İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterini bulmak için 17 saatlik operasyonun perde arkası

İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterini bulmak için 17 saatlik operasyonun perde arkası
TT

İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterini bulmak için 17 saatlik operasyonun perde arkası

İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterini bulmak için 17 saatlik operasyonun perde arkası

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve üst düzey yetkililerden oluşan beraberindeki heyet, önceki pazar günü ölümcül sonuçları olan helikopter uçuşuna çıkmadan kısa bir süre önce cemaatle namaz kıldılar. İçlerinden biri uçuştan önce öğle yemeği yemeyi önerdi, ancak Cumhurbaşkanı Reisi bir sonraki hedefine ulaşmak için acelesi olduğunu söyleyerek öneriyi kabul etmedi.

Reisi helikoptere bindi ve pencere kenarına oturdu. Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan helikopter pistinde toplanan bir grup insanla fotoğraf çektirmek için geride kalmıştı. Gülümsedi ve bir elini göğsüne koyarken diğer elinde kahverengi bir çanta tutuyordu.

Cumhurbaşkanı’nın üç helikopterden oluşan konvoyu saat 13.00 sularında İran'ın Azerbaycan sınırındaki pistten havalandı. Konvoydaki helikopterlerin sıralamasında ortada Cumhurbaşkanı'nın helikopteri vardı. Ancak helikopterler havalandıktan yaklaşık yarım saat sonra Cumhurbaşkanı’nın helikopteri kayboldu.

tyhu
Aliyev ve Reisi Azerbaycan-İran sınırındaki baraj bölgesini ziyaretleri sırasında (Azerbaycan Devlet Haber Ajansı)

Cumhurbaşkanı'nın helikopterindeki yolculardan hiçbiri kendilerine ulaşmaya çalışanların telefonlarına cevap vermiyordu. Nihayet içlerinden biri, Tebriz Cuma İmamı Muhammed Ali Al-i Haşim telefonuna cevap vermişti. Ancak sesi çok kötü geliyordu. Kendisini arayanlara “Ne olduğunu bilmiyorum, kendimi iyi hissetmiyorum” dedi, ama iki saat sonra o da telefonuna cevap vermeyi bıraktı.

tynumh
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın İran’ın batısındaki bölgede düşmeden önce seyahat ettikleri Bell 212 model helikopter (IRNA - Reuters)

Ardından 17 saat süren hummalı arama kurtarma faaliyetleri başladı. Tahran'daki hükümet yetkilileri, 2022 yılında kadınların öncülüğünde gerçekleşen ve rejimin düşmesi sloganları atılan ayaklanmayı göz önünde bulundurarak, ülkeyi yurtdışından gelebilecek tehditlere ve yurtiçindeki huzursuzluklara karşı korumak için yoğun çalışmalara giriştiler.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney devlet televizyonundan İranlılara ülkenin güvenliğinde herhangi bir aksaklıktan korkmalarına gerek olmadığı konusunda güvence verirken ve İran Silahlı Kuvvetlerini yüksek alarm durumuna geçirirken yetkililer de perde arkasında telaş içindeydiler. İsrail ya da DEAŞ gibi düşmanların gizli saldırılar düzenleyebileceğinden korkuyorlardı. Olayla ilgili basında çıkan haberleri yönlendirdiler, bilgi akışını kontrol ettiler ve Cumhurbaşkanı’nın ölmüş olabileceğine dair ifadeler kullanılmasını yasakladılar. Hükümet, Tahran ve diğer büyük şehirlerin sokaklarında hükümet karşıtı protestoları ya da Reisi'nin ölümünün kutlanmasını önlemek için sivil güvenlik görevlileri konuşlandırdı. Polis ve istihbarat bakanlığının siber güvenlik birimleri İranlıların sosyal medya paylaşımlarını takip etti.

Helikopter kazasından sonraki saatlerde yaşananlara ilişkin bu bilgiler, Cumhurbaşkanı ile birlikte helikopterde bulunan İranlı üst düzey yetkililerin konuşmalarının, devlet televizyonunda yayınlanan raporların ve videoların, hükümetten gelen açıklamaların ve açık kaynaklardan aktarılan raporlar ve video görüntülerinin yanı sıra İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) iki üyesi de dahil olmak üzere beş İranlı yetkili, üç İranlı diplomat, eski bir cumhurbaşkanı yardımcısı, birkaç İranlı gazeteci ve kaza yerinin yakınlarındaki kriz yönetim merkezinde bulunan ve arama çalışmalarına katılan bir fotoğrafçının ifadelerinden derlendi.

eftbgyvr
İran Kızılayı tarafından yayınlanan ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin helikopterinin düştüğü yerdeki kurtarma görevlilerini gösteren videodan bir görüntü (AFP)

Cumhurbaşkanı Reisi ve üst düzey yetkililerden oluşan bir heyet, pazar günü sabah saatlerinde Azerbaycan ile ortak bir baraj projesinin açılışını yapmak üzere İran'ın Azerbaycan sınırına gittiler. İran’ın resmi haber ajansları tarafından yayınlanan videolar, Reisi ve beraberindeki heyeti taşıyan üç helikopterin havalandığı sırada havanın yoğun sisli olduğunu gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Reisi’yi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ı taşıyan helikopterde ülkenin kuzeyindeki Tebriz şehrinin Cuma İmamı Muhammed Ali Al-i Haşim, Doğu Azerbaycan Eyaleti Valisi Malek Rahmati ve Cumhurbaşkanı’nın koruma ekibinin başı Tuğgeneral Mehdi Musavi bulunuyordu. Helikopterler planlanan rotayı izliyordu. Ancak kalkıştan kısa bir süre sonra ormanlarla kaplı dağlardan oluşan bir vadide yoğun sisle karşılaştılar.

İran Yol ve Şehir Planlama Bakanı Mehrdad Bezrpaş ve Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Gulam Hüseyin İsmaili konvoyun önündeki helikopterde bulunuyordu. Helikopter sisten çıktıktan hemen sonra kokpitte bir kargaşa olduğunu fark ettiler. Bakan Bezrpaş, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, olayın ilk saatlerinde pilota neler olduğunu sorduğunu, pilotun da ona Cumhurbaşkanı’nı taşıyan helikopterin izini kaybettiklerini ve telsiz çağrılarına yanıt vermediğini, bunun da acil iniş yapmış olabileceğini gösterdiğini, fakat yoğun sisin görüşü engellediği ve vadiye inmenin çok riskli olduğunu söylediğini anlattı.

dcvfrtb
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'yi taşıyan helikopterin düştüğü yerde arama kurtarma faaliyetleri yürüten ekipler (Reuters)

Konvoydaki diğer helikopterler sonunda İran'ın kuzeybatısındaki dağlarda, en yakın kasabaya 46 mil uzaklıktaki bir bakır madenine iniş yaptı. Birkaç saat içinde buradaki mütevazı bir idari bina özel bir kriz yönetim merkezine dönüştürüldü. Merkezde bulunan Tebrizli fotoğrafçı Azin Hakiki telefonla kurulan bağlantıda, yüzlerce yetkilinin, askeri komutanın ve hatta yürüyüşçülerin ve off-road motosikletçilerinin kriz yönetim merkezine geldiğini söyledi.

İran devlet televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı İsmaili, Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, Tebriz Cuma İmamı Al-i Haşim ve başka bir yetkilinin ve hatta pilotun dahi cep telefonlarını aradığını, ancak içlerinden yalnızca Al-i Haşim’in cevap verdiğini söyledi.

dcefvrr
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'yi taşıyan helikopterde ölenlerden birinin cesedini taşıyan arama ve kurtarma ekipleri (AFP)

İsmaili telefon görüşmesinde Tebriz Cuma İmamı’na “Neredesin? Ne oldu? Yerini bulmamız için bize bir işaret verebilir misin? Diğerlerini görebiliyor musun? Onlar iyi mi?” diye sorduğunu, Al-i Haşim’in ise kendisine “Ağaçların arasında yalnızım ve kimseyi göremiyorum” diye yanıt verdiğini anlattı.

İsmaili daha fazla ayrıntı öğrenebilmek için sıkıştırdığında, İranlı din adamı bulunduğu yeri yanan ağaçların olduğu bir orman olarak tarif etti. İsmaili’nin aktardığına göre sonraki aramalarda sesi zayıflamaya ve kafası karışmış gibi cevaplar vermeye başlayan Tebriz Cuma İmamı, yaklaşık iki saat sonra cevap vermeyi bıraktı.

Bakan Bezrpaş, helikopterin koordinatlarını almak için Ulusal Hava Trafik Kontrol Merkezi ile temasa geçti. Ancak oradaki teknisyenler helikopterin düştüğü bölgeyle ilgili sadece tahmini bir bilgi verebildiler. Ayrıca, bölgenin uzak olması nedeniyle telefon sinyallerini takip edemediler.

Helikopterden herhangi bir sinyal alınamadığı için kazanın tam yeri tespit edilemedi. Diğer helikopterlerdeki yetkililer Cumhurbaşkanı'nı taşıyan helikopterin sert bir şekilde düştüğünü anlayınca panik başladı. Ülkenin en üst düzey lideri olan Hamaney’in potansiyel halefi olarak görülen Reisi ve helikopterdeki diğer yolcular ya ağır yaralanmış ya da ölmüştü.

Bakan Bezrpaş devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Tahran'ı bilgilendirdiklerini ve acil arama kurtarma ekiplerinin bölgeye sevk edilmesini istediklerini, ancak ekiplerin gelmesinin saatler aldığını söyledi. Arama kurtarma faaliyetleri tehlikeli hava koşulları ve etrafını dağların sardığı dar yollar nedeniyle de yavaş ilerliyordu.

İran Yol ve Şehir Planlama Bakanı, Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin acil durum ekiplerinin gelmesini beklemediğini, bakır madeninden kişilerle birlikte araçlarla yola çıktıklarını, ama yoğun sis, rüzgar ve yağmur nedeniyle araçları terk etmek ve komşu köylere yürümek zorunda kaldıklarını anlattı. Bakan Bezrpaş, bölge sakinlerinin helikopter enkazının yerini bulmalarına yardım edebileceğini umduklarını, fakat bu çabalarının başarısız olması üzerine bakır madenine geri dönmek zorunda kaldıklarını söyledi.

vvbgrb
İran Kızılayı tarafından yayınlanan bir videoda arama ve kurtarma ekiplerinin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’yi taşıyan helikopter kazası bölgesindeki cesetleri taşıdıkları görülüyor (AFP)

Tahran'da ise Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı ve şu an cumhurbaşkanlığı görevini vekaleten yürüten Muhammed Muhbir, planlanmış bir kabine toplantısına başkanlık ediyordu. Hükümet Sözcüsü Ali Bahadır Cehrami’nin aktardığına göre Muhbir, kazayı ve Cumhurbaşkanı Reisi’nin ölmüş olabileceğini bilmesine rağmen hükümetin olağan işleri sürdürdü ve kabinenin geri kalanını gelişmelerden haberdar etmek için toplantının sonuna kadar bekledi.

Yetkililerin Cumhurbaşkanı Reisi’yi taşıyan helikopterin kaybolduğunu doğrulamasının hemen ardından olaydan haberdar olan Hamaney, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyelerini evinde acil toplantıya çağırdı. Bir konsey üyesi ve bir hükümet yetkilisine göre Hamaney toplantıda konsey üyelerine düzeni korumaları ve güç gösterisinde bulunmaları talimatını verdi. Konsey üyesi ve hükümet yetkilisi, toplantının detayları hakkında bilgi verseler de bu konuda kamuoyu önünde konuşma yetkileri olmadığından doğrudan bir açıklamada bulunmadılar.

İran Kültür ve Enformasyon Bakanlığı ülkedeki basın kuruluşlarıyla temasa geçerek olayın haberleştirilmesinde uyulması kuralları iletti. İran'da misilleme korkusuyla adlarının açıklanmasını istemeyen dört gazetecinin anlattığına göre cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerin ölmüş olabileceği belirtilen haberlere yayın yasağı getirdi.

Cumhurbaşkanı'nın helikopterinin ‘sert bir iniş yaptığı’ yönündeki ilk haberler öğleden sonra devlet televizyonunda yayınlandı.

Bundan sonraki birkaç saat boyunca resmi ve yarı resmi haber ajanslarında yanlış bilgiler dolaştı. Reisi'nin Tebriz'e dönüşe geçtiği, sağ salim olduğu ve helikopterdeki yolcuların hepsinin kurtulduğu yönünde haberler basında yer aldı.

Her ikisi de sosyal medyada geniş takipçi kitlesine sahip olan İranlı bir işadamı ve bir medya analisti yaptıkları açıklamalarda İran İstihbarat Bakanlığı'nın pazar günü saat 18.00 sularında kendileriyle temasa geçtiğini ve sosyal medya hesaplarından yaptıkları olayla ilgili paylaşımları silmelerini istediğini söylediler. İran'ın Fars haber ajansı, DMO'nun istihbarat teşkilatının perşembe günü Cumhurbaşkanı Reisi’yi taşıyan helikopter hakkında yanlış bilgi paylaştığı gerekçesiyle bir kişiyi tutukladığını bildirdi.

dfefv
Meşhed'deki cenaze töreninde Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin tabutunu taşıyan İranlılar (EPA)

Kültür ve Enformasyon Bakanlığı, pazar günü saat 11.00 sularında devlete bağlı yayın kuruluşlarına Cumhurbaşkanı ve helikopterde bulunan diğer yetkililer için dua edilmesini istemeleri ve sabah yapılacak resmi bir açıklama için hazırlanmaları talimatı verdi.

DMO Genel Komutanı Hüseyin Selami, bakır madeninde kurulan kriz yönetim merkezine gelerek operasyonun komutasını devraldı. Selami, helikopter enkazının bulunduğu bölgenin 3 boyutlu haritasının büyük bir ekrana yansıtıldığı bir konferans odasındaki yerini aldı.

Merkezdeki fotoğrafçı, o sıralar bakır madeninde yaşananları şöyle anlattı:

Tam bir kaos vardı. Herkes diken üstündeydi, arama ve kurtarma ekipleri gruplar halinde dışarı çıkıyor ve bir şey görmenin imkansız olduğunu söyleyerek geri dönüyorlardı. Kontrol merkezinin içinde insanlar bağrışarak odadan odaya koşuyor, herhangi bir haber alabilmek için çaresizce bekliyorlardı.

İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Tahran’ın helikopterin enkazının yerini tespit etmek için gelişmiş insansız hava araçlarına (İHA) ihtiyaç duyulduğu, ancak bu araçların Kızıldeniz'de konuşlandırıldığı, bu yüzden Türkiye'den İHA istemek zorunda kaldıkları belirtildi. Açıklamada, nihayet İran'ın gelişmiş İHA’larından birinin Kızıldeniz'den döndüğü ve enkazın yerini bulduğu aktarıldı.

Pazartesi günü şafak sökmeye başladığında kurtarma ekipleri yaya olarak yola çıktı. Ekiplerden birine eşlik eden fotoğrafçı Hakiki, helikopterin enkazını aramak için dik bir dağa tırmanmadıklarını ardından çamurlu bir ormandan aşağı indiklerini ve tüm bunların bir buçuk saat sürdüğünü söyledi.

Ancak kaza yerine ilk ulaşanlar gönüllü off-road motosiklet sürücüleri oldu. Bir videoda onlardan birinin ağaçların arasından koşarak “Hacı Ağa, Hacı Ağa” diye bağırdığı görülüyor. Aynı videoda helikopterin kopmuş kuyruğunu, kömürleşmiş enkazını ve yere saçılmış bagajları bulduğunda ise “Allah-u Ekber (Allah büyüktür) Ya Hüseyin” dediği duyuluyor.

İran Silahlı Kuvvetleri’nin açıklamasında helikopterin çarpmanın etkisiyle bir ateş topuna dönüştüğünü ifade edildi. Daha sonra yapılan ilk incelemede helikopterin vurulduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı kaydedildi. Ancak birçok yetkili, güvenlik protokollerine uyulup uyulmadığını ve Cumhurbaşkanı’nın neden böyle fırtınalı bir havada havadan seyahat ettiğini sorguladı.

Tahran'daki üç yetkili, iki DMO üyesi ve cesetleri gören fotoğrafçı Hakiki'ye göre Reisi ve Abdullahiuan'ın cesetleri helikopterin enkazının yakınlarında tanınmayacak şekilde yanmış olarak bulundu. Reisi, ancak yüzüğünden tanındı. Abdullahiyan ise kol saatinden tanınabildi.

*New York Times hizmetidir.



İran ve “umutsuzların” ayaklanması

Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
TT

İran ve “umutsuzların” ayaklanması

Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)

Rustem Mahmud

İran'da halk protestoları çeşitli şehirlere, bölgelere ve sosyal sınıflara yayılırken ABD Başkanı Donald Trump'ın “Sivil halk baskıya maruz kalırsa ABD İranlı protestocuları korumaya hazır” açıklaması ve İranlı yetkililerin tepkileri, olaylarda bir dönüm noktası haline geldi. Olaylar İran sınırlarının ötesine uzanan boyutlar ve etkiler kazandı.

“Tüm umudumuzu kaybettik”

Al Majalla, farklı bölgelerden birçok genç İranlı ile iletişime geçti. Gençler, protestolarının ana nedeninin, zaman geçtikçe giderek zorlaşan günlük yaşamlarındaki sorunların giderek artması olduğunu söylediler. Birçok İran şehrinde yaz aylarında içme suyu sıkıntısı yaşanıyor, kirlilik seviyeleri zirveye ulaşıyor, kış aylarında elektrik ve yakıt kesintileri yaşanıyor ve iki mevsim arasında eğitim, sağlık hizmetleri ve kamusal özgürlükler geriliyor. Bu durum, İranlıların ufukta herhangi bir değişiklik umudu veya vaadi olmadığı bir dönemde yaşanıyor. İktidardakiler, onlarca yıldır politikalarını ve stratejik yönelimlerini değiştirmediler ve ülkenin tüm krizlerinin temel nedeni olan yöneliminde herhangi bir gerçek değişikliğin rejimin devrilmesine yol açacağına dair sağlam bir inanca sahipler.

Son protestolar, başkent Tahran’ın merkezindeki Büyük Tahran Çarşısı’nda patlak verdi. Son birkaç hafta içinde yerel para biriminin hızla değer kaybetmesi ve bir ABD dolarının şu anda 1,5 milyon İran riyali değerinde olması üzerine başladı. Aynı zamanda, emtia fiyatları olağanüstü seviyelere yükseldi ve büyük tüccarlar, saat başı değer kaybeden ulusal para birimiyle satış yapmayı reddederek dükkanlarını ve depolarını kapatmaya başladı. Enflasyon aralık ayında yüzde 48'i aştı. Ancak protestolar kısa sürede açıkça siyasi bir nitelik kazandı ve muhalefet radikalleşti. “Diktatöre ölüm” ve İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e atıfta bulunarak “Sonun geldi Ali” sloganları atıldı.

Kumaş ve hazır giyim dükkanlarının sıralandığı Abdalabad Çarşısı’nda faaliyet gösteren İranlı tüccar Aziz Haşremi, Al-Majalla’ya, enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybı nedeniyle tüccarların, iş sahiplerinin ve İran toplumunun genel olarak karşılaştığı zorlukları anlattı.

Haşremi, şunları söyledi:

“Yaklaşık üç ay önce Türkiye'den ithal ettiğim ve şu anda dükkanımda ve depomda bulunan malların toplam değeri 800 bin doları aşıyor. Ancak bunları şimdi yerel fiyatlardan satarsam, bu miktarın dörtte birini bile alamam. Aynı durum, perakendecilerle olan hesaplarımdaki para için de geçerli. Borç defterimin toplam değeri şu anda beş hafta öncesinin yarısından az ve durum böyle devam ederse, üçte birine düşebilir.”

sxdfgt
İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocular bir hükümet binasını taşlarken, 31 Aralık 2025 (AFP)

Haşremi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önümüzdeki günlerde hükümet yetkililerinin iki paralel önlem almasını bekliyoruz. Bir yandan sokaklarda ve meydanlarda protestoculara sert müdahalede bulunacak diğer yandan bazı genel kararlar alacak ve bazı yerel yetkilileri değiştirecekler. Ancak bu uzun sürmeyecek ve her şey eski haline dönecek. 2006' yılından bu yana aynı durumu yaşıyoruz. Yetkililer, ekonomik ve idari konularda profesyonellerden çok, sadık kişileri tercih ediyor ve ülkemize uygulanan uluslararası yaptırımlar kaldırılana kadar askeri ve güvenlik yaklaşımlarını değiştirmek istemiyorlar. Bu iki faktör yıllardır herhangi bir değişiklik yapılmasını engelliyor. Her İranlı bu gerçeği biliyor ve artık büyük vaatlere güvenmiyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın bugün verdiği sözler, eski cumhurbaşkanları İbrahim Reisi, Hasan Ruhani ve Mahmud Ahmedinejad tarafından da verilmişti ve hiçbir şey değişmedi.”

‘Yeşil Devrim’in devamı

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Yurtdışında yaşayan İranlı araştırmacı Ronni Askar, İran'da bugün yaşananların, 2009 yılında yaşananların doğal bir devamı olduğuna inanıyor. İranlı yetkililer, 2009 yılında seçimlerde hile yapıldığını ve Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanı olarak yeniden seçilmesini reddeden ‘büyük halk devrimini’ bastırmış ve başarısız olmuştu. Askar Al Majalla’ya verdiği uzun röportajda “İran'ın modern tarihinde, 1905 anayasal devriminden günümüze kadar, İran'daki tüm protestolar siyasi kökenli. Uzun imparatorluk ve devlet tarihleri boyunca İranlılar, ülkenin krizlerine net çözümler bulmanın tek yolunun siyaset olduğunu bilirler, çünkü krizlerin nedeni genellikle siyasettir. İran toplumu, 1979 yılında başlayan yeni rejim döneminde, yetkililerin Irak'ın onlara dayattığı savaş nedeniyle olduğunu söylediklerinde, neredeyse on beş yıl boyunca sessiz kalmayı kabul etti. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, 1997 yılında iktidara geldiğinde, İran toplumu ülkede bir değişim olabileceğini hissetti, ancak vaat ettiği tüm radikal değişiklikler buharlaşıp 2005'ten sonra Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığı döneminde yeniden demir yumrukla yönetilmeye başlayınca şok oldu. 2009 yılında yetkililer ile İran toplumu arasında yaşanan çatışma belirleyici oldu, çünkü o dönemde ‘Yeşil Devrim’in bastırılması, güvenlik kontrolünün pekiştirilmesi ve siyasetin İran toplumundan tamamen çekilmesi, onu yönetişim ve kamu işlerinden uzaklaştırılması anlamına geliyordu. Devlet kurumları, toplumun dışında kapalı bir aygıt haline geldi ve sonraki krizlere de bu durum yol açtı. Bugün İranlılar, tek çözümün siyaset yoluyla olacağına inanıyor.

İran'daki son halk protestoları, İran ve siyasi sistemine baskı uygulayan bir siyasi ve askeri ortamda gerçekleşiyor.

İranlı araştırmacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün her İranlının kendine sorduğu bir soru var: İranlı yetkililer, 2017-2018 yıllarında aylarca süren ve iktidar rejimine karşı politik olarak radikal olmayan ekonomik protestoların ardından göstericilerin taleplerine neden cevap veremediler? Yetkililer, onlarca protestocuyu öldürmek ve halk protestolarının her bir parçasını bastırmak yerine, o dönemde ülkeyi sarsan olaylara stratejik bir yanıt verebilirdi. Ancak, çeşitli koşullar ve jeopolitik ortamın birleşimi nedeniyle, özellikle de onları domine eden sürdürülebilir istikrar takıntısı nedeniyle, bunu yapamadıkları açıktı. Siyasi sistemin temellerini sarsan protestolar, neredeyse aynı nedenlerle bir yıl sonra, yetkililerin 2019 kasımında akaryakıt fiyatlarını artırmasıyla yeniden patlak verdi, ancak bu kez iktidarın sembol isimlerini hedef aldılar ve siyasi değişim talep ettiler. İki yıldan az bir süre sonra, su ve enerji krizi patlak verdi ve yetkililerin, gösterilerin başladığı ülkenin en zengin bölgesi olan ve nüfusunun çoğunluğu Araplardan oluşan Huzistan eyaletinde bile en temel kamu hizmetlerini yerine getiremediklerini gösterdi. Ancak, 2022-2023 protestoları ya da ‘Mahsa Amini Ayaklanması’ olarak adlandırılan olaylar, İran'da yetkililer ile toplum arasındaki sembolik, kültürel ve manevi uçurumu ortaya çıkardı. Asgari düzeyde haysiyet ve özel alanda kişisel özgürlükler hakkı talepleriyle bu talepleri bastırmak için ülkeyi izole etmekten ve toplu tutuklamalar ve infazlar gerçekleştirmekten çekinmeyen baskıcı otorite arasında geniş bir uçurum vardı. İranlı protestocular, İran toplumu ve duyarlılıklarının iktidarın merkezine nüfuz etme, onu etkileme ve onunla ortaklık kurma yeteneğine sahip olduğu yeni bir siyasi gerçeklik olmadan gerçek bir değişimin sağlanamayacağını biliyorlar. Bu da iktidarda olanlar için tamamen kabul edilemez bir durum gibi görünüyor.”

Jeopolitik karmaşıklıklar

İran'daki son halk protestoları, İran ve siyasi sistemine baskı uygulayan bir siyasi ve askeri ortamda gerçekleşiyor. Bu protestolar, İran ile İsrail arasında geniş kapsamlı bir savaşın yaşanmasından sadece birkaç hafta sonra patlak verdi. Bu savaşta İsrail, İran'ın askeri altyapısının büyük bir kısmını yok etti, günlerce hava sahasını kontrol etti, nükleer tesislerini bombaladı ve İran'daki yüzlerce işbirlikçiyi ifşa etti. Protestolar ayrıca, İran'ın bölgedeki güvenlik rolü ve bölgesel etkisinin azaldığı bir dönemde ortaya çıktı. Gazze'deki uzun soluklu savaş Hamas Hareketi’nin askeri yeteneklerini yok etti ve Lübnan'daki savaş, İran yanlısı Lübnan Hizbullahı'nın temel kapasitesini yok etti. Bu olaylar, Suriye rejiminin yaklaşık bir yıl önce düşmesi ve Yemen'deki İran destekli Husilerin ağır darbeler almasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD ile Çin arasında yapılacak herhangi bir ekonomik anlaşma, İran'ın Çin'e petrol ihracatı yapmaya devam etme olasılığını ortadan kaldıracak ve böylece kamu hazinesi gelirlerini en az yüzde 30 oranında azaltacak.

ABD ile Çin arasında yapılacak herhangi bir ekonomik anlaşma, İran'ın Çin'e petrol ihracatı yapmaya devam etme olasılığını ortadan kaldıracak ve böylece kamu hazinesi gelirlerini en az yüzde 30 oranında azaltacak.

dfrgt
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Tahran'da, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani'nin suikastının yıl dönümünde düzenlenen anma töreninde bir konuşma yaptı, 1 Ocak 2026 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da yaşanan son olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada “İranlı yetkililer daha önce yaptıkları gibi barışçıl protestocuları vurup öldürürlerse, ABD onlara yardım edecek. Tamamen tetikteyiz ve harekete geçmeye hazırız” dedi. Bu açıklama, İranlı yetkililerin şiddetli tepkisiyle karşılandı. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri ve iktidardaki rejimin en güçlü isimlerinden biri olarak kabul edilen Ali Laricani, "İsrailli yetkililer ve Trump'ın açıklamalarıyla, perde arkasında neler olup bittiği açıkça ortaya çıktı. Protestocu tüccarların tutumuyla yıkıcı unsurların tutumunu birbirinden ayırıyoruz. ABD'nin bu iç meseleye müdahalesi, tüm bölgenin istikrarını bozmak ve Amerikan çıkarlarını zedelemek anlamına gelir” açıklamasında bulundu. Burada bir ABD başkanının İran'daki iç protestolara ilk kez bu şekilde bir yorum yaptığının altını çizmekte fayda var.


Kuzey Kore lideri, balistik füze denemelerini "son jeopolitik kriz" gerekçesiyle savundu

Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
TT

Kuzey Kore lideri, balistik füze denemelerini "son jeopolitik kriz" gerekçesiyle savundu

Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)

Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA'nın bugün bildirdiğine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu gözaltına almasından iki gün sonra, ülkenin ilk balistik füze fırlatmasını "son jeopolitik kriz"e atıfta bulunarak savundu.

Pyongyang, on yıllardır Washington'u benzer bir şekilde hükümetini devirmeye çalışmakla suçluyor ve askeri ve nükleer programlarının caydırıcı bir unsur olarak hizmet ettiğini savunuyor.

Ülke, 2026 yılının ilk füze denemesini dün gerçekleştirdi. Kore Merkezi Haber Ajansı'nın "yeni ve gelişmiş" bir silah sistemi olarak tanımladığı ve ilk kez ekim ayında test edilen hipersonik füzeler kullanıldı.

fgthy
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, çeşitli roketatar üreten bir fabrikayı ziyaret ederken (Arşiv KCNA - AFP)

Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kim, dün yaptığı açıklamada, tatbikatı değerlendirirken, "Son jeopolitik kriz ve karmaşık uluslararası olaylar bunun neden gerekli olduğunu açıklıyor" dedi.

Kuzey Kore'nin nükleer güçlerinin "gerçek bir savaşa" hazırlanmasında "nihayet önemli ilerleme kaydedildiğini" ifade etti.

Kuzey Kore, devlet medyasına göre dün, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu tutuklamasını "Venezuela'nın egemenliğine bir ihlal" olarak nitelendirerek kınadı.

cdfvgthy
Kuzey Kore liderinin stratejik seyir füzesi denemesini denetlediği sırada fırlatılan bir füze (Arşiv-Reuters)

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Merkezi Haber Ajansı'nın (KCNA) yayınladığı bir açıklamada, "Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nin haydut ve acımasız doğasını bir kez daha açıkça teyit eden bir başka örnektir" ifadelerini kullandı.

Ajans, dün fırlatılan füze sayısını belirtmedi ancak bunların Japon Denizi'nde "1000 kilometre uzaklıktaki hedefleri vurduğunu" ifade etti.

Füze fırlatmaları, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung'un Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmek üzere Pekin'e yapacağı ziyaretin başlamasından saatler önce gerçekleşti; görüşmelerde Koreler arası ilişkilerin de ele alınması bekleniyor.


Küba, Maduro'yu yakalama operasyonu sırasında 32 vatandaşının öldüğünü açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
TT

Küba, Maduro'yu yakalama operasyonu sırasında 32 vatandaşının öldüğünü açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)

Küba hükümeti dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu ABD'de yargılanmak üzere yakalamak için düzenlediği saldırıda 32 Küba vatandaşının öldürüldüğünü bildirdi.

Küba, 5 ve 6 Ocak tarihlerini iki günlük yas ilan etti ve cenaze töreniyle ilgili ayrıntıların daha sonra açıklanacağını belirtti.