Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



İsrail’de sandıkların kapanmasının ardından ne olacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
TT

İsrail’de sandıkların kapanmasının ardından ne olacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir Knesset (İsrail Parlamentosu) oturumunda. (Arşiv– AFP)

İsrail’de, ülkeyi sarsan ve Ortadoğu’yu istikrarsızlığa sürükleyen 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana ilk kez bugün parlamento seçimleri yapılıyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalamayacağı seçim sonuçlarına bağlı. Merkez çizgideki rakipleri yeni bir dönemin başlayacağını vaat ederken, sonuçların kesinleşmesi zaman alabilir.

Kazanan partileri ne zaman öğreneceğiz?

Sandıkların kapanmasından birkaç saat sonra hangi partilerin öne çıktığının netleşmesi bekleniyor. Ancak tablonun bütünüyle ortaya çıkması günler, hatta haftalar sürebilir.

Oy verme işlemi sabah saat 07.00’de (TSİ 08.00) başlayacak ve saat 22.00’de (TSİ 23.00) sona erecek. İsrail televizyon kanalları, sandıkların kapanmasıyla birlikte seçmenlerin oylarını kullandıktan sonra cevapladıkları anketlerin sonuçlarını yayımlayacak. Bu anketler, seçim sonuçlarına ilişkin ilk göstergeleri sunacak. Ardından seçim sonuçları açıklanmaya başlayacak.

Sonuçlar kısa sürede netleşebilir. Ancak hiçbir parti veya parti listesinin parlamentoda açık bir çoğunluk elde edememesi durumunda sürecin çok daha uzun sürmesi mümkün. Kesin oy sayısının 30 Ekim’e kadar açıklanması, resmî seçim sonuçlarının ise seçimden bir hafta sonra, 4 Kasım’da yayımlanması bekleniyor.

Süreç neden bu kadar karmaşık?

120 sandalyeli Knesset (İsrail Parlamentosu) seçimleri dört yılda bir yapılıyor. Ancak erken seçim kararı ülkede sık sık gündeme geliyor.

Knesset’teki sandalyeler, nispi temsil sistemi uyarınca parti listelerine dağıtılıyor. Bir partinin parlamentoda sandalye kazanabilmesi için ülke genelinde kullanılan oyların en az yüzde 3,25’ini alması gerekiyor.

Yaklaşık 12 partinin bu seçim barajını aşma ihtimalinin bulunduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle kesin oy sayısının belirlenmesi ve sandalyelerin dağılımının netleşmesi zaman alabilir.

Sonuçların açıklanmasının ardından ne olacak?

Kesin oy sayısının belirlenmesi ve sonuçların yayımlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, başbakanlık için hangi adayı desteklediklerini öğrenmek amacıyla parti liderleriyle istişarelerde bulunacak. Ardından hükümeti kurma şansının en yüksek olduğunu düşündüğü adaya görev verecek. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre görevlendirilen adayın hükümeti kurmak için 42 güne kadar süresi olacak.

İsrail’de bugüne kadar hiçbir parti tek başına mutlak çoğunluğu elde edemedi. Bu nedenle hükümetler koalisyonlar aracılığıyla kuruluyor ve hükümet kurma müzakereleri genellikle haftalar sürüyor. Knesset’teki her sandalye önem taşıyor; küçük partiler de hükümetin hangi siyasi blok tarafından kurulacağını belirlemede kritik rol oynayabiliyor.

Görevlendirilen adayın hükümeti kuramaması durumunda başka adaylara da fırsat verilebilir. Hükümet kurulamaması hâlinde ise yeni seçimlere gidilmesi gündeme gelirken mevcut hükümet, geçici hükümet olarak görevini sürdürür.


FBI Eski Direktörü James Comey hakkında yargıdan yeni suçlamalar

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
TT

FBI Eski Direktörü James Comey hakkında yargıdan yeni suçlamalar

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)
Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Haziran 2017’de Senato’da düzenlenen bir oturumda. (Arşiv – AP)

Eski Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, ulusal güvenlikle ilgili gizli bilgileri sızdırmakla suçlandı. Dün yöneltilen suçlamalar, Donald Trump’ı eleştirmesiyle tanınan Comey hakkında açılan üçüncü dava oldu.

Mahkeme belgelerine göre ABD Adalet Bakanlığı 65 yaşındaki Comey’yi, FBI Direktörlüğü görevini yürüttüğü Ekim 2016’da söz konusu bilgileri “bunları almaya yetkili olmayan bir kişiye” vermekle suçluyor. Comey’nin ayrıca kimliği açıklanmayan bir kişiye “ulusal savunmayla ilgili bilgileri bir gazeteciye açıklaması” talimatını verdiği öne sürülüyor.

Comey, Substack platformunda yayımladığı videoda alaycı bir ifadeyle “Yine geldiler” dedi. Eski FBI Direktörü, “Adalet Bakanlığının korkunç bir yetki suistimalini temsil etmeseydi bu durum komik olabilirdi” diye konuştu ve suçsuz olduğunu vurguladı. Comey ayrıca, “Bu insanlardan korkmuyorum ve federal yargının bağımsızlığına inanmaya devam ediyorum” ifadelerini kullandı.

Avukat Patrick Fitzgerald, ABD medyasına yaptığı açıklamada, söz konusu suçlamaların Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde de incelendiğini belirtti. Fitzgerald, o dönemde “hükümetin hiç kimse hakkında suçlama yöneltmemeye karar verdiğini” ifade etti.

Eylül 2025’te Comey hakkında Kongre’ye yalan ifade vermek suçlamasıyla dava açılmıştı. Söz konusu adım, Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın siyasi rakiplerine yönelik intikam kampanyasının parçası olarak geniş çapta değerlendirilmişti. Ancak federal bir yargıç, Trump’ın bizzat seçtiği savcının hukuka aykırı biçimde atanmış olduğu gerekçesiyle davayı düşürdü.

Nisan 2026’da ise ABD yargısı, Comey’yi Instagram’da yaptığı bir paylaşım aracılığıyla Başkan Donald Trump’ın hayatını tehdit etmekle suçladı. Comey, geçen yıl mayıs ayında Instagram hesabında, Kuzey Carolina kıyısında “86” ve “47” rakamlarını andıran biçimde dizilmiş deniz kabuklarının fotoğrafını paylaşmıştı. Trump, söz konusu paylaşımın şifreli bir tehdit içerdiğini öne sürmüştü.

Trump, o dönemde Fox News’e verdiği röportajda, “86” ifadesinin İngilizcede öldürmek anlamında kullanılan argo bir sözcük olduğunu, “47” sayısının ise ABD’nin 47. başkanı olmasına gönderme yaptığını savunmuştu.


İşgal altındaki Ukrayna kenti Oleşki’de insani operasyon için ateşkes başladı

Ukraynalı bir asker, Harkiv’de cephe hattı yakınlarında makineli tüfeğini hazırlıyor. (AP)
Ukraynalı bir asker, Harkiv’de cephe hattı yakınlarında makineli tüfeğini hazırlıyor. (AP)
TT

İşgal altındaki Ukrayna kenti Oleşki’de insani operasyon için ateşkes başladı

Ukraynalı bir asker, Harkiv’de cephe hattı yakınlarında makineli tüfeğini hazırlıyor. (AP)
Ukraynalı bir asker, Harkiv’de cephe hattı yakınlarında makineli tüfeğini hazırlıyor. (AP)

Ukrayna ile Rusya arasında, Rus işgali altındaki Ukrayna’nın Oleşki kentine insani yardım ulaştırılmasını sağlamak amacıyla ilan edilen ateşkes bugün erken saatlerde yürürlüğe girdi. Ateşkes, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump tarafından geçen hafta duyurulmuştu.

Ateşkes, haftalardır kentte mahsur kalan ve gıda ile ilaç sıkıntısı yaşayan sivillere insani yardım ulaştırılmasına yönelik bir operasyonun gerçekleştirilmesini sağlayacak.

Rusya Savunma Bakanlığı Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Herson bölgesinin Oleşki kesiminde insani operasyon hazırlıkları kapsamında Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri, Moskova saatiyle 04.00’ten (TSİ 04.00, GMT 01.00) itibaren Herson cephesinde ateşi durdurmuştur” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Ombudsmanı Dmitro Lubinets ise Telegram hesabından yaptığı açıklamada, “Ateşkes başladı ve Ukrayna tarafı taahhütlerine bağlı kalıyor” dedi.

AFP, çatışmaların durduğunu henüz bağımsız olarak doğrulayamadı.

Melania Trump, insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla söz konusu ateşkese cuma günü varıldığını duyurmuştu. Bu adım, Başkan Donald Trump ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın yaşandığı bir dönemde geldi. Söz konusu yakınlaşma, Ukrayna ve Avrupalı müttefiklerinin tepkisini çekiyor.

Kremlin, dün benzer nitelikte başka insani ateşkesler yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Açıklamada, özellikle Melania Trump’ın çabaları olmak üzere Amerikalı müzakerecilerin girişimlerinin takdir edildiği bir kez daha vurgulandı.

İnsani kriz

Oleşki’deki ateşkesin ne kadar süreceği henüz netlik kazanmadı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, cuma günü yaptığı açıklamada sivillerin tahliyesinin en az “birkaç gün” sürebileceğini söyledi.

Lubinets, operasyonun üç aşamada gerçekleştirilmesinin planlandığını belirtmişti: Önce ateşkesin sağlanması, ardından Oleşki’ye insani yardım ulaştırılması ve son olarak ayrılmak isteyen sivillerin tahliye edilmesi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre operasyonun kapsayacağı coğrafi alan da belirsizliğini koruyor. Moskova, ateşkesin “Herson cephesini” kapsayacağını belirtirken Kiev, Oleşki çevresinde “belirli bir bölgeye” işaret ediyor.

Öte yandan ateşkesin uygulanacağının garantisi bulunmuyor. Yaklaşık bin 200 kilometre uzunluğundaki cephe hattı boyunca devam eden savaşta taraflar, geçmişte üzerinde anlaşmaya varılan ateşkesleri ihlal etmekle birbirlerini defalarca suçladı.

Güneydeki Herson bölgesinde, cephe hattını oluşturan Dinyeper Nehri kıyısında bulunan Oleşki, Şubat 2022’de başlayan Rus işgalinin ilk haftalarından bu yana Rus kontrolünde bulunuyor. Kent, Ukrayna ordusunun Kasım 2022’deki karşı taarruzla geri aldığı bölge merkezi Herson’a kuş uçuşu 10 kilometreden daha yakın bir mesafede yer alıyor.

Tehlikeli yollar

Oleşki ve kent sakinleri hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya ait patlayıcı yüklü insansız hava araçlarının (SİHA) oluşturduğu sürekli tehditle karşı karşıya. Söz konusu SİHA’lar araçları hedef alırken kente ulaşan yollar da mayınlarla tuzaklanmış durumda. Eski kent sakinlerine göre bu koşullar, son haftalarda ciddi gıda ve ilaç sıkıntısına yol açtı.

Ukrayna ve Rusya, kentte insani bir kriz yaşandığını kabul ediyor, ancak mevcut durumdan birbirlerini sorumlu tutuyor. İki taraf da gıda sevkiyatını ve sivillerin tahliyesini engellemekle karşı tarafı suçluyor.

2023 yılında, Kiev’in Rusya’yı sorumlu tuttuğu baraj patlamasının ardından yaşanan büyük sel felaketinden de etkilenen Oleşki’nin nüfusu, yaklaşık 24 binden 2 bine kadar geriledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, birliklerinin insani yardımın ulaştırılmasını ve sivillerin tahliyesini güvence altına alacak bir koridor oluşturmak amacıyla sahada “teknik keşif operasyonu” gerçekleştireceğini bildirdi.

Melania Trump da cuma günü yaptığı açıklamada, kentten ayrılmak isteyen sivillere koordineli yardım sağlanacağını ve kendilerinin seçtikleri varış noktasına ulaştırılmaları için “ulaşım imkânı” sunulacağını söyledi.

Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, pazar günü yaptığı açıklamada Rusya’nın sivilleri Rusya tarafına gitmeye ve orada kalmaya yönlendirmek için elinden geleni yapacağını öne sürdü.

ABD’de muhafazakâr kesimler arasında geniş bir izleyici kitlesine sahip Newsmax televizyon kanalı ise olayların sahadan aktarımı için özel yayın hakkı elde ettiğini duyurdu.