Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
TT

Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)

Kolombiya’nın batısında pazartesi sabahı meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde en az 111 kişi hayatını kaybetti. Şiddetli sarsıntı birçok kentte binaların yıkılmasına, çok sayıda  kişinin enkaz altında mahsur kalmasına neden oldu.

Deprem, Abelardo de Espria’nın cumhurbaşkanı olarak yemin etmesinden yalnızca birkaç gün sonra meydana geldi. Böylece yeni yönetim ilk büyük kriziyle karşı karşıya kaldı. Ülkede ayrıca, komşu Venezuela’da haziran ayında meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından yaşanan felaketin izleri henüz silinmemişti.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), 7,4 büyüklüğündeki depremin Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki Chocó bölgesinde, San José del Palmar yakınlarında 107 kilometre derinlikte meydana geldiğini açıkladı. Sarsıntı ülke genelindeki büyük kentlerde hissedildi. Kurum, “Can kaybı ve ağır hasar meydana gelmesi muhtemel; afet geniş çaplı olabilir” uyarısında bulundu.

En fazla can kaybı, Kolombiya’nın kahve üretim merkezlerinden biri olan batıdaki Risaralda bölgesinde kaydedildi. Bölge Valisi Juan Diego Patiño, Caracol televizyonuna yaptığı açıklamada 42 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

scdfrgth
Vatandaşlar, enkaz altında mahsur kalanların kurtarılmasına yardım ediyor. (AP)

Bölgenin başkenti Pereira’da sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, cephesi çatlayan bir binanın yıkılmasıyla çevreyi yoğun bir toz bulutunun kapladığı, enkaz parçalarının etrafa saçıldığı ve yayaların bölgeden uzaklaşmak için caddelerde koştuğu görüldü.

Komşu Manizales’in Belediye Başkanı Jorge Eduardo Rojas, kentte üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki başlıca limanı Buenaventura’nın Belediye Başkanı Lixia del Carmen Córdoba ise bir binanın çökmesi sonucu bir kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin enkaz altında kaldığını bildirdi.

Cali Belediye Başkanı Alejandro Eder, kentte en az 20 binanın yıkıldığını ve enkaz altında mahsur kalanların bulunduğunu söyledi. Eder, kurtarma çalışmalarına destek vermeleri için Bogota ve Medellín’den ekip talep ettiklerini belirtti.

Eder, Blu Radio’ya yaptığı açıklamada, “Şu ana kadar yaşlı bir kadın ve küçük bir kız olmak üzere iki kişiyi kurtardık. Enkaz altında daha fazla kişi bulunuyor... En az 12 kritik nokta ve 25 yıkılmış binayla karşı karşıyayız” dedi.

Chocó Valisi Nubia Carolina Córdoba Curi, bölgenin başkenti Quibdó’da yaralanmalar ve ciddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Córdoba, bölge sakinlerini artçı sarsıntılara karşı uyardı.

ABD Tsunami Uyarı Sistemi ise deprem sonrası tsunami uyarısı yapılmadığını bildirdi.

Başkent Bogota’da AFP muhabirleri, siren sesleri eşliğinde bazı sakinlerin pijamalarıyla sokaklara çıktığını gözlemledi. Sivil Havacılık Kurumu, deprem nedeniyle meydana gelen hasarların ardından ülkedeki altı havalimanında faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı.

dfergty
Kolombiya’yı sarsan şiddetli deprem. (EPA)

Depremin merkez üssü, Kolombiya’nın batısındaki Chocó bölgesinde San José del Palmar yakınları olarak belirlendi. Sarsıntı Ekvador’da da hissedilirken etkileri kuzeyde Panama’ya kadar ulaştı. Bogota’da bazı binalar tedbir amacıyla tahliye edildi.

Kolombiya Jeoloji Kurumu, depremin büyüklüğünü 7,4 olarak revize ederken derinliğini de ilk açıklanan 79 kilometre yerine 96 kilometre olarak güncelledi.

Kolombiya Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi, olası hasarın tespiti için yerel makamlarla koordinasyon halinde olduğunu açıkladı. Bogota Belediye Başkanı Carlos Galán ise başkentte şu ana kadar ciddi bir hasar bildirilmediğini söyledi.


Netanyahu Gazze’de iki ateş arasında: Trump baskısı ve aşırı sağın vetosu

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
TT

Netanyahu Gazze’de iki ateş arasında: Trump baskısı ve aşırı sağın vetosu

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, ABD yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kalıpları kırmamaya karar verdiğini belirtti. Washington, Barış Konseyi tarafından yayımlanan Gazze Şeridi’ne ilişkin yol haritasını Netanyahu’nun reddetmesinden memnun olmasa da kendisine bu haritanın uygulanmasını engellemek için açık çek vermediği mesajını iletti. Washington ayrıca Netanyahu’nun bu tutumunu sürdürmesi halinde kararlı ve sert karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Kaynaklara göre Washington, Netanyahu’nun geçen pazartesiden bu yana Gazze’de suikastların durdurulması yönündeki talebine uymasından, enkaz kaldırma çalışmalarını engellememesinden ve Yeşil Refah kentinin altyapısının inşasına başlanmasından memnun. ABD, Netanyahu’nun bu konularda ve yol haritasının uygulanmasıyla ilgili diğer başlıklarda iş birliğini sürdürmesini bekliyor. Buna karşılık Washington, Netanyahu’nun pazar günü Gazze’deki 15 maddelik anlaşmayı reddettiğini açıklamasına sınırlı bir süre tahammül edecek.

Barış Konseyi Direktörü Nikolay Mladenov da benzer bir tutum sergiledi. Mladenov, İsrail’in konseyin talebine verdiği karşılığı övdü ve İsrail’in, Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerden çekilmesinin Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından gerçekleşeceği yönündeki tutumuyla uyumlu olduğunu gösterdi.

dfvghj
Gazze Şeridi’nde İsrail sınırı yakınlarında, «İstikrar Gücü»ne ait kamp, 10 Ağustos. (Reuters)

Haaretz gazetesine göre, Amerikalı kaynaklar Netanyahu’nun içinde bulunduğu sıkışmış durumu anlayışla karşılıyor. Başbakan, seçimlere iki buçuk ay kala kendisini birbiriyle çelişen iki taraf arasında manevra yapmak zorunda buluyor. Bir tarafta Gazze’nin yeniden imarı için somut adımlar atılması yönünde baskı yapan ABD Başkanı Donald Trump, diğer tarafta ise geri adım atmaması ve en küçük bir taviz dahi vermemesi için kendisini zorlayan sağcı ortakları ve seçim kampanyası tökezleyen Likud liderleri bulunuyor.

Netanyahu, son 10 gün boyunca Barış Konseyi’nin, İsrail’in Gazze Şeridi’nden Hamas’ın silahsızlandırılması süreciyle paralel ve tam koordinasyon içinde çekilmesini talep eden 15 maddelik planı yayımlamasına izin vermesini savunmak zorunda kaldı. Bu tutum, Netanyahu’nun daha önceki tüm açıklamalarıyla açık bir çelişki oluşturuyordu.

ABD yönetimi yetkilileri, Netanyahu’nun müttefiklerinin kendisine karşı alışılmadık biçimde harekete geçtiğini de gözlemledi. Bakanlar Bezalel Smotrich ve Orit Strock kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda, hükümetin yanıltıldığını; yani Amerikalılar tarafından yanıltıldığını söylediler. İki bakan, hükümetin iki hafta önce istikrar gücünün Gazze Şeridi’ne girmesine izin verme kararını yanlış bilgilere dayanarak aldığını savundu.

Netanyahu bunun üzerine geri adım atarak İsrail’in 15 maddelik belgeyi reddettiğini ve İsrail ordusunun Hamas’ın gerçek anlamda, göstermelik olmayan şekilde silahsızlandırılması gerçekleşmeden çekilmeyeceğini açıkladı. Netanyahu ayrıca Gazze Şeridi’nde veya Batı Şeria’da Filistin devleti kurulmayacağını söyledi.

Smotrich ise Netanyahu’yu, İsrail devletinin yol haritasını kabul etmediğini açıkça ortaya koyduğu gerekçesiyle kutladı.

Kaynaklar, Washington’un Netanyahu’nun durumu kontrol etmekte zorlandığının» farkında olduğunu belirtti. Bu nedenle Washington, geçen hafta Barış Konseyi’ni Gazze anlaşmasının ilk formülasyonundan geri adım atmaya yöneltti. Konsey, İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından Gazze’deki sarı hattan çekileceğini açıkladı.

Oysa Hamas’la yapılan anlaşmanın ilk metninde çekilmenin kademeli olacağı ve hareketin silahsızlandırılmasıyla eş zamanlı gerçekleştirileceği belirtiliyordu. Konsey ilk açıklamasında İsrail’in silahsızlandırmanın ardından sarı hattan tamamen çekilmek zorunda kalacağını duyurdu ancak birkaç dakika sonra metni değiştirerek tamamen ifadesini çıkardı.

cyj
Gazze Şeridi’nde İsrail sınırı yakınlarında bulunan İstikrar Gücü kampının girişinde bir asker, 10 Ağustos. (Reuters)

İbrani medyasına konuşan Amerikalı bir yetkili, meselenin seçim dönemiyle sınırlı kalması halinde bunun tolere edilebilir olduğunu söyledi. Yetkili, “Bu konuda büyük bir sorun yaratılmamalı” dedi.

ABD’li yetkili, “Amerikan baskısı, İsrail hükümet başkanını savaş yılları boyunca defalarca geri adım atmaya zorladı. Netanyahu her zaman İran’da, Lübnan’da ve Gazze’de İsrail saldırılarını sürdürmeye çalıştı. Ancak Beyaz Saray girişimlerini engelledi” ifadelerini kullandı.

Yetkili, Netanyahu’nun Trump’ın öfkeli itirazının ardından İran’a saldırmak üzere harekete geçen İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarını son anda durdurmak zorunda kaldığını belirtti. Netanyahu’nun ayrıca mutlak zafer elde edilmeden önce, tüm rehinelerin geri getirilmesini öngören bir anlaşma karşılığında Gazze’de çatışmaların durdurulmasını kabul ettiğini ve Hamas liderlerine Katar topraklarında düzenlenen saldırı nedeniyle Katar hükümetinden küçük düşürücü şekilde özür dilediğini söyledi.

Amerikalı yetkili, “Bu nedenle Washington Netanyahu’ya karşı sabırlı davranacak ve seçimlere kadar aşırı sağa verilecek tavizleri mümkün olduğunca azaltmak için tüm gücüyle çalışacak” dedi.

Yetkili, Trump’ın şu anda Netanyahu’ya hediye vermek konusunda artık eskisi kadar istekli olmadığını da belirtti.

Trump, daha önceki görüşmelerinde Netanyahu’ya yönelik bir dizi kişisel jestte bulunmuş, ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Netanyahu’ya başkanlık affı vermesi yönünde teşvik etmeye çalışmıştı. Ancak ABD Başkanı son aylarda İran’a karşı yürütülen savaşta ortağı olan Netanyahu’ya yönelik ilgisiz bir tutum sergilemeye başladı.

Geçen ay Beyaz Saray’da yapılması planlanan görüşmenin, Likud’un seçim kampanyası için görkemli bir başlangıç olması ve Netanyahu’nun Ortadoğu’nun çehresini değiştirmek üzere süper güç lideriyle iş birliğini öne çıkarması bekleniyordu.

Ancak görüşme nispeten sakin geçti; medyaya ortak bir açıklama yapılmadı ve iki lider arasında kamuoyu önünde herhangi bir dostane görüntü verilmedi.


Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
TT

Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)

İran dini lideri Mücteba Hamaney, pazartesi günü Silahlı Kuvvetler, Devrim Muhafızları ve Besic güçlerinin komuta kademelerinde kapsamlı değişikliklere gitti. Değişiklikler, altı üst düzey komutanı kapsarken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreterinin değiştirilmesinden bir gün sonra geldi. Böylece savaşın, güvenliğin ve askeri operasyonların yönetiminden sorumlu makamlarda hızlı bir yeniden yapılanma süreci başlatılmış oldu.

Hamaney’in ofisi tarafından yayımlanan ayrı kararnamelerle, İran operasyonlarının komutanı Ali Abdullahi Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı, General Keyumars Haydari yardımcısı, Ahmed Vahidi ise Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atandı ve kendisine tümgeneral rütbesi verildi. Mustafa İzdi de Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcılığına getirildi.

Kararlar kapsamında ayrıca Ali Azmai Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hüseyin Taib ise Besic Teşkilatı Başkanı olarak atandı.

thy
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma törenine katılıyor. (AP)

Değişiklikler, bir gün önce Muhsin Rızai’nin, Muhammed Bakır Zülkadr’ın yerine Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve Hamaney’in konseydeki temsilcisi olarak atanmasının ardından geldi.

Yeni kararlar; askeri planlama ve operasyonlardan, Devrim Muhafızları komutasından ve Körfez ile Hürmüz Boğazı'nda devam eden çatışmada kilit rol oynayan deniz kuvvetlerinden sorumlu üst düzey makamların yanı sıra ülke içinde güvenlik ve seferberlik görevleri yürüten Besic’in yönetimini de kapsıyor.

Abdullahi Genelkurmay Başkanlığında

Hamaney, tümgeneral Ali Abdullahi’yi, savaşta öldürülen Abdülrahim Musevi’nin yerine Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak atadı.

Hamaney, atama kararnamesinde Abdullahi’nin geçmişteki deneyimleri ve hizmetleri doğrultusunda bu göreve seçildiğini belirterek, kendisine Silahlı Kuvvetlerin askeri ve güvenlik hazırlık seviyesinin yükseltilmesi ve üst düzey komuta yapısının yeniden düzenlenmesiyle ilgili üç görev verdi.

Kararnamede Abdullahi’den Silahlı Kuvvetlerin ve «halk seferberliğinin» savunma ve güvenlik kapasitesini artırması ve modernize etmesi, bunları geleneksel ve yeni nitelikteki farklı düzeylerdeki askeri tehditlerle mücadeleye hazırlaması istendi. Bunlar arasında kararnamede «bilişsel ve hibrit tehditler» olarak tanımlanan unsurlar da yer aldı.

tyu
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma töreninde. (AP)

Abdullahi ayrıca söz konusu tehditlere zamanında ve etkili şekilde karşılık verebilecek askeri kapasitenin güvence altına alınmasıyla görevlendirildi.

Kararnamede, Genelkurmay Başkanlığı ile Genelkurmay Harekât Merkezi'nin, eski dini lider Ali Hamaney döneminde başlatılan bir plan doğrultusunda birleştirilmesi sürecinin tamamlanması yönünde de talimat verildi.

Abdullahı daha önce Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütmüş, İran’ın silahlı kuvvetlerini denetleyen en üst düzey askeri kurumun başına geçmeden önce çeşitli askeri ve güvenlik görevlerinde bulunmuştu.

Hamaney, ayrı bir kararnameyle Tuğgeneral Keyumars Haydari’yi Abdullahi’nin önerisi üzerine Genelkurmay Başkanı Yardımcısı olarak atadı.

Haydari’den savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlaması, Silahlı Kuvvetler içinde cihatçı ruh olarak adlandırılan anlayışın güçlendirilmesi ve Genelkurmay Başkanı ile koordinasyon içinde askerlerin yaşam koşullarına ilişkin ihtiyaçların gözetilmesi istendi.

Vahidi Devrim Muhafızları’nın başına geçti

Devrim Muhafızları içindeki en önemli değişikliklerden birinde Hamaney, Ahmed Vahidi’yi savaşta öldürülen Muhammed Bakpur’un yerine Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atadı ve kendisine tümgeneral rütbesi verdi.

Hamaney, kararnameyle yaptığı atamanın ABD ve müttefikleriyle «stratejik ve kader belirleyici bir karşılaşma» ortamında gerçekleştiğini belirterek yeni komutana bir dizi askeri ve örgütsel görev verdi.

Vahidi’den Devrim Muhafızları’nın kapasitesini «azami caydırıcılık» düzeyine çıkarmaya devam etmesi ve rakiplere karşı «güçlü saldırı operasyonları» düzenlemeye hazır olması istendi.

Talimatlar, Devrim Muhafızları içindeki yönetim ve komuta yapısının geliştirilmesini, kurumun farklı kademelerinde modern beceri ve teknolojilerden yararlanılmasını ve komutanlar ile personel arasındaki ideolojik disiplinin ve devrimci ruhun güçlendirilmesini de kapsadı.

Vahidi, askeri ve güvenlik kurumlarında uzun bir geçmişe sahip. Daha önce Kudüs Gücü Komutanlığı görevini üstlenen Vahidi, savunma bakanı ve ardından içişleri bakanı olarak görev yaptıktan sonra yeniden askeri komuta kademesine döndü.

Aynı değişiklikler kapsamında Hamaney, Tümgeneral Mustafa İzdi’yi Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcısı olarak atadı.

Bu kararla İzdi, Vahidi’nin ardından Devrim Muhafızları'nın komuta hiyerarşisindeki ikinci isim oldu. İlk atama duyurusunda Hamaney’in kendisine verdiği görevlere ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nde yeni komuta

Hamaney, Ali Azmai’yi, savaşta öldürülen Ali Rıza Tengsiri’nin yerine Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin yeni komutanı ve Hürmüz’de geçiş kuralları üzerindeki mücadele

Değişiklik, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin İran’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonlarında kilit rol oynadığı bir dönemde gerçekleşti. İran ile ABD arasında boğazın yeniden açılması için gerekli koşullar konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle deniz trafiği halen sınırlı durumda.

Hamaney, Azmai’den eğitim ve personel becerilerinin seviyesini yükseltmesini, deniz ekipmanları ve kapasitesini geliştirmesini, istihbarat yeteneklerini ve savaş hazırlığını güçlendirmesini istedi.

Kararnamede ayrıca Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile diğer Devrim Muhafızları birlikleri, Besic ve İran ordusunun deniz kuvvetleri arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve ilgili askeri ve sivil kurumlarla iş birliğinin artırılması vurgulandı.

Azmai’nin adı, mart ayının sonundan bu yana deniz kuvvetlerinin komutanlığıyla ilişkilendiriliyordu. Ancak ataması, İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney’in geçen ay düzenlenen cenaze töreni vesilesiyle Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yayımlanan açıklamada resmen doğrulandı.

Azmai, Ali Rıza Tengsiri döneminde Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. İran Silahlı Kuvvetleri, Tengsiri’nin 26 Mart’ta düzenlenen ABD-İsrail saldırısında öldürüldüğünü, İsrail’in daha önce yaptığı açıklamanın ardından doğrulamıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Tengsiri’yi mayın döşeme operasyonlarından ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimlerinden doğrudan sorumlu kişi olarak nitelendirmişti.

ABD Hazine Bakanlığı, Devrim Muhafızları liderliğinin terör listesine alınmasının ardından Haziran 2019’da Azmai’yi de yaptırım listesine dahil etmişti.

Azmai daha önce Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin Beşinci Bölgesi'nin komutanlığını yürütmüştü. 2012 yılında kurulan bölgenin operasyon alanı Hürmüz Boğazı'nı ve Basra Körfezi'ndeki İran kıyılarını, Kiş ve Kişm adaları çevresindeki bölgeler dahil olmak üzere kapsıyor.

Bu talimatlar, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımına ilişkin yeni bir güzergâh haritası konusunda müzakerelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Tahran, gemilerin geçiş güzergâhları konusunda anlaşmaya varılmasının boğazın tamamen yeniden açılması anlamına gelmeyeceği konusunda ısrar ediyor.

Taib Besic’in başına dönüyor

Güvenlik kurumundaki bir diğer değişiklikte Hamaney, Hüseyin Taib’i, savaşta öldürülen Gulam Rıza Süleymani’nin yerine Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı.

Bu kararla Taib, Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı'nın başında on yıldan fazla kaldıktan ve bu görevden ayrılmasından yıllar sonra yeniden en önemli güvenlik makamlarından birine döndü.

Atama kararnamesi Taib’e iç güvenlik, seferberlik ve Besic’e bağlı istihbarat ağlarıyla ilgili görevler verdi. Hamaney, Taib’den seferberlik kampanyasını genişletmesini istedi.

Taib ayrıca halk istihbarat ağını güçlendirmek, tehditlere karşı koymak amacıyla eğitim ve beceri seviyesini yükseltmek ve modern teknolojilerin kullanımını artırmakla görevlendirildi.

Kendisinden ayrıca devlet ve kamu kurumlarıyla iş birliğini güçlendirmesi, Besic’e bağlı grupları mahalleler ve meslek grupları arasında genişletmesi ve camiler merkezli sosyal faaliyetleri artırması istendi.

Kararnamede ayrıca Besic modelinin İran dışında yaygınlaştırılması ve bunun «halk direnişi ve dayanıklılığının» bir modeli olarak sunulması yönünde bir görev de yer aldı.

Taib’in atanması, savaş ve protestolar sırasında Tahran ve diğer kentlerde yolların ve kritik noktaların kontrol altına alınmasında Besic ve polis güçlerinin oynadığı role ilişkin Devrim Muhafızları komutanlarının açıklamalarının ardından geldi.

Askeri değişikliklerden önce, güvenlik dosyaları ile dış politika koordinasyonundan sorumlu ve savaş ile müzakerelere ilişkin kararlarda önemli rol oynayan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde de yeniden yapılanmaya gidilmişti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, pazar günü Muhsin Rızai’yi, Muhammed Bakır Zülkadr’ın istifasını kabul etmesinin ardından konseyin yeni sekreteri olarak atadı. Bu atama, Hamaney’in Rızai’yi Zülkadr’ın yerine konseydeki temsilcisi olarak görevlendirmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti.

Böylece Rızai, Hamaney’in askeri danışmanlığı görevini sürdürürken aynı zamanda Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve dini liderin konseydeki temsilcisi oldu.

Pezeşkiyan, değişiklik öncesinde Zülkadr konusunda «anlaşmazlıklar» bulunduğunu kabul etmişti. İran yönetim kurumları içinde savaşın ve ABD ile müzakerelerin yönetimi ile Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için öne sürülen şartlar konusunda tartışmalar yaşanıyordu.

İran Cumhurbaşkanı, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin İslamabad mutabakatının onaylanmasındaki rolünü savunarak askeri ve güvenlik yetkililerinin bu mutabakatı görüşmelere katıldığını ve 13 üyeli konseyin 12 üyesinin anlaşmayı desteklediğini söyledi.

Konsey yönetimindeki değişiklik, Genelkurmay Başkanlığı, Devrim Muhafızları, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Besic’in komutasını yeni isimlere devreden askeri kararnamelerden bir günden daha kısa süre önce gerçekleşti.