Putin General Dyumin'i halefi olmaya mı hazırlıyor?

Rusya Devlet Başkanı, korumasının 2030'daki başkanlık sonrası dönemde kendisi için ideal bir kalkan olarak hizmet etmesini planlıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
TT

Putin General Dyumin'i halefi olmaya mı hazırlıyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Devlet Konseyi Başkanı Aleksey Dyumin (AFP)

Said Tanyos

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 29 Mayıs'ta halihazırda yardımcısı ve Tula bölgesinin eski valisi Aleksey Dyumin'i Rusya Federasyonu Devlet Konseyi Sekreteri olarak atadığında, basında Kremlin’in efendisine sadık olan bu generalin Rusya'nın gelecekteki başkanı olacağı yönünde haberler yer aldı. Putin’in bilhassa Dyumin’i üst düzey sivil ve askeri pozisyonlara atamasından sonra, kendisi Kremlin tahtına çıkma ihtimali en yüksek halef haline geldi.

Putin'in koruması Aleksey Dyumin’in, Rusya'nın gelecekteki başkanı olacağı haberi 7 yıldır zaman zaman basında yer alıyor. Hatta Putin'in 2016 yılında Dyumin'i Rusya'nın “silah sanayisi” bölgesinin valiliğine atamasından kısa bir süre sonra bu konuda ilk tahminde bulunan ünlü gazeteci Sergey Dorenko oldu.

Dorenko, "Putin'in halefi Aleksey Dyumin" başlıklı sunumunda, daha önce bilinen ve tanınan bir figür olmayan birinin hızlı mesleki yükselişini bu tahminine delil olarak gösterdi. Dorenko bunu, 2017 ve 2018 yıllarında dile getirmişti ve 2021'de Dyumin, yeni bir dönem için tekrarTula bölgesinin valisi olarak seçildi. Böylece gözlemciler o dönemde 2024 başkanlık seçimlerinin ana adayının potansiyel halef değil de Putin olacağından emin oldular. Dyumin'in Kremlin'in başkanı olarak göreve başlamasının zamanı henüz gelmemişti ve gözlemcilere göre en makul ve olası tarih 2030’du.

Başkanlık dağının eteklerine geçiş

14 Mayıs'ta Devlet Başkanı Putin, kabinedeki yeni atamalar ile ilgili bir kararname imzaladı ve bu kararnamede dikkat çeken husus, Putin'in Dyumin'i Tula bölgesi valiliğinden azlederek kendisine yardımcı olarak ataması oldu. Dyumin'in askeri-sanayi kompleksi ve Dışişleri Konseyi’nden sorumlu devlet başkanı yardımcısı görevini üstleneceği bildirildi. Buna ek olarak, kendi ülkelerinin bayrağı altında Olimpiyat Oyunlarına ve uluslararası müsabakalara katılmaları yasaklanan Rus sporculara uygulanan yaptırımlar ortasında spor endüstrisindeki ilerlemeden de sorumlu oldu.

Ancak 29 Mayıs'ta Çar, yardımcısı Aleksey Dyumin'i Devlet Konseyi Sekreteri olarak atayarak yeni bir sürpriz yaptı. İmzaladığı bir başkanlık kararnamesi ile Igor Levitin'i Devlet Konseyi Sekreteri görevinden alarak yerine Dyumin'i atadı.

Aleksey Dyumin kimdir?

Aleksey Gennadyevich Dyumin 28 Ağustos 1972'de doğdu. İstihbarat ve devlet başkanlığı güvenlik servisinde çalışan eski bir subaydır. Acil Durumlar Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve 2016 yılından bu yana da Moskova'nın 200 kilometre güneydoğusunda bulunan Tula bölgesinin valisi olarak görev yaptı. Putin geçen Mart ayında beşinci dönem başkanlık için seçildikten sonra başkanlık yönetiminde çalışmaya başladı.

xcsdvfg
Aleksey Gennadyevich Dyumin eski bir subay ve Putin'in yardımcısıdır (Wikipedia)

Dyumin, Putin Kremlin tahtına çıkmadan önce 1990'ların sonlarında istihbarat alanında onun emrinde çalıştığı için Putin'e yakındı ve hâlâ da öyle. Basın onu sık sık "Putin'in halefi" olarak tanımladı. Özel askeri şirket Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin'in 23 ve 24 Haziran 2023'te gerçekleştirdiği silahlı isyanın ardından bu konu yeniden gündeme geldi.

Dyumin’in kariyeri

Aleksey Dyumin,1994 yılında Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra Hava Kuvvetleri'nde görev aldı ve ardından istihbarat servisine geçiş yaptı. Üst düzey devlet yetkililerinin Rusya içindeki ve dışındaki gezileri sırasında iletişimlerinin güvenliğini sağlamakla görevlendirildi. Başbakan Viktor Çernomırdin ile çalıştı ve devlet başkan Boris Yeltsin'e iş gezilerinde birkaç kez eşlik etti, ardından Şahsi Güvenlik Departmanına katıldı.

10 Ağustos 1999'da Dyumin'in hayatı, dönemin yeni Başbakanı Vladimir Putin'in şahsi koruması görevine atanmasının ardından ciddi bir dönüm noktasına girdi. Bununla ilgili olarak Dyumin, ilk kez Putin'in koruması olarak atandığında departmanının üst düzey yetkililerinin Putin'in uzun süre hükümetin başında kalamayacağına inandıklarını söylemişti. Çünkü eski Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin gömlek değiştirir gibi kabineyi değiştiriyor, başkanlarını görevden alıyordu ama bu kez işler farklı ilerledi.

Dyumin, birinci (2000 - 2004) ve ikinci (2004 - 2008) devlet başkanlığı döneminde Putin'in şahsi koruması olarak görev yaptı. Aynı şekilde Vladimir Putin'in hükümete başkanlık ettiği yıllarda da (2008-2012) görevine devam etti. Yalnızca  2007 yılında Putin kendisini başbakan Viktor Zubkov'un güvenliğini üstlenmekle görevlendirdiğinde, başkanın şahsi koruması görevinden 9 aylığına uzak kaldı. Dyumin, çevresindeki insanlara nadiren güvenen Rusya Devlet Başkanı'nın şahsi yardımcısı pozisyonuna yükseldi.

Kommersant gazetesine göre Aleksey Dyumin, yıllarca Devlet Başkanlığı Güvenlik Servisi’nde çalıştı ve "zor görevlerde güvenilebilecek" bir kişi olduğunu kanıtladı. Dyumin, 2013 yılında Rusya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve Özel Harekat Kuvvetleri Komutanı oldu. 2014 yılında Ukrayna’da gerçekleşen darbenin ardından Kırım Yarımadası'nın ilhakı operasyonuna katıldı ve 2015 yılında Genelkurmay Başkanı (Rus Kara Kuvvetleri Birinci Komutanı Yardımcısı) görevini üstlendi. Birkaç ay sonra da Savunma Bakan Yardımcılığına atandı.

Tula bölgesi valiliği

Şubat 2016'da Rus silah sanayinin başkenti sayılan Tula bölgesinin valisi Vladimir Gruzdev istifa etti. Aynı yılın eylül ayında Dyumin, oyların yüzde 84'ünden fazlasını aldığı seçimleri kazanarak bölgenin valisi olarak atandı. 2021 yılında bölgenin ekonomisinde bir atılım ve tüm sektörlerde büyük ölçekli bir kalkınma gerçekleştirmeye çalışmasından sonra yeniden seçildi.

Aleksey Dyumin Tula bölgesi valiliği görevini üstlendiğinden beri basın pek çok görev üstleneceği yönünde söylentilerle peşini bırakmadı. 2020 yılının başında Dmitry Medvedev hükümeti istifa ettiğinde medyada, onun yeni hükümette görev almasının beklendiği haberleri yer aldı. 2021 yılı sonunda yeniden bölge valisi seçilmesinin ardından medyada Acil Durumlar Bakanlığı görevini devralmasının beklendiği yönünde haberler çıktı ancak kendisi bu iddiayı yalanladı, çünkü zaten kendisine bu görevi üstlenmesi için bir davette bulunulmamıştı. Ocak 2023'te Tula valisi görevine ek olarak Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak atanma olasılığı hakkında haberler yayıldı. Başbakan yardımcılığına aday gösterildiği de söylendi ama böyle bir şey de olmadı.

Geçen mayıs ayında Dyumin, Tula bölgesi valiliği görevinden istifa etti ve birkaç gün önce Savunma Bakanı birinci yardımcılığı pozisyonuna getirileceğine dair söylentiler yayılsa da aynı ayın 14'ünde başkanlık yönetiminde devlet başkanı yardımcısı olarak görev yapacağı öğrenildi.

Putin’in halefi

2017 yılında gözlemciler, o dönemde henüz 2018 seçimlerine aday olacağını açıklamamış olduğu için Putin'in olası halefleri listesi hazırlamışlardı. Aleksey Dyumin, dönemin başbakanı ve şu anki Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev ile Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin'in ardından üçüncü sırada yer alıyordu.

2020 yılında Liberal Demokrat Parti'nin ölmüş lideri Vladimir Jirinovski, Dyumin'in Rusya'nın mevcut başkanının yerini alacak politikacı olabileceğini öngörmüştü. Putin’in kendisi, halefinin, Dyumin'in de onur derecesiyle mezun olduğu ve “G8 Ülkeleri Arasındaki İşbirliği Çerçevesinde Küresel Organizasyonun Siyasi Yönleri” başlıklı teziyle siyaset bilimi alanında doktorasını yaptığı Rus Akademisi mezunlarından biri olmasını düşündüğünü defalarca ima etti.

Muhtemelen Putin, Dyumin döneminde Devlet Konseyi’nin rolünü ve etkisini güçlendirecek ve Dyumin, Putin'in himayesinde ve rehberliğinde Devlet Konseyi’ne yeni bir soluk getirecek. Böylece bu danışma organı, tüm Rus devlet dairelerinin çalışmaları için merkezi bir koordinatör organ haline gelebilir.

Bölge liderleri, valileri ve yöneticilerini birleştiren bir kurum olarak Devlet Konseyi güçlendiriliyor. Bundan sonraki yeni işlevini henüz bilmesek de Kremlin koridorlarında zaten olgunlaşmış kararları tartışmanın yanı sıra, içerik olarak olmasa da şekil olarak bazı bağımsız kararlar alabilecek hale gelebileceğini tahmin edebiliriz. Şu anda Devlet Konsey’i diğer hükümet organlarına karşı bir denge unsuru olarak görülebilir. Şarku'l Avsat'ın  Independent Arabia'dan  aktardığı analize göre Dyumin'in Devlet Konseyi Sekreteri olarak atanması ve Moskova'ya transfer edilmesi, başkanlık için eğitimine başlandığı anlamına gelip gelmediği konusundaki tartışmaya son noktayı koymalı.

Rus seçkinleri, Dyumin'in Devlet Konseyi Sekreteri olarak atanması nedeni ile coşkulu, zira bu atama onun Putin tarafından seçilen Rusya'nın gelecekteki başkanı olma ihtimalini artırıyor. Uzun süredir devam eden bu tür söylentiler şimdi gerçeğe daha yakın.

İstihbarat görevlisi ve şahsi koruma olarak Putin'in güvenliği için çalışan Dyumin, Tula bölgesinde iyi bir yönetici olduğunu gösterdi. Şimdi de Devlet Konseyi Sekreteri olarak Rusya'nın ana seçkinlerini federal düzeyde denetleyecek. Aleksey Dyumin'in atanmasını, iktidar devir teslimi ve devletin yönetilmesi için yeni bir yapının inşasını amaçlayan geçiş döneminin ana dönüştürücüsü rolüne benzetebiliriz. Bu geçiş döneminden sonra, Putin gelecekte Devlet Konseyi'nin başkanı olup, Rusya Federal Cumhuriyeti'nin siyasi danışmanı olarak görev yaparken, Aleksey Dyumin ise öyle ya da böyle Rusya'nın başkanı olacak.

xscdfvgr
Dyumin elbette Başkan’a çok yakın (Wikipedia)

Başkan Putin'in karşı karşıya olduğu ve yurt içinde ve dışında her geçen gün artan tehlikelerin ortasında Dyumin, 2030'da başkanlığı bırakmasından sonraki dönemde Putin'in etrafında bir güvenlik kalkanı oluşturmak konusunda ideal bir isim. Şüphesiz başkanlık ve yürütme rolünü üstlenecek. Ülke içinde tüm dikey kesimin “yeni Putin”e boyun eğmesini garanti altına alacak, diğer bir deyişle güçlü ve güçlendirilmiş bir Devlet Konseyi için yapısal çerçeveyi sağlayacak.

Yeni Rusya'nın ilk devlet başkanı Boris Yeltsin'in 1999 sonlarında Putin'in velinimeti olabildiğine ve kendisine destek oranı yüzde 6’yı geçmese bile Putin’in Kremlin kulelerine geçiş yapmasına izni verdiğine işaret ediliyor.

Dyumin’in pazarlanması

Dyumin elbette Devlet Başkanı’na çok yakın ve bu da Devlet Konseyi adı verilen koordinatör organının sadece bir danışma organı olmaktan çıkıp, valilerin, bölge yöneticilerinin ve ülkedeki fiili otoritenin kaderini etkileyebileceği anlamına geliyor.

Aslında Dyumin, kendisine Rusya'nın bir sonraki devlet başkanı olmaya hak kazandıran çok sayıda uzmanlığa ve deneyime sahip. Aralarında ikinci ve dördüncü dereceden "Anavatana Liyakat Nişanı", Cesaret Madalyası ve Rusya Kahramanı unvanı da bulunan düzinelerce üst düzey nişan aldı. Devlet Konseyi başkanlığını üstlenmesinin ardından Konsey, Rusya Federasyonu'nda Güvenlik Konseyi ile birlikte hükümet kararlarının gelişiminin tartışıldığı en önemli anayasal organ haline geldi.

Putin, kendisini Kremlin tahtına getiren Yeltsini'nin halef seçme senaryosunu takip etmeyip, kendi halef belirleme senaryosunu icat edecektir. 2030 yılında görev süresi dolmadan istifa etmeyecek, aksine yenilenen mevcut başkanlık döneminin son gününe kadar görevde kalacaktır. Bundan sonra artık yaşlandığını ve seksenli yaşların eşiğinde olduğunu açıklayacak ve bu nedenle 2030 yılında yapılması planlanan başkanlık seçimleri için Dyumin'i adayı olarak gösterdiğini söyleyecektir. Dyumin ve başkanlığını üstleneceği Devlet Konseyi’nin önemini pazarlamak ve propagandasını yapmak için önümüzdeki 6 yıl boyunca bolca vakti olacak.

Anayasal olarak Rusya'da yönetim miras bırakma sistemine dayanmıyor, ancak bu ülkedeki siyasi bilinç, bilinçaltında hâlâ geçmişte çarların yönetimi kendilerinden sonra çocuklarına ve torunlarına miras bırakmaları uygulamasının etkisi altında. Putin de, bir sonraki duyuruya kadar anayasal sıfatı resmi olarak kısaca Rusya Federasyonu Başkanı olsa da çarların sonuncusudur.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.