Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki görüşmenin yankıları sürüyor.

Şi'yi özel törenle Beyaz Saray'da ağırlayan Trump, "Ülkelerimiz için daha iyi bir gelecek inşa etmek üzere birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Çin lideri de görüşmenin, "stratejik istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığını ve ikili ilişkiler için yeni bir stratejik yol haritası sunduğunu" söyledi.

Normalde kasımda sonlanması beklenen iki ülke arasındaki ticaret ateşkesi de ocak ayına kadar uzatıldı.

Bu nedenle gümrük tarifeleri, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti ve ABD'nin gelişmiş çiplerine erişim sorunları gibi temel problemlerin görüşülmesi ilerideki muhtemel müzakerelere bırakıldı.

BBC'nin analizinde, Şi'nin ticaret ateşkesi açısından istediğini alamadığı yorumu yapılıyor. Pekin yönetiminin sürenin en az bir yıl daha uzatılmasını beklediğine işaret ediliyor. Öte yandan Wall Street Journal ise Pekin'in en az iki yıl daha uzatma istediğini yazıyor.

Diğer yandan Trump'ın Şi'yi havalimanında bizzat karşılamasının ve düzenlenen görkemli resepsiyonun iki lider arasındaki imajı güçlendirdiği yazılıyor. Çin sosyal medyasında iki lideri karşılaştıran çok sayıda paylaşım yapıldığı aktarılıyor.

Toplantıda yapay zeka alanındaki gelişmeler de değerlendirildi. Çin lideri, yapay zeka teknolojisinin her zaman insan kontrolünde kalması gerektiğini vurguladı. Ancak tarafların herhangi bir güvenlik önleminde uzlaşıp uzlaşmadığı belirsiz kaldı.

Son dönemde özellikle Amerikan medyasında Çin'in İran'a askeri destek verdiğine dair iddialar paylaşılmış, Pekin ise bunları defalarca yalanlamıştı. WSJ'nin analizinde, İran meselesiyle ilgili herhangi bir somut adım atılıp atılmayacağının netleşmediğine işaret ediliyor.

Tayvan da görüşmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Şi, ABD'nin Tayvan'a silah satışlarını Çin'in kırmızı çizgisi olduğunu tekrar vurgulayarak Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" söyledi.

Trump henüz Tayvan meselesiyle ilgili bir açıklama yapmadı. Mayısta Şi'yle yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a yönelik 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.

Diğer yandan Telegraph'ın analizinde, Şi'nin ABD ziyareti öncesinde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve Mısır temaslarıyla birlikte çok sayıda dünya lideriyle görüştüğü hatırlatılıyor.

Beyaz Saray'ın küresel sistemdeki merkezi rolünün zayıflamaya başladığı, Pekin'in başka ülkelerle de ilişkilerini güçlendirerek Washington'ın bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştığı yorumu yapılıyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times ise tüm rekabete rağmen iki ülke liderinin bir araya gelmesinin dünyaya olumlu bir mesaj gönderdiğini yazıyor.

Çin'deki Tsinghua Üniversitesi'nden Da Wei, görüşmenin istikrar ve süreklilik için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Trump, Şi onuruna bu akşam özel bir yemek verecek. Etkinliğe Jeff Bezos, Elon Musk, Sam Altman ve Tim Cook gibi önde gelen ABD'li iş insanlarının katılması bekleniyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC, Global Times, Telegraph


Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya’da 2018 yılında iktidara gelen Abiy Ahmed, onlarca yıl süren çatışmaların yıprattığı ülkesinde barışın sağlanması ve birliğin tesis edilmesi hedefiyle yola çıktı. Bu süreçte Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Ahmed, aradan geçen 8 yılın ardından dünün en önemli müttefiklerinin bugünün düşmanlarına dönüştüğü dramatik bir tabloyla karşı karşıya.

Abiy Ahmed’e karşı bazı eski müttefiklerinin öncülüğünde silahlı bir ittifakın kurulması ve ülkenin kuzeyinde sahadaki kontrolün ele geçirilmesi, Eritre ile yaşanan gerilime yeni bir boyut ekledi. Eritre, 2020 yılında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne (TPLF) karşı yürüttüğü savaşta Ahmed’in destekçileri arasında yer almıştı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler daha sonra giderek tırmanan bir husumete dönüştü.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, krizin seyri konusunda farklı görüşler ortaya koyuyor. Bazı uzmanlar krizin daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğunu belirtirken, bazıları ise yaşananların geçici ve dönemsel olduğunu değerlendiriyor. Bununla birlikte uzmanlar, krizin nedenleri arasında Abiy Ahmed ile eski müttefikleri arasındaki anlaşmazlıkların derinleşmesi ve özellikle Asmara’dan gelen dış desteğin etkili olduğu konusunda hemfikir.

Beklenmedik bir ittifak

Etiyopya’daki kriz, pazar günü aralarında TPLF, Amhara’daki Fano Ulusal Hareketi ve Oromo Kurtuluş Ordusu’nun (OLA) da bulunduğu yedi silahlı gücün Hayatta Kalmak İçin Etiyopya Halk Güçleri İttifakı adı verilen bir oluşum kurduklarını açıklamasıyla yeni bir aşamaya girdi. İttifak, Başbakan Abiy Ahmed hükümetine son verilmesini ve kapsayıcı bir geçiş yönetimi kurulmasını hedeflediğini duyurdu.

Afrika meseleleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu güçlerden bazılarının yakın zamana kadar birbirine karşı cephelerde savaşıyor olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Kelni’ye göre Amhara’daki Fano’nun tutum değiştirmesi, ‘dünün müttefikleri arasındaki ittifaklar haritasının değiştiğinin en önemli göstergelerinden biri’ olarak öne çıkıyor. Fano’nun, hükümete karşı çıkan başlıca silahlı güçlerden bazılarını bir araya getiren oluşumun ortaya çıkışını desteklemesi, bu değişimin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Fano grupları, 2020-2022 yılları arasındaki savaş sırasında federal güçlerin yanında TPLF’ye karşı savaşmıştı. Ancak Amhara bölgesinin güvenliği ve Pretoria Anlaşması sonrasındaki düzenlemeler konusunda anlaşmazlıkların artmasıyla hükümetle karşı karşıya geldi. Özellikle hükümetin 2023 yılında bölgelerin özel kuvvetlerini lağvederek mensuplarını ordu ve polis teşkilatına dahil etme kararı, Amhara’da bölgenin güvenlik kapasitesinin zayıflatılacağı yönünde geniş çaplı endişelere yol açtı. 2023’ten bu yana Fano savaşçıları ile federal güçler bölgede silahlı çatışmalara giriyor.

Tigray’da ise 2022 tarihli Pretoria Anlaşması, özellikle ihtilaflı topraklar, güvenlik düzenlemeleri ve cephe ile federal hükümet arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda tüm sorunları çözüme kavuşturamadı. 2026 yılında gerilimlerin yeniden tırmanmasıyla birlikte çatışma sarmalı hızlandı ve TPLF’nin de katıldığı bu silahlı ittifakla Abiy Ahmed’in karşı karşıya olduğu güçlerin sayısı arttı.

Oromia’da ise hükümet ile OLA arasındaki çatışma devam etti. Hareket, Abiy Ahmed’in iktidara gelmesinin ardından Etiyopya’ya dönmüş, ancak daha sonra o da yeniden silahlı mücadeleye başlamıştı.

Kelni’ye göre, birkaç yıl önce Abiy Ahmed’e ilişkin senaryolarda gerçekleşmesi uzak görülen bu oluşum artık bir gerçeklik haline geldi. Kelni, söz konusu güçlerin tek bir ittifak altında birleşmesinin federal hükümet ile bazı bölgesel silahlı güçler arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösterdiğini belirtti.

Kelni’ye göre bu güçleri şu aşamada bir araya getiren temel unsur, ortak bir siyasi projeden ziyade merkezi hükümetin politikalarına karşı olmaları.

Etiyopyalı siyasi analist Zahid Zeydan ise bu güçleri Abiy Ahmed hükümetine karşı yakınlaşmaya ve koordinasyon arayışına iten gelişmelerin bölgesel dinamikler ve dış destekle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Zeydan, burada Eritre’nin tutumunun yanı sıra siyasi husumet ve bu güçlerin federal hükümet tarafından göz ardı edildiğini düşündüğü bölgesel ve tarihsel taleplerin etkili olduğunu belirtiyor. Bu durum, söz konusu grupların kendi aralarındaki tarihsel derin anlaşmazlıklara rağmen ortaya çıkmış durumda. Nitekim Fano güçleri iki yıl öncesine kadar Tigray’a karşı yürütülen savaşta federal ordunun yanında yer almıştı.

Tırmanan çatışma

Sahada ise TPLF’nin ülkenin kuzeyindeki havalimanlarının kontrolünü ele geçirmesinin ertesi günü Etiyopya ordusu dün yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki çatışmalarda 272 isyancının öldürüldüğünü duyurdu. Abiy Ahmed ise hızla tırmanan gelişmelere doğrudan değinmeden, ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ortak bir projeyi duyurmak üzere komşu Cibuti’ye gitti.

Gerilimin tırmanmasının ardından ABD’nin Etiyopya Büyükelçisi Irvin J. Massinga, çarşamba günü TPLF yönetiminin geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Massinga, “ABD’nin bu yılın başlarında yaptırım uyguladığı TPLF yönetiminin bugün geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından hayal kırıklığı duyuyorum. Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’nun liderliğinde Afrika Birliği (AfB) tarafından yürütülen diyaloğu reddetmek ve kazanılamayacak bir savaşa girmek halka hiçbir fayda sağlamıyor. Diğer silahlı grupların da bu yolu izlemekten kaçınması akıllıca olacaktır” ifadelerini kullandı.

Yeni silahlı ittifakın en önemli unsurlarından biri olan Tigray’daki isyancılar çarşamba günü bölgenin başkenti Mekelle’deki havalimanının kontrolünü federal polisten aldı. Güvenlik ve yerel kaynaklar, mevcut durum nedeniyle Ethiopian Airlines’ın bölgeye yönelik uçuşlarını askıya aldığını çarşamba günü Reuters ve AFP’ye bildirdi.

Abiy Ahmed’in devam eden çatışmalar sırasında kaybettiği bu cephe ve yeni ittifakın geleceği konusunda Kelni, oluşumun silahlı muhalefet açısından önemli bir dönüşüm olduğunu belirtti. Kelni, ittifakın Tigray, Amhara ve Oromia ile diğer bölgelerden güçleri tek bir siyasi çatı altında bir araya getirdiğini, ancak bunun söz konusu grupların mutlaka yekpare bir cephe oluşturduğu anlamına gelmediğini ifade etti. Toprak, kimlik, devletin yapısı ve iktidarın paylaşımı konularındaki anlaşmazlıkların devam ettiğini belirten Kelni, özellikle Amhara ile Tigray arasındaki sorunların sürdüğüne dikkat çekti. Ayrıca her hareketin hükümetle ve diğer güçlerle yaşadığı farklı geçmişe ve kendine özgü yerel gündeme sahip olduğunu vurguladı.

Kelni’ye göre Etiyopya ile Eritre arasındaki gerilim, Sudan’daki savaş ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuz mücadelesi, Etiyopya içindeki herhangi bir tırmanışın ülke sınırlarını aşan sonuçlar doğurmasına yol açabilecek faktörler arasında yer alıyor. Kelni, Abiy Ahmed hükümetinin karşı karşıya olduğu zorluğun yalnızca dağınık silahlı gruplarla mücadele etmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda çok sayıda yerel çatışmanın ortak bir siyasi ve askeri çerçeveye dönüşmesi ihtimalini de içerdiğini belirtti.

Ancak Zeydan, mevcut ittifakın geçici ve dönemsel olduğu görüşünde. Zeydan’a göre bu süreç sona erene kadar, ‘devlet inşa etmek için ortak bir siyasi veya askeri zeminin bulunmaması’ nedeniyle can kayıplarının ve istikrarsızlığın maliyeti artacak. Zeydan ayrıca Afar ve Benishangul-Gumuz’daki başlıca oluşumların ittifaka katılmayı reddettiğine ve Etiyopya kamuoyunun da bu silahlı ittifaka karşı olduğuna dikkat çekerek, ittifakın dışarıdan yönlendirilen planların etkisiyle hareket ettiğine yönelik bir kanaatin bulunduğunu savundu.


Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
TT

Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Çinli liderin ziyaretinin ikinci gününün sonunda dün akşam Beyaz Saray’da düzenlenen resmi akşam yemeğinde ağırladı. Trump, etkinlik sırasında Şi’ye sembolik bir hediye olarak kel kartal heykeli takdim etti. Ayrıca Şi ve yemekteki diğer konuklara, yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunu gezdirdi.

d
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı Beyaz Saray’da ağırladı. (DPA)

‘Amerika’yı simgeleyen’ kel kartal heykeli

Trump, Çin Devlet Başkanı’na, ABD’nin ulusal sembolü olan kel kartal heykeli hediye etti. Trump, hediyenin ‘olağanüstü bir Amerikalı sanatçı’ tarafından yapıldığını söyledi.

Trump, akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “Kel kartal, ABD’nin ulusal sembolü ve özgür Amerika’nın yükseklerde süzülen ruhunun bir temsilidir” dedi. Trump ayrıca, “Umarız Pekin’de kendisine güzel ve görkemli bir yer bulur” ifadesini kullandı.

f
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e bir kel kartal heykeli takdim ederken (EPA)

Balo salonuna davet

Çin Devlet Başkanı Şi’ye vereceği hediyeyi açıklamadan önce Trump, akşam yemeğinin konuklarını yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunda gezmeye davet etti.

Trump, “Başkan Şi ve Bayan Peng onuruna özel bir jest olarak, buradaki herkesi arka kapıdaki şu güzel perdenin ardında bulunan yeri ziyaret etmeye davet etmek istiyorum. Burası tamamen aydınlatıldı ve harika görünüyor” dedi.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Oraya ilk ayak basan sizler olacaksınız. Muhtemelen bu geceki eğlence programının ardından bunu gerçekleştireceğiz. Herhangi birinizin, temiz ve pırıl pırıl olmasıyla dikkat çeken bu inşaat alanını ziyaret etmesinden onur duyarız.”

Söz konusu ziyaret, Beyaz Saray’da büyük resmi etkinlik ve törenlere ev sahipliği yapması amacıyla yeni bir balo salonu inşa edilmesi projesi kapsamında gerçekleştirildi.

Amerikan lezzetlerini Çin dokunuşlarıyla bir araya getiren akşam yemeği

Resmi akşam yemeğinin menüsü üç yemekten oluştu. Menüde ‘Amerikan malzemeleri ve hafif Çin dokunuşları’ bir araya getirilirken, yemekler First Lady Melania Trump’ın damak zevkinden ilham alınarak hazırlandı.

Melania, “Bir devlet yemeğinin planlanması çok sayıda ayrıntıyı içeriyor. Uyulması gereken bir protokol var ve bu etkinliğin her detayında yer aldım” dedi.

cyjuhgd
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda verilen devlet yemeğinde tercümanlar aracılığıyla konuşurken, First Lady Melania Trump Elon Musk’ı dinliyor. (AFP)

First Lady’nin ofisinin Fox News’e sunduğu etkinlik menüsüne göre, yemekte mevsimsel malzemelerin yanı sıra Amerikan ve Asya mutfaklarından esinlenen çeşitli yemekler yer aldı.

Başlangıç ​​olarak çorba ve mantar

İlk yemek, kadifemsi sarı kabak çorbası, yavaş pişirilmiş yabani mantar, çıtır pastırma ve taze soğan yağıyla hazırlandı.

Menüde yemek, tatlı sarı kabaktan hazırlanan, mevsimsel aromalarının zarif biçimde öne çıkarılması amacıyla özenle harmanlanmış, ipeksi kıvamda kadifemsi bir çorba olarak tanımlandı. Çorbaya ayrıca taze otlarla sotelenmiş yabani mantar eşlik etti.

Bu malzemeler bir araya gelerek zengin aromalı bir çorba oluştururken, çıtır pastırma yemeğe lezzetli ve isli bir tat kattı. Üzerine gezdirilen taze soğan yağı ise yemeğe ferahlatıcı bir dokunuş ve hafif sarımsak aroması verdi.

Susam kaplamalı levrek

Bir sonraki yemek, susam kabuğuyla kaplanmış levrek filetosu, yavaş pişirilmiş Çin lahanası, közlenmiş patlıcan ve Fransız usulü yeşil ot sosundan oluştu.

Menüdeki açıklamaya göre susam kabuğu, balığın yumuşaklığını korurken yemeğe kuruyemişi andıran aromatik bir tat kattı. Levrek, küçük ve çıtır Çin lahanası ile hafif karamelize bir lezzet kazanan közlenmiş patlıcanla servis edildi.

Yemeğin üzerine taze otlardan hazırlanan canlı yeşil renkte bir sos gezdirildi. Bu sos, yemeğe ferahlatıcı bir tat ve belirgin bir ekşilik kazandırırken, bahçe atmosferini çağrıştıran bir dokunuş sundu.

Vanilya ve ballı tatlı

Yemeğin sonunda ise iki lider ve konukları vanilyalı krema, Beyaz Saray balıyla hazırlanan dondurma, cevizli franjipan ve vişne reçelinin tadını çıkardı.

vfghyju
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in konuşmasını dinliyor. (AP)

Washington ile Pekin arasındaki ilişkiye övgü

Resmi akşam yemeğinde Trump, ABD ile Çin arasındaki ilişkilere övgüde bulunarak, iki ülkenin siyasi sistemleri arasındaki farklılıklara rağmen halklar arasındaki bağların devam ettiğini vurguladı.

Trump, “Başkan Şi de ben de iki farklı sistemi temsil ettiğimizin farkındayız, ancak halklarımız arasındaki bağlar sürüyor. Hiçbir zaman şu anda olduğundan daha iyi ilişkiler içinde olmadık” dedi.

Şi Cinping ise ziyaret sırasında Trump ve eşi Melania’ya gösterdikleri ‘cömert misafirperverlik’ nedeniyle teşekkür etti.