Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Trump, 11 Eylül’ün 25. yıl dönümünü Pentagon’da anacak

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, 11 Eylül’ün 25. yıl dönümünü Pentagon’da anacak

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül terör saldırılarının 25. yıl dönümünü Savunma Bakanlığında (Pentagon) düzenlenecek törenle anmayı planladığını doğruladı. Dün yapılan açıklamaya ilave olarak Beyaz Saray, Başkan Yardımcısı JD Vance’in New York’taki anma törenine katılacağını, yönetimin diğer üst düzey yetkililerinin ise Pennsylvania, Shanksville’deki merasimde hazır bulunacağını bildirdi.

Bu yıl, El-Kaide militanları tarafından gerçekleştirilen, üç farklı noktada yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan ve ABD dış politikası ile ulusal güvenlik stratejilerini kökten değiştiren uçak kaçırma saldırılarının çeyrek asrı geride kalıyor.

Dün Houston ziyaretinden dönen Trump, New York’taki törene neden katılmayacağına ilişkin basında çıkan haberlerin sorulması üzerine, Air Force One uçağının yanında gazetecilere "Çünkü Pentagon’a gidiyorum" yanıtını verdi.

Trump ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 11 Eylül’ü, "kurbanların ve onların olağanüstü ailelerinin anıldığı bir gün" olarak niteledi.


Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması: Körfez tamamen kontrolümüz altında

Bandar Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, (Reuters)
Bandar Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, (Reuters)
TT

Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması: Körfez tamamen kontrolümüz altında

Bandar Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, (Reuters)
Bandar Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, dün yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın tamamen kendi kontrollerinde olduğunu bildirerek, seyrüsefer yolunun uluslararası gemi trafiğine açık olduğuna dair "ABD iddialarını" yalanladı.

Devrim Muhafızları tarafından Telegram üzerinden yapılan açıklamada, Amerikalı yetkililerin boğazın açık olduğuna yönelikteki beyanları; petrol fiyatlarını dizginlemeyi ve ABD'nin yenilgisini gizlemeyi amaçlayan "kaba bir yalan" olarak nitelendirildi. Açıklamada, İran ile önceden koordinasyon sağlamadan boğazdan geçmeye çalışan gemilere izin verilmeyeceği vurgulandı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin yayımladığı bildiride, "İran İslam Cumhuriyeti güçlerinin stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimi tam ve kesindir" denildi. Mevcut durumun, ABD "saldırganlığı" sona erene ve yaklaşık iki buçuk ay önce varılan ancak süresi dolan çerçeve anlaşması kapsamındaki taahhütler yerine getirilene kadar devam edeceği kaydedildi.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ise perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD ordusunun son aylarda boğazdaki uluslararası seyrüsefer rotalarını mayınlardan temizlediğini ve hatların açıldığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da söz konusu su yolunun tamamen açık olduğunu ve ABD kontrolünde bulunduğunu ifade etmişti.

Öte yandan İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) verilerine göre, son yedi gün içinde boğazdan günde ortalama 29 kargo gemisi geçti. Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Denizcilik Örgütü’nden (IMO)  edindiği verilere göre ise savaş öncesinde bu rotayı günde ortalama 130 gemi kullanıyordu.


Hamaney, ‘zayıf noktaların’ dile getirilmesini düşmana yardım olarak görüyor

Geçtiğimiz salı günü Tahran’da düzenlenen erbain töreninde Mücteba Hamaney’in resmini taşıyan İranlı bir kadın (AP)
Geçtiğimiz salı günü Tahran’da düzenlenen erbain töreninde Mücteba Hamaney’in resmini taşıyan İranlı bir kadın (AP)
TT

Hamaney, ‘zayıf noktaların’ dile getirilmesini düşmana yardım olarak görüyor

Geçtiğimiz salı günü Tahran’da düzenlenen erbain töreninde Mücteba Hamaney’in resmini taşıyan İranlı bir kadın (AP)
Geçtiğimiz salı günü Tahran’da düzenlenen erbain töreninde Mücteba Hamaney’in resmini taşıyan İranlı bir kadın (AP)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, ülkenin zayıf noktalarının kamuoyu önünde dile getirilmesinin ‘düşmana büyük bir yardım’ anlamına gelebileceği uyarısında bulunarak, ‘umutsuzluk aşılayan’ veya ‘toplumsal bütünlüğe’ zarar veren söylemlerden kaçınılması çağrısında bulundu.

Dün kendisine atfedilen bir açıklamada, “Zayıflık, eksiklik ve yetersizliklerin anlatılmasına ve öne çıkarılmasına değil, bunların ortadan kaldırılması ve çözülmesi için planlama yapılmasına ve çalışılmasına ihtiyaç var” ifadesine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Düşmanın moralini yükseltmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde zayıf noktalarımızı dürüstçe ifade etmek, ona büyük bir yardım anlamına gelebilir” denildi. Bunun destekçiler arasında ‘endişe’ yaratabileceği ve onları ‘şaşkın ve tedirgin’ bırakabileceği belirtilerek, İran’ın ‘güç unsurları, kapasitesi ve olumlu yönlerinin’ anlatılması ve öne çıkarılması çağrısı yapıldı.

Mesaj, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin ABD’nin deniz ablukasının etkisini kabul eden açıklamalarının ardından geldi. Pezeşkiyan ve Himmeti, petrol satışlarının durduğunu ve benzin ithalatında zorluklar yaşandığını belirtmişti.

Hamaney, babası Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından 8 Mart’ta dini lider seçilmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadı. Kendisine ait doğrulanmış herhangi bir ses veya görüntü kaydı da yayımlanmadı.

ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü Mücteba Hamaney’in öldüğüne inanmadığını belirterek, Hamaney’in ‘çok ağır yaralandığını’ söyledi.

Uyumun bozulmasına ‘izin verilmemeli’

Hamaney, Pezeşkiyan hükümetine desteğini açıklarken, savaş, yaptırımlar ve abluka koşullarına rağmen mal ve hizmetlerin temin edilmesi, zarar gören bölgelerin onarılması ve enerji sektörünün yönetilmesi için yürütüldüğünü belirttiği çalışmaları övdü.

Bununla birlikte, ‘umutsuzluk aşılayan ve ulusal ve toplumsal motivasyonu zayıflatan her türlü söylemden’ kaçınılması gerektiğini vurgulayan Hamaney, siyasi tartışmalar içerisinde ‘sahte ikilikler’ olarak nitelendirdiği ayrımların oluşturulmaması konusunda da uyarıda bulundu.

Tahran’ın kuzeyinde, kurucu lider Humeyni, eski Dini Lider Ali Hamaney ve onun halefi olan oğlu Mücteba’nın resimlerinin yer aldığı bir pankartın önünden geçen İranlı kadınlar (AP)
Tahran’ın kuzeyinde, kurucu lider Humeyni, eski Dini Lider Ali Hamaney ve onun halefi olan oğlu Mücteba’nın resimlerinin yer aldığı bir pankartın önünden geçen İranlı kadınlar (AP)

Bunlar arasında ‘savaş veya müzakere’, ‘uzlaşma veya sertlik’ ve ‘uzlaşma veya savaş çağrısı’ gibi ikilemleri sıralayan Hamaney, bu tür ayrışmaların geçmişte İranlılara zarar verdiğini ve aynı etkilerin yeniden ortaya çıkabileceğini söyledi. Hamaney, “Toplumsal bütünlüğe zarar verecek herhangi bir eylemin kesinlikle yasak olduğunu ilan ediyorum” dedi.

Hamaney ayrıca tüm devlet kurumlarına, siyasi, ekonomik, güvenlik, sosyal ve kültürel kararlarının ‘toplumsal uyum’ üzerindeki etkisini gözetmeleri çağrısında bulundu.

Pezeşkiyan, Hamaney’in mesajına hızla yanıt vererek kendisine teşekkür etti. Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Pezeşkiyan, hükümetinin kalkınma ve ilerleme ile ‘ülkenin gücünü ve itibarını’ korumak amacıyla diğer devlet kurumlarıyla ‘tam bir birlik ve uyum içinde’ çalışacağını belirtti.

Pezeşkiyan, X platformundan yaptığı paylaşımda ise Hamaney’in hükümetine gönderdiği mesajın, babası Ali Hamaney’in öldürülmeden önce hükümete verdiği desteğin devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Hamaney’in mesajının ‘tüm ülke yetkililerinin gözünün önünde’ olacağını belirterek, ‘sahte ikilikler’ olarak nitelendirdiği ayrımların her biçiminden kaçınılması çağrısında bulundu.

Kalibaf, X platformundaki paylaşımında, “Toplumsal bütünlüğe zarar veren her türlü eylem, hepimiz açısından ulusal ve dini bakımdan haram kabul edilmektedir” dedi. Kalibaf, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halka ve Dini Lider’e, son nefesimize kadar kendimizi halkın hizmetine ve İran’ın ilerlemesine adayacağımıza söz veriyoruz.”

‘Savaş veya müzakere’ ifadesine yapılan gönderme, İran’da ABD ile diplomatik sürece dönüşün koşulları konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü ve Tahran’ın karşı adım atmadan önce daha önce varılan mutabakat zaptının uygulanması konusunda ısrar ettiği bir dönemde geldi.

Enflasyon ve işsizlik ‘karanlık noktalar’

Hamaney’in mesajında ekonomik baskılara da değinilirken, enflasyon, işsizlik, fiyatların ve piyasaların yönetimi hükümetin karşı karşıya olduğu başlıca geçim sıkıntıları arasında sıralandı.

Hamaney, ekonomik sorunları İran ekonomisinin sayfasındaki ‘karanlık noktalar’ olarak nitelendirerek, bunların ‘tamamen ortadan kalkana kadar giderek küçülmesi’ gerektiğini söyledi.

ABD’nin ‘savaş sırasında ve sonrasında’ attığı adımların mevcut koşullar üzerinde etkisiz olmadığını kabul eden Hamaney, hükümete koşulları daha etkin biçimde yönetmesi, uzmanlardan ve yeni teknolojilerden yararlanması ve yerel kapasitelere dayanması çağrısında bulundu.

Yatırımların artırılması ve ihtiyaç duyulan sektörlere yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hamaney, üretimin canlandırılmasını istedi. Yerli üretime daha fazla dayanmanın ekonomik sorunların çözümünde ‘anahtar unsur’ olduğunu belirtti.

Bununla birlikte Hamaney, yerli üretimin yeterli olmadığı durumlarda ithalata ihtiyaç duyulduğunu kabul ederek, ithalat ve fiyatların, iç üretimin desteklenmesiyle eş zamanlı olarak yönetilmesi çağrısında bulundu.

Tahran’daki bir benzin istasyonu önünde sıraya giren sürücüler (AFP)
Tahran’daki bir benzin istasyonu önünde sıraya giren sürücüler (AFP)

Doların kademeli olarak devre dışı bırakılması

Hamaney, ‘direniş ekonomisi’ politikalarının ekonomi politikasının merkezine yerleştirilmesi ve ‘doların kademeli olarak devre dışı bırakılması’ olarak nitelendirdiği sürecin, ekonomideki mevcut rolünün azaltılması çağrısında bulundu.

Yatırımların artırılmasını, büyüme ve üretimin iyileştirilmesini isteyen Hamaney, sanayi, tarım, eğitim, kültür ve iletişim sektörlerinde genç uzmanların geliştirdiği teknolojiler ve yeniliklerden yararlanılması gerektiğini belirtti.

Hamaney, ABD’nin İranlıları kalkınma ve refahın Washington’ın taleplerine karşılık verilmesine bağlı olduğuna ikna etmeye çalıştığını öne sürerek, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihinin bunun aksini gösterdiğini savundu.

Mesaj, Washington’ın bu hafta İran’a yönelik ekonomik baskılarını artırdığı ve Tahran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülke ve kurumlara ikincil yaptırım uygulamakla tehdit ettiği bir dönemde geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı, dün ABD’nin yeni önlemlerini ‘devlet terörü’ ve ‘insanlığa karşı suç’ olarak nitelendirerek ülkeleri yaptırımları uygulamamaya çağırdı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise diplomatik sürece yeniden dönülmesinin ‘imkânsız olmadığını’, ancak bunun için ABD’nin ‘baskının sonuç vermediğini’ anlaması ve daha önceki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.