Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Pasifik Adaları Forumu, yıllık zirvesinin açılışında her türlü dış müdahaleyi reddetti

Pasifik Adaları Forumu, yıllık zirvesinin açılışında her türlü dış müdahaleyi reddetti
TT

Pasifik Adaları Forumu, yıllık zirvesinin açılışında her türlü dış müdahaleyi reddetti

Pasifik Adaları Forumu, yıllık zirvesinin açılışında her türlü dış müdahaleyi reddetti

Palau'da düzenlenen 55. Pasifik Adaları Forumu Liderleri Toplantısı, Çin ile Tayvan arasındaki gerilimin gölgesinde geçen görüşmelere en az beş liderin katılmadığı bir ortamda, ‘yabancı ortakların bu ülkelerin kaderini belirleme hakkına sahip olmadığı’ yönündeki net bir mesajla dün başladı.

Zirve, iklim değişikliği, uyuşturucu bağlantılı suçlar ve Çin'in geçen temmuz ayında fırlattığı ve Pasifik Okyanusu sularına düşen balistik füze denemesinin yansımaları da dahil olmak üzere bir dizi acil bölgesel sorunu ele alıyor.

Üye devletlerden en az beş lider zirveye şahsen katılmayacak, ancak yerlerine temsilcilerini gönderecek.

Fransız haber ajansı AFP’nin kaynakları, Çinli diplomatların Pasifik adaları liderlerine, Palau'da Tayvan Dışişleri Bakanı'nın da katılabileceği yan etkinliklere iştirak etmeyeceklerini bildirdiğini aktardı.

Palau Cumhuriyeti Devlet Başkanı Surangel Whipps Jr., toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Ortaklarımızın aramızda bulunmasından memnuniyet duyuyoruz, ancak rotamızı belirleyecek olanlar onlar değildir” diyerek Pasifik adalarının tek bir tutum etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı.

Solomon Adaları Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Rick Houenipwela ise ‘etraflarındaki stratejik rekabetin tırmandığını’ belirterek “Forum, Pasifik liderlerinin açıkça konuştuğu, ciddiyetle dinlediği ve yalnızca kendilerine ait fikirleri ortaya koyduğu siyasi bir yuva olarak kalmalı” dedi.

Houenipwela, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortaklarımızı memnuniyetle karşılıyor ve desteklerini takdir ediyoruz; ancak bu destek, görevlerimizi belirlememeli, onları başarmamıza yardımcı olmalı.”

Houenipwela, pazar günü bir bakanın kendisine karşı güvensizlik önergesi vermesinin ardından acil bir siyasi krizle ilgilenmek üzere beklenmedik bir şekilde ülkesine dönen Solomon Adaları Başbakanı Matthew Wale'yi temsilen toplantıya katıldı.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Pasifik ülkelerinin ‘gönderdikleri heyetler ve bunlara kimin başkanlık edeceği konusunda kendi kararlarını kendilerinin verdiğini’ söyledi.

Wong, Avustralya yayın kurumu ABC’ye yaptığı açıklamada “Bu forum, Pasifik ülkelerinin kendi kararlarını almalarına olanak tanıyor” dedi. Wong, bölgesel rekabet ve çatışma döneminde karar alan güçlü bir bölgesel örgüt ve bölgesel mekanizmaya sahip olmanın büyük güçler ile küçük devletler arasındaki güç eşitsizliğiyle başa çıkmanın yollarından biri olduğunun altını çizdi.

Toplantıya katılmayanlar arasında ayrıca Pekin'e yakınlığıyla bilinen Kiribati Devlet Başkanı, Samoa ve Vanuatu başbakanları ile Fransa'nın denizaşırı toprağı Yeni Kaledonya'nın hükümet başkanı da bulunuyor.

 

Çeşitli Pasifik adalarından gelen yaklaşık 110 polis memuru, bu alanda bölge düzeyindeki iş birliğinin ilk büyük çaplı pratik uygulaması olarak toplantı boyunca güvenliği sağlıyor.

Forumun en büyük ülkesi ve bağışçısı olan Avustralya, Solomon Adaları ve Kiribati'de Çin polisinin varlığına gerek olmadığı gerekçesiyle, forum bünyesinde kendi  güvenliğini sağlamaya yönelik çabalara öncülük ediyor.


ABD, Hürmüz Boğazı’nda yeni mayınların döşenmesini engelledi

Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD, Hürmüz Boğazı’nda yeni mayınların döşenmesini engelledi

Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)

ABD ordusu, temmuz ayı sonlarından bu yana İran'a yönelik bilinen ilk saldırısında Larak Adası'ndaki iki fırlatma rampasını hedef alarak, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Hürmüz Boğazı'na deniz mayını taşıyan füzeler fırlatma girişimini engelledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), mayın döşeyen DMO’nun ‘yakın bir tehdi’ oluşturduğunu belirtirken, İranlı yetkililer, ABD saldırısında iki kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin de yaralandığını duyurdu. Tahran, bu saldırıya Ürdün'deki iki ABD üssüne füzeler fırlatarak karşılık verirken Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) El Minhad Üssü’nü hedef aldığını ve Hürmüz Boğazı semalarında bir ABD insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan çıkarlarının hedef alınmasına karşı uyardı. İran'ın saldırılarını karşılıksız bırakmama sözü veren Trump, “Bir karşılık olacak ve onları ağır şekilde vuracağız” dedi. Diğer taraftan Reuters'ın aktardığına göre üst düzey bir İranlı kaynak, son çatışmayı ‘sınırlandırılmış ve kısıtlı’ olarak değerlendirerek her ABD saldırısına ‘onlarca kat daha büyük’ bir yanıt verileceği uyarısında bulundu.

Trump, Hark Adası'nın ‘paramparça edildiğini’ gösterdiğini belirttiği yapay zeka (AI) ile üretilmiş bir video yayınladı. Ancak ABD'li bir yetkili adanın gece boyunca hedef alınmadığını söylerken, Tahran da adadaki petrol faaliyetlerinin devam ettiğini doğruladı.

İran Dışişleri Bakanlığı, Larak Adası’na yönelik saldırıyı kınadı ve ABD’nin Ürdün'deki üslerine yönelik saldırıları ‘meşru müdafaa’ olarak nitelendirdi.

Bir diğer gelişmede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Bişkek'teki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin oturum aralarında yaptığı açıklamada, İran'ın hala Washington ile bir anlaşma arayışında olduğunu ve savaşın devam etmesinin ‘kimsenin çıkarına olmadığını’ belirtti. Pezeşkiyan, sorunların çözümünün diyalog ve iş birliğinde yattığını da sözlerine ekledi.


Şanghay Zirvesi: Çok kutupluluk arayışı ile krizlerle mücadele sınavı arasında

Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
TT

Şanghay Zirvesi: Çok kutupluluk arayışı ile krizlerle mücadele sınavı arasında

Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te dün başlayan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi iki gün sürecek. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi liderlerin, uluslararası sistemde çok kutupluluk anlayışını güçlendirmeye çalışması beklenirken, örgüt aynı zamanda bazı üye ülkelerin karşı karşıya olduğu büyük krizlerle mücadele gibi önemli sınamalarla karşı karşıya.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi” kapsamında bir araya gelirken. (EPA)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi” kapsamında bir araya gelirken. (EPA)

Zirveye katılan 10 lider arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de bulunuyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı ve eşi, Bişkek’te Çin Devlet Başkanı ve eşiyle birlikte, (AP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı ve eşi, Bişkek’te Çin Devlet Başkanı ve eşiyle birlikte, (AP)

Rusya Devlet Başkanı Putin, zirvenin ilk gününde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile bir araya geldi. Kremlin, iki liderin Kırgızistan’daki görüşmede Ukrayna’daki savaşı ele aldığını, ancak bunun görüşmenin ana gündem maddesi olmadığını açıkladı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise pazar günü, Rusya’nın eski hâkim güç olduğu Orta Asya’da Pekin’in vazgeçilmez ekonomik ortak olarak konumunu güçlendirdiği bir dönemde, Çin ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerde “altın çağ” yaşandığını söyledi.

Şanghay İşbirliği Örgütü; Belarus, Çin, Hindistan, İran, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan ve Tacikistan olmak üzere 10 ülkeden oluşuyor. Örgüt, güvenlik ve ekonomi alanlarına odaklanarak, Batı nüfuzuna karşı denge oluşturacak bir güç merkezi olmayı hedefliyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un ev sahipliğinde düzenlenen genel oturumun yanı sıra Putin ile Pezeşkiyan arasında da ikili bir görüşme yapılması planlanıyor. Kremlin’e göre Putin ayrıca Şi Cinping, Erdoğan ve Hindistan Başbakanı Modi ile de ayrı ayrı görüşecek.

Örgüt, son yıllarda Çin ve Rusya’nın girişimleriyle yeni bir ivme kazandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın da aralarında bulunduğu 15 ülke diyalog ortağı olarak örgüte katılırken, Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsünde yer alıyor.

Örgütün kuruluş bildirgesinde, “başka ülkelere karşı yöneltilmiş bir ittifak olmadığı” vurgulanıyor. Ancak Putin ve Şi, örgütün toplantılarını çoğu zaman aralarındaki birlikteliği göstermek ve ABD’nin hâkimiyetine karşı çok kutuplu bir dünya vizyonunu ortaya koymak için kullanıyor.

 Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Ay gül, Bişkek’te düzenlenen 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreninde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile birlikte. (AFP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Ay gül, Bişkek’te düzenlenen 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreninde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile birlikte. (AFP)

Çok sayıda kriz

2025 yılındaki zirvede Putin, Şubat 2022’den beri Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın sorumluluğunu Batı’ya yüklemeyi yinelemiş, Şi ise Washington ile Pekin arasındaki gerilimlere işaret ederek, bazı ülkelerin gerçekleştirdiği “zorbalık eylemlerini” kınamıştı.

Bu yılki zirve, örgüte üye bazı ülkelerin savaşlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde düzenleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşı dört buçuk yıldır devam ederken, henüz bir çözüm ihtimali görünmüyor. Öte yandan Ortadoğu’da da şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla yeni bir savaş başladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede, (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede, (EPA)

Bazı üye ülkeler aynı zamanda ticari anlaşmazlıklarla karşı karşıya. Bunların başında, ABD’nin ağır gümrük vergilerine maruz kalan Çin ve Hindistan geliyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ın müttefiklerini hedef alırken, ağustos ayının sonunda İran’la ticaret yapmayı sürdüren ülkelere özellikle altın, teknoloji, dijital varlıklar, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarında ikincil yaptırımlar uygulamaya başladı. Washington bu kampanyayla İran ekonomisini “boğmayı” hedefliyor.

İran’ın önemli ticaret ortaklarından ve başlıca petrol alıcılarından Çin ise çıkarlarını “güçlü şekilde savunacağı” uyarısında bulundu. Rusya da askeri ve ticari iş birliğini artırdığı İran’ın önemli ortakları arasında yer alıyor. İran ise 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana ABD ve uluslararası yaptırımlara maruz kalmasına rağmen ekonomik baskılara ve tehditlere boyun eğmeyeceğini sürekli vurguluyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi”nin ilk gününde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile tokalaşırken. (AP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi”nin ilk gününde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile tokalaşırken. (AP)

Sonuçları belirsiz

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılımın somut sonuçları ise belirsizliğini koruyor. Örgüt, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 25’ini temsil ettiğini vurgulasa da üyeleri arasındaki farklılıklar ve anlaşmazlıklar nedeniyle heterojen bir yapı sergiliyor.

Örneğin Çin ve Rusya, enerji kaynakları bakımından zengin ve Avrupa ile Asya arasındaki mal taşımacılığında kritik öneme sahip Orta Asya’da rekabet ediyor. Çin’in Hindistan ve Pakistan ile ilişkilerinde de zaman zaman gerilim yaşanıyor.