Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Paraşütle atlayan iki kişi havada çarpışıp hayatını kaybetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Paraşütle atlayan iki kişi havada çarpışıp hayatını kaybetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Güney Kaliforniya'da düzenlenen etkinliğe katılan iki deneyimli paraşütçü, havada çarpışmalarının ardından yere çakılarak hayatlarını kaybetti.

Riverside County Şerif Ofisi cumartesi günü, yaşamını yitirenlerin Güney Dakota'nın Box Elder kentinden 56 yaşındaki Georgia Jean ve Illinois'un Aurora kentinden 29 yaşındaki Levi Pimentel olduğunu açıkladı.

Jean, internet sitesinde "bilinci açık halde ruhsal mesajlara aracılık eden Georgia Jean'le fiziksel varlığı olmayan Işık Çemberi adlı kolektif arasındaki işbirliği" diye tanımlanan Circle Evolution adlı firmayı kurmuştu.

Biyografik bilgilerde Jean'ın paraşütle atlamaya 2015'te başladığı ve bugüne dek 1700'den fazla atlayış gerçekleştirdiği belirtildi.

LinkedIn profiline göre Pimentel, kapalı alanda paraşütle atlama deneyimi sunan iFLY Naperville'de baş eğitmen olarak görev yapıyordu.

Trajik olay, cuma günü öğle saatlerinde Skydive Elsinore tesisinde meydana geldi. Tesis, her iki paraşütçünün de lisanslı olduğunu açıkladı.Riverside County İtfaiyesi, ağır travmatik yaralanmalar geçiren iki kişinin kritik durumda hastaneye kaldırıldığını bildirdi.

dfbgnn
Haziranda Missouri'de gerçekleşen bir paraşüt uçağı kazasında da 12 kişi hayatını kaybetmişti (AFP)

Skydive Elsinore'un açıklamasına göre atlayışın serbest düşüş aşaması ve paraşütlerin açılması sorunsuz gerçekleşti. Ancak paraşütçüler, inişe hazırlandıkları sırada yerden yaklaşık 46 metre yükseklikte birbirleriyle çarpıştı.

Skydive Elsinore'un açıklamasında, "Çarpışma sonucunda paraşütleri birbirine dolandı ve her iki kişi de yere çarptıklarında ağır yaralandı" dendi. İkili, kaldırıldıkları hastanede hayatlarını kaybetti.

Şerif bürosu, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin durumdan haberdar edildiğini belirtti. Yetkililer, kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere paraşütçülerin ekipmanlarını incelemeye alacak.

ABD Paraşüt Derneği'ne göre, üyeleri 2025'te toplam 3,47 milyon atlayış gerçekleştirdi ve bu süreçte 16 ölümcül kaza yaşandı. Dernek, üyelerin yüzde 5,6'sının 2025'te tıbbi müdahale gerektiren yaralanmalar bildirdiğini belirtti. En sık bildirilen yaralanmaların ise inişle bağlantılı ayak bileği sakatlıkları olduğunu kaydetti.

Cuma günü yaşanan trajedi, haziranda Missouri'de bir paraşüt uçağının düşmesi sonucu pilot dahil 12 kişinin hayatını kaybettiği kazanın ardından meydana geldi.

Independent Türkçe


İsrail Savunma Bakanı: İran konusunda görev henüz tamamlanmadı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
TT

İsrail Savunma Bakanı: İran konusunda görev henüz tamamlanmadı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'la ilgili mücadelesinin henüz sona ermediğini söyledi. Katz, Tahran'ı nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlarken, İran bu iddiayı uzun süredir reddediyor.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, resmi bir törende yaptığı konuşmada, “İran konusunda görev henüz tamamlanmadı. İran, nükleer silah elde etme çabalarını yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra İsrail devletini ciddi biçimde tehdit eden başka tehlikeli girişimlerde de bulunuyor” dedi.

İsrail, İran'a karşı iki savaş yürüttü. Haziran 2025'te 12 gün süren ilk savaşın ardından, Şubat 2026'da ABD ile birlikte ikinci kez İran'a saldırdı. İkinci saldırı, Ortadoğu'da geniş çaplı bir çatışmanın patlak vermesine yol açtı.

Siyasi geleceğini korumaya çalışan Başbakan Binyamin Netanyahu, son haftalarda İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlemekle defalarca tehdit etti. Ancak Netanyahu'nun yakın müttefiki ABD Başkanı Donald Trump'ın bu girişime destek verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor. Trump, kısmen savaşa yönelik kamuoyu tepkisi nedeniyle, salı günü düzenlenen seçimlerde seçmenlerden ağır bir darbe aldı.

İsrail'in Kanal 12 televizyonu cuma günü yayımladığı haberde, Netanyahu ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad'ın 27 Ekim'de düzenlenen İsrail seçimlerinden bir gün önce İran'a yönelik bir operasyon gerçekleştirmeye çalıştığını, ancak ABD'nin girişimden haberdar olarak bunu engellediğini bildirdi.

Netanyahu, 7 Ekim 2023 saldırılarından bu yana birçok ülkeyi kapsayan bir savaş sürecine öncülük etti. İsrail, Hizbullah'ın İran'a destek amacıyla İsrail'e ateş açmasının ardından Gazze Şeridi'ni büyük ölçüde yıktı ve Lübnan'ı işgal etti. Ayrıca 2024'te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, İsrail tarihsel rakibi Suriye'de ateşkes hattını aşarak bazı bölgeleri kontrol altına aldı.

Katz, “Gazze, Lübnan ve Suriye'deki güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğiz. Terör örgütü Hizbullah, İsrail'e yönelik bir saldırıda İran'a katılmayı seçerse çok ağır darbeler alacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, 27 Ekim'deki seçimlerde kayba uğrarken, rakibi Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevi verildi. Eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, İsrail askeri yönetimini Netanyahu'nun savaş yürütmek için halktan yetki almadığı konusunda uyardı. Eisenkot, Netanyahu'nun “siyasi ihtiyaçları” uğruna savaşa girilmemesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte Eisenkot, Netanyahu'nun savaşla ilgili kararlarını büyük ölçüde desteklemişti.

Katz, 1956'da Mısır'a karşı yürütülen savaşta hayatını kaybeden İsrail askerlerini anma töreninde yaptığı konuşmada ise şu ifadeleri kullandı:

“Fikir ayrılıkları yaşayabilir, farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ancak devletin güvenliği tehlikeye girdiğinde, anlaşmazlıklarımızı bir kenara bırakmayı bilmeliyiz.”


İsrail Cumhurbaşkanı, Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla resmen görevlendirdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla resmen görevlendirdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla görevlendirirken, ABD seçimlerinin ardından ülkenin karşı karşıya olduğu siyasi belirsizliğe dikkat çekti.

Herzog, “İsrail'in istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var” dedi. ABD'de Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin ardından ortaya çıkan “yeni siyasi gerçekliğe” işaret etti.

Eski İsrail Genelkurmay Başkanı 66 yaşındaki Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku, 27 Ekim'de yapılan seçimlerde 120 sandalyeli parlamentoda 48 sandalye kazandı. Eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki blok ise 53 sandalyeye ulaştı.

Arap partilerinden Birleşik Arap Listesi (Ra'am) ile Ortak Liste (Hadash-Ta'al) ise toplam 19 sandalye kazanarak benzeri görülmemiş bir seçim sonucuna imza attı.