Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



İran, ABD-İsrail saldırılarına karşı uyardı

CENTCOM komutanı Brad Cooper, geçtiğimiz haftalarda 14 İran İHA’sını düşüren Amerikalı askerleri dün Bahreyn'de onurlandırdı (CENTCOM)
CENTCOM komutanı Brad Cooper, geçtiğimiz haftalarda 14 İran İHA’sını düşüren Amerikalı askerleri dün Bahreyn'de onurlandırdı (CENTCOM)
TT

İran, ABD-İsrail saldırılarına karşı uyardı

CENTCOM komutanı Brad Cooper, geçtiğimiz haftalarda 14 İran İHA’sını düşüren Amerikalı askerleri dün Bahreyn'de onurlandırdı (CENTCOM)
CENTCOM komutanı Brad Cooper, geçtiğimiz haftalarda 14 İran İHA’sını düşüren Amerikalı askerleri dün Bahreyn'de onurlandırdı (CENTCOM)

İran, ABD ve İsrail'i olası bir saldırıya karşı uyarırken, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in cenaze töreni için resmi hazırlıklar başladı. Tahran yönetimi, ülkeye ya da liderliğine yönelik herhangi bir tehdit veya saldırıya "güçlü şekilde" karşılık verileceğini açıkladı.

Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanı General Ali Abdullahi, Washington ve Tel Aviv'i herhangi bir "yanlış hesaplamadan" kaçınmaları konusunda uyardı. Bu sırada İranlı yetkililer güvenlik önlemlerini artırırken, Tahran ve Meşhed üzerindeki hava sahasında geçici kısıtlamalar uygulamaya konuldu. Gözler, yeni dini lider olması beklenen Mücteba Hamaney'in kamuoyu önüne çıkma ihtimaline çevrildi.

İran Genelkurmay Başkanlığı ayrıca yayımladığı ayrı bir açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda Tahran'ın belirlediği deniz rotalarına uymayan petrol tankerlerini tehdit etti. Açıklamada, belirlenen güzergâhlardan sapılması veya İran'ın denizcilik protokollerinin ihlal edilmesi halinde "derhal ve güçlü bir karşılık" verileceği belirtildi. ABD savaş uçaklarının boğaz üzerindeki uçuşlarının sürdürülmesi ise "güvensizliğe yol açan ve İran'ın egemenliğini tehdit eden bir unsur" olarak nitelendirildi.

Söz konusu açıklamalar, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin, "İslamabad Mutabakat Muhtırası" kapsamındaki ihlallerin bildirilmesi ve izlenmesi amacıyla bir iletişim kanalı kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmasından yalnızca birkaç saat sonra geldi. Garibabadi, bu hattın ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı ile İran Devrim Muhafızları arasında doğrudan mı kurulacağı, yoksa arabulucular üzerinden mi işleyeceği konusunda ise bilgi vermedi.

Katar ve Pakistan da Hamaney'in İran'da altı gün sürecek cenaze töreni tamamlanana kadar dolaylı teknik görüşmelerin askıya alınacağını, yeni görüşme tarihinin ise törenlerin ardından belirleneceğini açıkladı.


Hamaney'in cenaze töreni görüşmeleri durdurdu... Tahran'dan Washington ve Tel Aviv'e yeni saldırı uyarısı

Hamaney'in cenaze töreni görüşmeleri durdurdu... Tahran'dan Washington ve Tel Aviv'e yeni saldırı uyarısı
TT

Hamaney'in cenaze töreni görüşmeleri durdurdu... Tahran'dan Washington ve Tel Aviv'e yeni saldırı uyarısı

Hamaney'in cenaze töreni görüşmeleri durdurdu... Tahran'dan Washington ve Tel Aviv'e yeni saldırı uyarısı

İran'daki gerilim, askeri ve bölgesel boyutta yeni bir aşamaya taşındı. Tahran yönetimi, bugün (Perşembe), İran makamlarının belirlediği güzergâhlara uymadan Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerine askeri karşılık verileceği tehdidinde bulundu. Sürpriz nitelikteki bu açıklama, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin, İslamabad Mutabakat Muhtırası'nın ihlallerini bildirmek ve izlemek amacıyla bir iletişim kanalı kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmasından yalnızca birkaç saat sonra geldi.

İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Harekât Başkanlığı tarafından yapılan ve devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, yetkili makamlarca belirlenen seyir rotalarına uyulmaması hâlinde "anında ve güçlü bir karşılık" verileceği belirtildi. Açıklamada, "İran tarafından Hürmüz Boğazı için belirlenen güzergâhlara uyulmaması, rotadan sapılması veya onaylı seyir protokollerinin ihlal edilmesi durumunda silahlı kuvvetler derhâl ve sert şekilde karşılık verecek, bu da kuralları ihlal eden gemilerin güvenliğini tehlikeye atacaktır" ifadeleri kullanıldı.

Bu denizcilik uyarısı, Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda Doha'da ABD ile İran arasında gerçekleştirilen dolaylı teknik görüşmelerin hemen ardından geldi. Taraflar, 17 Haziran'da imzalanan geçici anlaşmanın uygulanmasını ele alırken, arabulucular görüşmelerde "olumlu ilerleme" sağlandığını açıklamıştı. Ancak İran ordusunun son açıklaması, Hürmüz Boğazı'nda gemi güzergâhlarını belirleme yetkisi ve geçiş koşulları konusundaki anlaşmazlığın sürdüğünü ortaya koydu. Açıklamada ayrıca, Amerikan savaş uçaklarının boğaz üzerindeki uçuşlarının "bu stratejik su yolunda güvensizlik yarattığı ve bölgenin güvenliğini tehdit ettiği" savunuldu.

Siyasi cephede ise, olası yeni saldırılar öncesinde kamuoyunu seferber etmeye yönelik bir adım olarak, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf, eski İran lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin "intikamının alınması" çağrısında bulundu ve halkı cenaze törenine yoğun katılım göstermeye davet etti.

AFP tarafından aktarılan açıklamada Kalibaf, "İran halkının tamamını, cenaze törenine katılarak ülke tarihinin şanlı sayfalarından birini yazmaya davet ediyorum" dedi. Kalibaf, 28 Şubat'ta ABD-İsrail ortak saldırısının ilk gününde hayatını kaybeden Hamaney için düzenlenecek cenaze töreninin Cumartesi günü Tahran'da gerçekleştirileceğini belirterek, "Milletin intikam çağrısı bütün dünyanın kulaklarında yankılanmalıdır" ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar, İran'ın cenaze töreni öncesinde Washington ve Tel Aviv'i olası yeni saldırılar konusunda sert şekilde uyardığı bir dönemde geldi.


ABD-İran müzakereleri çıkmaza sürükleniyor

ABD-İran mutabakatı çatışmaları şimdilik askıya aldı (AFP)
ABD-İran mutabakatı çatışmaları şimdilik askıya aldı (AFP)
TT

ABD-İran müzakereleri çıkmaza sürükleniyor

ABD-İran mutabakatı çatışmaları şimdilik askıya aldı (AFP)
ABD-İran mutabakatı çatışmaları şimdilik askıya aldı (AFP)

ABD ve İran, mutabakat zaptını kalıcı barışa dönüştüremezken müzakerelerin çıkmaza sürüklenmesinden endişeleniliyor.

Taraflar, İran'ın nükleer programı gibi daha karmaşık başlıkları 60 gün içinde sonuçlandırmayı hedefliyor ancak Wall Street Journal'ın (WSJ) analizine göre henüz somut bir ilerleme kaydedilemedi.

Bunun yerine ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, İsrail'in Lübnan'daki operasyonları ve ABD yaptırımları nedeniyle dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması gibi mutabakat öncesinde çözülmesi öngörülen konuları yeniden tartışıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, savaşları durdurma vaadiyle göreve gelse de 28 Şubat'ta İsrail'le İran'a yönelik saldırıları başlatmıştı. Analize göre Cumhuriyetçi lider, Tahran'ın "oyalama taktiği" nedeniyle köşeye sıkıştı.

Mevcut durumda ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırım uygulamayacağı, nükleer müzakerelerin dondurulacağı ve Tahran'ın petrol yaptırımlarındaki gevşemeden yararlanmaya devam edeceği belirtiliyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Trump'ın talimatıyla İran'a yönelik petrol yaptırımlarını hafifletmişti. Habere göre Tahran yönetimi, bu sayede iki ayda 10 milyar dolar gelir elde edebilir.

Düşünce kuruluşu Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü'nden Hamidreza Azizi, Tahran'ın da uzun vadede ekonomik izolasyonunu sonlandırmak için Washington'la anlaşma yapmak isteyeceğini söylüyor.

Diğer yandan sürecin bu şekilde askıda kalmasının, özellikle uranyum zenginleştirmeyle ilgili taviz vermeye zorlanmayacağı için İran'ın avantajına olacağına dikkat çekiyor.

Son toplantı 30 Haziran'da Katar'ın başkenti Doha'da yapılmıştı. Trump, "Amerikan heyeti çok iyi toplantılar gerçekleştirdi, önümüzdeki süreçte neler olacağını göreceğiz" dedi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran heyetinin Doha'da özellikle İsrail'in Lübnan işgaliyle ABD'nin dondurduğu varlıkların serbest bırakılmasının ele alındığını belirtti.

Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Macid el-Ensari, bir sonraki görüşmenin ABD-İsrail saldırısında öldürülen Ali Hamaney'in cenaze töreninin ardından düzenlenmesinin planlandığını aktardı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, ABC News