Washington İsrail sağı üzerindeki ilmiği sıklaştırıyor

Ben-Gvir ve Smotrich'in etrafındaki çember yavaş yavaş hedef alınıyor.

Itamar Ben-Gvir (solda) ve Bezalel Smotrich (AFP)
Itamar Ben-Gvir (solda) ve Bezalel Smotrich (AFP)
TT

Washington İsrail sağı üzerindeki ilmiği sıklaştırıyor

Itamar Ben-Gvir (solda) ve Bezalel Smotrich (AFP)
Itamar Ben-Gvir (solda) ve Bezalel Smotrich (AFP)

Başkan Joe Biden yönetiminin Gazze Şeridi'ne giden insani yardım konvoylarına yönelik saldırıların arkasındaki aşırı sağcı İsrailli gruba yaptırım uygulanacağını açıklamasının ardından Washington, İsrail aşırı sağı üzerindeki ilmiği daha da sıkılaştırdı.

İsrailli kaynaklar, Biden yönetiminin, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi aşırı sağcı bakanları çevreleyen tüm çevreleri kademeli olarak hedef aldığını belirtti.

Yeni yaptırımlar, Gazze Şeridi'ne yardım sevkiyatlarına saldıran ve zarar veren ‘Tzav 9’ isimli grubu hedef aldı.

Tzav 9 üyeleri, Gazze Şeridi'ne giden yardım tırlarına Batı Şeria'nın el-Halil kenti yakınlarında defalarca saldırarak ilerlemelerini engellemiş, tırların içindekilere zarar vermiş ve bir keresinde iki tırı ateşe vermişti.

Söz konusu grup saldırıların arkasında olduğunu doğruladı. Hamas'a yardımların ulaşmasını engellemek için harekete geçtiğini iddia eden grup, İsrail hükümetini Hamas'a ‘hediyeler’ vermekle suçladı.

Saldırılar büyük ölçüde Nisan ayında İsrail'in Gazze Şeridi'ne daha fazla yardım ulaşmasını sağlamak için Ürdün'den gelen yardım yolunu genişletmeyi kabul etmesiyle başladı.

Daha sonra yapılan soruşturmalar, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkan yardım tırlarının yerini aşırı sağcı aktivistlere bildirerek tırların durdurulmasını ve içindekilerin yağmalanmasını sağladığını gösterdi.

Görevden alınan İsrail Emniyet Genel Müdürü Kobi Shabtai, geçen ay hükümetin adli danışmanına yazdığı ve perşembe günü yayınlanan bir mektupta, Ben-Gvir'in polis devriyelerinin yardım konvoylarını korumasını engellemeye çalıştığını ve kendisini ‘sonuçlarına katlanmakla’ tehdit ettiğini açıkladı. Ben-Gvir saldırıları kınamış, ancak aktivistlerin Gazze'deki Filistinlilere yardım götürülmemesi talebine katıldığını da belirtmişti.

Bu, Washington'un son birkaç ay içinde Ben-Gvir ve Smotrich'in yörüngesindeki kişiler de dahil olmak üzere İsrail sağına karşı uyguladığı ilk yaptırım değil.

Washington Nisan ayında, Ben-Gvir'e çeşitli konularda danışmanlık yapan yakın müttefiki Bentzi Gopstein ve aşırılık yanlısı Lahava örgütü için çalışan eşi Ayala gibi Ben-Gvir'e yakın kişilerle bağlantılı olan ya da onlar için çalışan dernekler de dahil olmak üzere bir dizi yerleşimci ve Yahudi bağış toplama derneğine yaptırım uygulamıştı. Şubat ayında yaptırımlar, Smotrich ve Ben-Gvir'e yakın olan Lennon Levy ve David Hai Hasadi'nin de aralarında bulunduğu diğer kişileri de hedef aldı.

Konuyla ilgili olarak daha önce İsrail medyasına konuşan ABD'li bir yetkiliye göre Biden yönetimi, İsrail hükümetinin en aşırı üyelerinden bazılarının siyasi yörüngesindeki kişileri kademeli olarak hedef alırken, bakanların kendilerini (Ben-Gvir ve Smotrich) cezalandırmayı erteliyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.