Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Trump’ın danışmanları, İran savaşının görev süresinin sonuna kadar sürebileceği konusunda uyardı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump’ın danışmanları, İran savaşının görev süresinin sonuna kadar sürebileceği konusunda uyardı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da aralarında bulunduğu üst düzey Beyaz Saray danışmanları, Başkan Donald Trump’ı İran’la çatışmanın başkanlık görev süresinin sonuna kadar devam edebileceği konusunda gizlice uyardı.

Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre danışmanlar, Oval Ofis ve Durum Odası’nda yapılan kapalı toplantılarda Trump’a, Tahran’ın ABD’nin baskısına direnmeye devam edebileceğini ve bunun da çatışmanın Ocak 2029’daki başkanlık devir tesliminin ötesine uzamasına yol açabileceğini söyledi.

Gazetede yer alan bu uyarılar, Trump’ın savaşla ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamalarla çelişiyor. Trump, dün savaşın kasım ayında yapılacak ABD ara seçimlerinin “hemen ardından” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın seçimleri etkilemeye çalıştığını savunan Trump, Tahran’ın direnişini daha uzun süre devam ettiremeyeceğini ifade etti.

Trump ayrıca diplomatik görüşmelerin hâlâ bir seçenek olduğunu, ancak bunun tercih ettiği yol olmadığını ifade etti.


Ağustos 2026, dünya genelinde kayıtlardaki en sıcak ay oldu

İklim değişikliğinin etkileri dünya genelinde giderek artıyor (Brock Üniversitesi)
İklim değişikliğinin etkileri dünya genelinde giderek artıyor (Brock Üniversitesi)
TT

Ağustos 2026, dünya genelinde kayıtlardaki en sıcak ay oldu

İklim değişikliğinin etkileri dünya genelinde giderek artıyor (Brock Üniversitesi)
İklim değişikliğinin etkileri dünya genelinde giderek artıyor (Brock Üniversitesi)

Avrupa Birliği’ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi, Ağustos 2026’nın dünya genelinde kayıtlara geçen en sıcak ay olduğunu, Batı Avrupa’da ise 2026 yazının veri kayıtlarının tutulmaya başlanmasından bu yana en sıcak yaz mevsimi olarak kayıtlara geçtiğini açıkladı.

Copernicus’a göre ağustos ayında küresel ortalama hava sıcaklığı 16,96 derece Celsius olarak ölçüldü. Bu değer, Temmuz 2023’te kaydedilen önceki rekoru 0,01 derece aşarken, Batı Avrupa “tarihin en sıcak yazını” yaşadı.

Almanya’nın Bonn kentinde, Avrupa genelindeki sıcak hava dalgası sırasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi merkez binasının duvarına yerleştirilen dev termometrede 39 derece görülüyor (Reuters).
Almanya’nın Bonn kentinde, Avrupa genelindeki sıcak hava dalgası sırasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi merkez binasının duvarına yerleştirilen dev termometrede 39 derece görülüyor (Reuters).

Copernicus’u yöneten hükümetler arası kuruluş Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) iklim stratejisi sorumlusu Samantha Burgess, bugün yayımlanan Copernicus raporunda, “Ağustos 2026, küresel iklim tarihinde olağanüstü bir ay oldu” dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Burgess yaptığı açıklamada, “İnsanlık, bugün kaydedilen seviyelerdeki sıcaklıkları en az 100 bin yıldır, muhtemelen daha uzun süredir görmedi” ifadelerini kullandı.

New York’tan Tokyo’ya, Roma’dan Yeni Delhi’ye kadar 2026 yazı, Kuzey Yarımküre’nin tamamında aşırı sıcaklıklarla geçti. Bu durum bisikletli kuryelerden inşaat işçilerine, plajlardaki tatilcilerden evlerinde yüksek risk altında bulunan kişilere kadar günlük yaşamı ciddi biçimde etkiledi.

16,96 derece Celsius

Copernicus’un 1940’a kadar uzanan verilerine göre ağustos ayında küresel ortalama hava sıcaklığının 16,96 dereceye ulaşması, bu ayı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ağustos haline getirdi.

Temmuz 2023 ise 16,95 derecelik ortalama sıcaklıkla ikinci sırada yer aldı. Ancak Copernicus, iki değer arasındaki farkın son derece küçük olması nedeniyle her iki ayı da “eşit seviyede” değerlendiriyor.

Tokyo’da şiddetli sıcak hava dalgası sırasında 22 Temmuz 2026’da bir fast-food restoranı çalışanı, başına su dökerek bir kişiyi serinletmeye çalışıyor (Reuters)
Tokyo’da şiddetli sıcak hava dalgası sırasında 22 Temmuz 2026’da bir fast-food restoranı çalışanı, başına su dökerek bir kişiyi serinletmeye çalışıyor (Reuters)

Copernicus ayrıca haziran-ağustos döneminin de dünya genelinde şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yaz mevsimi olduğunu açıkladı. Bu dönem, 2024 yazıyla aynı seviyede bulunuyor. Açıklama, ABD Ulusal Hava Durumu Servisi’nin ülke genelinde 130 yılı aşkın süredir tutulan kayıtlarda en sıcak yazın yaşandığını duyurmasının bir gün ardından yapıldı.

Diğer iklim veri kaynakları da bilim insanlarının çok daha eski dönemlere uzanan kanıtlarla sonuçlarını desteklemesine imkân sağlıyor. Bilim insanlarına göre mevcut dönem, son 125 bin yıl içinde Dünya’nın yaşadığı en sıcak dönem olma ihtimali taşıyor.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell bugün yaptığı açıklamada, “İnsanlık büyük miktarlarda kömür, petrol ve gaz yakmaya devam ettiği sürece ortaya çıkan kirlilik gezegenimizi ısıtmaya devam edecek ve aşırı sıcak hava dalgaları mutlak rekorları kırmayı sürdürecek” değerlendirmesinde bulundu.

Stiell, “Çözümler açık” diyerek özellikle “temiz enerjiye daha hızlı geçiş yapılması ve ormanlarımız ile okyanuslarımızın korunması” gerektiğini vurguladı.

Bu yıl etkili olan El Niño iklim olayı da okyanus sıcaklıklarının dönemsel olarak yükselmesine, kuraklık ve sellerin meydana gelmesine yol açıyor. Bilim insanları, El Niño’nun aşırı hava olaylarının şiddetini artırarak iklimdeki ısınmayı daha da kötüleştirmesinden endişe ediyor.

Avrupa’da sıcaklıklar yükseldi

Copernicus ayrıca ağustos ayında küresel ortalama sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla 1,65 derece daha yüksek olduğunu bildirdi. Bu oran, 2015 Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen en iddialı hedef olan 1,5 derecelik eşiğin üzerine çıkarken, bu durum Kasım 2025’ten bu yana ilk kez gerçekleşti. Bununla birlikte 1,5 derecelik eşik, yıllar üzerinden hesaplanan ortalama sıcaklığa göre değerlendiriliyor.

Fransa’nın güneybatısındaki Bordeaux kentinde, sıcak hava dalgası sırasında düzenlenen bir müzik festivali esnasında su püskürtülen bir alanda serinleyen kadın (AFP)
Fransa’nın güneybatısındaki Bordeaux kentinde, sıcak hava dalgası sırasında düzenlenen bir müzik festivali esnasında su püskürtülen bir alanda serinleyen kadın (AFP)

Bunaltıcı yaz boyunca Batı Avrupa, erken başlayan, uzun süren ve olağanüstü şiddetli bir dizi sıcak hava dalgasına maruz kaldı. Copernicus’a göre bölge, 2003 yazını geride bırakan tarihinin en sıcak yazını yaşadı.

Kıta genelinde ağustos ayında ortalama hava sıcaklığı 20,26 derece olarak ölçüldü. Bu değer, sanayi öncesi seviyelerin 1,10 derece üzerinde bulunuyor ve 2026 yazını Avrupa’da kayıtlardaki en sıcak üçüncü yaz haline getiriyor.

Copernicus’a göre sıcak hava dalgaları okyanusları da önemli ölçüde etkiledi. Kutup bölgeleri hariç tutulduğunda, aylık ortalama okyanus yüzey sıcaklığı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Ölçülen değerler, Mart 2024’te kaydedilen seviyelere yakın gerçekleşti.


“Tanker savaşı” İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
TT

“Tanker savaşı” İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)

“Tanker savaşı”, ABD’nin İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırmasıyla tırmandı. ABD ordusu, bir Amerikan savaş gemisini hedef alan iki balistik füze saldırısına karşılık olarak 5 İran petrol tankerini imha etti.

İran filosu artık ABD ateşinin hedefinde. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), son bir hafta içinde ABD güçlerinin 10 İran tankerini imha ettiğini bildirdi. Açıklamada, Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırı girişimlerinin tekrarlanması halinde saldırıların süreceği ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları ise 2 Amerikan gemisi, 8 tanker ve “yasaklı ve güvensiz bölgeye” giren 10 gemiyi vurduğunu açıkladı. CENTCOM ise kendi gemilerinden herhangi birinin vurulduğu iddiasını yalanladı.

İran ayrıca Ürdün’deki “Amerikan hedeflerine” doğru füzeler fırlattı ve deniz ulaşımına uygulamayı planladığı kısıtlamaların kapsamını genişleterek, Umman Körfezi ile Arap Denizi’nin bazı kesimlerini de bölgeye dahil etti.

Nükleer dosyada ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, Tahran’ın güvence ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerine uymaması nedeniyle İran dosyasını, 20 yıl aradan sonra ilk kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevk etti. Karar, 23 ülkenin lehte oyuyla kabul edildi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak uydu görüntüleri, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki “Cebel el-Fas” bölgesinde yürütülen inşaat çalışmalarında “belirgin bir sıçrama” yaşandığını ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre ABD ordusu, söz konusu tesise yönelik saldırı planlarını hazır bulunduruyor. Ancak ABD bombalarının graniti aşarak tahkim edilmiş nükleer tesisin derinliklerine ulaşabilecek kapasitede olup olmadığı konusunda şüpheler bulunuyor.