Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Kordofan’dan başlayan ölüm yolculuğu, Omdurman’da açlıkla son buluyor

Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
TT

Kordofan’dan başlayan ölüm yolculuğu, Omdurman’da açlıkla son buluyor

Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)

Korku, açlık ve susuzlukla geçen uzun bir yolculuğa çıkan çok sayıda Sudanlı aile, çatışmaların yeniden şiddetlendiği Kuzey Kordofan eyaletindeki kent ve kasabalardan Omdurman’a doğru göç ediyor.

Çocuklarını, yakınlarını ve hatta tüm mal varlıklarını kaybeden aileler, evlerini terk ederek dağlar ve vadiler üzerinden uzanan zorlu güzergâhlara yönelmek zorunda kaldı. Bazıları yolları yaya kat ederken, bazıları hayvanların çektiği arabalarla ya da yük kamyonlarıyla ilerledi. Bazıları ise güvenli bölgelere ulaşamadan yollarda mahsur kaldı. Yerel ve yabancı kuruluşların raporlarına göre, Kuzey Kordofan’ın farklı bölgelerinde askeri operasyonların yeniden başlamasının ardından son dönemde yüzlerce aile yerinden edildi. Bazı raporlarda bu ailelerin sayısının 3 bini aştığı belirtilirken, bölgedeki insani koşulların ‘son derece kötü’ olduğu bildirildi.

dnhytn
Omdurman’a gelen yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)

Haftalar süren zorlu yolculuğun ardından bu aileler, ‘aç ve bitkin’ halde Omdurman’ın en batısına ulaştı. Yanlarında geride bıraktıkları evlerden kalan son eşyalarını ve anılarını taşıyan ailelerin bazıları ise ağır göç yolculuğu sırasında yakınlarından bazılarını kaybetti. Ancak bölgeye ulaşmak da yaşadıkları sıkıntıları sona erdirmedi. Yerinden edilen aileler gıda ve içme suyu sıkıntısının yanı sıra insani yardımların yetersizliğiyle karşı karşıya. Çocuklar arasında ishal, ateş ve çeşitli enfeksiyon vakaları yayılırken, savaştan kaçış yolculuğu sonu görünmeyen bir çileye dönüşüyor.

Zorlu yolculuk

Sudan Silahlı Kuvvetleri ve müttefik güçleri, Kuzey Kordofan’daki kontrol alanlarını genişletmeye ve eyaletin başkenti el-Ubeyd’in çevresini güvence altına almaya çalışırken, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) bağlı birlikler kentin batısı ve güneyindeki bölgelerde yoğunlaşıyor. Halime Davülbeyt, “Dokuz kişiden oluşan ailemle birlikte, Kuzey Kordofan eyaletindeki Sudri ilçesine bağlı el-Cemame bölgesinden göç etmek zorunda kaldım. Silah zoruyla evlerimizi terk etmeye mecbur bırakıldık” dedi.

fvrgthyj
Yerinden edilmiş kadın Halime Davülbeyt, yerinden edilme yolculuğunun acılarını anlattı. (Şarku’l Avsat)

Yük kamyonlarıyla günler süren yolculuğu, oldukça zorlu ve yorucu geçti. Bazı bölge sakinleri ve komşular ise dağlarda ve ağaçların arasında mahsur kaldı. Sudanlı kadın, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Omdurman’a ulaştığımızda son derece bitkin durumdaydık. İlk günlerde aralarında yağ, şeker ve unun da bulunduğu bazı gıda malzemeleri aldık, ancak bunlar daha sonra kesildi” dedi.

Bir başka yerinden edilmiş kadın ise, “Göç yolculuğu sırasında çocuklarımdan üçü açlık, susuzluk ve yolun zorluğu nedeniyle hastalandı” dedi. “Evlerimizi, mallarımızı ve sahip olduğumuz her şeyi geride bıraktık. Üzerimizdeki kıyafetlerden başka hiçbir şey almadan çıktık” diyen kadın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda koşullarımız son derece zor ve bize hiçbir insani yardım ulaşmıyor.”

“Ölümü kendi gözlerimizle gördük”

Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaş, insani krizi daha da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 13 milyon kişi yerinden edildi veya mülteci durumuna düştü. El-Cemame kasabasından yerinden edilen Seyyide Hamis, zorlu yolculuğunun ayrıntılarını anlattı. Hamis, “Yolculuğumuz yaklaşık 13 gün sürdü. Bu süre boyunca kimi zaman yürüyerek, kimi zaman da eşeklerin çektiği arabalarla ilerledik… Güvenlik durumunun kötüleşmesi, ihlaller ve sivillerin mallarının yağmalanması nedeniyle evlerimizi terk ettik” ifadelerini kullandı. Yerinden edilen kadın, ailesinin bu günler boyunca karşılaştığı yolculuğun zorluklarını ve ağır koşulları da anlattı.

sgthyjdfv
Memleketinden göç etmek zorunda kalan Abdurrahman Muhammed, eşi ve iki çocuğuyla birlikte (Şarku’l Avsat)

Cebra eş-Şeyh ilçesine bağlı Ebu Hadid kasabasından yerinden edilen Abdurrahman Muhammed ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Güvenlik ve insani durum büyük ölçüde kötüleşti. Aileler, kadınlar ve çocuklar için güvenli bir yer arayışıyla göç etmek zorunda kaldı. Yolculuk sırasında ölümü kendi gözlerimizle gördük. Yaralanan ve yolculuğa devam edemeyen bazı yakınlarımızı kaybettik” dedi.

Yeni gerçeklik

Daha önce Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), yerel makamlara dayandırdığı açıklamasında, Kordofan’daki çatışma cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında yeniden başlayan çatışmalardan kaçan yüzlerce ailenin Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti el-Ubeyd’e sığındığını, bazı ailelerin ise başkent Hartum’a doğru ilerlediğini bildirmişti. Ancak yerinden edilme hareketi el-Ubeyd’le sınırlı kalmadı. Beyaz Nil eyaletindeki Kosti kenti ile başkent Hartum’un batısındaki Omdurman, savaş bölgelerinden kaçan giderek daha fazla sayıda aileyi kabul etmeye devam ediyor. Böylece her iki kent de güvenlik arayışındaki yerinden edilmiş kişiler için yeni sığınma noktalarına dönüşüyor. Örgüt, son aylarda Kuzey Darfur’daki çatışmalar nedeniyle yaklaşık 200 bin kişinin yerinden edildiğini belirtirken, hükümetin bir raporuna göre, Etiyopya sınırındaki eyalette çatışmaların başlamasından bu yana Güney Mavi Nil bölgesinden de yaklaşık aynı sayıda kişinin göç etmek zorunda kaldığını açıkladı.

frgthyuı
Kuzey Kordofan’dan Omdurman’a göç eden bir grup yerinden edilmiş insan (Şarku’l Avsat)

Ebu Hadid kasabasından yerinden edilen Muhammed Ali, “Silahlı çatışmalar bizi bölgeyi terk etmeye zorladı. Dağlar ve vadiler üzerinden uzanan yolları kullandık. Hamrat el-Vez bölgesine ulaşmamız yaklaşık iki hafta sürdü” dedi. Muhammed Ali sözlerini şöyle sürdürdü: “Farklı ulaşım araçlarını kullandık. Bazen ağır çevre koşulları, böcekler ve hastalıkların ortasında açıkta uyumak zorunda kaldık. Yolculuk sırasında ailemizin bazı fertlerini kaybettik. Şimdi ise özellikle sineklerin yayılması ve çok sayıda çocuğun hastalanmasına yol açması nedeniyle acilen gıda ve temiz içme suyuna ihtiyacımız var.”

Bu aileler açısından Omdurman’a yönelik yerinden edilme yolculuğu sona ermiş olabilir ancak evlerini, mallarını ve ulaşmayı başaramayan yakınlarını geride bıraktıkları için çileleri bitmedi. Önlerinde, yaşamlarını sürdürmek için gerekli imkânların son derece sınırlı olduğu yeni bir hayat var. Hastalık nedeniyle bitkin düşen çocuklar ve gıda ile su temin etmek için mücadele eden aileler arasında, şiddet sona erene kadar memleketlerine dönme umudu ertelenmiş durumda. Ölümden kaçışla başlayan hayatta kalma yolculuğu ise günlük bir yaşam mücadelesine dönüşüyor.


Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği gerilimlere rağmen arttı

Hürmüz Boğazı'nda, İran'ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında görülen gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı'nda, İran'ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında görülen gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği gerilimlere rağmen arttı

Hürmüz Boğazı'nda, İran'ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında görülen gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı'nda, İran'ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında görülen gemiler (Reuters)

Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiği, ABD ile İran arasındaki jeopolitik gerilimin sürmesine rağmen hafif artış gösterdi. Piyasalar, İran ile Umman arasında su yolunun geleceğine ilişkin devam eden görüşmeleri de yakından izliyor.

Şarku’l Avsat’ın Kpler şirketinden aktardığı verilere göre  Hürmüz Boğazı'ndan izlenebilen emtia gemilerinin geçiş sayısının çarşamba günü 10'a yükseldiğini gösterdi. Salı günü bu sayı 8 olarak kaydedilmişti. Ancak geçiş sayısı, yaklaşık 15 gemi olan 10 günlük hareketli ortalamanın altında kalmayı sürdürdü.

Umman Körfezi yönünden boğaza iki orta ölçekli yakıt tankeri, bir sıvılaştırılmış petrol gazı tankeri, bir Panamax sınıfı gemi ve üç Handymax sınıfı gemi giriş yaptı.

Ters yönde ise Körfez tarafından boğazdan bir orta ölçekli yakıt tankeri, bir bitüm tankeri ve bir kuru yük gemisi geçti.

Üst düzey bir İranlı kaynak, çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran ile Umman'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin bir anlaşmanın ayrıntıları üzerinde çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Bu açıklama, İran Devrim Muhafızları'nın iki ülkenin su yolunun yönetimi ve gelirlerinin paylaşımına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya vardığını duyurmasının ardından geldi.

Öte yandan, bir diğer önemli deniz geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı'ndaki gemi trafiği de ikinci gün üst üste yavaşladı.

Kpler verilerine göre, çarşamba günü Babülmendep'ten toplam 19 emtia gemisi geçti. Bunların 6'sını, aralarında çok büyük bir ham petrol tankerinin de bulunduğu, geçiş noktasından ayrılan tankerler oluşturdu. Bir önceki gün ise toplam 24 geminin geçiş yaptığı kaydedilmişti.

Bazı gemilerin kimlik ve konum bilgilerini ileten vericilerini kapalı tutarak ana deniz geçiş noktalarından geçmiş olabileceği, bu nedenle izlenebilen gemi sayılarının gerçek trafik hacmini tam olarak yansıtmayabileceği belirtildi.


ABD'li general, uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere Kolombiya'ya gitti

ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan, Kolombiya’ya ulaştığı sırada (SOUTHCOM)
ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan, Kolombiya’ya ulaştığı sırada (SOUTHCOM)
TT

ABD'li general, uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere Kolombiya'ya gitti

ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan, Kolombiya’ya ulaştığı sırada (SOUTHCOM)
ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan, Kolombiya’ya ulaştığı sırada (SOUTHCOM)

ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) Komutanı General Francis Donovan, Başkan Donald Trump'ın müttefiki olan sağcı Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella yönetimiyle uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere dün Kolombiya'yı ziyaret etti.

7 Ağustos'ta göreve başlayan De la Espriella, Washington'ın da desteğiyle ülkesinde uyuşturucu kaçakçılığına karışan silahlı gruplara karşı kararlı bir operasyon başlatma sözü vermişti.

Kolombiya, dünyanın en büyük kokain üreticisi konumunda.

Trump ile gergin bir ilişkisi olan eski solcu Başkan Gustavo Petro'nun halefi olan De la Espriella’nın seçilmesinin ardından Kolombiya, uyuşturucu kartelleriyle mücadele etmek amacıyla Trump tarafından başlatılan ‘Amerika Kıtası Kalkanı’ ittifakına katıldı.

SOUTHCOM tarafından dün sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, Komutan General Francis Donovan'ın ‘ülkenin yeni askeri liderleriyle görüşmek, terörle bağlantılı uyuşturucu kaçakçılarıyla mücadelede ortak çabaları ele almak ve ABD ile Kolombiya arasındaki güvenlik ortaklığını güçlendirmek’ üzere Bogota'ya gittiği duyuruldu.

dsfvedb
Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo de la Esperia (Reuters)

SOUTHCOM, ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'deki askeri operasyonlarını Florida'dan koordine ediyor.

Fransız haber ajansı AFP’nin Kolombiya Savunma Bakanlığı'ndan bir kaynağa dayandırdığı haberine göre hükümet, son derece tehlikeli olarak gördüğü suçluları alıkoymak için açık denizde demirli hapishane gemileri kullanmayı planlıyor.

De la Espriella seçim kampanyası sırasında ayrıca, El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele'nin hapishane modeline benzer ‘mega hapishaneler’ inşa etme taahhüdünde bulunmuştu.

Aynı kaynak, devlet başkanının bir güvenlik konseyi toplantısında hapishane gemileri önerisinin hayata geçirilmesini talep ettiğini belirterek daha fazla ayrıntı vermeksizin Kolombiya Donanması'nın projeyi gerçekleştirme sorumluluğunu üstlendiğini sözlerine ekledi.