Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Trump savaşı erteledi mi? Gözler kasım seçimlerinde

ABD Başkanı Donald Trump, 4 Eylül 2026'da Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerliyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Eylül 2026'da Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerliyor (AFP)
TT

Trump savaşı erteledi mi? Gözler kasım seçimlerinde

ABD Başkanı Donald Trump, 4 Eylül 2026'da Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerliyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Eylül 2026'da Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerliyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşı “basit bir mesele” olarak nitelendirmekte ısrar etmesini, gelecek Kasım ayında yapılacak ara seçimlerden ayrı değerlendirmek mümkün değil. Trump kendisini uzun süreli savaşlara karşı çıkan bir lider olarak tanımladı ve seçmenleri çatışmanın yeni bir bataklığa dönüşmediğine, maliyetinin yükselmesinin kontrolün kaybedildiği anlamına gelmediğine ikna etmek zorunda.

Bu nedenle son dönemde kullandığı ifadeler iki birbiriyle bağlantılı işlev görüyor: ABD'nin zafer imajını pekiştirmek ve Cumhuriyetçiler açısından zorlu geçmesi beklenen seçim yarışında savaşın siyasi ağırlığını azaltmak.

Ancak bu söylem, Beyaz Saray'ın hesaplarında yaşanan fiili değişimi gizliyor. Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek ve bölgesel nüfuz kullanma kapasitesini sona erdirmek başta olmak üzere azami hedeflerinden vazgeçmiş değil. Ancak enerji fiyatlarının yükselmesi, sınırlı da olsa yaşanan can kayıpları ve mühimmat stoklarının tükenmesi gibi iç baskı unsurlarının artmasıyla birlikte gücün kullanılacağı zamanlama ve kapsam konusunda daha hassas hale geldi.

Kasım'a kadar kontrol altında tutma

Trump'ın başta Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio olmak üzere üst düzey yardımcılarının bir bölümü, seçimlere kadar tırmanışın belirli bir sınırın altında tutulmasını ve yaptırımlar, abluka ile ekonomik baskıya öncelik verilmesini savunuyor. Reuters'ın Beyaz Saray'dan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre İran üzerindeki baskı devam ediyor ancak kasım öncelik.

Kaynaklar, seçimlerin ardından daha ağır saldırılara dönülmesi ihtimalinden de söz ediyor ancak bu konuda henüz nihai bir karar alınmış değil.

Bu baskılar Trump'ın tamamen parti hesaplarına göre hareket ettiği anlamına gelmiyor ancak seçeneklerinin hareket alanını daraltıyor. Reuters/Ipsos tarafından yapılan bir ankete göre Amerikalıların yalnızca dörtte biri savaşın maliyetine değdiğini düşünüyor. Trump'ın yardımcıları ise savaşın seçimlerin belirleyici gündem maddesine dönüşmesini engellemeye çalışıyor.

Savaşın maliyeti 37,5 milyar doları aşmasına ve 18 ABD askerinin hayatını kaybetmesine rağmen “sınırlı askeri çatışma” olarak tanımlanması da savaş kavramını geri plana itme ve seçmenin zihnindeki ağırlığını azaltma çabasına işaret ediyor.

Bununla birlikte seçimlere yönelik bu gerilimi düşürme politikası kırılganlığını koruyor. ABD'li askerlerin ölmesine yol açacak herhangi bir İran saldırısı, bölgedeki kritik tesisleri tehdit etmesi veya Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri daha geniş ölçekte sekteye uğratması halinde Trump seçimlerden önce güçlü bir karşılık vermek zorunda kalabilir.

Trump topyekûn bir savaştan kaçınmak istese de zayıflıkla suçlanmayı veya Tahran'ın çatışmanın kurallarını belirliyormuş gibi görünmesine izin vermeyi göze alamaz. Öte yandan Tahran da bu açmazın farkında. İran'ın stratejisinin “direnmek ve çatışmayı uzatmak” üzerine kurulduğu, yakıt fiyatlarındaki yükselişin ve savaşa verilen desteğin azalmasının Cumhuriyetçileri zayıflatmasını umduğu görülüyor.

Ancak İran, saldırılarını sürdürerek Trump'a kontrol politikasından tırmanışa geçmek için ihtiyaç duyduğu siyasi gerekçeyi sağlama riski taşıyor.

Seçimlerden sonrası da sınırsız değil

Kasım ayından sonra iç siyasi baskının azalması bekleniyor. Bu durum Trump'a petrol tesislerini hedef alma, ablukayı genişletme veya İran'ın geride kalan füze ve nükleer kapasitesine yönelik saldırıları artırma konusunda daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir.

Trump yönetimi şimdiden savaş sonrası döneme ilişkin bir strateji üzerinde çalışıyor. Bu stratejinin temelinde İran'ı bölgesel ölçekte çevrelemek ve Tahran'a karşı daha geniş bir ittifak oluşturmak bulunuyor.

Ancak seçimlerin sonucu bu hareket alanının sınırlarını da belirleyecek. Cumhuriyetçilerin Kongre'nin her iki kanadındaki çoğunluğunu koruması halinde Trump, mühimmat stoklarının yenilenmesi ve operasyonların sürdürülmesi için gereken finansmanı daha kolay elde edebilir.

Buna karşılık Temsilciler Meclisi veya Senato'dan birinin Demokratların kontrolüne geçmesi durumunda Trump daha sıkı denetimle ve finansman ile savaş yetkileri konusunda daha yoğun siyasi mücadelelerle karşı karşıya kalabilir. Bununla birlikte Trump, ABD Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanı sıfatıyla sınırlı saldırılar düzenleme yetkisini koruyacaktır.

Askeri kısıtlamalar da seçimlerden sonra ortadan kalkmayacak. Raporlarda önleme füzeleri ve saldırı mühimmatında yaşanan eksikliklere, ayrıca yönetim içinde savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmeler konusunda görüş ayrılıklarına dikkat çekildi. Beyaz Saray ve Pentagon ise bu haberleri yalanladı.

Bu nedenle seçimlerden sonraki dönem tek bir belirleyici saldırıdan ziyade daha uzun süreli ekonomik ve askeri baskı dönemi olabilir.

Dolayısıyla Trump'ın savaşın hedefleri konusunda iç baskılardan ziyade tırmanışın zamanlaması konusunda bu baskılara tabi olduğu görülüyor. Trump, Tahran'ın üzerine oynadığı yüksek fiyatlar ve kayıplar mümkün olduğunca düşük bir seviyede tutarak kasım seçimlerini geride bırakmak ve ardından hareket özgürlüğünü yeniden kazanmak istiyor.

Ancak büyük çaplı kanlı bir olay ya da İran ve İsrail'in yapacağı yanlış bir hesaplama, ertelenen tırmanışı kendi zamanlamasını dayatan bir çatışmaya dönüştürebilir.


İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 4 kişi öldü

Lübnanlılar, Güney Lübnan'daki Arabsalim beldesinde İsrail uçaklarının bombaladığı bir binanın enkazı altında kalanları kurtarmak için iş makinesi kullanıyor (AP)
Lübnanlılar, Güney Lübnan'daki Arabsalim beldesinde İsrail uçaklarının bombaladığı bir binanın enkazı altında kalanları kurtarmak için iş makinesi kullanıyor (AP)
TT

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 4 kişi öldü

Lübnanlılar, Güney Lübnan'daki Arabsalim beldesinde İsrail uçaklarının bombaladığı bir binanın enkazı altında kalanları kurtarmak için iş makinesi kullanıyor (AP)
Lübnanlılar, Güney Lübnan'daki Arabsalim beldesinde İsrail uçaklarının bombaladığı bir binanın enkazı altında kalanları kurtarmak için iş makinesi kullanıyor (AP)

İsrail ordusu pazar günü yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın güvenlik bölgesindeki askerlerine iki insansız hava aracıyla saldırı düzenlemesinin ardından Güney Lübnan'a yönelik hava saldırılarına başladığını duyurdu. Ordu, Arabsalim beldesindeki bazı binaların sakinlerine tahliye uyarısında bulunurken Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda 4 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, “Hizbullah örgütüne mensup teröristler, Güney Lübnan'daki güvenlik bölgesini kontrol eden İsrail Savunma Kuvvetleri birliklerine iki intihar İHA'sı fırlattı” denildi. Açıklamaya göre saldırıda İsrail askerleri arasında yaralanan olmadı.

Ordu açıklamasında “İsrail Savunma Kuvvetleri şu anda buna karşılık olarak Güney Lübnan'a saldırıyor” ifadelerine yer verdi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı ise bugün yaptığı açıklamada, İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında aralarında iki kadının da bulunduğu 4 kişinin öldüğünü, 20 kişinin yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu bir başka açıklamasında, Arabsalim beldesindeki bir binanın ve çevresindeki binaların sakinlerine tahliye çağrısı yaptı. Ordu, söz konusu binaların “Hizbullah'a ait bir tesisin” yakınında bulunduğunu belirtti.

r4grt4
Lübnanlılar, Güney Lübnan'daki Arabsalim beldesine yönelik İsrail saldırısında hayatını kaybedenlerden birinin cenazesini taşıyor (AP)

İsrail, Güney Lübnan'ın geniş kesimlerini işgal etmeyi sürdürürken sınırı boyunca 10 kilometre derinliğe ulaşan bir “güvenlik bölgesi” oluşturduğunu duyurdu. İsrail ordusu bölgede saldırıların yanı sıra geniş çaplı yıkım ve patlatma operasyonlarına da devam ediyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığına göre cuma günü İsrail'in Hizbullah hedeflerini vurduğunu açıkladığı saldırılarda 4 kişi hayatını kaybetmiş, 32 kişi yaralanmıştı.

Ortadoğu'daki savaş, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ilk gününde öldürülmesinin ardından Tahran müttefiki Hizbullah'ın misilleme olarak İsrail'e füze fırlatması üzerine 2 Mart'tan itibaren Lübnan'a da yayıldı.

İsrail, Gazze'deki savaşın başlamasının ardından Hamas'a destek amacıyla bir destek cephesi açan Hizbullah'la 2023'ten bu yana çatışıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığına göre İsrail'in 8 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda 8 bin 920'den fazla kişi hayatını kaybetti.


Moskova, Rusya-ABD-Çin liderleri arasında üçlü zirve ihtimalini dışlamıyor

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
TT

Moskova, Rusya-ABD-Çin liderleri arasında üçlü zirve ihtimalini dışlamıyor

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Rusya, ABD ve Çin liderleri arasında üçlü bir zirve düzenlenmesi ihtimalinin dışlanmadığını söyledi.

Rus devlet haber ajansı TASS'a konuşan Ryabkov, söz konusu toplantının hazırlıklarına fiilen başlanmadan önce zirvenin gündeminin belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Ryabkov, “Buradaki temel soru, toplantının içeriğinin nasıl şekillendirileceği ve bundan hangi sonuçların beklenebileceğidir” ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan  aktardığı habere göre Ryabkov, üçlü görüşmenin gerçekleştirilmesi ihtimalinin masada olduğunu kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yardımcısı Yuri Uşakov da bu ayın başlarında Putin'in ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelebileceği ihtimalini gündeme getirmişti.

Uşakov, söz konusu görüşmenin gelecek kasım ayında Çin'in Şıncın kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu (APEC) Zirvesi kapsamında gerçekleştirilebileceğini belirtmişti.