Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Fransa, öğrencilerin protestolarında yeni bir güne hazırlanıyor

Fransız lise öğrencileri, ülke genelindeki protestolar kapsamında Sophie Germain Lisesi önünde toplanıyor (Reuters)
Fransız lise öğrencileri, ülke genelindeki protestolar kapsamında Sophie Germain Lisesi önünde toplanıyor (Reuters)
TT

Fransa, öğrencilerin protestolarında yeni bir güne hazırlanıyor

Fransız lise öğrencileri, ülke genelindeki protestolar kapsamında Sophie Germain Lisesi önünde toplanıyor (Reuters)
Fransız lise öğrencileri, ülke genelindeki protestolar kapsamında Sophie Germain Lisesi önünde toplanıyor (Reuters)

Fransa, öğrencilerin okullardaki koşullar ve öğrenme ortamlarına yönelik protestolarının ikinci haftasına girmesiyle bugün (Salı) ülke genelinde yeni bir eylem gününe hazırlanıyor.

Öğrenci temsilcileri ülke genelinde yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu. Paris'te yerel saatle 14.00'te (TSİ 15.00) Cumhuriyet Meydanı'nda gösteri düzenlenmesi planlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın Almanya Haber Ajansı  DPA’dan aktardığı habere göre Lyon, Lille, Marsilya, Toulouse, Bordeaux, Rennes ve Strasbourg'un da aralarında bulunduğu büyük kentlerde de protestolar düzenlenmesi bekleniyor.

Önde gelen bazı eğitim sendikaları protestolara destek verirken bazıları da greve gitme çağrısı yaptı. Bu durum, hareketin öğrencilerin ötesine geçerek daha geniş bir kesime yayılmasına yol açabilir.

Protestolar zaman zaman şiddet olaylarına da sahne oldu. Sosyal medyada yayılan görüntülerde bazı gençlerin polisleri ittiği, tekmelediği ve darp ettiği görüldü.

Kuzey Fransa'daki Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrencinin, iddiaya göre daha sonra patlayan bir cismi eline almasının ardından bir elini kaybetmesi, pazartesi günü büyük tepki ve şaşkınlığa yol açtı.

Cismin polis tarafından protesto gösterisine katılan öğrencilerin arasına atıldığı öne sürüldü. Olayla ilgili olarak polis teşkilatının isyan ve gösterilerle mücadele biriminin bağlı olduğu Genel Polis Müfettişliği soruşturma yürütüyor. Fransız yayın kuruluşlarından birine göre söz konusu cisim ölümcül olmayan bir ses bombasıydı.

Olayın, halihazırda ciddi şiddet olaylarının yaşandığı protestoları daha da alevlendirmesi bekleniyor. Gelişmeler, polisin daha önce de göstericilere karşı aşırı güç kullanmakla suçlanmasının ardından yaşanırken genç göstericilere yönelik uygulamalara yönelik tepkilerin daha da artmasına yol açtı.

Başbakan Sébastien Lecornu, pazar akşamı bakanlıklara ülke genelindeki okullarda somut iyileştirmeler yapılması ve öğrencilerin meşru kaygılarının dinlenmesi talimatı verdi. Buna rağmen dün, pazartesi günü 589 okulda yeni protestolar düzenlendi.


İklim krizi çocuk evliliklerini, şiddeti ve ergen hamileliklerini artırıyor

Mozambik'te bir kasırganın yıktığı binanın enkazından yapay çiçekler toplayan kız çocukları (AFP)
Mozambik'te bir kasırganın yıktığı binanın enkazından yapay çiçekler toplayan kız çocukları (AFP)
TT

İklim krizi çocuk evliliklerini, şiddeti ve ergen hamileliklerini artırıyor

Mozambik'te bir kasırganın yıktığı binanın enkazından yapay çiçekler toplayan kız çocukları (AFP)
Mozambik'te bir kasırganın yıktığı binanın enkazından yapay çiçekler toplayan kız çocukları (AFP)

Dünya çapında yapılan kapsamlı bir araştırma iklim felaketlerinin çocuk yaşta evlilik, erken yaşta hamilelik ve kız çocuklarına yönelik şiddet risklerini artırdığını ortaya koydu. Çünkü sel, kuraklık ve aşırı sıcaklar kız çocuklarının bel bağladığı sağlık ve eğitim hizmetlerini sekteye uğratıyor.

Yardım kuruluşu Plan International'ın hazırladığı ve sadece The Independent'la paylaştığı bu yeni analiz Bangladeş, Kenya, Peru, Senegal ve Zimbabve'de 5 bin kız çocuğuyla yapılan bir anket, derinlemesine görüşmelerin ve odak grubu çalışmalarının yanı sıra son 30 yılda 50'den fazla ülkeden elde edilen sağlık ve iklim verilerini inceliyor.

Araştırma her 10 kız çocuğundan birinin iklim kaynaklı bir olayın ardından istenmeyen bir hamilelik yaşadığını söylediğini, üçte birinin ise kendi topluluklarında istenmeyen hamileliklerde artış gözlemlediğini belirttiğini ortaya koydu.

Ankete katılan her 10 kız çocuğundan biri 18 yaşından önce evlendiğini belirtirken, yüzde 36'sı iklim kaynaklı felaketlerin ardından daha fazla kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendiğine tanık olduğunu bildirdi.

Bangladeş'ten 19 yaşındaki Shahina, "Seller insanları tamamen çaresiz bıraktığında, aileler maddi sıkıntıları düşünüp kız çocuklarını çok küçük yaşta evlendiriyor" dedi. Çalışmaya katılanlar Peru'da kız çocuklarının henüz 12-13 yaşlarındayken hamile kaldığını belirtirken, Zimbabve'deki kız çocukları ise ilkokul ve ortaokul çağındaki yaşıtları arasında hamilelik vakaları görüldüğünü ifade etti.

Plan International CEO'su Reena Ghelani, "Kız çocukları için iklim krizi uzak bir tehdit değil. Kriz şimdiden eğitimlerini sekteye uğratıyor ve sağlık hizmetlerine erişemediklerinde karşılaştıkları riskleri artırıyor" dedi.

Ulusal iklim planlarının sadece yarısında kız çocuklarının veya kadınların sağlığından bahsediliyor. İklim kaynaklı şokların kız çocuklarının bel bağladığı sağlık sistemleri ve hizmetleri üzerindeki giderek artan etkisine rağmen, çok taraflı iklim finansmanının yalnızca yüzde 0,5'i sağlığı destekliyor.

Ghelani'nin açıklamaları, yardım kuruluşlarının bu yıl rekor seviyelere ulaşan El Niño olayının kadın sağlığı üzerindeki etkilerine dair endişelerini dile getirdiği bir dönemde geldi.

FGYU
Mozambik'te bir kasırganın yıktığı binanın enkazından yapay çiçekler toplayan kız çocukları (AFP)

İklim krizi kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin artmasına da yol açıyor. Plan International'ın araştırması, kız çocuklarının dörtte birinden fazlasının iklim kaynaklı olayların ardından kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddette artışa tanık olduklarını belirttiğini ortaya koyuyor.

Okullar erken yaşta evlilik, hamilelik ve şiddete karşı en güçlü koruma mekanizmalarından biri olarak görülürken, iklim kaynaklı şokların ardından kız çocuklarının okulu bırakmak zorunda kalma ihtimali de artıyor.

Araştırmaya göre eğitimleri sekteye uğrayan kız çocuklarının erken yaşta evlenme veya istenmeyen gebelik yaşama ihtimali iki kat daha fazlaydı.

Ankete katılanların dörtte üçünden fazlası kendi topluluklarındaki genç kadınların en az bir sağlık hizmetine erişmekte zorlandığını belirtirken, kuraklıktan etkilenenler arasında bu oran yüzde 84'e çıkıyor. İncelenen 50 ülkede, uzun süreli kuraklık aynı zamanda çocuk yaşta evlilik oranlarındaki artışla en istikrarlı şekilde ilişkilendirilen risk faktörü oldu.

Kenya'dan 22 yaşındaki katılımcı Galgalo şunları söyledi:

Babamın beni üniversiteye göndermek için satabileceği hiçbir hayvanı yoktu, bu yüzden evlendirilmeyi kabul ettim.

Rapor, iklim kaynaklı şokların daha sık ve şiddetli hale gelmesiyle tüm bu risklerin artmasının muhtemel göründüğü, özellikle de halihazırda yoksulluk ve ayrımcılıkla karşı karşıya olan kız çocukları için durumun daha da vahimleşeceği uyarısında bulunuyor.

Bu haber, The Independent'ın Rethinking Global Aid projesi kapsamında yazıldı

Independent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal


Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderler

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
TT

Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderler

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, yakın zamanda Ohio'da düzenlediği mitingde destekçilerinden Çin'in ABD karşısında avantaj sağlamasının bedelini düşünmelerini isteyerek eyalet sakinlerini veri merkezleri fikrine ikna etmeye çalıştı.

The Hill'in haberine göre Ohio eyaletinde Dayton'ın hemen kuzeyindeki Vandalia kentine yaptığı ziyarette Trump, eyaletteki işçilerden veri merkezleri hakkında karar verirken ABD'nin Çin'le girdiği varsayılan yapay zeka yarışını göz önünde bulundurmasını istedi.

Trump, "Ohio'nun kazanabileceği çok büyük paralar var. Bunları öylece reddedemezsiniz. Yoksa Çin'e giderler" dedi.

Trump yakın zamanda yapay zekanın adını "süper zeka" diye değiştirme yönünde ilginç bir karar almıştı. Ayrıca veri merkezi inşasına yönelik moratoryumlara ve OpenAI'dan Sam Altman'la Anthropic'ten Dario Amodei gibi yapay zeka geliştiricilerinin güvenlik endişeleri nedeniyle yapay zeka araştırmalarını yavaşlatma çağrılarına karşı çıkmıştı.

Başkan, veri merkezlerinin Ohio'daki yerel topluluklara ekonomik faydalar sağlayacağında ısrarcı oldu.

Eleştirenler ise veri merkezlerinin genellikle çok fazla yerel istihdam yaratmadığını, enerji fiyatlarını yükselttiğini, gürültü ve ışık kirliliğinin yanı sıra konvansiyonel çevre kirliliğine de yol açtığını savunuyor.

Demokrat eski Senatör Sherrod Brown'a karşı yeniden seçilme mücadelesi veren Senatör Joh Husted, eyaletin vali yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde veri merkezlerinin eyalete getirilmesindeki rolü nedeniyle Ohio sakinlerinin eleştirilerine maruz kalmıştı.

Husted, büyük enerji tüketicilerini enerji kullanımlarının maliyetini daha fazla üstlenmeye zorlayarak veri merkezleriyle ilgili endişeleri gidermeyi amaçlayan bir yasa tasarısı sunmuş ancak bu tasarı Senato'daki Demokratlar tarafından engellenmişti.

Brown, seçim kampanyasında Husted'ın veri merkezleriyle bağlantılarını rakibine yönelik eleştirilerinin merkezine yerleştirdi.

Brown bir sosyal medya paylaşımında, "Senatör Jon Husted, veri merkezlerini Ohio'da kurmalarını sağlamak için büyük teknoloji şirketlerine milyarlarca dolarlık vergi muafiyeti sağladı" dedi.

Şimdiyse faturayı Ohio halkına ödetiyor.

Independent Türkçe