Gazze’deki savaşta teknoloji devleri ve İsrail arasındaki ilişki

Çifte standartlar, son derece taraflı algoritmalar ve ortaklıklar

Eduardo Ramon/Getty Images
Eduardo Ramon/Getty Images
TT

Gazze’deki savaşta teknoloji devleri ve İsrail arasındaki ilişki

Eduardo Ramon/Getty Images
Eduardo Ramon/Getty Images

Marco Mossad

İsrail, Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaşta başta ABD olmak üzere birçok ülkeden askeri ve siyasi olarak büyük destek alıyor. İsrail, bu büyük desteğin yanında Amazon, Google ve Meta gibi dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden teknolojik olarak da destek görüyor. Bunlar Facebook, Instagram ve mesajlaşma uygulaması WhatsApp'a sahibi olan şirketler.

Bu destek İsrail'in, aralarında The Gospel ve Lavender gibi iki önemli sistemin de bulunduğu yapay zeka (AI) tabanlı savaş teknolojisi sistemlerini beslemek için büyük miktarda bilgi kullanmasına olanak sağladı. Bu sistemler İsrail ordusuna hedefleme verileri gönderirken İsrail ordusu da bu verilere dayanarak sivil ya da savaşçı ayrımı yapmaksızın evlere baskınlar düzenliyor.

Teknoloji devlerinin İsrail'e yardımları bu şirketlerin çalışanlarını kızdırdı. Bu yüzden şirket yönetimlerini İsrail'i desteklemekten vazgeçirmek için çeşitli protestolar düzenlendi. Son olarak Google’da Nimbus Projesi’nin durdurulması talebiyle protesto gösterileri yapıldı.

Devasa Nimbus Projesi, 2021 yılında İsrail ile Google ve Amazon arasında yaklaşık 1,23 milyar dolarlık bir iş birliği anlaşmasıyla başlatıldı.

Konu öyle bir noktaya geldi ki Google bu çalışanların işlerini aksattıkları ve diğer çalışanları tehlikeye attıkları gerekçesiyle işten çıkarılmalarına karar verdi. Nimbus Projesi, teknoloji şirketlerinin İsrail'i kayırmalarına iyi bir örnek teşkil ediyor. İsrail’in iç yasalarına uygun olarak İsrail'de veri depolama merkezleri inşa etmek için hizmetlerinin sağlanmasını kolaylaştırıyor.

Nimbus Projesi

Devasa Nimbus projesi, İsrail ile bulut hizmetleri şirketleri Google ve Amazon arasında 2021 yılında tahmini 1,23 milyar dolar karşılığında yapılan bir iş birliği anlaşmasının sonucu olarak başlatıldı. Proje, yapay zeka sistemlerini beslemek için büyük miktarda veriyi büyük bir hızla işleyebilecek ve kaydedebilecek bir bulut bilişim sistemine ihtiyaç duyan İsrail'deki en büyük teknoloji projelerinden biri.

İsrail'in bu sistemleri geliştirmedeki başarısı, Nimbus Projesi ve teknoloji devi iki şirketin sağladığı olanaklar olmadan mümkün olamazdı. Google, İsrail hükümeti için yüzde 15'e kadar indirim sağladı.

İsrail hükümetiyle yapılan anlaşma aynı zamanda İsrail'in teknoloji şirketlerinin yerel yasalarına uymasını sağlamak için veri merkezlerinin İrlanda, Almanya ve Hollanda yerine İsrail'de bulunmasını öngörüyordu. Google ve Amazon da İsrail'in ‘Landing Zone’ (Bulut Temeli de denilen iş yüklerini bulut sisteminde güvenli bir şekilde dağıtmak için kullanılan önceden yapılandırılmış) ortamından uluslararası şirketler yerine yerel şirketlerin sorumlu olması yönündeki taleplerine boyun eğdi. Nimbus Projesi için veri merkezleri tahsis edilmesinin yanında genel olarak eri talebi ya da veri işleme talebi arttığında verileri korumak ve altyapı kaynaklarını en üst düzeye çıkarmak, yanıt verme hızını ve karar alma sürecindeki etkinliği de artırır. Bunun da İsrail için veri mevcudiyetine ve yüksek hızda işlemeye dayanan programların geliştirilmesinde önemli bir avantaj sağladığı şüphesiz.

İsrail, söz konusu şirketlerin insani ve etik kaygıları gözetmeksizin bu teknolojiyi kullanmaları nedeniyle hizmetlerini durdurabileceklerinden korkuyordu, ancak böyle bir şey olmadı.

İsrail, söz konusu şirketlerin insani ve etik kaygıları gözetmeksizin bu teknolojiyi kullanmaları nedeniyle hizmetlerini durdurabileceklerinden ya da birtakım kısıtlamalar getirebileceğinden yahut en azından teknoloji şirketlerinin yönetimlerinin, bu projede çalışan kişilerin, evlerinde ve aileleriyle birlikte olsalar bile hedefleri ve savaşçıları belirlemek ve bombalamak için yapay zeka kullanırken üzerlerine düşen ahlaki sorumluluk nedeniyle buna karşı çıkmalarından etkilenmelerinden korkuyordu, ancak böyle olmadı. Anlaşma imzalandıktan sonra ‘Teknolojide Yahudi Diasporası’ (Jewish Diaspora in Tech) adlı grup Google yönetimine bir mektup göndererek projeyi tamamlamamaları çağrısında bulundu.

Grubun internette yayınlanan mektubunda, Filistinlilerin yıllardır süren askeri işgalin şiddetinden büyük ölçüde etkilendikleri belirtilerek acılarının hafifletilmesi için fondan ayrılması istendi. Projeye, duyurulduğu andan itibaren Google bünyesinde çalışanlardan güçlü bir muhalefet geldi. Gazze Şeridi'nde ölen ve yaralanan sivil sayısının yüksek olması ve insani krizin giderek kötüleşmesi nedeniyle bu projenin tamamlanmasına karşı çıkan Google’ın yaklaşık elli çalışanı işten çıkarıldı.

Google'ın CEO'su Sundar Pichai, Google'ın siyasi tartışmaların yapılacağı bir yer değil bir iş yeri olduğunu söyledi. Ancak işin garip yanı, Google’ın kendisini fikir ve ifade özgürlüğünden yana olarak tanıtıyor ve tüm fikir ve görüşleri barındıran sağlıklı bir çalışma ortamı sunduğunu söylüyor.

Teknoloji kurban sayısını artırıyor

İsrail hükümeti ile Google arasındaki iş birliği bu kadarla sınırlı kalmadı. Google, projenin ikinci aşamasına geçilmesi için İsrail hükümetine danışmanlık hizmeti verilmeyi de kabul etti. Time dergisinin nisan ayında yayınladığı bir belgeye göre Google, İsrail'in projenin Landing Zone’larını otomatikleştirmesine ya da en azından sınırlı insan müdahalesiyle yönetmesine yardımcı olmak için de çalışıyor. Bu sistem, otomatik bilgisayarlar tarafından kendilerine verilen bilgilere dayanarak verilen kararları baz alıyor. Sistem, bombardıman sırasında sivil kayıplardan kaçınmak ya da sadece hedefin çevresini doğru bir şekilde bombalamak için en iyi şekilde eğitilmediğinden genellikle kayıp sayısında artışa yol açıyor. Bu proje, İsrail'in silahlı unsurları kolayca tespit etmesini ve ardından onları ortadan kaldırmak için bombalamasını sağlayan bulut tabanlı projelerinin temel taşını oluşturuyor.

+972 Magazine’nin haberine göre Meta’nın İsrail'e verdiği büyük desteğin kendisini son olarak uygulamanın koruma ve gizlilik iddialarının aksine, WhatsApp'ın Filistinlilerin akrabalarıyla yaptıkları konuşmalardan kaydedilen bilgileri sağlamasında gösterdi.

Meta da diğer şirketler gibi İsrail'e teknolojik destek verme yarışına girdi. 2010 yılında bir grup Filistinli ve İsrailli gazeteci tarafından kurulan ‘+972 Magazine’ adlı derginin WhatsApp'ın İsrail Devletine verdiği destekle ilgili bir haberine göre Meta’nın İsrail'e verdiği büyük destek kendisini son olarak uygulamanın koruma ve gizlilik iddialarının aksine, WhatsApp'ın Filistinlilerin akrabalarıyla yaptıkları konuşmalardan kaydedilen bilgileri sağlamasında gösterdi.

İsrail ile Meta arasındaki iş birliğinin amacının Lavender yapay zeka programını Filistinli silahlı unsurlar hakkında bilgi ile beslemek olduğunu aktaran +972 Magazine, örneğin konumlarını ve ses izlerini takip ederek bir ses kütüphanesi oluşturmak ve bu sayede savaşçıların izlenebileceğini ve koordinatlarının İsrail ordusuna gönderilerek anında bombalanabileceğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın +972 Magazine’den aktardığı habere göre bu bilgiler aynı zamanda Hamas üyeleri tarafından kullanılan sohbet gruplarına ilişkin doğru verileri de içeriyor. İsrail'in Hamas üyelerinin büyük bir kısmının yerlerini rekor denecek kısa bir sürede tespit etmesine yardımcı oluyor.

Guterres öldürmek için teknolojinin kullanılmasını kınadı

+972 Magazine’in aktardıkları uluslararası toplumu şoke etti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, öldürmek için teknolojinin kullanılmasını kınadı. +972 Magazine, İsrail'in yapay zekayı sadece silahlı unsurları takip etmek ve öldürmek için kullanmadığı, yapay zeka verilerine ve kararlarına dayalı füze saldırılarında sivillerle silahlı unsurları ayırt edemediği ve her saldırıda onlarca masum insanın ölümüne yol açtığını da aktardı.

Meta'nın İsrail'i ilk kez desteklemiyor ve son bulacak gibi de görünmüyor. Meta, İsrail Devleti'ni destekleme konusunda uzun bir geçmişe sahip. 2023 yılında popüler sosyal medya sitesi Facebook'ta hem Arapça hem de İbranice dillerinde, bazıları doğrudan ‘sivillerin öldürülmesi’ çağrısında bulunan şiddet içerikli reklamların tespit edilmesinin ardından Facebook’un algoritmaları Filistinlilere karşı nefret söyleminin yayılmasını sağladı. Söz konusu reklamlar, Facebook'un nefret söylemini, şiddeti ve cinayeti teşvik etmeme kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle gelen şikayetlerin ardından kaldırıldı.

İsraillilere yönelik aynı nefret söylemi ve şiddetin ‘antisemitizm’ başlığı altında derhal silinmesi algoritmaların tarafsız olmadığını ortaya çıkardı.

İsraillilere yönelik aynı nefret söylemi ve şiddetin ‘antisemitizm’ başlığı altında derhal silinmesi algoritmaların tarafsız olmadığını ortaya çıkardı. İsraillilere yönelik bir nefret söylemi paylaşıldığında, antisemitizm başlığı altında paylaşım derhal siliniyor ve paylaşımı yapan kullanıcının hesabı belirli bir süreliğine ya askıya alınıyor ya da tamamen kaldırılıyor.

HRW Meta'yı ve diğer teknoloji şirketlerini kınadı

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Filistin halkının insan haklarını destekleyen sesleri bastırmaya ve paylaşımları kaldırmaya yönelik yaklaşık bin 50 girişimin izlenmesinin ardından geçtiğimiz aralık ayında ‘Meta'nın tutmadığı sözler’ başlığı altında, Meta'nın Filistinlilere ve onların davasını Facebook ve Instagram'da destekleyenlere karşı tarafsız olmayan uygulamalarına dair bir rapor yayınladı.

Meta'nın Filistin davasıyla ilgili olduğu sürece barışçıl söylemlere karşı olduğunu göstermesi nedeniyle şok etkisi yaratan rapora göre sadece bir vaka şiddete teşvik eden söylemlerle ilgiliyken geriye kalan bin 49 vaka Filistinlilerin acılarını hafifletmeye yönelik barışçıl söylemler barındırıyordu.

Meta, bu yılın ocak ayında Facebook ve Instagram'daki yayın politikasını yeniden yazma niyetinde olduğunu duyurdu. Kamuoyuna açıklanan bu duyurunun ayrıntıları okunduğunda, bu hamlenin temel amacının İsrail'in güvenliği hakkındaki söylemleri çevrimiçi ortamda kısıtlamak olduğu ortaya çıktı.

“Antisemitizm”

Meta ayrıca ‘siyonist’ ifadesinin kullanımını da kısıtlamak istedi. Çünkü Meta’ya göre bu ifade antisemitizmi körükleyebilirdi. Antisemitizm, ABD'deki bazı üniversitelerde düzenlenen gösterilerde gördüğümüz gibi, sadece internet üzerinden değil, başka yollarla da Filistin davasını destekleyen her türlü konuşmaya karşı kullanılabilir hale geldi. Polis, bu gösterilerin Yahudi öğrencilerin güvenliğine karşı tehdit oluşturduğu ve antisemitist mesajlar verdiği gerekçesiyle barışçıl göstericileri dağıtmak için güç kullandı.

Meta ayrıca ‘siyonist’ ifadesinin kullanımını da kısıtlamak istedi. Çünkü Meta’ya göre bu ifade antisemitizmi körükleyebilirdi.

İsrail, ister savaş ister barış zamanlarında olsun, teknoloji şirketlerinin ülke için taşıdığı değeri çok iyi biliyor. Sonuç olarak İsrailli liderler, İsrail hükümeti, başta Google, Amazon, Apple, Intel ve Oracle olmak üzere teknoloji devi küresel şirketler arasındaki iş birliğini güçlendirmek için siyasi bir irade ortaya koydu.

Teknoloji devleri ile yakın iş birliği

İsrail'in çabaları, dünyanın teknoloji devleriyle çeşitli şekillerde yakın iş birliği anlaşmalarıyla sonuçlandı. Bunlardan ilki, Google'ın İsrail’in geliştirdiği sosyal bir trafik durumu/navigasyon uygulaması olan Waze'i satın alması gibi uluslararası şirketler ve İsrailli girişimler arasındaki anlaşmalardır. Anlaşma, uygulamanın dünyanın dört bir yanındaki sürücüler hakkında önemli verileri Google ile paylaşmasını, Google’ında bu verileri popüler Google Map uygulamasını geliştirmek için kullanmasını öngörüyordu.

Facebook ayrıca başta Onavo ve Face.com olmak üzere İsrailli şirketleri de satın alarak hedefli reklamcılık ve interneti herkesin kullanımına sunma konusundaki faaliyetlerini büyük ölçüde destekledi. Facebook'un İsrail'deki Ar-Ge ekibi internet hizmetini geliştirmeye ve herkesin kullanımına sunmaya devam ederken, bu satın almalar gelişmekte olan ülkelere ücretsiz internet sağlanmasına imkan tanıdı. Milyonlarca insanın internete bağlanabilmesi üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilecek hızlı Wi-Fi ve Facebook Lite gibi önemli teknik atılımların da önünü açtı. Öte yandan Apple, 3D algılama konusunda uzmanlaşmış bir İsrail şirketi olan PrimeSense'i satın alarak Apple'ın hareket tabanlı saat, telefon ve televizyonlarının geliştirilmesine katkıda bulundu.

Birim 8200 dünyanın en akıllı ve en karmaşık askeri teknolojilerini kullanan birimlerinden biri. Microsoft, Microsoft Office ve Azure Cloud dahil olmak üzere şirketin bulut ürünleri için güvenlik sistemi geliştirmek üzere bu birimle iş birliği yaptı.

Masum insanları gözetleyen Birim 8200

Uluslararası şirketlerle İsrailli kuruluşlar arasındaki iş birliğinin bir başka örneği de Birim 8200 olarak bilinen İsrail sinyal istihbarat teşkilatı ile Microsoft arasında yapılan iş birliği anlaşmasıdır. Dünyanın en akıllı ve en gelişmiş askeri teknolojilerine sahip birimlerinden biri olan Birim 8200 ile Microsoft, Microsoft Office ve Azure Cloud da dahil olmak üzere şirketin bulut ürünlerinin güvenlik sistemini geliştirmek için iş birliği yaptı. Financial Times gazetesi tarafından 2015 yılında yayınlanan bir sızıntıya göre casusluk yapmak ve hedefleri çeşitli şekillerde izlemek için son derece eğitimli ve etkili bir istihbarat servisi olan Birim 8200, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde İsrail işgali altında yaşayan Filistinlileri gözetliyor. Birim 8200, hassas kişisel bilgilerin toplanması da dahil olmak üzere masum Filistinlilere karşı kullanılan zorlayıcı casusluk taktiklerine başvuruyor.

Facebook, Birim 8200'ün eski üyeleri tarafından kurulan ve casus yazılım alanında faaliyet gösteren bir şirket olan Onavo ile de iş birliği yaptı. Facebook, 2013 yılında satın aldığı Onavo'yu Meta için sosyal medya alanındaki rakiplerine karşı casusluk yapması için kullandı. Bu durum 2020 yılında İsrail gazetesi Haaretz'de yayınlanan bir analizde haber yapıldı. ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Facebook ve Onavo'nun yasadışı olarak sosyal medya kullanıcılarına karşı casusluk faaliyetlerine karıştığı gerekçesiyle dava açtı.İsrail, bir yandan Ortadoğu'da herhangi bir savaşı kazanmasını ve güvenliğini sağlamasını mümkün kılacak en iyi ve en doğru silah ve teçhizatı edinmeye diğer yandan bölgedeki egemenliğini sürdürmesini sağlayacak tüm yeni ve akıllı teknolojileri elde etmek adına teknoloji şirketleri için cazip bir yer olmaya çalışıyor. Açıkça görülüyor ki İsrail, teknoloji devleriyle kurduğu ortaklıklar ve yaptığı anlaşmalar sayesinde hayallerindeki ölümcül silahı, yani tam da istediği gibi izlemek, hedeflemek ve infaz etmek için ihtiyaç duyduğu bilgileri elde etmeyi başarmış görünüyor.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.