Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: 64 kişi hayatını kaybetti, Sanchez şoke oldu

İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
TT

İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: 64 kişi hayatını kaybetti, Sanchez şoke oldu

İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin raydan çıkan vagonları (AP)

İspanya’nın orta kesimindeki Toledo bölgesinde bugün (Çarşamba) sabah saatlerinde Madrid-Sevilla hattında iki hızlı trenin çarpışması sonucu 64 kişi hayatını kaybetti. Kurtarma çalışmaları sürerken kazanın nedenine ilişkin soruşturma devam ediyor.

Castilla-La Mancha Özerk Yönetimi Başkanı Emiliano García-Page, tren kazasında hayatını kaybedenlerin sayısının 64’e yükseldiğini açıkladı. Yerel medya, ilk belirlemelere göre en az 46 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirmişti.

cvbghj
İki trenin çarpıştığı bölgeye kurtarma ekipleri ve Sivil Muhafızlar mensupları ulaştı (AP)

İspanyol demir yolu şirketi Renfe ile Iryo’ya ait iki tren aynı hat üzerinde ilerlerken çarpıştı. İlk bilgilere göre Renfe’ye ait tren, raylarda duran Iryo trenine arkadan çarptı. Çarpışmanın etkisiyle Iryo treninin iki vagonu raydan çıkarak yakındaki bir yamaç yönüne savruldu.

Demir yolu altyapısını işleten Adif şirketi de çarpışmanın meydana geldiğini doğruladı.

Sanchez şoke oldu

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, yaptığı açıklamada, ülkedeki hızlı tren ağında meydana gelen ve bu yıl yaşanan ikinci benzer olay olarak nitelendirilen kazadan dolayı “şoke olduğunu” belirtti.

dvfg
İspanya’nın Toledo bölgesindeki Orda kasabasında meydana gelen çarpışmada, Renfe ve Iryo şirketlerine ait iki AVE hızlı treninin bazı vagonları raydan çıktı (AP)

Sanchez, X hesabından yaptığı paylaşımda, Madrid’in güneyindeki Toledo’da meydana gelen ciddi tren kazası karşısında büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek kazazedelere ve ailelerine destek mesajı verdi.

dcvfb
İki hızlı tren, Madrid’in yaklaşık 150 kilometre güneyinde çarpıştı (AP)

Ulaştırma Bakanlığı ise Madrid-Sevilla arasındaki hızlı tren seferlerinin ikinci bir duyuruya kadar durdurulduğunu açıkladı.

İnsan hatası ihtimali araştırılıyor

Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, İspanyol hükümetinin demir yolu ağındaki güvenlik sistemiyle bağlantılı bir insan hatası ihtimali üzerinde durduğunu bildirdi.

El País gazetesinin haberine göre, demir yolu ağını işleten Adif bünyesindeki bir çalışanın sistemdeki bir arızaya müdahale ederken hata yapmış olabileceği değerlendiriliyor.

Yerel ABC gazetesi de güvenlik sisteminde onarım çalışması yürüten bir görevlinin, iki trenin tehlikeli biçimde birbirine yaklaştığı konusunda uyarı vermekte başarısız olduğunu öne sürdü.

cdvfgbh
Madrid ile Endülüs arasındaki hızlı tren seferlerinin durdurulduğunu bildiren ekranı inceleyen yolcular (Reuters)

Kaza, İspanya’nın güneyindeki Adamuz’da iki trenin çarpışması ve 46 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaydan bir yıldan kısa süre sonra meydana geldi.


Sırbistan'da İsrail Büyükelçiliği önünde bıçaklı saldırı: Saldırgan öldürüldü

Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
TT

Sırbistan'da İsrail Büyükelçiliği önünde bıçaklı saldırı: Saldırgan öldürüldü

Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)

Sırp polisi, Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği önünde görev yapan bir güvenlik görevlisine bıçaklarla saldıran kimliği belirsiz bir kişinin gece yarısından sonra vurularak öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Belgrad’daki büyükelçiliğinin yakınında bir “terör saldırısı girişimi” yaşandığını doğruladı. Bakanlık, büyükelçilik çalışanlarından hiçbirinin yaralanmadığını ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Bakanlığın X platformundaki açıklamasında, “Saldırgan yerel polis tarafından öldürüldü. Büyükelçilik çalışanlarından hiçbiri zarar görmedi. Olayın yaşandığı gece geç saatlerde diplomatik misyon kapalıydı. Yetkili makamlar olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor” ifadelerine yer verildi.

Sırbistan İçişleri Bakanı Ivica Dačić de olayın “terör saldırısı” olarak değerlendirildiğini belirtti. Dačić, terör tehdidi seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını ve kritik noktalardaki polis varlığının artırıldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığı habere göre Dačić, “Henüz kimliği belirlenemeyen reşit olmayan bir kişi, iki bıçakla bir jandarma personeline saldırdı” dedi.

Polis memurunun kendini savunmak amacıyla saldırganı etkisiz hale getirdiğini belirten Dačić, memurun hafif yaralandığını kaydetti.

gthy
Sırp jandarma birlikleri, Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği’nin girişinde güvenlik önlemi alıyor (AFP)

Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği daha önce de benzer bir saldırının hedefi olmuştu. Haziran 2024’te, terör örgütü DEAŞ ile bağlantıları bulunan 25 yaşındaki Sırp vatandaşı, aynı büyükelçiliğin önünde görev yapan bir polis memurunu arbaletle yaralamış, ardından polis tarafından vurularak öldürülmüştü. Avrupa merkezli EU Alive haber platformunun aktardığına göre bu olay da terör saldırısı olarak sınıflandırılmış ve o dönemde güvenlik tehdidi seviyesi geçici olarak yükseltilmişti.


Trump, İran’la ‘kısa ve yoğun bir savaş’ seçeneğini değerlendiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
TT

Trump, İran’la ‘kısa ve yoğun bir savaş’ seçeneğini değerlendiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)

ABD, Kongre ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik kısa ve yoğun bir askerî harekât ihtimaline karşı aralarında Arap ülkelerinin de bulunduğu çok sayıda devlete hazırlıklı olmaları yönünde uyarıda bulundu. Şarku’l Avsat’ın The Wall Street Journal’dan (WSJ) aktardığına göre, Washington ve İsrail’in İran’ın kapasitesini zayıflatarak Tahran’ı müzakere masasına oturtmayı amaçlayan hava saldırılarını yeniden başlatmaya hazırlandığına dair işaretler artıyor.

WSJ’ye konuşan yetkililer, temasların diplomatik ve askerî kanallar aracılığıyla yürütüldüğünü bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın olası saldırıya ilişkin nihai kararını henüz vermediği, ancak süreci yakından takip eden kaynaklara göre, seçimlerin ardından İran’ın altyapısını ve nükleer tesislerini hedef alabilecek kapsamlı bir saldırıya sıcak baktığı ifade edildi.

Olası hazırlıklar kapsamında, uçuş takip verileri ve sevkiyat hakkında bilgi sahibi yetkililere dayandırılan bilgilere göre ABD, Teksas eyaletindeki bir Patriot hava savunma sistemini İsrail’e sevk ediyor. Yetkililer, Amerikan güçlerinin bölgedeki mühimmat stoklarını yenilediğini, ayrıca savaş uçakları ile bombardıman uçaklarının olası saldırılar için teyakkuza geçirildiğini kaydetti.

Hazırlıklar çerçevesinde, önümüzdeki ay içerisinde Ortadoğu’da halihazırda görev yapan yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan filoya ek bir uçak gemisi taarruz grubu ile bir deniz piyade keşif birliğinin katılması beklenirken, bölgedeki bazı gemilerin ise görev süresini tamamlayarak ayrılması öngörülüyor.

Daha önce basına yansıyan raporlarda da Amerikan güçlerinin olası bir tırmanışa karşı risk altındaki üslerde görev yapan personeli güvenli noktalara naklettiği bildirilmişti.

‘Küçük bir operasyon’

Trump henüz bir saldırı kararı aldığını açıklamadı, ancak geçen hafta düzenlenen bir seçim mitinginde, “Küçük bir operasyon turu daha düzenleyebiliriz ya da uzlaşmayı kabul ederler” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ‘var olabilecek veya olmayabilecek hassas askerî planlar’ hakkında yorum yapılmayacağı vurgulanırken, Trump’ın İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha erişememesini sağlamak amacıyla tüm seçenekleri masada tuttuğu belirtildi. ABD Başkanı daha önce Kongre ara seçimlerinden önce İran’a saldırmayacağını ifade etmişti.

 cxfbg
ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardım ettiğini açıkladı. (CENTCOM)

WSJ, yürütülen askerî hareketliliğin Trump’a bir saldırı kararı alması durumunda ek seçenekler sunduğunu değerlendirirken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise görevlerinin Başkana bu seçenekleri sunmak olduğunu bildirdi.

Basına yansıyan haberlere göre İsrail ordusu yeni bir saldırı için planlarını ve hedeflerini hazırlarken, Başbakan Binyamin Netanyahu ise İran’ı zayıflatarak rejim değişikliğine zemin hazırlamak amacıyla saldırıların yeniden başlatılması yönündeki baskısını sürdürüyor.

Bombardımana geri dönülme ihtimali, Trump yönetiminin ekonomik baskıya dayalı stratejisinden bir sapmayı temsil ediyor. Yaptırımların sertleştirilmesi ve deniz ablukası uygulanması, İran’ın petrol satışlarını aylarca aksatmış, hava trafiğinin büyük bir kısmını durdurmuş ve kara ticaretini sınırlandırarak zaten kötü durumda olan İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmıştı.

Ancak askerî operasyonların yeniden başlatılmasının etkinliği analistler arasında tartışma konusu olmayı sürdürüyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) İran Programı Direktörü Behnam Ben Taleblu, Trump’ın İran’ın füze kapasitesini yeniden inşa etmesi gibi büyüyen bir tehdit olarak tanımladığı unsurların hedeflenme gerekçelerini olabildiğince ayrıntılı bir şekilde açıklaması gerektiğini belirtti.

Taleblu, böyle bir gerekçenin bulunmadığı senaryoda ABD’nin mevcut yaptırımlar ve abluka sayesinde avantajlı konumda olduğunu ve bu yolda ilerlemeye devam etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İran bu sefer teslim olacak mı?

Analistler, savaşın en yoğun döneminde 20 binden fazla ABD ve İsrail hava saldırısına maruz kalan İran’ın yeni bir saldırı dalgası karşısında kolayca teslim olmayacağı görüşünü taşıyor. Uğradığı hasara rağmen Tahran yönetimi; Hürmüz Boğazı’ndaki gemileri hedef almaya, ABD güçlerine ve gemilerine saldırmaya ve müzakerelerdeki sert tutumunu korumaya devam etti.

bhju
Tahran’ın bir caddesinde sergilenen İran füzeleri, Eylül 2026 (Reuters)

İsrail Askerî İstihbaratı’nın eski yetkililerinden Danny Citrinowicz, ABD ve İsrail’in yapmaya devam ettiği en büyük hatalardan birinin; kritik altyapıların hedeflenmesi veya üst düzey yetkililere suikast düzenlenmesi de dahil olmak üzere ek bir saldırı dalgasının İran rejiminin çöküşüne yol açabileceğine inanmak olduğunu belirtti.

Citrinowicz, yeni bombardımanların rejimi daha da sertleşmeye itebileceği ve füze ile nükleer programlarına olan bağlılığını pekiştirebileceği uyarısında bulundu.

ABD ve İsrail, Haziran 2025’te patlak veren daha kısa süreli savaş sırasında İran’ın nükleer programının büyük bir bölümünü imha etmişti. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne verdiği bilgide, UAEA’nın her iki savaşta da hasar gören tesisleri onarma veya yeniden inşa etmeye yönelik herhangi bir faaliyet tespit etmediğini bildirdi.

Buna karşılık Grossi, UAEA müfettişlerinin durumlarını doğrulamak için söz konusu tesislere erişim sağlayamadığına ve UAEA’nın İran’ın nükleer maddeleri beyan edilen amaçların dışına çıkarıp çıkarmadığını teyit edemediğine dikkat çekti. Washington, müfettişlerin geri dönmesine izin vermesi için Tahran’a baskı yapmayı sürdürürken, İran yönetimi bu talebe direnmeye devam ediyor.

Endişe yaratan alanlar arasında, yüzlerce metre kayalık zeminin altında yer alan Kazma Dağı sahası da bulunuyor.

Trump zafer istiyor

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) savunma ve güvenlik analisti Seth Jones, Trump’ın saldırıların İran’ın kapasitesine kesin bir darbe indirmemesi durumunda dahi, yeni bir saldırı dalgasını zafer ilan etmek ve ardından ABD’nin savaştaki angajmanını azaltmak için kullanabileceğini değerlendirdi.

Jones, hiçbir saldırının İran’ın nükleer programını kalıcı olarak geriletemeyeceğini düşündüğünü belirtirken, bununla birlikte Trump’ın Washington’ın programı bir kez daha geciktirmeyi başardığını savunabileceğine işaret etti.

dcfrg
Döviz kurlarının gösterildiği panonun önünden geçen bir İranlı, Tahran, 27 Ekim 2026 (Reuters)

Buna karşılık İran, kamuoyuna açık ve özel kanallar aracılığıyla, herhangi bir saldırıya bölge genelindeki ekonomik tesisleri ve sivil hedefleri hedef alan sert misillemelerle yanıt vereceği konusunda uyarıda bulundu. Tahran yönetimi, savaş öncesinde de benzer tehditlerde bulunmuş; ardından ABD askerî üsleri ve diplomatik misyonlarının yanı sıra Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini ve havalimanlarını hedef almıştı.

Olası bir yeni İran misillemesinin, ABD ve Körfez müttefiklerinin savaş sırasında İran saldırıları nedeniyle tükenen hava savunma füze stoklarını henüz yenilemeye çalıştığı bir döneme denk gelebileceği belirtiliyor.