Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
TT

WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), finansman yetersizliği nedeniyle bu ay Gazze Şeridi’nde yaklaşık 500 bin kişiye sağladığı aylık yardımları durduracağını açıkladı. WFP, ihtiyaçların hâlâ son derece acil olduğu uyarısında da bulundu.

WFP Filistin Direktörü Shaun Hughes AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu aydan itibaren 500 bin kişiyi yardım alanlar listemizden çıkaracağız” dedi.

Bu kesintiyle birlikte WFP’den gıda veya nakit yardımı alan Filistinlilerin sayısı 1,1 milyona düşecek. Bu sayı, savaşın ağır tahribatına uğrayan Gazze Şeridi nüfusunun yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

İki günde bir öğün yemek

Bu kesintiler, kış mevsiminin yaklaşması ve Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda ailenin kendi gıdasını temin etmekte zorlanmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kesintilerin sonuçlarından biri olarak, aşevlerinin hâlihazırda dağıttığı sıcak yemek sayısı günlük 250 binden 150 bine düşürülecek.

u7ık8l
Gazze Şeridi nüfusunun üçte ikisi hayatta kalabilmek için gıda yardımına muhtaç (Reuters)

İsrail’in askerî kontrol alanını belirleyen ve ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın yakınları gibi erişimin zor olduğu bölgelerde yaşayan ailelere ise her gün bir öğün yerine iki günde bir öğün yemek verilecek.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre, Gazze Şeridi’nde yaşayan 2,1 milyon kişinin neredeyse tamamı yerinden edilmiş durumda. Nüfusun üçte ikisi ise hayatta kalabilmek için gıda yardımına bağımlı.

Az olan daha da azalacak

WFP’nin kararını BBC’ye değerlendiren, Han Yunus’un el-Mevasi bölgesindeki bir kampta yaşayan ve beş çocuk annesi olan yerinden edilmiş Filistinli Mirfet es-Satri, “Bu bir felaket! Azaltılan gıda yardımlarıyla ne yapacağız? Küçük çocukların ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız?... Bazen yemek yiyebilmek için bu öğünleri bekliyoruz” dedi.

Yine el-Mevasi bölgesinde yaşayan üç çocuk annesi Suzan Behlül de kararın kendilerini ciddi şekilde etkileyeceğini belirterek, “Bu durum bizi çok etkileyecek. Günlük yardımlar asgari ihtiyaçlarımızı bir ölçüde karşılıyordu, ancak artık iki günde bir verilecek” dedi. Behlül, aşevinden sağlanan ve genellikle makarna veya mercimekten oluşan, bazen de patates ve patlıcanın eklendiği yemeklerin ailesini doyurmaya zaten yetmediğini ifade etti.

WFP’den hâlihazırda gıda yardımı alan aileler de BBC’ye yaptıkları açıklamalarda, yardımların zaten yetersiz olduğunu ve beslenme açısından kayda değer bir çeşitlilik sunmadığını dile getirdi.

vfghyju
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından dağıtılan yemekleri bekleyen çocuklar, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Gazze kentinde, evlerinin enkazı arasında ailesinin sekiz üyesiyle birlikte yaşayan Delal ed-Dahduh, “Un miktarı da gıda kolileri de yeterli değil” dedi. Ed-Dahduh, yeni kesintilerin ‘ciddi sonuçlara’ yol açmasından endişe duyduğunu belirtti.

Yaşadıkları mevcut trajik durumu savaş öncesindeki hayatlarıyla karşılaştıran anne, “Geçmişte, Allah’a şükür, kendi evimiz ve harika bir hayatımız vardı. Taze sebzelere, uygun sağlık hizmetlerine ve bize ait bir araziye sahiptik. Bugün ise WFP’nin sağladığı gıdalar da dahil olmak üzere tamamen yardımlara bağımlıyız” ifadelerini kullandı.

Hughes ise kesintilerin ihtiyaçların azalmasından veya ihtiyaç sahiplerine ulaşmada karşılaşılan engellerden kaynaklanmadığını vurgulayarak, “Bu kesintiler mali nedenlerle yapılıyor. İhtiyaçlar azalmadı ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmamızın önünde bir engel yok; onlara ulaşabiliyoruz” dedi.

Para transferlerinin azaltılması

Temmuz ayından bu yana yaklaşık 500 bin kişiye yapılan nakit yardımları zaten azaltılmış durumda. Bu da söz konusu kişilerin yerel pazarlardan gıda satın almak için artık daha az paraya sahip olduğu anlamına geliyor. WFP’den un çuvalları ve gıda kolileri alan Gazze sakinlerinin sayısı da aylık 1,1 milyondan 600 bine düşürülecek.

WFP, 2026 yılında Filistin topraklarındaki faaliyetleri için önceki yıllarda aldığı finansmanın yarısından azını temin edebildi. WFP, önümüzdeki altı ay boyunca ‘hayati önem taşıyan’ faaliyetlerini sürdürebilmek için acilen 450 milyon dolara ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Son derece kötü insani koşullar

Hamas ile İsrail arasında bir yıl önce ateşkes anlaşmasına varılmasına rağmen Gazze Şeridi’ndeki insani koşullar son derece kötü olmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre bölgede hiçbir yeniden imar çalışması yapılmadı ve toparlanma süreci son derece sınırlı kaldı. İsrail, sınır kapılarından giren mallar üzerinde sıkı denetim uyguluyor. Gıda pazarları bugün ürünlerle dolu olsa da bölge sakinlerinin yalnızca çok küçük bir bölümü bunları satın alabiliyor. Gazze nüfusunun yüzde 80’inden fazlası işsiz olduğu için halkın büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

dfgthyj
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktör Vekili Carl Skau, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta WFP’nin finanse ettiği bir aşevine yaptığı ziyaret sırasında (Reuters)

Gazze Şeridi’nde yemek pişirmek için kullanılan gaz da bulunmuyor. İsrail hükümeti, Hamas’ın bu gazı askerî amaçlarla kullanabileceği gerekçesiyle gazı ‘çift kullanımlı’ malzemeler arasında sınıflandırıyor. Odunun pahalı olması nedeniyle çok sayıda aile, hamur pişirmek veya yemek ısıtmak için yakıt olarak kullanmak üzere çocuklarını sokaklarda plastik ve karton toplamaya gönderiyor.

Hughes, “İnsani durum hâlâ son derece endişe verici. İnsanlar ağır koşullarda yaşıyor ve çoğunun uygun bir barınağı yok. Çadırlarda kalıyorlar; suya, sağlık ve temizlik hizmetlerine ve tıbbi bakıma erişimleri ise son derece kısıtlı… Gıda yardımlarının azaltılması, bu ailelerin üç yıldır yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştıracak” ifadelerini kullandı.

Nüfusun üçte ikisi gıda kriziyle karşı karşıya

Dünyanın önde gelen gıda güvenliği uzmanlarını bir araya getiren Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) temmuz ayında yaptığı açıklamada, nüfusun üçte ikisini oluşturan 1,4 milyon kişinin Temmuz-Aralık 2026 döneminde kriz düzeyinde veya daha ağır akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasının beklendiğini bildirdi.

WFP, hâlihazırda Gazze Şeridi’nin ekmek ihtiyacının üçte birini karşılayan fırınları desteklemeyi ve yaklaşık 300 bin kadın ile çocuğa gıda yardımı sağlamayı sürdürebildiğini belirtiyor. WFP ayrıca, yaklaşık 200 bin çocuğa beslenme amaçlı atıştırmalıklar dağıtıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da ise WFP, eylül ayında yardım alanların sayısını yarıya indirmesinin ardından yaklaşık 200 bin Filistinliye yardım sağlamayı sürdürüyor. Kurum, bölgedeki gıda güvensizliğinin giderek arttığını ve bunun başlıca nedenlerinin İsrailli yerleşimcilerin şiddetindeki artış ile Filistinlilerin yerlerinden edilmesi olduğunu belirtiyor.


DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi, Hürmüz Boğazı’nın güneyinde kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankerinin mayına çarptığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, DMO Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, “Kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki bölgede deniz mayınına çarpmasının ardından makine dairesinde patlama ve yangına maruz kaldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Hürmüz Boğazı’ndan çıkmak isteyen bu gemi, hareket noktasından itibaren tüm konum belirleme ve seyir sistemlerini kapattı. Hürmüz Boğazı’nın kurallarını hiçe sayarak boğazın geçişe izin verilmeyen güney güzergâhından geçmeye çalıştı ve bu nedenle söz konusu olay meydana geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Hürmüz Boğazı ve Körfez bölgesinde seyreden gemilerin seyir ve tanımlama sistemlerini kapatmaları hâlinde bu gemilere karşı kararlı ve kesin bir tutum sergilenecektir” uyarısında bulunuldu.


Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
TT

Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)

Wall Street Journal gazetesi, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Moskova’nın çıkarlarına hizmet edecek şekilde dört yıldır devam eden Ukrayna savaşını sona erdirmek üzere müzakere etmek amacıyla gelecek ay ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir zirve düzenlenmesini önerdiğini bildirdi.

Zirve önerisi, özellikle ABD Başkanı’nın Rusya’dan dizel satın alınmasına yönelik bir anlaşma duyurması ve cuma günü Moskova’yı başlıca yaptırımlardan muaf tutan bir kararname imzalamasının ardından Trump ile Putin arasındaki ilişkilerin iyileştiği bir dönemde gündeme geldi.

Gazete, konuyla ilgili bilgi sahibi eski bir Rus istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Putin’in önerisinin 9 Ekim’de Trump ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında geldiğini ve görüşmenin iki ülke arasında dizel konusunda bir anlaşmayla da sonuçlandığını aktardı.

Gazete ayrıca, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Kremlin’in üçlü diyaloğun, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi kapsamında gerçekleştirilmesini önerdiğini bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazeteye yaptığı açıklamada, olası bir toplantı konusunda görüşmelerin sürdüğünü doğruladı. Peskov, “Toplantının kendisi veya olası gündemi konusunda henüz net bir anlayış bulunmuyor. Ancak üç taraf da böyle bir toplantının mümkün olduğu varsayımını kabul ediyor” dedi.

Üst düzey bir ABD’li yetkili ise gazeteye yaptığı açıklamada, Trump’ın henüz böyle bir zirve düzenlenmesini kabul etmediğini, ancak fikre sıcak bakabileceğini söyledi.

Trump’ın Putin ile dizel konusunda vardığı anlaşma ve Moskova’yı yaptırımlardan muaf tutan başkanlık kararnamesi, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin tepkisine yol açtı. Zelenskiy, bu adımların Putin’i cesaretlendireceği ve savaşın uzamasına neden olacağı uyarısında bulundu.