Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Birleşik Krallık, Manş Denizi’nde Rusya’nın gölge filosuna ait bir petrol tankerini ele geçirdi

İngiltere’nin güney kıyıları açıklarında, Smyrtos gemisinde bir deniz operasyonuna katılan İngiliz Kraliyet Deniz Piyade Komandoları mensupları... 14 Haziran 2026 (Reuters)
İngiltere’nin güney kıyıları açıklarında, Smyrtos gemisinde bir deniz operasyonuna katılan İngiliz Kraliyet Deniz Piyade Komandoları mensupları... 14 Haziran 2026 (Reuters)
TT

Birleşik Krallık, Manş Denizi’nde Rusya’nın gölge filosuna ait bir petrol tankerini ele geçirdi

İngiltere’nin güney kıyıları açıklarında, Smyrtos gemisinde bir deniz operasyonuna katılan İngiliz Kraliyet Deniz Piyade Komandoları mensupları... 14 Haziran 2026 (Reuters)
İngiltere’nin güney kıyıları açıklarında, Smyrtos gemisinde bir deniz operasyonuna katılan İngiliz Kraliyet Deniz Piyade Komandoları mensupları... 14 Haziran 2026 (Reuters)

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, İngiliz kuvvetlerinin bugün Manş Denizi’nde Rusya’nın ‘gölge filosuna’ bağlı ve yaptırım listesinde bulunan bir petrol tankerine müdahale ettiğini duyurdu.

Altı saat süren operasyona, Chinook tipi helikopterler ile Kraliyet Donanması’na bağlı HMS Sutherland fırkateyni de dahil olmak üzere hava ve deniz unsurları destek verdi.

Bakanlığın açıklamasına göre, Birleşik Krallık liderliğinde gerçekleştirilen bu ilk operasyonda Kraliyet Deniz Piyade Komandoları ile Ulusal Suç Ajansı’nın (NCA) uzman görevlileri, Rusya’nın yaptırımları aşma girişimlerine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürmesine rağmen Smyrtos adlı gemiye çıkarma yaptı.

Açıklamada, geminin İngiltere’nin güney kıyıları açıklarındaki bir demirleme noktasına çekileceği ve burada gözetim altında tutulacağı belirtildi.

Birleşik Krallık Savunma Bakanı Dan Jarvis, “Rusya, Ukrayna’daki çatışmayı finanse etmek için gölge filosuna güveniyor. Bu müdahale, Putin’in yasa dışı savaşına ağır bir darbe niteliğinde” dedi.

Jarvis, operasyonun Fransız makamlarıyla yakın koordinasyon içinde gerçekleştirildiğini vurgulayarak, gölge filonun faaliyetlerinin engellenmesinin Ukrayna’ya yönelik Rus saldırganlığını destekleyen kaynakları doğrudan hedef aldığını ve Moskova’nın Avrupa ile diğer bölgelerde güvenliği tehdit etme kapasitesini azalttığını ifade etti.

Birleşik Krallık, Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Batı yaptırımlarını aşmak amacıyla kullandığı değerlendirilen yüzlerce gemiyi yaptırım listesine aldı.

Genellikle eski petrol tankerlerinden oluşan ve mülkiyet yapıları konusunda şüpheler bulunan bu gemilerin, İngiliz limanlarına ve liman tesislerine girişine izin verilmiyor.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ise operasyonun ‘Rusya’ya indirilen yeni bir darbe’ olduğunu belirterek, “Putin’in Ukrayna’daki savaşını besleyenler artık saklanamayacaklarını bir kez daha görmüş oldular” ifadesini kullandı.

Hibrit savaş

Geçtiğimiz mart ayında Birleşik Krallık hükümeti, İngiliz kuvvetlerinin ülke karasularından geçen ve Rusya’nın gölge filosuna ait olduğu değerlendirilen gemilere çıkma ve bu gemilere el koyma yetkisine sahip olacağını açıklamıştı.

Bu karar, Washington’ın Rus petrolüne yönelik bazı kısıtlamaları gevşetmesinin ardından geldi. Söz konusu adımın, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle yükselen enerji fiyatlarını düşürmeyi amaçladığı belirtilmişti.

Son dönemde Fransa, Belçika, Finlandiya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri de yaptırımları ihlal ettiklerinden şüphelenilen ve Rusya’nın gölge filosuna bağlı oldukları değerlendirilen gemilere el koydu.

Birleşik Krallık hükümeti ayrıca, ‘Rusya ve diğer düşman devletlerin’ hayati öneme sahip denizaltı internet kablolarına yönelik olası sabotaj girişimlerini engellemeyi amaçlayan yeni bir yasa tasarısı hazırlayacağını duyurdu.

2023 yılından bu yana Baltık Denizi’nde meydana gelen bir dizi olayda denizaltı iletişim kabloları ve elektrik hatları zarar görmüştü.

Askerî uzmanlar ve Avrupalı liderler, Rusya’nın stratejik öneme sahip bu bölgede ‘hibrit savaş’ faaliyetlerini artırdığını savunuyor. Baltık Denizi’nin kıyıları, Rusya’ya ait bölgeler dışında büyük ölçüde NATO üyesi ülkelerle çevrili bulunuyor.

Bu hafta görevinden ayrılan eski Savunma Bakanı John Healey, nisan ayında yaptığı açıklamada İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin, Kuzey Atlantik’te İngiliz karasularında bulunan kritik denizaltı kabloları ve boru hatları yakınında faaliyet gösteren üç Rus denizaltısını bir ay süren ‘gizli operasyon’ kapsamında tespit ederek faaliyetlerini engellediğini söylemişti. Başbakan Starmer’ı ülkenin savunması için yeterli finansman sağlamamakla eleştiren Healey, bu tür tehditlerin ulusal güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtmişti.

Birleşik Krallık, dünyanın geri kalanıyla yaklaşık 64 ana denizaltı iletişim kablosu aracılığıyla bağlantı sağlıyor.


İsrail, Beyrut’un güney banliyölerini bombaladı... Hizbullah’ı İHA fırlatmakla suçladı

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Arşiv – Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail, Beyrut’un güney banliyölerini bombaladı... Hizbullah’ı İHA fırlatmakla suçladı

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Arşiv – Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Arşiv – Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İsrail ordusunun bugün Beyrut’un güney banliyölerinde Hizbullah’a ait hedeflere saldırı düzenlediği bildirildi.

Açıklamada, saldırının Hizbullah’ın İsrail topraklarına ateş açmasına karşılık gerçekleştirildiği belirtildi.

İsrail ordusu daha sonra yaptığı açıklamada, hedef alınan noktanın Hizbullah’a ait bir komuta merkezi olduğunu duyurdu.

Ordu, günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada ise Hizbullah tarafından ayrı operasyonlar kapsamında gönderildiğinden şüphelenilen üç insansız hava aracının (İHA) İsrail hava sahasına girdiğini, bunlardan ikisinin ülkenin kuzeyinde düştüğünü ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını bildirmişti.

Askerî açıklamada, Lübnan sınırı yakınlarında İsrail topraklarına iki ‘şüpheli cismin’ düştüğünün tespit edildiği belirtilerek, can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.

Daha sonra yayımlanan ayrı bir açıklamada ise İsrail ordusu, ‘düşman bir hava aracının’ daha ülkenin kuzeyindeki hava sahasını ihlal ettiğini duyurdu.

Bu gelişmelerin ardından aşırı sağcı iki İsrailli bakan, Hizbullah’ın kalesi olarak görülen Beyrut’un güney banliyölerinin hedef alınması çağrısında bulundu.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich X platformundaki paylaşımında, “Kuzeydeki yerleşim bölgelerine ateş açılması, Başbakan’ın ilan ettiği Dahiye Doktrini’nin bir sınamasıdır” ifadesini kullandı. Söz konusu doktrin, Hizbullah’ın İsrail’in kuzey bölgelerini hedef alması durumunda Beyrut’un güney banliyölerine saldırı düzenlenmesini öngörüyor.

Tahliye uyarısının ardından Güney Lübnan’a hava saldırıları düzenlendi

Bu gelişmelere paralel olarak, İsrail’in Güney Lübnan’da bir aracı hedef alan saldırısında iki kişi hayatını kaybetti. Saldırılar, 29 kasaba ve köy için yapılan tahliye uyarılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

sacvfrg
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği saldırı bölgesinde arama kurtarma çalışmalarından bir kare  (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, ‘düşman bir İHA’nın’ Musaylih yolu üzerinde bir pikabı hedef alması sonucu iki kişi yaşamını yitirdi. Ajans ayrıca, İsrail’in Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hadasa ile Haris arasındaki bölgeye yönelik bir dizi hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

Haberde, Mecdel Zevn ve el-Mansuri beldelerinin çevresinin aralıklı topçu atışlarına maruz kaldığı belirtilirken, İsrail savaş uçaklarının Mecdel Zevn’e iki, el-Mansuri’ye bir ve Sur’a bağlı el-Kalile beldesine de bir hava saldırısı gerçekleştirdiği kaydedildi.

Öte yandan Smotrich, daha önce yaptığı açıklamayı yineleyerek, Başbakan’ın ilan ettiği Dahiye Doktrini’nin kararlılıkla uygulanması gerektiğini savundu ve Beyrut’un güney banliyölerindeki binaların hedef alınması çağrısında bulundu.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise X platformundaki paylaşımında, “Her İHA veya füze saldırısına ve ateşkesin her ihlaline karşılık Dahiye titremeli” ifadesini kullandı.

İsrailli yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, İran destekli Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyindeki yerleşim bölgelerini hedef alması halinde Beyrut’un güney banliyölerinin vurulacağı uyarısında bulunmuştu. İsrail tarafı, bu yaklaşımın Washington tarafından da desteklendiğini öne sürüyor.

İsrail savaş uçakları ayrıca, Sur’un Huş bölgesine bağlı el-Maamura çevresine hava saldırısı düzenlerken, bir İHA’yla da Abbasiye beldesi hedef alındı. Bunun yanı sıra es-Sayyad ve el-Mansuri bölgelerindeki evlerin topçu ateşine maruz kaldığı bildirildi. Saldırılarla eş zamanlı olarak İsrail ordusu, Güney Lübnan’daki 13 yerleşim biriminde yaşayan sivillere yönelik tahliye uyarısı yayımladı. Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, İsrail ordusu bölge sakinlerinden evlerini derhâl terk etmelerini ve ez-Zehrani Nehri’nin kuzeyine geçmelerini istedi.

ascdvfgth
İsrail hava saldırılarının ardından Güney Lübnan’dan yükselen dumanlar (Reuters)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee X platformundaki hesabından yayımladığı açıklamada, Güney Lübnan’daki bazı yerleşim yerlerinde yaşayanlara acil tahliye çağrısında bulundu. Açıklamada, ez-Zırariye, Kefr Beda, el-Harayib, Ensar, Arzi, Burayka, Mezraat Bisafur, Mezraat el-Yehudiye, Mezraat el-Vasıta, Mezraat Cumcum, Mezraat Kevseriye er-Rez, Matariye eş-Şamur ve Kefr Sir beldelerinde bulunan sivillere seslenilerek, Hizbullah’ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail ordusunun örgüte karşı güç kullanmak zorunda kaldığı ifade edildi.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu size zarar vermeyi amaçlamamaktadır. Güvenliğiniz için evlerinizi derhal tahliye etmeli ve ez-Zehrani Nehri’nin kuzeyine geçmelisiniz” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Hizbullah mensuplarının, örgüte ait tesislerin veya askerî unsurların yakınında bulunan kişilerin hayatlarını tehlikeye attıkları öne sürüldü.

Adraee daha sonra yayımladığı ikinci açıklamada da yeni tahliye uyarılarında bulundu. Açıklamada, Erki, Benaful, Cibaa, Cernaya, Humin et-Tahta, Humin el-Favka, Kefr Beyt, Kefr Melki, Kefr Fila, Kefr Şelal, Ayn Busuvar, Azza, Ayn Kana, Arab el-Cel, Sarba ve Rumin beldelerinde yaşayan Lübnanlı sivillere seslenilerek bölgeyi terk etmeleri çağrısı yapıldı.

Öte yandan, Güney Lübnan’daki Hasbaya ilçesine bağlı el-Mari beldesi yakınlarında düşen bir İHA nedeniyle zeytin ağaçlarının bulunduğu bir alanda yangın çıktığı bildirildi. Yangının, İHA’nın düşmesinin ardından tarım arazisine sıçradığı belirtildi.


Mali'deki radikaller futbol ve Android'e “hoşgörü” göstermeye başladı

Mali'de birçok köylü için bu durum, zorlama, korku ve iknanın bir karışımından doğuyor (AFP)
Mali'de birçok köylü için bu durum, zorlama, korku ve iknanın bir karışımından doğuyor (AFP)
TT

Mali'deki radikaller futbol ve Android'e “hoşgörü” göstermeye başladı

Mali'de birçok köylü için bu durum, zorlama, korku ve iknanın bir karışımından doğuyor (AFP)
Mali'de birçok köylü için bu durum, zorlama, korku ve iknanın bir karışımından doğuyor (AFP)

Reuters

Mali'deki El Kaide bağlantılı radikaller, her birkaç ayda bir düzenlenen ve artık rutin hâle gelen toplantılardan birinde, Butchi köyünün erkeklerini kerpiçten yapılma bir camiye çağırarak tarım ve hayvancılık üzerinden vergi toplayıp, ardından yoksullara yiyecek, ilaç ve hayvan dağıtımı yaptı.

Ancak Nijer Nehri kıyısındaki bu köyde yaşayan çoban Amadou, aynı radikallerin beş yıl önce Butchi'de İslam hukukunu yorumlama biçimlerini sorgulayan, imam dahil olmak üzere herkesi boğazlamakla tehdit ettiğini söyledi.

Artık böyle konuşmadıklarını söyleyen Amadou, radikallerin tehdit ya da şiddete başvurmaksızın dini mesajlarını yaymaya odaklandığını anlattı.

Söz konusu radikaller, 2017 yılında kurulan ve El Kaide'ye biat eden Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin (CNIM) örgütüne üyeler. CNIM, geçtiğimiz on yılı Batı Afrika'nın Sahel bölgesinde yıldırma ve güç yoluyla nüfuzunu pekiştirerek geçirdi. Bu süreçte müziği, sigarayı ve düğün törenlerini aşamalı olarak yasakladı.

Başlangıçta varlığı çöl ve dağlardaki sığınaklarla sınırlı kalan CNIM, 2020 yılında iktidara el koyan Mali ordusu subaylarının Fransa ve Birleşmiş Milletlere (BM) ait yaklaşık 15 bin askeri sınır dışı edip isyancıları bastırmak için Rusya’nın paralı askerlerden yardım istemesinden bu yana güç kazandı.

Örgüt yeni gücünü nisan ayında Mali genelinde düzenlediği cüretkâr saldırılarla kanıtladı. Başkent Bamako'daki havalimanını hedef aldı. Burada Savunma Bakanı Sadio Camara’yı öldürdü ve Tuareglerin öncülüğündeki ayrılıkçılarla koordineli biçimde kuzeydeki bir dizi askeri üssü ele geçirdi.

Mali hükümeti her iki grubu da ülkedeki şiddet ve istikrarsızlıktan sorumlu tuttuğu terör örgütleri olarak nitelendiriyor. Moskova ise Mali'deki isyancılarla mücadeleyi sürdürme kararlılığını yineledi.

Bununla birlikte söz konusu militan örgüt artık El Kaide ve DEAŞ’a bağlı silahlı grupları bünyesinde barındıran ve Batı Afrika genelinde 3 bin kilometre boyunca uzanan büyüyen bir kuşağın merkezinde yer alıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Kasım ayında bu grupların birleşerek giderek artan küresel bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu.

Ancak öne çıkan askeri başarıların ötesinde, sakinler CNIM’in kontrolünü pekiştirdiği bölgelerde bir dönüşümün yaşandığını söylüyor. Örgütün söylemi yumuşadı. Mali'nin orta kesimlerinde örgütün kontrolü altındaki bir bölgede yaşayan yedi kişi Reuters'a yaptıkları açıklamada, militanların artık idari görevler üstlendiğini, çobanlar ile çiftçiler arasındaki kronik arazi uyuşmazlıklarını çözmeye çalıştığını, yardım kuruluşlarının bölgeye giriş çıkışına izin verdiğini ve bazı hükümet memurlarının yönettikleri köylerdeki akrabalarını ziyaret etmesine izin verdiğini aktardı.

Sahel bölgesi uzmanı ve Mali'deki militan grupların büyümesini on yılı aşkın süredir inceleyen Corinne Dufka, yaptığı değerlendirmede, "Ne kadar güçlenirlerse o kadar az vahşet sergiliyorlar" dedi.

CNIM’in kalelerini yönetmede başarılı olduğunu, ancak sakinlerin boyun eğmesinin aynı zamanda bir hayatta kalma stratejisine karşılık geldiğini de vurgulayan Dufka, “Bir baskı, korku ve ikna karışımı söz konusu. Bu örgüt bünyesinde yaşamış, evlenmiş ve büyümüş olanlar dahil pek çok köylü bunun artık yeni gerçek olduğunu kabul etti” yorumunda bulundu.

Bölge sakinleri, cezalandırılma korkusu nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması ya da yalnızca isimlerinin kullanılması koşuluyla Reuters'a konuşurken Mali hükümeti ve ordu sözcüsü yorum taleplerine yanıt vermedi.

Hükümet diyaloğu reddediyor

Bu dönüşüm, Mali'deki İslamcı radikalizmin son on beş yılda geçirdiği evrimi gözler önüne seriyor.

Silahlı militan gruplar, Tuareg ayrılıkçılarıyla ittifak kurarak Mali'nin geniş toprakları üzerinde ilk kez 2012 yılında kontrollerini dayattılar. Yerli ve yabancı militanlardan oluşan bu bileşim, Timbuktu şehrinde yüzyıllık türbeleri tahrip etmeyi de kapsayan aşırı bir İslam hukuku yorumunu dayattı; alenen infaz ve kırbaçlama uygulamalarına başvurdu.

Sahel uzmanları ve CNIM ile birlikte çalışan Tuaregler liderliğindeki ayrılıkçılara göre dört ayrı gruptan oluşan bu örgütün kontrolündeki bölgeleri barışçıl biçimde yönetme kapasitesini giderek daha fazla sergilemeye ve böylece siyasi meşruiyet kazanmaya çalışıyor.

Ayrılıkçı hareketin kıdemli isimlerinden ve geçtiğimiz nisan ayında CNIM ile iş birliği yaparak İslamcı isyancılarla kesintili ittifakını sürdüren Bilal Ag el-Şerif, örgüt içinde şeriatın yerel yorumlarına açılım ve ülkede daha fazla ‘kapsayıcılık’ çağrıları gibi ‘olumlu değişimler’ gözlemlediğini söyledi. Artık Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) adıyla bilinen ayrılıkçıların lideri Şerif, Mali'nin kuzeyinden telefonla Reuters'a yaptığı açıklamada, “Artık bu bölgede barış ve istikrarı tartışmaya, bizim açımızdan önemli olan faktörleri gelecek vizyonları çerçevesinde ele almaya ve barışa ulaşmak amacıyla herkesle diyalog kurmaya açıklar” dedi.

FLA’nın CNIM üyelerini El Kaide ile bağlarını keserek yerel meselelere odaklanmaya teşvik ettiğini de belirten Şerif, “Bu konuya olumlu yaklaşıyor, biz de bunu son derece önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. Şerif, örgütün sürece dahil edilmesi olmaksızın Kuzey Mali'deki çatışmaya çözüm bulmanın güç olduğunu da sözlerine ekledi.

CNIM ise mevcut hedeflerinin Rus güçlerini Mali'den çıkmaya zorlamak ve 2020 ile 2021'de gerçekleştirilen iki darbede iktidara el koyan ordu subaylarını uzaklaştırmak olduğunu açıkladı.

CNIM, nisan ayındaki saldırılarının ardından söylemini değiştirdi. Malilileri hükümeti devirmek ve İslam hukukuna dayalı yeni bir Mali inşa etmek için kendi saflarına katılmaya çağıran nadir bir Fransızca bildiri yayımladı. Örgüt, militanların kalelerinden Mali'nin güneyinde yaygın biçimde konuşulan Bambara dilinde konuşan Malili bir savaşçının yer aldığı videoları da giderek daha fazla kullanmaya başladı.

CNIM, büyük şehirler üzerinde kontrol sağlamamış olup 2024'te iktidara geçen El Kaide bağlantılı Suriyeli muhalefet savaşçılarından farklı olarak şu an için başkenti ele geçirmeye yönelik bir niyet taşıdığına dair bir işaret bulunmuyor.

Nisan saldırılarının ardından militanlarca çekilerek sosyal medyada paylaşılan başka bir videoda ise CNIM üyeleri, Tessalit'te esir aldıkları Malili askerleri serbest bırakmaya hazırlandıkları görüldü. Oysa örgütün geçmişteki zaferlerinin ardından radikaller esir askerleri infaz etmişti.

Analistler CNIM’in Mali'nin siyasi geleceğine ilişkin müzakerelerde söz sahibi olmak istediğini, ancak askeri hükümetin bunu reddettiğini belirtiyor. Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, geçtiğimiz mayıs ayında CNIM ile FLA’ya atıfla “Hükümet, yıllardır halkımızın acı çekmesine neden olan trajik olaylardan sorumlu yasadışı silahlı terör örgütleriyle diyalog kurma niyetinde değildir" dedi. Rusya Savunma Bakanlığı yorum talebine yanıt vermezken Reuters, CNIM’e ulaşamadı.

"Öldürülmedik"

Örgüt katliam gerçekleştirmekle suçlanmakta ve korkunç şiddet eylemlerini sürdürme kapasitesini koruyor.

Ocak ayında CNIM üyeleri bir yakıt konvoyuna düzenledikleri saldırıda bir kısmını boğazlayarak 12 kişiyi öldürdü. Direniş gösteren bölgeler ise toplu cezalandırmalarla karşı karşıya kalıyor. Mayıs ayında isyancılar Mali’nin orta kesimlerindeki iki köye saldırarak yaklaşık 50 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Buna karşın örgütün kontrolü altındaki bölgelerde yaşayanlar Reuters'a çoğunlukla Mali ordusu ve müttefik kuvvetlere kıyasla daha öngörülebilir, daha az yolsuzluk ve daha az şiddet barındıran bir yönetim biçimini anlattı.

Örgütün 2017 yılında kontrolü ele geçirdiği Mopti bölgesindeki Birga-Peul köyünden Aminata şunları söyledi:

“CNIM, bölgenin kontrolünü ele geçirdiğinden bu yana kendimizi güvende hissediyoruz. Yönetimlerine uymak zor olsa da buna alıştık... Öldürülmedik" dedi.

Örgütün başlangıçta Mali dışından gelen militanlara atıfla bölgedeki yabancı güçler kadar şiddet göstermediğini ifade eden Aminata, CNIM’in artık topluma çok daha fazla entegre olduğunu da vurguladı.

Aminata, "Hoşgörülüler ve futbol ile Android telefonlar gibi pek çok konuda göz yumuyorlar" diye de ekledi.

CNIM, kontrolü altında olmayan bölgeleri de zaman zaman kuşatıyor. Yine Mopti'ye bağlı Diafarabe köyünden bir kaynak, örgütün bir yıl önce kuşatma başlatmasının ardından gıda ve ilaç yetersizliği nedeniyle 13 çocuk ile yaşlılar dahil 40 yetişkinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Köy sakini, “İnsanlar köyden 500 metre bile uzaklaşamıyor. Bu yüzden artık balık yok, et yok, odun yok" ifadelerini kullandı.

Reuters rakamları bağımsız olarak doğrulayamazken CNIM’e de yorum için ulaşamadı.

"İyi bir ilişki"

Radikallerin Mali'de düğün törenlerini yasaklamak gibi özgürlüklere getirdiği kısıtlamalar, Batı Afrika'nın İslam diniyle olan köklü tarihiyle çelişiyor. Bu coğrafyada İslam öğretileri geleneksel olarak yerel kültürlerle iç içe geçmiş durumda.

Bununla birlikte reformcu hareketler son birkaç on yılda, çoğunlukla yoksul topluluklarda sağlık ve eğitim sektörlerini finanse ederek etki alanlarını genişletti. Uzmanlar, bunun yanı sıra hükümet kuvvetleri, müttefik milisler ve Rus güçlerinin sivillere yönelik ihlallerinin de militanlara zemin hazırladığını belirtiyor.

CNIM’in yedi yıldır kontrol ettiği, Mali'nin orta kesimlerindeki bir köyde yaşayan Hambarki (57), militanların erkeklerin tıraş olmasını ve kadınların ticaret yapmasını nasıl yasakladığını anlattı.

Hambarki başlangıçta cezaların aleni kırbaçlama gibi ağır yaptırımları kapsadığını, ancak artık ‘aşırılıkçı söyleminin’ yumuşadığını belirtti. Hutbeler birlik ve toplumsal dayanışma çağrılarına odaklanırken CNIM, yaptırım uygulamadan önce uyarıyor.

BM ve insan hakları kuruluşları, Mali ordusunu ‘CNIM ve diğer isyancılarla iş birliği yaptığından şüphelenilen sivilleri infaz etmekle’ suçladı.

Silahlı çatışmaları izleyen kuruluş Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri Projesi'nin (ACLED) verilerine göre Malili askerler ve Rus güçler, son iki yılda radikallerin öldürdüğünden üç ila dört kat daha fazla sivili öldürdü.

Mali hükümeti ise askerlerinin sivilleri hedef aldığına dair suçlamaları reddederek ölenlerin terörist olduğunu savundu.

Reuters'a konuşan altı yerel sakin, sivillerin ordu ya da onun müttefiki olan güçler tarafından ihlallere maruz kaldığını bildirdi. İçlerinden bazıları, bu durumun köylerindeki gençleri CNIM’e katılmaya ittiğini söyledi.

Butchi'de yaşayan çoban Amadou ise "İnsanlar onlara daha fazla güveniyor, iyi bir ilişkileri var” ifadelerini kullandı.