Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



İsrail ordusu saldırıların sürdüğü güney Lübnan'da geniş alanları “çatışma bölgesi” ilan etti

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail ordusu saldırıların sürdüğü güney Lübnan'da geniş alanları “çatışma bölgesi” ilan etti

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AFP)

İsrail ordusu dün akşam Lübnan’ın güneyinde yaşayanları, İsrail-Lübnan sınırına yaklaşık kırk kilometre uzaklıktaki Zehrani Nehri'nin güneyinde kalan bölgelerin artık çatışma bölgesi sayıldığı konusunda uyardı.

İsrail ordusunun Arapça sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya medya üzerinden yaptığı paylaşımda bu bölgelerdeki tüm sakinleri Zehrani Nehri'nin kuzey yakasına tahliye olmaya çağırdı.

Adraee açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Terör örgütü Hizbullah'ın ateşkesi defalarca kez ihlal etmesi karşısında İsrail Savunma Kuvvetleri, bu örgüte karşı son derece sert biçimde hareket edecektir. Güney Lübnan sakinlerine Zehrani Nehri'nin kuzeyine tahliye olmalarını tavsiye ediyoruz. Nehrin güneyinde kalan tüm bölgeler çatışma bölgesi sayılmaktadır.”

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, hava kuvvetlerine teslim edilen yeni bir ikmal uçağının kabul töreninde yaptığı konuşmada, "Hizbullah örgütüne giderek daha güçlü darbeler vurmak için Lübnan'daki operasyonlarımızı yoğunlaştırıyoruz” dedi.

xdvdsv
Lübnan'ın güneyindeki Çarnay bölgesinde, bir gün önce İsrail'in düzenlediği hava saldırısı sonucu hasar gören bir binayı inceleyen bölge sakinleri ve gazeteciler, 27 Mayıs 2026 (AP)

İsrail ordusu basın servisinin yayımladığı tören görüntülerinde konuşan Zamir, “Bu operasyon tüm cephelerde, havada ve karada, ağır yara almış ve ciddi biçimde gerilemiş bir düşmanla yüzleşmek için sorumluluk ve kararlılıkla hassas biçimde icra edilmektedir” ifadelerini kullandı.

Zamir, Hizbullah'ın kendilerine yönelik başlıca tehdidin patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA) olduğunu vurgulayarak ‘düşmana ağır bedel ödetmek için cephede de derinlerde de hiç durmaksızın çaba göstermeyi’ sürdüreceklerine söz verdi.

Sur şehri çevresine saldırı

Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre İsrail dün Lübnan'ın güneyindeki Sur şehri çevresini en az iki hava saldırısıyla hedef aldı. Saldırılar, İsrail ordusunun Sur ve çevresindeki bölgeler için tahliye uyarısı yayımlamasının ardından gerçekleşti.

NNA, İsrail hava kuvvetlerinin Sur çevresine saldırı düzenlediğini ve Sur yakınlarındaki Mesakin bölgesini hedef aldığını bildirdi. Fransız Haber Ajansı AFP’nin muhabiri de şehir çevresinde en az bir saldırı yaşandığını doğruladı.

Hizbullah ise dün, Tel Aviv'in operasyonlarını genişleteceğine dair tehditleri ve kanlı saldırıların hemen ardından Nebatiye şehri sakinlerine yeniden tahliye uyarısı yayımlamasının gölgesinde, Lübnan'ın güneyinde belirlediği ‘sarı hattın’ dışına sızan İsrail kuvvetleriyle çatışmaya girdiğini açıkladı.

Hizbullah açıklamasında, dün sabah Zutar eş-Şarkiyye beldesinde ‘hafif ve orta kalibre silahlarla düşman kuvvetleriyle sıfır mesafede çatıştığını ve düşmanı geri çekilmeye zorladığını, ardından düşmanın bölgede yoğun topçu atışı gerçekleştirdiğini’ bildirdi.

Örgüt, salı sabahından itibaren art arda yayımladığı açıklamalarda, beldeye sızmaya çalışan İsrail kuvvetlerini roket mermileri ve patlayıcı yüklü insansız hava araçlarıyla hedef aldığını duyurmuştu.

Litani Nehri'nin kuzeyinde yer alan belde, güneyin en büyük şehri Nebatiye'ye yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor. İsrail ordusu dün, ateşkesi ihlal etmekle suçladığı Hizbullah'ı gerekçe göstererek Nebatiye sakinlerine art arda ikinci kez kuzeye tahliye uyarısı gönderdi.

Belde, İsrail ordusunun geçtiğimiz ay Lübnan’ın güneyinde belirlediği ve sınırdan on kilometre derinliğe kadar uzanan bölgeyi bölgenin geri kalanından ayıran sarı hattın hemen bitişiğinde bulunuyor. İsrail ordusu, bu bölgede yaşayanların geri dönüşünü yasakladı.

İsrail ordusu, en yakın sınır noktasına yaklaşık on kilometre uzaklıktaki bu beldeye ilerlerken salı günü yayımladığı açıklamada, “İsrail vatandaşlarını ve askerleri tehdit eden doğrudan tehditleri bertaraf etmek amacıyla ön savunma hattının gerisinde hedefe yönelik operasyonlar yürütüyoruz” ifadelerine yer verdi.

sdvdsfv
İsrail'in kuzeyinden görüldüğü üzere, bir İsrail askeri topçu birliği İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdi, 27 Mayıs 2026 (Reuters)

İsrail kara kuvvetleri ‘sarı hattın’ içinde konuşlanmaya devam ederken ateşkesin yürürlükte olduğu bu dönemde kapsamlı yıkım ve tahrip operasyonlarını sürdürdü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün, ABD ile İran arasında Ortadoğu'daki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılıp varılamayacağına ilişkin kuşkuların derinleştiği bir dönemde yaptığı açıklamada, “Lübnan'daki faaliyetlerimizi yoğunlaştırıyor ve İsrail'in kuzey bölgelerini Hizbullah tehdidinden korumak amacıyla güvenlik kuşağını güçlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

İkmal yolu

Hizbullah'ın, İsrail'in İran'a yönelik ABD ile düzenlediği ilk ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney'nin hayatını kaybetmesinin ardından İsrail'in kuzeyini hedef almasıyla 2 Mart'ta patlak veren savaşın başından bu yana İsrail, zaman zaman Bekaa Vadisi’ni batı bölgesini vuruyor ve çeşitli kasabaların sakinlerini tahliyeye çağırıyor.

Son iki günde saldırılar özellikle Meşgara beldesinde yoğunlaştı. Savaşın başından bu yana İsrail'in hedef aldığı çevre kasabalardan kaçan yüzlerce ailenin sığındığı bu yerleşim yeri artık tamamen boşalmış durumda.

Tekrarlanan saldırılar ve tahliye uyarıları karşısında Meşgara Belediye Başkanı İskender Bereke, AFP'ye verdiği demeçte Bekaa Vadisi’nin batısının güneyden sonra Hizbullah'a karşı ‘ikinci cepheye’ dönüşmesinden duyduğu kaygıyı dile getirdi.

Bekaa Vadisi’nin batısı, Hizbullah'ın kalesi olan Kuzey Bekaa'yı ülkenin güneyine bağlayan ve örgütün kuvvetleri için ana ikmal güzergâhını oluşturan stratejik bir bölge.

Askeri uzman Hasan Cuni de AFP'ye yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Bekaa Vadisi’nin batısı, Hizbullah üyelerinin Bekaa ile güney arasında hareket edebilmesi için zorunlu bir geçiş koridoru. Bu durum, bölgeyi İsrail açısından bu aşamada yoğun ve sürekli hedefleme alanına dönüştürecektir."

Cuni, Netanyahu'nun önümüzdeki günlerde savaş operasyonlarını Bekaa Vadisi’nin batısını aşan cephelere doğru genişletebileceğini, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana görece uzak kalan Bekaa Vadisi’nin kuzeyini ve Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'yi yoğun biçimde hedef alabileceğini de öngörüyor.

İsrail'in tırmandırma politikasına karşın Lübnan, yaklaşan müzakere turunda ateşkesin kalıcı hale getirilmesini sağlamayı umuyor.

Öte yandan Lübnan Silahlı Kuvvetleri Ordu Harekât Dairesi Başkanı Tuğgeneral George Rızkallah'ın komutasında altı subaydan oluşan Lübnan askeri heyeti, cuma günü ABD Savunma Bakanlığı'nda İsrailli mevkidaşlarıyla masaya oturacak. Bir askeri kaynak AFP'ye heyetin ‘ateşkesin zorunluluğunu vurgulayacağını ve ordunun silahları denetim altına alarak Lübnan toprakları üzerinde devlet otoritesini tesis etme planını sunacağını’ belirtti.


Biden, ses kayıtlarının yayımlanmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı'na dava açtı

Biden, ses kayıtlarının yayımlanmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı'na dava açtı
TT

Biden, ses kayıtlarının yayımlanmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı'na dava açtı

Biden, ses kayıtlarının yayımlanmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı'na dava açtı

Eski ABD Başkanı Joe Biden, Adalet Bakanlığı'na dava açtı. Biden, mevcut Başkan Donald Trump yönetiminin kendisiyle anı kitabı yazmasında yardımcı olan yazar Mark Zwonitzer arasında 2016-2017 yılları arasında gerçekleştirilen özel görüşmelerin ses kayıtlarını ve deşifrelerini yayımlamasını engellemeye çalışıyor.

Davaya göre Adalet Bakanlığı, Biden'a söz konusu materyalleri 15 Haziran'da kamuya açık kayıt talebinde bulunan bir Kongre komisyonuna ve muhafazakâr Heritage Vakfı'na sunmayı planladığını bildirdi. Dava, kayıtların kamuoyuyla paylaşılmasının Adalet Bakanlığı'nın ‘son derece hassas kişisel ve adli bilgilerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerini’ ihlal edeceğini ileri sürüyor.

Görüşmeler, Biden'ın oğlu Beau'nun beyin kanserinden hayatını kaybetmesinin ardından geçtiğimiz yıllarda ve başkanlık yarışına girmeyi değerlendirdiği süreçte gerçekleşti. Adalet Bakanlığı söz konusu kayıtlara, eski Adalet Bakanı Merrick Garland gözetiminde 2009-2017 yılları arasında Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden'ın başkanlık öncesi dönemde gizli materyalleri usulsüz bir şekilde ele alıp almadığını araştıran Özel Savcı Robert Hur'un 2023 yılındaki soruşturması kapsamında ulaştı. Hur, Biden'ın hassas materyalleri ihmalkar biçimde yönettiğini, ancak soruşturma açılmasını gerektirecek bir suç işlemediği sonucuna varmıştı.

Mevcut hukuki mücadelenin kökü, Heritage Vakfı'nın 2024 yılında söz konusu kayıtlara erişim için yaptığı başvuruya dayanıyor. Raporlara göre kayıtlar, Biden'ın soruşturmacıların gizli bilgiler içerdiğini tespit ettiği görev dönemi defterlerinden okurken çekilmiş görüntüleri kapsıyor.

Garland döneminde Adalet Bakanlığı kayıtların ifşa edilmesi talebini reddetti. Davaya göre dönemin Adalet Bakanlığı yetkilisi, böyle bir açıklamanın ‘hakkında iddianame düzenlenmemiş bir şüphelinin anı defteri sayfalarını ya da telefonundaki özel mesajları kamuoyuyla paylaşmakla’ eşdeğer olacağını değerlendirmişti.

Heritage Vakfı, Trump yönetimi döneminde de kayıtların serbest bırakılması yönündeki girişimlerini sürdürdü. Geçtiğimiz mart ayında ise Cumhuriyetçi çoğunluklu Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi de aynı talep için başvurdu. Biden'ın avukatına göre Adalet Bakanlığı materyalleri ‘sınırlı düzenlemelerle’ teslim etmeyi planladığını açıkladı.

Washington'daki federal mahkemede açılan dava, Adalet Bakanlığı'nı Biden döneminde alınan kayıtları gizli tutma kararından ani bir geri adımla döndüğü gerekçesiyle suçluyor.

Dava aynı zamanda Adalet Bakanlığı'nın federal gizlilik yasalarını çiğnediğini ve Biden'ın avukatlarının "göstermelik" olarak nitelendirdiği Kongre talebini, kamuya açık kayıt başvurularına ilişkin federal yasaları aşmanın bir aracı olarak kullandığını öne sürüyor.

Biden'ın avukatları, Kongre'nin bu materyalleri talep etmesini haklı kılacak herhangi bir yasal gerekçe bulunmadığını savunuyor. Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi ise kayıtları Biden-Garland döneminde Adalet Bakanlığı'nın siyasallaştırılmasına yönelik denetim işlevi çerçevesinde istediğini açıkladı.

Beş saatten uzun süren Biden-Hur görüşmesinin ses kaydı geçen yıl basına sızmıştı. Bu kayıtların, Hur'un Biden'ın yargılanması halinde büyük olasılıkla ‘zayıf bellekli yaşlı bir adam’ izlenimi bırakacağı yönündeki tespitini doğrular nitelikte olduğu değerlendiriliyor.


ABD ve İran arasında taslak mutabakat metni üzerinde anlaşmazlık

Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
TT

ABD ve İran arasında taslak mutabakat metni üzerinde anlaşmazlık

Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)
Bir MH-60RC Hawk helikopteri, Umman Denizi'nde devriye görevini tamamladıktan sonra ABD destroyeri USS Delbert D. Black'e yaklaşırken (CENTCOM)

ABD ve İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik taslak mutabakat metni üzerindeki görüş ayrılığı belirginleşti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın müzakerelerdeki önerilerinden ‘henüz memnun olmadığını’ açıkladı.

Trump dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın derhal açılması ve hiçbir ülkenin denetimi altına girmemesi gerektiğini vurgularken İran'ın yüksek oranlı uranyum zenginleştirmesinden vazgeçmesi karşılığında yaptırım muafiyeti elde edemeyeceğini de kesinlikle ifade etti. Moskova'nın olası anlaşma çerçevesinde nükleer stoku devralmaya hazır olduğunu yeniden açıklamasının ardından Trump, söz konusu stokun Rusya ya da Çin'e nakledilmesi fikrine de çekinceli yaklaştı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ‘ilerleme kaydedildiğini ve karşılıklı irade bulunduğunu’ belirtirken Washington'ın önümüzdeki saatlerde ve günlerde ortaya çıkacak sonuçları beklediğini söyledi.

Beyaz Saray müzakerelerin ‘iyi ilerlediğini’ doğrularken İran devlet televizyonunun ön mutabakat taslağına ilişkin haberini ‘tümüyle uydurma’ olarak reddetti.

İran devlet televizyonu, bir ay içinde Hürmüz Boğazı'nda ticari deniz ulaşımını yeniden tesis edecek 14 maddelik bir taslaktan söz etmişti. Söz konusu taslak, ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasını ve İran çevresindeki Amerikan kuvvetlerinin geri çekilmesini öngörüyordu. Ancak İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri Kani, Tahran ile Washington'ın Hürmüz Boğazı meselesinde henüz anlaşmaya varamadığını ve uranyum stokunun akıbetinin şu an müzakere gündeminde yer almadığını açıkladı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) savaşın yeniden başlamasına ihtimal vermezken bölgeyi ‘saldırganlar için mezarlığa dönüştüreceğini’ tehdidini savurdu.

İran Dini Lideri'nin danışmanı Ali Ekber Velayeti ise Hürmüz Boğazı’nın herhangi bir anlaşmanın ayakta kalmasının ‘maddi güvencesi’ olduğunu söyledi.