ABD İsrail'e yapılan bazı bomba sevkiyatlarını neden askıya aldı?

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği saldırının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği saldırının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)
TT

ABD İsrail'e yapılan bazı bomba sevkiyatlarını neden askıya aldı?

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği saldırının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği saldırının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

ABD, Gazze'deki Hamas güçlerine karşı yürütülen ve bugüne kadar 34 bin 800'den fazla Filistinlinin ölümüne neden olan operasyonda kullanılan ağır bombalar da dahil olmak üzere İsrail'e yapılan silah sevkiyatını askıya aldı.

Sevkiyatın askıya alınması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Joe Biden'ın itirazlarına rağmen Filistin'in Refah kentine yönelik askeri saldırıyı sürdürdüğü dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat, Reuters’ın aktardığı bazı detayları inceledi:

- Hangi bombaların sevkiyatı askıya alındı?

ABD'li yetkililer, Washington'un her biri 907 kilogram ağırlığında bin 800 bomba ve her biri 227 kilogram ağırlığında bin 700 bomba sevkiyatını askıya aldığını bildirdi.

Dört kaynak, en az iki hafta ertelenen sevkiyatların, normal bombaları hassas güdümlü bombalara dönüştüren Boeing mühimmatlarının yanı sıra küçük çaplı bombaları (SDB-1) içerdiğini söyledi.

SDB-1, yaklaşık 113 kilogram patlayıcı içeren hassas güdümlü bir süzülme bombasıdır.

Söz konusu sevkiyatlar daha önce onaylanan bir sevkiyatın parçasıydı; Nisan ayında ABD Kongresi tarafından onaylanan 95 milyar dolarlık ek yardım paketinin bir parçası değildi.

* ABD bu bombaların gönderilmesini neden engelliyor?

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin dün (Çarşamba) Senato'daki bir oturumda yaptığı açıklamada, “ABD'nin Refah'ta devam eden olaylar ışığında yakın vadeli güvenlik yardımını gözden geçirdiğini” söyledi.

Austin, “Başından beri şu konuda çok açık olduk: İsrail, savaş alanındaki sivilleri dikkate almadan ve korumadan Refah'ta büyük bir saldırı başlatmamalı” ifadelerini kullandı.

Refah'ta bir milyondan fazla Filistinli sivil barınıyor ve bunların çoğu daha önce İsrail'in tahliye emirleri üzerine Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerinde yerlerinden edilmişti.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan ABD'li bir yetkili, ABD'nin kararının “907 kilogramlık bombaların kullanımı ve Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerinde gördüğümüz gibi yoğun nüfuslu kentsel alanlarda yaratabileceği etki” konusundaki endişeler nedeniyle alındığını söyledi.

Yetkili, ABD'nin Refah'ta kullanılabilecek silahların teslimatını dikkatle incelediğini de sözlerine ekledi.

- Karar ne zaman alındı? Biden sürece dahil oldu mu?

ABD'li yetkililer kararın geçen hafta alındığını ve Biden’ın doğrudan işin içinde olduğunu aktardı. Biden'ın kendisi de dün CNN'e verdiği röportaj sırasında bunu doğruladı.

İsrail'e gönderilen 907 kilogramlık bombalar sorulduğunda Biden şu cevabı verdi: “Bu bombalar ve nüfus merkezlerini hedef alan diğer yöntemler sonucunda Gazze Şeridi'nde siviller öldürüldü.”

- 907 kilogramlık bombalar nasıl bir hasara yol açabilir?

907 kilogram ağırlığında olan bombalar gibi büyük bombalar, geniş bir etki alanına sahiptir. Birleşmiş Milletler (BM), “Patlamadan kaynaklanan basınç akciğerleri parçalayabilir, sinüs boşluklarını patlatabilir ve patlama alanından yüzlerce metre uzakta bulunanların uzuvlarını koparabilir” diyor.

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi'nin (ICRC) 2022 tarihli bir raporunda, yoğun nüfuslu bir bölgede büyük ölçekli patlayıcıların kullanılmasının ‘ayrım gözetmeyen etkilere yol açma ya da orantılılık ilkesini ihlal etme olasılığının yüksek olduğu’ belirtiliyor.

- İsrail'in tepkisi ne oldu?

İsrail Filistinli sivilleri hedef aldığını reddederek, Hamas'ı ortadan kaldırmaya odaklandığını ve gereksiz ölümlerden kaçınmak için gerekli tüm önlemleri aldığını söylüyor.

Washington'dan yapılan açıklamanın ardından üst düzey bir İsrailli yetkili ABD raporunu doğrulamayı reddederek, “Tırnaklarımızla savaşmak zorunda kalırsak, yapmamız gerekeni yaparız” dedi. Bir askeri sözcü ise “Her türlü anlaşmazlık kapalı oturumlarda çözülür” ifadesini kullandı.

- İsrail'in Gazze Şeridi'nde bu bombaları kullanması yasal mıydı?

Bu çok tartışılan bir konu. Uluslararası insancıl hukuk, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hava bombardımanını açıkça yasaklamaz; ancak siviller hedef olamaz ve belirli askeri hedef, olası sivil kayıplar veya hasarla orantılı olmalıdır.

- Uluslararası Ceza Mahkemesi ne diyor?

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşını soruşturan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tüzüğüne göre, sivil ölümlerin ya da zararın herhangi bir doğrudan askeri avantaja kıyasla ‘açıkça aşırı’ olacağı biliniyorsa, kasıtlı bir saldırı ‘savaş suçu’ olarak sınıflandırılır.

- Washington daha önce İsrail'e askeri yardımı engelledi mi?

Evet, 1982 yılında engelledi. Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan, bir kongre soruşturmasının İsrail'in 1982'de Lübnan'ı işgali sırasında bu silahları nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kullandığı sonucuna varmasının ardından İsrail'e misket bombası satışına altı yıllık bir yasak getirmişti.

İsrail'in ABD yapımı misket bombalarını kullanımı, 2006 yılında Lübnan'da Hizbullah militanlarıyla yapılan savaşta kullanıldığına dair endişeler nedeniyle eski ABD Başkanı George W. Bush döneminde de incelenmişti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.