Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Somali muhalefeti seçim krizine çözüm önerisi sundu

Somali Cumhurbaşkanı, siyasi kriz hakkında istişare oturumlarına katılmak üzere Müstakbel Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle önceki bir görüşmede (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı, siyasi kriz hakkında istişare oturumlarına katılmak üzere Müstakbel Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle önceki bir görüşmede (SONNA)
TT

Somali muhalefeti seçim krizine çözüm önerisi sundu

Somali Cumhurbaşkanı, siyasi kriz hakkında istişare oturumlarına katılmak üzere Müstakbel Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle önceki bir görüşmede (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı, siyasi kriz hakkında istişare oturumlarına katılmak üzere Müstakbel Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle önceki bir görüşmede (SONNA)

Somali muhalefeti, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile tırmanan kriz ortamında ‘4.5 sistemi’ olarak bilinen kabile yapısını gözetmesi koşuluyla doğrudan seçimlerin kabul edilmesine dayanan bir öneri sundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir Somali uzmanına göre Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un henüz değerlendirmediği bu öneri, doğrudan seçimleri temel oy kullanma yöntemi olarak benimsemesi nedeniyle ilkesel bir çözüm niteliği taşıyabilir. Uzman, Cumhurbaşkanı’nın esnek bir tutum sergileyeceğini düşünüyor.

Haviye, Darud, Rahanveyn ve Dir'den oluşan dört büyük aşiretin sistemi olan 4.5 sistemi, ülkenin siyasi ve sosyal yaşamının temel taşını oluşturuyor. 2000 yılında düzenlenen Arta Barış Konferansı'ndan doğan bu sistem çerçevesinde parlamento, iktidar paylaşımını güvence altına almak amacıyla kabileler arasında bölünmüş durumda.

4.5 sistemi kavramı, üst düzey makamların kabile kotasına göre paylaştırılması anlamına geliyor. Bu sistemde dört ana kabilenin her birine eşit temsil hakkı tanınırken küçük etnik gruplara ‘yarım koltuk’, yani her bir kabileyle kıyaslandığında yarım temsil hakkı veriliyor.

Alman haber ajansı DPA'nın haberlerine göre Somali’nin başlıca muhalefet ittifakı olan Müstakbel Konseyi, geçici doğrudan seçim modelini anlaşmazlıkların çözümüne ve seçim sürecine duyulan güvenin yeniden tesisine giden bir yol olarak desteklediğini açıkladı.

Konsey, açıklamasında kararın, gelecekteki seçim çerçevesi üzerinde kapsamlı ve zamanında bir uzlaşıya ulaşmak amacıyla uzlaşı ruhunu ve ulusal çıkara bağlılığı yansıttığını vurguladı.

Somali basınında yer alan haberlere göre muhalefet, kabile iktidar paylaşımı sistemini korurken ülke genelinde doğrudan seçim yapılmasını öngören yeni bir öneri sundu. Önerilen modele göre parlamento koltukları, daire esasına dayalı seçim birimleri aracılığıyla düzenlenecek ve seçmenler ile aday olmaya hak kazananlar kendi kabile seçim çevrelerine bağlı kalacak.

Somali uzmanı Abdulkerim Ebşir, yaptığı değerlendirmede, ‘önerinin hükümet ile muhalefet arasında seçim türü konusunda kısmi bir yakınlaşmanın başlangıcına işaret ettiğini’ vurgulayarak bunun ‘iki taraf arasında tam bir siyasi uzlaşı ya da kapsamlı bir uzlaşma anlamına gelmediğini; gelecekteki seçim sisteminin biçimine ilişkin daha geniş müzakerelere giden yolda bir ilk adım olabileceğini’ belirtti.

Ebşir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Federal hükümet bir süredir halk katılımını genişletme ve dolaylı sistemden, adayların partiler aracılığıyla seçime girdiği doğrudan seçim sistemine geçme yönünde baskı yapıyordu. Muhalefetten gelen öneri ise 4.5 Sistemi çerçevesindeki kabile kotası temelinde doğrudan seçimlerin kabul edildiğine işaret ediyor; bu da partilerin yerini kabilelerin alması anlamına geliyor.”

Önerinin yalnızca muhalefet tarafından gündeme getirildiğini, iki taraf arasındaki istişareler sonucunda ortaya çıkmadığını da vurgulayan Ebşir, “Öneri teknik prosedürlerini netleştirmemiş olsa da doğrudan seçimlerin 4.5 formülünü kabileler arası ve siyasi dengeyi güvence altına alan bir çerçeve olarak koruyarak uygulanmasına dayanıyorsa, mevcut güvenlik ve idari zorluklar göz önünde bulundurulduğunda ülke genelinde 'bir kişi, bir oy' sistemine anında geçişten daha gerçekçi olabilir” ifadelerini kullandı.

Ebşir'e göre öneri, hükümet ile muhalefet arasındaki kısmi yakınlaşmaya işaret etmekle birlikte tek taraflı olması siyasi anlaşmazlığın henüz çözüme kavuşmadığını ortaya koyuyor. Gerçek anlamda bir yatışmanın, yalnızca tek tarafın inisiyatif almasıyla değil, hükümet ile muhalefetin seçim sistemi ayrıntıları üzerinde uzlaşması ya da müzakere etmesiyle mümkün olabileceğini de vurguladı.

cfgthyj
Geçtiğimiz aralık ayında yapılan doğrudan yerel meclis seçimlerinde oy kullanan Somalili bir yetkili (SONNA)

Reuters'ın aktardığına göre bu öneri, siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet güçleri ile muhalefete yakın silahlı gruplar arasında Mogadişu'da mülklere zarar veren ve bazı sivilleri yerinden eden çatışmaların yaşanmasından yaklaşık iki hafta sonra gündeme geldi.

Geçtiğimiz ayın sonlarında Somali'de muhalefet kanadındaki Kurtuluş Konseyi, Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un anayasal görev süresinin dolmasının ardından meşruiyetini tanımadığını açıkladı ve muhalefet ile Cubaland ile Puntland eyaletlerinin karşı çıktığı, on yıllardır ilk kez yapılacak olan doğrudan seçimler konusunda bir siyasi uzlaşıya varılıncaya kadar 4 Haziran'dan itibaren her perşembe günü Mogadişu'da haftalık gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Ebşir, muhalefetin doğrudan seçim ilkesini kabul etmesi halinde cumhurbaşkanının esnek bir tutum sergileyeceğini öngörüyor. Sürecin daha fazla istişareyi gerektireceğini de belirten Ebşir, muhalefetin ayrıntılar ne olursa olsun doğrudan seçimler temelinde bir geçici hükümet kurulması karşılığında cumhurbaşkanının görev süresinin uzatılmasını kabul edebileceğini de değerlendiriyor.


Trump’ın desteklediği sağcı bir avukat… Kolombiya’nın yeni cumhurbaşkanı hakkında ne biliyoruz?

Abelardo de la Espriella, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından kurşun geçirmez camın arkasından destekçilerini selamladı. (AFP)
Abelardo de la Espriella, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından kurşun geçirmez camın arkasından destekçilerini selamladı. (AFP)
TT

Trump’ın desteklediği sağcı bir avukat… Kolombiya’nın yeni cumhurbaşkanı hakkında ne biliyoruz?

Abelardo de la Espriella, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından kurşun geçirmez camın arkasından destekçilerini selamladı. (AFP)
Abelardo de la Espriella, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından kurşun geçirmez camın arkasından destekçilerini selamladı. (AFP)

Kolombiya’da avukat ve milliyetçi iş insanı Abelardo de la Espriella’nın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla birlikte ülkede önemli bir siyasi dönüşüm yaşandı. De la Espriella, görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun politikalarına kıyasla güvenlik konularında daha sert, piyasa odaklı ekonomi politikalarında ise daha açık bir yaklaşım benimseyerek ülkenin yönetimini devralacak.

Resmî sonuçlara göre, oyların yüzde 99’undan fazlasının sayılmasının ardından De la Espriella oyların yüzde 49,66’sını alırken, sol görüşlü senatör Ivan Cepeda yüzde 48,70’te kaldı. Böylece De la Espriella seçimlerden galip çıktı.

Abelardo de la Espriella kimdir?

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, kıyı kenti Monteria doğumlu olan De la Espriella evli ve dört çocuk babası. Kolombiya, ABD ve İtalya vatandaşlıklarına sahip olan De la Espriella, iş dünyasındaki faaliyetlerinin yanı sıra hukuk alanındaki çalışmalarıyla da tanınıyor.

7 Ağustos’ta resmen göreve başlaması beklenen De la Espriella’nın seçim zaferinin, Kolombiya ile ABD arasında son dönemde gerilen ilişkilerin iyileşmesine katkı sağlaması öngörülüyor. Washington yönetimi, Güney Amerika ülkesine yıllar boyunca milyarlarca dolarlık askerî yardım sağlamıştı.

fgthyj
Abelardo de la Espriella, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından kurşun geçirmez camın arkasından destekçilerine seslendi. (AFP)

De la Espriella, seçim sürecinde ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘tam ve koşulsuz desteğini’ aldığını belirtirken, zaferi Latin Amerika’da son yıllarda iktidara gelen sağ eğilimli liderler dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

De la Espriella seçimin ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında, Trump’ın kendisini seçim zaferi dolayısıyla tebrik ettiğini açıklayarak, “Birkaç dakika önce ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüm. Kendisi zaferimizi tanıdığını ve bize desteğini ifade etti” dedi.

dfv

47 yaşındaki De la Espriella, destekçileri arasında ‘kaplan’ lakabıyla tanınıyor. Siyasi kampanyasını suçla mücadelede sert politikalar üzerine kuran De la Espriella, ülkede güvenliği yeniden tesis etme ve derinleşen krizlerle karşı karşıya olduğunu savunduğu ekonomiyi canlandırma vaadinde bulundu.

Sıkı bir ekonomi ve güvenlik programı

De la Espriella, seçim kampanyası boyunca görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’yu ülkedeki ekonomi ve güvenlik alanındaki kötüleşmeden sorumlu tuttu. De la Espriella, kamu sektöründeki kadroların yüzde 40’ını kaldırma, vergi tabanını genişletme ve silahlı gruplarla yürütülen barış girişimlerini sonlandırarak bunların yerine daha sert askerî tedbirlere dayalı bir strateji uygulama sözü verdi.

fghyj
Abelardo de la Espriella’nın zaferini kutlamak için fırlatılan havai fişekler gökyüzünü aydınlattı. (Reuters)

De la Espriella ayrıca, petrol arama faaliyetlerini yeniden başlatmayı ve hidrolik kırılma (fracking) teknolojisinin kullanımına izin vermeyi planladığını açıkladı. Bu adımlarla ülkenin günlük petrol üretimini yaklaşık 1,3 milyon varile çıkarmayı hedeflediğini belirtti.

De la Espriella, seçim kampanyasının tamamını kendi kaynaklarıyla finanse ettiğini ifade ederek, hareketinin herhangi bir siyasi partiden ya da dışarıdan destek almadan kurulduğunu vurguladı.

İş imparatorluğu mercek altında

De la Espriella, avukatlık faaliyetlerinin yanı sıra, alkollü içecekler, giyim ve gayrimenkul sektörlerinde de çeşitli ticari yatırımlara sahip bulunuyor. Ancak haber platformu La Silla Vacia, şirketlerinden bazılarının tasfiye edildiğini, bazılarının ise 2024 yılı boyunca borç ve mali kayıplarla karşı karşıya kaldığını bildirdi. Platformun haberine göre De la Espriella’nın ticari faaliyetleri arasında en kârlı iş kolu, yönetimini yürüttüğü hukuk bürosu olmaya devam etti.

El Salvador Devlet Başkanı’yla karşılaştırmalar

De la Espriella, kamuoyundaki imajı nedeniyle de tartışmaların odağında yer alıyor. Seçim kampanyası boyunca askerlik hizmeti yapmamış olmasına rağmen sık sık askerî selam vermesi dikkat çekti.

Lüks saatler ve pahalı güneş gözlükleriyle kamuoyu önüne çıkmayı tercih eden, bakımlı sakalıyla tanınan De la Espriella, bazı gözlemciler tarafından El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’ye benzetiliyor. Bukele, kendisini ‘dünyanın en havalı diktatörü’ olarak tanımlamasıyla biliniyor.

Bukele’nin uyguladığı sert güvenlik politikaları ve inşa ettirdiği büyük cezaevi kompleksleri sayesinde El Salvador’daki suç oranları Orta Amerika’nın en düşük seviyelerine gerilerken, bu yaklaşım başka ülkelerde de benzer politikaların gündeme gelmesine yol açtı. Ancak süreç kapsamında 90 binden fazla kişinin gözaltına alınması ve tutuklanması, insan hakları örgütlerinin eleştirilerine neden oldu.

fvy6j
‘Kaplan’ lakabıyla tanınan Abelardo de la Espriella’nın seçim zaferini kutlayan destekçileri (Reuters)

Bukele modelini taklit ettiği yönündeki değerlendirmeleri reddeden De la Espriella ise çeteler ve silahlı gruplarla mücadele planı kapsamında Kolombiya’da 10 büyük cezaevi inşa edilmesini öngören bir proje ortaya koydu.

De la Espriella, geçmişte bazı tartışmalı isimlerin avukatlığını yapması nedeniyle de eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Bu isimler arasında, eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro adına kara para aklamakla suçlanan Alex Saab da bulunuyor. Ancak De la Espriella, avukat olarak yürüttüğü mesleki ilişkilerin ‘herhangi bir suç ortaklığı ya da yasa dışı faaliyet anlamına gelmediğini’ savunuyor.


İsviçre'de teknik görüşmeler... İran, UAEA müfettişlerinin geri dönmesini kabul etti

İsviçre'de teknik görüşmeler... İran, UAEA müfettişlerinin geri dönmesini kabul etti
TT

İsviçre'de teknik görüşmeler... İran, UAEA müfettişlerinin geri dönmesini kabul etti

İsviçre'de teknik görüşmeler... İran, UAEA müfettişlerinin geri dönmesini kabul etti

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran ile ABD arasında İsviçre'de gerçekleştirilen görüşmelerin başarıyla tamamlandığını açıkladı.

Şerif, X platformundaki paylaşımında, "Görüşmeler olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleşti. Taraflar, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılmasını öngören bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya vardı. Ayrıca siyasi düzeyde denetim sağlayacak üst düzey bir komitenin kurulması ve teknik müzakerelerin başlatılması konusunda da teşvik edici ilerleme kaydedildi" ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise İran'ın, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerini yeniden ülkeye davet etmeyi kabul ettiğini duyurdu.

İran medyasına göre teknik görüşmelerin pazartesi günü başlaması planlanıyor. Görüşmelerde, mutabakat muhtırasının uygulanmasına ilişkin mekanizmalar ile uzman teknik ekiplerin oluşturulması ele alınacak.

İran'ın teknik müzakere heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi başkanlık edecek.

Öte yandan İran resmi haber ajansı IRNA, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, yaklaşık 18 saat süren yoğun müzakerelerin ardından Tahran'a döndüğünü bildirdi.