Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



“İran Savaşı”na ilişkin sızıntı İsrail seçimlerinin ertelenmesine ramak bıraktı

Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
TT

“İran Savaşı”na ilişkin sızıntı İsrail seçimlerinin ertelenmesine ramak bıraktı

Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)

İsrail ordusu ile Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisi arasında karşılıklı bilgi sızıntılarının yaşanmasının ardından, İsrail hükûmetinin İran’la üçüncü bir savaşa hazırlanmak amacıyla kamuoyuna açık askerî hazırlıklar yapılmasını istediğine dair güçlü işaretler ortaya çıktı. Ancak Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in bu girişimi “engellediği” öne sürüldü.

İsrail’in Kanal 13 televizyonuna göre Zamir, savaş hazırlığının ilan edilmesi konusunda siyasi, askerî ve istihbarat liderlikleri arasında görüşmeler yapılmasını talep etti. Bunun ardından Netanyahu’nun yakın çevresine, seçimleri kazanması hâlinde Zamir’i Genelkurmay Başkanlığı görevinden almayı düşündüğünü söylediği bildirildi.

Geçen cumartesi günü Palmachim askerî üssünde yapılan toplantıda Zamir, savaşı yeniden başlatmaya yönelik hazırlıkların İran liderliği tarafından yanlış anlaşılabileceğini ve hatalı değerlendirmelere yol açabileceğini belirtti. Bunun seçimlerden önce askerî bir çatışmayı tetikleyebileceğini ve sonuçta seçimlerin ertelenmesine neden olabileceğini ifade etti.

Zamir İsrail seçimlerine katılmıyor. Ancak seçimlerin sonuçları ve Netanyahu’nun seçimlerdeki şansı, Zamir’in Genelkurmay Başkanlığı görevini sürdürmesini doğrudan etkileyebilir. Zamir, Mart 2025’ten beri bu üst düzey askerî görevi yürütüyor.

Haberlere göre Zamir, askerî alarm ilan edilmesini “doğru ve sağlıklı olmayan” bir adım olarak nitelendirdi ve şöyle dedi: “Seçimlerden birkaç gün sonrasına kadar beklenebilir. Şu anda acil olan hiçbir şey yok.”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir. (DPA)

Görüş ayrılıkları

İsrail’in Kanal 12 televizyonuna göre Zamir, güvenlik kurumlarının diğer başkanları arasında görüşüyle yalnız kaldı. Mossad Başkanı Roman Gofman, Netanyahu’nun tutumunu destekledi. Gofman’ın, “Zaman bizim lehimize işlemiyor; İran’a karşı hızla harekete geçmeliyiz” dediği belirtildi.

Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Şin Bet Başkanı David Zini de Netanyahu’yu destekledi. Buna karşılık Hava Kuvvetleri Komutanı Omer Tischler ve Askerî İstihbarat (AMON) Başkanı Shlomi Binder’ın tutumlarına ilişkin haberlerde çelişkili bilgiler yer aldı. Bazı kaynaklar bu iki ismin başbakanı, diğerleri ise Zamir’i desteklediğini bildirdi.

Kanal 12, Mossad’daki üst düzey yetkililerden bazılarının da Genelkurmay Başkanı’na benzer bir tutum aldığını, buna karşın kurumun başkanı Roman Gofman’ın Netanyahu’yu desteklediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın Kanal 13’ten aktardığına göre siyasi yönetim, hafta sonuna doğru güvenlik kurumlarına imzalı bir belge sundu. Belgede Netanyahu’nun İran’a karşı olası bir harekât düzenlenmesine ilişkin talebi yer alıyordu. Ancak Zamir’in itirazının ardından belgeye dayanan girişimin reddedildiği bildirildi.

Kanal, Zamir’in görüş ayrılıklarını ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’e de aktardığını ve uyarısının, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in İran’a yönelik saldırısını reddetmesinde etkili olan nedenlerden biri olduğunu öne sürdü.

ABD kaynaklarına dayandırılan haberlerde, petrol fiyatlarının yükselmesi endişesiyle geniş çaplı bir saldırının ABD Kongresi seçimlerinden sonraya ertelenmesinin tercih edildiği belirtildi. Ayrıca İran’ın doğrudan karşılık vermesi veya Husilerin saldırılar düzenlemesi ihtimaline karşı İsrail’in füze savunmasında ABD desteğine ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı bir afişin önünden geçen bir kişi, Kudüs, (Reuters)
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı bir afişin önünden geçen bir kişi, Kudüs, (Reuters)

Saldırının zamanı ve hedefleri konusunda anlaşmazlık

Haaretz gazetesi, Tahran’ın kışkırtılması ve kontrol edilmesi zor bir çatışmanın başlatılması ihtimaline ilişkin endişeleri aktardı. Bu kaygılar, Irak’ta İran yanlısı gruplara yönelik saldırı haberlerinin gündeme geldiği bir dönemde ortaya çıktı. Söz konusu saldırıların bazılarının İsrail tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Şarku’l Avsat gazetesi, geçen cumartesi günü Iraklı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Bağdat’ın Çin yapımı hava savunma sistemlerinin depolandığı iki noktanın geçen hafta İsrail hava saldırılarına maruz kaldığından şüphelendiğini bildirmişti.

Netanyahu, İran’a karşı hızlı bir askerî operasyon düzenlenmesi yönünde girişimde bulundu. Israel Hayom gazetesine göre Gofman bu adımı desteklerken Zamir karşı çıktı ve operasyon hakkında önceden bilgilendirilmedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi olduğu belirtilen bir kaynak, operasyonun seçimlerden bağımsız olarak “haklı mesleki gerekçelere” dayandığını öne sürdü. Kaynağa göre operasyon, geniş çaplı bir saldırının yeniden başlatılması anlamına gelmeden çatışmayı tekrar alevlendirebilirdi. Ancak anlaşmazlık yalnızca saldırının zamanlamasıyla ve yöntemleriyle sınırlı değildi; İran rejiminin devrilmesinin hedefler arasında bulunup bulunmayacağı da tartışma konusuydu.

Haaretz, Mossad yetkililerinin operasyonların zamanlaması konusunda çekinceler taşıdığını ve Netanyahu’nun değerlendirmelerinin seçim kaygılarından etkilenmiş olabileceğinden şüphelendiğini bildirdi. Bu çekincelere rağmen kurum başkanının operasyonu desteklediği ifade edildi.

Mossad ise kurum içindeki görüş farklılıklarının gerilim göstergesi değil, kurumsal gücün bir unsuru olduğunu savundu ve teşkilatın siyasi tartışmaların dışında tutulması çağrısında bulundu.

Kanal 12’nin askerî ve siyasi kaynaklara dayandırdığı habere göre talep edilen önlemler, kayda değer bir ihtimalle seçimlerin ertelenmesine yol açabilirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhalefetin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot’un yer aldığı bir televizyon kampanyası. (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhalefetin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot’un yer aldığı bir televizyon kampanyası. (AP)

Nankör

Askerî bir kaynak, “Bugün saat 22.00’ye kadar olağan dışı bir adım atmayacağız; ancak son sözü kimin söyleyeceğini göreceğiz” dedi. Aynı kaynak Zamir’i “küçük bir siyasetçi”, İran’la yeni bir askerî çatışmayla yüzleşmekten kaçınan “korkak ve zayıf” biri olarak nitelendirdi ve onun “derin devletten yana saf tutmaya karar verdiğini” ileri sürdü.

Kanal 13, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde Netanyahu’nun Zamir’e karşı büyük öfke duyduğunu ve onu “nankör” olarak nitelendirdiğini aktardı. Kanal 12’ye konuşan kaynaklar ise Netanyahu’nun bir sonraki hükûmeti kurmakla görevlendirilmesi durumunda Zamir’in görevinde kalmayabileceğini öne sürdü.

Askerî sansürün yayımlanmasına izin verdiği bu sızıntıların ardından Netanyahu’nun ofisi haberleri “sahte” olarak nitelendirerek, başbakanın Zamir’i görevden alma niyetinde olduğunu reddetti. İsrail ordusu da değerlendirmelerinin yalnızca mesleki, nesnel ve kurumsal ölçütlere dayandığını açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yısrael Katz da Zamir’in görevden alınacağına ilişkin haberleri yalanladı ve bunları, seçimler öncesinde Likud Partisi’ne zarar vermeyi amaçlayan diğer iddialar gibi “tamamen uydurma ve yalandan ibaret” olarak nitelendirdi.

Katz, “Zamir’in Genelkurmay Başkanı olarak atanmasını öneren bendim. İsrail’in güvenliği için birlikte çalıştık ve gelecekte de bunu sürdürmeye niyetliyim” ifadelerini kullandı.


Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde sınırlı bir yumuşama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
TT

Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde sınırlı bir yumuşama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)

Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki gergin ilişkilerde bugün sınırlı bir yumuşama yaşandı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği ortak telefon görüşmesi, aylardır yapılan ilk diplomatik temaslardan biri olarak dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2 Eylül 2025’te Pekin’de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüşürken. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2 Eylül 2025’te Pekin’de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüşürken. (Reuters)

Kremlin’in yayımladığı açıklamaya göre üçlü görüşme kapsamlı geçti ve Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde gündemde bulunan anlaşmazlık konuları ele alındı. Bununla birlikte girişim, bazı Avrupa ülkelerinde hoşnutsuzlukla karşılandı.

Rusya Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, telefon görüşmesinin iki Avrupalı liderin girişimiyle gerçekleştirildiği belirtildi. Kremlin, Putin’in Ukrayna’da çatışma bölgesindeki duruma ilişkin değerlendirmelerini ve çatışmanın temel nedenlerini aktardığını bildirdi. Açıklamada, kalıcı ve adil bir barışın ancak Rusya’nın meşru çıkarlarının bütünüyle dikkate alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı.

Finlandiya ve Norveç tarafları ise görüşmenin ardından, Avrupa’nın tamamını değil, kendi ülkelerini temsil ettiklerini özellikle belirtti. Buna rağmen Danimarka ve Litvanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinden itirazlar yükseldi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü St. Petersburg’da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştü. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü St. Petersburg’da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştü. (AP)

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb, görüşmeyi “açık ve esaslı” olarak nitelendirdi. Stubb, ülkelerinin Rusya ile komşu olduğunu belirterek, savaşın sonuçlarının hem kendi güvenliklerini hem de daha geniş anlamda Avrupa’nın güvenliğini doğrudan etkileyeceğini söyledi. Çatışmanın sona erdirilmesi için yüzleşmenin ve doğrudan görüşmelerin gerekli olduğunu ifade etti.

Norveç Başbakanı Store ise savaşın yol açtığı ağır insani ve maddi kayıplara dikkat çekerek, yıkımın ve acıların etkisinin nesiller boyunca süreceğini belirtti. Görüşmede gerilimin derhâl düşürülmesi gerektiğine odaklandıklarını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy,(AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy,(AFP)

Kremlin açıklamasında Putin’in, Avrupa Birliği ve NATO’nun izlediği çatışmacı politikaların askerî faaliyetlerin uzamasına neden olduğunu savunduğu da kaydedildi.

Putin ayrıca Stubb ve Store’ye, Herson bölgesindeki Oleşki’de insani ateşkesin başlatılması ve Herson yönünde geçici ateşkes uygulanması hakkında bilgi verdi. Bu gelişmeler, Moskova’nın gerilimi azaltmaya yönelik adımlara hazır olduğu şeklinde değerlendirildi.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos 2025’te Alaska’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile tokalaşırken. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos 2025’te Alaska’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile tokalaşırken. (AP)

Açıklamada görüşmenin ayrıntıları paylaşılmadı. Ancak liderlerin Baltık Denizi ile Kuzey Avrupa bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanmasını da ele aldıkları belirtildi. Putin ve iki Avrupalı lider, Moskova, Kiev ve Washington arasında gelecek ay yapılması planlanan üçlü görüşmeler konusunda da memnuniyetlerini dile getirdi.

Açıklamaya göre Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki üçlü görüşmelerin kasım ayının ilk yarısında Abu Dabi’de yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Görüşmelerin özellikle çatışmaların sona ermesinin ardından Rusya ve Ukrayna’nın güvenliğinin sağlanmasına odaklanması bekleniyor.

Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Norveç Başbakanı, telefon görüşmesinde uluslararası deniz hukukuna ve seyrüsefer özgürlüğü ilkesine bağlı kalmanın önemini yeniden vurguladı.

Telefon görüşmesi, Norveç’in son haftalarda Avrupa-ABD ve Ukrayna-ABD arasındaki temasları kolaylaştırmaya yönelik çabalarının devamı niteliğinde görüldü. Finlandiya’nın da bu girişimlere katılması, iki ülkenin Putin ile diyalog kanallarını yeniden etkinleştirme konusunda ortak bir yaklaşım benimsediğine işaret etti.

Norveç, bir hafta önce Oslo’da ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Norveç Başbakanı’nın katıldığı görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Donald Trump’ın damadı Jared Kushner da toplantıya uzaktan katıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy. (AFP)

Ertesi gün Witkoff, Putin tarafından kabul edilmek üzere St. Petersburg’a gitmişti. Putin’in, ABD’li arabulucuya ABD, Ukrayna ve Rusya arasındaki üçlü istişareleri yeniden başlatmaya hazır olduklarını bildirdiği aktarılmıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da toplantının kasım ayının ilk yarısında Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenebileceğini açıklamıştı.

Putin ile görüşmesinin hemen ardından Stubb, Norveç Başbakanı ile birlikte Zelenskiy’yi aradıklarını ve Rusya lideriyle yapılan görüşmenin içeriği hakkında kendisini bilgilendirdiklerini duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sürerken, 22 Ekim’de Kiev’de Finlandiya Başbakanı ile yapacağı görüşme öncesinde basın mensuplarına konuşurken el hareketi yapıyor. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sürerken, 22 Ekim’de Kiev’de Finlandiya Başbakanı ile yapacağı görüşme öncesinde basın mensuplarına konuşurken el hareketi yapıyor. (AFP)

Stubb, Finlandiya’nın olası bir Rus saldırısına ilişkin herhangi bir kanıtı bulunmadığını da belirterek, ülkeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Zelenskiy ile verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini açıkladı. Finlandiya Cumhurbaşkanlığı da görüşmede Ukrayna’daki savaşın ve çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların ele alındığını bildirdi.

Store de Putin ile yapılan görüşmede kendisi ve Finlandiya Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna’da gerilimin azaltılmasının önemini vurguladığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Arktik bölgesindeki ülkelerin ve bölgelerin dışişleri temsilcileriyle birlikte. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Arktik bölgesindeki ülkelerin ve bölgelerin dışişleri temsilcileriyle birlikte. (Reuters)

Avrupa’dan itirazlar

Diplomatik girişimler bazı Avrupa ülkelerinde temkinli karşılandı. Danimarka, yayımladığı açıklamada Putin ile doğrudan iletişim kurulmasının verebileceği mesajlar konusunda uyarıda bulundu.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda ise Ukrayna veya Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin katılmadığı Rusya görüşmelerinin tehlikeli olduğunu düşündüğünü belirtti.

Nauseda, barış anlaşmasının sonuçlarına Avrupa’nın da katlanacağını, bu nedenle Avrupalıların ve Ukraynalıların müzakere sürecine dâhil edilmesi gerektiğini söyledi. Rusya ile ABD arasında oluşturulabilecek bazı müzakere formatlarını tehlikeli bulduğunu ifade ederek, Avrupa’nın görüşmelerin dışında bırakılmasını ve Ukrayna’nın toplantılara çağrılmamasını kabul edilemez olarak nitelendirdi.

Ayrıca egemen bir ülkenin geleceğinin, o ülkenin katılımı olmadan görüşülmesine kesinlikle karşı olduğunu belirtti.

Soldan sağa: Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Steve Witkoff. (AP)
Soldan sağa: Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Steve Witkoff. (AP)

Oleşki’de insani ateşkes

Diplomatik temaslarla eş zamanlı olarak, Ukrayna ile Rusya arasında Herson bölgesindeki Oleşki’de sınırlı bir insani ateşkes bugün sabah erken saatlerde yürürlüğe girdi. Buna rağmen Ukrayna’nın birçok bölgesinde askerî operasyonlar ve saldırılar devam etti.

ABD’nin arabuluculuğunda ve Melania Trump’ın öncülük ettiği girişimle sağlanan ateşkes, haftalardır gıda ve ilaç sıkıntısı çeken sivillerin bulunduğu, erişimin güç olduğu bölgede insani yardım operasyonunun gerçekleştirilmesini amaçlıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Oleşki’deki insani operasyon hazırlıkları kapsamında Rus kuvvetlerinin Moskova saatiyle 04.00’ten, yani Greenwich saatine göre 01.00’den itibaren Herson yönündeki ateşi durdurduğunu duyurdu.

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komiseri Dmytro Lubinets de Telegram’da sessizlik rejiminin başladığını ve Ukrayna tarafının taahhütlerine bağlı kaldığını bildirdi.

Melania Trump, cuma günü insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla ateşkesi duyurmuştu. Bu adım, Donald Trump ile Rusya arasındaki diplomatik yakınlaşma ortamında atıldı ve Ukrayna ile Avrupalı müttefiklerinde rahatsızlık yarattı.

Kremlin pazartesi günü benzer insani ateşkeslerin başka bölgelerde de uygulanmasına hazır olduğunu açıkladı ve özellikle Melania Trump’ın çabaları olmak üzere Amerikalı müzakerecilerin girişimlerine değer verdiğini belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Steve Witkoff’a sarılırken; yanlarında Norveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı da bulunuyor. (Reuters)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Steve Witkoff’a sarılırken; yanlarında Norveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı da bulunuyor. (Reuters)

Ukrayna ve Rusya, Oleşki’de bir insani kriz yaşandığını kabul etmekle birlikte sorumluluk konusunda birbirlerini suçluyor. İki taraf da diğerini gıda yardımlarının ulaştırılmasını ve sivillerin tahliyesini engellemekle itham ediyor.

2023’te bir barajın patlamasının ardından meydana gelen büyük sel felaketinden etkilenen Oleşki’nin nüfusu, yaklaşık 24 binden 2 bin civarına geriledi. Kiev, barajın patlamasından Rusya’yı sorumlu tutmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı cuma günü, yardım koridorunun güvenliğini sağlamak ve sivillerin tahliyesini mümkün kılmak amacıyla bölgede teknik keşif çalışması yapılacağını açıklamıştı. Melania Trump da bölgeden ayrılmak isteyen sivillere koordineli yardım ve seçtikleri varış noktasına ulaşmaları için ulaşım desteği sağlanacağını bildirmişti.

Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, pazar günü yaptığı açıklamada Rusya’nın sivilleri Rusya kontrolündeki bölgelere gitmeye ve orada kalmaya yönlendirmek için elinden geleni yapacağını öne sürdü.

Ukrayna’daki askerî operasyonlar sürüyor

Rusya Savunma Bakanlığı, diplomatik temaslar ve insani ateşkese paralel olarak Ukrayna’nın askerî sanayi altyapısına ve lojistik tesislerine yönelik saldırıların sürdüğünü duyurdu. Bakanlığa göre gece saldırılarında Kiev ve Harkiv’de ulaşım ve lojistik tesisleri, silah depoları ve insansız hava araçlarıyla ilgili noktalar hedef alındı.

Rusya’nın açıklamasına göre Kiev’de uzun ve orta menzilli insansız hava araçlarının üretildiği ve depolandığı belirtilen bir sanayi tesisi, Oacline şirketine ait olduğu ifade edilen bir İHA montaj atölyesi ve sabit kanatlı İHA’ların montajının yapıldığı başka bir atölye vuruldu. Açıklamada ayrıca, askerî yüklerin karayolu ve demiryoluyla taşınmasında kullanıldığı ileri sürülen Yujniy Köprüsü’nün hedef alındığı belirtildi.

Harkiv bölgesinde ise Rusya, Bölgesel Lojistik Merkezi şirketine ait bir gümrük boşaltma tesisinin hedef alındığını bildirdi. Moskova’ya göre tesis, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları için kullanılan malzemelerin, teknik ekipmanların ve çift kullanımlı ürünlerin depolanması ve dağıtımında kullanılıyordu. Ayrıca Odesa bölgesindeki Çornomorsk Limanı’na Ukrayna ordusunun ihtiyaçları için yük taşıdığı belirtilen bir kargo gemisinin vurulduğu açıklandı.

Rusya Savunma Bakanlığı son olarak, hava savunma sistemlerinin bir gece içinde Novgorod, Tver, Belgorod, Bryansk, Kursk, Kaluga, Oryol, Tula, Voronej, Smolensk ve Rostov bölgeleri ile Krasnodar Krayı, Kırım ve Karadeniz üzerinde toplam 222 Ukrayna insansız hava aracını önlediğini ve imha ettiğini duyurdu. Bu sayı, Rusya Savunma Bakanlığının açıklamasına dayanmaktadır; bağımsız doğrulama bilgisi sunulmamıştır.


Sırbistan'da "lidersiz" öğrenci hareketi hükümet kurabilecek mi?

Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
TT

Sırbistan'da "lidersiz" öğrenci hareketi hükümet kurabilecek mi?

Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)

Sırbistan'daki genel seçimlerde öğrenci hareketi, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic liderliğindeki sağcı hükümeti mağlup etti.

Sırbistan Devlet Seçim Komisyonu (RIK), 25 Ekim'de yapılan erken genel seçimin resmi olmayan sonuçlarını açıkladı.

Öğrenci Listesi yüzde 52,7'yle seçimi ilk sırada tamamlarken, 250 sandalyeli Meclis'te 140 sandalye kazandı. Sağcı Sırp İlerleme Partisi (SNS) öncülüğündeki "Aleksandar Vucic-Birleşmiş Sırbistan" Listesi ise yüzde 39,1 oyla ikinci sırada yer aldı. Vucic'in önderliğindeki blok Meclis'te 104 sandalye aldı.

Meclis'e 4 azınlık partisi de girdi. "Rasim Ljajic-İnsani SDP/CDP" Listesi bir, Voyvodina Macarlar Birliği iki, Sancak Demokratik Eylem Partisi'nin (SDA) "Sancak'ın Bekçileri" Listesi bir, Arnavut Koalisyonu ise iki sandalye kazandı.

Öğrenci Listesi bloku, yaklaşık iki yıldır Sırbistan'ı sarsan protestoların siyasi ivme kazanmasıyla oluştu.

Ülkedeki protestolar 1 Kasım 2024'te Novi Sad tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlamıştı. 6 yaşında bir çocuğun da yaşamını yitirdiği olay, istasyonun yenileme çalışmalarında ihmal ve yolsuzluk iddialarını gündeme taşımış, öğrenciler de yolları kapatarak eylem düzenlemişti.

Gösteriler daha sonra hükümet karşıtı bir harekete dönüşmüştü. ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Belgrad'daki otel projesi de eylemcilerin büyük tepkisini çekmişti.

Cumhurbaşkanlığı görevinden geçen ay istifa ederek başbakan adayı olan Vucic, öğrenci hareketi karşısında yenilgiyi kabul ederek, "Bu seçimleri kaybettiğimiz açık, Öğrenci Listesi kazandı" dedi.

Öğrenci Listesi'nin zaferi, ülkenin başkenti Belgrad başta olmak üzere birçok şehirde kutlanırken, hiyerarşik olmayan yapısı ve siyasi deneyim eksikliği nedeniyle hareketin hükümet kurma sürecini nasıl yürüteceği merak ediliyor.

250 kişilik aday listesinde akademisyenler, sanatçılar, sporcular, avukatlar ve çiftçiler bulunan hareket, henüz başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı için adaylarını açıklamadı. Reuters'ın analizinde, yolsuzlukla mücadele ve eğitim sisteminin iyileştirilmesi gibi önceliklere sahip hareketin, güvenlik kurumları ve bakanlıklardaki Vucic'e yakın isimleri tasfiye edebileceği yazılıyor.

Hareketin nasıl bir dış politika izleyeceği de belirsiz. Yeni kurulacak hükümetin, ülkeye önemli yatırımlar yapan Çin, Sırbistan'ın müttefiki ve başlıca doğalgaz tedarikçisi Rusya ve ticaret ortağı Avrupa Birliği (AB) arasında dengeli bir ilişki yürütmesi gerekecek.

Avrupa medyasındaki analizlerde Sırbistan'daki değişimle Peter Magyar liderliğindeki muhalefetin, nisandaki seçimlerde 16 yıllık Viktor Orban iktidarına son vermesi arasında paralellik de kuruluyor. Ancak Magyar'ın öncülüğündeki Tisza partisi geleneksel bir siyasi örgütlenmeye sahipken Öğrenci Listesi daha farklı bir örnek teşkil ediyor.

Magyar, seçimin ardından öğrenci hareketini kutlayarak yeni hükümete destek vermeye hazır olduklarını söyledi. AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen de Öğrenci Listesi'ni kutlayarak, Sırbistan'ın AB'ye üyelik sürecini desteklediklerini yineledi.  

Kremlin, Sırbistan'daki seçim sonuçlarına ilişkin resmi açıklama yayımlamadı. Ancak Rus gazetesi Vedomosti'ye konuşan Balkanlar uzmanı Oleg Bondarenko, "Elbette, Belgrad'ın yakın zamanda Rusya'ya karşı yaptırımlar uygulayacağını beklememeliyiz. Ancak başbakan ve cumhurbaşkanlığı görevlerini kimin üstleneceğine bağlı olarak durum büyük ölçüde değişecektir" dedi.

Rus devletine ait medya kuruluşu RT'nin analizinde de "AB'nin bir kez daha 'Rusya yanlısı güçlerin' yenilgisini en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağı" yorumu paylaşıldı.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, CNN, Vedemosti, RT