Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Trump'ın UFO danışmanı: ABD Başkanı'nın kim olduğu uzaylıların umurunda değil

ABD Başkanı'nın UFO'ları araştırma çabalarına rağmen Trump'ın UFO danışmanına göre, uzaylılar Beyaz Saray'da kimin oturduğuyla ilgilenmez (AP)
ABD Başkanı'nın UFO'ları araştırma çabalarına rağmen Trump'ın UFO danışmanına göre, uzaylılar Beyaz Saray'da kimin oturduğuyla ilgilenmez (AP)
TT

Trump'ın UFO danışmanı: ABD Başkanı'nın kim olduğu uzaylıların umurunda değil

ABD Başkanı'nın UFO'ları araştırma çabalarına rağmen Trump'ın UFO danışmanına göre, uzaylılar Beyaz Saray'da kimin oturduğuyla ilgilenmez (AP)
ABD Başkanı'nın UFO'ları araştırma çabalarına rağmen Trump'ın UFO danışmanına göre, uzaylılar Beyaz Saray'da kimin oturduğuyla ilgilenmez (AP)

Donald Trump, UFO'larla ilgili belgeleri kamuoyuna açıklamaya özen gösteriyor ancak ABD Başkanı'nın UFO danışmanlarından birine göre küçük yeşil adamlar bir gün Dünya'yı ziyaret etseler bile, bizim siyasetimizle ya da Beyaz Saray'da kimin oturduğuyla pek ilgilenmeyecekler.

ABD yönetiminin Tanımlanamayan Anormal Olaylar (UAP) Bilimsel Danışma Konseyi'nin başkanı Avi Loeb, bu hafta AlterNet'e yaptığı açıklamada, "Eğer biri yıldızlararası uzayın uçsuz bucaksız derinliklerinden gelirse, insanların Dünya'daki toprakları nasıl böldüğünü anlamak onlar için çok düşük bir öncelik olacaktır" dedi.

Birleşik Devletler'i de başkanının kim olduğunu da umursamazlar.

Aynı zamanda Loeb, Trump yönetimi sırasında uzaylıların keşfedilmesi veya onlarla temas kurulması halinde, bunun başkanın mirasını sonsuza dek şekillendireceğini söyledi.

Harvard Üniversitesi'nden fizikçi Loeb, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada "Yalnız olmadığımızı, kozmik çevremizde komşumuz olduğunu bir başkanın görev süresi içinde keşfetmemiz, elbette onun için büyük bir lütuf olurdu" ifadelerini kullandı.

Bu tür bir keşif, milyonlarca yıl sonra bile hatırlanır. Bu, başka bir ülkeyle yaşanan ve bir asır sonra muhtemelen unutulacak bir anlaşmazlığa benzemez. Bu, insanlığın geleceğini şekillendirecek büyük bir keşif olur.

Haziranda duyurulan danışma konseyi, Trump yönetiminin UAP'ler hakkında daha fazla bilgi açıklamaya yönelik geniş çaplı çabalarının parçası.

Bugüne kadar Pentagon, kamuoyuna 5 parti halinde bilgi yayımladı ancak bu belgeler, dünya dışı yaşam veya teknolojiye dair yeni ve kesin bir kanıt ortaya çıkarmadı. Bunun yerine, yayımlanan bilgiler hem yakın zamanda hem de onlarca yıl öncesinde meydana gelen gizemli karşılaşmalarla ilgili kayıtların karışımından oluşuyor.

Yönetim ayrıca hükümette UAP'lerle ilgili bilgi sahibi ihbarcıların, gizlilik anlaşmalarını veya diğer gizlilik yükümlülüklerini ihlal etme korkusu duymadan konuşmasını teşvik edecek bir süreç üzerinde çalışıyor.

Loeb'in UAP danışma grubunun başına getirilmesi biraz tartışmalıydı.

Üst düzey bir fizikçi olarak uzun süredir görev yapmasına rağmen, uzaylı yaşam ihtimali hakkında vaktinden önce iddialarda bulunduğunu savunan diğer bilim insanlarından eleştiri alıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi'nden astrofizikçi Steve Desch, haziranda Associated Press'e yaptığı açıklamada, "Bunun nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum ancak o görevdeyken bu soruların yanıtına yaklaşamayacağız" demişti.

Pentagon'dan UAP'yle ilgili çeşitli belgelerin gizliliğini kaldırmasını talep eden ekibin başındaki Loeb, aksi kanıtlanana kadar Dünya çevresinde karşılaşılan UAP'lerin insan yapımı fenomenler olduğu varsayımından hareket ettiğini söylüyor.

Independent Türkçe


Kosta Rika'da şiddet sarmalı: Demokrasi tehlike altında

Sağcı popülist lider Fernandez, suç oranlarındaki artıştan yargıyı sorumlu tutuyor (Reuters)
Sağcı popülist lider Fernandez, suç oranlarındaki artıştan yargıyı sorumlu tutuyor (Reuters)
TT

Kosta Rika'da şiddet sarmalı: Demokrasi tehlike altında

Sağcı popülist lider Fernandez, suç oranlarındaki artıştan yargıyı sorumlu tutuyor (Reuters)
Sağcı popülist lider Fernandez, suç oranlarındaki artıştan yargıyı sorumlu tutuyor (Reuters)

Uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı şiddet olaylarının tırmanması Kosta Rika'daki siyasi düzeni tehdit ediyor. 

Wall Street Journal'ın analizinde, 2020'den bu yana cinayetlerin yüzde 50 arttığına işaret ediliyor.

Orta Amerika ülkesinin cinayet oranı Meksika'nınkiyle aynı seviyeye ulaştı.

Analize göre, mayısta göreve başlayan Devlet Başkanı Laura Fernandez, polisin yakaladığı şüphelilerin mahkemelerce serbest bırakıldığını savunarak yargıya yükleniyor.

Ancak sağcı Fernandez'in organize suç örgütlerinin yargıya sızdığına yönelik iddiaları hem muhalefet hem de yargı mensuplarından eleştiri alıyor.

Kosta Rika'nın başkenti San Jose'de yargı mensupları, muhalif siyasetçiler ve akademisyenler, bu ay hükümet karşıtı protestolar düzenlemişti.

Haberde, şiddet olaylarındaki artışın Kosta Rika'nın Karayipler kıyısındaki Limon'da yer alan Moin limanıyla ilişkili olduğu yazılıyor.

Yetkililere göre liman, uyuşturucu çetelerinin Kosta Rika üzerinden çok daha büyük miktarlarda kaçakçılık yapmasını sağladı.

Fernandez de selefi Rodrigo Chaves'in izinden giderek, organize suç örgütleriyle mücadelede "El Salvador modelini" uyguluyor.

El Salvador lideri Nayib Bukele, Amerika kıtasının en büyük hapishanesi Terör Muhafaza Merkezi'nin (CECOT) açılışını Şubat 2023'te yapmıştı. Bukele yönetimi döneminde suç oranları düşerken, kitlesel gözaltılar ve CECOT'ta yaşandığı öne sürülen insan hakları ihlalleri tepki çekmişti.

ABD Başkanı Donald Trump'a yakınlığıyla bilinen Fernandez ve Chaves'in Kosta Rika'da yürüttüğü hapishane projesinin bu yıl tamamlanması öngörülüyor.

Ancak muhalefet bunun suç örgütlerine ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı kalıcı çözüm sunmayacağını, aksine ülkedeki demokratik işleyişe zarar vereceğini savunuyor.

Rio de Janeiro merkezli Igarapé Enstitüsü'nde organize suç üzerine çalışan Robert Muggah, Latin Amerika'da "Bukele etkisinin" yayıldığını söylüyor. Fakat daha büyük cezaevleri inşa etmenin ve daha uzun hapis cezaları vermenin uluslararası çapta faaliyet gösteren örgütlerin sızdığı Kosta Rika'da çözüm getirmeyeceğini öne sürüyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Latin America Reports


Altı aylık sessizlik… Mücteba Hamaney’in ortaya çıkmaması soru işaretlerini artırıyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
TT

Altı aylık sessizlik… Mücteba Hamaney’in ortaya çıkmaması soru işaretlerini artırıyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyan bir kişi, Tahran’da eski dini lider Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde (AP)

Savaşı fitilleyen ve Mücteba Hamaney’i İran’ın Dini Lideri konumuna getiren hava saldırılarından altı ay sonra, ağır yaralanan Mücteba’nın hâlâ hiçbir şekilde kamuoyunun karşısına çıkmaması, ülke yönetiminin merkezinde büyük bir boşluk yaratıyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten  aktardığına göre, İran’ın hem Ortadoğu’yu ateşe veren hem de zaten kırılgan olan ülke ekonomisine ağır darbeler vuran bir savaşla ilgili kader niteliğinde kararlarla karşı karşıya kaldığı bu dönemde, Mücteba Hamaney’in sağlık durumu ve üstlendiği role ilişkin soru işaretleri her geçen gün artıyor.

İranlı yetkililer ve ülke içindeki üst düzey kaynaklar, Hamaney’in görünümünü bozan ağır yaralarının tedavisini sürdürürken güvenlik gerekçeleriyle devleti perde arkasından yönettiğini ve ipleri elinde tuttuğunu belirtiyor. Günlük yönetim yetkilerinin ise geniş kapsamlı olarak üst düzey bir yetkili grubuna devredildiği ifade ediliyor.

Ancak savaşın başlamasından bir hafta sonra göreve atanmasından sonra kendisine ait tek bir fotoğraf, video veya ses kaydı dahi yayınlanmaması, sözünün son karar mercii olması gereken bir ülkede İranlılar arasındaki şüpheleri derinleştiriyor.

Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü’nden Alex Vatanka durumu şu sözlerle değerlendiriyor: "Artık soru Mücteba’nın hayatta olup olmadığı değil; İran’ın hâlâ fiilen görevini yapan bir Dini Lideri olup olmadığıdır."

Hamaney’in İran halkına mesajları, haber bültenlerinde sunucular tarafından okunan sınırlı sayıdaki yazılı açıklamadan ibaret kaldı. Mücteba, geçen ay babası için düzenlenen bir haftalık cenaze merasimlerine bile katılmadı.

Üst düzey yetkililer ve konuya yakın kaynaklar, bu yokluğu suikast endişelerine bağlıyor; Dini Lider'in üst düzey yetkililerle sık sık toplantılar yaptığını, bütün kritik raporları incelediğini ve önemli konularda son kararı verdiğini savunuyor.

Nitekim Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 10 Ağustos’ta Hamaney ile yedi saat süren bir toplantı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Ancak bu durum, İran yönetimine en sadık radikal kesimler arasında bile şüphe uyandırmaya başladı. İran’ın dini eğitim merkezi olan Kum kentindeki bir Besic milis gücü üyesi, "Ülkeyi yönettiğine ve ipleri elinde tuttuğuna dair bize güven verecek şekilde liderimizin sesini duymaya veya bir işaret görmeye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Hassas konuyu değerlendirmek için isminin gizli kalmasını isteyen Besic üyesi, Hamaney’in hâlâ kritik kararları aldığına inandığını ancak tek bir fotoğrafın bile olmamasının moral bozduğunu ve İran’ın çıkarına olmadığını ifade etti.

Yönetim muhalifleri veya kapsamlı reform isteyen İranlılar arasında ise tepkiler çok daha net. Tahran’da yaşayan ve ismini vermek istemeyen reform yanlısı iş insanı Şehruh, "Mücteba’nın öldürülmediğini nereden bileceğiz?" diye sorarak, "Karar alma süreçlerine katıldığını kanıtlamayı bir kenara bırakın, hayatta olduğuna dair tek bir işaretin bile olmaması hiç mantıklı değil" ifadelerini kullandı.