Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Birleşik Krallık, başbakanlarını niye sık sık değiştiriyor?

Starmer yaklaşık iki yılın ardından görevi bırakacağını açıkladı (Reuters)
Starmer yaklaşık iki yılın ardından görevi bırakacağını açıkladı (Reuters)
TT

Birleşik Krallık, başbakanlarını niye sık sık değiştiriyor?

Starmer yaklaşık iki yılın ardından görevi bırakacağını açıkladı (Reuters)
Starmer yaklaşık iki yılın ardından görevi bırakacağını açıkladı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) lideri Keir Starmer'ın istifasıyla ülke 10 yıl içinde 7. kez başbakan değiştirecek.

Starmer, dünkü açıklamasında yeni lider seçilene kadar başbakanlığa devam edeceğini, eylülde Parlamento tekrar toplanmadan yeni liderin göreve geleceğini söyledi.

İki yıl önceki seçimleri büyük farkla kazanan İşçi Partisi liderinin istifasının ardından, Manchester Belediye Başkanı olarak 2017'den beri adından söz ettiren Andy Burnham parti liderliğine ve başbakanlığa en yakın isim olarak öne çıkıyor.

Mayıstaki yerel seçimlerde ortaya çıkan başarısızlık, Peter Mandelson'un Jeffrey Epstein'le bağlantılarına rağmen Londra'nın ABD Büyükelçisi olarak atanması ve yaşam pahalılığı sorunun çözülememesi gibi nedenlerle Starmer üzerindeki baskı son dönemde iyice artmıştı.

Muhafazakar Partili Rishi Sunak, Liz Truss, Boris Johnson ve Theresa May gibi selefleri de ekonomi yönetimi başta olmak üzere karşılaştıkları sorunlara sürdürülebilir çözümler üretememişti.

Amerikan danışmanlık firması Boston Consulting Group'tan (BCG) Raoul Ruparel, CNN'e şunları söylüyor:

Her şey ekonomiye bağlı. Zayıf ekonomik performans, ülkede durumun düzelmediğine dair daha geniş kapsamlı görüşün parçası.

IMF'nin mayıs raporunda, İran savaşının da etkisiyle BK ekonomisinde büyümenin bu yıl daha da yavaşlayarak yüzde 1 seviyesinde gerçekleşeceği tahmini paylaşılmıştı.

Sektör lobi kuruluşu Britanya Sanayi Konfederasyonu'ndan (CBI) Rain Newton-Smith şu yorumu yapıyor:

Bir sonraki başbakan, iş dünyasını ve yatırımcıları güvence altına almak, yaşam standartlarını korumak ve büyüme için inandırıcı ve uygulanabilir bir plan ortaya koymak amacıyla hızlı adımlar atmalıdır.

Guardian'ın aktardığına göre Burnham, ekonomi başta olmak üzere politika değişikliği planlarını gelecek hafta açıklayacak.

Başa geçmesi halinde Maliye Bakanı olarak Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Ed Miliband'ı atayabileceği belirtiliyor. Ancak Miliband'ın "net sıfır" projelerinin enflasyon riskini artıracağı da savunuluyor.

Eski Sağlık Bakanı Wes Streeting, liderlik yarışına girmeyeceğini duyurarak Burnham'a desteğini açıkladı. BBC'ye göre bu "sadakati" karşılığında Maliye Bakanlığı'nın başına Milliband yerine Streeting de getirilebilir.

Diğer yandan eski Silahlı Kuvvetler Bakanı Al Carns'la Başbakanlık Kabinesi'nin baş sekreteri Darren Jones'un, Burnham'ın yarışa rakipsiz girmesini engellemek için adaylık hazırlığı yaptığı da aktarılıyor.

İşçi Partisi liderlik adaylığı başvuruları 9 Temmuz'da başlayıp 16 Temmuz'da sona erecek. Rakip çıkmazsa Burnham'ın başbakanlığı 16 veya 17 Temmuz'a kadar netleşebilir.

Independent Türkçe, Guardian, CNN, BBC


Yakıt krizinin yaşandığı Küba'da okullar erken kapanıyor

2025'te bölgeyi vuran Melissa Kasırgası sonrasında okullardaki ders kitabı, üniforma, kağıt ve kalem sıkıntısı artmıştı (AFP)
2025'te bölgeyi vuran Melissa Kasırgası sonrasında okullardaki ders kitabı, üniforma, kağıt ve kalem sıkıntısı artmıştı (AFP)
TT

Yakıt krizinin yaşandığı Küba'da okullar erken kapanıyor

2025'te bölgeyi vuran Melissa Kasırgası sonrasında okullardaki ders kitabı, üniforma, kağıt ve kalem sıkıntısı artmıştı (AFP)
2025'te bölgeyi vuran Melissa Kasırgası sonrasında okullardaki ders kitabı, üniforma, kağıt ve kalem sıkıntısı artmıştı (AFP)

Onlarca yıldır ABD ambargosu altındaki Küba'da yaşam, Washington'ın adaya petrol tedarikini engellemesiyle daha da zorlaşırken okullar da bu durumdan etkilendi. 

Enerji tasarrufu için şubatta bazı okullar yarım güne düşürülmüş, bazıları da pandemi dönemindeki gibi uzaktan öğretime rota kırmıştı. 

Ancak elektrik ve internet kesintileri, çevrimiçi eğitimi de imkansız hale getirdi. Bazı öğretmenler, dersleri WhatsApp'ın sesli not özelliğiyle öğrencilerine iletmeye başladı. 

Karanlık geçen akşamları ve okullarda yemek sunulamamasını da göz önünde bulunduran Havana yönetimi, lise son sınıf öğrencilerinin girmesi öngörülen üniversite sınavlarını iptal etti ve bu sene akademik yılı iki hafta erken bitirme kararı aldı.

UNESCO Havana Bölge Ofisi Direktörü Anne Lemaistre, "Mevcut enerji krizi nedeniyle Küba'da eğitim risk altında. Bu durum, bütün bir neslin geleceğini tehlikeye atıyor" dedi. 

New York Times'a (NYT) konuşan Lemaistre, ülkedeki 240 yatılı okulun tamamının bu dönem kapatılmak zorunda kaldığını sözlerine ekledi.

6 yaşındaki Axisa ve 7 yaşındaki Aron'u ata bindirip yaklaşık 1,5 kilometre mesafedeki okullarına götüren Sergio Alfonso Vásquez, daha uzakta yaşayanların artık Sovyetler Birliği döneminden kalma servis otobüsünü göremediğini belirtiyor.

33 yaşındaki çiftçi, "Çocuklarım nadiren okula gidiyor, gittiklerinde de öğretmenler gelmemiş oluyor. Hiçbir şey öğrenmemeleri beni endişelendiriyor" diyor. 

Amerikan gazetesi, Havana'yı siyaset ve ekonomi yönetiminde değişikliğe gitmeye zorlayan Washington'ın, diğer ülkeleri Küba'ya petrol göndermekten alıkoyduğunu hatırlatıyor. 

Bu hamlenin, bir zamanlar sosyalist devrimin en büyük kazanımlarından biri olarak görülen eğitim sistemine büyük zarar verdiği bildiriliyor. 

Küba yönetimi, 26 bin öğretmene ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor. Pek çok eğitimcinin daha iyi maaşlar için özel sektöre geçmesi ya da ülkeden ayrılması, bu soruna neden oluyor. 

Pandemi sonrasında Küba'yı terk eden bir milyonu aşkın kişi arasında binlerce öğretmenin olduğu tahmin ediliyor. 

Trump yönetimi, kötü yönetildiği ve altyapıya yeterince yatırım yapılmadığı için Küba'nın bu sorunları yaşadığını öne sürerken Meksika'dan Havana'ya yardım eli uzandı. 

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ABD'nin yaptırımlarından kaçınmak için devlet şirketleri değil, özel sektör aracılığıyla Küba'ya petrol satacaklarını duyurdu. 

Sheinbaum, pazartesi yaptığı açıklamada Küba'nın yeni benimsediği serbest piyasa reformları sayesinde bu adımı atabildiklerini vurguladı. 

Yıl başında ABD'nin Venezuela'ya saldırıp lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından Küba'nın asli petrol tedarikçisi Meksika olmuştu. 

Trump'ın gümrük vergisi tehditleri üzerine Meksika, Küba'ya petrol tedarikini durdurmak zorunda kalmıştı.

Sonrasında Rusya'nın gönderdiği, 730 bin varil petrol yüklü gemi dışında Küba kıyılarına yanaşan olmadı. 

Independent Türkçe, New York Times, TeleSUR, AP


Kolombiya'da Kaplan dönemi: Karşılaştığımız en büyük tehdit

İsrail yanlısı Abelardo de la Espriella, ünlü suçlu ve kaçakçıların avukatlığını da yapmıştı (Reuters)
İsrail yanlısı Abelardo de la Espriella, ünlü suçlu ve kaçakçıların avukatlığını da yapmıştı (Reuters)
TT

Kolombiya'da Kaplan dönemi: Karşılaştığımız en büyük tehdit

İsrail yanlısı Abelardo de la Espriella, ünlü suçlu ve kaçakçıların avukatlığını da yapmıştı (Reuters)
İsrail yanlısı Abelardo de la Espriella, ünlü suçlu ve kaçakçıların avukatlığını da yapmıştı (Reuters)

Kolombiya'da cumhurbaşkanı seçimlerini sağcı Abelardo de la Espriella'nın kazanmasının yankıları sürüyor.

Henüz resmileşmeyen sonuçlara göre ikinci turda Vatan Savunucuları Hareketi'nin (Defensores de la Patria) adayı sağcı de la Espriella oyların yüzde 49,66'sını, iktidardaki Tarihsel İttifak'ın (Pacto Historico) sol görüşlü adayı Ivan Cepeda ise yüzde 48,70'ini aldı.

Kolombiya'nın ilk solcu lideri Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, oy sayımında bazı düzensizlikler olduğunu savunmuş, Cepeda da 33 bin sandıkta sonuca itiraz edeceklerini duyurmuştu.

Reuters'ın analizinde, Kolombiya'daki sonuçların Peru, Arjantin, Şili, Ekvador, Bolivya ve Panama'da olduğu gibi Latin Amerika'da sağın yükseliş eğilimini yansıttığı yazılıyor.

2020'de birçok solcu hükümeti iktidara taşıyan dalganın tersine döndüğü ifade ediliyor.

Kolombiya ve bölge genelinde ekonomik sorunlarla artan suç oranları seçmenlerin önceliklerini yeniden şekillendirdi. Bir zamanlar daha marjinal görülen radikal sağcı adaylar, küresel ölçekte sağcı ideolojilerin yükselişi ve suça karşı sert önlem vaatleriyle destek kazanmaya başladı.  

Kendine "kaplan" diyen de la Espriella, askeri operasyon düzenleyerek uyuşturucu ticaretini yok etme ve cezaevlerini büyütme gibi vaatlerde bulunmuştu. Ayrıca koka tarlalarını gazla imha edeceğini, "narkoteröristlerin" üslerini bombalayacağını, uyuşturucu yüklü uçakları düşüreceğini söylemişti.

Muhafazakar El Salvador lideri Nayib Bukele de benzer politikalarla halkın çoğunun gönlünü kazanmıştı.  

Harvard Üniversitesi'nden Latin Amerika uzmanı Steven Levitsky, ABD Başkanı Donald Trump'ın "ideolojik açıdan birbirine yakın çok sayıda hükümetle" bölgedeki etkisini artırabileceğine dikkat çekiyor.

Trump yönetimi, bölgedeki etkisini güçlendirip Çin'in nüfuzunu zayıflatmak istiyor. Latin Amerika ve Karayipler'de uyuşturucu taşıdığı gerekçesiyle teknelere geçen yıl eylülden beri saldırı düzenleyen ABD, en az 150 kişiyi öldürdü.

ABD aynı zamanda ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyip ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmıştı. Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro, bölgede Trump'ın bu hamlesini en açık şekilde eleştiren liderlerden biri.

De la Espriella'nın Kolombiya vatandaşlığının yanı sıra ABD ve İtalya pasaportu da var. Trump, seçimin ardından de la Espriella'yı kutlayarak "açık ara" kazandığını öne sürdü. ABD-Kolombiya ilişkilerinin bundan sonra "harika olacağını" ekledi.

Guardian'ın görüş aldığı Kolombiyalı hak örgütü El Veinte'den Ana Bejarano Ricaurte ise de la Espriella'nın "Latin Amerika'daki sağcı popülizm formülüyle" çalışacağını, ülkeyi birçok açıdan geri götüreceğini savunuyor. "Hiç böylesine bir tehditle karşılaşmamıştık" diyor.

Kolombiya'nın muhafazakar gazetelerinden El Pais'in analizindeyse Petro'nun seçim kampanyası sırasındaki açıklamalarla Cepeda'ya destek olmaya çalışırken aslında "sürekli siyasi müdahalede" bulunduğu ve bunun seçmenler tarafından hoş karşılanmadığı yazılıyor.

Ayrıca Tarihsel İttifak'ın ilk turda kazanma hedefinin fazla iddialı olduğuna, bu gerçekleşmeyince de ittifak içinde gerginlikler başladığına dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, El Pais, Times of Israel