İran'da iki halef seçimi krizi: Ilımlılık ve aşırılık oyunu

İçerde baskı ve disipline, bölgede ise kaosa bel bağlayan rejim, din adamları ve Devrim Muhafızları arasında karma bir rejim haline geldi.

Devrim Muhafızları, Reisi'nin halefinin seçiminde önemli, Hamaney'in halefinin seçiminde ise daha büyük bir rol oynuyor (Reuters)
Devrim Muhafızları, Reisi'nin halefinin seçiminde önemli, Hamaney'in halefinin seçiminde ise daha büyük bir rol oynuyor (Reuters)
TT

İran'da iki halef seçimi krizi: Ilımlılık ve aşırılık oyunu

Devrim Muhafızları, Reisi'nin halefinin seçiminde önemli, Hamaney'in halefinin seçiminde ise daha büyük bir rol oynuyor (Reuters)
Devrim Muhafızları, Reisi'nin halefinin seçiminde önemli, Hamaney'in halefinin seçiminde ise daha büyük bir rol oynuyor (Reuters)

Refik Huri

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin helikopter kazasında ölmesi, İran'ı kritik bir dönemde iki halef kriziyle karşı karşıya bıraktı; birincisi zamanından önce gelen cumhurbaşkanının halefi krizi. İkincisi,1979'da İslam Devrimi'nin fitilini ateşleyen İmam Humeyni’den çok daha uzun süre hüküm süren Dini Lider Ali Hamaney'in sağlık durumu sebebiyle zamanı yaklaşan halefini seçme krizi. Hamaney'in halefinin radikal bir din adamı olacağı kesin ve Reisi öne çıkan bir adaydı. Hem Dini Lider hem de Dini Lider’in istediği seçeneğe oy veren Uzmanlar Konseyi çevresinde önemli bir seçenekti. Reisi'nin halefi konusu ise görünürde Reisi, Ahmedinejad ve Hatemi gibi aşırı muhafazakâr veya Rafsancani ve Ruhani gibi reformcu ve ılımlı bir figür olacak din adamı ya da eski Devrim Muhafızları subayı seçeneklerine açık görünüyor.

Sistemin gerçek hesapları arasında hiçbir fark yok. Zira gerçek güç, “ilahi meşruiyete” sahip olan, kayıp ve beklenen “zamanın sahibinin” vekili olan Dini Liderin elinde. Herhangi bir dini rejim gibi, gittikçe daha da aşırılaşma yönünde ilerlemeye mahkûm bir rejimde, Dini Liderin aşırı muhafazakâr olması doğal. Teorik olarak “halk meşruiyetini” temsil eden cumhurbaşkanlığı makamı için muhafazakâr ya da ılımlı adayları seçen de odur. Seçimler, ister iç koşullar isterse dış ilişkilerin görünen yönü olsun, rejimin her aşamadaki ihtiyaçlarına bağlıdır. Dünyada İran’daki “reformcu akımın” başarısı üzerine oynanan bahisler bağlamında yapılan eski ve yeni tartışmalar ise bir nevi kendini kandırmadır. Dini Liderin iradesi olmadan hiçbir reformcu iktidara ulaşamaz. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hasan Ruhani ve onlardan önce İmam Humeyni'nin ölümünden sonra arkadaşı Ali Hamaney'in Dini Lider konumuna gelmesinde önemli rol oynayan Haşimi Rafsancani'de olduğu gibi, iktidara gelip çizilen kırmızı çizgileri aşmaya çalışan herhangi bir reformcu figür izolasyona mahkumdur.

Hamaney, "bugün ülkenin asıl meselesinin ekonomi ve temel zayıf noktasının da ekonomik mesele" olduğunu düşünüyorsa, Reisi'nin halefi ekonomiye odaklanacak, insanları ekonomik durumdan ve uygulanan sosyal kısıtlamaların sertliğinden kaynaklanan toplumsal memnuniyetsizliklerini azaltmaya ikna edecek ılımlı bir şahsiyet olabilir. Ama bunun aksini düşünenler de var. Bunlara göre Reisi'nin Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğerlerine açılma konusunda yaptıkları, ancak ılımlı bir cumhurbaşkanının aksine sorgulanmadan esneklik gösterebilecek katı görüşlü bir cumhurbaşkanı tarafından yapılabilirdi. Pratik olarak Hamaney'in elinde olan anahtar, adayları eleyen ve Reisi'nin aday gösterilmesi sırasında kazanacağı korkusuyla Ali Laricani’nin yarış dışı bırakılmasında olduğu gibi, seçilen adaya tehdit oluşturanların adaylığını önleyen Anayasa Koruma Konseyi'ne ödünç olarak veriliyor. Konsey, eski cumhurbaşkanı Ruhani’nin bile, uzun süredir üyesi olmasına rağmen Uzmanlar Konseyi'ne aday olmaya uygun olmadığına karar vermişti. Bunun nedeni, İmam Humeyni'nin en başından beri İslam Cumhuriyeti'nin en yüksek önceliklerini belirlemiş olmasıdır ve bunlardan en öne çıkanları iki tanedir. Birincisi, "İslam hükümeti velayet ile imanın ikizidir ve düzeni sağlamak bir görev borcudur." İkincisi ise "devrimi ihraç etmek, çünkü rejim kapalı bir ortamda kalırsa kesinlikle yenilgi ile yüzleşecektir." Arap ülkelerindeki Şii milis gruplara “yatırım” yapılması ve Filistin kartına sahip olunmaya çalışılması da bundandır. Bunun hiçbir bölgesel güçte daha önce görülmemiş pratik uygulaması ise Lübnan'da Hizbullah, Irak’ta Haşdi Şabi, özellikle de Hizbullah Tugayları, Seyyid el-Şuhada Tugayı, Kays el-Hazali hareketi, Suriye'de Afganlardan oluşan Fatimiyyun Tugayı ile Pakistanlılardan oluşan Zeynebiyyun Tugayı gibi silahlı mezhepçi ideolojik grupların kurulması, Yemen’de Ensarullah (Husiler), Gazze’de Hamas ve İslami Cihat’ın desteklenmesidir. İran'ın hiçbir şey yapmadan kazanmasını sağlayan da budur. Vekalet ile kazanıyor, vekalet ile savaşıyor ve vekalet ile anlaşıyor. Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney'nin söylediği gibi, Tahran'ın bölgede bahse girdiği şey bir kaos sistemidir. Maloney İran'ın stratejisini "güçlü düşmanlarına, özellikle de ABD'ye karşı avantaj elde etmenin ekonomik açıdan ucuz bir yolu olarak, asimetrik savaşa yatırım yapmak" olarak tanımlıyor. Sahne çok çelişkili ve Sovyetler Birliği'nde yaşanan ve onun çöküşüne yol açan duruma benziyor; içeride ekonomik zayıflık, dışarıda güçlü nüfuz ve büyük harcamaların yapıldığı askeri güç. Hamaney'in 2003'te İran penceresinden gördüğü kadarıyla bölgedeki sahne şöyleydi; “Washington yeni bir Ortadoğu yaratma konusunda tamamen başarısız oldu. Bölgenin jeopolitik haritasının köklü bir değişim içinde olduğu doğru ama bu ABD'nin değil, direniş cephesinin yararına bir değişim. Evet, Batı Asya'nın jeopolitik haritası değişti ama direnişin lehine olacak şekilde değişti.” Dahili sahneye gelince, zorlu ekonomik durumdan duyulan memnuniyetsizlik nedeniyle halk seçimlere katılma konusunda isteksiz. Kadınlara başörtüsünün dayatılmasına, sosyal davranışlar ve giyim üzerindeki kısıtlamaların sıkılaştırılmasına karşı gösteriler düzenleniyor. Son parlamento seçimlerine seçmenlerin ancak yüzde 41'i katıldı. Başkent Tahran'da bu oran yüzde 19'du.Türk analist Murat Yetkin, "İran rejimi uzun menzilli füzeler üretebiliyor ama Cumhurbaşkanı Reisi'nin uçağının yerini tam olarak belirleyemiyor" derken abartmıyordu. Aslında İran'ın uçağın düşüşüne ilişkin hikayesi hâlâ eksik. Dahası kazanın gerçek nedenleri, teknik neden veya sisten mi kaynaklandığı, yoksa sabotaj sonucu mu olduğu gibi sorular cevapsız kalacak kadar boşluklarla dolu. Resim net değil; cumhurbaşkanının uçağı düşerken kendisine eşlik eden iki uçak Tebriz'e dönüş yolculuğuna nasıl devam edebildi? Reisi'nin dini lider konumuna gelmesini engellemek için biri bir komplo mu kurdu? Cenaze törenlerinde Şiiliğin abartılı tezahürleri, soruları gülünç hale getirmeye yönelik bir çaba mıydı?

Totaliter rejimlerde gerçeği bilmek zordur. Ancak içeride baskı ve disipline, bölgede ise kaosa bel bağlayan İslami rejim, din adamları ve Devrim Muhafızları arasında karma bir rejim haline geldi. Devrim Muhafızları, Reisi'nin halefinin seçiminde önemli, Hamaney'in halefinin seçiminde ise daha büyük bir rol oynuyor.



Avustralya, İran'ın sinagog saldırganlarıyla bağlantısını ortaya çıkardı

İran'ın Avustralya Büyükelçisi Ahmed Sadiki (sağda), ülkesinin Kanberra'daki büyükelçilik binası içinde arabasına doğru yürüyor, 27 Ağustos 2025. (AFP)
İran'ın Avustralya Büyükelçisi Ahmed Sadiki (sağda), ülkesinin Kanberra'daki büyükelçilik binası içinde arabasına doğru yürüyor, 27 Ağustos 2025. (AFP)
TT

Avustralya, İran'ın sinagog saldırganlarıyla bağlantısını ortaya çıkardı

İran'ın Avustralya Büyükelçisi Ahmed Sadiki (sağda), ülkesinin Kanberra'daki büyükelçilik binası içinde arabasına doğru yürüyor, 27 Ağustos 2025. (AFP)
İran'ın Avustralya Büyükelçisi Ahmed Sadiki (sağda), ülkesinin Kanberra'daki büyükelçilik binası içinde arabasına doğru yürüyor, 27 Ağustos 2025. (AFP)

Yetkililer, Avustralya istihbarat kurumlarının Melbourne'daki bir sinagogu ateşe vermekle suçlanan şüphelilerin finansmanını tespit ettiğini ve şüphelilerin Tahran'ın söz konusu saldırının arkasında olduğundan habersiz olsalar da bu antisemitik saldırıyı İran'la ilişkilendirdiklerini söylediler.

frgty
Avustralya’nın Sidney ve Melbourne'deki antisemitik kundaklama saldırılarının arkasında olduğunu iddia ederek İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararı almasından sonra Kanberra'daki İran Büyükelçiliği önünde haber için toplanan basın mensupları, 27 Ağustos 2025 (AFP)

20 yaşındaki Yunus Ali Yunus, 6 Aralık'ta Adas İsrail Sinagogu'na saldırı ve araba hırsızlığı suçlamasıyla dün Melbourne Sulh Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı. Yunus suçlu ya da suçsuz olduğunu iddia etmedi ve kefalet talebinde de bulunmadı. Yunus’un avukatı Reuters'a yorum yapmayı reddetti.

fhyj
Kanberra'daki İran Büyükelçiliği binasının genel görünümü, 27 Ağustos 2025 (AFP)

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese salı günü yaptığı açıklamada, Avustralya istihbarat kurumlarının bu olayın ve geçen yıl Sidney'de meydana gelen bir başka saldırının İran hükümeti tarafından yönlendirildiğini ortaya çıkardığını söyledi. İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararı alan Avustralya, Tahran'ı kendi topraklarında gizli düşmanca faaliyetlerde bulunmakla suçlayan en son Batı ülkesi oldu.

Birleşik Krallık ve İsveç'teki güvenlik kurumları geçen yıl İran'ın her iki ülkede şiddetli saldırılar gerçekleştirmek için suçlu vekiller kullandığı uyarısında bulundu. Birleşik Krallık, 2022'den bu yana İran ile bağlantılı 20 komployu engellediğini açıkladı.

10'dan fazla ülke, suikast, kaçırma ve taciz eylemleri gerçekleştirmek için ‘İran istihbarat servislerinin komplolarını artırdığını’ iddia ederek bunu kınadı.

Avustralya istihbarat şefi Mike Burgess, İran'ın saldırılara karıştığını gizlemek için bir grup aracı kullandığını ve başka saldırılar planlamış olabileceğini ifade etti.

Albanese salı günü Avustralya Yayın Kurumu'na (ABC) yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin ‘olağanüstü bir iş çıkardığını ve İran rejimi tarafından kullanılan bu suç unsurlarının finansman kaynağını tespit ettiğini’ söyledi.

Albanese, parlamentoda dün yaptığı açıklamada, soruşturmanın ülke içinden ve dışından ‘küçük ve bazen büyük suçlulara’ yapılan ödemeleri takip etmek için ters yönde ilerlediğini bildirdi.

Avustralya Güvenlik İstihbarat Örgütü (ASIO) pazartesi günü, Albanese'ye İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile yurtdışındaki bazı kişileri saldırılarla ilişkilendiren bir tedarik zincirine dair kanıtlar hakkında bilgi verdi.

Diğer yandan İran Dışişleri Bakanlığı, Avustralya'nın suçlamasını ‘tamamen reddettiğini’ açıkladı. Soruşturmanın dönüm noktası, birkaç hafta önce Avustralya federal polisi ve ASIO’nun sinagog saldırısıyla bağlantılı olarak Victoria yetkilileri tarafından gözaltına alınan şüphelilerin cep telefonlarını ve dijital cihazlarını ele geçirmesiyle geldi. Polis, diğer saldırılarda da kullanılmış olan çalıntı mavi bir Volkswagen Golf'e dikkat çekti.

Polis tarafından yayınlanan güvenlik kamerası görüntülerinde, 6 Aralık gecesi sinagogun girişinde üç maskeli adamın arabanın bagajından yakıt bidonlarını boşaltıp ateşe verdikten sonra hızla uzaklaştıkları görülüyor. Adamlardan biri de elinde balta taşıyordu.

frgf
Kanberra'daki İran Büyükelçiliği önünde toplanan medya mensupları, 26 Ağustos 2025 (AFP)

İddianamede, Victoria Eyaleti Ortak Terörle Mücadele Görev Gücü'nün Yunus'u saldırıyı gerçekleştirmek için arabayı çalmakla ve sinagogda insanlar varken ateşe vererek hayatlarını tehlikeye atmakla suçladığı ortaya çıktı. Saldırıda kimse yaralanmadı.

21 yaşındaki bir diğer sanık Giovanni Laolo da geçen ay aynı suçlamalarla mahkemeye çıktı.

Dönemin Avustralya Federal Polis Komiser Yardımcısı Chrissie Barrett, 30 Temmuz'da sinagog saldırısıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, saldırının siyasi amaçlı olduğunu ve yurtdışından gelen suçluları içerdiğini söyledi.

Barrett, “Bu suçluların, saldırıyı gerçekleştirmek için Victoria'daki suç ortaklarıyla iş birliği yaptığını ve kasıtlı olarak yangın çıkardığını düşünüyoruz” dedi.

Barrett ayrıca, 2023 yılında Irak'a sınır dışı edilen ünlü bir Avustralyalı suçlunun ‘devam eden soruşturma hatlarından biri’ olduğunu doğruladı.

Barrett polisin, Birleşik Krallık, ABD, Kanada ve Yeni Zelanda'yı da içeren Beş Göz istihbarat ağıyla birlikte çalıştığını söyledi.

Avusturya İçişleri Bakanı Tony Burke dün ABC’ye verdiği demeçte, Avustralya içinden olaya karışanların ‘bunu kimin başlattığını’ tam olarak bilmediklerini ifade etti.

Burke, “Bir dizi aracı, kendilerini kimin yönlendirdiğini gerçekten bilmeden farklı şeyler yapıyor” ifadesini kullandı.


Trump'ın damadı, Gazze Şeridi için savaş sonrası planlar üzerinde çalışan bir ekibin parçası olarak Beyaz Saray'da göründü

ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner (Reuters)
TT

Trump'ın damadı, Gazze Şeridi için savaş sonrası planlar üzerinde çalışan bir ekibin parçası olarak Beyaz Saray'da göründü

ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı, Gazze Şeridi için savaş sonrası planlar üzerinde çalışan Beyaz Saray uzman ekibinin bir parçası olarak Oval Ofis'te göründü.

Şarku’l Avsat’ın The Daily Beast'ten aktardığına göre, Trump'ın ilk döneminde danışmanlık yapan Jared Kushner, Ortadoğu'da barış için imzalanan 2020 İbrahim Anlaşması'nın mimarı olarak kabul ediliyor.

Başkanın kızı Ivanka ile evli olan Kushner'ın yeni Trump yönetiminde resmi bir görevi yok; ancak CNN mayıs ayında, Kushner'ın Ortadoğu meselelerinde başkana danışmanlık yapmaya devam ettiğini bildirmişti.

Kushner'ın dün eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un da katıldığı 90 dakikalık bir toplantıya katıldığı bildirildi. İki isimsiz kaynak New York Times'a toplantı hakkında bilgi verdi, ancak Kushner gazetenin yorum talebine yanıt vermedi.

Eski Birleşik Krallık Başbakanı şu anda Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü adlı kâr amacı gütmeyen bir kuruluşu yönetiyor.

Axios'a göre Blair ve Kushner, Hamas'ın kontrolü olmadan Gazze Şeridi'nin nasıl yönetileceği konusunda görüşlerini sunmak üzere ekibe seçildi.

Axios, Beyaz Saray Sözcüsü’nün şu sözlerini aktardı: “Başkan Trump, savaşı sona erdirmek istediğini açıkça belirtti ve bölgedeki herkes için barış ve refah istediğini ifade etti. Beyaz Saray'ın şu anda toplantı hakkında paylaşabileceği başka bir bilgi bulunmamaktadır.”

Gayrimenkul sektöründe servetini artıran Kushner, Ortadoğu'da önemli bir iş adamı haline geldi. Kushner, İsrail sigorta ve finans grubu Phoenix Holdings'in en büyük yatırımcısı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, protestocuların ateşkes ve rehine takası anlaşmasını kabul etmesi yönündeki baskısı altında. Ancak Netanyahu, 22 aydır süren çatışmayı genişletme niyetinde olduğunu açıkça belirtti.

Witkoff dün Fox News'te Trump’ın başkanlık edeceği ve çatışmanın sona ermesinden ‘sonraki gün’ için planların tartışılacağı ‘genişletilmiş toplantı’ planlarını açıkladı.

Witkoff, Fox News'e verdiği röportajda şunları söyledi: “Bu, Gazze Şeridi'nde çatışmanın sona ermesinden sonraki gün için hazırladığımız çok kapsamlı bir plan. Bence birçok kişi bu planın ne kadar etkili ve iyi niyetli olduğunu görecek ve bu planın Başkan Trump'ın insani amaçlarını yansıttığını anlayacak.”

Witkoff ayrıca, Hamas ile İsrail arasında süren gergin ateşkes müzakereleri hakkında da bilgi verdi.

Witkoff sözlerini şöyle noktaladı: “Bir anlaşmaya varılmalı; rehineler evlerine dönmeli. Her rehine serbest bırakıldığında, her iki tarafta da sevinç görüyoruz… Bu sorunu bir şekilde, kesinlikle yıl sonuna kadar çözeceğimize inanıyoruz. Hamas şu anda bir anlaşmaya açık olduğunu işaret ediyor. İsrailliler Gazze'ye 600 milyon dolarlık yardım sağlıyor. Ayrıca Hamas ile görüşmeleri sürdürmeye açık olduklarını da açıkladılar.”


Rusya'nın Kiev'e düzenlediği saldırıda ölü ve yaralılar var... Avrupa Birliği, misyon karargahında hasar oluştuğunu duyurdu

قتلى وجرحى بهجوم روسي على كييف... والاتحاد الأوروبي يعلن تضرر مقر بعثته
قتلى وجرحى بهجوم روسي على كييف... والاتحاد الأوروبي يعلن تضرر مقر بعثته
TT

Rusya'nın Kiev'e düzenlediği saldırıda ölü ve yaralılar var... Avrupa Birliği, misyon karargahında hasar oluştuğunu duyurdu

قتلى وجرحى بهجوم روسي على كييف... والاتحاد الأوروبي يعلن تضرر مقر بعثته
قتلى وجرحى بهجوم روسي على كييف... والاتحاد الأوروبي يعلن تضرر مقر بعثته

Yerel yetkililer, Rusya'nın bu sabah Ukrayna'nın başkenti Kiev'e insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle büyük çaplı bir saldırı düzenlediğini duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AP'den aktardığına göre, saldırıda en az sekiz kişi öldü, 30 kişi de yaralandı.

Bu, üç yıldır süren savaşı sona erdirmek için ABD öncülüğünde yürütülen barış çabalarının ilerleme kaydetmekte zorlandığı bir dönemde, haftalar sonra Kiev'e düzenlenen ilk büyük çaplı İHA ve füze saldırısı.

Ukrayna İçişleri Bakanı İgor Klimenko, ön bilgilere göre ölenler arasında iki çocuğun da olduğunu ve ölü sayısının artmasını beklediğini söyledi.

Klimenko, arama-kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalan insanları çıkarmak için olay yerinde çalıştığını bildirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, saldırının ardından X platformunda yaptığı paylaşımda, “Rusya müzakere masası yerine balistik füzeleri tercih ediyor. Dünyada barış çağrısı yapanlardan bir tepki bekliyoruz, ancak şu anda ilkeli bir tavır almak yerine sessiz kalıyorlar” ifadelerini kullandı.

sdfrgt
Ukrayna'nın başkenti Kiev’de Rusya'nın saldırısı sonrasında hasar gören bir binadan bir kurbanın cesedini çıkaran itfaiyeciler  (AP)

Kiev Belediye Başkanı Timur Tkaçenko, Rusya'nın İHA’lar, seyir füzeleri ve balistik füzeler kullandığını belirtti.

Tkaçenko, Kiev'in yedi bölgesinde en az 20 yerin bombalandığını, şehir merkezindeki bir alışveriş merkezi de dahil olmak üzere yaklaşık 100 binanın hasar gördüğünü ve binlerce pencerenin kırıldığını bildirdi.

Saldırılar, tam ölçekli işgalin başlamasından bu yana Rus saldırılarının Ukrayna'nın başkentinin kalbine ulaştığı birkaç örnekten biri olarak Kiev'in merkezini hedef aldı. Bölge sakinleri, hasar gören binalardan dağılmış cam ve enkazları temizledi.

Avrupa Birliği (AB), Kiev'deki misyon merkezinin hasar gördüğünü duyurdu

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'ya göre, dün gece Ukrayna'nın başkentini vuran büyük çaplı hava saldırısı sonucu Kiev'deki AB misyon merkezi hasar gördü.

X platformunda yaptığı paylaşımda Costa, ‘Ukrayna'ya yönelik ölümcül Rus füze saldırısını’ kınadı ve ‘Ukraynalı kurbanlara ve binası hasar gören AB misyonunun üyelerine’ geçmiş olsun dileklerini iletti.

AB’nin ‘korkutulmayacağını’ vurgulayan Costa, “Rusya'nın saldırganlığı, Ukrayna ve halkının yanında durma kararlılığımızı daha da artıracaktır” dedi.