Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Trump yönetiminden öğrenci kredilerine yeni kısıtlama

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump yönetiminden öğrenci kredilerine yeni kısıtlama

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Donald Trump'ın Eğitim Bakanlığı, düşük ücretli işlerle sonuçlanan belirli lisans ve yüksek lisans programları için federal öğrenci kredisine erişimi kısıtlayacak yeni bir kuralı değerlendiriyor.

Eğitim Bakanlığı, önerilen kuralın, tipik bir mezunun "bir lise mezunu kadar kazanamadığı" lisans programları için federal öğrenci kredisi uygunluğunu sona erdireceğini nisanda açıklamıştı. Yüksek lisans programlarının da krediye uygun kalabilmesi için "ortalama bir lisans mezununun kazancının üzerinde" kazanç sağlaması gerekecek.

Eğitim Bakan Yardımcısı Nicholas Kent, "Trump Yönetimi'nin önerdiği hesap verebilirlik çerçevesi sağduyuya dayanıyor: Eğer yükseköğretim programları mezunların durumunu iyileştirmiyorsa, vergi mükellefleri bunları sübvanse etmemeli" dedi.

"Uzlaşıyla desteklenen bu çerçeve, yükseköğretimde anlamlı bir değişime yol açacak, yıllarca süren düzenlemelerdeki savrulmayı sona erdirecek ve çok fazla öğrenciyi daha kötü durumda bırakan öğrenci borçlarını ele alacak" diye ekledi.

Bu yeni kuraldan binlerce program etkilenebilir. Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre, lisans düzeyindeki aşçılık ve kişisel hizmetler programlarının tahmini yüzde 75,6'sı, sağlıkla ilgili programların yüzde 6,7'si ve beşeri/sosyal bilimler programlarının yüzde 8,2'si önerilen kural kapsamında krediye uygunluğunu yitirecek.

Eğitim Bakanlığı, kamuoyu görüşleri için başvuru sürecini nisanda açtı ve o zamandan beri çok sayıda kuruluş, bakanlıktan önerilen kuralda değişiklik yapmasını istedi.

Amerikan Eğitim Konseyi, öneriye "kritik düzenlemeler" yapılması çağrısında bulunan yaklaşık 40 kuruluşun daha kendilerine katıldığını söyledi. Konsey, kuralın çerçevesinin "hatalı ölçütlere, yetersiz bir uygulama zaman çizelgesine ve kongrenin amacını aşan uygulama mekanizmalarına" dayandığını savundu.

Konsey Başkanı Ted Mitchell, sunduğu yorumlarda, "Nihai uzlaşma oylamasına alelacele sunulan son metin, tüm paydaşları, özellikle de öğrencileri mağdur ediyor" diye yazdı.

İncil Temelli Yükseköğretim Derneği de Eğitim Bakanlığı'ndan çerçeveyi düzenlemesini veya inanç temelli kurumlardaki dini çalışmalar programları için muafiyet uygulamasını istedi.

Derneğin başkanı Philip Dearborn, Washington Post'a, "Bunun Birleşik Devletler'deki dini yükseköğretimin en büyük fon kesintisi olmasını istemiyoruz" dedi. 

Eğitim Bakanlığı verilerine göre lisans düzeyindeki dini çalışmalar programlarının tahmini yüzde 8,8'i önerilen kuralla krediye uygunluğunu yitirecek.

Eğitim Bakanlığı sözcüsü, bu endişelerle ilgili The Independent'a, "şu anda yorumlar değerlendiriliyor" dedi.

Bu durum, Trump'ın Büyük Güzel Yasa Tasarısı adlı yasasının lisansüstü öğrenciler için federal öğrenci kredilerini yeniden düzenlemesinin ardından gündeme geldi. Gelecek aydan itibaren yeni lisansüstü öğrencilerin federal öğrenci kredileri yıllık 20 bin 500 dolarla sınırlandırılacakken, hukuk veya tıp fakültesi gibi "mesleki" programlara kayıtlı öğrenciler yıllık 50 bin dolarlık bir sınırla karşı karşıya kalacak.

Independent Türkçe


Rusya, Leningrad üzerinde İHA’larla düzenlenen saldırıyı püskürttü; ekonomik forum başlıyor

St. Petersburg'da düzenlenecek Beşinci Savaş Dönemi Ekonomik Konferansı hazırlıklarından, (Reuters)
St. Petersburg'da düzenlenecek Beşinci Savaş Dönemi Ekonomik Konferansı hazırlıklarından, (Reuters)
TT

Rusya, Leningrad üzerinde İHA’larla düzenlenen saldırıyı püskürttü; ekonomik forum başlıyor

St. Petersburg'da düzenlenecek Beşinci Savaş Dönemi Ekonomik Konferansı hazırlıklarından, (Reuters)
St. Petersburg'da düzenlenecek Beşinci Savaş Dönemi Ekonomik Konferansı hazırlıklarından, (Reuters)

Leningrad Bölge Valisi Aleksandr Drozdenko, Rusya’nın Moskova’nın kuzeybatısındaki bölgede 30 insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü ve saldırıları püskürtmeye devam ettiğini açıkladı. Açıklama, önemli yıllık bir ekonomik forumun başlangıcına günler kala geldi.

Enerji ihracatı açısından kritik altyapı tesisleri ve büyük bir petrol rafinerisini barındıran Leningrad Bölgesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından “Rusya’nın Davos’u” olarak tanımlanan ve savaş döneminde de sürdürülen St. Petersburg Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapıyor. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre beşinci kez düzenlenen savaş dönemindeki ekonomi ve yatırım forumu bugün itibarıyla başlıyor.

2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya asker göndermesinden bu yana beşincisi gerçekleştirilen yatırım forumu, Rusya’nın Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yönelik ölümcül füze ve İHA saldırılarından sadece birkaç saat sonra açıldı. Moskova, söz konusu saldırıların, Rusya kontrolündeki Luhansk bölgesinde öğrenci yurduna düzenlenen ve can kaybına yol açan saldırıya yanıt olduğunu savundu.

Rusya’nın ikinci büyük şehri ve Putin’in doğum yeri olan St. Petersburg’da, Rus hava trafik kontrol kurumu Rosaviatsiya Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Pulkovo Havalimanı’nda uçuşların geçici olarak kısıtlandığını duyurdu.

Son dönemde Ukrayna, Rusya’nın enerji altyapısını hedef alan saldırılarını artırarak Moskova’nın gelir kaynaklarını zayıflatmayı amaçlıyor. Ukrayna ordusu, salı günü güney Rusya’daki İlskiy petrol rafinerisini İHA’larla hedef aldığını bildirdi.

St. Petersburg Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Moskova’ya yönelen 13 İHA’nın sabah erken saatlerde düşürüldüğünü duyurdu. Orta Rusya’daki Tambov bölgesinde ise Michurinsk kentindeki bir sanayi tesisine ait ek binalarda hasar meydana geldiği bildirildi.

Reuters, aktarılan bilgilerin tamamını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtti.


İspanya, ABD ve İsrail’e karşı: Kurallara dayalı düzenin öncüsüyüz

ABD ve İsrail karşıtı tutumuyla ön plana çıkan Pedro Sanchez, bir yandan da partisi ve ailesi hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla mücadele ediyor (Reuters)
ABD ve İsrail karşıtı tutumuyla ön plana çıkan Pedro Sanchez, bir yandan da partisi ve ailesi hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla mücadele ediyor (Reuters)
TT

İspanya, ABD ve İsrail’e karşı: Kurallara dayalı düzenin öncüsüyüz

ABD ve İsrail karşıtı tutumuyla ön plana çıkan Pedro Sanchez, bir yandan da partisi ve ailesi hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla mücadele ediyor (Reuters)
ABD ve İsrail karşıtı tutumuyla ön plana çıkan Pedro Sanchez, bir yandan da partisi ve ailesi hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla mücadele ediyor (Reuters)

İran savaşı ve Gazze işgaline yönelik tutumuyla dikkat çeken İspanya'nın dış politika hamleleri son dönemde gündemden düşmüyor.

Financial Times'ın (FT) analizinde, İspanya'nın özellikle İran savaşında ABD ve İsrail'e karşı eleştirilerinin, "hem ABD Başkanı Donald Trump'ı öfkelendirdiği hem de Avrupa'daki daha temkinli müttefiklerini rahatsız ettiği" yazılıyor.

Madrid yönetimi, Amerikan savaş jetlerinin İran'a saldırı için İspanya-ABD ortaklığında işletilen askeri üsleri kullanmasına izin vermemişti.

Trump ise İspanya'yla "tüm ticari ilişkileri kesme" tehdidi savurmuştu. Madrid yönetimi, Washington'ın savunma harcamalarının artırılması için NATO üyelerine yaptığı baskıya da direnmişti. ABD Başkanı da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in yönetimini "korkunç" diye niteleyerek ülkenin üzerine düşeni yapmadığını savunmuştu.

Sanchez'in muhafazakar selefi Jose Maria Aznar, Fransa ve Almanya'yla yollarını ayırarak dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'in yanında yer almış ve 2003'te ABD öncülüğündeki Irak işgalini desteklemişti.

2018'de seçilen İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) lideri Sanchez ise ABD-İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı savaşı "yasadışı" diye niteleyen ilk Avrupalı lider oldu. Irak işgalinin radikal örgütlerin artmasına, göç krizine ve enerji maliyetlerinde ani artış yaşanmasına yol açtığını hatırlattı.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, FT'ye verdiği röportajda ülkesinin uluslararası kurallara dayalı düzenin "öncü sesi" olmak istediğini belirterek, "Dış politikanın yerini kaosun, şiddetin ve savaşın almasını istemiyoruz" dedi.

ABD'yle İran arasında muhtemel bir anlaşmanın başarısız olması durumunda İspanya'nın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak amacıyla düzenlenecek bir NATO misyonuna katılıp katılmayacağı sorusuna şöyle yanıt verdi:

Gerginliğin tırmanmasına yol açabilecek hiçbir eyleme katılmayacağız. Bu krizin askeri yollarla çözülemeyeceğini düşünüyoruz.

İran savaşında Avrupa ülkelerinden aradığı desteği bulamayan Trump, Almanya'nın ardından İspanya ve İtalya'dan asker çekme tehdidi de savurmuştu.

Albares, bunları ciddiye almadıklarını ve "NATO içinde ticaret, kültürel ilişkiler ve yatırımların yolunda gittiğini" söyledi.

İspanyol bakan, ABD'nin Küba'yı işgal etmesi ihtimaline dair de şunları söyledi:

Latin Amerika ülkelerine yönelik askeri müdahaleyi kabul etmiyoruz. Bizim için Latin Amerika, İspanya'nın dış politikasının çok ötesinde bir anlam taşıyor. Bu ülkelerle kardeşlik bağlarımız var. Onları yabancı ülke olarak görmüyoruz.

Diğer yandan analizde, İspanya'nın ABD karşıtı tutumuyla Avrupa Birliği'nde öne çıkmasının rahatsızlık yarattığına da işaret ediliyor.

İspanya merkezli düşünce kuruluşu Elcano Kraliyet Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden Ignacio Molina, şu yorumları paylaşıyor:

Paris ve Berlin, güneydeki bir ülkenin öncülük etmesine alışık değil.

Analist, Sanchez için asıl büyük riskin Washington'la arasının açılması değil, "Brüksel'deki merkezi konumunu kaybetmek" olduğunu savunuyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico