İsrail istihbaratı tarafından hazırlanan raporda ‘İsrail’in son derece zorlu bir eşikte olduğu’ uyarısı

Rapor savaşın Tel Aviv'in gücü, prestiji ve statüsü üzerindeki olumsuz yansımalarının nasıl önlenebileceğine değiniyor.

İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
TT

İsrail istihbaratı tarafından hazırlanan raporda ‘İsrail’in son derece zorlu bir eşikte olduğu’ uyarısı

İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)
İsrail’e göre karşı karşıya olduğu tehditler tehlikeli bir yükselişte (AFP)

Emel Şehade

Siyasi aktivistler, İsrail'in 76’ncı Bağımsızlık Günü ve kayıplarını anma törenlerindeki görüntüler, 7 Ekim saldırısının üzerinden geçen yedi ayı aşkın bir süredir içinde bulunduğu ve hiçbir hedefine ulaşamadığı durumun bir küçük bir resmini yansıttığını düşünüyorlar.

Etkinlik düzenlemek, konuşma yapmak ve çelenk koymak üzere sahneye çıkan komutanlar ve yetkililer yumruk yumruğa kavgalar edip birbirlerine bağırdılar. Konuşmaların çoğunda ordunun, halkın güvenliğini sağlamakta başarısız olduğu dile getirilirken geriye kalanları sadece 7 Ekim'de değil, saldırıyı takip eden aylarda da yetkililerin başarısızlıklarına değindiler. Savaşın sonlandırılmasının yanında ‘sadece çatışmaları yoğunlaştırmak Hamas'ı teslim olmaya zorlayabilir’ denkleminin yerine ‘Hamas'a bir alternatif bulunması ve bu savaş için bir yol haritası geliştirilmesi’ çağrıları yapıldı.

Ancak savaşın İsrail'in gücü, statüsü ve konumu üzerindeki yansımaları ve sonuçları karşısında kuruluşunun 76’ncı yılında karşı karşıya olduğu tehditlerin tehlikeli bir yükselişe geçtiğini, konumunun, niteliksel askeri üstünlüğünün ve artan zorluklarla başa çıkma kabiliyetinin sarsıldığını ve zayıfladığını düşünenler var. Söz konusu kişilere göre bu durum, tüm bunların yanı sıra İsrail’in dayanıklılığına, bölgesel ve küresel konumuna ve yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu düşündükleri caydırıcılık yeteneğine zarar veriyor. Bu görüşler, İsrail Askeri İstihbarat Teşkilatı eski Direktörü (emekli) Tümgeneral Amos Yadlin tarafından stratejik ve siyasi planlama uzmanı (emekli) Albay Udi Evental'ın yardımıyla hazırlanan özel bir raporda dile getirildi.

Yeni dönemi görmezden gelmeyin

İsrail'in 7 Ekim sonrasında içinden geçmekte olduğu ‘riskli sürece’ değinen raporda şu ifadeler yer aldı:

İsrail, kuruluşundan sonraki dördüncü neslinin başlangıcında ve bağımsızlığının yüzüncü yılına yaklaştığı sırada sorumlu, ileri görüşlü, tablonun genişliğini ve içinde bulunduğumuz anın büyüklüğünü anlayan, ulusal çıkarları kaygılarının en ön sırasına koyan ve içinde bulunduğumuz fırtınalı okyanusta güvenle yol almamız gerektiğini hisseden liderlerin seçilmesini gerektiren son derece zorlu bir dönemin eşiğinde.

Raporda, İsrail'in 76’ncı Bağımsızlık Günü'nde, öngörülebilir gelecekte kendisi için henüz bilinmeyen ve anlaşılamayan, ancak derhal bir düzenleme ve değişim gerektiren yeni ve tehlikeli bir dönemin habercisi olan zorlu dönüm noktalarının artık görmezden gelinemeyeceği vurgulandı.

Zorluklar

“İsrail'in Hayatta Kalmasını Sağlayacak Yeni Yol Haritası” başlıklı rapora göre İsrail'in İran ve Ortadoğu'daki çeşitli ülkelerde desteklediği radikal gruplardan kaynaklanan stratejik düzeyde artan meydan okumalar ve tehditlerle Gazze’deki savaşa batmış durumda olmasından dolayı şu an karşı karşıya gelmemesi gerekiyor. Rapora göre İsrail, İran’ın gelişmiş nükleer programının yanı sıra büyüyen füze ve insansız hava aracı (İHA) cephaneliğinin sağladığı güç ve vekillerinden oluşan bir ağı yönetme kabiliyetinin verdiği güçle yakında nükleer silahların ötesine geçme kararı almasına karşı hazırlıklı olmalı.

Raporun devamında şu ifadelere yer verildi:

İsrail’in etrafı, ekonomik, yönetimsel ve güvenlik alanlardaki şartları kötüleşen, başarısızlıkları büyüyen ve İsrail'e karşı düşmanlıkları artan birinci, ikinci ve üçüncü halkadan düşman ülkelerle çevrili.

Raporun yazarı Yadlin, bahsi geçen şartların Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Yemen ve Irak'ta daha da radikalleşebileceği ve Ürdün ve Mısır'da da bir dereceye kadar gelişebileceğinden duyduğu endişeyi ifade etti.

Filistinlilerle çatışmanın tırmanmasının İsrail'in diğer tüm alanlardaki güvenliğini olumsuz etkilediği konusunda uyaran Yadlin, bunun aynı zamanda İsrail’in Ortadoğu'da ve uluslararası arenada stratejik derinlik yaratmasını zorlaştırdığının ve bir güç olarak imajını, kendini donatma kabiliyetini ve ordusunun hareket özgürlüğünü zayıflatacak şekilde dünyadaki konumuna zarar verdiğinin altını çizdi.

Gazze’deki savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan Yadlin, savaşın İsrail'in statüsü ve prestiji üzerindeki etkilerini ise şöyle özetleyerek “Uluslararası ve bölgesel olarak artan tecritçilik, yaptırımlar ve boykotlar, olası silah ambargoları, ciddi yasal tehditler, kredi notunun düşürülmesi, ticari ilişkilerin zarar görmesi, yatırımların azalması ve havayolu şirketlerinin uçuşlarının askıya alınması, İsrail'in bölgesel arenada entegrasyon süreçlerini güçlendirmesini ve uluslararası arenadaki fırsatları gerçekleştirmesini zorlaştıracaktır” yorumunda bulundu.

Yedi cephede savaş

İsrail'i yedi cephede savaşmak zorunda bırakan Gazze’deki savaşta operasyonel düzeyde İsrail'in bugünkü durumunu ‘uyarı alarmı’ olarak tanımlayan Yadlin, “Bugünkü durum, Tel Aviv'e karşı aynı anda birçok cepheden yoğun saldırıların yapılacağı, ticaret ve tedarik yollarının kesintiye uğrayacağı çok cepheli bir savaşla karşı karşıya gelme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor” yazdı.

İsrail yönetiminin görmezden geldiği, hatta bazılarını kınadığı askeri ve güvenlik kurumlarınca hazırlanan raporların daha önce teyit ettiği üzere Tel Aviv'in bölgede düşman olarak gördüğü ülkelerin askeri yetenekleriyle ve gelişimleriyle başa çıkmakta zorlandığı vurgulanan raporda, “Roketler, füzeler ve insansız hava araçlarının (İHA) yanı sıra sınır ve temas hattındaki karasal tehditlerdeki operasyonel eğilimler, İsrail'in gücünü ezerek, savunma kabiliyetleri açısından zorlayarak, savaş düzenindeki boşlukları ve envanterindeki eksikliği vurgulayarak üstünlüğünü en üst düzeye çıkarmasını güçleştiriyor. Bu durum özellikle bölgenin ve İsrail'in uzun süreli çatışmalar ve yıpratma dönemine girdiği ve kısa süreli savaşlarda tam bir belirleyici gücün ortaya çıkmadığının kanıtlandığı sırada meydana geldi” denildi.

İsrail’in stratejik sorumluluğu

Raporda ‘Uyum sağlama kabiliyetinin yitirilmesi’ ara başlığı altında mevcut politikanın ve Gazze’deki savaşın devam etmesinin İsrail'in çeşitli zorluklarla başa çıkma kabiliyetini zayıflatacağı uyarısı yapıldı. İsrail'in çeşitli zorluklarla başa çıkma kabiliyetinin zaman içinde aşındığı ve bu bağlamda geleceğe yönelik birtakım olumsuz faktörlerin olduğu belirtilen Raporda, “Büyük güçler arasında artan rekabet çerçevesinde İsrail'in siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarlarının bulunduğu Batı ve ABD kamplarında kalmaktan başka alternatifi yok” ifadeleri yer aldı.

Yadlin, raporunda şu değerlendirmelerde bulundu:

İsrail'in artan zorluklar karşısında Washington'ın desteğine giderek daha fazla bağımlı hale geldiği bir dönemde, ABD'nin gücü, çok taraflı çatışma bölgeleri ve içeride artan bölünme nedeniyle zorlanıyor. Bunun yanında ABD'de İsrail'i bir oluşumdan ziyade stratejik bir yük olarak gören sesler de yükseliyor.

Yadlin, raporda ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve aşırılık sağcı partilerden oluşan koalisyon hükümetinin devam eden savaşlarla ilgili olarak ABD'ye karşı izlediği politikanın sürdürülmesinin neden olacağı tehlikeye karşı da uyardı.

Öncelik Filistin sahasındaki düzenlemeler

İsrail'in Gazze’deki savaş sonrasında takındığı tutum nedeniyle bölgedeki herhangi bir çözüm girişimi, Filistin meselesiyle ilgili düzenlemelerin teminat altına alınmasını şart koşuyor.

İsrail'in bugün ‘Avrupa’da ve Arap bölgesinde stratejik derinlik ve entegrasyon yaratmak’ için çeşitli fırsatlara sahip olduğunu savunan Yadlin, ancak bu fırsatların gerçekleşmesinin temelde Filistin sahasında ve ABD ile ilişkilerde ilerleme kaydedilmesine, Washington'ın Ortadoğu'daki varlığını sürdürme konusundaki istekliliğine ve içerideki siyasi zorlukların üstesinden gelirken Arap ülkelerine birtakım tavizler vermesine bağlı olduğu konusunda da uyardı.

Tüm bunları, İsrail'in içeride karşı karşıya olduğu durumun yansımalarının bir sonucu olarak ele alan rapora göre sosyo-ekonomik uçurumlar ve Haredilerin (ultra-Ortodoks Yahudiler/Haredim) işgücü piyasasına entegre edilememesi, önümüzdeki yıllarda İsrail ekonomisinin çökmesi ve ordunun, refah politikasının ve yönetimin ciddi zarar görmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Ayrıca bir yandan içeride uyumun zayıflarken ve devlet kurumlarında çalışmaların gerilerken dışarıdan gelen çeşitli tehditler karşısında güvenliği güçlendirmek için gerekli kaynakların tahsis edilmesinin engellenmesi, ABD’nin desteğinin azaltılması İsrail'in bir devlet olarak istikrarına ve özelde Ortadoğu’daki genel olarak ise tüm dünyadaki stratejik konumuna yönelik yeni bir gerçeklik ve zorluk yaratıyor.

Başka bir yönetim ve çok boyutlu karşılık

Raporda bu yeni gerçeklikle başa çıkabilmek için gerekli yol haritasının şartları ortaya koyulurken acil eylem çağrısı yapıldı.

Rapora göre acil eylemde şunlar yer almalı:

  1. İsrail'in güvenlik kavramına ilişkin izlediği politikada çeşitli değişiklikler yapılması ve İsrail'in gelecekte İsrail-Filistin çatışmasında siyasi bir ufuk ve olumlu bir eğilim yaratmasını sağlayacak siyasi düzenlemeler için bir girişim başlatılması gerekiyor.
  2. Siyasi kriz sona erdirilmeli, mümkün olan en kısa sürede seçimler yapılarak halkın kendi hükümetine verdiği yetki tanınmalı ve hukukun üstünlüğüne ve herkesin kanunlar karşısında yeniden eşit olmaları sağlanmalı.
  3. Devlet bütçesinin kullanım şekli, artan tehditler ve zorluklara karşı güvenliği güçlendirecek şekilde değiştirilmeli.
  4. Sivil ve askeri iç cepheyi ve kritik altyapıları daha iyi koruyacak, acil durumlarda ve istihbaratta görev sürekliliğini sağlayacak ve 2023 başarısızlığından çıkarılan dersler çerçevesinde yeniden inşa edilecek bir modern savunma gücü oluşturulmalı. Hava kuvvetleri ve karada manevra sistemleri, birçok alanda kesin kararlar alınmasını sağlayacak şekilde güçlendirilmeli.
  5. Stratejik derinlik güçlendirilmeli ve İran'ın nükleer programını geliştirmesini durdurmak için bölgesel ve uluslararası bir kampanya başlatılmalı. Böylece İsrail'in uluslararası arenadaki konumu istikrara kavuşturulup, tecride ve yaptırımlara engel olunması ve Arap bölgesiyle entegre olması sağlanmalı.
  6. Arap devletleriyle birlikte bölgedeki radikal ekseni dengeleyecek ve bölgede nükleer silahların yayılmasını durduracak şekilde liderlik, dönüşüm ve ABD desteğine dayalı bölgesel bir yapı oluşturulmalı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan  çevrilmiştir.



Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
TT

Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan ve Slovakya başbakanları, Kiev'in ülkeye Moskova'dan petrol sağlayan önemli bir petrol boru hattını yeniden açmadığı sürece, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uygulamayı planladığı 20 günlük yaptırım paketinin Macaristan tarafından onaylanmasını engelleyeceğini açıkladı.

Başbakan Viktor Orbán, X platformunda şöyle yazdı: “Yaptırımlara destek yok. 20. paket reddedilecek.”

Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise şöyle yazdı: “Ukrayna, Druzhba boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya'ya petrol sevkiyatını yeniden başlatana kadar, Kiev için önemli kararların alınmasına izin vermeyeceğiz.”

Ukrayna, kendi topraklarından geçen ve Rus petrolünü Slovakya ve Macaristan'a taşıyan boru hattının 27 Ocak'ta Moskova'nın düzenlediği saldırılarla hasar gördüğünü belirtiyor.

Şubat ayı başında, Avrupa Birliği Rusya'nın bankacılık ve enerji sektörlerini hedef alan yeni yaptırımlar önerdi. Bu önerilen paket, Moskova'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana 20. Yaptırım paketidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yaptırımların yürürlüğe girmesi için 27 AB üye ülkesinin tamamının onayı gerekiyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca, Rusya'ya yeniden ihracat riski yüksek olan ülkelere tüm kablosuz cihaz ve ekipmanların ihracatını yasaklamak için ilk kez zorlama önleme aracını devreye sokmayı planlıyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün akşam, Kiev boru hattını yeniden açmazsa Ukrayna'ya acil elektrik tedarikini kesme tehdidini yerine getireceğini söyledi.

Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, “Pazartesi günü (bugün) Ukrayna'ya acil elektrik tedarikinin kesilmesini talep edeceğim” diye yazdı.

“Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya dışında başka bir yerden petrol almamızı isterse, bu bize çok pahalıya mal olsa bile, buna cevap verme hakkımız var” dedi.


Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
TT

Putin, Rusya'nın "nükleer üçlüsünün" geliştirilmesini "mutlak öncelik" olarak görüyor

Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)
Putin, Kremlin'de Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, ABD ile imzalanan Yeni START anlaşmasının süresinin dolmasının ardından Rusya'nın nükleer güçlerini geliştirmenin artık "mutlak öncelik" olduğunu söyledi.

Kremlin'in himayesinde düzenlenen askeri ve ulusal geçit törenleriyle kutlanan Vatan Savunucuları Günü'nde yayınlanan bir video mesajında Putin, “Rusya'nın güvenliğini garanti altına alan ve dünyada etkili bir stratejik caydırıcılık ve güç dengesi sağlayan nükleer üçlüsünü geliştirmek, mutlak öncelik olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Putin, “ordunun ve donanmanın kapasitesini güçlendirmeye” devam edileceğini ve Ukrayna'da dört yıl süren savaştan elde edilen askeri deneyimlerden yararlanacağını taahhüt etti. Silahlı kuvvetlerin tüm kollarının, “savaş hazırlığı, hareket kabiliyeti ve en zorlu koşullarda bile operasyonel görevleri yerine getirme yeteneği” dahil olmak üzere iyileştirileceğini belirtti.

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasındaki son anlaşma olan Yeni START anlaşması bu ayın başında sona erdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Washington, Rusya Devlet Başkanı'nın her iki tarafın nükleer silah cephaneliği sınırını bir yıl uzatma teklifine yanıt vermedi. Ancak Rusya, Washington da uymaya devam ettiği sürece Yeni START anlaşması kapsamındaki nükleer silah kısıtlamalarına uyacağını açıkladı.


ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

TT

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD güçleri bir ay içinde Suriye’den tamamen çekilecek

ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) liderlik eden güçlerinin, DEAŞ’a karşı yürütülen operasyon kapsamında Suriye’den tamamen çekilmeyi planladığı bildirildi. Konuya ilişkin bilgi veren bir Suriye hükümet yetkilisi, bir Kürt kaynağı ve bir diplomatik kaynak, çekilmenin bir ay içinde tamamlanacağını belirtti. Bu açıklama, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üssün boşaltılmaya başlanmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Adı açıklanmayan Suriye hükümet yetkilisi, “Bir ay içinde Suriye’den çekilecekler ve sahadaki hiçbir üslerinde askeri varlık bırakmayacaklar” dedi.

Kürt kaynak da aynı zaman çizelgesini doğrularken, diplomatik kaynak ise çekilmenin 20 gün içinde tamamlanabileceğini belirtti ve Washington’ın Suriye’de hiçbir askeri üs bırakmayacağını vurguladı.

ABD, 2014 yılında DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta geniş topraklar ele geçirmesinin ardından bu örgüte karşı kurulan DMUK çerçevesinde her iki ülkede de asker bulundurmuştu. Örgüt, 2019’a kadar kademeli olarak bu bölgelerden çıkarılmıştı.

Kürt kaynak, ABD’nin bugün Suriye’nin kuzeydoğusundaki ana üsten çekilmeye başladığını ve önceki iki üssü de iki hafta içinde boşalttığını belirtti.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilmesi süreci devam ediyor. ABD’nin Suriye’den çekilmesi bir ay içinde tamamlanacak” dedi.

dcfvgthy
Suriye’nin Kamışlı kentinde ABD ordusu devriyesi (Arşiv – Reuters)

ABD ordusu, bu ayın ortasında Suriye’deki stratejik bir üsten tamamen çekildiğini ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini açıkladı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesine işaret eden en son adım olarak değerlendiriliyor ve daha geniş çaplı bir Amerikan çekilmesine zemin hazırlayabilir. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre ABD güçleri, Suriye’deki kalan tüm üslerden önümüzdeki iki ay içinde çekilmiş olacak.

Haseke yolunda

Fransız muhabirlerinin aktardığına göre, Kürt güçlerinin son kalesi olan Haseke ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni bağlayan uluslararası yolda bugün onlarca ağır kamyon görüldü. Kamyonlar, zırhlı araçlar ve önceden inşa edilmiş barınaklarla doluydu ve ABD askerî araçları ve helikopterler eşlik ediyordu.

Kürt kaynak, Amerikan hareketleri, “Haseke’deki DMUK güçlerinin merkezi üssünden askeri ve lojistik araçların Irak yönüne çekilme süreci devam ediyor” cümlesiyle aktardı.

fgthy
ABD, Suriye’deki Kasrak Üssü’nden çekilmeye başladı. (AFP)

Kaynağa göre önümüzdeki günlerde, kuzey ve doğu Suriye’deki iki kalan üsten askeri ve lojistik malzeme, radar sistemleri ve füzelerden oluşan ardışık konvoylar taşınacak. DMUK güçleri, askerlerin çoğunu hava yoluyla çekerken, kara birlikleri konvoylara eşlik edecek.

Hava müdahalesi

Son iki hafta içinde ABD, Tanf Üssü’den ve kuzeydoğudaki eş-Şeddadi yakınlarındaki bir diğer üsten ardışık olarak çekildi. Bu ikinci üs, Kürt güçlerinin DEAŞ mensuplarını tuttuğu bir cezaevine ev sahipliği yapıyordu; geçen ay bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti.

DMUK, bu üsleri DEAŞ’a karşı savaşmak ve son yıllarda örgüte yönelik ağır hava saldırıları düzenlemek için kullanmıştı.

ABD, zaman zaman Suriye’de örgüte ait hedefleri vurduğunu açıklarken, Suriye makamları da aralıklı olarak örgüte bağlı hücrelere karşı güvenlik operasyonları yürütüyor.

Diplomatik kaynak, hem Şam hem Washington’la yakın ilişkisi bulunan ülkesinin bilgisine dayanarak, ABD’nin bölgedeki üslerinden havadan Suriye’ye müdahale edebileceğini, yani DEAŞ’a karşı potansiyel operasyonlar gerçekleştirebileceğini belirtti. Bu açıklama, örgütün iki yıl aradan sonra cumartesi günü yayımladığı ses kaydında hükümet güçleriyle çatışmaya çağrılmasıyla bağlantılı görülüyor.

DEAŞ halen uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ediyor ve ara sıra saldırılar düzenliyor; son olarak hükümet güçlerine karşı bir saldırı gerçekleştirdi.

Ocak ayında ise Suriye ordusu, uzun yıllar örgüte karşı sert mücadele veren ve on binlerce militan ile ailelerini kamplar ve gözaltı merkezlerinde tutan Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelere ilerledi.

erg
Bir Amerikan kamyonu, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinin Kamışlı kenti dışındaki bir otoyolda konvoy halinde ilerliyor. (AFP)

Bu ay içinde Washington, örgüte bağlı olduğu şüphesi bulunan 5 bin 700’den fazla tutukluyu kara yoluyla Irak’a naklettiğini açıkladı.

Aynı dönemde, el-Hol Kampı’nda bulunan ve örgüt üyelerinin ailelerini barındıran kamp, neredeyse tamamen boşaltıldı. Çoğu sakin bilinmeyen bir yere gitmişken, geride kalanlar Suriye’nin kuzeyindeki Halep kontrolündeki başka bir kampa nakledildi.

ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve artan İran gerilimi nedeniyle bölgede iki uçak gemisi ve eşlik eden savaş gemilerini konuşlandırdı. Tahran ise olası herhangi bir saldırıya, bölgede Amerikan askeri hedeflerini vurarak yanıt vereceğini açıkladı.