Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Devrim Muhafızları, balistik füzelerinin menziline yönelik kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu

İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
TT

Devrim Muhafızları, balistik füzelerinin menziline yönelik kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu

İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu dün yaptığı açıklamada, balistik füzelerinin menzilini 2 bin kilometreyle sınırlayan kendi koyduğu kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu.

Bu açıklama, kapsamlı bir savaşın yeniden patlak verebileceğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, İran'ın daha uzak mesafelerdeki hedefleri vurabilecek füzeler geliştirme arayışına işaret ediyor.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî'ye, Tahran'da düzenlenen basın toplantısında füze menziline ilişkin kısıtlama soruldu. Muhibbî, “Bu kısıtlama bizim açımızdan kaldırılmıştır” cevabını verdi.

dsv fd
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî (Arşiv – IRNA)

Muhibî, İran'ın 2 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip füzelere sahip olup olmadığı konusunda ise herhangi bir açıklama yapmadı. Yalnızca, bu kabiliyetlerini sözlü açıklamalar yerine “fiilen göstereceklerini” ifade etmekle yetindi.

Muhibbî'nin açıklaması, İran'ın Dini Lideri Mücteba Hamaney'in, ABD veya İsrail'den gelebilecek “her türlü tehdit ve tehdidin her düzeyine”, “coğrafi sınır tanımayan” bir karşılık verileceği uyarısında bulunmasından birkaç gün sonra geldi.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre İran'ın 2 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip füzelere sahip olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bununla birlikte, 2 bin kilometrelik menzil, İran füzelerinin Yunanistan'ın bazı bölgeleri ile Balkanlar'ın bir bölümüne ulaşabilmesini mümkün kılıyor.

Öte yandan ABD'li yetkililer, İran'ın uzay programında kullanılan teknolojilerin kıtalararası balistik füze geliştirmek amacıyla uyarlanabileceğini belirtiyor.


CENTCOM, İran ablukasını aşmaya çalışan ticari gemiyi Umman Körfezi'nde durdurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
TT

CENTCOM, İran ablukasını aşmaya çalışan ticari gemiyi Umman Körfezi'nde durdurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün akşam yaptığı açıklamada, St Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan bir geminin, tekrarlanan uyarıları dikkate almaması ve İran'daki bir limana uğradıktan sonra bölgeden ayrılmaya çalışması üzerine etkisiz hâle getirildiğini duyurdu.

ABD güçleri, aylardır İran'a yönelik deniz ablukası uyguluyor.

Söz konusu saldırı, ABD ordusunun bir gün önce İran'a yönelik gerçekleştirdiği ve bir hava savunma sistemini hedef alan sınırlı hava saldırılarının ardından geldi.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO) ise dün Birleşik Arap Emirlikleri'nin Horfakkan kentinin yaklaşık 18 deniz mili doğusunda, Umman Körfezi'nde bir kargo gemisi ile askerî güçler arasında yaşanan olaya ilişkin ihbar aldığını bildirdi.

Kurum, gemi mürettebatının durumunun, gemide meydana gelen hasarın ve olayın çevresel etkilerinin henüz netlik kazanmadığını açıkladı.


Fransa’da yüksek yaşam maliyetine karşı yeni gösteriler düzenlendi, ancak katılım düşük oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
TT

Fransa’da yüksek yaşam maliyetine karşı yeni gösteriler düzenlendi, ancak katılım düşük oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)

Fransa’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen yeni gösteriler, dün, önceki üç haftaya kıyasla daha düşük katılımla başladı. Özellikle Paris’te yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Yetkililer, gösteriler sırasında 17 Ekim’de yaşanan taşkınlık ve yağma olaylarının tekrarlanmasını önlemeye çalışıyor. Hareketliliğin merkezi olarak kabul edilen Paris dışında, İçişleri Bakanı’na yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, öğleden sonra düzenlenen 68 gösteriye yaklaşık 7 bin kişi katıldı. Bu rakam, katılımda belirgin bir düşüşe işaret ediyor.

Perşembe günü düzenlenen büyük sendikal gösterilerin ardından gerçekleştirilen yeni eylemler, hükümetin yarın sabah sendikalar ve işveren temsilcilerinin katılımıyla düzenlemeyi planladığı konferans öncesinde yetkililer üzerindeki baskıyı sürdürmeyi amaçlıyor. Hükümet, konferansın ardından öğleden sonra öğrenci örgütleriyle de görüşmeler gerçekleştirecek.

cd
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu (solda) ve Eğitim Bakanı Edouard Geoffroy, 4 Kasım’da Ulusal Meclis’te düzenlenen bir oturumda (AFP)

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, satın alma gücü ve ücretlerin ele alınması amacıyla yarın işçi sendikaları ve işveren birliklerinin katılımıyla bir konferans düzenleneceğini açıkladı. Hükümet, asgari ücreti artırmayı planladığını belirtirken okullardaki eğitim personeli sayısının artırılması ve eğitime ayrılan bütçenin yükseltilmesi taahhüdünde bulundu. Öte yandan, öğrenci ve öğretmenleri temsil eden sendikalar, hükümetin eğitim harcamalarını artırması yönündeki baskıyı sürdürmek amacıyla gelecek salı günü greve gidilmesi çağrısı yaptı. Haftalardır devam eden eylemler kapsamında okulların kapatılması ve protestolar düzenleniyor.

Söz konusu sendikalar dün yayımladıkları ortak açıklamada, “Hareketimiz güçlü bir konumda, hükümet ise zayıf durumda ve geri adım atmaya başladı” ifadesini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Protestoların kapsamını genişletmenin ve hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmenin zamanı geldi” denildi.

sderv
Üniversite rektörleri veya temsilcileri, üniversitelere ve okullara hükümetin daha fazla ilgi göstermesini talep etmek amacıyla cuma günü Paris’te toplandı. (AFP)

Kriz, başlangıçta liselerdeki eğitim sisteminin durumunu protesto eden öğrencilerin başlattığı eylemlerle ortaya çıktı. Daha sonra hayat pahalılığına ilişkin talepler de eklendi. Eylemler, on yıllık iktidarının ardından mayıs ayında cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacak olan Macron’a yönelik protestolara da dönüştü.

Lecornu, cuma günü sosyal taraflara gönderdiği mektupta, ücretler ve satın alma gücü konusunda dile getirilen beklentileri ve işverenlerin endişelerini dinlediğini belirtti. Söz konusu konferansın, ‘Fransızların beklentilerine yönelik somut yanıtların ortaya konulmasını sağlayacağını’ ifade etti. Gençlik sendikaları konfederasyonu ile yerel sendikalar birliği, ‘hayat pahalılığına karşı ve gençler için’ sloganıyla dün gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. İzin verilen yürüyüşün, Paris’in merkezindeki Place de la Republique’den (Cumhuriyet Meydanı) başlayarak Place de la Nation’a (Ulus Meydanı) kadar devam etmesi planlandı. Saat 15.00 civarında yürüyüşün sakin bir şekilde sürdüğü bildirildi.

sdc
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)

Öte yandan, Sarı Yelekliler hareketinin koordinasyon komitesi, Ulusal Meclis binasının yakınındaki Place de la Concorde’de ayrı bir gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. Ancak yetkililer bu gösteriyi yasakladı. Dün öğleden sonra yaklaşık 100 kişi meydanda toplandı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre polis, göstericileri hızla kuşatırken hareketin liderlerinden biri Ulusal Meclis binası önünde gözaltına alındı. Sarı Yelekliler, 17 Ekim’de düzenledikleri yaklaşık bin 700 eylemin ardından bugünlerde Fransa’nın farklı bölgelerinde yaklaşık 120 eylem gerçekleştirmeyi planlıyor.

Aşırı sağcı aday Marine Le Pen’in önde olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az bir süre kala Sebastien Lecornu hükümeti, Ulusal Meclis’te çoğunluğa sahip değil. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise yeni bir toplumsal krizle karşı karşıya. Radikal solun cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon’un, kamuoyu yoklamalarında ikinci tura kalmasının beklendiği seçim sürecinde bu krizden yararlanmayı planladığı belirtiliyor. Melenchon, seçim kampanyasını başlatmak üzere büyük bir miting düzenleyecek.

Melenchon, cumartesi günü 2027 seçim programını açıklarken asgari ücretin artırılmasını ve ülkede emeklilik yaşının 60’a düşürülmesini vaat etmeyi planlıyor.

75 yaşındaki Melenchon, solun en güçlü adayı olarak görülüyor. Son kamuoyu yoklamaları, gelecek nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Le Pen ile karşı karşıya geleceğine işaret ediyor. Ancak anketler, ikinci turda seçimi kaybedeceğini de gösteriyor.

brgbrg
Fransa’nın başkenti Paris’teki Place de la Republique’de toplanan protestocular (Reuters)

Programı ‘Ortak Bir Gelecek’ başlığını taşıyor. Bu program, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin beşinci seçim programı olma özelliğini taşıyor ve Melenchon’un önceki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarının temelini oluşturan politikaları büyük ölçüde yeniden gündeme getiriyor.

Programın başlıca vaatleri arasında, Macron tarafından kabul edilen ve kamu maliyesini güçlendirmek amacıyla Fransa’daki asgari emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran emeklilik reformunun iptal edilmesi yer alıyor. Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, sisteme 40 yıl boyunca katkıda bulunanlar için emeklilik yaşının yeniden 60’a düşürüleceğini belirtiyor.

Program ayrıca, aylık net asgari ücretin yaklaşık bin 480 eurodan bin 700 euroya yükseltilmesini, sermaye gelirlerine uygulanan sabit oranlı verginin kaldırılmasını, varlıklı ailelere yönelik vergilerin artırılmasını ve temel gıda ürünlerinin fiyatlarına üst sınır getirilmesini öngörüyor.

frgb gfr
Yaşam maliyetindeki artışa ve yükselen yakıt fiyatlarına karşı düzenlenen protestolar sırasında Place de la Republique’de ulusal bayrağı dalgalandıran bir gösterici (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, nükleer enerjiden aşamalı olarak vazgeçilerek tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı bir elektrik sistemine geçilmesini de destekliyor. Bu kapsamda nükleer reaktör programının iptal edilmesi ve nükleer santrallerin faaliyet ömrünün 60 yılın ötesine uzatılmaması öngörülüyor.

Dış politika konusunda ise Melenchon’un programı, uzun süredir eleştirdiği NATO’ya yönelik tutumunu yineliyor. Programda, Fransa’nın öncelikle NATO’nun entegre askerî komutanlık yapısından ayrılması, ardından ittifaktan aşamalı olarak çekilmesi çağrısında bulunuluyor.

Programda ayrıca, Almanya’nın Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomi politikaları üzerindeki etkisi eleştiriliyor. Berlin, Avrupa’da ‘düzenlenmiş liberalizm’ anlayışının başlıca savunucusu olarak nitelendiriliyor. Söz konusu ekonomik yaklaşım, katı bütçe kuralları, fiyat istikrarı ve bağımsız para politikası ilkelerine dayanıyor. Program, yerli sanayiye daha fazla koruma sağlanmasını, üretimin Fransa’ya taşınmasını teşvik edecek önlemler alınmasını ve devletin ekonomide daha müdahaleci bir rol üstlenmesini de savunuyor.