Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Savaşı ve uluslararası krizlerin çağrışımları

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve dünya savaşlarının yıl dönümü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binaların yanındaki dar bir sokakta yürüyen Filistinliler, 11 Haziran 2024 (AFP)

Elie el Kaşif

ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze için ateşkes teklifi, muhtemelen Ramazan ayı arifesinde ateşkes ve esir takası anlaşması amacıyla yapılan, ancak tökezleyip başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerle aynı kaderi paylaşacak gibi görünüyor. ABD yönetiminin ister doğrudan İsrail'e ister Arap ülkeleri aracılığıyla Hamas’a olmak üzere savaşan taraflara yönelik tüm baskılarına rağmen, kendisi de bunu öngörmeye ve işaret etmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken savaşın başlamasından bu yana bölgeye gerçekleştirdiği sekizinci ziyarette bunu yapmaya çalışsa da şimdiye kadar pek başarılı olamadı.

Ne zaman savaşın müzakereler yoluyla durdurulabileceğine dair bir umut doğsa, bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair kötümser bir rüzgâr esmeye başlıyor. Eğer müzakere girişimi bu kez de başarısız olursa, karamsarlık geçen seferkinden daha da yoğun olacak. Teklif, gerek müzakerelerin başarısız olması ve İsrail ile Hamas'ın Biden'ın teklifine yanıt vermemesi bakımından, gerek savaşın doğrudan tarafları olan Hamas ve İsrail'in, özellikle de Binyamin Netanyahu ve Yahya Sinvar'ın hesapları bakımından gerekse özellikle önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan ABD seçimlerinin arifesinde bölgesel ve uluslararası sahnedeki kaos bakımından İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının en karmaşık hale geldiği zor bir zamanda ortaya atıldı. Bu da haftalardır hatta aylardır konuşulan Hamas ve İsrail arasındaki yıpratma savaşının aslında bölgesel ve uluslararası bir çatışmanın yansıması olup olmadığı, yani bölgesel ve uluslararası tarafların kendi hesapları için mi bu çatışmayı derinleştirmeye çalıştıkları ya da söz konusu uluslararası tarafların başında gelen ABD’yi bu savaşta boğmak, dikkatini dağıtmak ve çözümsüzlüğe itmeye mi çalışıldığı gibi önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Aslında, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili sahada ve siyaset sahnesinde yaşanan gerilim, Doğu Avrupa'daki gelişmeleri Filistin topraklarındaki çatışmayla ilişkilendirmeye giderek daha fazla itiyor. Çünkü ABD ve Batı ülkelerinin her iki bölgede de var olması, rakiplerinin bu savaşlara katılmaları için net bir davet anlamına geliyor. Eğer Rusya Avrupa'daki savaşın tarafı ise Gazze’deki savaşta rolü ne olacak? Ya da Hizbullah ve İsrail arasındaki cephede nasıl bir rol üstlenecek? Aksa Tufanı Operasyonu'na ilişkin bazı geç okumalar, Moskova'nın bu operasyona yakından ya da uzaktan müdahil olmuş olma ihtimalini sorgulasa da elbette net cevaplara ulaşamadı. Şu sıralar sorular, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hesapları ya da başta Çin olmak üzere diğer ülkeler arasında yeni bir uluslararası düzen inşa etme girişimleri bağlamında, savaşı uzatma ve ABD'yi bu savaşla meşgul etme konusundaki çıkarları üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Gazze’deki savaşın patlak vermesinin bir nedeni olarak gördüğü ABD’nin Ortadoğu'daki başarısızlığı, ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzenin parçalanmasına yol açıyor.

Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Ancak Rusya ile ilgili soruların sorulması, kaçınılmaz olarak Çin ile ilgili sorular da sorulması anlamına geliyor. Pekin, Moskova’nın aksine çatışmaya doğrudan müdahil olmasına dair herhangi bir sinyal vermiyor. Putin geçtiğimiz hafta, Batılı ülkelerin Ukrayna’yı silahlandırmasına ve Rusya'ya saldırmasına izin vermesine karşılık, Moskova'nın dünyanın dört bir yanındaki ABD karşıtı grupları desteklemeye hazır olduğunu söylemişti. Bu da İran ile silah anlaşmaları yapmaya ya da bölgedeki İran yanlısı grupları doğrudan ya da Tahran üzerinden silahlandırmaya hazır olduğu şeklinde yorumlandı. Hizbullah'a yakın çevreler Moskova ile ilişkilerinin şu an her zamankinden daha güçlü olduğundan bahsediyor. Peki, bu Rusya'nın Hizbullah'a silah ya da teknoloji sağladığı anlamına mı geliyor? Her halükârda özellikle Ukrayna ve genel olarak Avrupa kıtasının güvenliği konusunda ABD ve Batı ülkeleri ile derinleşen çatışması çerçevesinde, Rusya'nın Gazze’deki savaşa müdahil olmuş olabileceğinden endişe duymak gerekiyor.

Son yıllarda İsrail, Körfez Arap ülkeleri ve İran'la birlikte bölgedeki varlığının kapsamını genişleten Çin ise Filistin'deki bölünmüşlüğün tarafları olan Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi arasında uzlaşı sağlayama çalışarak ve Filistinliler ile İsrail arasındaki çatışmayı çözmek için uluslararası konferans çağrısında bulunarak, savaşa diplomatik bir pencereden bakıyor.

svdfbgnh
Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılan “Eylem Çağrısı: Gazze'ye Acil İnsani Müdahale” konulu Ölüdeniz Konferansı'na katılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (ortada) sağında Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile, 11 Haziran 2024 (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki savaşın büyük resmi böyle, ancak uluslararası ve bölgesel ittifakların karmaşıklığı ve çakışmaları çerçevesinde, uluslararası ve bölgesel safların daha açık dizildiği Soğuk Savaş dönemindeki durumun aksine, bugün bölgedeki ve dünyadaki tüm ülkeler ilişkilerini ve ittifaklarını mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyor. Bu ise bölgedeki uluslararası rekabetin, özellikle de günümüzün iki büyük kutbu olan ABD ve Çin arasındaki rekabetin ek bir nedeni haline geliyor. Hem ABD hem de Çin, İsrail'den Körfez ülkelerine ve İran'a kadar bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilere sahip. Dolayısıyla Gazze’deki savaştan nasıl çıkılacağı ve ‘ertesi günü’ belirsizliğini korurken, Ortadoğu’da bu savaşın ortaya çıkardığı yeni bir soğuk savaş biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.

Fakat savaşı çevreleyen bu uluslararası sahne tek başına savaşın gelişimini ve geleceğini açıklamaya yetmiyor. Zira yerel aktörlerin, Hamas ve İsrail'in, özellikle de Sinvar ve Netanyahu'nun hesapları, çatışmanın geleceği üzerinde çok etkili ve hatta belirleyici. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in geçtiğimiz günlerde Hamas Hareketi’ne Biden'ın teklifini kabul etmemesi yönünde yaptığı dolaylı çağrıdan da anlaşılacağı üzere, İran'ın Hamas'ın önemli bir destekçisi olarak savaştaki varlığı, hatta onun tercihlerini yönlendirmesi göz ardı edilemez. Tüm bu aktörlerin, Gazze Şeridi'ndeki savaşta yaşanan gelişmelerin de kanıtladığı üzere, başta bölgedeki başlıca uluslararası aktör olan ABD olmak üzere, savaştaki başlıca ülkelerin çıkarlarını ve tedbirlerini dikkate aldıklarına hiç şüphe yok.

Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak, ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor.

Nihayetinde ister müttefikleri ister muhalifleri tarafından olsun, tüm yerel, bölgesel ve uluslararası hesaplar ABD ve onun yakın ve uzak hedefleri etrafında dönüyor. Hamas, İran ve Hizbullah, İsrail ile ABD arasındaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların merkezinde yer alan ABD’nin bölgedeki önceliklerinin üzerine bahis oynuyorlar. Biden yönetimi, ABD'nin Doğu Avrupa, Pasifik ya da Çin Denizi gibi önemli uluslararası çatışma bölgelerine yeniden odaklanmasıyla ilgili jeopolitik nedenlerinin yanı sıra Gazze’deki savaşta İsrail'i desteklediği ve gönderdiği çok sayıda silahla on binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olduğu için seçimlerde ABD’lilerin kendisine yönelik tepkisini hafifletmek gibi sebeplerden ötürü üç aşamalı ateşkes anlaşmasının imzalanması için acele ediyor.

xscdvfbg
İsrailli rehinelerin aileleri, Blinken’ın Tel Aviv ziyaretine denk gelecek şekilde, rehinelerin derhal serbest bırakılması talebiyle protesto gösterisi düzenledi 11 Haziran 2024 (Reuters)

Öte yandan Gazze'deki ateşkes, Washington ile Riyad arasında bir savunma anlaşmasından oluşan ve Washington'ın İsrail'i Suudi Arabistan ile normalleşme anlaşması yoluyla bölgeye daha fazla entegre etme çabaları çerçevesinde Tel Aviv'in de katılabileceği, ancak Tel Aviv'in Riyad'ın talep ettiği gibi iki devletli bir çözüm ile ilgili somut adımlar atmasına bağlı olan, ABD himayesinde ‘bölgesel bir yapı’ inşa etmeye doğru ilerliyor. Dolayısıyla, Gazze’deki savaş da dahil olmak üzere bölgedeki olayların çoğu, ABD’nin bölgedeki yeni mühendisliğinin bir parçası olarak ABD-Suudi Arabistan anlaşması etrafında dönüyor. Bu sebeple, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kısa süre önce Aksa Tufanı Operasyonu’nu, bölgedeki denklemleri değiştirmeye yönelik bir Amerikan projesini engellediğini söyleyerek övmesi kimseyi şaşırtmadı.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar'ın özellikle de esir kartını elinde tuttuğu sürece, elinde kalanlarla savaşmaya devam etme isteğine ilişkin kendi hesaplarıyla kesiştiğinde İran'dan gelen sinyalleri aldığına şüphe yok. İşte şimdi Washington ona ABD vatandaşı olan rehineler için arada İsrail olmadan müzakere etme teklifinde bulunuyor. Sinvar’ın sadece iki seçeneği var. Ya İsrail, uluslararası tarafların garantörlüğünde kalıcı bir ateşkesi kabul edecek ya da savaşmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu iki seçenek dışında üçüncü bir seçeneği kabul etmeye istekli görünmedi. Sinvar'ın tutumunun, özellikle Hamas’ın Doha'daki lider kadrosuna uygulanan baskı çerçevesinde bir bütün olarak Hamas'ın tutumu olup olmadığı da tartışmalı bir konu. Ancak İran Hamas'ın ana şemsiyesi olmaya devam ediyor. Bu da Hamas'ın genel tutumunu anlamada önemli bir unsur.

Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington ile ilişkilerinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor.

İsrail'e ve özellikle Netanyahu'ya gelince; Netanyahu, iki devletli bir çözümü kabul etmeye hazır değil. Çünkü böyle bir durum onu hükümetinin düşmesi ve aşırı sağın yeri doldurulamaz desteğini kaybetmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Yani ya hem Filistinlilerle savaşı hem de İsrail içindeki siyasi çatışmayı kazanarak ikisi de kazanacak ya da ikisini birden kaybedecek. Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, İsrail'deki siyasi ve demografik geleceğin özellikle savaş sonrasında aşırı sağcı eğilimlerden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle önceliklerinin, görev süresi sona ermekte olan Biden yönetimiyle ilişkileri pahasına da olsa aşırı sağcı akımların kendisine olan desteğini sürdürmek olması gerektiğini bilen Bibi (Netanyahu), İsrail sağının değirmenine su taşıyan Donald Trump'ın seçimleri kazanması üzerine de bahis oynuyor olabilir. Nihayetinde Netanyahu'nun siyasi ve şahsi hesapları, Washington'la ilişkinin sınırları ve koşulları da dahil olmak üzere savaştaki seçeneklerini belirlemede önemli rol oynuyor. İsrail sağının anlatısı, Biden'ın İsrail'e yardım etmek yerine, onu bölgeye yönelik projesinin bir parçası olarak kullandığı yönünde ve bu da elbette Netanyahu ve danışmanları tarafından çok iyi biliniyor.

Tüm bu üst üste binen uluslararası, bölgesel ve yerel sahneler açısından Gazze’deki savaştan çıkış yolunu hayal etmek daha da zorlaşıyor. O halde bölge uzun bir ‘yıpratma savaşına’ mı hazırlanmalı? Nihayetinde böyle bir savaşın bedelini öncelikle Filistinli siviller, ikinci olarak da Lübnan'da, Suriye'de, hatta biraz daha uzaktaki Irak'ta olsun, uzun savaşlara alışkın olan ‘Bereketli Hilalin’ halkları ödeyecek.



İsrail ateşi, sarı hattın dışındaki Lübnan köylerini tecrit ediyor

İsrail ordusuna ait bir araç, Lübnan’ın güneyindeki Zavter eş-Şarkiye’de ilerliyor. (Reuters)
İsrail ordusuna ait bir araç, Lübnan’ın güneyindeki Zavter eş-Şarkiye’de ilerliyor. (Reuters)
TT

İsrail ateşi, sarı hattın dışındaki Lübnan köylerini tecrit ediyor

İsrail ordusuna ait bir araç, Lübnan’ın güneyindeki Zavter eş-Şarkiye’de ilerliyor. (Reuters)
İsrail ordusuna ait bir araç, Lübnan’ın güneyindeki Zavter eş-Şarkiye’de ilerliyor. (Reuters)

İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerinin girişlerine ve çevre yollarına ateş açmayı sürdürmesiyle birlikte, bölge sakinlerinin köyler arasında ulaşımını tehdit eden riskler artıyor. Bu durum, girişleri kapatılmadan veya köylerin içine asker konuşlandırılmadan bazı yerleşimlerin fiilen tecrit edilmesi endişesini doğuruyor.

Mevcut durumun sonuçları günlük trafik akışının ötesine geçerek bölge halkının tarım arazilerine ve sağlık merkezlerine erişimini de etkiliyor. Bu gelişmeler, İsrail’in bölgedeki askeri hareketliliğini ve hava gözetimini sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Konu, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında perşembe akşamı gerçekleştirilen telefon görüşmesinde ele alındı.

Geçtiğimiz perşembe günü İsrail güçleri, Kafr Şuba beldesi sakinlerinin tarlalarına ulaşmasını engelledi. Bu gelişmeden önce salı günü İsrail’in faaliyetleri Mercayun-İbil es-Saki yolunu etkilemiş, aynı zamanda Haris ve Beraşit beldelerinin çevresi bombalanmış ve el-Mansuri beldesinin girişlerine doğru ateş açılmıştı.

Geri dönüşü engellemek için ateş gücüyle kontrol sağlanıyor

Emekli Tuğgeneral Dr. Hişam Cabir Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrail geçmişteki askeri deneyimlerinden ders çıkardı. Bu nedenle bu kez sarı hattın dışında kalan güney köylerini işgal edip buralara asker konuşlandırmak istemiyor. Bunun yerine, hattın dışında kalan köylere hâkim stratejik noktaları ele geçirmeyi hedefliyor. Böylece köylerin çevresindeki bölgeleri uzaktan kontrol altında tutarken, köylere girmeleri durumunda askerlerinin karşılaşabileceği tehlikelerden kaçınmayı amaçlıyor” dedi.

Mevcut İsrail taktiğinin, İsrail güçlerinin konuşlandığı askeri mevzilerden köyleri birbirine bağlayan ana ve tali yolları ateş altına alarak kontrol sağlamaya dayandığını belirten Cabir, buna İHA’larla kesintisiz hava gözetiminin de eşlik ettiğini ifade etti.

İsrail’e ait İHA’ların bölgedeki hareketliliği sürekli izlediğini kaydeden Cabir, yollardan herhangi birinde hareketlilik tespit edildiğinde kullanılan araçların niteliğinin incelendiğini belirtti. Cabir, bazı araçların yalnızca şüphe üzerine hedef alınabildiğini, bunlar arasında sık sık saldırıya uğrayan motosikletlerin de bulunduğunu söyledi. Minibüs gibi diğer araçların da hareketin niteliğine ve İsrail’in şüphelerine bağlı olarak tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğini dile getirdi.

Cabir, sınır köylerini birbirine bağlayan yolların doğrudan askeri işgal altında bulunmasalar bile tehlikeli hale geleceğini vurguladı.

rgr
İsrail güçlerinin konuşlandığı Zavter eş-Şarkiye yakınlarındaki Zavter el-Garbiye köyünde hasar görmüş bir bina (EPA)

Nitekim bazı yollar, bölge fiilen işgal altında olmamasına rağmen geçişin mümkün olmadığı tehlikeli ve izole güzergâhlara dönüştü. Bunlar arasında Hırdali yönündeki Nebatiye-Mercayun yolu da bulunuyor. Bu güzergâhtan hiçbir araç geçemiyor. Nebatiye el-Fevka, Kafr Tibnit ve Kafr Rumman’ın çevresindeki yollar da yoğun topçu ateşi, makineli tüfeklerle gerçekleştirilen tarama ateşi ve topçu atışları ile İHA saldırıları nedeniyle benzer durumda.

2 Ekim’de Deyr Mimas Belediye Meclisi heyeti, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmede, beldeye ulaşımı sağlayan yolların açık tutulmasının garanti altına alınmasını, temel hizmetlerin sağlanmasını ve çiftçilerin zeytin hasadı için arazilerine ulaşmalarının kolaylaştırılmasını talep etti.

Geri dönüşü engellemek için topçu ateşi

İsrail’in güneydeki köylere yönelik bombardımanını değerlendiren Cabir, “Bu bombardıman her seferinde mutlaka yeni bir askeri tırmanış yaşandığı anlamına gelmiyor. Zira İsrail zaten sürekli bir hedef alma stratejisi izliyor ve belirli bölge ve köyleri vurmak için sık sık topçu ateşine başvuruyor” dedi.

Bazı köylere aralıklarla düzenlenen topçu saldırılarının siyasi ve güvenlik amaçları taşıdığını belirten Cabir, bu saldırılarla bölge halkının evlerine dönmesinin engellenmesinin, söz konusu bölgelerde yeniden yerleşik bir hayat kurulmasının önüne geçilmesinin ve İsrail’in kendi güçlerine tehdit olarak değerlendirebileceği herhangi bir faaliyetin ortaya çıkmasının önlenmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Cabir, İsrail’in bu amaca ulaşmak için geniş çaplı kara operasyonları düzenlemesine gerek olmadığını vurgulayarak, “İsrail, zaman zaman gerçekleştirdiği topçu bombardımanlarıyla köyleri baskı altında tutabilir. Bu yöntem, halkın geri dönmesini caydırırken söz konusu bölgelerde normal hayatın sürdürülmesini de zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

frgth
İsrail’in işgal ettiği ve çevresini bombaladığı Şakif Kalesi (Reuters)

Emekli Tuğgeneral Said Kazah ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerini birbirine bağlayan yolların yanı sıra İsrail işgali altındaki veya İsrail’in askeri mevzilerinin karşısında bulunan bölgelerin de güvenli olmadığını belirtti. Kazah, askeri hareketliliğin ve ateş açma olaylarının sürmesi, İsrail güçlerinin niyetlerinin ve gerçekleştirebilecekleri operasyonların niteliğinin bilinmemesi nedeniyle bu bölgelerin tehlike arz ettiğini ifade etti. Tehlikenin yalnızca yollarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Kazah, sınır köylerinde hâlâ direnmeyi sürdüren bölge sakinlerinin de risk altında olduğu uyarısında bulundu.

Sınır bölgelerindeki yollar ve köyler güvenli değil

Kazah, “Toprakları işgal eden yabancı bir ordunun varlığı, işgal altındaki veya bu güçlerle karşı karşıya bulunan tüm yolları ve bölgeleri sürekli tehlikeye açık hale getiriyor. İşgalci güçlerin niyetlerini veya uygulamaya koymaya çalıştıkları planları bilemediğimiz için güneydeki köylerde yaşayanların varlığı da risklerle dolu” dedi.

Savaşlarda ateş açılması nedeniyle her zaman ikincil zararların meydana gelebildiğini belirten Kazah, bu ihtimallerin askeri operasyonların planlanması sırasında hesaba katıldığını ifade etti. Kazah, bunun operasyon bölgelerinde veya bu bölgelerin yakınında bulunan sivillerin karşı karşıya kalabileceği tehlikelerin boyutunu açıkladığını kaydetti.

Kazah, sınır yollarının tamamen güvenli olmadığını belirterek, İsrail işgali altındaki tüm sınır bölgelerinin yanı sıra bu bölgelerin karşısında bulunan alanların da doğrudan askeri operasyonlar veya ateş açılması sırasında buralara ulaşabilecek mermiler nedeniyle tehlikeye açık olduğunu vurguladı. Bu durumun, sivillerin söz konusu bölgelerde seyahat etmesini ve ikamet etmesini sürekli risklerle karşı karşıya bıraktığını sözlerine ekledi.

dfhjukı
İsrail’in düzenlediği bombalı saldırıların ardından Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri’den yükselen duman, 28 Eylül 2026 (Reuters)

Köylerin tecrit edilmesi yönündeki endişeler, geçmişte sahada yaşanan deneyimlere dayanıyor. İsrail’in mart ayında düzenlediği bombardıman, Hırdali yolu ile Mercayun-Hasbaya güzergâhındaki trafik akışını aksatmış, yollar daha sonra yeniden ulaşıma açılmıştı. Lübnan ordusu, 4 Haziran’da İsrail’e ait setlerin kaldırılmasının ardından Mercayun-Dibbin-İbil es-Saki yolunun açıldığını duyurmuştu. Ancak ordu, bölgede askeri birliklerin konuşlandırılması tamamlanmadan ve patlamamış mühimmatın tespiti yapılmadan önce yola yaklaşılmaması uyarısında bulunmuştu.


Fransa’da protestoların ardından bilanço: Bin 200 gözaltı, yüzlerce iş yeri zarar gördü

Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)
Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)
TT

Fransa’da protestoların ardından bilanço: Bin 200 gözaltı, yüzlerce iş yeri zarar gördü

Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)
Paris’te hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı protesto eden ülke çapındaki gösterilerin ertesi günü çıkan çatışmalarda zarar gören Salomon mağazasının vitrinini onaran bir kişi (Reuters)

Fransa, hayat pahalılığını protesto etmek için yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerin ardından, ülke genelinde bir gün boyunca yaşanan şiddet olayları, yağma ve kargaşanın yol açtığı hasarı tespit ediyor. Olaylar, cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala yaşandı.

Toplumsal gerilimin tırmandığı ve parlamentoda çoğunluğa sahip olmaması nedeniyle hükümetin hareket alanının daraldığı bir dönemde yönetim, şiddet olaylarına karışanlara karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini açıkladı.

rgthy
Paris sokaklarından birinde yanmış bir aracın yanından bisikletiyle geçen bir kişi (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın Fransız haber ajansı AFP'den aktardığı habere göre olaylardaki şiddetin boyutu 2023'teki protestoları ve 2018-2019 yıllarında düzenlenen Sarı Yelekliler eylemlerini aştı.

Paris başta olmak üzere büyük kentlerin sokaklarında yüzlerce işletme ve mağaza hedef alındı. Molozlar ve yanmış motosikletlerin enkazı sokakların büyük bölümünü kapladı. Yerel yetkililer, “Sokakların tamamı sistematik biçimde tahrip edildi” açıklamasında bulundu.

fgh
Fransa’nın Marsilya kentinde hayat pahalılığına ve akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı düzenlenen ülke çapındaki gösteriler sırasında çıkan çatışmaların ertesi günü, belediye işçisi sokakları temizliyor (Reuters)

AFP muhabirlerinin Paris'ten aktardığına göre, küçük gruplar hâlinde hareket eden gençler organize şekilde yağma eylemlerine girişti. Maske ve eldiven takan kişiler, mağazaların camlarını kırıp içeri girmeden önce güvenlik kameralarını devre dışı bıraktı.

Güneydeki Marsilya, kuzeydeki Lille ve güneybatıdaki Bordeaux kentlerinde göstericiler belediye ve valilik binalarına girerek tahribata yol açtı. Fransa'nın orta kesimindeki Limoges kentinde ise yerel yetkililere göre 19. yüzyıldan kalma büyük belediye binasının önemli bir bölümü yangında zarar gördü.

sxdf
Paris’te bir kişi, olay çıkaranların geride bıraktığı çöplerin yanında yolun ortasında oturuyor (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X platformundan yaptığı açıklamada, “tahribat gerçekleştiren, kamu kurumlarına veya işletmelere saldıran ya da yağma eylemlerine katılan herkesin” peşine düşüleceğini ve cezalandırılacağını bildirdi.

Yetkililer, cumartesi günü 1.200 kişinin gözaltına alındığını, göstericilerle yaşanan çatışmalarda 150 güvenlik görevlisinin yaralandığını açıkladı.

h
Fransa’nın orta kesimindeki Limoges kentinde hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolar sırasında bir grubun baskın düzenlediği belediye binasında yangın çıktı (AFP)

Göstericiler arasında da yaralananlar oldu. Bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. Orta Fransa'daki Saint-Étienne kentinde 17 yaşındaki bir gencin, polisin attığı bir bomba nedeniyle elinin koptuğu belirtildi.

Başbakan Sébastien Lecornu, gece saatlerinde güvenlik güçlerini ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, “Bu akşam bilanço daha ağır olmadığı için kendimizi şanslı saymalıyız” dedi.

Ağır maliyet

İçişleri Bakanlığının tahminlerine göre gösterilere yaklaşık 550 bin kişi katıldı. Organizatörler ise katılımcı sayısının 800 bine ulaştığını öne sürdü.

dfgth
Paris’te hayat pahalılığına karşı dün düzenlenen protestolar sırasında Saint-Martin Kanalı’nın kenarında bir araç yanıyor (AFP)

Göstericiler arasında yer alan sosyal hizmet uzmanı Régine Monféraud, “Hayat pahalılığını protesto etmek ve düşük ücretler karşılığında didinip durmaktan, kiraların da sürekli yükselmesinden bıktığımızı söylemek için geldim” dedi.

Protestolar ve bunlara eşlik eden şiddet olayları, siyasi partiler arasında farklı tepkilere yol açtı. Radikal sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, Paris'teki gösteriye katılarak şiddet ve tahribat eylemlerinden uzak durulması çağrısında bulundu.

jukı
Paris’te hayat pahalılığını protesto eden gösteri sırasında polis ekipleri Cumhuriyet Meydanı’nda ilerliyor (AFP)

Anketlerde önde görünen aşırı sağcı lider Marine Le Pen ise Ulusal Birlik (RN) partisinin polisin yanında olduğunu vurguladı. Le Pen, solun tutumunun “şiddeti meşrulaştırdığını” ve ülkeyi kaosa sürüklediğini savundu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala Mélenchon ile Le Pen arasındaki siyasi rekabet de giderek sertleşiyor. Birçok kamuoyu yoklaması, iki liderin seçimlerin ikinci turunda karşı karşıya gelebileceğine işaret ediyor.

vfgbhj
Fransa’nın güneydoğusundaki Lyon kentinde bir gösterici, turizm ofisinin önünde göz yaşartıcı gaz bulutları arasında barikatları tekmeliyor (AFP)

Özellikle Paris'te şiddet olaylarının gece geç saatlere kadar sürmesi üzerine Başbakan Lecornu, hasarın maliyetinin “çok yüksek olacağı” uyarısında bulundu.

Ticaret ve Dağıtım Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard da olayların “önemli ekonomik ve mali sonuçlar” doğurmasını beklediğini söyledi.


İran Parlamentosu, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’yi savunma bakanı olarak atadı

Mehrdad Ahlaki Ketabçi (Mehr)
Mehrdad Ahlaki Ketabçi (Mehr)
TT

İran Parlamentosu, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’yi savunma bakanı olarak atadı

Mehrdad Ahlaki Ketabçi (Mehr)
Mehrdad Ahlaki Ketabçi (Mehr)

İran’ın resmi medyasında pazar günü yer alan haberlere göre Parlamento, Mehrdad Ahlaki Ketabçi’nin savunma bakanı olarak atanmasını onayladı. Ketabçi’nin atanması, selefi Aziz Nasırzade’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşının başında öldürülmesinden sekiz ay sonra gerçekleşti.

Savunma Bakanlığı’nda uzun yıllardır görev yapan Ketabçi, İran’ın füze ve uzay sanayileriyle yakın ilişkileriyle tanınıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2007 yılında Ketabçi’yi İran Savunma Bakanlığı’na bağlı ve balistik füze programıyla ilişkili olan Bakiri Sanayi Grubu’nun başkanı olarak tanımlamıştı.

Eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, Kasım 2014’te Ketabçi’yi Havacılık ve Uzay Sanayii Kurumu’nun başına atamıştı. ABD ise 2020 yılında Ketabçi’ye yaptırım uygulamış ve kendisini Savunma Sanayii Kurumu’nun yöneticisi olarak tanımlayarak konvansiyonel silahlarla bağlantılı faaliyetlerine dikkat çekmişti.

Ketabçi’nin adı, Eylül 2025’te İran’a yönelik önceki yaptırımların yeniden yürürlüğe konulmasıyla Birleşmiş Milletler’in yaptırım listesine tekrar alındı.

Kitabçi ayrıca Avrupa Birliği’nin yaptırım belgelerinde de yer aldı. Söz konusu belgelerde kendisi, İran Savunma Sanayii Kurumu ile Havacılık ve Uzay Sanayii Kurumu’nda görev yapan yetkililerden biri olarak gösterildi.