Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek
TT

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

Fox News, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün yaptığı açıklamada, İran’ın gece saatlerinde Ürdün’deki iki ABD hava üssüne füze saldırısı düzenlemesinin ardından Tahran’a güçlü bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğini bildirdi. İran’ın saldırısının, ABD’nin İran’a ait Lark Adası’na yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

Fox News muhabirinin aktardığına göre Trump, kanala yaptığı açıklamada, “Onları güçlü bir şekilde vuracağız. Bir karşılık verilecek” dedi.

Üst düzey bir İranlı kaynak ise Reuters’a yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ABD ile İran arasında başlayan çatışmaları sınırlı bir karşılaşma olarak nitelendirdi. Ancak kaynak, Tahran’ın yeni bir saldırıya maruz kalması halinde güçlü bir şekilde karşılık vereceğini de vurguladı. Bu gelişme, iki ülke arasında temmuz ayı sonundan bu yana yaşanan ilk askeri çatışma oldu.

Fox News’in Trump’tan aktardığı bir diğer açıklamaya göre ABD hava savunma sistemleri zarar verebilecek nitelikteki tüm İran füzelerini etkisiz hale getirdi. Trump ayrıca, İran’a karşı uygulamaya konulan yeni ABD ekonomik yaptırımlarının önemli bir etki yarattığını söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na göre, ABD’nin Lark Adası’na düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Saldırılar, Washington ile Tahran arasında haftalardır süren gerilimin ardından yaşanan ilk doğrudan tırmanış olarak kayda geçti.


Trump: Kanada kendini ABD'nin eyaleti sanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
TT

Trump: Kanada kendini ABD'nin eyaleti sanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)

Amerika'nın kuzey komşusu Kanada'nın bir eyalet olmadığını ve dolayısıyla avantajlı şartlardan yararlanamayacağını öne süren Donald Trump, Kanada'yla girdiği sert ticaret savaşını savundu.

Başkan, Kanada'ya 51. eyalet olma konusunda defalarca teklifte bulundu ancak bu çağrılar öfkeyle reddedildi ve sınır ötesinde Trump karşıtı vatansever bir coşkuyu daha da körükledi.

Şimdiyse iki müttefik arasındaki ticaret savaşı derinleşirken Trump, Kanada'ya  Birleşik Devletler'in bir parçası olmadığını hatırlatmak istiyor gibi görünüyor.

Trump, pazar günü Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye, "Muazzam miktarda para kaybediyoruz" dedi.

Kendilerini ABD'nin eyaleti sanıyorlar ama öyle değiller. Neden Kanada'yı sübvanse edelim ki?

Geçen hafta Trump yönetimi, iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinin çökmesinin ardından Kanada'dan ithal edilen çeşitli ürünlere yüzde 50'lik yeni gümrük vergileri getirdi ve Kanada Başbakanı Mark Carney de aynı şekilde karşılık vererek, ABD'nin vergilerini "kuruşu kuruşuna" yansıtacağını taahhüt etti.

Kanadalı yetkililerle, özellikle Ontario Başbakanı Doug Ford'la yaşanan söz düellosu sürerken Trump, geçen yıl güneydeki komşusuyla yaşadığı anlaşmazlığın ardından Meksika Körfezi'nin adını değiştirdiği gibi, Ontario Gölü'nün adını da "Amerika Gölü" diye değiştireceğini duyurdu.

Ford, pazar günü ABC'nin This Week programında başkanın saldırganlığının "Amerikan ekonomisi için yapılabilecek en kötü şey" ve "tam anlamıyla geri bir adım" olduğunu söyleyerek, isim değiştirme gösterisinin bayağılığını "Saturday Night Live'dan çıkmış bir şeye" benzetti.

ABD Başkanı pazar günü Truth Social'da, ABD'yle iş yapmayı sürdürmeyi bekleyen tüm Kanadalı şirketlerden merkezlerini ülkeye geri taşımalarını istedi.

Başkan, "Birçoğu, ABD'nin aptal yönetimi yüzünden yıllar önce taşınan şirketler" diye yazdı.

Geri döndüğünüzde GÜMRÜK VERGİSİ olmayacak!

Ayrı bir paylaşımında, ABD'nin ikinci büyük ticaret ortağı olan Kanada'nın aynı zamanda en kötü ticaret ortaklarından biri olduğunu savundu. ABD Ticaret Temsilcisi'ne göre iki ülke her yıl yaklaşık 900 milyar dolarlık sınır ötesi ticaret gerçekleştiriyor.
 

Kanada Başbakanı Mark Carney ve Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump'a karşı çıkarak, gümrük vergisi artışlarına "kuruşu kuruşuna" karşılık vereceklerini açıkladı ve onu "zorba" diye niteledi (AFP)

cdfgrthyu
Kanada Başbakanı Mark Carney ve Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump'a karşı çıkarak, gümrük vergisi artışlarına "kuruşu kuruşuna" karşılık vereceklerini açıkladı ve onu "zorba" diye niteledi (AFP)

Trump öfkeyle, "Kanada arabaları istemiyorum, Kanada parçaları istemiyorum, Kanada'dan hiçbir şey istemiyorum" diye çıkıştı.

Bizi onlarca yıldır soyuyorlar ve bu artık son bulacak.

Başkan, iktidara döndüğünden beri ABD otomotiv imalat sektörünü canlandırdığını öne sürdü ancak üç büyük otomobil devi Kanada'dan ithal edilen parçalara hâlâ bağımlı. Bu nedenle önceki gümrük vergisi artışlarından muaf tutulmuşlardı.

Trump, Fox'ta Gowdy'ye verdiği röportajın başka bir bölümünde, Beyaz Saray'da olmasaydı İsrail diye bir devletin olmayacağını iddia etti. İran'a karşı yürüttüğü savaşı "kolayca" kazandığını söyleyerek İran konusundaki eleştirmenlerini hedef aldı. Güney Kore'yle ortak askeri tatbikatları sona erdirme kararını savundu ve golfteki başarısıyla övündü.

Independent Türkçe


Beş kıtaya yayılmış 163 çocuğu saklayan bir çocuk kaçakçılığı şebekesi ortaya çıkarıldı

Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
TT

Beş kıtaya yayılmış 163 çocuğu saklayan bir çocuk kaçakçılığı şebekesi ortaya çıkarıldı

Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)

Florida Başsavcısı James Uthmeier, yaşları 2 aydan 17 yıla kadar değişen 163 kayıp çocuğun kurtarıldığını açıkladı. "Eyalet Çapında Kalkan Operasyonu" (Operation Statewide Shield), Florida eyaletinin tamamını kapsayan ilk ve eyalet tarihindeki en büyük kayıp çocuk kurtarma operasyonu olma niteliğini taşıyor.

Çok disiplinli bir görev gücü; Pensacola, Tallahassee, Jacksonville, Orlando, Tampa, Fort Myers ve Miami'de alt operasyonlar yürüttü. Kurtarılan çocukların 46'sı Tampa Bay bölgesinde, 41'i Miami'de, 32'si Jacksonville'de, 21'i Orlando'da, 12'si Fort Myers'ta, 8'i Pensacola'da ve 3'ü Tallahassee'de bulundu.

Yetkililer, yasa dışı faaliyetlerin arkasındaki kişilerin tamamını henüz tespit edemedi. Uthmeier, insan ticareti şebekelerini yöneten sorumluların belirlenmesi için soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

Olay kapsamında yöneltilecek toplam cezai suçlama sayısı henüz açıklanmazken, müfettişler yeni gözaltıların gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

5 gün süren soruşturmayı, İnsan Ticaretiyle Mücadele Özel Danışmanı Rita Peters ile iş birliği içinde Florida Kolluk Kuvvetleri Departmanı (FDLE) yürüttü. Ekip, operasyonun hazırlanmasında "Dragon Eye" ve "Home for the Holidays" de dahil olmak üzere federal kolluk kuvvetlerinin önceki girişimlerinde uygulanan stratejileri temel aldı.

Çoklu kurumlar arası ortak görev gücü; ABD'nin 6 eyaletinde, Porto Riko'da ve aralarında Brezilya, Kanada, Kolombiya, Dominika, Finlandiya, Gana, Guatemala, İtalya, Jamaika, Meksika, İspanya ile Tayvan'ın da bulunduğu 12 yabancı ülkede çocukları kurtarmayı başardı.

Yetkililer, bulunan çocukları sosyal hizmetler, tıbbi bakım ve çocuk koruma desteği sağlayan uzmanlaşmış merkezlere nakletti.

Kolluk kuvvetleri operasyonla ilgili soruşturmalarını sürdürüyor. Bir küçüğe karşı ahlaka aykırı davranışlar, 12 ila 16 yaş arasındaki bir mağdura saldırı ve çocuk velayetine yasa dışı müdahale suçlarından aranan şüphelilerin de aralarında bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı.