Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Trump'ın Barış Kurulu kendi kendine dokunulmazlık vermeye çalışıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Ocak'ta İsviçre'nin Davos şehrinde düzenlenen imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılarak Barış Kurulu Şartı'nı imzalamıştı (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Ocak'ta İsviçre'nin Davos şehrinde düzenlenen imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılarak Barış Kurulu Şartı'nı imzalamıştı (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Trump'ın Barış Kurulu kendi kendine dokunulmazlık vermeye çalışıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Ocak'ta İsviçre'nin Davos şehrinde düzenlenen imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılarak Barış Kurulu Şartı'nı imzalamıştı (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22 Ocak'ta İsviçre'nin Davos şehrinde düzenlenen imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılarak Barış Kurulu Şartı'nı imzalamıştı (Dışişleri Bakanlığı)

Barış Kurulu, Gazze'deki projelerle ilgili ilerleme kaydedemediği gerekçesiyle eleştirilirken Guardian, ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu bu yapı hakkında dikkat çeken bir haber yayımladı.

Birleşik Krallık merkezli gazete, kurulun hazırladığı "hassas ama gizli olmayan" 4 sayfalık taslağın detaylarını dünyaya duyurdu. 

Buna göre Gazze'de yürüttükleri faaliyetler nedeniyle Barış Kurulu, Yürütme Kurulu, Yüksek Temsilcilik Ofisi üyelerinin bölgede yargılanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Yeniden inşa sürecinde Gazze'yi geçici olarak yönetecek Filistinli teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, bölgede güvenliği sağlamaktan sorumlu Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) ve yabancı müteahhitlerin de aynı koruyucu şemsiye altına alınması planlanıyor.

Gazze'deki kamu mallarına "bilabedel" el konmasının yasal altyapısı da hazırlanıyor. 

Bu ay hazırlanan taslağa göre Barış Kurulu Başkanı Trump, üyelerin çoğunluğunun onayını alarak bir kişinin yasal dokunulmazlığını kaldırma yetkisine sahip olacak.

Guardian, "Belgenin, Barış Kurulu ve ona bağlı kuruluşları Gazze'de açılması muhtemel davalarla birlikte uluslararası mahkemelerde yargılanmaktan da muaf tutmayı amaçlayıp amaçlamadığı net değil" dedi. 

Barış Kurulu'nun faaliyetleri, Gazze'de Filistinlilere soykırım uygulamakla suçlanan İsrail'in bölgedeki hukuka aykırı işgalini güçlendirdiği iddiasıyla uluslararası hukuka aykırı görülebilir.

Kuruldan gazeteye yapılan açıklamada "Bu sürecin hukuksuzluk veya cezasızlık ortamı oluşturmak için tasarlandığı yönündeki iddialar yanlış ve yanıltıcıdır" ifadesi kullanıldı.  

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'de Barış Kurulu'nun kurulması ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün görev yapmasını öngören ABD tasarısını Kasım 2025'te kabul ederken 31 Aralık 2027'ye kadar süre tanımıştı.

Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı Barış Kurulu'nun ilk ve tek toplantısı 19 Şubat'ta Washington'da düzenlenmişti. Trump, Gazze savaşının bittiğini ilan ederken, bölgeyi "başarı, güvenlik ve birlik örneği haline getireceğiz" demişti.

Bunun üzerinden çok geçmeden ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran savaşını başlattı. Trump ise o günden bu yana Gazze'den nadiren bahsetti.

BM ve diğer yardım kuruluşlarının tahminlerine göre Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için en az 70 milyar dolara ihtiyaç var.

Barış Kurulu, toplamda 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi ve neredeyse hiçbiri harcanmadı.

Independent Türkçe, The Guardian, The Cradle


Trump göç karşıtlarını kızdırdı

Önceki haftalarda Wisconsin'deki Custer Farms'ı ziyaret eden Trump, hayat pahalılığına dair protestolarla da karşılaşmıştı (Reuters)
Önceki haftalarda Wisconsin'deki Custer Farms'ı ziyaret eden Trump, hayat pahalılığına dair protestolarla da karşılaşmıştı (Reuters)
TT

Trump göç karşıtlarını kızdırdı

Önceki haftalarda Wisconsin'deki Custer Farms'ı ziyaret eden Trump, hayat pahalılığına dair protestolarla da karşılaşmıştı (Reuters)
Önceki haftalarda Wisconsin'deki Custer Farms'ı ziyaret eden Trump, hayat pahalılığına dair protestolarla da karşılaşmıştı (Reuters)

Göçe karşı son dönemlerin en sert mücadelesini verdiğini savunan Donald Trump yönetimi, mandıra lobisinin yıllardır sürdürdüğü agresif kampanyaya boyun eğdi. 

Göçmenlerin Amerikan çiftliklerinde çalışmasını sağlayacak yeni bir yasal yol açıldı. H-2A geçici çalışma vizesi programına mandıracılık sektörü de dahil edildi. 

Washington Post'un haberine göre, Trump'ın 5 Haziran'da Wisconsin eyaletine bağlı Chippewa Falls'daki bir çiftliğe yaptığı ziyaret sırasında bu müjdeyi mandıracılara vermesi bekleniyordu. 

Ancak bu değişikliği ABD Tarım Bakanlığı perşembe günü bir basın bildirisiyle açıkladı. 

Amerikan gazetesi, ABD Başkanı'nın göçe karşı çıkan destekçilerini kızdırmamak için bu yola gidildiğini bildiriyor. 

Adının gizli tutulmasını isteyen bir sektör yetkilisi, "MAGA tabanından gelecek tepkiden çekindiler, bu nedenle yalnızca gümrük tarifeleri ve diğer meselelerden söz etmekle yetindiler" ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly de yaptığı açıklamada bu hassasiyeti yansıttı: 

Bu adım, yalnızca yürürlükteki yasaları açıklığa kavuşturmakta ve mandıralarda çalışan işçilerin tarım sektöründeki diğer çalışanlarla aynı muameleyi görmesini sağlamaktadır. Başkan, çiftçilerimizi desteklemeyi sürdürürken, kendisini bu göreve getiren seçmenlere verdiği söz doğrultusunda göç yasalarını uygulamaya ve suç işlemiş yasadışı göçmenleri sınır dışı etmeye de devam edecektir.

Göç karşıtları, yabancı işçilerin Amerikalıları işsiz bıraktığını ve onların girdiği sektörlerde maaşların düştüğünü söylüyor. 

İşgücü sıkıntısını bu yolla giderebileceklerini vurgulayan mandıracılar ise bu değişikliği büyük bir memnuniyetle karşılıyor.

Mazot ve gübre fiyatlarının artması ve gümrük vergilerindeki değişimlerin, özellikle çiftçiler ve kendilerini mağdur ettiğini söylüyorlar.

1987'de başlatılan misafir tarım işçisi programı kapsamına mandıralar daha önce hiç alınmamıştı. 

Independent Türkçe, Washington Post, AP


İran ve ABD karşılıklı saldırılarla gerilimi tırmandırıyor

27 Haziran 2026'da çekilen bu hava fotoğrafında, Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş tekneler görülüyor. (AFP)
27 Haziran 2026'da çekilen bu hava fotoğrafında, Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş tekneler görülüyor. (AFP)
TT

İran ve ABD karşılıklı saldırılarla gerilimi tırmandırıyor

27 Haziran 2026'da çekilen bu hava fotoğrafında, Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş tekneler görülüyor. (AFP)
27 Haziran 2026'da çekilen bu hava fotoğrafında, Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş tekneler görülüyor. (AFP)

İran ile ABD, yaklaşık iki hafta önce dört aydır süren savaşı sona erdirmek amacıyla imzaladıkları geçici anlaşmayı karşılıklı olarak ihlal etmekle suçlarken, Körfez'deki saldırılarını da sürdürdü.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Washington'ın gerekirse "işi askeri olarak tamamlayabileceği" uyarısında bulunmasının ardından İran, pazar günü erken saatlerde Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri üslerine füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenledi. Böylece son günlerde giderek tırmanan saldırı dalgası devam etti.

ABD ordusu ise, dünyanın en önemli enerji nakliye güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda bir tankerin vurulmasının ardından İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlediğini açıkladı. İran, çatışmaların büyük bölümünde boğazdaki deniz trafiğini önemli ölçüde kısıtlamıştı.

ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı çatışmaları durdurmayı amaçlayan 14 maddelik ABD-İran geçici anlaşması, çatışmaların sona erdirilmesini, Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz taşımacılığına açılmasını ve İran'ın nükleer programı gibi daha kapsamlı sorunlara ilişkin müzakerelerin başlatılmasını öngörüyordu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın katılımıyla İsviçre'de bir hafta önce arabuluculuk eşliğinde ilk müzakere turu gerçekleştirildi. Washington ayrıca Tahran'a yönelik yaptırımları kaldırma kararı aldı. Ancak buna rağmen çatışmalar ve tarafların karşılıklı suçlamaları yeniden başladı ve daha da şiddetlendi.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Makul davranmayı sürdüremeyeceğimiz ve çok başarılı şekilde başlattığımız işi askeri olarak tamamlamak zorunda kalacağımız bir nokta gelebilir. Eğer bu olursa, İran İslam Cumhuriyeti artık var olmayacak" ifadelerini kullandı.

Trump'ın paylaşımından yaklaşık bir saat sonra Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin "düşmanca" füze ve İHA saldırılarına karşı devreye girdiğini açıkladı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı da ülkede sirenlerin çaldığını duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), cumartesi günü Panama bayraklı bir petrol tankerinin İran'a ait bir İHA tarafından hedef alınmasının ardından İran'a yönelik yeni hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.

CENTCOM açıklamasında, "İran'a ateşkes anlaşmasına uyma fırsatı verildi ancak bunu yapmamayı tercih etti" denilerek, saldırıların "ticari deniz taşımacılığına yönelik devam eden İran saldırganlığına doğrudan karşılık" niteliği taşıdığı belirtildi. Açıklamada hedef alınan noktaların İran'ın askeri gözetleme, haberleşme, hava savunma, İHA depolama ve deniz mayını döşeme tesisleri olduğu kaydedildi.

İran devlet televizyonu IRIB ise ülkenin güneyindeki Sirik kentinde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi, ancak ayrıntı paylaşmadı.

Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada ise, "Amerika'nın Sirik'e yönelik kör saldırıları Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyetimizi sona erdiremez. Ancak kuralları ihlal edenlere yönelik atışlarımız, diğer gemilere güvenli geçiş güzergâhını hatırlatacaktır" ifadeleri kullanıldı.