizesiyle gelmişti. 2016 yılında ise İsrailli bir kadın polis Şam Kapısı'nda kendisini bıçaklamaya çalıştığını söylediği 28 yaşındaki Ürdünlü Said al-Amru'yu öldürmüş, Ürdün o dönemde bu iddiayı kabul etmemişti.

Kahire ile Tel Aviv arasında nedenleri konusunda çelişkili açıklamalar yapılmasına rağmen, Mısır-İsrail sınırı geçen yıl Mısırlı asker Muhammed Salah'ın İsrail kontrolündeki bölgeye girdikten sonra silahıyla İsrail askerlerini öldürdüğü bir saldırıya sahne olmuştu.

İlişkilerde gerginlik

Türk vatandaşı Saklanan’ın Kudüs’te gerçekleştirdiği saldırı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Hamas'a verdiği destek nedeniyle İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gergin bir dönemden geçtiği bir zamanda meydana geldi.

Filistinlilerin Batı Şeria'nın kuzeyinde saldırılar gerçekleştirmeye çalıştığı bir dönemde ve Kudüs'te bir haftadır devam eden saldırıların ardından gelen Kudüs'teki saldırı hakkında hiçbir İsrailli siyasi yetkili hemen yorum yapmadı.

Batı Şeria'nın başka bir yerinde, kuzeydeki Bartaa köyünde bir Filistinli aracın sınır polisi memurlarını ezmeye çalışmasının ardından bir araçlı saldırı girişiminde bulunuldu. Olayda yaralanan olmazken, polis araca ateş ederek karşılık verdi. Ardından fail yaya olarak kaçtı ve kovalamaca başladı.

7 Ekim'de Gazze Şeridi'ne başlattığı savaştan bu yana Batı Şeria'daki saldırılarını da arttıran İsrail, evleri ve altyapıyı tahrip eden saldırılarda yaklaşık 500 Filistinliyi öldürdü, binlercesini yaraladı ve gözaltına aldı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.