Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



ABD'nin Teksas eyaleti neden ‘İslamlaşmayı durdurma mücadelesini’ veriyor?

Teksas Eyaleti'nin Plano kentinde, Müslüman cemaate hizmet vermek üzere bir cami ve İslami eğitim verilen bir medresenin olduğu komplekse yönelik Müslümanları hedef alan tehditlerin arttığı bir dönemde Cuma namazını kılmak için camiye akın eden Müslümanlar, 11 Nisan 2025 (AFP)
Teksas Eyaleti'nin Plano kentinde, Müslüman cemaate hizmet vermek üzere bir cami ve İslami eğitim verilen bir medresenin olduğu komplekse yönelik Müslümanları hedef alan tehditlerin arttığı bir dönemde Cuma namazını kılmak için camiye akın eden Müslümanlar, 11 Nisan 2025 (AFP)
TT

ABD'nin Teksas eyaleti neden ‘İslamlaşmayı durdurma mücadelesini’ veriyor?

Teksas Eyaleti'nin Plano kentinde, Müslüman cemaate hizmet vermek üzere bir cami ve İslami eğitim verilen bir medresenin olduğu komplekse yönelik Müslümanları hedef alan tehditlerin arttığı bir dönemde Cuma namazını kılmak için camiye akın eden Müslümanlar, 11 Nisan 2025 (AFP)
Teksas Eyaleti'nin Plano kentinde, Müslüman cemaate hizmet vermek üzere bir cami ve İslami eğitim verilen bir medresenin olduğu komplekse yönelik Müslümanları hedef alan tehditlerin arttığı bir dönemde Cuma namazını kılmak için camiye akın eden Müslümanlar, 11 Nisan 2025 (AFP)

The Economist

Teksaslı Cumhuriyetçiler, bundan tam 18 ay önce yeni bir mücadeleye giriştiler. Mücadele, geçtiğimiz yıl şubat ayında başladı. Eyalet Valisi Greg Abbott, Doğu Plano İslam Merkezi'nin önerdiği bir konut projesini ‘şeriat şehirleri’ modeli olarak nitelendirdi. Bunun ardından eyalette on iki devlet kurumu hızla harekete geçerek proje hakkında soruşturma başlattı. Kasım ayında ise Abbott, ABD'deki Müslümanların sivil haklarını savunan en büyük kuruluş olan Amerikan İslam İlişkileri Konseyi'ni (CAIR) ‘yabancı terör örgütü’ olarak ilan etti ve kuruluşun eyalet sınırları içinde arazi satın almasını yasakladı.

Mart ayında ise eyalet denetçisi, İslami okulları yeni eğitim bursu (voucher) programının kapsamı dışında bırakma kararı aldı. Eyaletteki Cumhuriyetçi Parti, ‘Teksas'ın İslamlaşmasını durdurma’ hedefini yasama gündemindeki öncelikler listesinde ikinci sıraya yerleştirdi.

İlk bakışta bu kampanya, 11 Eylül saldırılarının ardından tırmanan aşırı İslam karşıtlığı dalgasının bir devamı gibi görünebilir. Ancak mevcut dalganın asıl itici gücü, dışarıdan gelebilecek bir şiddet korkusundan ziyade, ülke içinde yaşanan bir dönüşüme duyulan kaygıyla ilişkilidir. ABD genelinde, Amerikan sivil yaşamını Hristiyan değerleriyle harmanlamayı amaçlayan ve genel olarak Hristiyan milliyetçiliği adı altında toplanan fikirlere yönelik destek giderek artıyor.

Bu projenin izleyeceği yolun ne olacağı henüz net değil. Ancak ülkenin en büyük Cumhuriyetçi eyaleti olan Teksas, ABD'nin Hristiyan köklerini vurgulayarak ve eyaletin tasavvur ettiği bir tehdide karşı sert bir mücadeleye girerek, bu eğilimin nasıl bir görünüm alabileceğine dair olası bir model sunuyor bugün.

İslamlaşmayı durdurmaya’ yönelik mevcut dalganın asıl itici gücü, dışarıdan gelebilecek bir şiddet korkusu değil, içeride yaşanan bir dönüşüme duyulan kaygı.

Abbott, bu yılın başlarında dini özgürlüğü savunurken “ABD, Hristiyan bir ülke olarak kuruldu” ifadelerini kullandı. Ülkenin Hristiyan kimliğini savunanlar arasında Başkan Yardımcısı JD Vance, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve 2025 yılında suikasta kurban giden muhafazakâr etkili isim Charlie Kirk de bulunuyor.

cdfrgthy
Teksas Valisi Greg Abbott, ABD'nin Wisconsin Eyaleti'ndeki Milwaukee kentinde düzenlenen 2024 Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nde konuşurken, 17 Temmuz 2024 (AFP)

Ölümünün ardından Donald Trump tarafından kendisine Başkanlık Özgürlük Madalyası verilen Kirk, ABD’nin Hristiyan karakterini belirli bir nüfus yapısıyla ilişkilendiriyor ve ülkenin ‘anayasal bir kriz’ yaşadığını düşünüyordu. Çünkü ona göre Hristiyan bir nüfus olmadan özgürlük var olamazdı.

Giderek artan sayıda siyasetçi, özellikle İslam'ı ABD kimliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Örgütlü Nefreti İnceleme Merkezi adlı bir izleme kuruluşunun verilerine göre, Mart ayına kadar geçen on üç aylık süre zarfında, ülke genelinde seçilmiş 46 Cumhuriyetçi yetkili, Müslüman karşıtı içerikli 1.111 paylaşım yaptı. Bu da aylık ortalamada on beş kat artışa işaret ediyor.

Bu paylaşımların birçoğu İslam'ı, ölümü yücelten, çocuklara aşırılıkçı fikirler aşılamaya çalışan ve toplum üzerinde sıkı bir denetim kurmayı amaçlayan bir inanç sistemi olarak tasvir etti.

Alabama Senatörü Tommy Tuberville, New York’un Müslüman Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin fotoğraflarıyla İkiz Kuleler'in yanan görüntülerini bir araya getiren bir paylaşımda bulunarak ‘düşmanın artık surların içinde olduğu’ uyarısında bulundu. Tennessee Kongre Üyesi Andy Ogles ise ‘Amerikan toplumunda Müslümanlara yer olmadığını’ söyledi.

Kamu Din Araştırma Enstitüsü’ne (PRRI) göre ‘Hristiyan Amerika’ fikrinin destekçileri, İslam'ı bir tehdit olarak görme eğiliminde diğerlerine kıyasla daha yüksek bir oranı temsil ediyor.

Trump, kendisinin felaket senaryosu olarak nitelendirdiği bir sürecin uyarıcı örnekleri olarak Avrupa kentlerine sıkça atıfta bulunuyor. Trump'a göre Paris ve Londra'nın çehresi öyle bir hal aldı ki artık ‘tanınmaz’ oldu ve İngiltere'nin başkenti ‘şeriat yönetimine’ doğru ilerliyor.

Geçtiğimiz yıl, Teksas Kongre üyeleri Chip Roy ve Keith Self, Kongre içinde "Şeriatsız Amerika" adlı grubu kurdu. O tarihten bu yana, 25 eyaleti temsil eden 66 üye daha bu gruba katıldı.

Bu eğilim, seçmen kesimleri arasında büyüyen bir kaygıyı yansıtıyor. PRRI'ye göre Cumhuriyetçilerin dörtte üçü İslam dininin Amerikan değerleriyle çeliştiğini düşünürken, Demokratlar arasında bu oran yalnızca yüzde 30'da kalıyor. Bu partiler arası fark, 2011'den bu yana iki katına çıktı. ABD'nin Hristiyan bir ülke olduğu fikrini destekleyenler, İslam dinini bir tehdit olarak görme eğiliminde daha yüksek bir oran oluşturuyor.

Müslümanların ülkeyi ele geçireceğine dair endişeler, gerçeklikten kopuk görünüyor; zira Müslümanların nüfus içindeki oranı yaklaşık yüzde 1'i geçmiyor.

Müslümanların ülkeyi ele geçireceğine dair endişeler gerçeklikten kopuk görünse de -zira Müslümanların nüfus içindeki oranı yaklaşık yüzde 1'i geçmiyor- bu hareketin taraftarları meselenin özünün İslami varlığın büyüklüğünde yatmadığını düşünüyor. Şeriat karşıtı grubun başarısını kutladığı yakın tarihli bir basın açıklamasında Keith Self, “Hristiyan değerler, ulusumuzun ve günlük yaşamımızı yöneten anayasal düzenin temelini oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Self, sözlerine ‘şeriat ve ilkelerinin bu temellerle doğrudan çeliştiğini’ de ekledi. Indiana Üniversitesi'nde Hristiyan milliyetçiliği üzerine araştırmalar yürüten akademisyen Andrew Whitehead ise, Müslümanların ‘gerçek vatandaş’ tanımının çerçevesinin çizildiği en uygun karşıt figürü temsil ettiğini değerlendiriyor.

xsdcfrgt
ABD'nin Teksas eyaletindeki Plano'da bir camide Cuma namazını kılan Müslümanlar, 11 Nisan 2025 (AFP)

ABD Kongresi'nde henüz ilk aşamalarında olan bir dizi kanun tasarısı ele alınıyor. Roy, şeriat hükümlerine bağlı yabancıların ülkeye girişini yasaklayan bir yasa tasarısı sundu. Florida'dan Randy Fine ise, şeriat temelli yasaklama biçimlerinden ‘yavru köpekleri koruma’ amacını taşıyan alaycı bir yasa tasarısı ortaya attı.

Bu süreçte Teksas, diğer eyaletlerin önünde ilerliyor gibi görünüyor. Abbott'ın ofisi tarafından The Economist dergisine yapılan açıklamada, valinin politikalarının ‘yasalara saygılı Teksaslı Müslümanların’ imajını zedelemeyi değil, ‘terörizmi destekleyenleri veya Amerikan topraklarında yabancı bir hukuku dayatmaya çalışanları’ hedef aldığını belirtti.

Vergi mükelleflerinin parasının ‘yabancı bir hukuk sistemine bağlılık yemini eden’ kuruluşlara ulaşmasını engelleme talebi ile ‘İslami şeriat vaizlerinin sınır dışı edilmesi’ çağrısı arasında Cumhuriyetçilerin tutumları farklılık gösteriyor.

Uygulamada Cumhuriyetçilerin tutumları geniş bir yelpazede farklılık gösteriyor. Bu tutumlar, vergi mükelleflerinin parasının ‘yabancı bir hukuk sistemine bağlılık yemini eden’ herhangi bir kuruluşa ulaşmasını engelleme girişimleriyle başlayıp, ‘İslami şeriat vaizlerinin sınır dışı edilmesini’ talep eden çağrılara kadar uzanıyor.

Şarku’l Avsat’ın The Economist’ten aktardığı habere göre Teksas Yasama Meclisi'nin geçen yıl okulları sınıflarda On Emir'i sergilemekle yükümlü kılmasının ardından, Eyalet Eğitim Kurulu haziran ayı sonlarında müfredatı yeniden düzenledi. Yeni yönergelere göre ortaokul düzeyindeki ‘Dünya Kültürleri’ dersi kaldırılırken, lise düzeyinde daha önce ‘İslam'ın temel inançlarını açıklayan’ üniteler, ‘cihatçı öğretilerin ve bunun İslam dininin yayılmasına ve Hristiyan topraklarının işgaline nasıl katkı sağladığını anlatan’ yeni ünitelerle değiştiriliyor. Öğrencilerden ayrıca daha fazla İncil kıssası okumaları da istenecek.

x67jk78
Florida Eyaleti'nin Tampa kentinde, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne girmesini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler arasında, CAIR’in Florida şubesi İcra Direktörü Abdullah Jaber, 13 Ekim 2023 (AFP)

Bu dönüşüm, dini özgürlük bayrağını uzun süredir taşıyan Cumhuriyetçileri son derece güç bir konuma sokuyor. Abbott'ın terör örgütü olarak nitelendirdiği kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan CAIR’den Shaimaa Zayan, daha önce ‘İslamofobi’ olarak bilinen olgunun bugün artık ‘dini zulme’ daha yakın bir hal aldığını söylüyor. Zayan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendi isteğimizle ayrılmak zorunda kalana kadar hayatımızı cehenneme çevirmeye çalışıyorlar.”

Öte yandan Teksas Kamu Politikaları Vakfı'ndan (TPPF) Sam Westrop, sosyal medyadaki ‘kalabalık gürültüsünün’, ABD'de İslamcı radikalizmin tehlikeli bir şekilde tırmandığı gerçeğini gölgelediğini savundu. Westrop, sağcı kesimin, sıradan Müslümanların bu aşırılıkçılığa karşı mücadelede müttefik olabileceğini kabul etmesi gerektiğini belirtti.

CAIR, yaşananları ‘dini zulme’ daha yakın olarak değerlendiriyor

Oklahoma on yıldan uzun bir süre önce mahkemelerinin şeriat hükümlerine dayanmasını engellemeye çalıştığında, bir yargıç bu düzenlemeyi iptal etmişti. Abbott'ın Teksas'taki girişimleri de şu ana kadar daha şanslı olmadı. Mahkemeler, eyaletin İslami okulları eğitim bursu programından dışlama girişimini durdurdu ve Doğu Plano İslam Merkezi'nin dini ayrımcılığa uğradığı iddiasıyla açtığı davanın sürmesine izin verdi.

56hj76j
Teksas eyaletinin Plano kentinde, Doğu Plano İslam Merkezi Camii yakınlarında bulunan bir ‘satılık arazi’ tabelası, 11 Nisan 2025 (AFP)

Eski ABD Başkanı Ronald Reagan tarafından atanmış bir yargıç da eyaleti sert bir dille eleştirerek, camiyle ilgili olarak ‘Teksas sakinlerine şeriatı dayatmayı amaçladığına dair hiçbir kanıt sunmadığını’ vurguladı.

Yaşananların, ocak ayında yeniden bir araya gelmesi beklenen Teksas yasa koyucularını caydıracağı görülmüyor. Yasa koyucuların, Abbott'ın çizdiği yönde hareket etmeye devam etmesi bekleniyor. Valinin Basın Sözcüsü Andrew Mahaleris, “Vali, empatinin, İngiltere'de olduğu gibi Teksas'ı ve Amerika'yı içeriden yıkmaya çalışan kötü niyetli aktörleri güçlendirecek bir araca dönüşmesine izin vermeyecek” açıklamasında bulundu.

Diğer eyaletler de gelişmeleri yakından izliyor. Florida Kongre Üyesi Randy Fine, kendi seçim bölgesinde yapılan yakın tarihli bir anketin, Cumhuriyetçi ön seçim seçmenlerinin ‘Amerika'da İslam’ konusuna, kürtaj meselesine kıyasla yedi kat, silah taşıma hakları meselesine kıyasla ise altı kat daha fazla önem verdiğini gösterdiğini belirtti.

The Economist dergisi Fine'dan ‘şeriat’ kelimesiyle neyi kastettiğini açıklamasını istediğinde, doğrudan bir tanım vermekten kaçındı ve bunun yerine İslam dininin ‘işgal ve boyun eğdirme temelli bir ideolojiye dayandığını ve demokrasi için bir tehdit oluşturduğu’ ifadesini tekrarladı.

Peki ya dinlerini kamusal alana taşıyan diğer gruplar ne olacak? ABD’li Yahudi bir temsilci daha uzlaşmacı bir tutum sergileyerek “ABD Hristiyan bir ülkedir ve yaşadığımız ülkenin doğasını anlamamız gerekir” yorumunda bulundu.


Hürmüz Boğazı'ndaki saldırıların ardından ABD'den İran'a yeni hava saldırıları düzenledi

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırıların ardından ABD'den İran'a yeni hava saldırıları düzenledi
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırıların ardından ABD'den İran'a yeni hava saldırıları düzenledi

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırıların ardından ABD'den İran'a yeni hava saldırıları düzenledi

ABD ordusu, bugün İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıkladı. Operasyonun, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisine düzenlediği saldırının ardından ve ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla gerçekleştirildiği bildirildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, bunun bu hafta İran'a yönelik düzenlenen üçüncü saldırı dalgası olduğunu belirterek, "Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan, Kıbrıs bayraklı bir konteyner gemisine açık bir saldırı düzenlemesinin ardından" operasyonun başlatıldığını ifade etti.

Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, resmi medyada yer alan açıklamalarında, bir gemiyi "izin verilmeyen bir rotadan geçtiği" gerekçesiyle uyarı ateşiyle hedef aldıktan sonra Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını ilan etti.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, "Gemi uyarı ateşiyle vuruldu ve durduruldu" denildi.

Daha sonra Devrim Muhafızları, "Hürmüz Boğazı'nda yürürlükteki düzenlemeleri ihlal eden ikinci bir geminin de hedef alındığını" duyurdu.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı:

  • Umman açıklarında ticari Galaxy gemisine düzenlenen saldırıyı kınıyoruz.
  • Gemide bulunan 11 Hindistan vatandaşından 10'u kurtarıldı, 1 kişi ise hâlâ kayıp.
  • Gerilimin derhal düşürülmesi çağrımızı yineliyoruz. Umman'daki büyükelçiliğimiz gelişmeleri yakından takip etmektedir.

Lübnan, Roma'da İsrail ile yapılması planlanan görüşmelere katılacak

ABD'nin himayesinde İsrail ve Lübnan arasında ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde yapılan müzakerelerden (Arşiv- AFP)
ABD'nin himayesinde İsrail ve Lübnan arasında ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde yapılan müzakerelerden (Arşiv- AFP)
TT

Lübnan, Roma'da İsrail ile yapılması planlanan görüşmelere katılacak

ABD'nin himayesinde İsrail ve Lübnan arasında ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde yapılan müzakerelerden (Arşiv- AFP)
ABD'nin himayesinde İsrail ve Lübnan arasında ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde yapılan müzakerelerden (Arşiv- AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Lübnanlı resmi bir kaynak yaptığı açıklamada, Lübnan'ın gelecek hafta Roma'da İsrail ile yapılması planlanan görüşmelere katılacağını bildirdi. Bu gelişme, bir ABD askeri heyetinin Güney Lübnan'da İsrail'in "deneme niteliğindeki" bir bölgeden çekilmesine yönelik uygulama mekanizmalarını görüşmek üzere Lübnan'da temaslarda bulunduğu sırada yaşandı.

Resmi kaynak, "Lübnan görüşmelere katılacak" ifadelerini kullandı. Daha önce müzakereleri yakından takip eden diplomatik bir kaynak çarşamba günü yaptığı açıklamada, Beyrut yönetiminin yeni müzakere turuna katılmayı kabul etmesi için İsrail'in Güney Lübnan'daki iki pilot bölgeden çekilmesini şart koştuğunu belirtmişti.