Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



Rusya'nın Novorossiysk kentinde İHA’lar konut binalarını hedef aldı

Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine karşı yapılacak operasyonlarda saldırıya hazırlanıyor (AP)
Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine karşı yapılacak operasyonlarda saldırıya hazırlanıyor (AP)
TT

Rusya'nın Novorossiysk kentinde İHA’lar konut binalarını hedef aldı

Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine karşı yapılacak operasyonlarda saldırıya hazırlanıyor (AP)
Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine karşı yapılacak operasyonlarda saldırıya hazırlanıyor (AP)

Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk kentinin Belediye Başkanı Andrey Kravçenko, İHA parçalarının kentteki 6 konut binasında hasara yol açtığını açıkladı.

Kravçenko Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, yaralanan bazı kişilerin sağlık ekipleri tarafından tedavi edildiğini ve iş merkezinin hasar gördüğünü belirtti. Novorossiysk, Rusya'nın önemli hammadde ihracat merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Telegram'daki doğrulanmamış çok sayıda paylaşımda, Novorossiysk'te bir noktadan yükseldiği öne sürülen büyük bir alev sütununu gösteren görüntüler yayımlandı.

Rusya'nın işgali altındaki Kırım Yarımadası'nda bulunan Sivastopol'da ise kent valisi Mihail Razvojayev Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, 30'dan fazla İHA'nın düşürüldüğünü bildirdi. Saldırı nedeniyle bazı evlerin hasar gördüğünü belirten Razvojayev, can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını ifade etti.

Öte yandan Ukrayna'nın güneydoğusundaki Zaporijya kentinde Rus saldırısı nedeniyle bir alışveriş merkezinde yangın çıktı. Bölge Valisi İvan Fedorov, yaptığı açıklamada saldırı sonrasında alışveriş merkezinde yangın çıktığını belirterek, alevler içindeki binanın görüntülerini paylaştı.

Fedorov, saldırı nedeniyle Zaporijya'da yaklaşık bin 200 kişinin elektriksiz kaldığını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Moskova son dönemde, Kiev'in Rusya'daki enerji tesisleri, limanlar ve lojistik merkezlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak, Ukrayna'nın gıda ve tarım sektörlerindeki tesislerine yönelik saldırılarını artırdı.


ABD’nin 2025 yılındaki askeri operasyonları 153 sivilin ölümüne 243 sivilin yaralanmasına yol açtı

ABD askeri personeli, RAF Fairford'da bir B-1 Lancer bombardıman uçağından mühimmatı çıkarıyor (Arşiv- AFP)
ABD askeri personeli, RAF Fairford'da bir B-1 Lancer bombardıman uçağından mühimmatı çıkarıyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’nin 2025 yılındaki askeri operasyonları 153 sivilin ölümüne 243 sivilin yaralanmasına yol açtı

ABD askeri personeli, RAF Fairford'da bir B-1 Lancer bombardıman uçağından mühimmatı çıkarıyor (Arşiv- AFP)
ABD askeri personeli, RAF Fairford'da bir B-1 Lancer bombardıman uçağından mühimmatı çıkarıyor (Arşiv- AFP)

 ABD'li bir yetkili, Savunma Bakanlığı (Pentagon) değerlendirmelerine dayanarak yaptığı açıklamada, ABD'nin 2025 yılında gerçekleştirdiği askeri operasyonlarda 153 sivilin hayatını kaybettiğini, 243 sivilin ise yaralandığını bildirdi. Bu rakamlar, Pentagon'un 2024 yılına ilişkin değerlendirmesinde ABD operasyonları nedeniyle 2 sivilin öldüğü ve 2 sivilin yaralandığı yönündeki verilerle karşılaştırıldı.

Pentagon'un Kongre'ye sunduğu ve ABD medyasında yayımlanan rapora göre 2025'te kayıtlara geçen tüm sivil ölümleri ve yaralanmaları Yemen'de düzenlenen 3 ABD hava saldırısı sonucunda meydana geldi.

Pentagon raporunda, ABD Merkez Komutanlığı'nın değerlendirmesine göre Nisan 2025'te Yemen'de düzenlenen 3 saldırının "muhtemelen" sivillerin zarar görmesine yol açtığı belirtildi.

Raporda ayrıca, Şubat 2026 itibarıyla Yemen'de sivil kayıplara ilişkin 15 ayrı olayın daha ABD Merkez Komutanlığı tarafından, sivil toplum kuruluşlarından gelen ihbarlar doğrultusunda incelendiği kaydedildi.

ABD ordusu, Yemen'de İran destekli Husilerin askeri kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini belirtiyor.

Pentagon raporunda Karayipler ve Pasifik Okyanusu'nun doğusunda düzenlenen ABD saldırıları sonucunda herhangi bir sivil ölüm veya yaralanmaya yer verilmedi.

Rapora göre ABD Güney Komutanlığı, 1 Şubat 2026 itibarıyla 2025 yılında Güney Komutanlığı'nın sorumluluk bölgesinde gerçekleştirilen ABD askeri operasyonlarının sivil kayıplara yol açmış olma ihtimali yüksek herhangi bir olay tespit etmedi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Pasifik'in doğusunda uyuşturucu taşıdığı iddia edilen gemilere yönelik saldırılar düzenlemiş ve hedef alınan kişileri "uyuşturucu teröristleri" olarak nitelendirmişti.

Her saldırının ardından açıklanan ölüm sayılarına ilişkin verilere göre, ABD ordusunun bu gemilere yönelik saldırılarında Eylül 2025'ten bu yana 200'den fazla kişi hayatını kaybetti.


Çin roketi havalandıktan 85 saniye sonra patladı

Yörüngeye uydu taşıyan Uzun Yürüyüş 7A roketi, kısa süre içinde patlayarak ateş topuna dönüştü (Meng Zhongde/VCG/AP)
Yörüngeye uydu taşıyan Uzun Yürüyüş 7A roketi, kısa süre içinde patlayarak ateş topuna dönüştü (Meng Zhongde/VCG/AP)
TT

Çin roketi havalandıktan 85 saniye sonra patladı

Yörüngeye uydu taşıyan Uzun Yürüyüş 7A roketi, kısa süre içinde patlayarak ateş topuna dönüştü (Meng Zhongde/VCG/AP)
Yörüngeye uydu taşıyan Uzun Yürüyüş 7A roketi, kısa süre içinde patlayarak ateş topuna dönüştü (Meng Zhongde/VCG/AP)

Çin roketi, fırlatılmasının üzerinden 90 saniye bile geçmeden havada patladı. 

Devlet kurumu Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Şirketi'ne (CASC) ait bir Uzun Yürüyüş 7A roketi, dün (10 Ağustos) yerel saatle 20.02'de Hainan eyaletindeki Wenchang Fırlatma Sahası'ndan fırlatıldı. 

Yörüngeye bir uydu taşıması planlanan üç aşamalı roket, havalandıktan yaklaşık 85 saniye sonra patlayarak devasa bir ateş topuna dönüştü.

Patlama, roketin kademeleri ayrılmadan önce meydana geldiği için hem fırlatma aracı hem de uydu Güney Çin Denizi üzerinde kayboldu. 

Çin'in resmi haber ajansı Xinhua, olayı fırlatmadan birkaç saat sonra doğrulayarak roketin uçuş sırasında bir anomali yaşadığını belirtti. Arızaya neyin yol açtığı henüz bilinmiyor.

Bazı uzay uçuşu gözlemcileri, uçuş sonlandırma sisteminin roketi imha etmiş olabileceğini öne sürüyor. Bu tür sistemler, araç güvensiz hale geldiğinde veya planlanan yörüngesinden ciddi derecede saptığında görevi sonlandırabiliyor.

ABD ve Çin'in uzay yarışında Uzun Yürüyüş 7A roketi, Asya ülkesinin filosunun önemli bir parçası haline geldi.

Yaklaşık 60 metre uzunluğundaki ve 4 güçlendiricili roket, yaklaşık 35 bin 405 kilometre yüksekliğe ulaşıyor ve yer durağan aktarım yörüngesine (GTO) 7 tona kadar yük taşıyabiliyor. Bu yüksek enerjili aktarım yörüngesine yük taşımak, alçak Dünya yörüngesine ulaşmaktan daha fazla enerji gerektiriyor.

Dün planlanan görev, 2020'de faaliyete giren Uzun Yürüyüş 7A'nın 18. görevi olacaktı. Roketin 2020'deki ilk görevi de uçuş sırasında yaşanan bir arıza nedeniyle başarısız olmuştu.

Son görevde roketin taşıdığı ve onunla birlikte patlayan ChinaSat-4B uydusu, televizyon ve radyo yayınları gibi dünya çapında iletişim hizmetlerini desteklemek amacıyla tasarlanmıştı. 

Daha önceki bazı ChinaSat uydularının askeri iletişimde de kullanıldığı düşünüldüğünden, patlamanın ticari iletişimin ötesinde olumsuz etkiler yaratmış olması da muhtemel.

Pazartesi günü yaşanan sorun, son derece yoğun fırlatma takvimini de aksatıyor. Bir önceki Uzun Yürüyüş 7A görevi sadece 12 gün önce gerçekleştirilmişti.

Ayrıca bu patlamanın ardından,bugün gerçekleşmesi büyük heyecanla beklenen Zhuque-3 fırlatması da ertelendi. Çin merkezli roket şirketi LandSpace tarafından geliştirilen Zhuque-3, ülkenin yeniden kullanılabilir fırlatma roketi inşa etme yolundaki ilk ciddi girişimi.

Yeniden kullanılabilir roket alanına SpaceX öncülük ederken, Çin'in böyle bir araca sahip olması ABD'yle arasındaki uzay yarışında kritik öneme sahip olabilir. 

SpaceX'in patronu Elon Musk, Uzun Yürüyüş 7A'nın patlamasıyla ilgili X'te "Roketler son derece zordur" diye yazdı. 

Independent Türkçe, Space.com, Interesting Engineering, CNN