İran’ın nükleer doktrinini değiştirme tehdidi ve nükleer bomba yapma kararı

İran geçtiğimiz nisan ayında İsrail ile yaşanan gerilimin ardından nükleer doktrinini değiştirmekle tehdit etti

Tahran'da İran-Irak Savaşı ile ilgili kurulan bir müzede sergilenen İran füzeleri, 7 Şubat 2024 (AFP)
Tahran'da İran-Irak Savaşı ile ilgili kurulan bir müzede sergilenen İran füzeleri, 7 Şubat 2024 (AFP)
TT

İran’ın nükleer doktrinini değiştirme tehdidi ve nükleer bomba yapma kararı

Tahran'da İran-Irak Savaşı ile ilgili kurulan bir müzede sergilenen İran füzeleri, 7 Şubat 2024 (AFP)
Tahran'da İran-Irak Savaşı ile ilgili kurulan bir müzede sergilenen İran füzeleri, 7 Şubat 2024 (AFP)

Hanan Azizi

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in Dış Politika Danışmanı ve İran Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harrazi, İsrail'in İran’ın bekasını tehdit etmesi halinde Tahran'ın nükleer doktrinini değiştirebileceğini söyledi.

Harrazi, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “İran henüz nükleer bomba yapmaya karar vermedi, ama eğer bekası tehdit edilirse askeri doktrinini değiştirmekten başka çaresi kalmaz. Siyonist oluşum (İsrail) nükleer tesislerimize saldırırsa caydırıcılığımız değişir. İran nükleer silah üretebilecek teknik kapasiteye sahip” ifadelerini kullandı.

Harrazi’nin bu açıklamasından kısa bir süre önce Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, İran'a yaptığı son ziyaret sırasında Tahran'ı UAEA müfettişleriyle iş birliği yapmadığı ve çözüm bekleyen sorunları masaya yatırmadığı için eleştirmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Nükleer Merkezleri Koruma Birlikleri Komutanı Tuğgeneral Ahmad Haktaleb, geçtiğimiz nisan ayında İsrail'in nükleer tesisleri vurmakla tehdit ederek İran üzerinde baskı kurmaya çalışması halinde İran'ın nükleer politikalarını gözden geçirebileceğini açıklamıştı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Cevad Kerimi Kuddusi, iznin çıkarılmasıyla ilk nükleer silah denemesinin yapılması arasındaki sürenin bir hafta olduğunu söyledi.

Civan gazetesinde Hamid Habiri imzasıyla yayınlanan ‘(İsrail ile İran arasındaki) gerilim nisan ayında artarken İran nükleer doktrinini değiştiriyor’ başlıklı makalede şu ifadeler yer aldı:

“İsrail'in İran'ın Şam’daki konsolosluğuna düzenlediği hava saldırısından İran’ın İsrail’e düzenlediği el-Vaat es-Sadık Operasyonu arasında geçen 18 gün içinde İran ile Siyonist oluşum arasında eşi ve benzeri görülmemiş bir gerilim yaşanırken birçok şey de değişti. Artık daha büyük gelişmeler ve değişimler de olacak. Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harrazi’nin de belirttiği gibi, bu saldırılardan sonra değişebilecek şeylerden biri de İran'ın nükleer programının yönüdür.”

Hamid Habiri: İsrail'in İran'ın Şam’daki konsolosluğuna düzenlediği hava saldırısından 18 gün sonra İran ile Siyonist oluşum arasında eşi ve benzeri görülmemiş bir gerilim sırasında birçok şey de değişti.

Bu değişimin nedeninin temelde Tahran ve Tel Aviv arasındaki eşi ve benzeri görülmemiş gerginlik döneminden kaynaklandığını belirten Habiri, “Bu gerginlik dönemi bir ölçüde ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki 1962 Küba Füze Krizi benzetilebilir” yazdı.

Aynı zamanda İran’ın Dini Lideri Hamaney’in dış politika danışmanı olan Harrazi'nin sözlerinin nedenlerini sorgulayan Habiri, “Harrazi’nin sözlerinin nedenleri konusunda, (ABD Başkanı Joe) Biden yönetimini İran'la müzakere masasına oturmaya zorlamak için tehditkâr bir tutum olduğunu söyleyenlerin yanı sıra bunun İran'ın nükleer bombaya yaklaştığına dair bir tehdit olduğunu düşünenler de olduğundan farklı analizler ve görüşler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Bazı uzmanların Harrazi’nin sözlerini 7 Ekim'den sonraki gelişmelerin bir parçası olduğunu düşündükleri belirtilen makalede, “Gazze’deki savaş devam ederken İran, UAEA ile iş birliğini azaltmış ve UAEA Başkanı Raphael Grossi'nin İran'ın nükleer bomba yapmaya yaklaştığından bahsetmesine yol açmıştı” denildi.

xcvfgb
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney Tahran'da düzenlenen bir toplantıda İranlı din adamlarına hitap ederken, 16 Ocak 2024 (AFP)

Uluslararası Kriz Grubu (Crisis Group) İran Program Direktörü Ali Vaez, Gazze’deki savaşın koşullarının İran'ı nükleer bir güç olmaya doğru ittiğini ve Tahran'ın Gazze’deki savaştan sonra daha güçlü olduğunu, ancak kendisini her zamankinden daha savunmasız hissettiğini değerlendirdi.

Mevcut şartların durumu Tahran ve Tel Aviv arasında nisan ayında yaşanan gerginlikten daha fazla kötüleşmesine yol açtığını söyleyen Vaez, “Çünkü Tahran, İsrail'in nükleer tehdidine maruz kalabileceğini düşünüyor. Askeri liderler kriz zamanlarında en kötüsünü beklerler. Bu yüzden Tahran ve İsrail arasında nisan ayında yaşanan gerilimin ardından İran rejiminin üst düzey yetkililerinin gerilimin tırmanması halinde nükleer bir devletle nasıl baş edebileceklerini düşünmeye başlamış olabilirler” ifadelerini kullandı.

Harrazi’nin sözleriyle ilgili olarak BBC Farsça'ya konuşan Uluslararası ilişkiler uzmanı Sina Hadadi, “Harrazi'nin tehdidini dikkate almalıyız. Çünkü İran nükleer silah yapabilecek kapasiteye, teknolojiye, bilime ve kapsamlı bilgiye sahip bir ülke. İran şu an tarihi bir dönüm noktasında. Nükleer doktrinini yeniden gözden geçirebilir. Harrazi'nin sözleri, ABD ve İsrail'e yönelik doğrudan bir tehdit ve uyarı niteliği taşıyor” yorumunda bulundu.

İran Şura Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi eski üyesi Ahmed Ardestani, Ham-Mihan gazetesi tarafından aktarılan açıklamasında “İran'ın nükleer bombayı çoktan yaptığını ve Harrazi'nin sözlerinin Tahran'ın nükleer silah elde ettiğinin duyurulmasının bir başlangıcı olduğunu düşünüyorum” dedi. Ham-Mihan gazetesi tarafından Ardestani'nin açıklamalarına dair “Bu açıklamalar pek inandırıcı olmayabilir, ancak gerçek şu ki nisan ayında İran ve İsrail arasında yaşanan askeri gerilim İran'ın nükleer programı konusundaki tutumunda radikal bir değişikliğe yol açtı” değerlendirmesi yapıldı.

Tahran, Gazze’deki savaştan sonra daha güçlü, ama kendini her zamankinden daha savunmasız hissediyor.

Resul Salimi, KhabarOnline tarafından yayınlanan ‘İran'ın Nükleer Yaklaşımını Değiştirmek: Tahran tarafından gönderilen önemli mesaj ne?’ başlıklı makalesinde, Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harrazi’nin İran'ın nükleer programının askeri niteliğine değindi.

xcfvgbnth
Arad bölgesinde İran’a ait bir füzenin parçalarını inceleyen İsrail askerleri, 24 Nisan 2024 (AFP)

Makalede eski İran Dışişleri Bakanı ve Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Ali Ekber Salihi’nin şubat ayında yaptığı bir açıklamada nükleer bombanın bir arabaya benzediğini, İran’ın bu arabanın tüm parçalarına sahip olduğunu, ancak bunları başka amaçlar için kullandığını söylediği hatırlatıldı.

Makalede şöyle deniyordu:

“Yetkililer nükleer silahların İslam hukukunda yer olmadığını altını her zaman çizdiler. Buna Hamaney'in nükleer bomba ve tüm kitle imha silahlarının üretiminin haram olduğuna dair fetvası da dahil. Ancak İran'ın nükleer doktrini Gazze'deki savaş ve İsrail'in artan tehditleri sonrasında taktiksel bir değişim geçirdi. Kemal Harrazi'nin açıklaması, İran'ın nükleer doktrininin yeniden gözden geçirilmesinin İran'ın bekasına yönelik bir tehditle karşı karşıya kalmasına bağlı olduğunu ve ülkenin siyasi ve askeri yetkililerinin İran'ın konvansiyonel silahlarının kullanımını yeniden tanımlayacağı konusunda hemfikir olduklarını gösteriyor. Dolayısıyla siyaset uzmanları, İran'ın nükleer tesislerinin hedef alınmasının, İran için bekasına yönelik bir tehdit oluşturan ülkelere karşı caydırıcılığı arttırmak amacıyla nükleer silah yapımına yönelik ilk adımların başlangıcı olacağını düşünüyorlar. Kemal Harrazi'nin sözleri ve İranlı yetkililerin İran'la gayri resmi olarak savaş halinde olan ülkelere yaptıkları uyarılar, İranlı siyasetçilerin kararlarını öngörülebilir kılmaya çalıştıklarını gösteriyor. Çünkü İran'ın öngörülemeyen eylemlerden uzak durması, uluslararası sahnede bilinçli hareket eden aktif bir devlet olduğunun önemli bir göstergesidir. İran'ın nükleer doktrinini yeniden gözden geçirmesine yol açan faktörlere ABD ve İsrail'in nasıl tepki vereceği ve Batılı ülkelerin sahadan ziyade diplomasiye yönelip yönelmeyeceği ise henüz netleşmiş değil.”

İran'ın yarı resmi ajansı ISNA, ‘İran askeri doktrinini yeniden mi gözden geçiriyor?’ başlıklı bir haber yayınladı. İran’ın nükleer doktrinin değiştirilmesinin çeşitli programların ve projelerin hayata geçirilmesi anlamına geldiği belirtilen haberde, “Ancak bu İranlı yetkililer tarafından yasaklanan ve UAEA tarafından kabul edilmeyen nükleer bir bomba yapılması anlamına gelmiyor” denildi.

Siyaset uzmanları, İran'ın nükleer tesislerinin hedef alınmasının, İran için bekasına yönelik bir tehdit oluşturan ülkelere karşı caydırıcılığı arttırmak amacıyla nükleer silah yapımına yönelik ilk adımların başlangıcı olacağını düşünüyorlar.

Arif Dehgan Dar, İtimad gazetesinde yayınlanan ‘İran ve gizli caydırıcılık stratejisi’ başlıklı makalesinde, Kemal Harrazi'nin sözlerinin, İsrail'in eylemlerini kontrol altına almak için bir baskı aracı olarak kullanılmak istendiğini öne sürdü. DMO Nükleer Merkezleri Koruma Birlikleri Komutanı Tuğgeneral Haktaleb’in İran’n nükleer tesislerinin hedef alınmasının İran'ın nükleer ve savunma doktrininde değişikliğe yol açabileceğini söylediğini hatırlatan Dar, “Bu açıklamaların ardından İran ve İsrail arasındaki gerginliğin büyük ölçüde azaldığını, nükleer ve uranyum zenginleştirme tesislerini hedef alınmadığını gördük” diye yazdı.

Arif Dehgan Dar, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

Ancak her şey bölgedeki gelişmelere, Gazze'deki savaşın devam etmesine ve İran ile ABD arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına bağlı. İranlı yöneticiler, Gazze'de derhal ateşkes talep etmeli ve ABD’lilerle müzakerelerde Gazze'deki savaşın sona ermesini ve İsrail'in ateşkesi kabul etmesini şart koşmalı.



ABD ordusu: İran’a yönelik operasyonlarda 3 asker öldü, 5 asker ağır yaralandı

ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
TT

ABD ordusu: İran’a yönelik operasyonlarda 3 asker öldü, 5 asker ağır yaralandı

ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bugün (pazar) yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askeri operasyonlar kapsamında 3 ABD askerinin hayatını kaybettiğini, 5 askerin ise ağır yaralandığını duyurdu.

United States Central Command (CENTCOM), “X” platformu üzerinden yayımladığı açıklamada, ayrıca bazı askerlerin şarapnel parçaları ve beyin sarsıntıları nedeniyle hafif yaralandığını, bunların şu anda yeniden göreve döndürülme sürecinde olduğunu belirtti. Açıklamada, ana muharebe operasyonlarının sürdüğü ve müdahale çalışmalarının devam ettiği vurgulandı.

Komutanlık, durumun hâlâ gelişmekte olduğunu kaydederek, “Hayatını kaybeden askerlerin ailelerine saygı gereği, kimlik bilgileri de dahil olmak üzere ek bilgiler, yakınlarına bildirim yapılmasından itibaren 24 saat geçene kadar açıklanmayacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail, dün şafak vakti İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla doğrudan askeri bir çatışma başlatmış, İran’ın askeri kapasitesini imha etmeyi ve yönetimi devirmeyi hedefleyen bu adım, Haziran 2025 savaşından bu yana en tehlikeli tırmanış olarak değerlendirilmiş ve Ortadoğu’yu açık bir çatışma sürecine sokmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün akşam yaptığı açıklamada, İran lideri Ali Hamaney’in saldırılarda öldürüldüğünü duyurdu.

Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldürüldü” ifadelerini kullanarak, ölümünü “İran halkı, Amerikalılar ve çeşitli ülkelerdeki mağdurlar için adalet” olarak nitelendirdi.

Trump ayrıca, Hamaney’in “istihbarat ve gelişmiş takip sistemlerinden kaçamadığını” belirtti; operasyonun “İsrail ile yakın koordinasyon içinde” gerçekleştirildiğini ve “onunla birlikte başka liderlerin de öldürüldüğünü” kaydetti. Ancak bu konuda ayrıntı vermedi.


Hamaney’in ölümü Irak siyasetini sarstı

Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
TT

Hamaney’in ölümü Irak siyasetini sarstı

Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)

Tahran’a yönelik saldırı haberleri, Bağdat’ta Koordinasyon Çerçevesi liderlerinden Ammar el-Hekim’in akşam düzenlediği bir seminere katılan Iraklı siyasetçi ve gazetecilerin telefonlarına peş peşe düşüyordu.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in akıbetine ilişkin sorular, ABD ile İsrail’in rolleri paylaştığı ve cumartesi erken saatlerde gerçekleşen saldırıların gölgesinde neredeyse duyulmaz hâle gelmişti.

Bağdat saatiyle sabah 05.00’e gelindiğinde, Bağdat ve Necef’teki Şii siyasi figürler Hamaney’in öldürüldüğünü artık kesin olarak biliyordu. Bazılarının eline cesedine ve bulunduğu yere ait görüntüler ulaştı.

Akşam saat 22.00’de ise Ammar el-Hekim, “Irak Evi” Vakfı’nda düzenlenen oturumda, kendi ifadesiyle “aşırıya kaçmayan bir iyimserlik” tonunu korumaya çalışıyordu. Gazeteci Ömer eş-Şahir’in “Hedef alındı mı? Hayatta mı? Tasfiye edildiğine dair haberler ne kadar doğru?” şeklindeki doğrudan sorusundan kaçınmadı.

Sanki ölmemiş gibi

El-Hekim’in sözleri net bir yanıt içermedi. Bu büyüklükte bir haberin “gizlenemeyeceğini” söyledi ve “İranlı yetkililerden duyduğuna göre liderin iyi olduğu” bilgisini aktardı. Ardından tartışma hızla Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığı çıkmazına kaydı. Irak’taki birçok kişi için tarihsel bir figür olan lider sanki hiç ölmemiş gibiydi.

fvfdvfd
Ammar el-Hekim, 28 Şubat 2026 akşamı Bağdat’ta düzenlenen siyasi bir seminerde (Hikmet Akımı’nın internet sitesi)

Oysa gerçekte herkes haberi doğrulamıştı. Bilgili kaynaklara göre Şii parti liderlerinin büyük çoğunluğu, pazar akşamı iftardan kısa süre önce Hamaney’in öldürüldüğüne dair kesin teyit aldı. Bazıları “aşırı endişe nedeniyle neler olabileceğini öğrenmek için art arda telefon görüşmeleri yaptı.” İranlıların ise Iraklı müttefiklerine aktarabilecekleri en küçük bir yol haritası dahi yoktu.

Necef

Necef’te ise kaynaklar, Şii merci Ali el-Sistani’nin ofisine Hamaney’in öldürüldüğünü ve İranlıların şoku mümkün olduğunca yönetmek için yürüttüğü adımları doğrulayan bilgiler ulaştığını aktardı. Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr da Tahran’daki saldırı yerinde Hamaney’in cesedini bulma çabalarına ilişkin özel bir brifing aldı ve ardından haberi teyit etti.

dv
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)

Kaynaklar daha sonra Koordinasyon Çerçevesi içindeki Ammar el-Hekim, Nuri el-Maliki ve diğer bazı liderlerin de İran liderinin cesedine ait görüntüleri gördüğünü belirtti.

Bağdat üzerinde kara bulut

Saat 23.00’e doğru Ammar el-Hekim’in toplantısı sona erdi. Bağdat’ın üzerinde ağır bir bulut çökmüş gibiydi. Yeşil Bölge’nin girişlerinde, özellikle ABD Büyükelçiliği’ne giden noktalarda onlarca İran yanlısı toplanmış, İran ve silahlı grupların bayraklarını taşıyordu. Öfkeliydiler ve intikam sloganları atıyorlardı.

Bir saat sonra televizyon kanallarında ABD Başkanı Donald Trump’a atfen “Hamaney öldürüldü” son dakika haberleri yayımlandı. Gece yarısından sonra ABD Büyükelçiliği’nin vurulacağına dair söylentiler dolaştı, ancak bu gerçekleşmedi.

Yeşil Bölge

Köprülerde güvenlik güçleri, gösterileri dağıtmaya yetecek ve daha fazlasını karşılayabilecek teçhizatla konuşlandı. Sabah saatlerinde göz yaşartıcı gaz dumanı Yeşil Bölge çevresini kapladı; insanların yüzlerinde şaşkınlık, şok ve endişe okunuyordu.

Pazar sabahı saat 09.00’da bir gösterici, asma köprüyü kapatan çelik takviyeli büyük kapıya doğru bir iş makinesini hızla sürdü. ABD Büyükelçiliği’ni basma girişimi izlenimi veren bu hamle başarısız oldu.

İş makinesi kapıya ulaşamadan etkisiz hâle getirildi. “Amerika’ya ölüm” sloganları atılıyordu. Yeşil Bölge’den daha uzaktaki mahallelerde ise Bağdat halkı, Ramazan’ın olağan ritüelleri ile haberin olağanüstülüğü arasında sıkışmıştı. Pek çok kişi kentin “hızlı hatta çok hızlı hedefler” listesinde olup olmadığını soruyordu. Birçok aile çocuklarını okula göndermedi. Zaten pazar günü eğitim kurumları açık değildi.

Resmî yas

Günün ilerleyen saatlerinde yetkililer resmî yas ilan etti; vilayetlerde tatil kararı alındı.

Bağdat’taki Şii siyasi liderler, büyümelerini ve karar alıcı konuma yükselmelerini İran liderinin gölgesinde yaşamış isimlerdi. Ölümünün ertesi ilk gününde her birinin ne hissettiğini ve onsuz siyasi hayatlarını nasıl tasavvur ettiklerini tarif etmek mümkün değildi.

Alternatif ne?

Şarku’l Avsat’ın, pazar gününden itibaren liderin akıbetine ilişkin özel raporlara vakıf olan önde gelen bir Şii siyasetçiden aktardığına göre durum onlar için “yüksek hızla bulutların üzerinde uçan bir yolcu uçağının motorunun aniden parçalanmasına benziyor: “Nasıl düşeceğiz? Alternatif motor ne? Hamaney’den sonra şu an yerçekimsiz bir durumdayız.”

5hy657j
Iraklı göstericiler Yeşil Bölge’ye doğru ilerliyor (Şarku’l Avsat)

Pazar günü iftar saatine yaklaşıldıkça Yeşil Bölge girişlerindeki öfkeli göstericilerin sayısı arttı. ABD Büyükelçiliği ise “yaklaşılmaması” uyarısında bulundu. Dicle Nehri üzerindeki köprü, adeta “intikam isteyen” ile “pusuya yatmış” olan arasında son bir sınır gibiydi.

fdvfd

Son saatlerde Bağdat sorularla doluydu: İran’a bağlı Şiiler lidersiz mi kalacak? Tahran’ın en büyük ve en tehlikeli yarasını sarmasını mı bekleyeceğiz? Ve eğer toparlanırsa, müttefiklerinin üzerindeki gölgesini sürdürmeye devam edecek mi?

Bağdat’ta her şey her şeye açık; çatışma ve patlamaya elverişli bir anın içinde, belki de henüz görünmeyen yeni bir denklemin eşiğinde.


İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı
TT

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail ordusu, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezine bir dizi hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, aralarında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in de bulunduğu 40 İranlı yetkilinin etkisiz hâle getirildiği öne sürüldü.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani ise ABD ve İsrail’i “benzeri görülmemiş” saldırılarla hedef almakla tehdit etti. Öte yandan Anayasayı Koruyucular Konseyi Sözcüsü, Hamaney’in yerine bir halef seçilinceye kadar sorumluluğu üstlenecek bir “Liderlik Konseyi”nin oluşturulduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ve rejimi devirmeyi hedefleyen eşi benzeri görülmemiş saldırılarda Hamaney’in öldürüldüğünü duyurmuştu.

Trump bugün de, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık vermesi hâlinde Washington’un Tahran’ı “daha önce görülmemiş bir güçle” vuracağını belirtti.