Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Demokratlar, Trump'a ağır darbe indirerek Kongre'nin iki kanadında da kontrolü ele geçirdi

Demokratlar, Trump'a ağır darbe indirerek Kongre'nin iki kanadında da kontrolü ele geçirdi
TT

Demokratlar, Trump'a ağır darbe indirerek Kongre'nin iki kanadında da kontrolü ele geçirdi

Demokratlar, Trump'a ağır darbe indirerek Kongre'nin iki kanadında da kontrolü ele geçirdi

Demokratlar, ABD Kongresi'nin hem Senato hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirerek Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinen eyaletlerde ezici zaferler kazandı. Bu sonuç, on milyonlarca seçmenin Başkan Donald Trump'ın politikalarına yönelik kesin bir ret mesajı verdiğini ortaya koydu.

Sadece iki yıl önce Trump'ı ikinci kez başkanlığa taşıyan muhafazakâr eyaletlerdeki seçmenler, bu kez güçlü bir şekilde Demokratlara yöneldi. Bu değişimde, kamuoyunda destek görmeyen İran savaşına duyulan tepki, artan yaşam maliyetlerine ilişkin endişeler ve Trump'ın ülkeyi yönetme biçimine yönelik öfke belirleyici oldu. Kansas'ta yaklaşık bir asır önceki Büyük Buhran'dan bu yana ilk kez bir Demokrat senatör seçildi.

Trump'ın 2024 seçimlerinde yaklaşık 18 puan farkla kazandığı Güney Carolina'da da Demokratlar, başkanın Senato üyeliği için desteklediği adayı mağlup etti. Sonuçlar, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre'nin Trump'ı denetleme ve yetkilerini sınırlandırma konusunda nadiren girişimde bulunduğu iki yılın ardından Washington'da yeni bir bölünmüş yönetim döneminin kapısını aralayacak.

ABD Başkanı Donald Trump, seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmesinde, İran savaşının Cumhuriyetçilerin ağır yenilgisinde etkili olduğunu kabul etti. Ancak yılın başlarında savaşı başlatma kararından dolayı herhangi bir pişmanlık duymadığını vurguladı.

Trump, siyasi sonuçlarına ve bu gelişmelerin kamuoyu desteği ile yönetiminin performansı üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen askerî kararını yeniden değerlendirmediğini belirterek doğru olanı yaptığını savundu. Trump, "Bunu düşünmüyorum. Doğru olanı yaptım. Zamanı geri alabilseydim yine aynı kararı verirdim" dedi.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin, savaşın kendisinden ziyade Cumhuriyetçiler açısından daha büyük bir siyasi yük oluşturduğunu ve seçmenlerin tutumunu en fazla etkileyen unsur olduğunu düşündüğünü belirten Trump, çatışmanın benzin ve motorin fiyatlarında sert artışa yol açtığını, bunun da ABD'li seçmenlerin tepkisini çektiğini ifade etti.


DeSantis: Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisi, partiyi yıllarca zayıflatabilecek siyasi bir felaket

Florida Valisi Ron DeSantis (Arşiv-AFP)
Florida Valisi Ron DeSantis (Arşiv-AFP)
TT

DeSantis: Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisi, partiyi yıllarca zayıflatabilecek siyasi bir felaket

Florida Valisi Ron DeSantis (Arşiv-AFP)
Florida Valisi Ron DeSantis (Arşiv-AFP)

Florida Valisi Ron DeSantis, Cumhuriyetçilerin ABD ara seçimlerinde aldığı ağır yenilgiyi, partiyi yıllarca zayıflatabilecek siyasi bir felaket olarak nitelendirdi. DeSantis, seçim kayıplarının nedenleri konusunda Başkan Donald Trump'tan farklı bir tutum sergiledi.

DeSantis, dün Florida'da katıldığı bir etkinlikte, “Yaşananlar, ülkenin birçok bölgesinde Cumhuriyetçilerin varlığını tehdit eden bir felakete yaklaşıyor” dedi.

“Bu sonuç Demokratlara verilen bir destek değil, Washington'daki Cumhuriyetçilere yönelik bir reddedişti” diyen DeSantis, seçim yenilgisini “siyasi açıdan meteor çarpmasına” benzetti.

Cumhuriyetçi Parti, salı günü yapılan seçimlerde Kongre'nin her iki kanadındaki kontrolünü kaybetti.

DeSantis, Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantıda ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi (Arşiv-Reuters)

DeSantis, yenilgiden Cumhuriyetçi adayları sorumlu tutan Trump'ın aksine bir değerlendirmede bulundu. Trump, kişisel popülaritesinin adaylara verilen desteğe yansımadığını savunmuş, ancak İran savaşının ve bunun sonucunda akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışın seçim kayıplarında etkili olduğunu kabul etmişti.

DeSantis, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü yeniden kazanmakta yıllarca zorlanabileceği uyarısında bulundu. Partinin 2028'de Senato'daki çoğunluğunu geri kazanmasını beklemediğini belirten DeSantis, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu yeniden elde etme ihtimalini de oldukça düşük gördüğünü söyledi.

DeSantis, Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray'ın yanı sıra Kongre'nin her iki kanadında da yeniden kontrolü sağlamasının yıllar alabileceğini ifade etti.

DeSantis, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin adaylığı için Trump ile yarışmış, ancak Iowa eyaletindeki ön seçimlerde aldığı zayıf sonucun ardından yarıştan çekilerek Trump'a desteğini açıklamıştı.

2028'de yeniden başkanlık yarışına katılma ihtimalini dışlamayan DeSantis, mart ayında planlarının sorulması üzerine “Göreceğiz” cevabını vermişti. Florida valiliğindeki görev süresi ise ocak ayında sona erecek.

DeSantis ayrıca, Cumhuriyetçilerin diğer eyaletlerde yaşadığı kayıplara rağmen Florida'da partinin konumunu korumasına dikkat çekti. Bu başarıyı, “yönetiminin icraatlarına ve seçmenlerin yönetime duyduğu güvene” bağladı.


Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
TT

Hamaney: ABD’nin düşmanlığı, iktidardaki partinin değişmesiyle bitmez

İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)
İranlılar, ABD karşıtı gösteri kapsamında, ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla dün Tahran’da düzenlenen mitingde, Dini Lider Mücteba Hamaney’in dev posterinin önünde (AP)

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney, ABD’nin tutumunun ülkedeki parti ve siyasi grupların değişmesiyle farklılaşacağını ya da Washington’a taviz verilerek ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının sona ereceğini düşünenlerin “büyük bir yanılgı içinde” olduğunu söyledi. Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde ABD ile çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

İranlı üst düzey yetkililer, ABD’deki ara seçim sonuçlarını memnuniyetle karşılarken, sonuçları Amerikan seçmenlerinin İran savaşına karşı çıkması ve Başkan Donald Trump’ın yenilgisi olarak değerlendirdi. Öte yandan Tahran, olası yeni saldırılara karşı en üst düzeyde teyakkuz hâlini sürdürüyor.

Hamaney’e atfedilen açıklama, ABD’deki ara seçimlerin ertesi günü, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümü dolayısıyla yayımlandı. Açıklamada, ABD’deki parti değişikliklerinin veya Washington’a taviz verilmesinin İran’a yönelik Amerikan düşmanlığını sona erdirebileceğine inananların “büyük bir yanılgı içinde” olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçilerin aleyhine sonuçlanan seçimlerde Demokratlar, Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu ele geçirdi. Sonuçlar, yükselen yaşam maliyetlerine, gümrük tarifelerine ve akaryakıt fiyatlarında ciddi artışa yol açan İran savaşına yönelik seçmen tepkisini yansıttı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Trump, iki ayrı medya kuruluşuna verdiği röportajda, ABD-İsrail savaşının Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde etkili olduğunu kabul etti.

Bu açıklama, mart ayında babası Ali Hamaney’in yerine göreve gelen Mücteba Hamaney’e atfedilen son açıklama oldu. Ali Hamaney, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ilk ABD-İsrail saldırılarında öldürülmüştü. Yeni dini lider, seçilmesinden beri kamuoyu önüne çıkmadı.

Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisi, 1979 yılında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılmasının yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleşti. Şah rejiminin devrilmesinin ardından, ABD tarafından desteklenen yönetime tepki gösteren radikal öğrenciler büyükelçiliği basmış ve 52 Amerikalıyı 444 gün boyunca rehin tutmuştu.

Bu yılki anma etkinlikleri, ABD ve İsrail’in aylar süren çatışmaların ardından İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatma ihtimalinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi. İran yönetimi, etkinlik kapsamında Tahran ve diğer büyük kentlerin ana caddelerinde çok sayıda destekçisini, öğrenciyi, kamu çalışanını ve askerî personeli topladı. İran’da 13 Aban olarak bilinen etkinlikte çeşitli gösteriler düzenlendi.

Katılımcılar, eski dini lider Ali Hamaney’in intikamının alınacağını belirten kırmızı bayrakların yanı sıra Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu hedef alan pankart ve fotoğraflar taşıdı. Devlet medyasında yayımlanan görüntülere göre ABD ve İsrail bayrakları da yakıldı.

İranlı bir kadın, dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)
İranlı kadınlar dün Tahran’da ABD Büyükelçiliği baskınının 47. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Mücteba Hamaney’in fotoğrafını taşıyor (Reuters)

Büyük bir yanılgı içindeler

Hamaney’e atfedilen açıklamada, “ABD’nin davranışlarının değişeceğine, hegemonya sistemindeki parti ve siyasi grup değişikliklerinin farklı bir sonuç doğuracağına ya da Amerika’ya taviz vererek İran halkına yönelik düşmanlığından vazgeçirilebileceğine dair en küçük bir umut besleyenler büyük bir yanılgı içindedir” denildi.

Açıklamada, bunun “batıl bir düşünce” olduğu ifade edilerek, “Büyük Şeytan’ın arzusu, İran halkının koşulsuz teslimiyetidir” değerlendirmesinde bulunuldu.

Hamaney, düşmana yönelik en küçük teslimiyet eğiliminin bile, İran’ın çatışmalarda elde ettiğini öne sürdüğü kazanımları ortadan kaldıracağını ve ABD’yi yeni aşırı taleplerde bulunma, savaş ve ihlallere yönelme konusunda cesaretlendireceğini savundu.

Arabulucular, seçimlerin ardından savaşın yeniden başlaması ihtimaline ilişkin endişeler sürerken çatışmaları sona erdirmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından askerî operasyonların yeniden başlatılması ihtimalini dışlamadı. İran ise savaşın yeniden başlaması durumunda daha kapsamlı bir karşılık vermeyi planlıyor.

Reuters'a konuşan iki üst düzey İranlı kaynak, Tahran’ın Trump’ın seçim yenilgisinin ardından askerî bir saldırıyla karşılık vermesinden endişe duyduğunu belirtti. İranlı liderlerin Demokratların seçim başarısını memnuniyetle karşılamasına rağmen, ülkenin en üst düzeyde teyakkuz hâlinde olduğu kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise salı günü yaptığı açıklamada, dini liderin hükümete ABD ile müzakereler konusunda yeni yetkiler verdiğini yineledi, ancak bu yetkilerin kapsamını açıklamadı.

İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde gösteri yapıyor (AFP)
İranlılar, çarşamba günü 1979'daki ABD Büyükelçiliği baskınının yıl dönümü dolayısıyla Tahran'daki eski büyükelçilik binası önünde pankart açtılar (AFP)

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’ın taleplerine verdiği cevabın “ikna edici olmadığını” söyledi. Rızai, Washington yedi şartı eksiksiz ve açık biçimde yanıtlayıp yerine getirmedikçe Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını belirtti.

Üst düzey bir İranlı yetkili de salı günü Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington’un savaşı sona erdirecek bir anlaşmadan hâlâ uzak olduğunu söyledi. Yetkili, İran’ın ABD’nin bölgedeki ve bölge dışındaki saldırılarına güçlü karşılık vereceğini ifade etti. Katarlı arabulucuların ise taraflardan yeni öneriye ilişkin cevaplarını 36 saat içinde almayı beklediği bildirildi.

Hamaney, açıklamasının bir bölümünde İran’ın son savaşta gerçekleştirdiği faaliyetleri daha geniş kapsamlı bir çatışmanın başlangıcı olarak nitelendirdi. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sağlanmasını ve ABD üslerinin ortadan kaldırılmasını, son savaşta Amerikan saldırılarına verilen cevabın bir parçası olarak gösterdi.

Bu operasyonların ABD saldırılarına karşılık niteliği taşımasına rağmen bölgesel ölçekte “hegemonizme karşı başlatılmış bir cihat” olduğunu savunan Hamaney, saldırıların tekrarlanması hâlinde, çatışmanın “çok daha geniş boyutlara” ulaşacağı uyarısında bulundu.

Çatışma cephelerinin genişletileceği mesajını veren Hamaney, Filistin, Lübnan, Irak ve Yemen’i kapsayan “Direniş Cephesi sahalarının birliği” söylemini yineledi.

ABD’nin askerî gücü ve uluslararası alandaki yumuşak gücünün “geri döndürülemez bir düşüş” yaşadığını öne süren Hamaney, ülkenin çöküş sürecinin hızlandığını savundu.

Hamaney, ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının geçmişteki aşamalarını sıralarken, uzun süreli ve ağır ekonomik yaptırımlara da değindi. Ayrıca Trump’ın emriyle 2020 yılının başında düzenlenen saldırıda öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi hatırlattı.

Washington’un “pervasızca” İran’ı bölmeye, halkı boyun eğdirmeye, yönetimi devirmeye ve ülkenin köklü medeniyetini ortadan kaldırmaya çalıştığını ileri sürdü. ABD’nin yanlış hesaplarının Amerikan halkına ve Washington yönetimiyle iş birliği yapan hükümetlere ağır bedeller ödettiğini savundu.

Hamaney, “Mutlak caydırıcılığa ulaşmanın tek yolu, ‘Daha güçlü bir İran’ stratejisini sürdürmektir” ifadesini kullandı. Birlik ve dayanışma çağrısında bulunan Hamaney, yetkililerden vatandaşların geçim koşullarını ve refahını güvence altına almalarını istedi.

Kalibaf: Savaşa hayır

Bazı İranlı yetkililer, ABD seçim sonuçlarına daha sert tepki göstererek bunları Trump yönetiminin siyasi yenilgisi olarak değerlendirdi.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, seçim sonuçlarını Trump’ın yenilgisi olarak nitelendirdi. Rızai, İran’ın Trump’ı hem savaş alanında hem Hürmüz Boğazı’nda “stratejik yenilgiye”, Washington’da ise “siyasi yenilgiye” uğrattığını öne sürdü. ABD halkının Trump’ın savaşının bedelini ödemek zorunda kaldığını savundu.

Rızai, X hesabından yaptığı paylaşımda, “İran’la karşı karşıya gelen herkes, savaş alanından kendi evinin kapısına kadar bunun bedelini ödeyecek” uyarısında bulundu.

Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf ise dün Amerikalı seçmenlerin oylarının “savaşa hayır” anlamına geldiğini söyledi.

Kalibaf, X hesabından yaptığı açıklamada, “Amerikalılar ister inançları gereği ister yaşam maliyetleri nedeniyle olsun, ‘Savaşa hayır’ dedi. Biz de bu mesajı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kalibaf, ABD yönetiminin halkının iradesine ihanet ederek uluslararası finansman sağlayan ve şantaj uygulayan çevrelere hizmet etmesi durumunda, İran’ın “hayır” sözünün bir kâbusa dönüşeceğini de öne sürdü.

Kalibaf, salı günü yaptığı açıklamada ise İran’ın savaşa hazır olduğunu ve “parmağının tetikte bulunduğunu” söylemişti. Düşmanın herhangi bir hesap hatasına verilecek karşılığın “öngörülemez” olacağını ve “coğrafi sınırlarla kısıtlanmayacağını” kaydetti.

Tahran’ın güçlü ve mantıklı bir yanıt verdiğini savunan Kalibaf, İran’ın dini liderinin olası bir saldırıya karşı askerî stratejiyi belirlediğini ve savaşın önlenmesi için artık kararın ABD’ye ait olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de İran silahlı kuvvetlerinin önceki iki savaşa kıyasla “çok daha güçlü” olduğunu ve ülkenin hem diplomasi hem de savunma açısından “tam hazırlık” içinde bulunduğunu söyledi.

İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)
İranlı göstericiler, dün Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde ABD Başkanı Donald Trump’ı tasvir eden karikatür taşıyor (AP)

Arakçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Çaba gösteriyoruz ve karşı tarafın diğer yöntemler yerine diplomasiyi tercih edecek kadar sağduyulu olmasını umuyoruz. Ancak diğer seçeneklere de tamamen hazırız” dedi.

Arakçi, “Dini liderin mesajı irademizin ne olduğunu açıkça ortaya koydu. Silahlı kuvvetlerimizin görevi şu anda son derece açık” ifadelerini kullandı.

Dini liderin danışmanı ve yardımcısı Muhammed Muhbir ise Trump’ın partisinin kazanması için gösterdiği çabalara rağmen, kendi halkından bir darbe aldığını söyledi. Muhbir, “Bu sahadaki gerçek kazanan, savaşın maliyetini ABD’nin içine taşıyan İran’dır” diye yazdı.

Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei de Trump’ın hem savaşta hem siyasette yenildiğini savunarak, “Ona daha fazla yenilgi yaşatacağız. Bu, şafağın ilk meyvelerinden başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Yargı Erki’nin yayın organı Mizan Haber Ajansı, X platformunda paylaşılan “Trump İran’da rejim değişikliğini başaramadı ama Teksas’ta başardı” şeklindeki bir espriyi yayımladı. Paylaşım, Demokratların onlarca yıl aradan sonra Teksas’ta ilk kez bir Senato koltuğu kazanmasına gönderme yapıyordu.

Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ise İran’ı ekonomik olarak tecrit etme ve ülke ekonomisini iki hafta içinde çökertme girişimlerinin, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçilerin siyasi iktidarı kaybetmesiyle sonuçlandığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Seyyid Mehdi Tabatabai de Amerikalı seçmenlerin açık bir mesaj verdiğini belirterek, İran savaşı, Gazze’deki gelişmeler ve ABD’nin İsrail yanlısı tutumunun Cumhuriyetçilerin seçim kayıplarında etkili olduğunu savundu.

Tabatabai, seçim sonuçlarını Cumhuriyetçi Parti’nin karşı karşıya kaldığı en büyük seçim yenilgisi olarak nitelendirdi.

Askerî tehditler

Siyasi açıklamaların yanı sıra İranlı askerî yetkililer de saldırıların yeniden başlaması hâlinde karşılığın genişletileceği uyarısını yineledi.

Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, “Direniş Cephesi” liderlerinin dini liderin “düşmanla sınırsız mücadele” mesajını en üst düzeyde aldığını söyledi.

Kaani, “Direniş Cephesi mensuplarının” yazılı olarak tam bağlılıklarını bildirdiğini ve farklı cepheler arasında birlik sergilediğini öne sürdü. Liderlerin mesajı alarak uygulamaya geçirdiğini belirtti.

Başka bir açıklamasında ise ABD’nin “Direniş Cephesi’nin derinliğini” yalnızca silah kapasitesi üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi.

Washington’un Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini ileri süren Kaani, ABD’li liderlerin ciddi bir hesap hatasına düşmemek için bugün direniş hareketinin tek bir cephe hâline geldiğini ve farklı sahalarda birlik içinde hareket ettiğini anlaması gerektiğini savundu.

Kaani, Trump’ın İran’a karşı savaş kumarına İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sözlerine güvenerek başladığını öne sürdü. Bunun sonucunda ABD’nin 250 yıllık itibarını sattığını ve Hürmüz Boğazı’nı kaybettiğini iddia etti.

Washington’un dini liderin mesajına rağmen savaşta “kumarbaz tutumunu” sürdürmesi hâlinde, Direniş Cephesi’nin ABD’ye hem sahada hem de derinlikte “temel darbeler” indirebileceği uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Füze Birimi Komutanı'nın kıdemli danışmanı Tuğgeneral Ali Bilali de silahlı kuvvetlerin “daha ağır bir savaşa” hazır olduğunu ve saldırıları püskürtmek için gerekli bütün tüm önlemleri almakla yükümlü bulunduğunu söyledi. Açıklama, Besic öğrenci teşkilatına bağlı Danişcu Haber Ajansı tarafından aktarıldı.

Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi ise rakiplerin yeni bir hesap hatası yapmasının bölgeden çıkarılma süreçlerini hızlandıracağını, “Siyonist rejimin zayıflayıp ortadan kalkmasına” yol açacağını savundu.

Devrim Muhafızları Komutanı'nın danışmanı Hamid Rıza Mukaddem Fer, İran’ın karşılığının saldırıların düzenlendiği noktalarla sınırlı kalmayacağını söyledi. İran’ın savunmaya çekilmediğini belirten Mukaddem Fer, bu kez gerçekleştirilecek saldırıların farklı, daha geniş kapsamlı ve daha öğretici olacağını ileri sürdü. İran’ın savaş doktrinindeki değişimin ülkenin savaşta üstünlük kazandığının göstergelerinden biri olduğunu kaydetti.

Devrim Muhafızları, salı günü hedef listesini güncellediğini ve rakiplerinin maddi ve gayrimaddi varlıklarını hedef kapsamına aldığını duyurdu. Kurum, her türlü tehdide coğrafi sınırlama olmaksızın karşılık verileceğini bildirdi.

Tahran Belediye Başkanı ve eski cumhurbaşkanı adayı Ali Rıza Zakani ise nükleer doktrinin değiştirilebileceği mesajını verdi.

Göstericilere hitap eden Zakani, “Bugün nükleer dosya ciddi bir meseledir. Nükleer bomba peşinde değildik ancak sizin alışılmadık tehdidiniz, liderliğin kararı ve bu halkın desteğiyle ülkenin nükleer doktrininin değişmesine yol açabilir” dedi.

İran’dan nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüt istenmesini “son derece gülünç” olarak nitelendiren Zakani, alışılmadık tehditlere karşı düşmanların da alışılmadık tehditler ve eylemlerle karşılaşacağını söyledi.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.
Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” başlığıyla rehine krizini yeniden gündeme taşıdı.

Tahran Belediyesine bağlı Hemşehri gazetesi, iki olayı ilk sayfasında yayımladığı bir görselle ilişkilendirdi. Görselde Trump’ın gözleri bağlı ve başı öne eğilmiş şekilde tasvir edildiği, arka planda ise 47 yıl önce Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nde rehin alınan Amerikalıların fotoğraflarının yer aldığı görüldü.

Gazete, manşetinde “İran’ın gölgesi ABD seçimlerinin üzerinde” ifadesini kullandı. Haberde, Washington’un 47 yıldır İran’ın gölgesinde kaldığı ileri sürülerek, bunun 1979’da “casus yuvasının” (ABD Büyükelçiliği) ele geçirilmesinden Kasım 2026’daki ABD Kongre seçimlerine kadar uzandığı belirtildi.

ABD, pazartesiyi salıya bağlayan gece Keşm Adası’na “savunma amaçlı” olarak nitelendirdiği saldırılar düzenledi. Trump, salı günü saldırıyı kabul ederek bunu “küçük bir saldırıydı, savaş değildi” sözleriyle tanımladı.

Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, aylardır büyük ölçüde durgun seyrediyor. Washington ile Tahran arasında haziran ayında varılan mutabakat muhtırasının çökmesine rağmen, geniş çaplı çatışmalar yeniden başlamadı. Bununla birlikte iki taraf zaman zaman karşılıklı saldırılar düzenlemeyi sürdürdü.