Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor
TT

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

İki yıl önce Noam Cohen, eşi ve arkadaşlarıyla birlikte İsrail’in güneyindeki Arad’da bir bara gitmek üzere otomobilini kullanırken, bir grup Ultra Ortodoks Yahudi genç tarafından durduruldu. Gençler, Yahudiler için kutsal gün olan Şabat’ın kutsallığını ihlal ettiği gerekçesiyle Cohen’i protesto etti.

Cohen, AFP’ye yaptığı açıklamada, gençlerin aralarında eşinin de bulunduğu gruptaki kadınlara hakaret ettiğini belirterek, “O anda sinirlerime hâkim olamamaya başladım. Bu mesele beni şahsen etkiledi” dedi.

Bu olay, Cohen’i, laik kesimden giderek daha fazla kişinin katıldığı bir protesto hareketine dahil olmaya yöneltti. Hareketin mensupları, Ultra Ortodoks Yahudi nüfusundaki artışın yaşadıkları kentin karakterini değiştirdiğini savunuyor. Arad’da yaşayan ve aynı görüşü paylaşan Einat Jüpiter ise “Artık şehir, büyüdüğüm şehir değil” dedi.

Ulusal bir tartışmanın küçük bir örneği

İsrailliler 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimlerinde oy kullanmaya hazırlanırken, bu yıl birçok kez halkın sokaklara dökülerek protesto gösterileri düzenlediği Arad’daki gerilim, konuya ilişkin ülke genelindeki daha geniş kapsamlı tartışmanın küçük bir yansımasını oluşturuyor.

Dinî okul öğrencilerinin askerlik hizmetinden muaf tutulması meselesi, İsrail ordusunun üç yıllık savaşın ardından ağır baskı altında olduğu bir dönemde özellikle tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor.

Cohen, “Arad’da yaşananlar, İsrail devletinin tamamının geleceğini yansıtabilir” diyerek, Ultra Ortodoks Yahudilerin “sadece daha fazla çocuk sahibi olduklarını, bununla mücadele edemeyeceğinizi” ifade etti.

Ultra Ortodoks Yahudiler, İsrail nüfusunun yüzde 14’ünden fazlasını oluşturuyor. Bu oranın yüzyılın ortalarına kadar yaklaşık dörtte bire ulaşması bekleniyor. Kadın başına 6,5 çocukluk doğurganlık oranının desteklediği demografik büyüme, topluluğun siyasi nüfuzunu da artırdı. Ultra Ortodoks iki parti, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonunu destekliyor.

Arad’da yaşayan laik kesimden birçok kişi için mesele giderek daha kişisel bir hâl alıyor. Cohen, “Birlikte yaşayamayız. Bizim hayatlarımızla onların hayatları tamamen farklı. Birbirimizle uyum sağlayamıyoruz” dedi.

Seküler bir şehirden, değişen bir çoğunluğa

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı analize göre Necef Çölü’nün kıyısında, Lut Gölü’ne bakan Arad’ın nüfusu 30 bin. Kent, geçmişte gelişen ve laik yaşam tarzıyla öne çıkan bir yerleşim yeri olarak biliniyordu.

1980’lerde İsrail’in en zengin belediyeleri arasında yer alan Arad, ülkenin en büyük müzik festivaline de ev sahipliği yapıyordu. Ancak ekonomik gerileme, çok sayıda laik sakinin kasabayı terk etmesine yol açtı.

1990’larda eski Sovyetler Birliği’nden çok sayıda Yahudi göçmen Arad’a yerleşti. Daha sonraki yıllarda ise uygun konut fiyatları, daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi ailenin kasabaya gelmesini sağladı.

xcdfvs
Ultra Ortodoks Yahudiler, sinagoga dönüştürülmüş bir sığınağa gidiyor. (AFP)

2014-2015 yıllarında belediye başkanlığı yapan Nisan Ben Hamo’ya göre, bugün Ultra Ortodoks Yahudiler kasaba nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.

Ben Hamo, İsrail’de art arda göreve gelen hükümetlerin ülkenin çevre bölgelerini ihmal ettiğini ve neredeyse tamamen güvenlik meselelerine odaklandığını söylüyor. AFP’ye konuşan Ben Hamo, “Siyaset yalnızca güvenlikle sınırlandırıldığında diğer bütün meseleler geri plana itiliyor” dedi.

Belediyenin zararı

Laik kesim, 2024 yerel seçimlerinde belediye yönetimini kaybetti. Ultra Ortodoks Yahudilerin sandığa yüksek oranda gitmesi, seçim sonucunda belirleyici oldu.

Ben Hamo, bu durumun parlamento seçimleri öncesinde laik İsrailliler için bir ders niteliği taşıdığını belirterek, “Onlar bizden daha örgütlü” dedi. Ben Hamo sözlerini şöyle sürdürdü: “Kazanmak istiyorsak liberallerin uyanması ve sandığa gitme oranını artırması gerekiyor. Çünkü karşı taraf, aşırı sağ ve Ultra Ortodoks Yahudiler, bizden daha örgütlü. İnsanları kontrol ediyor ve yüksek oranlarda seferber ediyorlar.”

Shlomi Tabşek’e göre ise anlaşmazlık, siyaset kadar kamusal alanın kullanımıyla da ilgili. Tabşek, belediyeyi kamu binalarını ve kaynaklarını giderek daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi toplumunun yararına tahsis etmekle suçluyor.

Tabşek ayrıca, savaş sırasında halkın sığındığı bazı sığınakların ibadet odalarına dönüştürüldüğünü ve bunun acil durumlarda sığınakların kullanılabilirliğini azalttığını söylüyor. Tabşek, “Üzerimize füzeler düştüğünde sığınaklara ihtiyacımız var ama sığınak sinagoga dönüştürüldüğü için onları kullanamıyoruz. Bu kabul edilemez” dedi.

Ambulans servisine göre, geçen mart ayında İran’dan atılan bir füzenin Arad’a düşmesi sonucu kasabada yaşayan 84 kişi yaralandı.

Tabşek, eğlence faaliyetlerine ve toplumsal etkinliklere yapılan yatırımların azalmasından da üzüntü duyduğunu belirterek, bunun kasabadaki sosyal dokuyu zayıflattığını ifade etti. Kasaba sakinleri, kadınların fotoğraflarının yer aldığı reklamların hedef alındığı vandalizm olaylarının yaşandığını aktarıyor. Bu durum, kadınların kamusal alanlarda görüntülerinin sergilenmesine yönelik dinî itirazları yansıtıyor.

Tabşek, “Şehri kendilerine istiyorlar ve bizi buradan çıkarmak istiyorlar” diye konuştu.

Harediler: Şikayetler abartılı

Haredi sakinler, şehri ele geçirdikleri yönündeki düşünceyi reddediyor. Haredi toplumunun önde gelen isimlerinden ve Arad Belediyesi Mali İşler Dairesi Müdürü Yitzhak Gordon, ilişkilerin büyük ölçüde dostane olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Gordon, AFP’ye yaptığı açıklamada, Haredi toplumuna yönelik şikâyetlerin ‘Facebook da dâhil olmak üzere bütün gün internette vakit geçiren kişiler’ tarafından abartıldığını belirtti. Gordon, “Laik gençler Arad’dan ayrılıyor, okullardaki sınıflar boşalıyor. Bizim de eğitim için mekânlara ihtiyacımız var” dedi.

Bazı laik sakinler de günlük yaşamda birlikte yaşamanın genel olarak sakin geçtiğini kabul ediyor. Jüpiter, “Hepimiz insanız. İnsanlar birbirleriyle nasıl anlaşacaklarını öğreniyor” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen Jüpiter, Haredi sakinlerin şehrin geri kalanının kendi yaşam tarzlarına uyum sağlamasını istediği düşüncesinden endişe duyuyor. Jüpiter, “Bu işe yaramayacak çünkü ben özgür bir insanım. Özgürce yaşamak istiyorum” diye ekledi.


Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
TT

Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)

Tevfik el-Şanvah

Savaş turları boyunca, Husi milisleri, başta aldatma olmak üzere yenilikçi savaş taktikleri kullanma konusundaki ustalıklarıyla ilgili sahte bir imaj yaratmaya çalışarak, sahada üstün savaş yeteneklerine sahip olduklarını iddia ettiler.

5 Ekim'de başlatılan Yemen Şafağı Operasyonu ile hükümet güçleri, batı kıyısında ve Babul Mendeb Boğazı'nda İran destekli Husi milislerinden birçok bölgeyi başarıyla geri aldı. Onlara karşı operasyonlar devam ederken, milisler, hükümet güçlerinin ilerlemesini engellemek için benzeri görülmemiş yöntemler kullanarak bir dizi yeni engel geliştirdi.

Araştırmacı gazeteci Muhammed Hafız, Husi milislerinin son günlerde hükümet güçlerinin çeşitli cephelerdeki ilerlemesini engelleyen çok sayıda engel kurmaya çalıştığını teyit etti.

xcgthy
Son birkaç gündür Husi milisleri, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar (Independent Arabia)

Çatışmaların başlangıcından beri Husi milislerinin yeni yöntemlerini izleyen ve gözlemleyen Hafız, milislerin öncelikle Yemen'in batısında veya Marib ve el-Cevf gibi doğu bölgelerinde açık ve çöl alanlarında kullandıkları hendek kazma yöntemine başvurduklarını açıkladı. Ayrıca, iki amaca hizmet eden siperler ve bariyerler inşa ediyorlar. Bunlardan ilki, hükümet güçlerinin ateşinden korunmak, ikincisi ise geri çekilme durumunda içine mayın ve el yapımı patlayıcı yerleştirmek. Bu durumda mayın ve patlayıcıların toprak yığının altından çıkarılması ve sökülmesi uzun bir zaman alıyor.

Çölde kamuflaj ve boyama

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre milislerin yöntemlerinde dikkat edilmesi gereken nokta, el yapımı patlayıcılar ve mayınları gizlemek için doğal cisimlere ve askeri teçhizata benzeyen maketler kullanmak gibi gelişmiş kamuflaj tekniklerine ciddi şekilde önem vermeleridir. Bunlar hükümet güçlerine büyük oranda hasar vermek, onları yormak ve hedef alma eylemler sırasında yanıltmak için tasarlanmışlar. Marib'deki birçok savaşı takip eden Hafız, bununla ilgili olarak, milislerin el yapımı patlayıcıları gizlemek için plastik aletler ve doğadan ilham alan maketler kullandıklarını, ayrıca, hükümet güçlerine karşı kendilerini kamufle etmek ve böylece hava kuvvetlerini yanıltmak için beyaz çöl bölgelerinde araçları veya askeri teçhizatı petrol ve yakıt egzozuyla boyadıklarını da açıkladı.

Rota değişikliği

Hafız'a göre, açık kaynaklar Husilerin orduyu yanıltmak ve ilerlemesini engellemek için sahte mevziler ve çitler kurduğunu ortaya koydu. Hafız, bu taktiklerin “orduyu, üç metreye varan derinliklerde uzun ve derin hendekler kazdıkları bölgelerin etrafından dolanmak için alternatif rotalar aramaya zorlamada başarılı olduğunu” doğruladı.

Kaynaklar, Husilerin tanksavar mayınlarını hükümet güçleri unsurlarını hedef alan tuzaklara dönüştürerek mayınları yoğun bir şekilde kullandıklarını ve bunun da önemli bir engel teşkil ettiğini açıkladı. Ayrıca inşa ettikleri ana hatların içinde kazdıkları hendek ve çukurlara mayınlar yerleştirdiklerini de eklediler.

sdc
Milisler, özellikle açık ve çöl alanlarında, hendek kazma yöntemine başvuruyorlar (Independent Arabia)

Meşru Yemen silahlı kuvvetleri, daha önce, onlarca kilometre uzanan, kampları ve stratejik bölgeleri her yönden çevreleyen derin hendekler nedeniyle Cevf vilayeti cephesindeki ilerlemelerinde gecikmeler yaşandığını duyurmuştu.

Terk edilmiş, karanlık yollar

Son birkaç gündür Husiler, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar. Geceleyin araçlarının ışıklarını kapatarak engebeli arazide ilerliyorlar; bu taktik, sahada kaydettikleri her ilerlemede doğrudan ve hızlı bir şekilde uygulamaya yöneldikleri bir yöntem.

Hafız ayrıca, Husi milislerinin Ras el-Ara bölgesindeki dağlarda, el-Amri kampının arkasından başlayıp el-Vaziye bölgesine kadar uzanan bir yol inşa ettiğini de belirtti. Bu, cephe hatları baskı altına girdiğinde güçlerinin iki bölge arasında kolayca hareket etmesini sağladı.

Son haritalar, milislerin son günlerde güçlerini Vaziye'den Zubab Havaalanı’nın arkasındaki bir cepheye taşıdığını ve oradaki hükümet güçlerine karşı sürpriz bir karşı saldırı ve kıskaç hareketi hazırladığını teyit ediyordu. Ve dün gece tam olarak bu oldu, ancak Devler Tugayları güçleri bu tuzağa karşı önceden hazırlıklı oldukları için saldırı başarısız oldu.

Yaklaşım ve coğrafya

Askeri analist Abdulaziz el-Hadaşi, Husi milislerinin askeri yaklaşımının, kontrol ettikleri her cephede, ister siper kazarak ister yüksek toprak setler inşa ederek, hızlı savunma bariyerleri ve tahkimatlar kurmayı, bunların etrafına mayın tarlaları döşemeyi içerdiğini söylüyor. Hadaşi'ye göre, bu yöntem, Devler Tugayları ve Vatan Kalkanı güçlerinin batı kıyılarını ve Babul Mendeb'i kurtarmak için başlattığı büyük taarruza rağmen, son günlerde Vaziye, Zubab ve Babul Mendeb'deki güçlerinin ilerleyişini engelledi. Ülkenin kuzeyindeki dağlık arazinin aksine, kıyı bölgelerinin coğrafi yapısının, Marib ve Cevf’teki çöllerle birlikte, Husilere bu tür savunma engelleri kurmaya yardım ettiğine dikkat çekti.

Hükümetin başkent Sana'ya doğru ilerleme çabalarıyla birlikte bu engellerin aşılması için, Hadaşi, askeri engellerin aşılmasının, ister piyadelere isterse zırhlı araçlara karşı olsun, her türlü mayının hızlı ve anında etkisiz hale getirebilmesinin mayın tarama ve temizleme araçları gerektirdiğini belirtti. Geleneksel yöntemlere güvenmekten kaçınmanın önemini vurgulayan Hadaşi, bu yöntemlerin ilerlemeyi önemli ölçüde geciktireceğini, bu gibi durumlarda, askerlerin ve araçların geçmesine olanak tanıyacak birkaç metreden daha geniş olmayan geçici yollar oluşturacak mayın temizleme teçhizatlarına güvenilmesi, ayrıca toprak setlerde dikkatli olunması gerektiğini de ekledi.


Trump’ın gümrük vergileri ABD’de günlük harcamaları artırdı

Amerikalılar Trump yönetiminin yürüttüğü ticaret savaşından memnun değil. AP-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi'nin bu ayki anketi, ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 64'ünün başkanın gümrük vergileri konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ortaya koydu (AFP)
Amerikalılar Trump yönetiminin yürüttüğü ticaret savaşından memnun değil. AP-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi'nin bu ayki anketi, ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 64'ünün başkanın gümrük vergileri konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ortaya koydu (AFP)
TT

Trump’ın gümrük vergileri ABD’de günlük harcamaları artırdı

Amerikalılar Trump yönetiminin yürüttüğü ticaret savaşından memnun değil. AP-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi'nin bu ayki anketi, ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 64'ünün başkanın gümrük vergileri konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ortaya koydu (AFP)
Amerikalılar Trump yönetiminin yürüttüğü ticaret savaşından memnun değil. AP-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi'nin bu ayki anketi, ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 64'ünün başkanın gümrük vergileri konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ortaya koydu (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, küresel gümrük vergilerini Amerikalı tüketiciler için kazanım diye nitelese de federal veriler tam tersini gösteriyor.

New York Merkez Bankası'nın (NY Fed) bu ay yayımladığı rapora göre ilk kez Nisan 2025'te uygulamaya konan gümrük vergileri, ABD'de market ürünlerinden otomobil ve mobilyaya kadar çeşitli malların fiyatlarını Şubat 2026'ya kadar yüzde 2,9 artırdı.

NY Fed, Trump yönetiminin gümrük vergileri olmasaydı "mal fiyatlarının hafifçe düşmüş olacağını" belirtti.

ABD çoğu ülkeden yapılan ithalata düşük çift haneli oranlarda vergiler getirdi. Ancak yasal engellerin yanı sıra Trump'ın vergileri keyfi bir şekilde değiştirme alışkanlığı nedeniyle oranlarda dalgalanmalar yaşanıyor.

Trump, vergilerinin yabancı ihracatçılar tarafından ödeneceği konusunda ısrar etse de çok sayıda araştırma maliyetin nihayetinde Amerikalı tüketicilere yansıdığını kanıtladı.

Tarafsız politika grubu The Tax Foundation'a göre gümrük vergileri nedeniyle Şubat 2026 itibarıyla Amerikalı tüketiciler giyim ürünlerine yüzde 17,5, kahve ve çaya yüzde 10 ve mobilyaya yüzde 7,4 daha fazla ödeme yapıyordu.

Amerikalılar Trump yönetiminin yürüttüğü ticaret savaşından memnun değil. AP-NORC Kamu İşleri Araştırma Merkezi'nin bu ayki anketi ABD'deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 64'ünün başkanın gümrük vergileri konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ortaya koydu.

Ülke genelinde tüketiciler arasında harcadıkları paranın ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğine dair yaygın endişe hakim.

Ara seçimler hızla yaklaşırken, kısmen Başkan Trump'ın İran'la savaşı nedeniyle benzin ve dizel fiyatları pandemi döneminden bu yana görülen en yüksek seviyelerde seyrediyor.

ABD ekonomisinin diğer alanlarında da inatçı enflasyon görülmeye devam ediyor. Pek çok ekonomist bu durumu Trump'ın göreve dönüşünden bu yana izlediği gümrük vergisi politikalarıyla ilişkilendiriyor.

The Associated Press'ten de yararlanılmıştır

Independent Türkçe