Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Nijerya'da Boko Haram örgütünün düzenlediği saldırıda 11 sivil öldü

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmeye hazırlanırken (Arşiv - AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmeye hazırlanırken (Arşiv - AFP)
TT

Nijerya'da Boko Haram örgütünün düzenlediği saldırıda 11 sivil öldü

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmeye hazırlanırken (Arşiv - AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmeye hazırlanırken (Arşiv - AFP)

Nijerya'nın doğusunda, Kamerun sınırında yer alan ve son aylarda terör saldırılarından en çok etkilenen bölgelerden biri olan Adamawa eyaletindeki küçük bir köye Boko Haram örgütü tarafından pazartesi günü düzenlenen saldırıda en az 11 sivil hayatını kaybetti.

Yerel kaynaklar, terör saldırısının Adamawa eyaletine bağlı Hong bölgesi sınırındaki Gombi yerel yönetim bölgesinde yer alan Dzangula köyünü hedef aldığını belirtti. Bundan bir hafta önce Hong bölgesi de bir terör saldırısına maruz kalmış, en az 10 sivilin öldürülmüştü.

vu7jk
Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Kebbi eyaletinde halkın göç etmesine yol açan saldırının ardından durumu değerlendiren güvenlik güçleri, 17 Ağustos 2026 (Reuters)

Eyalet Meclisi Başkanı Mathia Wesley, dün yaptığı açıklamada, bu saldırının ‘tekrarlanan uzun bir saldırılar zincirinin yeni bir halkasını oluşturduğunu’ belirterek Nijeryalı yetkilileri ‘zarar gören topluluklara bir nefes alma ve dinlenme süresi tanımak için kalıcı bir çözüm bulmaya’ çağırdı. Wesley, bu bölgenin yerel sakinlerinin ‘kendilerine karşı sürekli olarak işlenen bu vahşi eylemleri hak etmediğini’ söyledi ve halka hitaben, "Bu zor zamanlarda yanınızdayız" dedi.

Öte yandan Gombi yerel bölge başkanı Marcus Ishaya, ölü sayısının tamamı sivil olmak üzere 12'den fazla olduğunu, iki kişinin hastanede tedavi gördüğünü, bir kadının kaçırıldığını ve arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Bazı yerel sakinler de güvenlik güçleri bu kişileri bulmak için bölgeyi çevreleyen ormanları taramaya devam ederken, kesin sayıları henüz netleşmeyen kayıp kişilerin de bulunduğunu doğruladı.

cf
Nijerya ordusuna ait, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üssün pistinde bekleyen ve teröristlere karşı operasyonlara katılan bir helikopter (Arşiv - AFP)

Bölge sakinleri ayrıca saldırganların pazartesi günü sabahın erken saatlerinde köyü bastığını, rastgele ateş açtığını ve halk uyurken evleri ateşe vererek köylüleri ormanlara kaçmaya zorladığını teyit etti. İlk belirlemelere göre bir kilise ve üç ev yakılarak maddi hasara meydana geldi.

Sambisa Ormanı'na yakınlığı nedeniyle Boko Haram ve Batı Afrika'daki DEAŞ yapılanmasının konuşlandığı bölge, Nijerya'da terör saldırılarından en çok zarar gören alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Terörist grupların nüfuz mücadelesi verdiği bu ormanda yaşanan çatışmaların bedelini yerel halk canlarıyla ağır bir şekilde ödüyor.

vfghy
Nijerya'nın Bauchi eyaletinde Nijeryalı askerlere İHA teknolojisi konusunda eğitim veren Amerikalı subaylar (AFRICOM)

Nijeryalı askeri bir kaynak, yetkililerin huzuru yeniden sağlamak ve başka saldırıları önlemek amacıyla bölgeye ortak güvenlik güçleri (asker, polis ve orman korucuları) konuşlandırdığını söyledi.

Diğer yandan Nijerya ordusu, terörle mücadelede uzmanlaşmış Hadin Kai Askeri Operasyon Gücü’nün (OPHK), Boko Haram üyeleri tarafından ülkenin en kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde bulunan Buni Gari-Buratai yolu boyunca kurulan bir pusuyu engellediğini açıkladı.

Askeri operasyon sözcüsü Muhammed Guni, terör saldırısının pazartesi günü birliklerin karayolu boyunca rutin devriye görevi yürüttüğü sırada gerçekleştiğini belirterek, birliklerin saldırıya karşılık vererek teröristlerle çatıştığını ve onları bölgeden çekilmeye zorladığını kaydetti. Ayrıca pusu yerini taramak ve çevrede ek operasyonlar yürütmek üzere takviye birlikler sevk edildiğini ifade etti.

loş
Geçtiğimiz 12 Haziran'da Nijerya'nın başkenti Abuja'daki güvenlik güçleri (Reuters)

Guni'ye göre birlikler, teröristlerin hareket noktası ve geçici sığınak olarak kullandığı düşünülen birkaç geçici kampı keşfedip imha etti; bölgede ele geçirilenler arasında bir motosiklet, bisikletler, bir mühimmat deposu, mühimmat ve roket mermileri yer aldı.

Guni, bazı askeri araçların zarar görmesine rağmen çatışma sırasında hiçbir askeri personelin hayatını kaybetmediğini veya yaralanmadığını teyit ederek, birliklerin saha görevlerine devam ettiğini ve operasyonu başarıyla tamamladığını belirtti.

Nijerya, 2009 yılından bu yana Boko Haram örgütünün yürüttüğü ve 2016 yılında bir grubun ayrılarak DEAŞ’a biat etmesiyle devam eden silahlı bir isyanla karşı karşıya. Ordu bu terör örgütlerine karşı kazançlar elde etmesine rağmen, bu örgütler şiddetli ve kanlı saldırılar düzenleme kapasitelerini kaybetmedi.


Tanker savaşı genişliyor... ABD ve İran karşılıklı saldırılar düzenliyor

Tanker savaşı genişliyor... ABD ve İran karşılıklı saldırılar düzenliyor
TT

Tanker savaşı genişliyor... ABD ve İran karşılıklı saldırılar düzenliyor

Tanker savaşı genişliyor... ABD ve İran karşılıklı saldırılar düzenliyor

ABD ile İran arasındaki çatışma giderek tırmanan bir tanker savaşına dönüşürken İran Devrim Muhafızları, çarşamba günü Körfez'de iki ABD gemisi ile 8 petrol tankerine saldırdığını açıkladı. Saldırıların, ABD'nin 5 İran petrol tankerini hedef alan saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), salı akşamı yaptığı açıklamada, İran Devrim Muhafızları'nın ABD Donanması'na ait bir savaş gemisini balistik füzelerle hedef almasının ardından 8 Eylül'de 5 İran ham petrol tankerini imha ettiğini bildirmişti.

Bunun yanı sıra Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda yasak ve güvenli olmayan olarak nitelendirdiği bir bölgeden geçmeye çalışan 10 gemiye daha saldırdığını açıkladı.

Devrim Muhafızları ayrıca ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Ürdün'deki El Ezrak Askeri Üssü'nü hedef aldığını duyurdu.

Öte yandan Ürdün ordusu yaptığı açıklamada, İran'dan fırlatılan ve ülkeyi hedef alan 20 balistik füzeye hava savunma sistemleriyle müdahale edildiğini bildirdi. Açıklamaya göre füzelerden 18'i önlendi, 2 füze ise uzak bir bölgeye düştü. Ordunun açıklamasında can kaybı yaşanmadığı belirtildi.


Ukrayna: Rus İHA'larının Moldova sınır kapısını hedef alması sonucu ölü ve yaralılar var

Ukrayna'nın Kiev kentinde Rus saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında yürüyen bir polis, (EPA)
Ukrayna'nın Kiev kentinde Rus saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında yürüyen bir polis, (EPA)
TT

Ukrayna: Rus İHA'larının Moldova sınır kapısını hedef alması sonucu ölü ve yaralılar var

Ukrayna'nın Kiev kentinde Rus saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında yürüyen bir polis, (EPA)
Ukrayna'nın Kiev kentinde Rus saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında yürüyen bir polis, (EPA)

Ukrayna Sınır Muhafız Servisi, bugün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya’ya ait insansız hava araçlarının (İHA) gece saatlerinde Ukrayna ile Moldova arasındaki bir sınır geçiş noktasını vurduğunu bildirdi.

Açıklamada, saldırının ölü ve yaralanmalara yol açtığı ve bölgede yangınların çıktığı belirtildi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Ukrayna Acil Durumlar Servisi de Telegram üzerinden yaptığı ayrı bir açıklamada, Rusya’nın gece saatlerinde Ukrayna’nın başkenti Kiev’e saldırı düzenlediğini bildirdi. Açıklamada, saldırıların yangınlara neden olduğu ancak can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.