Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
TT

ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)

Trump yönetimi, Kuzey Karolina açıklarında açık deniz rüzgar santrali inşa etme planlarından vazgeçmesi karşılığında bir enerji şirketine 129 milyon dolar ödemeye hazırlanıyor.

Beyaz Saray'ın Duke Energy'yle yaptığı bu anlaşma, Başkan'ın rüzgar enerjisine yönelik olumsuz tutumu doğrultusunda, şirketleri bu tür projelerden vazgeçmeye teşvik eden son adım.

İçişleri Bakanlığı'nın basın açıklamasında, Duke Energy'nin Carolina Long Bay bölgesinde planlanan rüzgar santrali için federal sulardaki kiralama hakkından vazgeçeceği doğrulandı.

İçişleri Bakanlığı, projenin "çok erken bir aşamada" olduğunu belirtti. Coastal Review'a göre Duke Energy başlangıçta 2022'de bölgeyi 155 milyon dolara kiralamıştı.

Duke Energy Carolinas'ın başkan yardımcısı ve CEO'su Kodwo Ghartey-Tagoe, açıklamada, "Anlaşma kapsamında Duke Energy, yaklaşık 129 milyon doları ek üretim kapasitesine yeniden yatıracak; bu yatırımlar arasında nükleer enerji ve doğalgazla elektrik üretiminin geliştirilmesiyle şebeke iyileştirmeleri yer alabilir. Bu iyileştirmeler, şebekenin güvenilirliğini artırmayı, Karolina eyaletlerindeki büyümeyi desteklemeyi ve maliyetleri mümkün olduğunca düşük tutmayı amaçlamaktadır" dedi.

İçişleri Bakanı Doug Burgum ise, "Başkan Trump'ın ülkemizin topluluklarına uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma ve Amerikan halkını önceliklendirmek için sağduyuyu kullanma vizyonu hayata geçiriliyor" diye ekledi.

Ancak Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu'nda kıdemli program yöneticisi Karly Brownfield, WUNC'ye yaptığı açıklamada, kira sözleşmesinin feshedilmesinin Kuzey Karolina'daki açık deniz rüzgar projeleri için bir geri adım olduğunu söyledi.

"Federal hükümetin enerji alanında kazananları ve kaybedenleri seçmeye devam etmesini görmek üzücü" dedi.

Gazetenin ulaştığı Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu verilerine göre, kiralanan alan yaklaşık 300 bin eve elektrik sağlayabilecek bir rüzgar santralini destekleyebilirdi.

Kâr amacı gütmeyen kuruluş ayrıca projenin 37 bin iş yaratacağını, 232 milyon dolar vergi geliri sağlayacağını ve eyalette toplam 44 milyar dolarlık sermaye yatırımı yaratacağını tahmin ediyor.

brtbngty
İçişleri Bakanı Doug Burgum, Başkan Trump'ın "uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma vizyonunun" hayata geçirildiğini iddia etti (Reuters)

Rüzgar enerjisi santrallerini sık sık eleştiren Trump, onları "en pahalı enerji biçimi" diye niteliyor.

Başkan, bu yıl Britanya hükümetini hedef alarak, rüzgar türbinlerinin "insanı işsiz bıraktığını" iddia etmiş ve görevden ayrılma sürecinde olan Başbakan Keir Starmer'ı "Kuzey Denizi'ndeki petrol sahalarını açmaya" çağırmıştı.

Martta Trump yönetimi, Fransız firması TotalEnergies'le New York ve Kuzey Karolina kıyıları açıklarında iki rüzgar santrali planından vazgeçmesi karşılığında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir anlaşma yaptığını duyurmuştu.

7 eyalet, anlaşmanın iklim hedeflerine, ekonomilerine ve enerji şebekelerine zarar vereceğini iddia ederek yönetime dava açtı.

Haziran başlarında İçişleri Bakanlığı, Reuters'a Trump yönetiminin New York, Kaliforniya ve Maine kıyıları açıklarındaki 4 rüzgar enerjisi santrali sözleşmesini feshetmek için Invenergy'ye 765 milyon dolar ödeyeceğini doğruladı.

İçişleri Bakanlığı'na göre enerji şirketi bu fonları Orta Batı'daki 5 eyalette doğalgaz enerji santralleri ve Birleşik Devletler'in batısında jeotermal projeler geliştirmek için kullanacak.

Independent Türkçe


Mikroplastiklerin vücutta biriktiği yerleri saptayan test geliştirildi

Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
TT

Mikroplastiklerin vücutta biriktiği yerleri saptayan test geliştirildi

Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)

Bilim insanları, kahve bardaklarında ve plastik poşetlerde kullanılan mikroplastikleri, vücuttaki bu minicik parçacıkların birikimini haritalamak için lazer ışığı kullanarak tespit etti.

Plastik parçacıklar balıklarda, okyanus hendeklerinde, soluduğumuz havada ve giysilerimizde bulundu. Ancak bu mikroplastiklerin ne kadarının insan vücudunda biriktiğini tespit etmek daha önce sadece diseksiyon yoluyla mümkündü.

Şimdiyse çığır açan bir test, lazer ışığı atımlarının dokuya yönlendirildiği ve mikroplastikler tarafından emildiği fotoakustik görüntüleme kullanıyor. Işık emildiğinde yüksek frekanslı küçük ses dalgaları oluşuyor ve bu da bilim insanlarının mikroplastiklerin vücutta nerede bulunduğunu gösteren ayrıntılı bir harita oluşturmasına olanak tanıyor.

Bu teknik, bilim insanlarının ameliyat veya doku örneği alma ihtiyacı duymadan mikroplastikleri haritalayabilmesini ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkisini inceleyebilmesini sağlıyor.

Çalışmanın baş yazarı, University College London (UCL) Tıp Fakültesi'nden Dr. Stephen Patrick şunları söyledi:

Dünyadaki herkes mikroplastiklere maruz kalıyor. Her yerde bulunuyorlar; yiyeceklerimizde, içeceklerimizde, giysilerimizde ve ev eşyalarımızda.

İnsan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda artan bir endişe var ve bu şimdiye kadar canlı doku içinde incelenmesi zor bir konuydu. Mevcut yöntemlerin çoğu biyopsilere veya diseksiyon sonrası doku analizine dayanıyor, bu da araştırmacıların zaman içinde gözlemleyebileceklerini sınırlıyor.

Mikroplastikleri tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımımızın, bu parçacıkların vücutta nerede biriktiği, ne kadar süreyle kaldığı ve beyin, kan damarları ve diğer organları etkileyen hastalıklara katkıda bulunup bulunmadığı konusunda yeni araştırma yolları açacağını umuyoruz.

Advanced Science adlı akademik dergide yayımlanan çalışma, bu invaziv olmayan yöntemin farelerin canlı dokusunun derinliklerinde mikroplastikleri tespit etmek için kullanılabileceğini gösteriyor.

Deneyde, farelere enjeksiyon yoluyla yaklaşık yarım miligram mikroplastik (yarım tuz tanesine eşdeğer) verildi. Araştırmacılar daha sonra plastiğin vücutta nasıl hareket ettiğini izledi.

İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da yiyecek ve içme suyundan gelen düşük düzeyde mikroplastik bulunması muhtemeldi.

UCL, Kingston Üniversitesi ve Birmingham Üniversitesi'nden araştırmacılar, polipropilen (gıda kaplarında ve kahve bardaklarında kullanılıyor) ve polietilen (tek kullanımlık plastik poşetlerde kullanılıyor) gibi yaygın mikroplastikleri tespit etti.

Bugüne kadar araştırmacıların genellikle hayvanların içinde izlemeden önce mikroplastikleri kimyasal olarak etiketlemesi gerekiyordu. Bu işlem, parçacıkların davranışını değiştirebiliyor ve gerçekçi bir şekilde incelenmelerini sınırlayabiliyor.

Yeni yöntem, araştırmacıların mikroplastikleri aylarca canlı dokunun derinliklerinde invaziv olmayan bir şekilde haritalamasına ve izlemesine olanak tanıyor. Hatta diğer tıbbi ekipmanların vücutta nasıl tepki verdiğini incelemeye de yardımcı olabilir.

Çalışmanın baş yazarı, Kingston Üniversitesi Londra'dan inorganik kimya kıdemli öğretim üyesi Dr. Joseph Bear şunları söyledi:

Tekniğin çok yönlülüğü, vücuttaki diğer plastiklerin davranışına ışık tutmamızı sağlıyor.

Fıtık ağları gibi cerrahi implantlar, sık görülen mekanik arızaları, yan etkileri ve değiştirilmeleri gerektiği için özellikle odak noktamız. Bu cihazların hastalardaki sonuçlarını ve güvenliğini iyileştirmeyi amaçlayan daha fazla araştırmayla konuyu takip ediyoruz.

Independent Türkçe


Fransa'nın güneyini kasıp kavuran büyük orman yangınları, onlarca kişinin evlerini terk etmesine neden oldu

Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
TT

Fransa'nın güneyini kasıp kavuran büyük orman yangınları, onlarca kişinin evlerini terk etmesine neden oldu

Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)

Fransa’nın güneyinde dün çıkan büyük orman yangını, acil durum ekiplerine göre onlarca kişinin evlerinden tahliye edilmesine neden oldu.

İtfaiye ekipleri, kuraklık ve şiddetli rüzgârların etkisiyle büyüyen yangına müdahale etmek için Hérault ve Aude bölgelerinde konuşlandırıldı.

Yetkililer, yangının bir yıl önce Corbières bölgesinde yaşanan büyük yangınların ardından ve Avrupa’nın geniş kesimlerini etkileyen ölümcül sıcak hava dalgasından sadece birkaç gün sonra çıktığını belirtti. Bölgede yeni bir sıcak hava dalgasının da beklendiği bildirildi.

Akşam saatlerinde yapılan açıklamaya göre, alevlerin yaklaşık 800 hektarlık alanı yok ettiği kaydedildi.

Bölge yetkililerinden bir kaynak, “Yangın bazı anlarda kontrol altına alınmış gibi görünse de henüz tamamen söndürülmüş değil” dedi.

Arazi yapısının engebeli olması ve erişim yollarının yetersizliği, itfaiye ekiplerinin çalışmalarını zorlaştırırken, yangına havadan müdahale için söndürme uçakları devreye sokuldu.

Yaklaşık 30 dereceye ulaşan sıcaklıklar ve güçlü rüzgârlar, düşük ve aşırı kuru bitki örtüsü nedeniyle alevlerin hızla yayılmasına neden oldu.

Yetkililer, Bize-Minervois ve Mailhac bölgelerinde yaklaşık 200 kişinin ya tahliye edildiğini ya da evlerinde kalmalarının istendiğini açıkladı.

99 yaşındaki Danielle isimli bir bölge sakini, “Duman o kadar yoğundu ki itfaiyeciler bize ayrılmamızı söyledi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Marsilya yakınlarındaki Rognac ve Lançon-Provence bölgelerinde daha küçük iki yangının çıktığı bildirildi.