İsrail'in UNRWA okuluna saldırısı: Dehşeti artık normalleştirdik

İsrail, okulda öldürdüklerini öne sürdüğü Hamas militanlarının kimliklerini açıkladı.

BM, okulda yapılan saldırının hiçbir uyarı verilmeden düzenlendiğini bildirdi (Reuters)
BM, okulda yapılan saldırının hiçbir uyarı verilmeden düzenlendiğini bildirdi (Reuters)
TT

İsrail'in UNRWA okuluna saldırısı: Dehşeti artık normalleştirdik

BM, okulda yapılan saldırının hiçbir uyarı verilmeden düzenlendiğini bildirdi (Reuters)
BM, okulda yapılan saldırının hiçbir uyarı verilmeden düzenlendiğini bildirdi (Reuters)

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) Genel Komiser Yardımcısı Sam Rose, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında yaşanan kitlesel can kayıplarının Batı'da artık normalleşmeye başladığını söyledi.

Gazze'de yaklaşık 5 hafta görev yaptıktan sonra yakın zamanda Birleşik Krallık'ın başkenti Londra'ya dönen Rose, İsrail ordusunun UNRWA'ya ait okula düzenlediği saldırıya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: 

O okulda yaklaşık 6 bin kişi barınıyordu. Tüm tarafları belli savaş kurallarına uymaya çağırıyoruz. Bizim tesislerimizin korunması lazım. Ayrıca orantılı saldırı ve hedeflerde ayrım gözetme ilkelerine de uyulmalı. Bu insanlar okulun avlusunda çok zor koşullarda barınıyordu ve bu saldırının gerçekleşeceğine dair hiçbir uyarı yapılmamıştı.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda yerlerinden edilen Filistinlilerin sığındığı UNRWA'ya ait okula çarşambayı perşembeye bağlayan gece saldırı düzenlemişti. Gazze Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 14'ü çocuk, 9'u kadın en az 40 kişi öldürülmüş, 74 kişi de yaralanmıştı. 

UNRWA Operasyonlar Dairesi Müdürü Rose, Gazze savaşında artık bu görüntülere yönelik duyarsızlık oluştuğuna işaret ederek şunları söyledi: 

Bunu defalarca gördük, öyle ki artık neredeyse normalleşti. Önceki çatışmalarda bunun gibi tekil olaylar şok ve öfke yaratır ve sonsuza kadar hatırlanırdı. Oysa bu çatışmada, her şey sona ermediği sürece birkaç gün içinde bu olayın yerini başka bir olay alacak gibi görünüyor. Dolayısıyla bu tür şeylerin yaşanması neredeyse sıradan ve olağan hale geliyor. Dehşeti normalleştirdik.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) okulda Hamas ve İslami Cihad militanlarının saklandığını öne sürerek, saldırının istihbarat doğrultusunda yapıldığını savunmuştu. 

ABD de saldırıya tepki göstererek, İsrailli yetkililerden yaşananlara ilişkin şeffaf açıklamalar beklendiğini bildirmişti. 

IDF'den dün akşam yapılan açıklamada, UNRWA okulunda saklanan 9 Hamas ve İslami Cihad militanının öldürüldüğü iddia edildi. IDF Sözcüsü Daniel Hagari, okuldaki üç sınıfta yaklaşık 30 militan olduğuna dair istihbarat elde ettiklerini ve buna uygun şekilde nokta atışı saldırılar düzenlediklerini öne sürdü. 

Açıklamada militanların kimlikleri de paylaşıldı. Okula düzenlenen saldırıda, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın özel birliği Nukba'dan Raşid Bubli ve Musav Hafız Derviş'in öldürüldüğü iddia edildi. 

Öldürülen diğer 7 kişininse Hamas'la birlikte savaşan İslami Cihad militanları olduğu savunuldu. Bu kişilerin kimlikleri, Abed Alati Masmi, Ahmed Katib, Ahmed Salih Mansur, Muhammed Barham, Salim Afeş, Muhammed Mutasab ve Ali Hasan Bana olarak açıklandı.

Hagari, UNRWA okuluna daha önceden iki kez saldırı düzenlemeyi düşündüklerini fakat sağlam istihbarat edinmek için bunları iptal ettiklerini savundu. IDF sözcüsü, "İstihbaratımız sınıflarda kadın ya da çocuk olmadığını gösterdiğinde saldırıyı gerçekleştirdik" dedi. Diğer yandan Hagari, saldırıda sivil ölümlerini reddetmedi.

Amerikan medya kuruluşu CNN ve ülkenin önde gelen gazetelerinden Washington Post, İsrail ordusunun okula düzenlediği saldırıda ABD yapımı mühimmatlar kullandığını ortaya koydu. 

Yapılan görüntü analizlerinde saldırıda ABD yapımı en az 2 adet GBU-39 küçük çaplı bomba kullandığı aktarıldı.

Independent Türkçe, Guardian, Haaretz, Times of Israel, Washington Post, CNN



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.