Haftanın sürprizleri, çelişkileri ve bunların anlam ve yansımaları

Arap dünyası savaş ve çatışmaların içine çekilmek istemiyor, güvenli ve istikrarlı bir Ortadoğu'nun özlemini duyuyor

İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'ne etkileri (AFP)
İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'ne etkileri (AFP)
TT

Haftanın sürprizleri, çelişkileri ve bunların anlam ve yansımaları

İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'ne etkileri (AFP)
İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'ne etkileri (AFP)

Nebil Fehmi

Ortadoğu gerginlik ve çalkantıların yaşandığı bir dönemden geçiyor ve 2023 ile 2024 yıllarının bölgenin geleceğinin şekillenmesinde belirleyici yıllar olacağını söylemek abartı olmaz. Olaylar her geçen gün daha hızlı gerçekleşiyor ve onlarca yıldır aşılmaktan kaçınılan anlaşmalar dağılıyor.

Bilhassa geçen hafta ve hemen öncesindeki birkaç gün pek çok olaya ve sürprize tanık oldu; bunlardan en önemlileri:

- Mısır'ın, operasyonların Refah'a doğru genişlemesine ilişkin uyarılarına rağmen, İsrail, Refah Sınır Kapısının Filistin tarafını ele geçirdi ve Mısır tarafına bakan kapının üzerine İsrail bayrakları astı.

- İsrailli bir bakan, hükümetin savaşın sona ermesinin ardından Gazze'deki durum ile başa çıkmaya yönelik entegre bir planı Haziran 2024'ün ilk haftasının sonuna kadar onaylamaması halinde Başbakanını hükümetten çekilmekle tehdit etti.

- İsrail Dışişleri Bakanı Mısır'ı, Refah Sınır Kapısının kapatılmasından ve açılmasından sorumlu tutarak suçladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı yanıtında bunu sert ve kesin bir şekilde yalanladı.

  - Mısır-Katar himayesinde İsrail ile Hamas arasında ateşkes ve rehine takasına ilişkin müzakerelerin aksadığı duyuruldu. Mısır'ın, üzerinde anlaşılan metni değiştirdiği ve taraflara bu değişimin içeriğini gerektiği gibi aktarmadığı gerekçesiyle, aksamadan Mısır'ı sorumlu tutan haberler sızdırıldı.

- İsrail, ABD'nin uyarılarına rağmen Refah'taki askeri operasyonlarına devam ediyor. ABD de kısa bir süre önce Tel Aviv'in Gazze'de binlerce sivilin ölümüne yol açan ihlalleri nedeniyle, bazı ağır bombaların teslimatını erteleyeceğini açıklamasına rağmen, İsrail ile milyarları aşan yeni bir silah anlaşması yaptığını duyurdu.

- İsrail'in Gazze’ye yönelik operasyon planını değiştirdiğine ve değiştirilen planın ABD tarafından örtülü olarak onaylandığına, yeni planın ateşkes müzakerelerinin yeniden başlamasına ve rehinelerin serbest bırakılmasına kapıyı aralayabileceğine dair haberler sızdırıldı.

- Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Ahmed Han, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant hakkında “tutuklama kararı” çıkarılması başvurusunda bulundu. Ayrıca Hamas lideri Yahya el-Sinvar, el-Kassam Tugayları lideri Muhammed Dayf ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye hakkında da tutuklama kararı verilmesi talebinde bulundu.

- İspanya, İrlanda ve Norveç “Filistin” devletini tanıdı.

- Azerbaycan'dan dönen bir İran helikopteri İran'ın kuzeybatısında düştü ve Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan hayatını kaybetti. 19 Mayıs 2024'te bir baraj açılışına katılan İran resmi heyetini taşıyan üç helikopterden düşen tek helikopter buydu. ABD ve İsrail hemen bu olay ile herhangi bir bağlantıları olduğunu inkâr ettiler. Öte yandan olay ile ilgili söylentiler, sızıntılar ve çeşitli açıklamalar çoğalırken, bunları ele almak için henüz çok erken. Ama gergin bir Ortadoğu’nun gölgesinde İran'daki istikrarsızlığın güven verici olmadığını veya iyiye işaret olmadığını da belirtmeliyiz.

- İranlı kurbanlar için yapılan törenlere çok sayıda dünya liderinin yanı sıra, iki ülke arasındaki sınırlı ilişkilere rağmen Mısır Dışişleri Bakanı da katıldı.

- İsrail’in uygulamaları nedeniyle Gazze Şeridi'ndeki gergin duruma rağmen, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan hem İsrail'e hem de Suudi Arabistan'a yeni bir ziyaret gerçekleştirdi. Sullivan, stratejik ilişkiler ile ilgili ABD-Suudi Arabistan müzakerelerini takip etmek ile görevli isimdir.

- İsrailli bakanlara atfedilen ve ABD'nin Filistin devletinin kuruluşunun artık kabul edilebilir ve uygulanabilir bir fikir olmadığını çok iyi bildiğine dair açıklamalar sızdırıldı.

- ABD Dışişleri Bakanı İsrail'i sorumlu tutan bir açıklama yaptı. Açıklamada, İsrail’in, Araplar ile barış isteyip istemediğine karar vermesi gerektiğini açıkça beyan etti. Burada Araplar ile barışın Filistin davası pahasına sağlanamayacağı gerçeğine sıkı sıkı tutunan Suudi Arabistan ile barışa örtülü bir atıf bulunuyor.

- BM Genel Kurulu Filistin heyetine onu üye devletlerin hak ve sorumluluklarına daha da yakınlaştıran birtakım imtiyazlar sundu. Bu adım, ABD’nin, Filistin'i üye devlet olarak kabul eden karar taslağına karşı veto yetkisini kullanmasının ardından geldi.

- Arap zirvesi önemli liderlerinin katılımıyla gerçekleşti. Tipik bir toplantı olan zirvede derinlemesine tartışmalara yeterli zaman ayrılmadı. Uluslararası topluma birçok çağrı ve talepte bulunuldu. Ama durumun kötüleşmesine, ateşkesin sağlanması veya yeterli miktarda insani yardımın temininin ve dağıtımının güvence altına alınmasına yönelik tüm çabalar sekteye uğramasına rağmen, zirvede Araplar, İsrail ve destekçilerine yönelik herhangi yeni önlemler almadılar.

Bu olayların ve çelişkilerin en önemli sonuçlarından biri, Gazze'deki askeri operasyonların devamı, görüntüsü ve sertliği konusunda bir ABD-İsrail yakınlaşmasının varlığıdır. Bu, Arapların dikkat etmesi gereken bir nokta, çünkü Gazze Şeridi'nde gerilimin ve düşük yoğunlukta da olsa askeri operasyonların devam etmesi, sürekli operasyonlar ve bitmek bilmeyen acılar anlamına geliyor.

Bununla bağlantılı olarak, sınır kapılarının genelini, özel olarak da mal ve eşyaların geçtiği kapıları kontrol etmek için bir Amerikan-İsrail anlaşmasının bulunduğuna dair işaretler var. Bunu, yeni faaliyete geçen Amerikan yüzer iskelesi veya İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki sınır kapıları yoluyla yapmak konusunda anlaşmış olabilirler. Bu da diğer sınır kapılarından kısıtlı sayıda kişinin geçişine izin verilse de Gazze artık sıkı bir İsrail güvenlik kuşatması altına alınacak demektir.

ABD, Netanyahu'ya ve verdiği sözlere bağlı kalacağına güvenmediği için Mısır tarafına pozisyonunu yumuşatması veya olası ve beklenen İsrail eylem ve ihlallerine karşı tepkisini sınırlı tutması için baskı yapmaya yönelik sistematik bir kampanya da yürütülüyor.

Öte yandan Mısır'ın açıklama ve uyarılarının şiddeti arttı ve İsrail'in eylemlerinin Mısır için kabul edilebilir sınırı aştığı açıkça görülüyor. Mısır kamuoyu, ABD'nin çifte standartlığına çok kızgın ve İsrail'in kibri karşısında da derin bir öfke duyuyor. Belirli ve daha sert diplomatik icraatlarda bulunulması için baskı yapıyor. Mısır'ın olaydan önce İran ile temaslarının artmasının, Kahire’nin cenaze törenine bakanlar düzeyinde katılımının, Mısır'ın genel olarak Ortadoğu'da daha bağımsız pozisyonlar alma arzusunun bir göstergesi olduğuna inanıyorum.

Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonların ve sınır kapılarının kontrolünü ele geçirmenin bir sonraki aşamasının şekli konusunda ABD-İsrail arasında neredeyse fikir birliği olmasına rağmen, iki devletli bir çözüme doğru ilerlemenin metodolojisi ve hatta fizibilitesi konusunda aralarında halen anlaşmazlık var. İsrail artık bu çözümü tartışılabilir alternatif olarak bile kabul etmiyor ve bu da ABD için gerçek bir engel teşkil ediyor. Blinken İsrail ile ilgili açıklamalarını bu nedenle yaptı, çünkü Suudi Arabistan’ın iki devletli çözüm pahasına olmasını reddettiği Arap-İsrail barışı konusunda ilerleme kaydetmek ABD için önemli.  

İsrail'de farklı açılardan bir siyasi kaynama ve gerilim yaşanıyor ve bu durum yetkililer arasındaki çelişkili açıklamalara da yansıdı. İsrailli yetkililer ABD gibi en yakın dostlarla bile kamuoyu önünde sözlü çatışmaya gittikçe daha fazla hazır hale geliyorlar. Bunlara bazı Batılı ülkelerin Filistin Devleti'ni tanıdığını açıklamasının ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısının bazı İsrailli yetkililer hakkında tutuklama talebinde bulunmasının ardından yapılan açıklamalar da eklendi.

İsrail'deki kaynama ve gerilimin pek çok nedeni var. Bunlardan ilki, kanun kaçağı, itaatsiz ve kibirli bir devlet olması. Korunmaya ve uluslararası düzeyde kendisinden hesap sorulmamasına alışkın çünkü ırkçılık, soykırım ve zorla yerinden etme uygulamalarına rağmen Batı'nın, özellikle de ABD'nin siyasi kalkanına sahip. Ama birdenbire kendisini neredeyse izole edilmiş halde buldu. Devlet ve yetkilileri olarak, uluslararası mahkemelerde kendisinden hesap sorulur bir devlete dönüştüğünü gördü. İki devletli çözüm çağrısı yeniden büyürken, İsrail'in dostları arasında bile Filistin'i tanıyan ülke sayısı artıyor.

Son günlerde yaşanan gelişmelerin, uluslararası toplumun ve kamuoyunun artık bıktığını ve İsrail'in bu boyuttaki ihlallerini, hukuki ve insani açıdan Filistinlilere yönelik çifte standardı artık kabul edemediğini yansıttığına inanıyorum. Filistinliler ile Arapların yatırım yapması gereken nokta da budur.

Sonuç olarak kendimize karşı dürüst olmalıyız. Arap dünyası savaşlara ve çatışmalara sürüklenmek istemiyor, güvenli ve istikrarlı bir Ortadoğu'nun özlemini duyuyor. Arap dünyası, kapsamlı Arap-İsrail barışının ana ve samimi savunucusudur. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını stratejik bir hedef ve temel pozisyon olarak benimsiyor. Fakat gerekiyorsa uygulamalarını ve mekanizmalarını gözden geçirmeli, çünkü koşulları tipik veya geleneksel olarak ele almak, İsrail'in ihlallerine karşı bir tutum benimsemeyip, önlem almamak hepimizin güvenilirliğini sınırlıyor. Bölgedeki uygulamaların doğasına orman kanunları hâkim oluyor ve bu çok tehlikeli.



Hamaney, İran'daki protestoların şiddetlenmesi halinde Beşşar Esed gibi Moskova'ya kaçmayı mı planlıyor?

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
TT

Hamaney, İran'daki protestoların şiddetlenmesi halinde Beşşar Esed gibi Moskova'ya kaçmayı mı planlıyor?

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

İngiliz The Times gazetesinin ulaştığı bir istihbarat raporuna göre, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, güvenlik güçleri protestoları bastırmakta başarısız olursa, görevleri ihlal eder veya isyan ederse ülkeden kaçış için bir B planı bulunuyor.

Rapora göre 86 yaşındaki Hamaney, Tahran’dan, en fazla 20 yardımcı ve aile üyesinden oluşan dar bir grupla kaçmayı planlıyor.

Gazeteye konuşan bir istihbarat kaynağı, “B planı Hamaney ve çok yakın çevresi ile ailesi için hazırlanmış durumda. Buna oğlu ve potansiyel halefi Mücteba da dahil” dedi.

İsrail istihbaratında uzun yıllar görev yapmış ve İran Devrimi’nden sekiz yıl sonra ülkeyi terk eden Beni Sabti, Hamaney’in kaçış için Moskova’yı tercih edeceğini söyledi.

Hamaney’in ‘kaçacak başka bir yeri olmadığını’ belirten Sabti, “Hamaney, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hayranı ve İran kültürü de Rus kültürüne yakın” ifadesini kullandı.

Esed'in kaçışından esinlenen bir plan

Kaçış planı, Hamaney’in müttefiki olan eski Suriye lideri Beşşar Esed’in planına dayanıyor. Esed, aralık 2024’te muhalif güçlerin başkenti ele geçirmesinden önce ailesinin yanına Moskova’ya uçarak Şam’dan kaçmıştı.

İstihbarat kaynağı, “Kaçmaları gerektiğini hissettiklerinde Tahran’dan çıkış planı hazırladılar. Bu plan, yurtdışındaki varlıkların ve mülklerin toplanmasını, ayrıca güvenli geçişlerini sağlayacak fonların oluşturulmasını kapsıyor” dedi.

Hamaney’in, bazıları ‘Setad’ adlı güçlü bir kurumun himayesinde olmak üzere geniş bir varlık ağına sahip olduğu biliniyor. Setad, mali açıdan kapalı bir yapıya sahip yarı resmi hayır kurumları sisteminin parçası. Reuters’in 2013 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, Hamaney’in sahip olduğu bu varlıkların toplam değeri yaklaşık 95 milyar dolar ve bunlar arasında gayrimenkuller ile şirketler bulunuyor; hepsi Hamaney’e ait ve onun kontrolünde.

Geçtiğimiz hafta İran’ın Kum dahil birçok şehrinde, ekonomik bozulmayı protesto eden geniş çaplı gösteriler yapıldı. Protestolar daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde büyüdü.

Göstericiler, gösterileri bastırmak için gerçek mermi, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Besic güçleri, polis ve ordu gibi toplumsal baskı güçlerini suçluyor.

Bu güçler, İran’da en yüksek yetkiye sahip kişi olan Hamaney’in mutlak komutası altında hareket ediyor.

Psikolojik değerlendirme

Hamaney, güvenlik güçlerinin emirlerine uymadığını hissettiğinde kaçış planı devreye girecek. Ancak kaçış veya isyan kolay bir iş değil. Batılı bir istihbarat ajansının psikolojik değerlendirmesine göre Hamaney, sadıklarına zarar gelmemesi ve onların güvenliğinin sağlanmasına büyük önem veriyor.

Aynı değerlendirme, Hamaney’in geçen yıl İsrail ile yaşanan 12 günlük savaştan bu yana hem zihinsel hem de fiziksel olarak ‘zayıfladığını’ da belirtiyor.

Protestoların ilk günlerinde neredeyse gözlerden kaybolan Hamaney, savaş boyunca sığınakta kalarak bazı yüksek rütbeli DMO yetkililerinin akıbetinden kaçınmayı başardı.

v
Ülkedeki kötü ekonomik koşulları protesto etmek için gösterilere katılan protestocular, Tahran (DPA)

Değerlendirme, Hamaney’i ‘paranoya eğilimli bir lider’ olarak nitelendiriyor. Onun bu özelliği, güvenlik güçleri kendisinden ayrılırsa ülkeyi terk etme planının şekillenmesinde etkili oldu. Değerlendirmede şu ifadeler yer aldı: “Bir yandan güçlü bir ideolojiyle hareket ediyor, diğer yandan olaylara pragmatik bir bakış açısına sahip. Taktiksel orta yollarla uzun vadeli daha büyük bir amacı gerçekleştirmeye eğilimli. Uzun vadeli stratejik bir düşünür.”

Hamaney, 1939 yılında Meşhed’de doğdu. İran’ın son Şahı Muhammed Rıza Pehlevi döneminde muhalefete katıldı, birçok kez tutuklandı ve istihbarat teşkilatı SAVAK tarafından işkence gördü. 1981’de bir suikast girişiminden kurtuldu ancak bu saldırı nedeniyle bir elini kullanma yeteneğini kaybetti.

Değerlendirmeye göre, suikast girişimi Hamaney’de, ‘İran’ı yönetme, İsrail ve Batı’ya karşı durma ve rejimi her şeyin üstünde koruma’ yönünde ilahi bir görev duygusunu pekiştirdi. Hamaney kendisini ‘dünyadaki tüm Şiilerin lideri’ olarak görüyor.


Kiev müttefiklerinin Paris'teki toplantısı öncesinde Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda iki kişi öldü

Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
TT

Kiev müttefiklerinin Paris'teki toplantısı öncesinde Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda iki kişi öldü

Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)

Yerel yetkililere göre, dün gece Rusya'nın saldırıları, Ukrayna'nın müttefiklerinin savaşı sona erdirmek için diplomatik çabaları yeniden başlatmak amacıyla planladıkları toplantının arifesinde Kiev ve çevresinde en az iki kişinin ölümüne neden oldu.

Gece boyunca Ukrayna genelinde sirenler çaldı ve ordu, füze veya İHA saldırıları konusunda uyarıda bulundu.

Bombardıman, başkentin çevresinde birkaç evi ve “hayati tesisleri” hedef aldı. Bölgesel askeri idare başkanı Mykola Kalashnyk’e göre Fastiv kasabasında bir kişi öldü.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kalashnyk, saldırıların elektrik kesintilerine neden olduğunu ve sıcaklıkların sıfırın altında 8 dereceye düşmesi nedeniyle, sakinlere su ve ısıtma sağlamak için acil durum sistemlerinin devreye sokulması gerektiğini belirtti.

Saldırılar, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın en kanlı çatışmasının çözümü için ilerleme kaydetmek amacıyla Kiev'in müttefik ülkeleriyle Paris'te yapılacak toplantının arifesinde gerçekleşti.

Toplantı hazırlıkları kapsamında, 15 ülkenin güvenlik danışmanları cumartesi günü Ukrayna'nın başkentinde bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın temsilcisi Steve Whitcoff, Rusya ile savaşı sona erdirmek için hazırlanan planın son halinin ayrıntılarına odaklanan görüşmelere uzaktan katıldı

Askeri liderler için bir başka hazırlık toplantısı bugün yapılacak.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'e göre bu toplantılar “Ukrayna'nın savunma kapasitesine ek katkı sağlamak ve savaşın sona ermesini hızlandırmak” amacıyla düzenleniyor.

Başkent Kiev'de özel bir sağlık tesisi vuruldu ve acil servislerin verdiği bilgiye göre çıkan yangında bir kişi öldü, üç kişi de yaralandı. Acil servisler, cephe kısmı yıkılmış binanın ve sedyelerle tahliye edilen hastaların görüntülerini yayınladı.

Zelenskiy, “Ukrayna her iki olasılığa da hazır olacak: ya bizim aradığımız diplomasi ya da ortaklarımızın uyguladığı baskı yetersiz kalırsa aktif savunmaya devam etmek” dedi.

ABD başkanının başlattığı diplomatik ivme, Moskova'nın Kiev'in 28-29 Aralık gecesi Vladimir Putin'in konutunu 91 insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığı yönündeki suçlamaları nedeniyle yavaşladı.

Kiev, bu suçlamayı kendisine yönelik yeni saldırıların önünü açmak ve diplomatik çabaları baltalamak amacıyla uydurulmuş bir yalan olarak nitelendirdi.

Bu bağlamda Donald Trump dün, Ukrayna'nın Putin'in konutuna saldırdığını düşünmediğini söyledi.

Kremlin saldırıyı doğrulayarak, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerde müzakere pozisyonunu sertleştireceğini ifade etti.


Türkiye, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini kınadı

İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
TT

Türkiye, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini kınadı

İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)

Türk siyasetçiler ve Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, Amerikan'ın Venezuela'daki askeri operasyonunu ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin yakalanmasını kınayarak, bunu "uluslararası hukukun ihlali" olarak değerlendirdiler.

cdfgt
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022'de Ankara'da Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ile yaptığı görüşmede (Arşiv- Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik, “Herhangi bir ülkenin egemenliğini hedef almak ve uluslararası hukuku ihlal etmek kesinlikle kabul edilemez. Hükümetlerin meşruiyeti halkın iradesine dayanır ve meşru egemenlik dışarıdan dayatılamaz. Türkiye, Venezuela'daki olayları bu bağlamda değerlendiriyor” dedi.

Türk cumhurbaşkanının kıdemli hukuk danışmanı Mehmet Uçum, X'te yaptığı açıklamada, Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro'ya yönelik askeri müdahaleyi enerji kaynaklarını kontrol altına almayı amaçlayan “bir suç ve emperyalist saldırganlık” olarak nitelendirdi. Uçum, operasyonun uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletleri güçsüz kıldığını, ulus devletlerin artık “haydut emperyalist devletlerin tehdidi altında olduğunu ve anti-emperyalist iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini” belirtti.

Buna karşılık, iktidar partisinin müttefiki olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin lideri Devlet Bahçeli, sert bir açıklamada Venezuela'daki gelişmeleri 15 Temmuz 2016'da Türkiye'de gerçekleşen başarısız darbe girişimine benzetti. Bahçeli şunları söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri'nin Maduro'yu yasadışı ve haksız bir şekilde iktidardan uzaklaştırma girişimi, bizim çok iyi bildiğimiz bir komplo.”

c
Dün İstanbul'da ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (EPA)

Adalet ve Kalkınma Partisi ile ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi arasında sert bir tartışma yaşandı. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, 2016'daki başarısız darbe girişimi sırasında ilk destekçisi olan Maduro'nun tutuklanmasına ilişkin “sessizliği” nedeniyle eleştirdi. Özel, Twitter hesabında Maduro ile Erdoğan'ın 2018'de Venezuela'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, "arkadaşın Trump (...) uluslararası hukuku ihlal etti, kardeşin Maduro ve eşini yatak odalarından sürükleyerek çıkardı, ellerini bağladı, gözlerini bağladı ve götürdü. Ve şimdi, ne yazık ki, bu görüntü karşısında sessiz kalıyorsun" yorumunu yaptı.

Refah Partisi lideri Fatih Erbakan da benzer ifadelerle Erdoğan'ı eleştirdi.

Çelik bu eleştirilere, “Özel ve diğer muhalefet liderleri, deneyim eksikliği ve gelişmeleri çok geç fark etmeleri nedeniyle, küresel olaylar karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı uygunsuz sözler sarf etmekten başka bir şey yapamıyorlar” şeklinde yanıt verdi.

Cumartesi gecesinden Pazar gününe kadar Ankara'daki ABD Büyükelçiliği önünde ve ana meydanlarda siyasi partiler ve sendikalar tarafından düzenlenen gösterilerde ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi kınandı.