Mücteba Hamaney, İran’ın Dini Lideri’nin yakınındaki gizemli adam

Mücteba Hamaney’in üstlendiği roller son yıllarda daha da büyüdü

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
TT

Mücteba Hamaney, İran’ın Dini Lideri’nin yakınındaki gizemli adam

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)

Ali Rıza Nurizade

İran rejiminin kendisini ‘Mehdi’nin vekili’ olarak tanımlayan Dini Lideri Ali Hamaney’in en büyük oğlu olan Mustafa, daha sakalı ve bıyığı terlemeden henüz 12 yaşından itibaren molla (din adamı) kıyafetleri giymeye başlamıştı. Ceharmerdan bölgesinde münzevi bir hayat süren Mustafa, Hakkani ve Kalpaykani medreselerinde dini eğitim aldı. Mustafa, Tahran'da ailesinin yanında olduğu sürede Razi Şirazi'den ders aldı.

Evlendikten sonra Kum'a taşınan Mustafa, babası ‘Veliyyül Fakih'in talimatı ve rejimin muhaliflerinin mallarına el koymaktan sorumlu Emru’l-İmam Komitesi aracılığıyla orada bir ev satın aldı.

Hamaney’in oğullarından Mustafa, adı gizli siyasi suikastlar kampanyası sırasında siyasi aktivistler Dariush ve Parvaneh Forouhar'ın öldürülmesine adı karışan Ayetullah Huşugat'ın kızıyla evlendi. Mücteba Hamaney, İran Şura Meclisi eski başkanı Gulamali Haddad Adil'in kızıyla evlendi. Mesud Hamaney ise Sadık Harrazi'nin (İran'ın eski Paris Büyükelçisi) kız kardeşi Ayetullah Harrazi'nin kızıyla evlendi. İran’ın Dini Lideri Hamaney’in en küçük oğlu Meysem de Tahran'ın önde gelen mafyalarından biri olan Lolatşiyan ailesinden bir hanımla evlendi.

scdvfrtb
Nurali Şuşteri gibi bazı savaş komutanları Mücteba Hamaney’i savaş sırasında cesur bir asker olarak göstermeye çalıştılar (Reuters)

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve güvenlik servisleri çevresindeki en gizemli adam olarak bilinen Mücteba Hamaney, diplomasını aldıktan sonra Muhammed Taki Misbah Yezdi, Ahenkar Hürremabadi, Ayetullah Safi ve İran'ın şeker ticaretini tekeline almasıyla bilinen Makarim Şirazi gibi misyoner mollalara yakın olmak için Kum'a taşındı.

Mücteba Hamaney’in 1980'li yıllarda İran-Irak cephesindeyken eski İran Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani'nin en büyük oğlu Muhsin Haşimi ile birlikte savaştığı biliniyor. Aktarılan bilgilere göre Mücteba, Muhammed Resulullah Ordusu'nun Habib ibn Mazhar Taburu'na katılmak üzere savaşa gittiğinde henüz 17 yaşındaydı.

İranlı yetkililerin oğulları bu tabura katılmak istiyorlardı. Esasen Habib ibn Mazhar Taburu'na katılmaları, savaştan sağ çıkmaları halinde geleceklerinin garanti altına alınması demekti.

Bu taburun bazı üyeleri daha sonra İran rejiminin güvenlik alanındaki önemli isimleri haline geldiler. Şimdi de Mücteba Hamaney için çalışıyor ve rejimde üst düzey askeri ve siyasi mevkilere sahipler.

Bunlar arasında Dini Lider’in evine yakın bir molla olan Alirıza Penahiyan, eski DMO İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mehdi Taib, DMO komutanlarından Ali Fazli ve Hasan Muhakik ve Dini Lider Ali Hamaney'in sekreteri Vahid Hakkaniyan da bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın rejime yakın haber ajanslarından aktardığı değerlendirmelere göre Mücteba Hamaney’in ‘Beytü’l-Makdis 2, 3 ve 4’ ve ‘El-Fecr’ gibi askeri operasyonlara katıldığını ve o dönemde herkesin kendisine ‘el-Hüseyni’ demesini istediğini öne sürdü.

Nurali Şuşteri gibi bazı savaş komutanları Mücteba Hamaney’i savaş sırasında cesur bir asker olarak göstermeye çalıştılar.

Şuşteri, Mücteba Hamaney ile bir anısını şöyle anlatmıştı:

Kudüs 3 Operasyonu'nda savaşıyorduk. Ben diğerleriyle konuşmakla meşgulken, Mücteba çarpışmak üzere cepheye gitti. Onları durduramadım, o da diğer savaşçılarla birlikte gitti. Tabur komutanlarını aradım ve onlardan Mücteba ve beraberindekilerin cepheye götürülmemelerini istedim.

vfrbgtnyhum
İbrahim Reisi öldü, umutları da onunla birlikte gömüldü. Peki Mücteba’nın umutları nerede son bulacak? (AFP)

O dönemde Ali Hamaney rejimin Dini Lideri değildi ve hiç kimse Mücteba Hamaney'in ‘Veliyyu’l-Fakih’ makamına getirilmesi muhtemel isimlerden biri olacağını düşünmüyordu. Aralarında Ali Fazli'nin de bulunduğu DMO komutanları savaşta Mücteba Hamaney'in ya da Muhsin Haşimi'nin öldürülebileceğinden endişe ediyorlardı. Bu yüzden baba Hamaney Mücteba'dan Tahran'a dönmesini istedi.

Dini Lider, Mehdi Kerrubi'nin Mücteba Hamaney'in seçimlere müdahalesini eleştirmesine, Kerrubi'yi ‘20 yaşından beri bağımsız bir adam’ olarak tanımlayarak yanıt vermişti.

Mücteba Hamaney, mollaların oğullarının kibirli davranışlarda bulunmak ve yolsuzluk yapmak gibi alışkanlıklara sahip olduğu bir dönemde 30’lu yaşlarında babasına danışmanlık yapmak üzere babasının ofisinde önemli görevler üstlendi. Ali Hamaney’in eşi Hüceste Bakırzade oğluna evlenmesi için Zehra Haddad’ı önerdiğinde Haddad lise dördüncü sınıftaydı. Haddad Adil, Hamaney ailesinin kızlarına görücü olmasını şöyle anlatmıştı:

Bir gün bizi aradı, eşim kim olduğunu sorduğunda, ‘Ben Lider'in eşiyim’ dedi.

Evlilik tarihinin Zehra'nın eğitimini tamamlamasına kadar ertelendiğini belirten Adil, “Kızımız diplomasını aldıktan sonra ön hazırlıklar yapıldı. Oğlu ve annesi evimize geldi ve geline hediye olarak bir parça kumaş getirmişlerdi. Sonra Mücteba Bey hakkında konuştuk. Görüşmeden sonra Zehra'ya ne düşündüğünü sorduk. O da bize evlenmeye hazır olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Haddad Adil ve Mücteba Hamaney, daha sonra düğün hediyeleri almak için Tahran'ın Kerim Han bölgesine gittiler. Adil, Mücteba'nın dükkandaki en ucuz saati seçtiğini ve alyansın da sadece 600 bin tümen (14 dolar) olduğunu söyledi.

Mücteba ve Zehra'nın düğün töreni gelinin babasının evinde yapıldı. Tören yapıldığında cumhurbaşkanlığı görevinde Muhammed Hatemi vardı. Davetlilerin çoğu gelinin ailesiydi çünkü damadın Tahran'da üç amcası ve onların aileleri dışında pek akrabası yoktu. Çiftin ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuğu oldu. En büyük oğullarının şu an nerede ve nasıl doğduğuna dair birçok söylenti dolaşıyor.

DMO komutanlarının kaleme aldıkları hatıralarından edinilen bilgiler, Mücteba Hamaney 1998-1999 yılları arasında babasının ofisinde görev aldı. Üstlendiği görevi de babasının ofisinin gayri resmi bir üyesi olarak halen sürdürüyor. 

 Mücteba Hamaney, rejimin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin hayatı boyunca benzer roller oynayan Ahmed Humeyni'nin kaderini paylaşsa da üstlendiği roller, Humeyni'nin oğlunun üstlendiklerinden daha büyüktü.

1990'lı yıllardan bu yana Dini Lider'in ofisinde çalışanlar ve rejimin birçok yetkilisi Mücteba'nın rejimin siyasi ve güvenlik işlerinde artan etkisinin boyutunu biliyorlar. İran-Irak savaşından dönen komutanların çoğu onun etrafında toplanmış durumda. Savaştan dönen bu komutanların çoğu Habib ibn Mazhar Tugay’ı üyesiydi. Şimdiyse güvenlik teşkilatlarındaki önemli mevkilerde bulunuyorlar. Ayrıca ülkede gerçekleşen seçimlerin gidişatına müdahale ediyorlar. Söz konusu kişiler, 2005 yılındaki seçimlere müdahale etmiş ve Mücteba'nın gözetiminde çalışarak o zamanlar pek bilinmeyen bir isim olan Mahmud Ahmedinejad'ı sandıktan çıkarmak için seçim mühendisliği yapmışlardı.

Eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani, bu seçimin kurbanlarından biriydi, ama sessiz kaldı. Mehdi Kerrubi ise dayanamadı ve oyların sayıldığı gece bir an için uyuyakaldığında büyük ölçüde değişmiş bir seçim sonucuyla karşılaştığını söyledi.

Mücteba'nın Mahmud Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığına yükselmesinin önünü açmak için seçimlere müdahale ettiğini ilk kez söyleyen kişi de Kerrubi oldu. Ali Hamaney'in ise Kerrubi’ye yanıtı netti: “Mücteba adamdır.” Bu yanıtın günümüzde başka anlamları olsa da Hamaney'in oğlu için başka anlamları ve hesapları da barındırıyor. Bunlardan biri de Dini Lider’in halefi olmak olabilir.

Seçimleri protesto eden göstericiler, Mücteba Hamaney aleyhinde sloganlar attılar. Ardından Mücteba'nın Yeşil İsyan'ın bastırılmasında rol oynadığına ve ‘Yeşil Hareket’ liderleriyle görüştüğüne dair birçok haber basında yer aldı.

İran rejimindeki yetkililere göre uzun yıllardır siyasi ve güvenlik arenasında aktif olan Mücteba, sürekli olarak kurumlardan ve karar merkezlerinden raporlar talep ediyor. Buna bir örnek olarak Risalet gazetesi yönetim kurulu üyesi Ekber Nebevi’nin, eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani ile yaptığı özel bir görüşmede, "Mücteba Bey bizden ülkedeki üniversitelerin durumunu analiz etmemizi istedi” dediği biliniyor.

Mücteba Hamaney’in İran Radyo Televizyon Kurumu (İRİB) üzerinde geniş bir nüfuzu var. Dini Lider tarafından atanan İRİB yöneticileri, işlerin Dini Liderin kendisi tarafından değil, oğlu tarafından yürütüldüğünü biliyor. Örneğin eski İRİB Başkanı Muhammed Sarafraz, kaleme aldığı kitapta Mücteba’nın 2009 yılından beri birçok güvenlik teşkilatının müdürünü Dini Lider'in evinde topladığını ve bu kişilerin resmi devlet yapısı içinde paralel bir devlet gibi çalıştığını yazdı. Sarafraz’ın aktardığına göre bu kişilerin verdikleri ilk sınav, Dini Lider’in evi ile Muhammed Hatemi'nin ofisi arasında dokuz gün süren bir krizin ele alınmasıydı.

İRİB’in mevcut Başkanı Abdul Ali Askeri, Mücteba Hamaney’in kendisini doğrudan ve acil bir durum için aradığından bahsetmişti. Askeri, Mücteba'nın kendisini sabaha karşı aradığını, telefonu açtığında sakin bir ses tonuyla ‘Hacı Kasım Süleymani Bağdat havaalanında şehit edildi’ bilgisini verdiğini söyledi.

DMO’nun üst düzey komutanları da askeri ve güvenlik konularında Mücteba'nın doğrudan ve özel desteğinden söz etmişlerdi. Örneğin DMO'nun Füze Sanayi Teşkilatı'nın komutanı sızdırılan bir belgede bazı DMO komutanlarının Ali Hamaney ile DMO'nun füze ve insansız hava aracı (İHA) endüstrilerine mali kaynak sağlamak için Mücteba’yla özel yardım konusunda görüştüklerinden bahsetti.

Mücteba Hamaney'in iktidara yükselişi sadece güvenlik aygıtındaki nüfuzuna dayanmıyor, aynı zamanda 2008 yılından bu yana mollalar ve rejime başlı haber ajanları arasında popülerlik kazanmak için Kum’daki dini medreselerde hatırı sayılır bir zaman da geçirdi. Söz konusu haber ajansları Mücteba’ya ‘Ayetullah’ unvanını vermiş ve ileri fıkıh dersleri verdiğine dair haberler yapmıştır. Ancak ileri fıkıh derslerindeki öğrencilerinin sayısı hakkında herhangi bir haber bulunmuyor.

Ali Hamaney'in oğlunu Kum'daki mollalara tanıtmak için girişimlerde bulunduğu ve Mücteba'nın potansiyelini ve gücünü vurguladığı yönünde haberler zaman zaman basında yer alıyor. Kum'daki dini medreselerin bazı öğretmen ve öğrencileri tarafından 2009 yılında yayınlanan bir bildiride, Hamaney'in Kum'a seyahatinin amaçlarından birinin oğlu Mücteba'ya şehrin önde gelen mollaları tarafından ‘içtihat’ derecesi verilmesini talep etmek olduğu iddia edildi.

İran rejiminin mollaları ve güvenlik kurumlarının liderlerinin büyük bir kısmı rejimin mevcut haliyle korunması ve herhangi bir değişiklikten kaçınılması gerektiğine inanıyor ve bu yüzden Mücteba ile babası arasındaki benzerlikleri vurguluyorlar. Geçtiğimiz yıllarda rejim yetkililerinin ‘Mücteba'nın babasına benzediği’ gerçeği etrafında dönen pek çok anısı ve anlatısı yayınlandı.

Mücteba'nın kayınbiraderi Feriduddin Haddad Adil, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada, “Onun (Mücteba'nın) bakış açısı ve uyanıklığı tam da bir liderin sahip olması gereken nitelikler. Bu yüzden kendimizi rahat ve güvende hissediyoruz” dedi.

Mücteba, tüm bunların yanında Dini Lider'in mali imparatorluğunu da yönetiyor. Rejimin destekçileri, İran ekonomisinin yüzde 60'ının aralarında Bonyad-e Mostazafin (Mazlumlar Vakfı), Yardım Komitesi ve DMO’nun ekonomi kanadı olan Hatemü'l Enbiya Karargâhı'nın da bulunduğu doğrudan Ali Hamaney’e bağlı olan kurumların kontrolünde olduğunu söylüyorlar.

Mücteba’nın siyasi geleceğine ilişkin tüm olasılıklar İran rejiminin ayakta kalmasına bağlı. Rejiminse kendi halkının kanını döktüğü, ülkeyi düşük bir meşruiyetle yönettiği, halkın uluslararası yaptırımlardan ve ekonomik krizlerden şikayet ettiği bir dönemde baskı ve tutuklamalarla bastırmaya çalıştığı halk protestolarının seline kapılıp kapılmayacağı belli değil.

Mücteba Hamaney, kârlı çıkması babasının ve rejiminin hayatta kalmasına bağlı olan büyük bir kumar oynuyor. Halk bir zamanlar “Öleceksin Mücteba ve Dini Liderlik makamını göremeyeceksin” diye slogan atmıştı. Irak Kralı 2. Faysal'ın Türk nişanlısı Prenses Fazile’ye “Kutsal Irak topraklarında kraliyet ve ilahi yönetimimizin köklerini sağlamlaştırmak için çalışacak bir oğlumuz olacak” dediği söylenir. Ancak Kral 2. Faysal, bu sözlerin üzerinden çok geçmeden General Abdulkerim Kasım'ın askerleri tarafından Bağdat sokaklarında tankların namlularıyla karşılaştı. İbrahim Reisi öldü ve umutları da onunla birlikte gömüldü... Peki Mücteba'nın umutları nerede son bulacak?



Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü hakkında “vatana ihanet” suçlaması

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü Yuliya Mendel (Ukrayna Devlet Başkanlığı internet sitesi)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü Yuliya Mendel (Ukrayna Devlet Başkanlığı internet sitesi)
TT

Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü hakkında “vatana ihanet” suçlaması

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü Yuliya Mendel (Ukrayna Devlet Başkanlığı internet sitesi)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eski basın sözcüsü Yuliya Mendel (Ukrayna Devlet Başkanlığı internet sitesi)

Ukrayna Başsavcılığı dün yaptığı açıklamada, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin eski basın sözcüsü Yuliya Mendel hakkında “vatana ihanet” suçlaması yöneltildiğini duyurdu. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Mendel, son yıllarda Zelenskiy'ye yönelik eleştirileriyle öne çıkan isimlerden biri haline gelmişti.

 Zelenskiy'nin görevdeki ilk yılları 2019-2021 yılları arasında basın sözcülüğü görevini yürüten 40 yaşındaki Mendel, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana Ukrayna liderine yönelik kamuoyu önündeki eleştirilerini artırdı. Mendel, Zelenskiy'yi yolsuzlukla ve giderek otoriterleşmekle suçladı.

Başsavcılık, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Savcılar, Ukrayna Devlet Başkanı'nın eski basın sözcüsüne vatana ihanet ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik silahlı saldırısını meşrulaştırma suçlarından şüpheli olduğunu bildirmek için yeterli delil topladı” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, “Mendel, sahip olduğu tanınırlığı ve mesleki deneyimini, saldırgan devleti destekleyen açıklamaları yaymak ve Ukrayna'nın imajını zedelemek amacıyla kullanmakla suçlanıyor” denildi.

Soruşturmacılar, özellikle Mendel'in Ukrayna'da “ifade özgürlüğünün bulunmadığı” ve ülkenin “yok oluşa doğru ilerlediği” yönündeki açıklamalarını suçlamalara dayanak olarak gösteriyor.

Mendel ayrıca, savaşın devam etmesinden kazanç sağlayan kişiler bulunduğunu öne sürmek, ülkede “siyasi kayırmacılık” ve “muhaliflerin baskı altına alınması” hakkında açıklamalarda bulunmakla da suçlanıyor.

Başsavcılığa göre bu açıklamalar, “Rusya'nın çıkarlarına hizmet eden söylemler” kapsamında değerlendiriliyor ve Ukrayna toplumunda hayal kırıklığını ve umutsuzluğu artırma potansiyeli taşıyor.

Mendel ise Telegram üzerinden yayımladığı mesajla suçlamaları reddetti. Suçlama metninin kendisinin haklı olduğunu kanıtladığını savunan Mendel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu, ifade özgürlüğünün ve Zelenskiy yönetimi altındaki Ukrayna'yı kurtarma girişiminin bedelidir.”

Zelenskiy, geçen eylül ayında hâlihazırda ülke dışında yaşayan Mendel'e yaptırım uygulamıştı.

Geçmişte Zelenskiy'ye yönelik övgü dolu açıklamalarıyla bilinen Mendel, son yıllarda tutumunu değiştirerek Ukrayna liderini “savaştan en fazla çıkar sağlayan kişi” ve “barışın önündeki en büyük engellerden biri” olmakla suçladı.


Karadeniz'de saldırılar tırmandı: NATO'nun doğu kanadı tehlikede

Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
TT

Karadeniz'de saldırılar tırmandı: NATO'nun doğu kanadı tehlikede

Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)
Ukrayna'dan İtalya'ya tahıl götüren, Vesseltracker'daki verilere göre Türk firmasına ait Royad Mammadov adlı gemi Karadeniz'de drone saldırısı sonucu batmıştı (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşında Karadeniz'deki saldırılar artarken, çatışmalar NATO'nun doğu kanadındaki ülkeler için de güvenlik tehdidine dönüşüyor.

CNN'in analizine göre Rusya'nın son dönemde Karadeniz'de en az 12 ticari gemiye düzenlediği drone saldırılarında 30'dan fazla denizci öldü veya kayboldu. Saldırılar, Ukrayna'nın bölgedeki tahıl ihracatını engellemeyi hedeflerken Romanya ve Bulgaristan'ın karasularına kadar uzanarak NATO ülkelerini de tehdit ediyor.

Ekim başında Mısır'dan Romanya'nın Sulina limanına giden Alfa Watan gemisinin drone'larla vurulması sonucu 9 Suriyeli ve bir Mısırlı mürettebat hayatını kaybetti. Denizcilik analiz firması Equasis'in verilerine göre Togo bayraklı gemi, merkezi Mersin'de yer alan Baraka Shipping'e aitti.

Bundan yaklaşık bir hafta sonra da Gine Bissau bayraklı HS Dignity benzer bir saldırıya uğradı. Bulgaristan açıklarındaki saldırıda çoğu Suriyeli 11 denizci öldü.

15 Ekim'de de Romanya karasuları ve münhasır ekonomik bölgesindeki 4 ticari gemi hedef alındı ve 8 kişi hayatını kaybetti. Bunlar arasında Sulina Kanalı yakınlarında kimyasal madde taşıyan Wine Trader ve Yara J adlı iki tanker de bulunuyordu.

Birleşik Krallık (BK) merkezli denizcilik güvenlik şirketi Ambrey Analytics'in açıklamasında, "Rus kuvvetlerinin, NATO'ya üye iki devletin münhasır ekonomik bölgeleri içinde kalan ve Ukrayna'nın ticari faaliyetleriyle bağlantılı gemileri vurduğu" belirtiliyor. Şirket, Romanya ve Bulgaristan yakınlarındaki suların artık güvenli olduğunun varsayılamayacağı uyarısında bulunuyor.

Ambrey Analytics'in verilerine göre Rusya ve Ukrayna, mayıs-ekim döneminde Karadeniz ve Azak Denizi'nde toplam 317 ticari ve diğer gemiye saldırdı. Bu sayı önceki 6 aylık döneme kıyasla 4 kattan fazla artışa denk geliyor. Yılın üçüncü çeyreğinde Ukrayna gemilere 137, Rusya ise 92 saldırı düzenledi. Ekimde ise tablo tersine döndü. Verilere göre Rusya 38, Ukrayna 5 saldırı gerçekleştirdi.

Rusya'nın saldırıları Ukrayna'nın tahıl ihracatını da düşürdü. Ukrayna eylülde 1,09 milyon ton buğday ihraç etti. Bu miktar geçen yılın aynı ayında 2,05 milyon tondu. Ukrayna'nın ihracatını Tuna Nehri üzerindeki daha küçük limanlara kaydırma girişimleri de Rus saldırılarından olumsuz etkilendi.

Askeri analistler son saldırılardan Rusya'yı sorumlu tutuyor. Moskova ise Rusya'nın, Ukrayna'ya komşu ülkeleri insansız hava araçlarıyla hedef aldığı iddialarını reddediyor. Ayrıca Avrupa hükümetlerinin Ukrayna'ya askeri yardım sağlayarak savaşı tırmandırdığını savunuyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, bazı saldırılarda hedef alınan gemilerin Ukrayna ordusu için "askeri ve çift kullanımlı yük" taşıdığını ileri sürmüştü.  

Avrypa Birliği, Karadeniz'deki ticari gemileri korumak amacıyla bölgeye bir askeri misyon göndermeyi de planlıyor ancak Brüksel'de konuyla ilgili herhangi bir görüş birliği yok. Rus haber ajansı TASS, bunun "Rusya'yla doğrudan çatışma tehlikesini beraberinde getireceğini" yazarken, Türkiye'nin böyle bir hamleye izin vermeye yanaşmayabileceği yorumu paylaşılıyor. 

Ukrayna'ya konuşlandırılması planlanan barış gücü tatbikata hazırlanıyor

Diğer yandan BK ve Fransa liderliğinde, Ukrayna'da çatışmaların sona ermesinin ardından ülkenin güvenliğini desteklemek üzere oluşturulan Çok Uluslu Güç-Ukrayna'nın (MNF-U) ilk büyük tatbikatı 9-22 Kasım'da düzenlenecek. Polonya'da yapılacak Koalicja Tatbikatı'na Türkiye, BK ve Fransa'nın yanı sıra Polonya, Almanya, Belçika, Estonya, Litvanya, Hollanda, İspanya ve İsveç katılacak.

Guardian'ın aktardığına göre, ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna'ya konuşlandırılması planlanan MNF-U askerlerinin, Rus saldırılarına misilleme yapmasına izin verilecek.

Donald Trump ise Amerikan askerlerinin MNF-U bünyesinde Ukrayna'ya konuşlandırılmayacağını söylemişti. Adının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan bir yetkili, MNF-U'nun Elon Musk'ın Starlink'i gibi ABD menşeli sistemleri kullanmayacağını ve "neredeyse tamamen Avrupalı unsurlar" içereceğini söylüyor.

Independent Türkçe, CNN, Reuters, Guardian, TASS


Trump döneminde ABD istihbaratında koordinasyon krizi

Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
TT

Trump döneminde ABD istihbaratında koordinasyon krizi

Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)
Amerikan basınındaki analizlerde Donald Trump yönetiminin, eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ı Venezuela'ya ilişkin operasyonel görüşmelerin dışında bıraktığı öne sürülmüştü (Reuters)

Donald Trump'ın ikinci döneminde Amerikan istihbaratının işleyişinde birçok aksaklık yaşanıyor.

Reuters'ın özel haberine göre ABD'de, İran savaşı başta olmak üzere birçok kritik konuyla ilgili istihbaratın Kongre ve federal kurumlarla paylaşımı yavaşladı, bazı durumlarda geçici olarak durdu.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan yetkililer, sorunların Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın görev yaptığı dönemde başladığını söylüyor. Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) ve CIA arasında yaşanan gerilimler, Gabbard'ın haziranda görevinden ayrılmasının ardından azalsa da kurumlar arasındaki anlaşmazlıkların sonuçları devam ediyor.

Habere göre CIA, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) bünyesindeki Ulusal İstihbarat Konseyi'yle (NIC) ortak değerlendirme raporları hazırlamayı bıraktı. CIA, konseyle istihbarat paylaşımını sürdürse de 18 istihbarat kurumunun görüşlerini bir araya getiren NIC raporlarının hazırlanmasında aksamalar yaşanıyor.

Kaynaklara göre Ulusal İstihbarat Konseyi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşına ilişkin herhangi bir değerlendirme raporu hazırlamadı.

Ayrıca Kongre üyeleri ve çalışanları, Haziran 2025'te İran'a düzenlenen askeri müdahalenin ve Ocak 2026'da Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından, Gabbard'ın ofisinden bir süre istihbarat raporu alamamış.

İstihbarat paylaşımındaki sorunların, Trump yönetiminin ulusal güvenlik kurumlarında yaptığı kesintilerle derinleştiği belirtiliyor.

Kaynaklar ayrıca istihbarat kurumlarında çalışan bazı analistlerin siyasi misilleme korkusuyla Beyaz Saray'ın görüşleriyle çelişen değerlendirmeler hazırlamaktan kaçındığını söylüyor.

Bu aksaklıkların, Trump yönetiminin İran'a yönelik yeni saldırıları değerlendirdiği bir dönemde yaşanması da dikkat çekiyor.

Trump, 3 Kasım'daki ara seçimlerden önce İran'a saldırmayacağını söylemişti ancak ABD ordusunun, İran'ın Keşm Adası'na dün "savunma amaçlı sınırlı ölçekte bir saldırı" düzenlediği bugün basına yansıdı.

Independent Türkçe, Reuters, CNN