Bir hatırlatıcı olarak Hamas'ın Refah'tan İsrail'e düzenlediği saldırılar

Hamas’ın İsrail’e Refah'tan düzenlediği roket saldırıları İsrailli yetkililere Refah’taki askeri operasyonları sürdürmenin önemli olduğunda ısrar etmeleri için bir bahane vermiş gibi görünüyor

İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında İsrail’in Refah'a düzenlediği bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında İsrail’in Refah'a düzenlediği bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Bir hatırlatıcı olarak Hamas'ın Refah'tan İsrail'e düzenlediği saldırılar

İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında İsrail’in Refah'a düzenlediği bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında İsrail’in Refah'a düzenlediği bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İnci Mecdi

Hamas, pazar günü öğleden sonra İsrail'in merkezine sekiz adet roket fırlatarak yaklaşık dört aylık bir aradan sonra Gazze Şeridi'nden yapılan en büyük saldırıyı gerçekleştirdi. İsrailli kullanıcıların sosyal medya hesaplarından aktarıldığına göre roket saldırısı üzerine Tel Aviv'de sirenler çalmaya başlarken birçok vatandaş saklanmak için sığınaklara koştu. Saldırıda hiçbir sivil hayatını kaybetmezken, roketlerden kopan şarapnel parçaları birkaç yere isabet etti ve bir kişi hafif yaralandı.

Yerinden edilenlerin çadırlarının bombalanması olayı

Hamas Hareketi’nin silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'nın Telegram kanalından yapılan açıklamayla üstlendiği saldırı Gazze Şeridi’nin Refah şehrinden düzenlendi. Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre İsrail'in Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah şehri yakınlarında yerinden edilenlerin çadırlarına düzenlediği saldırıda en az 35 kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, saldırının Refah'ta ‘Hamaslı birçok teröristin faaliyet gösterdiği’ Hamas’a ait bir mevziyi hedef aldığı iddia edildi. Saldırının yol açtığı yangın nedeniyle sivil kayıplar olduğu yönündeki haberleri kabul eden İsrail ordusu, olayın ‘incelendiğini’ belirtti.

Ggg
Refah'ta yerinden edilenlerin çadırlarını vuran İsrail ordusu, Hamas’a ait bir mevziiyi hedef aldığını iddia etti (AFP)

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Tel Aviv'i Refah'taki operasyonunu derhal durdurmaya, Refah Sınır Kapısı’nı insani yardımların geçişine açmaya ve soykırım suçlamalarını araştırması için gönderilecek heyetin bölgeye ulaşmasın sağlamaya çağıran kararına rağmen, İsrail ve Hamas arasındaki karşılıklı tırmanış devam etti. Öte yandan İsrail, aralarında Gazze Şeridi'nin başka yerlerinden gelenlerin de olduğu bir milyondan fazla Gazzelinin can güvenliğinden duyulan endişeler nedeniyle Refah'tan çekilmesi yönünde uluslararası toplumun yoğun baskısıyla karşı karşıya.

Diğer taraftan Mısır, 2005 yılında imzalanan geçiş anlaşması çerçevesinde Gazze tarafının kontrolü Filistinlilere devredilene kadar Refah Sınır Kapısı’nı yeniden açmayı reddediyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi arasında cuma günü gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Mısır, insani yardımları geçici olarak İsrail'in Kerem Şalom Sınır Kapısı’na yönlendirmeyi kabul etti.

Refah’taki kara saldırısının tamamlanması

Hamas’ın İsrail’e Refah'tan düzenlediği roket saldırıları, İsrailli yetkililere Refah’taki askeri operasyonları sürdürmenin önemli olduğunda ısrar etmeleri için bir bahane vermiş gibi görünüyor. İsrail gazeteleri saldırıları ‘Hamas’ın silah kapasitesinin bir hatırlatıcısı’ olarak değerlendirdi.

İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz, Hamas’ın roketli saldırısının ardından yaptığı açıklamada, bu saldırının İsrail'in askeri harekâtını ilerletmesi gerektiğini gösterdiğini vurguladı. İsrail'in güneyindeki bir askeri üssü ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Gantz, Refah'tan yapılan roketli saldırının, Hamas neredeyse İsrail ordusunun oraya gitmesi gerektiğini kanıtladığını ve öyle de olacağını söyledi. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de X hesabından yaptığı paylaşımda, Refah'a ağır bir darbe indirilmesi çağrısında bulundu. İsrail’in eski hükümet sözcüsü Elon Levy de X hesabından, “İsrail şehirleri sürekli roket saldırıları altında. Bazı insanlar UAD’nin İsrail'den Hamas'ı Refah'ta rahat bırakmasını ve Tel Aviv'e cezasız bir şekilde ateş etmeye devam edebileceği güvenli bir bölge yaratmasını istediğine inanmanızı istiyor. Bunu yapmadığı çok açık” yorumunda bulundu.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı'ndan (FDD) Heysem Hasaneyn, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Hamas'ın Refah'tan roket saldırıları düzenlemesinin İsrail'i, hareketin askeri kapasitesini zayıflatmak ve birliklerini dağıtmak için mücadeleye devam etme konusunda daha kararlı hale getireceğini söyledi. İsrail ordusuna göre Refah, Gazze'de Hamas'ın temel altyapısının henüz yok edilmediği son yer.

Hamas Hareketi’nin Refah'tan roketli saldırılar düzenlemesinin, ateşkes için yapılan baskılar karşısında İsrail'e uluslararası arenada kullanabileceği argümanlar sağladığını vurgulayan Hasaneyn, “İsrail, Hamas her fırsatta roket atmaya devam ettiği için ‘terör örgütünü’ henüz çökertemediğini savunacak. Açıkçası, sivil kayıplar olduğundan durum şimdi daha karmaşık bir hal aldı” diye konuştu.

Hamas'ın silah kabiliyetlerine dair bir hatırlatıcı

Gazze'den Tel Aviv'e son roketli saldırı 29 Ocak'ta gerçekleşmişti. Saldırıda Tel Aviv’e ve güney banliyölerine 10 adet roket atılmıştı. Gözlemciler, Hamas’ın Refah’tan düzenlediği saldırıların İsrail'in hedeflerine ulaşması için ihtiyaç duyduklarının ne kadar karmaşık olduğunun altını çizdiğini söylüyor. Bununla birlikte Refah’tan gerçekleştirilen roketli saldırı, Hamas’ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği saldırının ardından İsrail’in Hamas’ı ortadan kaldırma hedefiyle yedi ayı aşkın bir süredir Gazze Şeridi’nde yürüttüğü yoğun askeri operasyona rağmen Hamas'ın askeri kapasitesini bir kez daha hatırlattı.

Mısır merkezli Yüksek ve Stratejik Araştırmalar Askeri Akademisi danışmanı Muhammed Zeki el-Elfi, Hamas’ın roketli saldırısının zamanlamasının, Gazze'nin kuzeyinde, merkezinde ve güneyinde devam eden çatışmaların işaret ettiği gibi İsrail'in şimdiye kadar hiçbir hedefine ulaşamadığını teyit ettiğini söyledi. Elfi, “İsrail ordusu tarafından güçlerinin yüzde 70'ini ortadan kaldırdığına dair açıklamalar yapılmasına rağmen Hamas, gerçek operasyon alanının kalbinden karşılık veriyor” dedi.

Gggv
Analistlere göre Mısır'ın en büyük korkusu, yerinden edilen binlerce Gazzelinin sınırlarına akın etmesi (AFP)

Şarku’l Avsat'ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Elfu, Hamas'ın son roketli saldırısının, ‘İsrail'in bozduğu ve suçu Mısır'a atmaya çalıştığı anlaşmaya güçlü bir yanıt’ olduğunu söyledi. İsrail'in Hamas'ı ortadan kaldırabileceği ihtimalini dışlayan Elfi, “Tarihte de askeri güçler Vietnam’da ve Afganistan'da direniş hareketlerine karşı zafer elde edememişlerdir. Bu yüzden siyasi çözüm ve birtakım tavizler verilmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu..

Müzakereler durdu

Son roketli saldırı, Hamas'ın bu ay Refah'tan düzenlediği ilk saldırı değil. Saldırı, Mısır, Katar ve ABD'nin arabulucuğunda ateşkes için yapılan müzakerelerin durduğu kritik bir dönemde gerçekleşti. ABD basınına göre İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes görüşmelerinin bu hafta yeniden başlaması planlanıyordu.

Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının, mayıs ayı başlarında Kerem Şalom Sınır Kapısı’na on roket atarak düzenlediği saldırıda, dört İsrail askeri öldü, en az 10 İsrail askeri yaralandı. Arabulucular tam bir anlaşmaya varmak üzere iken İsrail, Kassam Tugayları’nın saldırısının ardından karşı bir saldırı başlattı ve Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafının kontrolünü ele geçirdi.

İsrailli rehinelerin Filistinli mahkumlarla takas edilmesini ve çatışmaların uzun süreli olarak durdurulmasını amaçlayan müzakereler, Hamas'ın, savaşın sona erdirilip İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesinde, İsrail’in ise savaşın ancak Hamas tamamen yenildiğinde sona erebileceğinde ısrar etmesi üzerine çöktü. Arabulucular her iki tarafın da kabul edebileceği, ortak bir dil bulmaya çalışıyor.

FDD’den Heysem Hasaneyn, Refah’taki askeri operasyonların yoğunlaşmasının Mısır ve İsrail arasında Kahire için istenmeyen sonuçlardan kaçınmak için daha yakın koordinasyon kurulmasına neden olacağını, çünkü Mısır'ın en büyük korkusunun, Gazze'den binlerce yerinden edilen Gazzelinin sınırlarına akın etmesi olduğunu belirtti. Hasaneyn, İsrail ordusunun daha fazla tünel ve füze rampası bulması halinde ise iki taraf arasında kapalı kapılar ardında daha fazla görüşmeler yapılacağını düşünüyor. Yüksek ve Stratejik Araştırmalar Askeri Akademisi danışmanı Elfi ise Hamas'ın son roketli saldırısının Hamas değil, İsrail üzerinde bir baskı unsuru olacağı görüşünde.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.