Putin General Dyumin'i halefi olmaya mı hazırlıyor?

Rusya Devlet Başkanı, korumasının 2030'daki başkanlık sonrası dönemde kendisi için ideal bir kalkan olarak hizmet etmesini planlıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
TT

Putin General Dyumin'i halefi olmaya mı hazırlıyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)

Said Tanyos

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 29 Mayıs'ta halihazırda yardımcısı ve Tula bölgesinin eski valisi Aleksey Dyumin'i Rusya Federasyonu Devlet Konseyi Sekreteri olarak atadığında, basında Kremlin’in efendisine sadık olan bu generalin Rusya'nın gelecekteki başkanı olacağı yönünde haberler yer aldı. Putin’in bilhassa Dyumin’i üst düzey sivil ve askeri pozisyonlara atamasından sonra, kendisi Kremlin tahtına çıkma ihtimali en yüksek halef haline geldi.

Putin'in koruması Aleksey Dyumin’in, Rusya'nın gelecekteki başkanı olacağı haberi 7 yıldır zaman zaman basında yer alıyor. Hatta Putin'in 2016 yılında Dyumin'i Rusya'nın “silah sanayisi” bölgesinin valiliğine atamasından kısa bir süre sonra bu konuda ilk tahminde bulunan ünlü gazeteci Sergey Dorenko oldu.

Dorenko, "Putin'in halefi Aleksey Dyumin" başlıklı sunumunda, daha önce bilinen ve tanınan bir figür olmayan birinin hızlı mesleki yükselişini bu tahminine delil olarak gösterdi. Dorenko bunu, 2017 ve 2018 yıllarında dile getirmişti ve 2021'de Dyumin, yeni bir dönem için tekrarTula bölgesinin valisi olarak seçildi. Böylece gözlemciler o dönemde 2024 başkanlık seçimlerinin ana adayının potansiyel halef değil de Putin olacağından emin oldular. Dyumin'in Kremlin'in başkanı olarak göreve başlamasının zamanı henüz gelmemişti ve gözlemcilere göre en makul ve olası tarih 2030’du.

Başkanlık dağının eteklerine geçiş

14 Mayıs'ta Devlet Başkanı Putin, kabinedeki yeni atamalar ile ilgili bir kararname imzaladı ve bu kararnamede dikkat çeken husus, Putin'in Dyumin'i Tula bölgesi valiliğinden azlederek kendisine yardımcı olarak ataması oldu. Dyumin'in askeri-sanayi kompleksi ve Dışişleri Konseyi’nden sorumlu devlet başkanı yardımcısı görevini üstleneceği bildirildi. Buna ek olarak, kendi ülkelerinin bayrağı altında Olimpiyat Oyunlarına ve uluslararası müsabakalara katılmaları yasaklanan Rus sporculara uygulanan yaptırımlar ortasında spor endüstrisindeki ilerlemeden de sorumlu oldu.

Ancak 29 Mayıs'ta Çar, yardımcısı Aleksey Dyumin'i Devlet Konseyi Sekreteri olarak atayarak yeni bir sürpriz yaptı. İmzaladığı bir başkanlık kararnamesi ile Igor Levitin'i Devlet Konseyi Sekreteri görevinden alarak yerine Dyumin'i atadı.

Aleksey Dyumin kimdir?

Aleksey Gennadyevich Dyumin 28 Ağustos 1972'de doğdu. İstihbarat ve devlet başkanlığı güvenlik servisinde çalışan eski bir subaydır. Acil Durumlar Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve 2016 yılından bu yana da Moskova'nın 200 kilometre güneydoğusunda bulunan Tula bölgesinin valisi olarak görev yaptı. Putin geçen Mart ayında beşinci dönem başkanlık için seçildikten sonra başkanlık yönetiminde çalışmaya başladı.

xcsdvfg
Aleksey Gennadyevich Dyumin eski bir subay ve Putin'in yardımcısıdır (Wikipedia)

Dyumin, Putin Kremlin tahtına çıkmadan önce 1990'ların sonlarında istihbarat alanında onun emrinde çalıştığı için Putin'e yakındı ve hâlâ da öyle. Basın onu sık sık "Putin'in halefi" olarak tanımladı. Özel askeri şirket Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin'in 23 ve 24 Haziran 2023'te gerçekleştirdiği silahlı isyanın ardından bu konu yeniden gündeme geldi.

Dyumin’in kariyeri

Aleksey Dyumin,1994 yılında Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra Hava Kuvvetleri'nde görev aldı ve ardından istihbarat servisine geçiş yaptı. Üst düzey devlet yetkililerinin Rusya içindeki ve dışındaki gezileri sırasında iletişimlerinin güvenliğini sağlamakla görevlendirildi. Başbakan Viktor Çernomırdin ile çalıştı ve devlet başkan Boris Yeltsin'e iş gezilerinde birkaç kez eşlik etti, ardından Şahsi Güvenlik Departmanına katıldı.

10 Ağustos 1999'da Dyumin'in hayatı, dönemin yeni Başbakanı Vladimir Putin'in şahsi koruması görevine atanmasının ardından ciddi bir dönüm noktasına girdi. Bununla ilgili olarak Dyumin, ilk kez Putin'in koruması olarak atandığında departmanının üst düzey yetkililerinin Putin'in uzun süre hükümetin başında kalamayacağına inandıklarını söylemişti. Çünkü eski Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin gömlek değiştirir gibi kabineyi değiştiriyor, başkanlarını görevden alıyordu ama bu kez işler farklı ilerledi.

Dyumin, birinci (2000 - 2004) ve ikinci (2004 - 2008) devlet başkanlığı döneminde Putin'in şahsi koruması olarak görev yaptı. Aynı şekilde Vladimir Putin'in hükümete başkanlık ettiği yıllarda da (2008-2012) görevine devam etti. Yalnızca  2007 yılında Putin kendisini başbakan Viktor Zubkov'un güvenliğini üstlenmekle görevlendirdiğinde, başkanın şahsi koruması görevinden 9 aylığına uzak kaldı. Dyumin, çevresindeki insanlara nadiren güvenen Rusya Devlet Başkanı'nın şahsi yardımcısı pozisyonuna yükseldi.

Kommersant gazetesine göre Aleksey Dyumin, yıllarca Devlet Başkanlığı Güvenlik Servisi’nde çalıştı ve "zor görevlerde güvenilebilecek" bir kişi olduğunu kanıtladı. Dyumin, 2013 yılında Rusya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve Özel Harekat Kuvvetleri Komutanı oldu. 2014 yılında Ukrayna’da gerçekleşen darbenin ardından Kırım Yarımadası'nın ilhakı operasyonuna katıldı ve 2015 yılında Genelkurmay Başkanı (Rus Kara Kuvvetleri Birinci Komutanı Yardımcısı) görevini üstlendi. Birkaç ay sonra da Savunma Bakan Yardımcılığına atandı.

Tula bölgesi valiliği

Şubat 2016'da Rus silah sanayinin başkenti sayılan Tula bölgesinin valisi Vladimir Gruzdev istifa etti. Aynı yılın eylül ayında Dyumin, oyların yüzde 84'ünden fazlasını aldığı seçimleri kazanarak bölgenin valisi olarak atandı. 2021 yılında bölgenin ekonomisinde bir atılım ve tüm sektörlerde büyük ölçekli bir kalkınma gerçekleştirmeye çalışmasından sonra yeniden seçildi.

Aleksey Dyumin Tula bölgesi valiliği görevini üstlendiğinden beri basın pek çok görev üstleneceği yönünde söylentilerle peşini bırakmadı. 2020 yılının başında Dmitry Medvedev hükümeti istifa ettiğinde medyada, onun yeni hükümette görev almasının beklendiği haberleri yer aldı. 2021 yılı sonunda yeniden bölge valisi seçilmesinin ardından medyada Acil Durumlar Bakanlığı görevini devralmasının beklendiği yönünde haberler çıktı ancak kendisi bu iddiayı yalanladı, çünkü zaten kendisine bu görevi üstlenmesi için bir davette bulunulmamıştı. Ocak 2023'te Tula valisi görevine ek olarak Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak atanma olasılığı hakkında haberler yayıldı. Başbakan yardımcılığına aday gösterildiği de söylendi ama böyle bir şey de olmadı.

Geçen mayıs ayında Dyumin, Tula bölgesi valiliği görevinden istifa etti ve birkaç gün önce Savunma Bakanı birinci yardımcılığı pozisyonuna getirileceğine dair söylentiler yayılsa da aynı ayın 14'ünde başkanlık yönetiminde devlet başkanı yardımcısı olarak görev yapacağı öğrenildi.

Putin’in halefi

2017 yılında gözlemciler, o dönemde henüz 2018 seçimlerine aday olacağını açıklamamış olduğu için Putin'in olası halefleri listesi hazırlamışlardı. Aleksey Dyumin, dönemin başbakanı ve şu anki Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev ile Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin'in ardından üçüncü sırada yer alıyordu.

2020 yılında Liberal Demokrat Parti'nin ölmüş lideri Vladimir Jirinovski, Dyumin'in Rusya'nın mevcut başkanının yerini alacak politikacı olabileceğini öngörmüştü. Putin’in kendisi, halefinin, Dyumin'in de onur derecesiyle mezun olduğu ve “G8 Ülkeleri Arasındaki İşbirliği Çerçevesinde Küresel Organizasyonun Siyasi Yönleri” başlıklı teziyle siyaset bilimi alanında doktorasını yaptığı Rus Akademisi mezunlarından biri olmasını düşündüğünü defalarca ima etti.

Muhtemelen Putin, Dyumin döneminde Devlet Konseyi’nin rolünü ve etkisini güçlendirecek ve Dyumin, Putin'in himayesinde ve rehberliğinde Devlet Konseyi’ne yeni bir soluk getirecek. Böylece bu danışma organı, tüm Rus devlet dairelerinin çalışmaları için merkezi bir koordinatör organ haline gelebilir.

Bölge liderleri, valileri ve yöneticilerini birleştiren bir kurum olarak Devlet Konseyi güçlendiriliyor. Bundan sonraki yeni işlevini henüz bilmesek de Kremlin koridorlarında zaten olgunlaşmış kararları tartışmanın yanı sıra, içerik olarak olmasa da şekil olarak bazı bağımsız kararlar alabilecek hale gelebileceğini tahmin edebiliriz. Şu anda Devlet Konsey’i diğer hükümet organlarına karşı bir denge unsuru olarak görülebilir. Şarku'l Avsat'ın  Independent Arabia'dan  aktardığı analize göre Dyumin'in Devlet Konseyi Sekreteri olarak atanması ve Moskova'ya transfer edilmesi, başkanlık için eğitimine başlandığı anlamına gelip gelmediği konusundaki tartışmaya son noktayı koymalı.

Rus seçkinleri, Dyumin'in Devlet Konseyi Sekreteri olarak atanması nedeni ile coşkulu, zira bu atama onun Putin tarafından seçilen Rusya'nın gelecekteki başkanı olma ihtimalini artırıyor. Uzun süredir devam eden bu tür söylentiler şimdi gerçeğe daha yakın.

İstihbarat görevlisi ve şahsi koruma olarak Putin'in güvenliği için çalışan Dyumin, Tula bölgesinde iyi bir yönetici olduğunu gösterdi. Şimdi de Devlet Konseyi Sekreteri olarak Rusya'nın ana seçkinlerini federal düzeyde denetleyecek. Aleksey Dyumin'in atanmasını, iktidar devir teslimi ve devletin yönetilmesi için yeni bir yapının inşasını amaçlayan geçiş döneminin ana dönüştürücüsü rolüne benzetebiliriz. Bu geçiş döneminden sonra, Putin gelecekte Devlet Konseyi'nin başkanı olup, Rusya Federal Cumhuriyeti'nin siyasi danışmanı olarak görev yaparken, Aleksey Dyumin ise öyle ya da böyle Rusya'nın başkanı olacak.

xscdfvgr
Dyumin elbette Başkan’a çok yakın (Wikipedia)

Başkan Putin'in karşı karşıya olduğu ve yurt içinde ve dışında her geçen gün artan tehlikelerin ortasında Dyumin, 2030'da başkanlığı bırakmasından sonraki dönemde Putin'in etrafında bir güvenlik kalkanı oluşturmak konusunda ideal bir isim. Şüphesiz başkanlık ve yürütme rolünü üstlenecek. Ülke içinde tüm dikey kesimin “yeni Putin”e boyun eğmesini garanti altına alacak, diğer bir deyişle güçlü ve güçlendirilmiş bir Devlet Konseyi için yapısal çerçeveyi sağlayacak.

Yeni Rusya'nın ilk devlet başkanı Boris Yeltsin'in 1999 sonlarında Putin'in velinimeti olabildiğine ve kendisine destek oranı yüzde 6’yı geçmese bile Putin’in Kremlin kulelerine geçiş yapmasına izni verdiğine işaret ediliyor.

Dyumin’in pazarlanması

Dyumin elbette Devlet Başkanı’na çok yakın ve bu da Devlet Konseyi adı verilen koordinatör organının sadece bir danışma organı olmaktan çıkıp, valilerin, bölge yöneticilerinin ve ülkedeki fiili otoritenin kaderini etkileyebileceği anlamına geliyor.

Aslında Dyumin, kendisine Rusya'nın bir sonraki devlet başkanı olmaya hak kazandıran çok sayıda uzmanlığa ve deneyime sahip. Aralarında ikinci ve dördüncü dereceden "Anavatana Liyakat Nişanı", Cesaret Madalyası ve Rusya Kahramanı unvanı da bulunan düzinelerce üst düzey nişan aldı. Devlet Konseyi başkanlığını üstlenmesinin ardından Konsey, Rusya Federasyonu'nda Güvenlik Konseyi ile birlikte hükümet kararlarının gelişiminin tartışıldığı en önemli anayasal organ haline geldi.

Putin, kendisini Kremlin tahtına getiren Yeltsini'nin halef seçme senaryosunu takip etmeyip, kendi halef belirleme senaryosunu icat edecektir. 2030 yılında görev süresi dolmadan istifa etmeyecek, aksine yenilenen mevcut başkanlık döneminin son gününe kadar görevde kalacaktır. Bundan sonra artık yaşlandığını ve seksenli yaşların eşiğinde olduğunu açıklayacak ve bu nedenle 2030 yılında yapılması planlanan başkanlık seçimleri için Dyumin'i adayı olarak gösterdiğini söyleyecektir. Dyumin ve başkanlığını üstleneceği Devlet Konseyi’nin önemini pazarlamak ve propagandasını yapmak için önümüzdeki 6 yıl boyunca bolca vakti olacak.

Anayasal olarak Rusya'da yönetim miras bırakma sistemine dayanmıyor, ancak bu ülkedeki siyasi bilinç, bilinçaltında hâlâ geçmişte çarların yönetimi kendilerinden sonra çocuklarına ve torunlarına miras bırakmaları uygulamasının etkisi altında. Putin de, bir sonraki duyuruya kadar anayasal sıfatı resmi olarak kısaca Rusya Federasyonu Başkanı olsa da çarların sonuncusudur.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
TT

İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)

İngiltere, düşman devletler adına faaliyet gösteren unsurlarla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa hazırlamaya hazırlanıyor. Düzenleme kapsamında, İngiliz makamlarına bu kişileri yargılayabilmeleri için daha geniş yetkiler verilmesi planlanıyor. Adım, ülkedeki yabancı devlet bağlantılı faaliyetlerin artması ve antisemitik saldırıların yükselişe geçmesi sonrasında gündeme geldi.

Başbakan Keir Starmer, Britanya’daki Yahudi toplumunu hedef alan bir dizi saldırının ardından hükümetin “kötü niyetli devletlere bağlı aktörlerle” mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Hükümet programının ana hatlarını açıkladığı konuşmada Kral Charles da, İngiltere’nin “yabancı devlet kuruluşları ve onların vekillerinden kaynaklanan büyüyen tehditle mücadele etmek için” yeni bir yasa çıkaracağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre antisemitizmle mücadele amacıyla da acil önlemler alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları için olası yasak

İngiliz milletvekillerinden bazıları, İran’daki Şii dini yönetimini korumayı amaçlayan seçkin askeri güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yasaklanması çağrısında bulundu. Söz konusu yapı, İran ekonomisinin geniş bölümlerini de kontrol ediyor.

Starmer, yeni yasanın hedefleri arasında İran Devrim Muhafızları’nın adını açık şekilde zikretmedi. Ancak Kral’ın konuşmasını sunarken yaptığı açıklamada, İngiltere’nin “İran gibi Birleşik Krallık’a düşman yabancı güçler tarafından desteklenen aşırılık dâhil olmak üzere” radikalizmle mücadele edeceğini söyledi.

Bu adım, Londra’da Yahudilerle ve İranlı muhaliflerle bağlantılı noktalara yönelik kundaklama saldırılarının ardından geldi. Polis, saldırıların İran bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.

İngiliz güvenlik kurumları uzun yıllardır İran, Rusya ve Çin gibi “düşman” devletlerden kaynaklanan tehditler konusunda uyarılarda bulunuyor. Son yıllarda bu ülkeler adına casusluk yapmak veya başka suçlar işlemekle suçlanan kişilere yönelik çeşitli mahkûmiyet kararları da verildi.

Yeni suçlar ve daha sert önlemler

Yeni yasa kapsamında hükümet, casusluk, sabotaj, müdahale veya benzeri yollarla ulusal güvenliği tehdit eden yabancı hükümet destekli kuruluşları resmen tanımlayabilecek.

Geçen yıl yapılan bir inceleme, mevcut İngiliz hukuk sistemi çerçevesinde hükümet bağlantılı kuruluşların yasaklanmasının ciddi hukuki zorluklar içerdiğini ortaya koymuştu.

Yeni düzenlemeyle birlikte, bu tür örgütlere üye olmak veya onlara destek toplamak da yeni suç kapsamına alınacak. İngiliz hükümeti, söz konusu önlemlerin birlikte “yabancı istihbarat servisleri ve onların ajanları için çok daha sert bir faaliyet ortamı oluşturacağını” belirtti.

Kral Charles ayrıca konuşmasında, belirli bir ideolojiden açık biçimde etkilenmemiş olsa bile şiddeti benimseyen ve toplu saldırılar planlayan kişileri hedef alan yeni bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılacağını duyurdu.

Yeni yasa, internetteki en zararlı içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasını da suç kapsamına almayı hedefliyor. Hükümet, devletin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadeleyi terörle mücadele yaklaşımıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan tasarının, “devlet güvenliğini tehdit eden suçları işleyenlerle mücadelede mevcut araçlar arasına yalan makinesi testini de ekleyeceğini” açıkladı.


Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.


Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım
TT

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere Pekin’de. Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığını yineleyerek, ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “İran ya ABD ile iyi bir anlaşmaya varacak ya da yıkımla karşı karşıya kalacak” dedi.

Trump ayrıca, İran savaşını sona erdirmek ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için Pekin’in yardımına ihtiyaç duyacağını düşünmediğini söyledi.

Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreci, Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından açık bir çıkmaza girdi. Bu durum, kırılgan ateşkesin askeri dengelerin yeniden şekillendirildiği bir sürece dönüşebileceğine dair işaretleri artırdı.

Bu arada, ay başında hazırlanan ve New York Times tarafından yayımlanan gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın askeri ve füze kapasitesinin büyük bölümünü yeniden toparladığını ortaya koydu. Bu değerlendirmeler, Trump’ın İran ordusunun “tamamen ezildiği” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.