Mücteba Hamaney, İran’ın Dini Lideri’nin yakınındaki gizemli adam

Mücteba Hamaney’in üstlendiği roller son yıllarda daha da büyüdü

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
TT

Mücteba Hamaney, İran’ın Dini Lideri’nin yakınındaki gizemli adam

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu (Getty)

Ali Rıza Nurizade

İran rejiminin kendisini ‘Mehdi’nin vekili’ olarak tanımlayan Dini Lideri Ali Hamaney’in en büyük oğlu olan Mustafa, daha sakalı ve bıyığı terlemeden henüz 12 yaşından itibaren molla (din adamı) kıyafetleri giymeye başlamıştı. Ceharmerdan bölgesinde münzevi bir hayat süren Mustafa, Hakkani ve Kalpaykani medreselerinde dini eğitim aldı. Mustafa, Tahran'da ailesinin yanında olduğu sürede Razi Şirazi'den ders aldı.

Evlendikten sonra Kum'a taşınan Mustafa, babası ‘Veliyyül Fakih'in talimatı ve rejimin muhaliflerinin mallarına el koymaktan sorumlu Emru’l-İmam Komitesi aracılığıyla orada bir ev satın aldı.

Hamaney’in oğullarından Mustafa, adı gizli siyasi suikastlar kampanyası sırasında siyasi aktivistler Dariush ve Parvaneh Forouhar'ın öldürülmesine adı karışan Ayetullah Huşugat'ın kızıyla evlendi. Mücteba Hamaney, İran Şura Meclisi eski başkanı Gulamali Haddad Adil'in kızıyla evlendi. Mesud Hamaney ise Sadık Harrazi'nin (İran'ın eski Paris Büyükelçisi) kız kardeşi Ayetullah Harrazi'nin kızıyla evlendi. İran’ın Dini Lideri Hamaney’in en küçük oğlu Meysem de Tahran'ın önde gelen mafyalarından biri olan Lolatşiyan ailesinden bir hanımla evlendi.

scdvfrtb
Nurali Şuşteri gibi bazı savaş komutanları Mücteba Hamaney’i savaş sırasında cesur bir asker olarak göstermeye çalıştılar (Reuters)

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Mücteba Hamaney, 7 Eylül 1969 tarihinde Meşhed'de doğdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve güvenlik servisleri çevresindeki en gizemli adam olarak bilinen Mücteba Hamaney, diplomasını aldıktan sonra Muhammed Taki Misbah Yezdi, Ahenkar Hürremabadi, Ayetullah Safi ve İran'ın şeker ticaretini tekeline almasıyla bilinen Makarim Şirazi gibi misyoner mollalara yakın olmak için Kum'a taşındı.

Mücteba Hamaney’in 1980'li yıllarda İran-Irak cephesindeyken eski İran Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani'nin en büyük oğlu Muhsin Haşimi ile birlikte savaştığı biliniyor. Aktarılan bilgilere göre Mücteba, Muhammed Resulullah Ordusu'nun Habib ibn Mazhar Taburu'na katılmak üzere savaşa gittiğinde henüz 17 yaşındaydı.

İranlı yetkililerin oğulları bu tabura katılmak istiyorlardı. Esasen Habib ibn Mazhar Taburu'na katılmaları, savaştan sağ çıkmaları halinde geleceklerinin garanti altına alınması demekti.

Bu taburun bazı üyeleri daha sonra İran rejiminin güvenlik alanındaki önemli isimleri haline geldiler. Şimdi de Mücteba Hamaney için çalışıyor ve rejimde üst düzey askeri ve siyasi mevkilere sahipler.

Bunlar arasında Dini Lider’in evine yakın bir molla olan Alirıza Penahiyan, eski DMO İstihbarat Teşkilatı Başkanı Mehdi Taib, DMO komutanlarından Ali Fazli ve Hasan Muhakik ve Dini Lider Ali Hamaney'in sekreteri Vahid Hakkaniyan da bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın rejime yakın haber ajanslarından aktardığı değerlendirmelere göre Mücteba Hamaney’in ‘Beytü’l-Makdis 2, 3 ve 4’ ve ‘El-Fecr’ gibi askeri operasyonlara katıldığını ve o dönemde herkesin kendisine ‘el-Hüseyni’ demesini istediğini öne sürdü.

Nurali Şuşteri gibi bazı savaş komutanları Mücteba Hamaney’i savaş sırasında cesur bir asker olarak göstermeye çalıştılar.

Şuşteri, Mücteba Hamaney ile bir anısını şöyle anlatmıştı:

Kudüs 3 Operasyonu'nda savaşıyorduk. Ben diğerleriyle konuşmakla meşgulken, Mücteba çarpışmak üzere cepheye gitti. Onları durduramadım, o da diğer savaşçılarla birlikte gitti. Tabur komutanlarını aradım ve onlardan Mücteba ve beraberindekilerin cepheye götürülmemelerini istedim.

vfrbgtnyhum
İbrahim Reisi öldü, umutları da onunla birlikte gömüldü. Peki Mücteba’nın umutları nerede son bulacak? (AFP)

O dönemde Ali Hamaney rejimin Dini Lideri değildi ve hiç kimse Mücteba Hamaney'in ‘Veliyyu’l-Fakih’ makamına getirilmesi muhtemel isimlerden biri olacağını düşünmüyordu. Aralarında Ali Fazli'nin de bulunduğu DMO komutanları savaşta Mücteba Hamaney'in ya da Muhsin Haşimi'nin öldürülebileceğinden endişe ediyorlardı. Bu yüzden baba Hamaney Mücteba'dan Tahran'a dönmesini istedi.

Dini Lider, Mehdi Kerrubi'nin Mücteba Hamaney'in seçimlere müdahalesini eleştirmesine, Kerrubi'yi ‘20 yaşından beri bağımsız bir adam’ olarak tanımlayarak yanıt vermişti.

Mücteba Hamaney, mollaların oğullarının kibirli davranışlarda bulunmak ve yolsuzluk yapmak gibi alışkanlıklara sahip olduğu bir dönemde 30’lu yaşlarında babasına danışmanlık yapmak üzere babasının ofisinde önemli görevler üstlendi. Ali Hamaney’in eşi Hüceste Bakırzade oğluna evlenmesi için Zehra Haddad’ı önerdiğinde Haddad lise dördüncü sınıftaydı. Haddad Adil, Hamaney ailesinin kızlarına görücü olmasını şöyle anlatmıştı:

Bir gün bizi aradı, eşim kim olduğunu sorduğunda, ‘Ben Lider'in eşiyim’ dedi.

Evlilik tarihinin Zehra'nın eğitimini tamamlamasına kadar ertelendiğini belirten Adil, “Kızımız diplomasını aldıktan sonra ön hazırlıklar yapıldı. Oğlu ve annesi evimize geldi ve geline hediye olarak bir parça kumaş getirmişlerdi. Sonra Mücteba Bey hakkında konuştuk. Görüşmeden sonra Zehra'ya ne düşündüğünü sorduk. O da bize evlenmeye hazır olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Haddad Adil ve Mücteba Hamaney, daha sonra düğün hediyeleri almak için Tahran'ın Kerim Han bölgesine gittiler. Adil, Mücteba'nın dükkandaki en ucuz saati seçtiğini ve alyansın da sadece 600 bin tümen (14 dolar) olduğunu söyledi.

Mücteba ve Zehra'nın düğün töreni gelinin babasının evinde yapıldı. Tören yapıldığında cumhurbaşkanlığı görevinde Muhammed Hatemi vardı. Davetlilerin çoğu gelinin ailesiydi çünkü damadın Tahran'da üç amcası ve onların aileleri dışında pek akrabası yoktu. Çiftin ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuğu oldu. En büyük oğullarının şu an nerede ve nasıl doğduğuna dair birçok söylenti dolaşıyor.

DMO komutanlarının kaleme aldıkları hatıralarından edinilen bilgiler, Mücteba Hamaney 1998-1999 yılları arasında babasının ofisinde görev aldı. Üstlendiği görevi de babasının ofisinin gayri resmi bir üyesi olarak halen sürdürüyor. 

 Mücteba Hamaney, rejimin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin hayatı boyunca benzer roller oynayan Ahmed Humeyni'nin kaderini paylaşsa da üstlendiği roller, Humeyni'nin oğlunun üstlendiklerinden daha büyüktü.

1990'lı yıllardan bu yana Dini Lider'in ofisinde çalışanlar ve rejimin birçok yetkilisi Mücteba'nın rejimin siyasi ve güvenlik işlerinde artan etkisinin boyutunu biliyorlar. İran-Irak savaşından dönen komutanların çoğu onun etrafında toplanmış durumda. Savaştan dönen bu komutanların çoğu Habib ibn Mazhar Tugay’ı üyesiydi. Şimdiyse güvenlik teşkilatlarındaki önemli mevkilerde bulunuyorlar. Ayrıca ülkede gerçekleşen seçimlerin gidişatına müdahale ediyorlar. Söz konusu kişiler, 2005 yılındaki seçimlere müdahale etmiş ve Mücteba'nın gözetiminde çalışarak o zamanlar pek bilinmeyen bir isim olan Mahmud Ahmedinejad'ı sandıktan çıkarmak için seçim mühendisliği yapmışlardı.

Eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani, bu seçimin kurbanlarından biriydi, ama sessiz kaldı. Mehdi Kerrubi ise dayanamadı ve oyların sayıldığı gece bir an için uyuyakaldığında büyük ölçüde değişmiş bir seçim sonucuyla karşılaştığını söyledi.

Mücteba'nın Mahmud Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığına yükselmesinin önünü açmak için seçimlere müdahale ettiğini ilk kez söyleyen kişi de Kerrubi oldu. Ali Hamaney'in ise Kerrubi’ye yanıtı netti: “Mücteba adamdır.” Bu yanıtın günümüzde başka anlamları olsa da Hamaney'in oğlu için başka anlamları ve hesapları da barındırıyor. Bunlardan biri de Dini Lider’in halefi olmak olabilir.

Seçimleri protesto eden göstericiler, Mücteba Hamaney aleyhinde sloganlar attılar. Ardından Mücteba'nın Yeşil İsyan'ın bastırılmasında rol oynadığına ve ‘Yeşil Hareket’ liderleriyle görüştüğüne dair birçok haber basında yer aldı.

İran rejimindeki yetkililere göre uzun yıllardır siyasi ve güvenlik arenasında aktif olan Mücteba, sürekli olarak kurumlardan ve karar merkezlerinden raporlar talep ediyor. Buna bir örnek olarak Risalet gazetesi yönetim kurulu üyesi Ekber Nebevi’nin, eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani ile yaptığı özel bir görüşmede, "Mücteba Bey bizden ülkedeki üniversitelerin durumunu analiz etmemizi istedi” dediği biliniyor.

Mücteba Hamaney’in İran Radyo Televizyon Kurumu (İRİB) üzerinde geniş bir nüfuzu var. Dini Lider tarafından atanan İRİB yöneticileri, işlerin Dini Liderin kendisi tarafından değil, oğlu tarafından yürütüldüğünü biliyor. Örneğin eski İRİB Başkanı Muhammed Sarafraz, kaleme aldığı kitapta Mücteba’nın 2009 yılından beri birçok güvenlik teşkilatının müdürünü Dini Lider'in evinde topladığını ve bu kişilerin resmi devlet yapısı içinde paralel bir devlet gibi çalıştığını yazdı. Sarafraz’ın aktardığına göre bu kişilerin verdikleri ilk sınav, Dini Lider’in evi ile Muhammed Hatemi'nin ofisi arasında dokuz gün süren bir krizin ele alınmasıydı.

İRİB’in mevcut Başkanı Abdul Ali Askeri, Mücteba Hamaney’in kendisini doğrudan ve acil bir durum için aradığından bahsetmişti. Askeri, Mücteba'nın kendisini sabaha karşı aradığını, telefonu açtığında sakin bir ses tonuyla ‘Hacı Kasım Süleymani Bağdat havaalanında şehit edildi’ bilgisini verdiğini söyledi.

DMO’nun üst düzey komutanları da askeri ve güvenlik konularında Mücteba'nın doğrudan ve özel desteğinden söz etmişlerdi. Örneğin DMO'nun Füze Sanayi Teşkilatı'nın komutanı sızdırılan bir belgede bazı DMO komutanlarının Ali Hamaney ile DMO'nun füze ve insansız hava aracı (İHA) endüstrilerine mali kaynak sağlamak için Mücteba’yla özel yardım konusunda görüştüklerinden bahsetti.

Mücteba Hamaney'in iktidara yükselişi sadece güvenlik aygıtındaki nüfuzuna dayanmıyor, aynı zamanda 2008 yılından bu yana mollalar ve rejime başlı haber ajanları arasında popülerlik kazanmak için Kum’daki dini medreselerde hatırı sayılır bir zaman da geçirdi. Söz konusu haber ajansları Mücteba’ya ‘Ayetullah’ unvanını vermiş ve ileri fıkıh dersleri verdiğine dair haberler yapmıştır. Ancak ileri fıkıh derslerindeki öğrencilerinin sayısı hakkında herhangi bir haber bulunmuyor.

Ali Hamaney'in oğlunu Kum'daki mollalara tanıtmak için girişimlerde bulunduğu ve Mücteba'nın potansiyelini ve gücünü vurguladığı yönünde haberler zaman zaman basında yer alıyor. Kum'daki dini medreselerin bazı öğretmen ve öğrencileri tarafından 2009 yılında yayınlanan bir bildiride, Hamaney'in Kum'a seyahatinin amaçlarından birinin oğlu Mücteba'ya şehrin önde gelen mollaları tarafından ‘içtihat’ derecesi verilmesini talep etmek olduğu iddia edildi.

İran rejiminin mollaları ve güvenlik kurumlarının liderlerinin büyük bir kısmı rejimin mevcut haliyle korunması ve herhangi bir değişiklikten kaçınılması gerektiğine inanıyor ve bu yüzden Mücteba ile babası arasındaki benzerlikleri vurguluyorlar. Geçtiğimiz yıllarda rejim yetkililerinin ‘Mücteba'nın babasına benzediği’ gerçeği etrafında dönen pek çok anısı ve anlatısı yayınlandı.

Mücteba'nın kayınbiraderi Feriduddin Haddad Adil, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada, “Onun (Mücteba'nın) bakış açısı ve uyanıklığı tam da bir liderin sahip olması gereken nitelikler. Bu yüzden kendimizi rahat ve güvende hissediyoruz” dedi.

Mücteba, tüm bunların yanında Dini Lider'in mali imparatorluğunu da yönetiyor. Rejimin destekçileri, İran ekonomisinin yüzde 60'ının aralarında Bonyad-e Mostazafin (Mazlumlar Vakfı), Yardım Komitesi ve DMO’nun ekonomi kanadı olan Hatemü'l Enbiya Karargâhı'nın da bulunduğu doğrudan Ali Hamaney’e bağlı olan kurumların kontrolünde olduğunu söylüyorlar.

Mücteba’nın siyasi geleceğine ilişkin tüm olasılıklar İran rejiminin ayakta kalmasına bağlı. Rejiminse kendi halkının kanını döktüğü, ülkeyi düşük bir meşruiyetle yönettiği, halkın uluslararası yaptırımlardan ve ekonomik krizlerden şikayet ettiği bir dönemde baskı ve tutuklamalarla bastırmaya çalıştığı halk protestolarının seline kapılıp kapılmayacağı belli değil.

Mücteba Hamaney, kârlı çıkması babasının ve rejiminin hayatta kalmasına bağlı olan büyük bir kumar oynuyor. Halk bir zamanlar “Öleceksin Mücteba ve Dini Liderlik makamını göremeyeceksin” diye slogan atmıştı. Irak Kralı 2. Faysal'ın Türk nişanlısı Prenses Fazile’ye “Kutsal Irak topraklarında kraliyet ve ilahi yönetimimizin köklerini sağlamlaştırmak için çalışacak bir oğlumuz olacak” dediği söylenir. Ancak Kral 2. Faysal, bu sözlerin üzerinden çok geçmeden General Abdulkerim Kasım'ın askerleri tarafından Bağdat sokaklarında tankların namlularıyla karşılaştı. İbrahim Reisi öldü ve umutları da onunla birlikte gömüldü... Peki Mücteba'nın umutları nerede son bulacak?



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.