Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Zelenskiy neden NATO Zirvesi’nden en büyük kazanan olarak çıktı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
TT

Zelenskiy neden NATO Zirvesi’nden en büyük kazanan olarak çıktı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)

Bu hafta Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, ABD ile İran arasında süren savaşın gölgesinde bir dizi siyasi ve güvenlik odaklı gelişmeye sahne oldu. Zirvede Avrupa’nın güvenliği, Ukrayna’ya yönelik askeri desteğin geleceği, Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımının güvenliği ile Washington’un müttefikleriyle ilişkileri ele alındı.

Zirvenin en dikkat çekici kazanımlarından birini ise Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy elde etti. ABD’nin Kiev’e askeri desteğini sürdüreceğine ilişkin verdiği güvenceler, zirvenin öne çıkan sonuçları arasında yer aldı.

ctyhju
 Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin oturum aralarında Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile el sıkışırken, 7 Temmuz 2026 (AFP)

Bu değerlendirme, Atlantik Konseyi’nde araştırmacı olarak görev yapan, aynı zamanda ABD dış politikası uzmanı ve National Interest dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Jacob Heilbrunn’un dergide yayımlanan makalesinde yer aldı. Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Heilbrunn, NATO Zirvesi’nin asıl kazananının beklenmedik şekilde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy olduğunu belirtti. Heilbrunn’a göre Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump’ı, Ukrayna’ya Patriot füze sistemlerini üretme hakkı verilmesi konusunda ikna etmeyi başardı. Trump, “Onlara ‘Kendiniz üretin’ diyelim. Henüz şirkete bunu bildirmedik, ancak bu gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.

Ukrayna yanlısı Razom for Ukraine kuruluşunun kıdemli danışmanı Melinda Haring de yaptığı açıklamada, “Harika bir gün! Trump sözünü tutarsa bu, Ukrayna’nın savaşı kazanacağı anlamına geliyor. Ancak sivillerin korunması için hava savunma sistemlerine hâlâ acil ihtiyaç var. Trump, Savunma Üretim Yasası kapsamında Lockheed Martin’e Arkansas eyaletinin Camden kentindeki tesisinde PAC-3 füzelerinin üretimine öncelik vermesi talimatını vermeli” dedi.

Heilbrunn, Ukrayna’nın geleceğine yönelik en büyük tehdidin Trump ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in sıkça gündeme getirdiği göç veya benzeri meseleler değil, Rusya olduğunu vurguladı.


Trump, ara seçimler öncesinde oy güvenliğinden sorumlu yetkilileri görevden aldı

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
TT

Trump, ara seçimler öncesinde oy güvenliğinden sorumlu yetkilileri görevden aldı

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, seçim sürecinin doğruluğunu ve güvenliğini denetlemekle görevli federal kurumun yönetiminde kalan son iki yetkiliyi de dün görevden aldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre USA Today gazetesi, iki büyük partinin temsil edildiği Seçim Yardım Komisyonu’nun normalde dört üyeli bir komisyon tarafından yönetildiğini belirtti. Ancak Cumhuriyetçi Parti tarafından aday gösterilen iki komiserin yılın başlarında görevlerinden ayrıldığı ifade edildi.

Gazete, görevden alınan iki komiserin Demokratlar tarafından atanmış olduğunu, dün ise elektronik posta yoluyla görevden alındıklarını bildiren bir mesaj aldıklarını yazdı.

CNN’in paylaştığı ve Beyaz Saray’dan bir yetkili tarafından komiserlerden birine gönderilen e-postada, “Başkan Donald Trump adına, Seçim Yardım Komisyonu üyeliği görevinizin derhal geçerli olmak üzere sona erdirildiğini bildirmek üzere yazıyorum” ifadesi yer aldı.

Demokratlar karara sert tepki gösterirken, Arizona Eyalet Sekreteri Adrian Fontes söz konusu adımı ‘sorumsuz ve tehlikeli’ olarak nitelendirdi.

bj
ABD’nin Kansas eyaletindeki oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen, 2 Ağustos 2022 (Reuters)

Virginia Senatörü Mark Warner da X platformunda yaptığı paylaşımda, söz konusu görevden almaların ‘parti aidiyeti ne olursa olsun her Amerikalıyı endişelendirmesi gerektiğini’ belirtti. Warner, “2026 ara seçimlerine yalnızca birkaç ay kala komisyonda görev yapan tüm üyelerin görevden alınması olağanüstü bir adımdır ve yönetimin bunu derhâl açıklaması gerekir” ifadelerini kullandı.

Brennan Adalet Merkezi İcra Direktörü Michael Waldman ise görevden almaları, “Başkan Trump’ın seçim sürecine müdahale etmeye yönelik devam eden girişimleri göz önüne alındığında son derece kaygı verici” olarak değerlendirdi.

CNN’in aktardığına göre Seçim Yardım Komisyonu 2002 yılında kuruldu. Komisyon, oy verme ekipmanlarının sertifikalandırılmasının yanı sıra seçimler için ayrılan yüz milyonlarca dolarlık federal desteğin yönetiminden sorumlu bulunuyor.

CNN ayrıca, Trump’ın seçmen kayıt formlarına vatandaşlık belgesi sunulmasını zorunlu kılan başkanlık kararnamesi nedeniyle komisyonla görüş ayrılığı yaşadığını, söz konusu düzenlemenin ise yargı tarafından geniş çapta engellendiğini aktardı.

USA Today gazetesi, komisyonun herhangi bir karar alabilmesi için dört üyeden en az üçünün onayının gerektiğini, ancak boşalan üyeliklerin doldurulmasının aylar sürebileceğini yazdı.

Gazeteye göre Beyaz Saray ise yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın “Amerikan seçimlerinin güvenliğini sağlama ve yalnızca yasal oyların sayılmasını temin etme yönündeki önemli göreve tam anlamıyla bağlı olmayan kişileri görevden alma yetkisini elinde bulundurduğunu” ifade etti.


Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
TT

Moskova, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze sistemini üçüncü bir ülkeye satmasına izin vermeyi değerlendiriyor

Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)
Rusya'nın Volgograd kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde Rusya'nın S-400 füze hava savunma sistemlerinin gösterimi, 2 Şubat 2018 (Reuters)

Kremlin Sarayı’ndan bugün yapılan açıklamada, Türkiye'nin elindeki Rus hava savunma sistemlerini üçüncü bir ülkeye satma olasılığı konusunda Ankara ile temas halinde olduklarını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre söz konusu satışın gerçekleşebilmesi için Moskova'nın onayının alınması gerekiyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, AFP'nin konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta, "Bu hususta Türk tarafıyla temaslar yürüttük ve temaslarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye, Rus yapımı hava savunma sistemlerini 2017 yılında satın almıştı.

Gözler Erdoğan'ın "Bizi takip etmeye devam edin" sözlerinde

Rus "S-400" füze sistemleri dosyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sistemlerin akıbetiyle ilgili bir soruya verdiği "Bizi takip etmeye devam edin" cevabıyla yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'ya yönelik yaptırımların kaldırılma ihtimalinden bahsettiği bir dönemde yapıldı.

Söz konusu yaptırımlar, Türkiye'nin S-400 sistemlerini satın alma kararı üzerine ABD tarafından devreye alındı. Washington yönetimi, Ankara'nın Rus sistemini kullanmasının Amerikan F-35 savaş uçaklarının güvenliğini tehlikeye atacağı ve bu uçakların yetenekleriyle ilgili hassas bilgilerin Moskova'ya sızdırılması olasılığından duyduğu endişe nedeniyle bu yaptırımları uyguladı.