Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Yeni Ari Aster filminde Scarlett Johansson'ın rol arkadaşı bulundu

Woody Allen'ın 2005 yapımı filmi Maç Sayısı'nda (Match Point) Scarlett Johansson, hırslı ama şansı yaver gitmeyen Amerikalı aktris Nola Rice rolündeydi (Paramount Pictures)
Woody Allen'ın 2005 yapımı filmi Maç Sayısı'nda (Match Point) Scarlett Johansson, hırslı ama şansı yaver gitmeyen Amerikalı aktris Nola Rice rolündeydi (Paramount Pictures)
TT

Yeni Ari Aster filminde Scarlett Johansson'ın rol arkadaşı bulundu

Woody Allen'ın 2005 yapımı filmi Maç Sayısı'nda (Match Point) Scarlett Johansson, hırslı ama şansı yaver gitmeyen Amerikalı aktris Nola Rice rolündeydi (Paramount Pictures)
Woody Allen'ın 2005 yapımı filmi Maç Sayısı'nda (Match Point) Scarlett Johansson, hırslı ama şansı yaver gitmeyen Amerikalı aktris Nola Rice rolündeydi (Paramount Pictures)

Ayin (Hereditary) ve Ritüel'le (Midsommar) tanınan yönetmen Ari Aster, yeni projesi Scapegoat için hazırlıklarını sürdürüyor. 

Deadline'ın özel haberine göre Jude Law, daha önce kadroya katıldığı açıklanan Scarlett Johansson'la başrolü paylaşmak üzere imza aşamasına geldi.

Aster'ın tüm projelerinde olduğu gibi bu filmin de konusuna dair detaylar gizli tutuluyor. 

Bir söylentiye göre hikayenin merkezinde, internette tanınan bir kişiyi ameliyat eden doktor var.

Başka söylentiler ise A24 yapımı filmin bilimkurgu türünde bir aşk hikayesi ya da Aster'ın önceki işlerine yakın bir drama olabileceği yönünde.

Frankenstein'la Oscar'a aday gösterilen Jacob Elordi'nin de filmde rol alacağı bildirilmişti.

Johansson'ın takvimine göre planlanan filmin çekimlerine bu yıl başlanması hedefleniyor. 

41 yaşındaki Johansson, Mike Flanagan'ın yeni Şeytan (The Exorcist) filminin çekimlerini tamamladı. Yıldız isim The Batman: Part II'de de rol alacak.

Ari Aster, 2018 yapımı Ayin ve 2019 tarihli Ritüel'le modern korku sinemasının en önemli isimlerinden biri haline gelmişti. 

Ardından 2023'te Korkuyorum (Beau is Afraid) ve geçen yıl prömiyerini Cannes Film Festivali'nde yapan Eddington'a imza atmıştı.

Jude Law, son dönemde Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninde geçen Skeleton Crew'da ve Netflix'in Emmy adayı gerilim dizisi Black Rabbit'te rol almıştı.

53 yaşındaki oyuncu, Olivier Assayas'nın Venedik Film Festivali'nde gösterilen filmi The Wizard of the Kremlin'de de Rusya lideri Vladimir Putin'i canlandırmıştı.

Law, Andrew Garfield'la başrolü paylaştığı Apple dizisi Wild Things'te Las Vegas gösterileriyle tanınan illüzyonist Siegfried'i canlandıracak. Oyuncu, Nancy Meyers'ın yeni filminin çekimlerini de tamamladı.

Independent Türkçe, Deadline, Bloody Disgusting


Dolly Parton ölüm döşeğinde sadece bir kişinin yanına gelmesine izin vermiş

Dolly Parton'ın ölüm döşeğindeyken kendisini sadece bir kişinin ziyaret etmesine izin verdiği bildirildi (AFP)
Dolly Parton'ın ölüm döşeğindeyken kendisini sadece bir kişinin ziyaret etmesine izin verdiği bildirildi (AFP)
TT

Dolly Parton ölüm döşeğinde sadece bir kişinin yanına gelmesine izin vermiş

Dolly Parton'ın ölüm döşeğindeyken kendisini sadece bir kişinin ziyaret etmesine izin verdiği bildirildi (AFP)
Dolly Parton'ın ölüm döşeğindeyken kendisini sadece bir kişinin ziyaret etmesine izin verdiği bildirildi (AFP)

Dolly Parton'ın ölüm döşeğindeyken kendisini sadece bir kişinin görmesine izin verdiği bildirildi.

TMZ'ye konuşan kaynaklara göre, ağustosta 80 yaşında hayatını kaybeden ve 9 to 5'la tanınan şarkıcı, sevdiklerinin kendisini güçten düşmüş haliyle hatırlamasını istemediği için ölüm döşeğinde, uzun süredir birlikte çalıştığı makyaj ve peruk sanatçısı Cheryl Riddle dışında kimsenin kendisini görmesini istememiş.

Yayın kuruluşu, Parton'ın cenazesinde tabutun açık olmasını ve vefatından sonra kendisini Riddle'ın hazırlamasını istediğini de bildirdi.

The Independent cevap hakkı için Parton'ın miras temsilcileriyle temasa geçti.

Kariyeri boyunca göz alıcı makyajı ve imzası niteliğindeki peroksitle açılmış sarı peruklarıyla tanınan Parton'ın, her gece tamamen makyajlı halde uyuduğu biliniyordu.

Parton, 2023'te yayımlanan kitabı Behind the Seams: My Life in Rhinestone'da, acil durumlarda evden çıkmaya hazır olmak için 1980'lerden beri makyajıyla uyuduğunu anlatıyordu.

Şarkıcı, "Günde bir kez temizlediğiniz sürece bunu ne zaman yaptığınızın önemi yok" diye yazmıştı. 

Uyandıktan sonra tüm o küçük rutinlerimi yapıyorum, sonra yeniden başlıyorum ve her gün dışarı çıkıp gün boyu güzel görünüyorum.

Behind the Seams'te Parton, makyajı çocukken sevmeye başladığını anlatmıştı. Tarlalarda gördüğü şekerciboyası ve diğer bitkilerden makyaj malzemesi yaratmanın yollarını bulurmuş.

Kitabında, "Kaşlarımı ve yüzümdeki beni çizmek için annemin eski mutfak kibritlerini çakardım" demişti. 

Hâlâ kendimi farklı renkler üretmek için farklı makyaj malzemelerini karıştırıp eşleştirirken buluyorum.

dfrgthy
Parton'ın, uzun süredir birlikte çalıştığı makyözü Cheryl Riddle dışında kimsenin kendisini güçten düşmüş haliyle görmesini istemediği bildirildi (AFP)

Parton'un tarzı, hiçbir müzisyenin taklit edemediği, kendine özgü ve kolay tanınan bir marka haline geldi. Bildirildiği üzere hayatını kaybettiğinde Parton'ın, Riddle'ın yönetiminde 350'den fazla peruktan oluşan bir koleksiyonu vardı. Ayrıca 2 bin çiftten fazla ayakkabısı ve payetli sahne kıyafetlerini içeren yaklaşık 4 bin 600 metrekarelik bir arşivi vardı.

Parton'la 40 yıldan uzun süre çalışan Riddle, 2020 yapımı A Holly Dolly Christmas ve 1990 tarihli Dolly Parton: Christmas at Home gibi Parton'ın Noel filmlerinin de aralarında bulunduğu çeşitli sinema projelerinde onun saç stilistliğini üstlendi ve ismi ekip arasında yer aldı.

Parton, ölümünden 5 gün önce "böbrek ve otoimmün sorunlar" nedeniyle Nashville'deki Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi'ne kaldırılmıştı. Daha sonra "kanserle kısa süreli bir mücadelenin" ardından hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Kanser türü ise kamuoyuyla paylaşılmadı.

Parton, Nashville'deki Woodlawn Anıt Parkı ve Mozolesi'nde toprağa verildi. Mart 2025'te vefat eden 60 yıllık eşi Carl Dean'in yanına gömüldü.

Independent Türkçe


Sivri dilli komedyenden Trump sonrası ABD'yi terk eden ünlülere tepki

Ünlü isimler yurtdışına taşınırken Bill Burr, Amerikalılara "kalıp mücadele etme" çağrısında bulundu (AFP)
Ünlü isimler yurtdışına taşınırken Bill Burr, Amerikalılara "kalıp mücadele etme" çağrısında bulundu (AFP)
TT

Sivri dilli komedyenden Trump sonrası ABD'yi terk eden ünlülere tepki

Ünlü isimler yurtdışına taşınırken Bill Burr, Amerikalılara "kalıp mücadele etme" çağrısında bulundu (AFP)
Ünlü isimler yurtdışına taşınırken Bill Burr, Amerikalılara "kalıp mücadele etme" çağrısında bulundu (AFP)

Komedyen Bill Burr, yeni bir röportajda siyasi çalkantılar nedeniyle ABD'yi terk eden ünlüleri hedef alır gibi göründü.

Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana, Ellen DeGeneres, Rosie O'Donnell, Courtney Love, Richard Gere ve Eva Longoria gibi birçok ünlü isim, yurtdışına taşınmalarıyla gündeme geldi. DeGeneres, O'Donnell ve Love, kararlarında Trump'ın seçilmesinin etkili olduğunu özellikle belirtti.

Aaron Sorkin'in Facebook hakkındaki filmi Sosyal Hesaplaşma'daki (The Social Reckoning) rolünün tanıtımı için Rolling Stone'a konuşan Burr'e, neden hobi olarak helikopter uçurmaya başladığı soruldu.

Burr şöyle yanıt verdi:

ABD Merkez Bankası hakkında bir şeyler okumaya başladım ve kendi kendime, 'Dolar her an çökebilir. Los Angeles'ta yaşıyorum. Trafik normal akarken bile şehirden çıkmam iki saati buluyor. İşler iyice sarpa sardığında ne olacak?' dedim. Havalanıp uzaklaşmak en kolay yoldu.

Bunun üzerine röportajı yapan kişi, Burr'ün helikopterini bir tür "mobil panik odası"na benzetti.

Burr buna şöyle karşılık verdi:

Panik odasının olayı şudur bir kez içine girdiğinizde, oradan çıkamazsınız. Helikopterde sevdiğim şey ise şu... İçine bir galon yakıt koyup havalanabilir ve kısa bir tur atabilirim. Ama yine de geri dönmek zorundayım. Gidecek bir yerim yok. Gidilecek bir yer yok. Kalıp mücadele etmelisiniz. Başka ülkelere taşınan o lanet olası insanlar... Yani, yapılacak şey bu değil. Kalıp mücadele edersiniz.

Burr'ün bu yorumları, çok sayıda ünlü Amerikalının yurtdışına yerleştiği bir dönemde geldi.

DeGeneres ve eşi Portia de Rossi, Trump'ın seçildiği dönem olan 2024'te Birleşik Krallık'a (BK) taşındı. DeGeneres geçen yıl yaptığı açıklamada, "Seçimden bir gün önce buraya geldik ve uyandığımızda arkadaşlarımızdan gelen, içinde ağlama emojisi bulunan pek çok mesajla karşılaştık. Ben de '[Trump] kazandı' dedim. Ve 'Burada kalıyoruz' dedik" ifadelerini kullanmıştı.

Trump'ın sık sık hedef aldığı O'Donnell, Trump'ın yemin töreninden sadece birkaç gün önce, Ocak 2025'te en küçük çocuğuyla birlikte İrlanda'ya taşınmıştı. O'Donnell, "Memleketimdeki yaşama dair pek çok şeyi özlüyorum. Burada, bu güzel ülkede kendime bir yuva kurmaya çalışıyorum. Amerika'da tüm vatandaşların eşit haklara sahip olması güvenli hale geldi zaman geri dönmeyi düşüneceğiz" demişti.

Öte yandan Love 2019'dan beri BK'de yaşıyor ancak kendisi, ABD'nin içinde bulunduğu durum nedeniyle geçen yıl Britanya vatandaşlığı alma sürecini başlattığını ifade etmişti.

Gere ve Longoria gibi diğer ünlüler de son yıllarda yurtdışında kendilerine birer yuva kurdu. Bununla birlikte bu kişilerin taşınma gerekçeleri Trump veya siyasetle doğrudan bağlantılı değildi.

Independent Türkçe