Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Zelenskiy: Ukrayna, Rus topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarını artıracak

Rusya'nın kontrolündeki Ukrayna'nın Donetsk bölgesinde, Ukrayna saldırısının ardından oluşan yıkım (AFP)
Rusya'nın kontrolündeki Ukrayna'nın Donetsk bölgesinde, Ukrayna saldırısının ardından oluşan yıkım (AFP)
TT

Zelenskiy: Ukrayna, Rus topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarını artıracak

Rusya'nın kontrolündeki Ukrayna'nın Donetsk bölgesinde, Ukrayna saldırısının ardından oluşan yıkım (AFP)
Rusya'nın kontrolündeki Ukrayna'nın Donetsk bölgesinde, Ukrayna saldırısının ardından oluşan yıkım (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Kiev'in Sibirya'daki Tobolsk kentinde Rusya'nın petrol sektörüne yönelik bir saldırı düzenlediğini doğrulamasının ardından, Ukrayna'nın Rusya topraklarının derinliklerindeki hedeflere yönelik daha fazla saldırı gerçekleştireceğini söyledi.

Zelenskiy, dün yayımlanan görüntülü akşam konuşmasında, Moskova'nın barışın gerekli olduğunu anlaması için Rusya'nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarını sürdüreceklerini belirtti. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre Zelenskiy, "Rusya'nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarımız devam edecek" mesajı verdi.

Ukrayna lideri ayrıca Kuzey Kore'nin Rusya'ya sağladığı askeri desteğe ilişkin uyarısını yineledi. Moskova'nın Pyongyang'dan ilave bir balistik füze sevkiyatı aldığını belirten Zelenskiy, Rusya'ya yeni bir Kuzey Kore asker grubunun gelmesine de hazırlık yapıldığını söyledi.

Zelenskiy, Kuzey Kore'nin silahlarının Rusya ile iş birliği içinde daha da geliştirildiğine dikkat çekerek, bunun Asya'daki ülkeler açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Ukrayna Devlet Başkanı, hafta başında yaptığı açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına destek vermek üzere Kuzey Kore'den daha önce tahmin edilenden çok daha fazla asker alabileceğini söylemiş ve bu sayının 50 bine kadar çıkabileceğini belirtmişti.

Öte yandan yetkililer, Rus güçlerinin bugün Ukrayna'nın başkenti Kiev'e füze saldırısı düzenlediğini ve saldırı sonucu kent merkezinde yangınlar çıktığını bildirdi.

Kiev Şehir Askeri İdaresi, bir ilçedeki depolarda yangın çıktığını açıkladı. İlk bilgilere göre saldırıda bir kişi yaralandı.

Hava saldırısı alarmının yaklaşık 40 dakika boyunca sürdüğü, ardından yetkililerin tehlikenin sona erdiğini duyurduğu ifade edildi.


İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
TT

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritirken, Pentagon'un savunma şirketlerine üretimi bir an önce hızlandırmaları için yoğun baskı uyguladığı bildiriliyor.

Çarşamba günü yayımlanan notta, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, şirketlere "kritik kabiliyetlere yönelik teslimat takvimlerini önemli ölçüde hızlandırmak ve daha iddialı hale getirmek ve/veya üretimi artırmak" için atacakları adımları açıklamaları amacıyla üç hafta süre verdi.

Washington Post'un ulaştığı notta Feinberg, "Yıllarca süren geliştirme döngüleri kabul edilemez" diye ekledi.

Program takvimlerimizi önemli ölçüde hızlandırmalı ve üretim kapasitemizi hemen genişletmeliyiz.

Pentagon, 5 Ağustos tarihli notun varlığını doğruladı ve Feinberg'ü "işlemeyen, çağın gerisinde kalmış ve son derece karmaşık satın alma sistemimizi düzelten" bir "nesiller boyu lider" diye övdü.

Pentagon'un baş sözcüsü Sean Parnell, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Üretimi hızlandırmak için doğrudan sektör liderleriyle çalışmak yeni bir şey değil" dedi.

Bu, Başkan'ın ve Savunma Bakanı'nın en başından beri açıkça ortaya koyduğu bir hedefti.

"Halihazırda Kongre'de görüşülen 2027 mali yılı bütçesi bu çabayı hızlandırabilir" diye ekledi.

Bu talepler, silah üreticilerinin temmuzda Beyaz Saray'a çağrıldığı ve Kongre'nin yeni bir finansman paketini kabul etmesi için lobi yapmalarının istendiği yönündeki haberlerin ardından geldi.

Başkan Donald Trump, ABD'nin hâlâ "muazzam miktarda" silaha sahip olduğunu ısrarla belirtse de perde arkasında bu konuda gerginlikler yaşandığı bildiriliyor.

Başkanın geçen hafta Camp David'de Savunma Bakanı Pete Hegseth'le mühimmat kıtlığı konusunda görüştüğü ve sorunun zaten "çözüldüğünü" düşündüğünü iddia ettiği bildiriliyor.

dfgrthy
ABD, Ortadoğu'daki Amerikan üslerine yönelik İran drone sürülerini ve füze saldırılarını püskürtmek karşı çok sayıda mühimmat harcadı (AFP)

Trump yönetimi bu iddiayı yalanlarken başkan da bu haberleri yayan "hain" bilgi sızdırıcılara hapis cezası tehdidinde bulundu.

CBS News'a göre ABD'nin İran çatışmasında stokladığı uzun menzilli hassas füzelerin neredeyse tamamını kullandığı bildiriliyor.

CNN'in haberine göre ordu ayrıca savaş öncesi seviyelere kıyasla Patriot önleme füzelerinin yaklaşık yarısını ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) füze envanterinin neredeyse 5'te 4'ünü tüketti.

İran çatışması stratejik bir uyumsuzluk örneği oldu. Tahran, ABD'den çok daha küçük bir orduya sahip olmasına rağmen Ortadoğu'daki Amerikan üslerini düşük maliyetli, tek kullanımlık drone'larla bombaladı ve ABD bunları durdurmak için genellikle pahalı önleme füzeleri kullanmak zorunda kaldı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin temmuzda yayımladığı rapora göre ABD ordusunun savaştan önce 2 bin 330 Patriot sistemi ve 452 THAAD sistemi bulunuyordu.

Kuruluşun 27 Temmuz itibarıyla yaptığı tahminlere göre, geriye 759 ila 827 Patriot sistemi ve 234 ila 278 THAAD sistemi kaldı.

Independent Türkçe


ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
TT

ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)

ABD Kongresi üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez (AOC), sosyal medyadan yaptığı paylaşımla yumurtalarını dondurmaya karar verdiğini duyurdu.

Demokrat Partili siyasetçi, bu sürecin ilk adımlarının görüntülerini de paylaştı.

36 yaşındaki politikacı, kendisine iğne yaparken görülüyor ve yumurta dondurmaya dair öğrendiği bazı bilgileri aktarıyor.

AOC; maliyetler, klinik işlemler, yumurtaların saklanması ve ABD'nin "bozuk" sağlık sisteminde doğurganlık hizmetlerinin nasıl işlediğine ilişkin soruları da yanıtlıyor. 

Bu adımı atarak siyasi risk aldığını söyleyen siyasetçi, "Hayatım üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduğumu hissetmek istiyorum" diyor.

2019'dan beri Temsilciler Meclisi'nde New York'u temsil eden AOC, bu gönderilerden birkaç saat önce ABC News'e konuştu ve başkanlığa aday olma ihtimalini tamamen dışlamadığını söyledi:

Bu olasılığı göz ardı etmiyorum ve bana verilen büyük desteğe gerçekten çok müteşekkirim.

AOC, yumurta dondurma sürecinden de bahsederek bu sürecin normalleştirilmesi gerektiğini vurguladı:

Özellikle mevcut siyasi ortamda bu çok önemli. Bu yönetim, kürtaj hakkından sağlıklı bir hamilelik geçirme imkanına kadar, ülke genelindeki kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimini engelliyor. Liderler olarak bu konuları konuşmamızın ve bu süreçleri paylaşmamızın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bir kadının yumurtalarının vücudundan alınarak dondurulması ve daha sonra kullanılmak üzere saklanması işlemine yumurta dondurma deniyor.

Giderek daha fazla tercih edilen bu işlemle saklanan yumurtalar daha sonra döllenebiliyor. 

Döllenen yumurtalar gelişmeye devam ediyor ve embriyolar hazır olduğunda, kadının hamile kalması umuduyla rahmine transfer ediliyor.

Halihazırda ara seçim yarışına katıldığını hatırlatan AOC, "Bireysel hedeflerimize veya planlarımıza değil, ara seçimlere odaklanmaya devam etmek gibi bir sorumluluğumuz var" dedi.

Başkanın 4 yıllık görev süresinin ortasında düzenlenen ara seçimler kasım başında yapılacak. Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı, Senato'daki 100 sandalyeninse yaklaşık üçte biri için oy kullanılacak.

AOC, 2019'da kendisi gibi genç ilerici adaylarla birlikte ABD Kongresi'nde göreve başladığında basından aldığı yoğun ilgi sayesinde ulusal çapta bir görünürlüğe halihazırda sahip. 

O zamandan beri alım gücü, silahlı şiddet, iklim değişikliği, üreme hakları ve diğer sıcak gündemlerle ilgili sosyal medyada genç seçmenlerle etkileşime girerek etkisini artırdı.

Ocasio-Cortez genç seçmenler arasında popüler olsa da yarışa girmesi durumunda, Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için partinin diğer deneyimli isimleriyle mücadele edecek.

Potansiyel aday havuzundaki diğer isimler arasında eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer ve eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg var.

Independent Türkçe, BBC, Washington Post