Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



İspanya Başbakanı, Trump ile yaşanan gerginliğe rağmen Dünya Kupası finaline katılacak

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
TT

İspanya Başbakanı, Trump ile yaşanan gerginliğe rağmen Dünya Kupası finaline katılacak

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik eleştirilerine rağmen, 2026 Dünya Kupası finalinde İspanya Milli Takımı’na destek vermek üzere pazar günü New Jersey’deki MetLife Stadı’nda hazır bulunacağı bildirildi.

Sanchez’in ofisi bugün AFP’ye yaptığı açıklamada, “Başbakan, pazar günü ABD’de oynanacak 2026 FIFA Dünya Kupası finalini izleyecek. Ardından daha önce planlanan resmi ziyaret kapsamında Cezayir’e geçecek” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, İspanya ile Arjantin arasında oynanacak final karşılaşmasına ABD Başkanı Donald Trump’ın da katılacağını doğruladı.

Böylece Sanchez ile Trump, ikili ilişkilerde yaşanan gerilimlerin gölgesinde yeniden aynı organizasyonda bir araya gelecek. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ise dün yaptığı açıklamada final karşılaşmasını televizyondan takip edeceğini duyurdu.

İspanya Kralı 6. Felipe ile ailesinin de finali tribünden izlemesi bekleniyor.

Sanchez ile Trump arasındaki ilişkiler, yılın başında İspanya Başbakanı’nın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirmesiyle belirgin şekilde gerilmişti. Sanchez, Ortadoğu’daki çatışmaları tırmandıran askeri operasyonlara karşı çıkan Batılı liderler arasında öne çıkan isimlerden biri olmuştu.

Trump, geçen hafta Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında da İspanyol liderin politikalarını sert sözlerle eleştirmiş, İspanya’yı ‘kaybedilmiş bir vaka’ olarak nitelendirerek ABD’nin ülkeyle ‘her türlü ticari alışverişi’ durduracağını söylemişti.

Trump, özellikle İspanya’nın NATO savunma harcamalarına yeterli katkıyı sağlamadığını ve Endülüs’teki Amerikan askeri üslerinin İran’a yönelik hava saldırılarında kullanılmasına izin vermediğini öne sürüyor.

Gerilimi yumuşatma çabası kapsamında Sanchez ise Ankara’da, Trump’ın sert açıklamalarından saatler sonra ABD ile ilişkilerin ‘son derece olumlu’ olduğunu belirterek, Beyaz Saray’daki mevkidaşıyla samimi ve gayriresmi bir görüşmede futbol, Dünya Kupası ve golf üzerine sohbet ettiklerini söyledi.

İspanya ile Arjantin arasında pazar günü 22.00’de oynanacak Dünya Kupası finalinin ardından Sanchez’in, dört yıl aradan sonra ilk kez Cezayir’e resmi ziyarette bulunması bekleniyor.

Söz konusu ziyaretin, yıllar süren gerginliğin ardından Madrid ile Cezayir arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecine katkı sağlaması öngörülüyor.


Hamamböceği Hareketi’nde açlık grevi: Modi halka hesap verecek

Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
TT

Hamamböceği Hareketi’nde açlık grevi: Modi halka hesap verecek

Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)

Hindistan'da gençlerin örgütlenmesiyle oluşturulan Hamamböceği Halk Partisi'ne (Cockroach Janta Party/CJP) destek veren aktivist Sonam Wangçuk, zor şartlara rağmen açlık grevini sürdürüyor.  

BBC'nin aktardığına göre 20 gündür açlık grevinde olan Wangçuk, tuz ve su dışında hiçbir şey tüketmiyor.

Yaklaşık 9 kilo kaybeden aktivist, Yeni Delhi'deki eylemcilere gönderdiği mesajda "Dışarıdan zayıf görünsem de içim hâlâ güçlü" dedi.

Açlık grevini sonlandırmasına yönelik çağrıları reddederek, "Benden grevi bitirmemi istemeyin, hükümete neden bizi dinlemediklerini sorun" ifadelerini kullandı.

Wangçuk, CJP'nin Jantar Mantar meydanında geçen ay başlattığı gösterilere destek veriyor. Eylemciler, Hindistan'da yıllardır tartışma konusu olan sınav sorusu sızıntıları nedeniyle Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'ın istifasını istiyor.

30 yaşındaki Abhijeet Dipke'nin mayısta kurduğu hareket, pazartesi günü başkentte büyük bir yürüyüş planlıyor.

Sıcak dalgası altında eylemini sürdüren Wangçuk, protestoculardan bu yürüyüşe katılmalarını istedi:

Hep birlikte barışçıl şekilde Parlamento'ya yürüyeceğiz ve taleplerimizi sunacağız.

59 yaşındaki iklim aktivisti, yürüyüşten önce yaşamını kaybetmesi halinde "ruhunun eylemcilerle birlikte olacağını" söyledi.

Guardian, Yeni Delhi'de görüşmeye gittiği Wangçuk'un sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini, bir fizyoterapist gözetiminde protestosuna devam ettiğini aktarıyor.

Haberde, ihtilaflı Keşmir'deki Ladah bölgesinde düzenlediği çevre eylemlerle tanınan aktivistin, CJP'nin Hindistan lideri Narendra Modi'ye karşı yürüttüğü protestoların "kalbine dönüştüğü" yazılıyor.

Ayrıca eylemlerin başından beri Modi hükümetinden kimsenin protestocularla iletişime geçmediğine dikkat çekiliyor.

CJP Sözcüsü Aşutoş Ranka şunları söylüyor:

Neden bizimle konuşmuyorlar Bu ülkenin hizmetkarı olduklarını ve halka karşı hesap vermekle yükümlü olduklarını bilmiyorlar mı?

Wangçuk, Ladah'ta geçen yılki hükümet karşıtı protestoları örgütlediği gerekçesiyle tutuklanmış, 170 gün hapis yattıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Aktivistin açlık grevine destek olarak başka protestocular da benzer eylemlere başladı. 27 yaşındaki Atul Yadav, 4 gündür yemek yemediğini söylüyor. Bir protestocu da açlık grevi nedeniyle fenalaşarak hastaneye kaldırılmış.

Independent Türkçe, BBC, Guardian, India Today


İsrail Cumhurbaşkanı Herzog: Suudi Arabistan’la normalleşme tamamlanmalı

Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı Herzog: Suudi Arabistan’la normalleşme tamamlanmalı

Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog, Suudi Arabistan'la normalleşme sürecini tamamlamak istediklerini söyledi.

Herzog, Suudi Arabistan merkezli El Arabiya kanalına verdiği röportajda, Riyad'la normalleşme görüşmelerine ilişkin şunları söyledi:

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a büyük saygı duyuyorum. İsrail'de en çok istediğimiz şey, ülkeler arasında bir yakınlaşma görmek.

"Zamanı geldiğinde Suudi Arabistan yönetimiyle resmi olarak görüşmeyi" umduğunu söyleyen lider, ABD'nin desteğiyle iki ülkenin doğrudan temas kurması gerektiğini ifade etti.

Riyad ve Tel Aviv arasında Beyaz Saray arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmeleri, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonuyla patlak veren Gazze savaşının ardından askıya alınmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim 2025'te Gazze'de sağlanan ateşkesin ardından 16 Ekim'de yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın da İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istediğini söylemişti.

Cumhuriyetçi liderin ilk döneminde 2020'de hazırlanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail'le ilişkileri normalleştirme kararı almıştı. Anlaşmaya daha sonra Fas, Sudan ve Kazakistan da katılmıştı.

Diğer yandan Riyad yönetimi, normalleşme görüşmelerinin başından beri bağımsız Filistin devletinin kurulmasına gidecek bir sürecin başlatılmasını şart koşuyor.

Herzog ise söyleşisinde iki devletli çözümle ilgili herhangi bir yorum yapmazken, İsrail'le Arap ülkeleri arasındaki bölgesel işbirliğini artırdığını savunduğu İbrahim Anlaşmaları'ndan övgüyle söz etti.

"Gazzeliler iyi bir yaşamı hak ediyor"

Ayrıca hayatını kaybeden her masum Filistinli sivil için "kalbinin sızladığını" belirterek, "Bizim amacımız hiçbir şekilde böyle bir şey değil" ifadelerini kullandı. Gazze halkının "iyi bir yaşamı hak ettiğini" vurguladı.

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bini geçti.

"ABD'nin İran'a yönelik tavrından memnunuz"

İsrail cumhurbaşkanı, İran savaşında diplomatik çözümden yana olduklarını savunurken, Washington'ın Tahran'a yönelik "net ve sert" tavrını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.

ABD ve İsrail, Washington-Tahran müzakereleri devam ederken 28 Şubat'ta İran'a saldırılarla savaşı başlatmıştı.

"Suriye ve Lübnan'la barış istiyoruz"

Bunlara ek olarak Herzog, Lübnan ve Suriye yönetimleriyle barış anlaşması imzalamak istediklerini öne sürdü:

Bir arabaya binip Beyrut'a gitmek benim hayalim. Şam'a gitmek de hayallerim arasında. Bölgenin tehditler ve benzeri unsurların yer aldığı bir silahlanma yarışına değil, barışa doğru ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde ve Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki işgalini sürdürüyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Al Arabiya