İsrail muhalefetinin Netanyahu hükümetini düşürme planı işe yarar mı?

İttifakın İsrail sağı dışında düşünmesi gerekiyor

İsrail muhalefetinin liderleri Lieberman, Lapid ve Saar Netanyahu hükümetini düşürmek için bir araya geldiler (Sosyal Medya)
İsrail muhalefetinin liderleri Lieberman, Lapid ve Saar Netanyahu hükümetini düşürmek için bir araya geldiler (Sosyal Medya)
TT

İsrail muhalefetinin Netanyahu hükümetini düşürme planı işe yarar mı?

İsrail muhalefetinin liderleri Lieberman, Lapid ve Saar Netanyahu hükümetini düşürmek için bir araya geldiler (Sosyal Medya)
İsrail muhalefetinin liderleri Lieberman, Lapid ve Saar Netanyahu hükümetini düşürmek için bir araya geldiler (Sosyal Medya)

Dün Evimiz İsrail (Yisrael Beiteinu) Partisi lideri Avigdor Liberman tarafından başlatılan ve muhalefet lideri Yair Lapid ile Yeni Umut Partisi lideri Gideon Saar'ın da katıldığı toplantıda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini düşürmek için iddialı bir plan hazırlandı. Bunun binlerce kilometrelik yolda atılmış bir ilk adım olduğu söylenebilir. Aynı zamanda İsraillilerin çoğunluğunun isteklerine cevap veren çok önemli bir adım olsa da zor bir adım. Zira başta Netanyahu'nun planı iptal etmek için kullanabileceği zayıflıkları oluşturan muhalefet saflarındaki çelişkiler olmak üzere planı başarısızlığa uğratabilecek pek çok unsur söz konusu.

Lieberman, muhalefetteki partileri güçlü bir şekilde birleştirmeyi ve hükümet koalisyonundaki anlaşmazlıklardan koalisyon çökene kadar faydalanmayı düşünüyor. Lieberman, bu konuda etkili olabilecek olan tek şey, yani Netanyahu'nun ultra-Ortodoks (Haredi) gençlere zorunlu askerlik hizmeti dayatan bir yasa çıkarma girişimi üzerinde duyuyor. Haredi partileri böyle bir yasaya karşı çıkarken Yüksek Mahkeme hükümeti yasayı geçirmeye zorluyor. Eğer Yüksek Mahkemenin baskısı başarılı olursa tüm Haredi gençleri zorunlu askerlik için silah altına alınacak.

Ancak bu düşünce fazla iyimser. Hükümet, söz konusu yasayı önümüzdeki iki hafta içinde çıkarmak zorunda ve Netanyahu yasayı geçirmek için pek çok manevra yapıyor. Netanyahu’ya yakın kaynaklara göre Haredi partileriyle ‘kapsamlı bir askerlik hizmetinin zorunlu kılınmadığı’ yumuşak bir yasa üzerinde anlaşmaya vardı. Kaynaklar ‘bir uzlaşı formülü olduğunu’ söylediler.

Netanyahu şu an partisindeki laiklerle ve onların Smotrich ve Ben-Gvir’in partilerindeki müttefikleriyle uzlaşmaya çalışıyor. Yasayı hükümete yönelik bir parlamento güven oylamasının parçası olarak sunmayı düşünüyor. Böylece her bir milletvekili yasayı kabul etmese bile yasaya oy vermek zorunda kalacak. Netanyahu’ya yakın kaynaklardan biri, “Buna karşı çıkmaya cesaret eden tek bir milletvekili görmek istiyorum” diye tehdit etti.

rgbth
İsrail Başbakanı Binamin Netanyahu pazartesi günü Kudüs'teki İsrail parlamentosu Knesset'te Likud Partisi üyeleriyle bir araya geldi (Reuters)

Lieberman ise Likud Partisi’nde ‘patlamaya hazır bir bomba’ olduğuna inanıyor. Bu bomba, bir yandan Likud'u Knesset'te temsil eden 32 milletvekilinden 17'sinin tasfiyesine, diğer yandan da yeni bir sağcı resmi-liberal partinin kurulmasına yol açacak gibi görünüyor.

İlk aşamada böyle bir partinin Lieberman'ın partisinin yanı sıra Saar’ın partisini ve eski Başbakan Naftali Bennett'in liderliğindeki yeni bir sağcı partiyi de içermesi bekleniyor. Bahse konu partinin, Netanyahu hükümetinden hayal kırıklığına uğrayan ve Ben-Gvir ve Smotrich'in gündemi belirlediği, Başbakan ve Likud Partili bakanların davranışlarından bahsetmeye bile gerek duymayan başarısız hezeyan hükümetini kabul etmekte zorlanan yüz binlerce Likud Partili ve sağcı seçmen için yeni bir yuva olması umuluyor.

xsdcefv
Knesset'te Naftali Bennett ortada, Lapid ve Gantz sağında ve Saar solunda, Ekim 2021 (Arşiv)

Ancak böyle bir sağcı parti, öncelikle liderinin ismi konusundaki anlaşmazlık engeline takılacaktır. Lieberman kurucu olarak yeni partinin başına geçmeyi bekliyor ve anketler Lieberman’ın gücünü neredeyse iki katına çıkaracağını (6'dan 11 sandalyeye) gösteriyor. Bu durumda Lapid, yeni partinin başına geçmeye en uygun kişi olduğuna inandığı için koalisyondan derhal ayrılacaktır. Naftali Bennett ise birkaç ay içinde başbakan olarak rüştünü ispat ettiğini düşünüyor (oysa seçimlerde Netanyahu tarafından kolayca geride bırakılmıştı) ve bu yüzden en uygun kişinin kendisi olduğuna inanıyor.

Öte yandan Benny Gantz ve Gadi Eisenkot'a Netanyahu hükümetinden bir an önce çekilip yeni koalisyona katılmaları çağrısında bulunan Lieberman, şimdi ‘koltuk sevdasına düşmenin değil, tek amacı hükümeti düşürmek olan bir savaş odasında tek bir çatı altında birleşmenin zamanı olduğunu söyledi. Lieberman, “En iyi ihtimalle bir koalisyon kurmayı başarır, hükümeti düşürür ve koalisyona devam ederiz. En kötü ihtimalle de koalisyonu kurar, koordinasyon içinde çalışır, hükümeti düşürür ve sonra yollarımızı ayırırız” dedi.

Lieberman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Likud Partisi'ni lekelediği ve tarihi köklerini yolsuzluk, düzenbazlık, bencillik ve entelektüel terörizmle baltaladığı için halkın Netanyahu'dan ne kadar nefret ettiğini tahmin bile edemezsiniz.”

Saar’ın partisinin önde gelen isimlerinden Ze'ev Elkin, “Netanyahu hükümetini düşürmenin tek yolu karşısına büyük bir sağcı güç çıkarmak. Bu yüzden sol bu mücadeleden fayda sağlamayacak. Zira hiçbir sol parti (Arap partileri bile) koalisyona davet edilmedi. İsrail’in sağ görüşe kaydığı doğru. Öyle ki savaşlarda bile daha sağcı hale geliyor. Ancak sorun şu sağ, kitleleri ideolojiyi teşvik ederek değil, kaba popülist retorikle harekete geçiriyor. Bu açıdan kimse Netanyahu'nun eline su dökemez” ifadelerini kullandı.

scdfve
Itamar Ben-Gvir, Batı Şeria'daki Eli yerleşim birimini ziyaret ederken, 20 Haziran 2023 (Reuters)

Lapid'in hitabet yeteneği ne kadar önemli olsa da anketler gücünün yarısını kaybedeceğini (bugün 24 olan milletvekili sayısı 12'ye düştü) gösteriyor. Lieberman gücünü ikiye katlasa da anketlerde sadece 11 milletvekili (bugün 6 milletvekili var) olacağını gösteriyor. Bennett'in ise bir partisi yok. Gantz ise halen hükümette (Savaş Kabinesi) ve Gazze’deki savaşın başarısız yönetiminin sorumlularının başında geliyor.

sdcfve
ABD Dışişleri Bakanı, perşembe günü İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid ile görüştü (Reuters)

Daha da önemlisi, Netanyahu'yu devirmek için ittifak yapan bu partiler henüz onun politikalarına farklı bir alternatif sunmuş değiller. Lieberman ve Saar, Netanyahu'dan daha şahin bir politika istiyorlar. Uluslararası topluma ve Lahey mahkemelerine karşı açıklamalar yapıyorlar, savaşı Lübnan'ın işgalini de kapsayacak şekilde genişletme çağrısında bulunuyorlar ve Filistin Yönetimi ile herhangi bir anlaşmayı reddediyorlar.

Gantz ve Lapid daha ılımlı bir politika istiyor. Samimi müttefikler olduklarını gösterebilecek bir şey varsa o da Netanyahu'ya karşı başta ABD olmak üzere dış desteği alabilmeleridir. ABD yönetimi bu hamleyi destekliyor ve İsrail'in çıkarına olduğunu düşünüyor. Ancak Netanyahu'nun düşürülmesine dair kesin tutumlar sergilemiyor. Netanyahu’nun iktidarda kalma hedefine hizmet eden askeri operasyonlarını destekliyor.

Bu yüzden yeni bir parti kurma girişimi önemli ve hükümetin art arda gelen başarısızlıklarıyla sürekli genişleyen bir halk tabanına sahip. Bu, siyasi sunumda cesaret ve esneklik gerektiren uzun bir sürecin ilk adımı. İsrail sağı dışında fikirler ve programlar ortaya koymak da bu adıma dahil.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.