Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Trump, Almanya’daki ABD askerlerinin sayısında ‘önemli bir azalma’ planlıyor

Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Almanya’daki ABD askerlerinin sayısında ‘önemli bir azalma’ planlıyor

Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)
Almanya’nın güneyindeki Hohenfels kentinde ABD ordusuna ait bir eğitim tesisinde düzenlenen tatbikat sırasında dikenli tellerin yanında duran iki asker (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Almanya’daki Amerikan askeri varlığında önemli bir azaltma planladıklarını açıkladı. Açıklama, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) bir gün önce 5 bin askerin geri çekilmesini değerlendirdiğini duyurmasının ardından geldi. Bu adımın Cumhuriyetçi Parti içinde bile eleştirilere yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, Florida eyaletine bağlı West Palm Beach’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Sayıyı önemli ölçüde azaltacağız… 5 binden çok daha fazla azaltacağız” ifadelerini kullandı.

Washington yönetimi, Almanya’daki yaklaşık 36 bin kişilik askeri varlığını yüzde 15 oranında azaltmayı planlıyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, bu çekilmenin önümüzdeki 6 ila 12 ay içinde tamamlanabileceğini belirtti.

Öte yandan ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler komitelerinin Cumhuriyetçi başkanları, söz konusu karar karşısında ‘derin endişe’ duyduklarını ifade etti. Yetkililer, bu adımın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘yanlış bir mesaj’ vereceğini savundu.

Mike Rogers ve Roger Wicker yaptıkları açıklamada, müttefiklerin savunma harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5’ine çıkarmayı hedeflese bile bu yatırımların zaman alacağını vurguladı. Ayrıca Avrupa’daki ABD askeri varlığının azaltılmasının, bu kapasiteler tam olarak hazır olmadan yapılması halinde caydırıcılığı zayıflatacağı uyarısında bulundular.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, bakanlığı aracılığıyla AFP’ye gönderilen açıklamada, ABD’nin Avrupa’dan ve Almanya’dan asker çekmesinin beklenen bir gelişme olduğunu belirtti. Pistorius, Avrupalıların artık kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Daha önce ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı’nın İran savaşı konusundaki tutumundan memnun olmadığını dile getirmişti.

Nükleer anlaşmazlıkta diplomatik çözüm çabaları sürerken Trump, geleneksel Avrupalı müttefiklerine yönelik eleştirilerini artırarak, onları kendisinin şubat sonunda başlattığını söylediği savaş sürecine yeterli destek vermemekle suçladı.

NATO Sözcüsü ise dün yaptığı açıklamada, ittifakın ABD ile birlikte Almanya’daki askeri konuşlanmaya ilişkin kararın ayrıntılarını netleştirmek için çalıştığını bildirdi.

Trump’ın Almanya’yı hedef alan açıklamaları, NATO müttefiki olan ülkeye yönelik gerilimin arttığı bir dönemde geldi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran konusunda ‘net bir stratejiden yoksun’ olduğunu ve Tahran’ın küresel güç dengelerini zorladığını söylemişti.

Trump ise salı günü Merz’e yanıt vererek, Alman liderin İran’ın nükleer silaha sahip olmasının kabul edilebilir olduğunu düşündüğünü öne sürdü ve “Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” ifadesini kullandı.

Merz perşembe günü Atlantik’in iki yakası arasında ‘güvenilir bir ortaklık’ çağrısında bulunarak, Trump’ın eleştirilerine doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Alman otomobilleri

Trump cuma günü Almanya’yı ve ülkenin büyük otomotiv ihracatını dolaylı olarak hedef alarak, Avrupa Birliği’nden (AB) ABD’ye ithal edilen otomobillere yönelik gümrük vergilerini gelecek hafta itibarıyla yüzde 25’e çıkarma niyetinde olduğunu açıkladı.

Trump, AB’yi geçtiğimiz yaz varılan ticaret anlaşmasına uymamakla suçladı. Ancak 27 üyeli blok içinde bu anlaşmanın onay sürecinin henüz tamamlanmadığı belirtiliyor.

AB Washington delegasyonu ise AFP’ye yaptığı açıklamada, AB’nin ABD ile üzerinde uzlaşılan yükümlülükleri ‘yasal süreçler çerçevesinde’ yerine getirdiğini ve süreç boyunca ABD hükümetinin bilgilendirildiğini ifade etti.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin anlaşma hükümlerine uymaması halinde AB’nin ‘çıkarlarını korumak için tüm seçenekleri açık tutacağı’ vurgulandı.

Söz konusu tarifelerin özellikle Alman otomotiv sektörünü ciddi şekilde etkilemesi bekleniyor. Trump daha önce Alman üreticiler Mercedes-Benz ve BMW’yi yıllardır ABD’yi ‘sömürmekle’ suçlamıştı.

Almanya Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA) Başkanı Hildegard Müller dün yaptığı açıklamada, bu tür ek gümrük vergilerinin zaten zor koşullar altında bulunan Alman ve Avrupa otomotiv sektörüne ‘ağır maliyetler’ getireceğini söyledi.

Müller, taraflara acilen gerilimi düşürme ve hızlı şekilde müzakerelere başlama çağrısında bulundu.

Toplu caydırıcılık

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ABD’nin Almanya’daki askeri varlığı önemli ölçüde azalmış olsa da, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana artan tehdit algısı nedeniyle Almanya’nın güvenlik politikalarında temel bir unsur olmayı sürdürüyor.

Pistorius, ülkedeki Amerikan askerlerinin varlığının hem Almanya hem de ABD’nin çıkarına olduğunu belirterek, bu birliklerin ‘kolektif bir caydırıcılık gücü’ oluşturduğunu ifade etti.

ABD Senatosu’ndaki Demokrat üye Jack Reed ise Avrupa’daki ABD askerî varlığının azaltılmasının, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve NATO müttefiklerini baskı altında tuttuğu bir dönemde ‘Vladimir Putin için değerli bir hediye’ olacağını söyledi. Reed ayrıca bu durumun, ABD’nin müttefiklerine yönelik taahhütlerinin başkanın tutumuna bağlı olduğu mesajını verebileceği uyarısında bulundu.

Trump perşembe günü, Almanya’nın yanı sıra İtalya ve İspanya’daki askerleri de geri çekebileceğini söylemişti. Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, “İtalya bize hiçbir yardım sağlamadı. İspanya ise korkunçtu; gerçekten çok kötüydü” ifadelerini kullanmıştı.

31 Aralık 2025 itibarıyla ABD’nin İtalya’daki asker sayısının 12 bin 662, İspanya’daki asker sayısının 3 bin 814 ve Almanya’daki asker sayısının ise 36 bin 436 olduğu bildirildi.

AB perşembe günü yaptığı açıklamada, Avrupa’daki Amerikan askerî varlığının ABD’nin küresel operasyonlarında kendi çıkarlarına da hizmet ettiğini vurguladı.


Mali, son olaylarda ayrılıkçılarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla ordu subaylarını ve politikacıları suçluyor

(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
TT

Mali, son olaylarda ayrılıkçılarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla ordu subaylarını ve politikacıları suçluyor

(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)
(foto altı) Tessalit’teki bir askeri üste bayrak direğine tırmanarak bayrağı indiren bir isyancı, 1 Mayıs 2026 (Reuters)

Mali yönetimi, ülkede son dönemde düzenlenen ve son on yılı aşkın sürenin en büyük saldırı dalgası olarak değerlendirilen eylemlerle bağlantılı olarak bazı askerleri silahlı ve ayrılıkçı gruplarla iş birliği yapmakla suçladı. Başkent Bamako’daki askeri mahkemenin savcılığı tarafından yayımlanan ve cuma gecesi devlet televizyonunda duyurulan açıklamada, şüpheli iş birlikçileri listesinde görevde olan üç asker, emekli bir asker ve daha önce ordudan ihraç edilmiş bir kişinin yer aldığı belirtildi. Söz konusu kişinin, başkente 15 kilometre uzaklıktaki Kati’de bulunan ülkenin ana askeri üssü yakınlarında çıkan çatışmada öldüğü ifade edildi.

vfev
Mali’nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goita (ortada), perşembe günü Savunma Bakanı Sadio Camara’nın cenaze törenine katıldı. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı açıklamada, ‘ilk tutuklamaların başarıyla gerçekleştirildiği ve diğer tüm suçlular ile iş birlikçilerin aktif şekilde arandığı’ bildirildi; ancak kimliği tespit edilen ya da gözaltına alınan şüphelilerin sayısı paylaşılmadı. Savcılık, söz konusu askerlerin ‘saldırıların planlanması, koordinasyonu ve icrasında’ rol aldığını öne sürerken, sürgünde bulunan önde gelen Malili siyasetçilerden Oumar Mariko’nun da dahil olduğu bazı siyasi isimlerin olaya karıştığını belirtti.

gthyj
Fransız ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Nisan 2022’de Mali’nin kuzeyinde Rus paralı askerlerin bir helikoptere bindiği görülüyor. (Fransız ordusu – AP)

Ayrılıkçı isyancılar, cuma günü erken saatlerde ülkenin kuzeyindeki Tessalit’te bulunan stratejik bir askeri kampın kontrolünü ele geçirdiklerini duyurdu. Açıklamada, Mali ordusu ve Rus müttefiklerinin bölgeden çekildiği belirtildi. Bu gelişme, silahlı grupların son on yılı aşkın sürenin en geniş kapsamlı saldırı dalgasını başlattığı bir döneme denk geldi. Söz konusu duyuru, ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi tarafından yapıldı ve Mali’de iktidardaki askeri yönetim için son dönemde yaşanan en ciddi gerilemelerden biri olarak değerlendirildi. Yönetim, birkaç gün önce kuzeydeki önemli şehirlerden Kidal üzerindeki kontrolünü kaybetmişti. Saldırılar sırasında Mali Savunma Bakanı Sadio Camara’nın hayatını kaybettiği bildirildi.

Analistler, saldırıların Mali’nin kuzeyinde farklı bölgelerde çatışmaları tetiklediğini ve bunun silahlı grupların önemli kazanımlar elde etme ihtimalini artırdığını belirtiyor. Uzmanlara göre bu gruplar, komşu ülkelere yönelik saldırılar düzenleme konusunda artan bir istek gösterirken, hedeflerini daha uzak bölgelere de yöneltebilir.

25 Nisan sabahı başlayan eş zamanlı saldırılar, farklı hedeflere sahip gruplara bağlı militanların Batı Afrika’daki ülkede askeri yönetimin merkezine ulaşma kapasitesine sahip olduğunu ortaya koydu. 2020 ve 2021 yıllarındaki darbelerle iktidara gelen yönetim, bu süreçte ağır darbe alırken, hükümet yanlısı Rus güçlerinin de kuzeydeki Kidal kentinden çekilmek zorunda kaldığı ifade edildi.

DV
Mali Savunma Bakanı Sadio Camara, 15 Şubat 2024 tarihinde Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da düzenlenen bir toplantıda (AFP)

Tuareg isyancıları, hafta sonu iktidardaki askeri yönetime karşı düzenledikleri saldırıların ardından Mali’nin kuzeyindeki stratejik Tessalit askeri kampının kontrolünü ele geçirdi.

Bölgede faaliyet gösteren Azavad Kurtuluş Cephesi, El-Kaide bağlantılı silahlı gruplarla iş birliği içinde çatışıyor. El-Kaide ile bağlantılı ve Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin olarak bilinen grup, sivillere hükümete karşı ayaklanma ve şeriat uygulamalarına yönelme çağrısı yaptı. Grup ayrıca başkent Bamako’yu kuşatma tehdidinde bulundu. Güvenlik kaynakları, söz konusu grubun yaklaşık dört milyon nüfusa sahip başkent çevresinde kontrol noktaları kurduğunu bildirdi.

ILO9
Azavad Kurtuluş Cephesi’ne bağlı Tuareg isyancıları Kidal’de kamyonetlerle ilerliyor. (AFP)

Mali’nin askeri lideri Assimi Goita, salı günü devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında ülkedeki durumun kontrol altında olduğunu belirterek saldırıların arkasındaki isyancı grupların ‘etkisiz hale getirileceğini’ söyledi. Öte yandan Mali ordusu ile Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu unsurlarının perşembe gününden itibaren Tessalit’ten çekildiği bildirildi. Ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi’nin üst düzey komutanlarından Eşafghi Bouhenda, sosyal medyada yayımlanan bir videoda askeri kampın ele geçirildiğini açıkladı. AP ise internet erişiminin sınırlı olduğu bölgede bulunan kampın durumuna ilişkin bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını aktardı.

DGH
Fransız ordusu tarafından yayınlanan tarihi belirtilmemiş bir fotoğrafta, Mali’nin kuzeyindeki Rus paralı askerler görülüyor. (AP)

Yerel bir yetkili, Mali ordusu ile Rusya’ya bağlı silahlı grupların Tessalit’teki mevzilerini cuma sabahı terk ettiğini açıkladı. AFP ile konuşan bir güvenlik kaynağı ise Tuareg birlikleri bölgeye ulaşmadan önce kampın boşaltıldığını ve herhangi bir çatışma yaşanmadığını belirtti. İsyancı gruplardan bir yetkili de Tessalit’te ‘teslimiyet’ yaşandığını ifade etti.

Cezayir sınırına yakın bir konumda bulunan Tessalit askeri kampı, coğrafi konumu ve büyük havaalanı pisti nedeniyle stratejik önem taşıyor.

Kampın, çok sayıda Mali askeri ile Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu unsurlarını (eski adıyla Wagner Grubu) ve çeşitli askeri teçhizatı barındırdığı bildirildi.

FVGYU
Mali’nin başkenti Bamako’da, ordu, Tuareg isyancıları ve militanlar arasında 26 Nisan’da başlayan çatışmaların ardından bir sokak (AFP)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) cuma günü yaptığı açıklamada, Mali’de düzenlenen saldırılar sırasında sivillerin ve çocukların öldüğünü ve yaralandığını duyurdu. Açıklamada, yaralanan çocukların yerel sağlık tesislerinde tedavi altına alındığı belirtilirken, kesin sayı verilmedi.

UNICEF ayrıca, ülkenin kuzeyindeki Gao kentinde bir sağlık merkezinin saldırıya uğradığını, Mopti bölgesinde ise silahlı grupların bir okulu işgal ettiğini ve yakınında bir patlayıcı düzeneğin bulunduğunu bildirdi.

Öte yandan Mali ordusunun, Tessalit’in yaklaşık 100 kilometre güneyinde yer alan daha küçük ölçekli Aguelhok askeri üssünü terk etmek zorunda kaldığı, yerel bir yetkili ve Azavad Kurtuluş Cephesi temsilcisi tarafından doğrulandı.

Mali, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin ve ayrılıkçı Azavad Kurtuluş Cephesi tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı ve koordineli saldırıların ardından ciddi bir güvenlik krizi ve belirsizlik yaşıyor. Saldırıların, askeri yönetim tarafından kontrol edilen stratejik noktalara yönelik olduğu belirtildi.

Diplomatik cephede ise Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Mali’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm saldırıları kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Açıklama, Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop ile yapılan telefon görüşmesinin ardından Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından duyuruldu. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve Sahel bölgesinde terörle mücadele konuları ele alındı.

FBYUK
Mali’nin başkenti Bamako’nun dışında bulunan Kati üssü yakınlarında devriye gezen askerler, 27 Nisan 2026 (Reuters)

Diop, ülkesindeki güvenlik durumuna ilişkin son gelişmeleri ve terör ile aşırılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaları aktardı. Diop, bu çabaların Mali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlamayı hedeflediğini belirtti.

Abdulati ise iki ülke arasındaki güçlü ilişkilere dikkat çekti. Abdulati, Mali’de son dönemde yaşanan terör saldırılarını kınadıklarını yineleyerek, Mısır’ın bu süreçte Mali ile tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

GB
Bamako’dan bir genel görünüm (Reuters)

Abdulati ayrıca, terörizm ve aşırılığın tüm biçimlerine karşı Mısır’ın kararlı tutumunu vurguladı. Bu tehditle mücadelede bölgesel ve uluslararası çabaların artırılmasının, finansman kaynaklarının kurutulmasının ve aşırılıkçı ideolojinin engellenmesinin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın, Sahel bölgesi ve Afrika kıtasında güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

Görüşmede ayrıca, Afrika kıtasında güvenlik, barış ve kalkınmanın sağlanmasına yönelik yollar ele alındı. Taraflar, ikili ve çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesi, mevcut siyasi ve kalkınma ivmesinin değerlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Bu çerçevede ortak çıkarların korunması ve Afrika’da istikrar ile kalkınmanın desteklenmesi hedefi vurgulandı.


İsrail, Avn’ın Netanyahu ile görüşmeyi reddetmesinin ardından mülteciler ve ateş gücüyle baskı uyguluyor

Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
TT

İsrail, Avn’ın Netanyahu ile görüşmeyi reddetmesinin ardından mülteciler ve ateş gücüyle baskı uyguluyor

Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)
Arama kurtarma ekipleri, Lübnan’ın güneyindeki Habbuş kasabasını hedef alan İsrail hava saldırıları sonrasında hayatta kalanları bulmak için enkazı kaldırıyor. (Reuters)

İsrail, Lübnan üzerindeki baskıyı artırarak tahliye uyarılarını genişletti ve hava saldırılarını yeniden iç bölgelere taşıdı. Saldırılar, Nebatiye ve Sur’a bağlı yerleşimlerin büyük bölümünü kapsarken, Nebatiye çevresinden tamamen izole edildi. Bu gelişme, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Washington’da ABD arabuluculuğunda bir görüşme düzenlenmesine yönelik girişimlerin başarısız olmasının ardından geldi.

Lübnanlı kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, benzer bir görüşmenin düzenlenmesinin ‘henüz çok erken’ olduğunu belirtti. Kaynaklar, önceliğin savaşın durdurulması, İsrail’in işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmesi, yerinden edilenlerin bölgelerine dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması olduğunu ifade etti.

İsrail’in Beyrut’a yönelik son saldırıları, siyasi sürecin tıkanması ortamında Lübnan devleti ve Hizbullah üzerinde ek baskı aracı olarak değerlendiriliyor. İsrail ordusu, geçen hafta pazar gününden bu yana yaptığı uyarılara yenilerini ekleyerek Nebatiye’de dokuz yerleşim için daha tahliye çağrısında bulundu. Bu uyarılar, on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı.

Yeni tahliye uyarısı, Kaakait el-Cisr, Adşit eş-Şekif, Cebşit, Abba, Kfercuz, Haruf, Duvayr, Deyr ez-Zehrani ve Habbuş yerleşimlerini içeriyor. Bu durum, Litani Nehri’nin kuzeyinde yer alan Nebatiye’ye ulaşım hatlarının tüm yönlerden kısıtlandığı ve kentin fiilen izole edildiği anlamına geliyor. İsrail ordusu, bölge sakinlerine evlerini derhal terk etmeleri ve en az 1 km uzaklıktaki açık alanlara gitmeleri çağrısında bulunarak, “Hizbullah unsurlarına, tesislerine ve askeri araçlarına yakın bulunan herkes hayatını tehlikeye atar” açıklamasını yaptı.

Hava saldırıları

Tahliye uyarısının üzerinden saatler geçmeden, uyarı kapsamındaki köyleri hedef alan hava saldırıları başladı. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail savaş uçaklarının Nebatiye’ye bağlı Duvayr beldesindeki eski Hüseyniye binasına hava saldırısı düzenlediğini ve yapının tamamen yıkıldığını bildirdi.

Saldırının, kabirlere ciddi zarar verdiği, ayrıca yakınlarında park halinde bulunan bazı araçların da hasar gördüğü belirtildi.

fvfbfrgt
 İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mefdun kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail savaş uçakları, Kaakait el-Cisr, Safed el-Battih, Baraşit, Şakra, eş-Şihabiye, Zevter eş-Şarkiye, Kunin, Adşit, Mecdelzevn, eş-Şuaytiye ve es-Semaiyye’nin yanı sıra Kafra ile Yater arasındaki bölge ve Şukin-Nebatiye yolu çevresini hedef aldı. Saldırılarda yaralanmalar olduğu bildirildi. Öte yandan Mecdel Silm ve Kabriha kasabaları topçu atışına maruz kaldı.

Hava saldırıları, Nebatiye’de meslek okulu binası yakınını ve Kudüs Kavşağı çevresini de hedef aldı. Ayrıca Keferdcal-Nebatiye yolu üzerinde bir aracın vurulması sonucu iki kişi hayatını kaybetti. Nebatiye’ye bağlı Şukin beldesine düzenlenen hava saldırılarında ise üç yerel sakin, Meyfdu beldesinden bir kişi ve iki Suriyeli yaşamını yitirdi.

Topçu bombardımanı ve takipler

Buna ek olarak, Yahmur eş-Şekif beldesi İsrail tarafından fosfor içerikli mühimmatla hedef alınırken, Litani Nehri çevresinde, Tayyibe yönünde ağır makineli silah sesleri duyuldu. İsrail topçusu, Zevter eş-Şarkiye, Zevter el-Garbiye, Mefdun, Mansuri, Mecdel Zevn, Tulin ve Kabriha beldelerini de vurdu. İklim et-Tuffah bölgesindeki Luveyze beldesinde bir eve düzenlenen hava saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

Batı kesiminde ise İsrail ordusu, Ramiye ve el-Kuzah beldeleri çevresine ağır makineli silahlarla ateş açtı. Sur’un güneyindeki Deyr Kanun Ras el-Ayn kavşağında bir motosiklet, İsrail’e ait kamikaze insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındı; saldırıda bir kişi öldü, bir kişi yaralanarak Sur’daki hastaneye kaldırıldı.

cd cdc
Lübnan topraklarında Hizbullah tarafından öldürülen bir İsrail askerinin cenaze töreninden (AFP)

İsrail ordusu ayrıca Sur’a bağlı Şuaytiye yolu üzerinde bir motosikleti İHA’yla vurdu; sürücünün ağır yaralandığı bildirildi. İHA’ların ez-Zehrani bölgesindeki köyler üzerinde uçuş yaptığı da kaydedildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nin verilerine göre, 2 Mart’tan bu yana ülkede toplam 2 bin 659 kişi hayatını kaybetti, 8 bin 183 kişi yaralandı.

Hizbullah

Buna karşılık Hizbullah, Lübnan’ın işgal altındaki güney bölgelerinde İsrail askerleri ve zırhlı araçlarını hedef alan kamikaze İHA’ları kullanmayı sürdürdü. Örgüt yaptığı açıklamada, savaşçılarının el-Beyyade beldesinde İsrail ordusuna ait bir birlik toplanmasını saldırı tipi bir İHA’yla hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise hava kuvvetlerinin dün öğle saatlerinde Güney Lübnan’daki birliklerine doğru atılan bir roketi engellediğini bildirdi.

Açıklamada ayrıca, aynı gün içinde yaşanan diğer olaylarda Hizbullah’ın roketler ve patlayıcı yüklü İHA’lar fırlattığı, bunların güney Lübnan’da İsrail güçlerinin faaliyet gösterdiği bölgelerin yakınlarına düştüğü, ancak herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.