Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



İran'ın Dini Lideri Hamaney, Ejei’yi yeniden Yargı Erki Başkanı olarak atadı

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhseni Ejei, Ali Hamaney’in cuma günü düzenlenen cenaze töreninde (İran Şura Meclisi)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhseni Ejei, Ali Hamaney’in cuma günü düzenlenen cenaze töreninde (İran Şura Meclisi)
TT

İran'ın Dini Lideri Hamaney, Ejei’yi yeniden Yargı Erki Başkanı olarak atadı

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhseni Ejei, Ali Hamaney’in cuma günü düzenlenen cenaze töreninde (İran Şura Meclisi)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhseni Ejei, Ali Hamaney’in cuma günü düzenlenen cenaze töreninde (İran Şura Meclisi)

İran'ın Dini Lideri Mücteba Hamaney dün, Gulam Hüseyin Muhseni Ejei’yi yeni bir beş yıllık dönem için Yargı Erki Başkanlığı görevine yeniden atadı. Yargı Erkine bağlı Mizan Haber Ajansı'nın yayımladığı kararnameye ait görüntüye göre karar 4 Temmuz tarihini taşıyordu.

Kararnameye göre Hamaney, İran Anayasası'nın 157. maddesine dayanarak Ejei'yi yeniden atadı ve ‘değerli ve özverili çabaları’ için takdirlerini ifade etti.

Ejei, Yargı Erki Başkanlığı görevini ilk kez 2021 yılının temmuz ayı başlarında eski Dini Lider Ali Hamaney'in kararnamesiyle üstlenmişti. Beş yıllık ilk görev süresi sona eren Ejei’yi bu göreve yeniden atandı.

Geçtiğimiz hafta boyunca Mücteba Hamaney'in Ejei'nin görev süresini yenilemeyerek kendi çevresine daha yakın bir isim atayabileceğine ilişkin spekülasyonlar gündeme geldi. Ancak yeni kararname ile Ejei, ikinci bir dönem için görevde kaldı Bu adım, sistemin önde gelen kurumlarından birinde süreklilik mesajı olarak değerlendirildi.

Mücteba Hamaney, kararname metninde Ali Hamaney'in ortaya koyduğu ‘tüm taleplerin’ ve 28 Haziran tarihli mektubunda yer alan hususların ‘arzu edilen Yargı Erkine dönüşüm, refah ve ulaşma hedefi için temel’ oluşturduğunu belirtti.

dfgr
Pezeşkiyan, geçtiğimiz hafta Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhseni Ejei ile üçlü bir toplantıda bir araya geldi (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Ejei'yi yeniden atanması dolayısıyla tebrik ederek kararın Dini Lider'in onun kararlılığına, deneyimine ve yargı alanındaki hizmetlerine duyduğu ‘güveni’ yansıttığını söyledi. Pezeşkiyan, ‘adaletin tesisi, halkın haklarının korunması ve hukukun üstünlüğünün’ mevcut koşullarda sosyal sermayeyi güçlendirmenin, kamuoyunda umut ve güveni artırmanın ve ülkeyi ileriye taşımanın temeli olduğunu da vurguladı.

Pezeşkiyan, üç erkin (Cumhurbaşkanlığı, Meclis ve Yargı) yakın iş birliğinin ülkenin pek çok sorununu çözmede yardımcı olabileceğini belirterek ‘Ulusal Uzlaşı Hükümeti’nin anayasa çerçevesinde ve Yargı Erki ile yapıcı bir etkileşim içinde sosyal adalet, kamu haklarının gözetilmesi ve hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi için çalışmaya hazır olduğunu teyit etti.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı'nın aktardığına göre Ejei'yi görevde kalması dolayısıyla tebrik ederek yönetiminin sürmesinin Yargı Erki'nin ‘yüce hedeflerini’ hayata geçirmenin zeminini hazırlayabileceğini söyledi. Kalibaf, İcei'nin yargısal dönüşüm belgesinin uygulanması, davaların hızlandırılması, süreçlerin dijitalleştirilmesi, yolsuzlukla mücadele ile üretim ve yatırımın desteklenmesi konusundaki çabalarına da değindi. Parlamentonun sosyal adaleti güçlendirme ve yolsuzlukla mücadelede Yargı Erki ile iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu ifade etti.

Ejei'nin görevde bırakılması kararı, babası mart ayında ABD ve İsrail saldırılarının ilk gününde hayatını kaybetmesinin ardından İran'ın Dini Lideri seçilen Mücteba Hamaney'in imzasıyla çıkan en önemli kurumsal atamalar arasında yer aldı.

Mücteba Hamaney, seçilmesinden bu yana kamuoyu önüne hiç çıkmadı. Yetkililer de kendisine ait herhangi bir ses veya video kaydı yayımlamadı. Yaklaşık dört aydır ona atfedilen mesajlar yalnızca yazılı bildirgelerden ibaret kaldı.

Pazar günü Tahran'da babası için düzenlenen cenaze namazında bulunmaması da medyanın ilgisini çekti. Özellikle törende devletin üst düzey yetkililerinin, askeri komutanların ve Ali Hamaney'in diğer çocuklarının hazır bulunduğu göz önüne alındığında bu yokluk daha da dikkat çekiciydi.


Şi Cinping, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini geliştirmek için Kim Jong-un ile çalışmaya hazır olduğunu vurguladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
TT

Şi Cinping, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini geliştirmek için Kim Jong-un ile çalışmaya hazır olduğunu vurguladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kang Kon destroyerindeki silah testlerini denetlerken (Reuters)

Kuzey Kore devlet medyasının dün aktardığına göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ikili ilişkileri ‘uzun vadeli, sağlıklı ve istikrarlı’ bir şekilde geliştirmek için birlikte çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. Bu gelişme, Şi Cinping’in geçen ay Kuzey Kore’ye gerçekleştirdiği ve nadir görülen ziyaretin ardından geldi. Söz konusu ziyarette iki lider, Kore Yarımadası’nda gerilimin tırmandığı ve Pyongyang’ın Rusya ile askerî iş birliğini genişlettiği bir dönemde ikili ilişkileri güçlendirme taahhüdünde bulunmuştu.

Sosyalizm davası

Şarku’l Avsat’ın Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’ndan (KCNA) aktardığına göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 1 Temmuz tarihli mektubunda, Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 105’inci yıl dönümü dolayısıyla gönderdiği kutlama mesajı nedeniyle Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a teşekkür etti. Şi, Kim’in mesajının, iktidardaki İşçi Partisi ve Kuzey Kore halkının Çin’e duyduğu ‘derin ve içten duyguları’ yansıttığını belirtti.

fdefg
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 8 Haziran’da Pyongyang’da Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile tokalaşırken (Reuters)

AFP’nin aktardığına göre Şi, “Çin Komünist Partisi ile Kore İşçi Partisi, iktidardaki iki Marksist partidir” ifadesini kullanarak, iki ülkenin nesiller boyunca sosyalizm davasını ilerletmek için omuz omuza çalıştığını söyledi. Şi, “İki tarafın ilgili kurum ve birimlerini, üzerinde mutabakata vardığımız önemli ortak anlayışları eksiksiz şekilde hayata geçirmeye yönlendirmeye ve Çin ile Kuzey Kore arasındaki ilişkileri uzun vadeli, sağlıklı ve istikrarlı bir gelişim çizgisine taşımaya hazırım” dedi.

Şi ayrıca, Pyongyang’a gerçekleştirdiği son resmî ziyarete atıfta bulunarak, Kim’e ziyaret sırasında gösterilen ‘samimi ve sıcak misafirperverlik’ dolayısıyla teşekkür etti. Söz konusu mektup, Kim Jong-un’un iki liderin Pyongyang’daki zirvesini ‘tarihi’ olarak nitelendirdiği ve Kuzey Kore’nin Pekin ile ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürme konusundaki ‘kararlı tutumunu’ vurguladığı mesajına yanıt olarak kaleme alındı.

Yeni savaş gemisi

Bu arada Kim Jong-un, 5 bin tonluk Kang Kon muhribinde gerçekleştirilen silah testlerini bizzat denetledi. Resmî medya, testler kapsamında seyir füzelerinin ateşlendiğini ve ‘elektronik harp sistemlerinin’ denendiğini bildirdi. AFP’nin aktardığına göre, söz konusu savaş gemisi geçen yıl denize indirilmesi sırasında kısmen alabora olmuş, daha sonra ise onarılarak yeniden hizmete hazır hale getirilmişti.

t87ıl9
Kuzey Kore destroyerinden bir seyir füzesinin fırlatılması anı (Reuters)

KCNA, testlerin cuma günü gerçekleştirildiğini duyurdu. Denemeler, yine 5 bin tonluk Choe Hyon muhribinin yaklaşık iki hafta önce resmen hizmete girmesinin ardından yapıldı.

Kim Jong-un, Choe Hyon muhribinin hizmete alınması töreninde donanmayı nükleer silahlarla donatma ve 10 bin tonluk yeni savaş gemileri geliştirme sözü vermişti. KCNA’ın haberine göre Kim, cuma günkü silah testlerinin ardından Kang Kon muhribinin iki ay içinde donanma envanterine katılması talimatını verdi. KCNA’nın yayımladığı fotoğraflardan birinde Kim Jong-un’un, üst düzey yetkililerle birlikte kıyıdaki bir gözlem noktasından testleri takip ettiği görüldü.

Askeri caydırıcılık

KCNA’nın aktardığına göre Kim Jong-un, ülkesinin ‘askeri caydırıcılığını’ hızla güçlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, Kuzey Kore’nin ‘mutlak askerî güce’ sahip olma kararlılığını yineledi. Kang Kon muhribi, mayıs ayında düzenlenen denize indirme töreni sırasında Kim’in de katıldığı etkinlikte kısmen alabora olmuş ve hasar görmüştü. Kim, olayı ‘tam bir ihmalin yol açtığı suç teşkil eden bir eylem’ olarak nitelendirmiş ve sorumluların hesap vermesi talimatını vermişti. Analistler ise Kim’in geminin iki ay içinde hizmete alınması yönündeki talimatının siyasi takvimle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.

ertyh
Kang Kon destroyerinin savaş sistemlerinin test edilmesi sırasında, stratejik seyir füzesinin deneme fırlatılışını da içeren bir tatbikat gerçekleştiriliyor. (Reuters)

Seul’deki Kore Ulusal Birleşme Enstitüsü’nden Hong Min, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Kuzey Kore’nin siyasi takvimi dikkate alındığında, en güçlü ihtimal geminin ülkenin kuruluşunun 78’inci yıl dönümü olan 9 Eylül’de hizmete alınmasıdır” ifadesini kullandı.

Hong, savaş gemisinin hizmete girmesinin ardından Kore Yarımadası’nın doğu kıyısında konuşlandırılmasının beklendiğini belirterek, “İlk aşamada önceliğin, düşük riskli kıyı operasyonlarına yönelik kabiliyetlerin geliştirilmesi olması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu. Pyongyang yönetimi, 2019’da Kim Jong-un ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Hanoi’de gerçekleştirilen zirvenin, nükleer silahsızlanmanın kapsamı ve yaptırımların hafifletilmesi konusundaki anlaşmazlık nedeniyle sonuçsuz kalmasının ardından nükleer silahlardan vazgeçmeyeceğini sürekli vurguluyor. Resmî olarak hâlâ savaş hâlinde bulunan Kuzey ve Güney Kore arasındaki 1950-1953 Kore Savaşı, bir barış anlaşmasıyla değil ateşkesle sona ermişti. Güney Kore donanmasının 5 bin tonun üzerinde deplasmana sahip 10’dan fazla savaş gemisi bulunurken, Kuzey Kore envanterinde bu sınıfta yalnızca iki gemi yer alıyor.


Yerleşim noktalarından ‘Süleyman'ın Göletleri’ne: İsrail Batı Şeria'nın ilhak haritasını çiziyor

İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
TT

Yerleşim noktalarından ‘Süleyman'ın Göletleri’ne: İsrail Batı Şeria'nın ilhak haritasını çiziyor

İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)
İsrailliler, büyük bir askeri güç eşliğinde Süleyman'ın Göletleri’ni ziyaret etmeye başladı (Vikipedi)

Emel Şehade

İsrailli partiler ile Benjamin Netanyahu’nun aşırı sağcı hükümetini, diğer kesimlerin ‘ayırt edici ve istisnai’ olacağını öngördüğü parlamento seçimlerine sadece dört ay kaldı. Siyasi arenada, merkez sağ partiler ile iktidardaki Likud Partisi ve koalisyon partileri arasında, genişleme ve yerleşim yoluyla Yahudilerin mutlak çoğunluğuna ve mümkün olduğunca az sayıda Arap nüfusa sahip bir İsrail vizyonunu gerçekleştirecek aşırı uçtaki rekabet ve gelecek projelerinin öne çıktığı bir seçim kampanyası yaşanıyor.

Batı Şeria ve Kudüs'teki çeşitli yerleşim projelerinde olduğu gibi bu süreç de Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in önderliğinde yürütülüyor. Smotrich, Filistin toprakları üzerinde İsrail egemenliğini genişleterek pekiştirmek amacıyla çeşitli yerleşim projeleri ve egemenlik dayatması araçlarını kullanıyor. Özellikle yüz yeni yerleşim noktası kurma planı, siyasi ve hukuki hesap verebilirlik talepleri ile Amerikan ve uluslararası muhalefete karşın sürdürülüyor. Smotrich ve İsrail hükümeti bu planı uygulamaya devam ediyor. Böylece Filistin halkı, her kesimin sağ oyların daha büyük payını kapabilmek için birbiriyle yarıştığı İsrail iç rekabetinin rehini olmaya devam ediyor. Üstelik tüm taraflar, çoğunluğun Filistin topraklarının müsaderesi ve orada yerleşim kurulması pahasına sağlanabileceğinin tam olarak farkında.

‘Siyasi şantajın ustası’ olarak nitelendirilen Smotrich, hükümette kalarak Savunma Bakanlığı bünyesinde bakan pozisyonu talebini kabul ettirdi. Bu görevle Batı Şeria'daki sivil yaşamdan, planlama ve inşaattan, yerleşim kurulmasından, arazi düzenlemesinden ve altyapı yatırımlarından sorumlu oldu. Elde ettiği bu yetkilerle işgal altındaki bölgelerdeki tabloyu köklü biçimde dönüştürmeyi başardı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Batı Şeria'daki yerleşim durumuna ilişkin bakanlık istatistiklerine göre Smotrich'in görev süresi boyunca 160 yeni yerleşim noktası ve kibbuz kuruldu, 103 yeni yerleşim bölgesinin inşasına onay verildi ve yerleşimlerin güçlendirilmesi, duvar inşaatı, askeri araç alımı ve yol yapımı için milyarlarca dolar yatırım yapıldı. Tüm bunlar, ‘iki devletli çözüm’ fikrinin kalıcı olarak tasfiye edilmesi amacıyla hayata geçirildi.

100 yerleşim birimi planı

Yüz yerleşim birimi planı, Batı Şeria’nın kuzeyini güneyinden koparmayı ve bu sayede coğrafi sürekliliği engelleyerek Filistin devletinin kurulmasını kalıcı olarak imkânsız kılmayı amaçlıyor. Planın bir bölümü, Kuzey Şeria'da daha önce tahliye edilen Homesh ve Sanur gibi yerleşim birimlerinin yeniden kurulmasını kapsıyor.

Ekonomi analisti Nehemya Shtrasser'e göre bu plan, Smotrich'in hükümetin değişmesinden duyduğu kaygıyla doğrudan ilişkili. Shtrasser, “Bu durum mevcut muhalefetin iktidara gelmesi halinde yerleşim inşaatını durdurabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle Smotrich, daha önce onay verilmiş ancak henüz inşa edilmemiş yerleşimlerin inşaatı için şimdi baskı uyguluyor ve bu projelere büyük bütçeler tahsis ediliyor. İsrail kontrolündeki alanların coğrafi sürekliliğini korumak ve Filistinlileri yalıtılmış ceplere hapsetmeyi hedefliyor” dedi.
Bazı İsrailli çevreler daha da ileri giderek yüz yerleşim noktası planının İsrail'i tecrit edebileceği, boykotları derinleştirebileceği ve aşırılık politikası ile Filistin topraklarına el konulması gerekçesiyle ülkeye uluslararası ya da Avrupa yaptırımları uygulanabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Sağ kanat yerleşimci hırsı bununla da sınırlı kalmadı. Smotrich, aktif yerleşimci hareketlerle yüz noktanın kurulmasını ortak ve yoğun bir çalışmayla gerçekleştirmeyi ve bu amaçla geniş bütçeler tahsis etmeyi kararlaştırdı.

Plan, şu an Filistin Otoritesi'nin kontrolündeki A Bölgesi'nde hayata geçirilecek. Shtrasser'e göre bu, "Oslo Anlaşması'nın fiilen sona erdirilmesine ve tüm İslam dünyasına karşı kıyamet savaşına yol açacak. Mesyanik vizyonunda bu, tüm Filistinlileri sürgün etmek ve tüm Batı Şeria'yı İsrail'e ilhak etmek için bir fırsat olacak."

“Süleyman'ın Göletleri”

Bu plan, İsrail egemenliğini genişletmek amacıyla yalnızca yerleşim noktaları kurmakla sınırlı değil, A, B ve C Bölgeleri arasındaki sınırları silmeyi de hedefliyor. Bunu gerçekleştirmek için İsrail, arkeolojik el koyma planlarına başvurdu. Öyle ki Beytullahim yakınlarında Hirodes'in inşa ettiği Süleyman'ın Göletleri’ni İsrail egemenliğine dahil etme noktasına kadar gidildi. Bu amaç için milyonlarca şekel tahsis edildi ve askeri varlığın güvence altına alınması üzerinde mutabık kalındı. Karşılığında Filistinliler hem topraklarını hem de en önemli tarihi eserlerden birini yitiriyor. Sebastiye ve Fasayil'de yaşandığı gibi arkeoloji, Oslo anlaşmalarını geçersiz kılma hareketinin bir parçası haline getirilecek.

Büyük taş havuz, işsiz Filistinlilerin günlük ekmeklerini beklemek için etrafında toplandığı bir mekân. Bölgede üç havuz yer alıyor: biri tamamen kuru, ikincisinde az miktarda su, üçüncüsü ise görece dolup taşıyor. Küçük miktarda balık var. Bunlar Kudüslü Filistinliler tarafından Taberiye Gölü'nden getiriliyor.

dfregrt
Süleyman'ın Göletleri, Herod tarafından Beytullahim yakınlarında inşa edildi (Wafa Ajansı)

Mimarlar, su olmasa bile bu mekânı dünyanın en güzel tarihi eserlerinden biri olarak nitelendiriyor ve ‘Hirodes'in inşa ettiği su mühendisliğinin harikası’ şeklinde tanımlanıyor.

Bu yerin etrafında pek çok efsane ve dini hikaye dolaşıyor. Bunlardan birine göre Osmanlılar göletlerin yanına taş bir bina inşa ederek içine motorlar ve pompalar yerleştirdi, ardından İngilizler, büyük kazanlar ekleyerek suyu hem tarımsal amaçlarla kullanıma hem de içmeye uygun hale getirdi. İngilizlerden sonra Ürdünlüler geldi, ardından onların yerini İsrailliler aldı. 1990'larda Oslo Anlaşmaları'nın bir parçası olarak hazırlanan haritalar bölgeyi böldü ve Süleyman'ın Göletleri’nin Filistin Otoritesi'nin tam sorumluluğundaki A Bölgesi'ne dahil edilmesine karar verildi.

Güvenlik koşullarını bahane ederek ve İsrail'in bir yıldan kısa bir süre önce tarihi çarpıtmasının ardından havuzların tescili Filistin A Bölgesi'nden İsrail'in tam güvenlik sorumluluğuna ve denetimine sahip olduğu C Bölgesi'ne aktarıldı.

Bölge bu günlerde sürtüşmelere sahne oluyor. İsrailli vatandaşlar büyük askeri güçler eşliğinde göletleri ziyaret etmeye başladı. Onlardan önce Smotrich'in Bakan Orit Struk ile birlikte mekânı ziyaret ettiği ve Bakan Elkin'in de buraya geldiği görüldü. Bakan Yardımcısı Sharren Haskel ise göletin kenarında durarak bulanık suya işaret edip kameraya "Yazım hatası yüzünden, bir milimetre farkla A Bölgesi sınırları içinde kalıyor” diye bağırdı.

Konuya hakim kişilerle hazırlanan bir İsrail raporu, bu projelerin büyük çaplı mera ve tarım arazilerini Filistinlilerin erişimine kapatarak yaşam alanlarının giderek daralmasına yol açtığına dikkati çekiyor. Filistin köy ve kentlerinin giriş-çıkışlarına yerleştirilen 925 barikat ve toprak seti sakinleri geçim kaynaklarından yoksun bırakıyor. Tüm bunlar geniş bir nüfus kesimini yoksulluğa ve açlığa sürüklüyor. Yüzlerce kilometre yeni yol ve güzergah el konularak asfaltlandı, güvenlik, elektrik ve su altyapısına dev yatırımlar yapıldı.

İsrail raporunda, İsrail hükümetinin, Otzma Yehudit Partisi’nden Amihay Eliyahu’nun yönettiği Miras Bakanlığı’na, Batı Şeria’daki tarihi alanların restorasyonu ve geliştirilmesi için çeyrek milyar şekel ayırdığı belirtildi. Öte yandan hükümet, özel arazileri kamulaştırarak, duvarlar inşa ederek ve İsrail’in askeri varlığını artırarak Filistinlileri bu bölgelerden ayrılmaya zorluyor. İsraillilere göre bu varlık, çatışmaları alevlendiriyor ve Filistinlilere artık orada hiçbir varlıklarının kalmadığını teyit ediyor.