Bogdanov'un Port Sudan ziyareti Moskova ve Kiev'in Sudan'daki kartlarını karıştırdı

Rusya'nın gözü Kızıldeniz'de… Ukrayna Afrika'da nüfuz peşinde

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçtiğimiz Pazar günü Port Sudan'da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov'u kabul etti. (SUNA))
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçtiğimiz Pazar günü Port Sudan'da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov'u kabul etti. (SUNA))
TT

Bogdanov'un Port Sudan ziyareti Moskova ve Kiev'in Sudan'daki kartlarını karıştırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçtiğimiz Pazar günü Port Sudan'da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov'u kabul etti. (SUNA))
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçtiğimiz Pazar günü Port Sudan'da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov'u kabul etti. (SUNA))

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov’un geçtiğimiz Cumartesi günü Port Sudan'a yaptığı ziyaret, özellikle Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan başkanlığındaki Sudan Egemenlik Konseyi lehine yaptığı açıklamalar ve ziyaretinin bir dizi alanda iş birliğinin artmasına yol açabileceğini duyurmasının ardından Sudan sahnesinde kartları yeniden kardı. Ukrayna tarafından da desteklenen Sudan ordusunun, halihazırda savaş halindeki iki devlet olan Rusya ve Ukrayna tarafından da destekleniyor oluşu çarpıcı bir çıkar çatışmasını gözler önüne seriyor.

Bogdanov Port Sudan'a gerçekleştirdiği iki günlük ziyaretinde, aralarında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan Ordusu Komutan Yardımcısı Korgeneral Şemseddin el-Kebaşi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar ve Dışişleri Bakanı’nın yanı sıra aralarında Arap diplomatik misyonlarının da bulunduğu birçok Sudanlı yetkiliyle bir araya geldi ve savaş ışığında iki ülke arasındaki ilişkileri ele aldı.

Sudan Egemenlik Konseyi'nin meşruiyetinin tanınması

Bogdanov'un açıklamaları, ülkesinin Sudan Egemenlik Konseyi'nin meşruiyetini ‘tanıdığını’ ve hükümeti desteklediğini; ziyaretinin ‘yabancı müdahalenin ve Batılı güçlerin halkların kaderleri üzerindeki kontrolünün reddini ifade etmek için’ geldiğini söylemekle sınırlı kaldı. Sudan Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığına göre Bogdanov, Burhan'a ziyaretinin ‘sonuçlarının’ olacağı ve Moskova'nın Sudan'ı uluslararası forumlarda destekleyeceği ve Sudan-Rus ortaklığını stratejik bir ortaklığa dönüştüreceği sözünü verdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Moskova'nın Sudan ile ilişkilerin her alanda geliştirilmesine büyük önem verdiğini yineledi. Askeri krize dış müdahale olmaksızın Sudanlılar arasında diyalog yoluyla bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.

Medya organlarına göre Bogdanov’un Port Sudan'a yaptığı ziyaret ve Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmeler, Rusya'nın Sudan'daki çatışmanın bir tarafına destek verdiği yönündeki haberler ve Wagner Grubu’nun ülkede oynadığı rol konusundaki belirsizlik nedeniyle gölgelenen ilişkileri yeniden düzenlemeye yönelikti

ıuöık8ö
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Port Sudan'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov başkanlığındaki Rus heyetiyle görüştü. (SUNA)

Medya kuruluşları ziyaretin gidişatı hakkında ayrıntılı bilgi verirken, yorumcular Bogdanov'un ziyaretinin, meşru makamlarla daha fazla iş birliği önererek Sudan'daki Rus nüfuzunu yeniden tesis etme çabasını yansıttığını ifade etti.

Analizlere göre Bogdanov'un açıklamaları, Moskova'nın daha önce Moskova'yı ziyaret eden Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) askeri destek sağladığına dair haberlerin arka planında, Moskova'nın Sudan ile ilişkilerindeki belirsizliği ortadan kaldırma çabasını yansıtıyordu. Raporlar ayrıca Wagner Grubu'nun Sudan'da, özellikle de altın madenciliği sektöründeki faaliyetlerinin daha önce bir gerilim unsuru olduğuna işaret ediyordu.

Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgali arifesinde Moskova'yı ziyaret eden HDK Komutanı Orgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile ilişkileri nedeniyle, Rusya'nın Sudan'daki pozisyonu konusunda belirsizlik olduğu dikkat çekiyor.

Hartum'daki Batılı diplomatların açıklamalarına göre Rus paralı asker grubu Wagner'in HDK'yi desteklediği ve Sudan'da yasadışı altın madenciliğine karıştığı biliniyor. Wagner geçen yıl artık Sudan'da faaliyet göstermediğini açıklamıştı.

Diğer yandan Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu verilerine göre Rusya bu ay Sudan'a dizel yakıt sevkiyatına başladı.

Rusya’nın siyasi flörtü

Moskova, Sudan'ın Kızıldeniz kıyısında bulunan bir deniz üssüne ilgi gösteriyor. Öyle ki Rus savaş gemileri Şubat 2021'de Port Sudan'a yanaşmış ve Rus fırkateyni Amiral Grigorovich, Port Sudan'ın kuzeyindeki Flamingo Deniz Üssü’ndeki bir askeri tesis için ekipman boşaltmaya başlamıştı. Aynı zamanda ABD destroyeri USS Winston Churchill de Rus fırkateyninin gelişi sırasında Port Sudan'a demirlemişti.

Flamingo Deniz Üssü operasyonuna eşlik eden gerginliğin bir sonucu olarak Sudan hükümeti, Rus kuvvetlerinin komutanına, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında 2017'de askeri üsle ilgili yapılan anlaşmayı seçilmiş parlamento tarafından onaylanana kadar askıya aldığını bildirdi. Bu kararın ardından Rus kuvvetleri geri çekildi, ancak Moskova kendi payına anlaşmayı halen sürdürüyor.

dfbtgry
Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Şubat 2023'te Hartum'da bir araya geldi. (AFP)

‘Rus flörtünü’ sürdüren Bogdanov, Sudan ordusunu desteklediğini açıklarken, Rus Wagner Grubu da lideri Yevgeniy Prigojin'in ölümünden önce HDK'yi desteklediğini duyurmuştu.

Wall Street Journal, Burhan'ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'den HDK ile savaşında kendisine yardım etmesini istemesi üzerine Ukrayna özel kuvvetlerinin Sudan ordusuyla birlikte HDK'ye karşı savaştığını bildirdi.

Gazete, Ukrayna güçlerinin orduyla birlikte savaşmasının asıl nedeninin Rusya'nın Sudan'daki çıkarlarını hedef almak olduğunu, bu nedenle Hartum'daki Wagner güçlerini hedef almak için 100 özel kuvvet mensubunu gönderdiğini, çatışmalara katıldığını ve Burhan'ın HDK tarafından Ordu Genel Komutanlığı’na uygulanan kuşatmadan kurtarılmasına yardımcı olduğunu ve daha sonra Omdurman'daki Radyo ve Televizyon Kurumu binalarının geri alınmasına katkıda bulunduğunu bildirdi.

Rusya'nın Kızıldeniz'deki arzusu

İki savaşan devlet arasındaki rekabet karşısında analistler, (Rusya ve Ukrayna’nın) savaşlarını çoktan Sudan'a taşıdıklarını savunuyor. Wagner halen HDK'yi; Ukrayna ise orduyu desteklemekle suçlanıyor.

Ancak Bogdanov'un açıklamaları ortalığı karıştırdı. Moskova orduyu desteklediğini açıklarken, Wagner Grubu, liderinin öldürülmesinden sonra Rus ordusunun bir aracı haline gelmesine rağmen HDK ile birlikte kaldı.

Avukat ve siyasi analist Hatim İlyas Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Rusya'nın Sudan ordusuna destek açıklamasının Kızıldeniz'deki arzularından ve eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ile arkasındaki Sudanlı İslamcıların vaatlerini yerine getirmesinden kaynaklandığını söyledi.

İlyas, Sudanlı İslamcılar ile İran arasındaki ideolojik yakınlaşmaya dikkat çekerek, Kızıldeniz'deki nüfuz karşılığında ortak çıkarlar doğrultusunda İran-Rusya ittifakına yöneldiklerini belirtti. İlyas, “Öyle görünüyor ki Beşir döneminde Rus ve İranlı müttefiklerine verdikleri Kızıldeniz'de askeri üs sözünü yerine getirmek istiyorlar” ifadesini kullandı.

Rus üssü korkusu

Uluslararası ilişkiler alanında uzman gazeteci el-Fatih Vedidi, Bogdanov'un açıklamalarını, Rusya'nın Sudan kıyılarında bir deniz üssü karşılığında orduya destek sağlama sinyali olarak nitelendirdi. Vedidi, “Bogdanov'un görüşmeleri Moskova için özel bir önem taşıyor. Çünkü Rusya, Kızıldeniz kıyısında bir üs kurmak istiyor” ifadelerini kullandı.

Vedidi'ye göre Sudan'ın Kızıldeniz'deki uluslararası varlığa ilişkin politikaları Moskova ile manevra yapmaya dayanıyor. Sudan Rus varlığını prensipte reddetmiyor, ancak mevcut kesişme noktaları içinde kabul edemiyor. Bu nedenle süreci ertelemeye ve Kızıldeniz'de bir Rus üssünün ‘seçilmiş bir parlamentonun’ onayını gerektirdiği bahanesiyle ilişkiyi sürdürmeye başvuruyor. Vedidi, “Sudanlı politikacılar, elde edebilecekleri faydalara rağmen, aynı zamanda konunun ciddiyetinden ve sonuçlarından endişe ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sudan'ın ‘jeopolitiğinin’ ve bölgesel ve uluslararası güvenlikle olan bağlantılarının halen İslamcı rejimin damgasını taşıdığına inanan Vedidi, “Askeri konsey hâlâ her türlü ip üzerinde dans etmekte usta olan eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in eski kataloğundan ve not defterlerinden ilham alıyor” dedi.

dvferbfr
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 23 Eylül'de İrlanda'nın Shannon Havalimanı'nda bir araya geldi. (AFP)

Vedidi, Bogdanov'un Port Sudan'daki açıklamalarının, Putin'in Afrika'nın bilinmeyenlerini kendisine açacak bir ortaklık arayışının bir parçası olarak son on yılda başlattığı ‘Rus siyasi flörtünün’ bir uzantısı olduğuna inanıyor.

Vedidi, Rusya'nın bir ticaret ortağı olarak düzenlediği çok sayıda Afrika-Rusya zirvesine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Moskova, Afrikalı liderleri egemen devletlerin iç işlerine karışmaktan koruyarak onlara kur yapıyor. Rusya'nın Afrika ortaklıkları, ilgili ülkelerin vatandaşlarına zarar vermenin yanı sıra doğrudan Batı'nın eleştirilerine maruz kalıyor. Batı bunları eski Wagner lideri Prigojin tarafından önü açılan tepeden inme ortaklıklar olarak görüyor.”

Afrika'da Rus ortaklıkları

Vedidi, Rusya-Afrika ortaklıklarının üçüncü dünya ülkelerinin güvenlik ve ekonomilerine zarar verdiğini, başta değerli madenler olmak üzere kaynaklarını kuruttuğunu, insan hakları ihlallerini, yolsuzluğu ve bu toplumların demokratikleşmesinin erozyona uğramasını şiddetlendirdiğini savunuyor.

Vedidi’ye göre Sudan, Rusya'nın izolasyonuyla yüzleşmesinde ortağı haline geldi. Zira Sudan, 17 Afrika ülkesi arasında tek başına, Rusya'yı Ukrayna'daki askeri operasyonlarını durdurmaya çağıran Birleşmiş Milletler (BM) kararına karşı oy kullandı. Bunun karşılığında Kremlin'den, BM Sudan Entegre Geçiş Yardım Misyonu’nun (UNITAMS) lağvedilmesinde ve UNITAMS Başkanı Volker Perthes'in ülkeden ayrılmasında önemli bir siyasi destek aldı.

Vedidi'ye göre Ukrayna'nın Sudan ordusuna verdiği destek, Rus paralı askerlerine karşı savaş taktiklerine dayanıyor ve Ukrayna, Rusya'nın Afrika'daki çıkarları için ‘uzun kollu operasyonlar’ taktiğini kullanıyor. Bu nedenle asıl amacı Rusya tarafından finanse edilen gruplarla savaşmak olan Ukrayna, Burhan'ın Zelenskiy'den yardım talebine olumlu yanıt verdi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir siyasi analist, Bogdanov’un Sudan ziyaretiyle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “Bu yabancı bir yetkilinin yaptığı en garip ziyaret. Zira, sanki aralarında çelişkili vizyonlar olduğunu ve ziyaretten gizlenenlerin açıklanandan çok daha fazla olduğunu biliyormuş gibi bir dizi Sudanlı liderle ayrı ayrı görüştü.”



Trump: İranlı müzakereciler "kendi halkları tarafından öldürülmekten" korkuyorlar

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: İranlı müzakereciler "kendi halkları tarafından öldürülmekten" korkuyorlar

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün İran'ın barış görüşmelerine katıldığını ısrarla belirterek, Tahran'ın bunu reddetmesinin İranlı müzakerecilerin "kendi halkları tarafından öldürülme" korkusundan kaynaklandığını söyledi.

Trump, bir akşam yemeğinde Cumhuriyetçi Kongre üyelerine, “Bu arada müzakere ediyorlar ve bir anlaşmaya varmak için can atıyorlar. Ama bunu söylemekten korkuyorlar çünkü söylerlerse kendi halkları tarafından öldürüleceklerini düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre "Onlar da bizim tarafımızdan öldürülmekten de korkuyorlar" diye ekledi.

Trump'ın açıklamaları, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ile müzakere etme "niyetinin olmadığını" söylemesinin ardından geldi.

Trump, Tahran'ın hayati öneme sahip petrol sevkiyat yolu olan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kontrol etmesine rağmen, İran'ın "yok edileceği" iddiasını yineledi.

Trump, iç politikadaki rakiplerine yönelik sert bir saldırıda bulunarak, Demokratların "bu askeri operasyonda elde ettiğimiz muazzam başarıdan dikkatleri dağıtmaya çalıştıklarını" söyledi.

Trump, Demokratların kendisinden savaş için Kongre onayı alması yönündeki çağrılarına alaycı bir gönderme yaparak şunları belirtti: "Onlar 'savaş' kelimesini sevmiyorlar çünkü onay gerektiriyor, bu yüzden ben de 'askeri operasyon' kelimesini kullanacağım."


Ateşkes, karşılıklı şartlar arasında tıkanmış durumda

Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
TT

Ateşkes, karşılıklı şartlar arasında tıkanmış durumda

Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)

ABD ve İsrail'in bir tarafta, İran'ın ise diğer tarafta yer aldığı savaşa son verilmesi, Washington'ın bölgesel arabulucular aracılığıyla diplomatik bir yol izlemesine rağmen, iki taraf arasında karşılıklı şartlar nedeniyle dün durmuş gibi görünüyordu.

Tahran, savaşa son vermenin tamamen İran'ın kendi kararı olacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği zaman çizelgesine değil, kendi belirlediği şartlara bağlı olacağını ifade etti.

Üst düzey bir İranlı yetkili Reuters'e verdiği demeçte, Pakistan'ın İran'a ABD'den bir teklif ilettiğini ve potansiyel gerilimi azaltma görüşmelerine Pakistan veya Türkiye'nin ev sahipliği yapabileceğini doğruladı. Birçok kaynak, Trump'ın savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı içeren 15 maddelik bir plan sunduğunu bildirdi. Ancak Tahran, müzakerelerin varlığını kamuoyu önünde reddetti ve şartları yerine getirilmeden herhangi bir ateşkesin mümkün olmayacağında ısrar etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu şartlar arasında saldırıların durdurulması, tekrar yaşanmayacağına dair garantiler, tazminatlar, tüm cephelerde çatışmaların sona ermesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması yer alıyor.

Diğer yandan Batılı kaynaklar, Washington'un zenginleştirmenin durdurulması, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılması, füze programının kısıtlanması ve Tahran'ın bölgedeki müttefiklerine verilen desteğin sona erdirilmesi taleplerinde ısrarcı olduğunu belirtti.

Pentagon, bölgedeki ABD güçlerini takviye etmek için 82. Hava İndirme Tümeni'nden binlerce asker göndereceğini duyurdu; bu hamle Trump'ın seçeneklerini genişletiyor.

İsrail, İran içindeki seyir füzesi üretim tesislerini ve deniz üslerini bombaladığını açıklarken, Devrim Muhafızları da İsrail içindeki hedefleri içeren yeni bir füze saldırı dalgası gerçekleştirdiğini duyurdu.

Tahran, topraklarını veya adalarını hedef alan herhangi bir kara harekatına karşılık olarak çatışmaları Bab el-Mandeb'e genişletmekle tehdit etti.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim haber ajansı, İranlı bir askeri kaynağa atıfta bulunarak, adalara veya İran topraklarının herhangi bir bölümüne yönelik herhangi bir kara harekatının veya Arap Körfezi ve Umman Denizi'nde İran'a maliyet getirecek herhangi bir deniz çatışmasının "sürpriz" cephelerin açılmasıyla karşılanabileceğini ifade etti.


ABD ve Ekvador, uyuşturucu kampı diye çiftliği bombalamış

Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
TT

ABD ve Ekvador, uyuşturucu kampı diye çiftliği bombalamış

Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)

ABD ve Ekvador'un ortak operasyonla vurduğunu duyurduğu uyuşturucu karteline ait kampın aslında bir süt çiftliği olduğu ileri sürülüyor.

New York Times, bölgeyi ziyaret ederek gerçekleştirdiği kapsamlı incelemede, olayın resmi kaynaklardan yapılan açıklamalarla çeliştiğini yazıyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, mart başında paylaştığı videoyla ABD ordusunun artık "karada da narkoteröristleri vurduğunu" duyurmuştu. Pentagon da saldırının Ekvador'un talebiyle gerçekleştirilen "hedefli bir operasyon" olduğunu açıklamıştı.

Ekvador'un kuzeyindeki San Martin köyünde yaşayanlarsa olayın resmi açıklamalardan çok farklı geliştiğini savunuyor.

Görgü tanıklarına göre 3 Mart'ta Ekvador askerleri helikopterle bölgeye inerek işçileri sorgulayıp bazılarına işkence etti. Daha sonra da askerler, çiftlik olduğu öne sürülen yapıyı ateşe vermiş.

Köylülere göre 6 Mart'ta helikopterler geri dönerek halihazırda yanmış alanı bombaladı ve bunu "operasyon görüntüsü" diye servis etti.

Çiftliğin sahibi Miguel, ABD ve Ekvador'un açıkladığı gibi bölgenin Kolombiyalı uyuşturucu kartelleri tarafından kamp olarak kullanılmadığını savunuyor.  

Yetkililer, operasyonun Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'nden (FARC) ayrılan militanların kurduğu, Kolombiya-Ekvador sınırında faaliyet gösteren Comandos de la Frontera'ya karşı düzenlendiğini öne sürmüştü.  

Yaklaşık 140 hektarlık çiftliği 6 yıl önce 9 bin dolara satın aldığını söyleyen Miguel, süt ve et ticareti için 50'den fazla büyükbaş hayvan yetiştirdiğini belirtiyor.

Soyadının gizli tutulmasını isteyen 32 yaşındaki çiftçi, bombardıman sonucu çiftliğinin harabeye döndüğünü ve hayvanlarının çoğunun öldüğünü söylüyor.

Ekvador'daki çeşitli örgütlerin oluşturduğu İnsan Hakları İttifakı, ordunun sivillere saldırdığını savunarak ülke yetkililerine Birleşmiş Milletler'e 13 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.

İnsan hakları avukatı Maria Espinosa, "Olayları doğrulamak için gelen tek bir kamu görevlisi bile yok" diyor.

Köylüler, saldırının bölgede günler süren bir askeri operasyonun parçası olduğunu da iddia ediyor. Görgü tanıklarına göre çiftliğin yakınındaki iki ev daha yakıldı ve bunlardan biri daha sonra bombalandı.

San Martin köyü yetkililerinden Vincente Garrido, çiftliğin militanlar veya uyuşturucu kaçakçıları tarafından kullanılmadığını öne sürerek, "Tek istediğimiz gerçeğin ortaya çıkması" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, ABC News