Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
TT

Gazze savaşının üçüncü aşaması: Özel operasyonlar, baskınlar ve Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüştürülmesi

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binaların enkazının yanından geçerken küçük bir çocuğun elini tutan Filistinli bir adam, 3 Haziran 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın dokuzuncu ayına girilmesinden bir hafta sonra savaşın üçüncü aşamasının birkaç hafta içinde başlayacağını duyurduğunu bildirdi. Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Joe Biden, savaşın sona erdirilmesi, esir takası, yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren ateşkes için üç aşamalı bir teklif sunmuştu.

Başkan Biden İsrail'in teklifi koşulsuz olarak kabul ettiğini açıklarken, siyasi analistler, teklifin İsrail’in Gazze’de ateşkes için sunduğu bir öneri olduğunu ve teklifin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından hazırlandığını söylediler. Teklifin duyurulmasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirme kararı ve Hamas’ın 11 Haziran'da yanıt verdiği ateşkes teklifine destek talep edilen karar tasarısı kabul edilmesi izledi. Hamas birkaç gözlemde bulunduktan ve başta Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden tamamen geri çekilmesi ve durumun 7 Ekim öncesine döndürülmesine dair açık bir şartın yer almasını talep ettikten sonra teklifi onayladığını açıkladı. Siyasi analistler, İsrail’in bu şartları kabul etmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorlar.

Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon 300 binden fazla Filistinlinin sekiz ay içinde 50 binden fazla ölü ve 85 binden fazla yaralıya mal olan savaşın seyrine ve geçirdiği aşamalara dönecek olursak siyasi analistler, savaşın yaklaşık üç hafta süren ilk aşamasında, Gazze Şeridi’nin çeşitli şehirleri, kampları ve mahallelerinin büyük bir bölümünü etkileyen havadan, karadan ve denizden gerçekleştirilen bombardımanlarla başladığına, ardından İsrail ordusunun tümenleri ve tugayları tarafından kara saldırılarının gerçekleştirildiği ikinci aşamaya geçildiğine dikkati çektiler.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesinin, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasının, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasının ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesinin yanında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki tüm sınır kapılarını yeniden işgal ve kontrol etmesine ve Philadelphia (Salahaddin) Koridoru olarak bilinen Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridinin kontrolünü ele geçirmesine neden oldu.

Bugüne kadar devam eden ikinci aşama, Gazze Şeridi'nin bölünmesine, kuzeyin orta ve güney kesimlerinden ayrılmasına, 700 binden fazla Gazzelinin Gazze Şeridi’nin orta ve güney kesimlerine kaçmak zorunda kalmasına ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesine neden oldu.

Filistinli siyasi analist Dr. Sufyan Ebu Zaide, yakın gelecekte siyasi bir anlaşmaya varılamaması halinde üçüncü aşamayı Gazze Şeridi'nin ikinci bir Batı Şeria'ya dönüşmesi olarak tanımlıyor. Dr. Ebu Zaide, Hamas Hareketi ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Gazze'nin Batı Şeria'nın Cenin, Tulkarim ve Nablus bölgelerindekine benzer bir duruma dönüşeceğini, yani İsrail'in uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, özellikle de Hamas’ın elinde İsrailli rehineler olduğu sürece yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Filistinli İsrail uzmanı İsmet Mansur da üçüncü aşamanın şekli konusunda Dr. Ebu Zaide ile aynı düşünüyor. Mansur, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın üçüncü aşamasında son bir buçuk yıldır Batı Şeria’nın çeşitli şehirlerinde yürüttüğü operasyonlara ve saldırılara benzeyen askeri faaliyetlerde bulunmasını öngörüyor. İsrail'in üçüncü aşamada kendi kontrolünü dayatmak ve Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolü elde etmek istediğini belirten Mansur, “İsrail, Gazze Şeridi'nin yönetimini Filistinliler ya da uluslararası örgütler gibi başka bir oluşuma devretse bile Netzarim Koridoru, Philadelphia Koridoru ve muhtemelen Refah Sınır Kapısı’ndan geri çekilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

xcdfgs
Gazze Şeridi’nde hareket eden İsrail tankları (Reuters)

Mansur, İsrail'in savaşın ikinci aşamasında yeniden işgal ettiği söz konusu noktalarda güvenlik kontrolünü dayatmak ve burada konuşlu kalmak konusundaki ısrarının nedeninin, güvenlik kontrolünü dayatmak için bu noktalara ihtiyaç duymasına ve başta Hamas ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları olmak üzere Filistinli örgütlerin altyapısına yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılar olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun Gazze Şeridi’ndeki savaşı uzatmak için öne sürdüğü bahaneler

Savaşın mevcut aşamasında bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşan Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide, “Hamas'ın ifade ettiği çekincelerden sonra Biden’ın teklifinde yer alan anlaşmayı kabul edeceğine şüpheliyim. İsrail hükümetinin de teklifi olduğu gibi kabul edeceğine dair şüphelerim var. Netanyahu'nun Hamas ile bir anlaşmaya varmamak için bahaneler uyduracağına inanıyorum. Bu da savaşın üçüncü aşamasının, Batı Şeria'daki duruma benzer şekilde, İsrail ordusunun dayatmaya niyetli olduğu şekilde devam edeceğini düşünmeye itiyor” diye konuştu.

Hamas, İsrail ordusunun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmesini, Gazze Şeridi'nin kuzeyini diğer şehirlerden ve kamplardan ayıran Nitzarim ekseni de dahil olmak üzere İsrail ordusu tarafından Gazze Şeridi içinde inşa edilen tüm askeri yapıların sökülmesini, Gazzelilerin evlerine dönmesini ve durumun 7 Ekim öncesine dönmesini istiyor. İsrail uzmanı Mansur'a göre İsrail, bu talepleri kabul etmeyecek.

Dr. Sufyan Ebu Zaide: İsrail uzun süreli askeri operasyonlara girişmeksizin, yoğunlaştırılmış operasyonlarla bombardımanlara, işgale ve suikastlara devam edecek.

Mansur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

İsrail hükümetinin, ordunun Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesi ve diğer koşullar da dahil olmak üzere Hamas'ın talep ettiği ve talep etmekte ısrar ettiği şartları kabul etmesi mümkün değil. Çünkü İsrail hükümeti için bu, Gazze'deki güvenlik tehdidinin savaştan önceki haline dönmesi demek.

İsrail'in üçüncü aşamada taviz vermeyeceği güvenlik meselesine odaklandığını vurgulayan Mansur, “Anlaşma olsun ya da olmasın İsrail, savaşı şimdi ya da uzun bir süre sonra durdurabilir, ama Hamas liderlerini ve direnişçilerini takip etme hakkını elinde tutacaktır. Ayrıca direnişe karşı istihbarat bilgisi alır almaz yoğun bir saldırı başlatacak şekilde güvenlik kontrolünü dayatacaktır” dedi.

Hamas'ın durumun asla eskisi gibi olmayacağını farkında olduğunu ve bunu bildiğini ifade eden İsrail uzmanı Mansur, “Bundan dolayı Hamas'ın kendisini her zaman takip edileceği bir duruma adapte edebilir ve tüm çalışmalarını yeraltına, İsrail'in gözünden uzağa taşıyabilir. İsrail, Gazze’den çekilse bile Hamas'a liderleri ve üyelerine güvenlik garantisi vermeyi kabul etmeyecektir” diye konuştu.

Üçüncü aşama yaklaşıyor

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre ikinci aşamadaki operasyonlar önümüzdeki birkaç hafta içinde sona erecek ve üçüncü aşamaya geçilecek. Fakat bunun nedeni Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesi değil. Daha ziyade İsrail'in 11 Haziran'da Hizbullah'ın askeri komutanı Talib Abdullah Ebu Talib'i öldürmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarının arttığı Filistin'in kuzeyinde ve Lübnan’ın güney sınırında askeri faaliyetlerin tırmanacağı anlaşılırken üçüncü aşamanın ikinci aşamadan daha az asker ve araç gerektiriyor olması.

Filistinli siyasi analist Dr. Ebu Zaide’ye göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde üç hatta iki ordu tümeni bulunduramayacak olması da şu an Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasına geçilmesine elverişli faktörlerden biri. Bunun nedeni kuzey cephesindeki tırmanış ve ordunun bu tümenlere ve onları oraya taşıyacak askeri araçlara ihtiyaç duyması. Bunun da Gazze'ye yönelik savaşın üçüncü aşamasının başlamasını hızlandıracağını düşünen Dr. Ebu Zaide, “Kuzey cephesi sakinleşse ve savaş başlamasa bile İsrail, en geç üç ya da dört hafta içinde Refah'tan çekilip üçüncü aşamaya geçecektir” ifadelerini kullandı.

İsrail şu an Gazze Şeridi'ni ortadan ikiye bölen Netzarim Koridoru’nda faaliyet gösteren 99. Tümeni, bir çözüme ya da anlaşmaya varılana ya da Hamas birkaç adım geri atıp Gazze'nin gelecekte herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamasını sağlayana kadar burada tutmaya kararlı görünüyor. Ancak Dr. Ebu Zaide, 99. Tümeni’nin geri çekilmesi için gereken şartların yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini, çünkü ne İsrail’in ne de Hamas’ın tutumlarından taviz verdiğini vurguladı.

İsrail'in iddiasına göre Mısır'ın Sina bölgesine açılan ve Hamas'ın silah ve patlayıcı kaçakçılığında kullandığı yeni tünellerin kazılmaması için İsrail ordusu şu an yerin altına ve üstüne sensörler ve izleme cihazları yerleştirdiği Philadelphia Koridoru’nu koruyor. Mayıs ayının ilk haftasından bu yana kapalı olan Refah Sınır Kapısı meselesi üzerindeki anlaşmazlık ise devam ediyor. Öte yandan Mısır, hem Hamas'ı hem de İsrail'i Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafı idaresini Filistin Yönetimi'ne devretmeye ikna etmeye çalışıyor. Ancak her iki taraf da Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’nin idaresine geri dönmesini reddediyor. İsrail, sınır kapısını kontrol etmeye ve kapalı tutmaya devam ederken Hamas sınır kapısının Filistin tarafı idaresinde görevli personelinin yeniden iş başı yapması ve önceki aşamada olduğu gibi hiçbir değişiklik yapılmadan sınır kapısının faaliyetlerinin devam etmesinde ısrar ediyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ni bölmeye ve ordusunu Gazze’nin orta ve güney kesimlerindeki ana eksenlerde yoğun olarak konuşlandırmaya devam etmesi bekleniyor. Çünkü bu eksenler baskınlarda, tutuklamalarda ve hatta rehine kurtarma operasyonlarında en önemli rolü oynayacak. Tıpkı İsrailli özel bir timin 8 Haziran’da Refah’tan gelen yerinden edilmiş kişiler kılığında iki araçla Nuseyrat Mülteci Kampı’na gelerek gerçekleştirdikleri rehine kurtarma operasyonu gibi. İsrail ordusu, Netzarim Koridoru’nun güneybatısının yakınlarında özel timi askeri olarak destekledi ve Netzarim Koridoru’nun batı bölgesine çekilmesi sırasında güvenliğini sağlamak için karadan, denizden ve havadan bombardımanlar düzenledi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail’in düzenlediği rehine kurtarma operasyonunda 274 Filistinli öldürüldü. İsrail tarafından yapılan açıklamaya göre ise operasyonda Hamas'ın elindeki İsrailli dört rehine kurtarıldı.



The Batman 2'de bir kriz daha: Çekimler durdu

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
TT

The Batman 2'de bir kriz daha: Çekimler durdu

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)

Yönetmen Matt Reeves'in ailesiyle ilgili bir meseleye zaman ayırması nedeniyle The Batman 2'nin (The Batman Part II) çekimlerine ara verildi.

Haberi ilk duyuran Deadline'a açıklama yapan DC Stüdyoları sözcüsü, şu ifadeleri kullandı:

Matt Reeves'in ailesiyle ilgili bir meseleye odaklanabilmesi için The Batman 2'nin çekimlerine geçici olarak durduruldu . DC Stüdyoları olarak Matt'e tam destek veriyoruz ve yakında bu yolculuğu sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Hollywood Reporter'a konuşan kaynaklar da çekimlere ara verildiğini doğruladı.

Reeves ve senaryo ortağı Mattson Tomlin metin üzerinde çalışırken çekimlerin başlangıç tarihi birkaç kez ertelenmişti. Uzun hazırlık sürecinin ardından çekimler haziranda Londra'da başlamıştı.

Robert Pattinson'ın Bruce Wayne/Batman rolüne döndüğü devam filminin mevcut vizyon tarihi 18 Şubat 2028. 

Başlangıçta 3 Ekim 2025'te gösterime girmesi planlanan film, önce 2 Ekim 2026'ya, ardından 1 Ekim 2027'ye ve son olarak 18 Şubat 2028'e ertelenmişti.

Batman, DC'nin gişede başarısına en çok güvenilen karakteri. Bu nedenle The Batman 2, stüdyonun en önemli projelerinden biri olarak görülüyor.

Oyuncu kadrosunda Pattinson'a Colin Farrell, Andy Serkis ve Jeffrey Wright'ın yanı sıra seriye yeni katılan Scarlett Johansson ve Sebastian Stan eşlik ediyor.

Reeves imzalı The Batman, Mart 2022'de vizyona girmiş ve dünya genelinde 770,3 milyon dolar hasılat elde etmişti. 

Film, Colin Farrell'ın başrolünü üstlendiği yan dizi The Penguin'in de önünü açmıştı. 

Reeves, Batman'in düşmanlarından birini konu alan Clayface'in de yapımcılarından. DC yapımı film, 23 Ekim'de vizyona girecek.

Çekimlere verilen ara, Paramount Skydance'in Warner Bros. Discovery'yi devralma işlemini tamamlamaya hazırlandığı döneme denk geliyor. DC Stüdyoları da Warner Bros. bünyesinde bulunuyor. 

DC'nin başındaki James Gunn ve Peter Safran, yeni yönetim altında görevlerini sürdürecek isimler arasında. Warner Bros.'un sinema bölümünü yöneten Mike De Luca ve Pam Abdy ise stüdyodan ayrılıyor.

İlk ertelemenin ardından James Gunn, büyük bütçeli filmlerin devamlarının yıllar sonra gelmesinin olağan olduğunu savunmuştu. Threads'te paylaşım yapan Gunn, şöyle yazmıştı:

Dürüst olmak gerekirse, devam filmleri arasında 5 yıl veya daha uzun aralar olması son derece yaygın. Yaratık (Alien) ve Yaratık 2 (Aliens) arasında 7 yıl var. İnanılmaz Aile (Incredibles) filmleri arasında 14 yıl. İlk iki Terminatör'ün (Terminator) arası 7 yıl. Avatar'lar arasında 13 sene var. Top Gun'ların arası ise 36 yıl. Ve tabii ki Galaksinin Koruyucuları 2 (Guardians Of The Galaxy Vol 2) ve 3 arasında da 6 yıl var.

Pattinson ise yakın zamanda Collider'a verdiği röportajda The Batman 2'nin ilk filmden çok farklı bir yaklaşım sunacağını söylemişti:

Çok iddialı bir film. Sanırım geçen gün bir yerde de söyledim: İlk film Batman'e farklı bir bakış getiriyordu, bu da başka bir bakış sunuyor. İlkine göre beklenmedik bir yöne gidiyor ama bir şekilde onun atmosferinden bazı unsurları koruyor. Bana gerçekten çok iddialı geliyor ve ortaya nasıl bir film çıkacağını görmek için heyecanlanıyorum.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter, Variety, Collider


Vance: Savaşı sona erdirmek için İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini «köklü biçimde» azaltması gerekiyor

Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Cumhuriyetçi destekçilere hitap ediyor (AP)
Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Cumhuriyetçi destekçilere hitap ediyor (AP)
TT

Vance: Savaşı sona erdirmek için İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini «köklü biçimde» azaltması gerekiyor

Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Cumhuriyetçi destekçilere hitap ediyor (AP)
Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Cumhuriyetçi destekçilere hitap ediyor (AP)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Reuters’a verdiği özel röportajda, İran’ın ABD’nin taleplerini karşılamak ve iki ülke arasında yedi aydan uzun süredir devam eden savaşı sona erdirmek için uranyum zenginleştirme kapasitesini «önemli ölçüde» azaltması gerektiğini söyledi. Vance, Washington’un Tahran’ın müzakerelerde kararları nasıl aldığı konusunda hâlâ emin olmadığını belirtti.

Vance, ABD’nin yurt dışındaki savaşlara müdahil olmasına uzun süredir kuşkuyla yaklaşsa da çatışmayı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde başrol oynadı ve geçen haziran ayında geçici bir anlaşmaya varılmasına aracılık etti. Ancak anlaşma kısa süre içinde çöktü.

Savaş, küresel enerji piyasalarını sarstı ve gelecek kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti için siyasi bir yük haline geldi.

Vance, pazartesi günü Alaska’daki seçim kampanyasının ardından verdiği röportajda, herhangi bir anlaşmanın İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini azaltmasını gerektireceğini söyledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Vance, İran’ın nükleer kapasitesini gelecekte azaltacağına dair güvence vermesinin yeterli olmayacağını belirtti.

Vance, «Nükleer silah istemiyorsanız, neden yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yakıta ihtiyacınız olsun? Nükleer silah üretmeyeceğinize dair taahhüdünüzü göstermek istiyorsanız, yüksek oranda zenginleştirilmiş yakıt üretmeyin. Bu son derece temel bir mesele» ifadelerini kullandı.

Vance, «Nükleer silah üretmeme konusundaki kararlılıklarını göstermek istiyorlarsa, zenginleştirme kapasiteleri konusunda somut adımlar atacaklarını düşünüyorum» diye konuştu.

İran ve ABD, son haftalarda savaşı sona erdirmeyi ve küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı amaçlayan öneriler sundu. Trump, Tahran’ın son teklifini reddetti ve askeri operasyonların Kongre ara seçimlerinin ardından artabileceği uyarısında bulundu.

Vance, ABD’nin hâlâ bir anlaşmaya varmaya açık olduğunu ancak bunun için İran’ın nükleer programına ilişkin somut tavizler vermesini şart koşacağını belirtti. “Sözleri eylemlerin yerine koymayacağız” dedi.

Washington Tahran’daki karar alma mekanizmasından emin değil

Vance, süreci daha da karmaşık hale getiren unsurlardan birinin Washington’un Tahran’da kararları kimin aldığı konusunda emin olmaması olduğunu kaydetti.

ABD’nin İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşmeler yürüttüğünü belirten Vance, savaşın başında düzenlenen ortak ABD-İsrail saldırılarında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından, iki ismin İran’daki güç yapısı içinde ne ölçüde yetkiye sahip olduğunun net olmadığını ifade etti.

Vance, «Ülkelerinin kararları nasıl aldığı tam olarak net değil. Fark ettiğimiz şeylerden biri bu» dedi.

Trump da dün yaptığı açıklamada, kendisi açısından «en büyük sorunun» İran’ı kimin yönettiğini kimsenin bilmemesi olduğunu söylemişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’li yetkililerin İran’daki muhataplarının kim olduğunu ve İran’daki karar alma mekanizmasının nasıl işlediğini çok iyi bildiklerini ifade etti.

Bekayi, haftalık basın toplantısında, «Asıl sorun tam tersidir; sorun, ABD’li yetkililerden gelen çelişkili tutumlar ve birbirleriyle örtüşmeyen mesajlardır» dedi.

Vance, Witkoff ve Kushner ile birlikte, İsviçre, 21 Haziran 2026 (AP)
Vance, Witkoff ve Kushner ile birlikte, İsviçre, 21 Haziran 2026 (AP)

Vance: İran Hürmüz Boğazı'ndan enerji ihracatını büyük ölçüde engelleyemiyor

Vance, Reuters’a yaptığı açıklamada, savaş alanındaki durumu değerlendirmek amacıyla sahadaki komutanlarla bizzat görüştüğünü söyledi.

Mühimmat konusunda yaşanan ciddi kıtlığa ilişkin endişeleri reddeden Vance, İran güçlerinin zaman zaman Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemileri vurabildiğini ancak enerji ihracatını bu su yolundan geçerek sürdürmeyi büyük ölçüde engelleyemediğini belirtti.

Beyaz Saray’ın baş müzakerecisi olarak sık sık anılmasına rağmen, bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen görüşmelere liderlik edip etmediği sorusuna yanıt vermeyen Vance, “Elbette sürece dahiliz. Nihayetinde dümeni elinde tutan ABD Başkanı’dır” dedi.

Savaş seçim kampanyasının ana gündemlerinden biri

Aylık maliyeti 3 milyar dolara ulaşan savaş, seçim kampanyasının başlıca gündemlerinden biri haline geldi. Enerji fiyatlarındaki artış, Trump ve Cumhuriyetçileri, Kongre’nin kontrolünü belirleyecek çekişmeli eyaletlerde seçmenlere karşı kendilerini savunmak zorunda bıraktı.

Vance, Trump’ın çatışmayı yönetme biçimine yönelik eleştirileri hafifletmeye çalıştı. Seçmenlere, bu meselenin gelecek ay yapılacak seçimlerde Cumhuriyetçilere destek vermelerine engel olmaması gerektiğini söyledi.

Vance, Alaska’da yeniden seçilmek için Demokrat rakibi Mary Peltola ile başa baş bir yarış yürüten Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan’a destek amacıyla miting düzenledi.

Trump, 2024’te Alaska’da yüzde 13 puan farkla kazanmıştı. Ancak günlük yaşam maliyetlerindeki artış, eyaletteki seçimin sonucunu belirsiz hale getirdi.

Vance, Reuters konuşmadan önce konuşmasının önemli bir bölümünü özellikle enerji fiyatları başta olmak üzere hayat pahalılığına ilişkin endişelere ayırdı. Alaska’nın uzak konumu tüketim mallarının daha pahalı olmasına yol açarken, enerji üretimi de eyalet ekonomisinin başlıca sektörlerinden biri.

Miting sırasında Sullivan, Vance’i yanlışlıkla başkan yardımcısı yerine ABD başkanı olarak tanıtmak üzereyken kalabalık tezahürat yaptı. Vance, Trump’ın Beyaz Saray’daki olası halefleri arasında öne çıkan Cumhuriyetçi isimlerden biri olarak görülüyor.

Vance, daha sonra Reuters’a yaptığı açıklamada 2028’de başkanlığa aday olup olmayacağına henüz karar vermediğini söyledi.

“Ben doğam gereği temkinli bir insanım. Aslında bu konu hakkında pek fazla düşünmedim” şeklinde konuştu.


Flydubai operasyonu: İsrail jetleri uçağı vurmaya hazırdı

İsrailli yolcular, Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine gönderilmişti (Reuters)
İsrailli yolcular, Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine gönderilmişti (Reuters)
TT

Flydubai operasyonu: İsrail jetleri uçağı vurmaya hazırdı

İsrailli yolcular, Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine gönderilmişti (Reuters)
İsrailli yolcular, Flydubai'nin yedek uçağıyla ülkelerine gönderilmişti (Reuters)

İsrail ordusu, Dubai-Tel Aviv seferini yapan Flydubai uçağını acil durum protokolünü takip ederek vurmaya hazırlanmış.

30 Eylül'deki FZ1073 seferinde yardımcı pilot Hemmam el-Hammami, kaptan pilot Smit Machchhar'a acil durum baltasıyla saldırmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan İsrailli yetkililer, kontrolü ele geçirmeye çalışan yardımcı pilotun uçağı İsrail'deki Ben Gurion Havalimanı'na düşürmek istediğini öne sürdü.

Kaynaklar, el-Hammami'nin Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) sorgusunun devam ettiğini ve Tel Aviv yönetiminin gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtiyor.

İsrail medyasındaki haberde iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet görevlilerinin de BAE'li yetkililerle Hammami'nin sorgusuna katıldığı aktarıldı.

Diğer yandan kimliklerinin gizli tutulması şartıyla CBS'e konuşan İsrailli yetkililer, İsrail Hava Kuvvetleri'nin, acil durum kodu veren uçakla irtibat kurmaya çalıştığını ancak yanıt gelmemesi üzerine acil durum protokolünün devreye alındığını söylüyor.

İsrail savaş jetlerinin havalandırıldığı ve ülkenin hava sahasının kapatıldığı belirtiliyor. Kaynaklar, FZ1073 sefer sayılı uçağın belirli bir mesafeye yaklaşması halinde İsrail ordusuna ait savaş jetlerinin Ürdün hava sahasına girerek olaya müdahale etmeye hazırlandığını aktarıyor.

Acil durum protokolüne göre İsrailli pilotların, kokpiti incelemek ve Flydubai pilotuyla görsel temas kurmak için uçağa yaklaşmaya çalışması gerekecekti.

Uçağın kaçırıldığının tespit edilmesi ve saldırganlarla iletişim kurulamaması halinde Savunma Bakanı Israel Katz ve Başbakan Binyamin Netanyahu'ya bilgilendirme yapılacaktı.

Protokol, İsrail'e yaklaşan kaçak bir uçağın vurulmasını öngörüyor ancak bu kararı yalnızca başbakan verebiliyor. Kaynaklar İsrail'deki "yüksek değerli hedeflere" çarpmasındansa çoğu İsrail vatandaşı 172 kişiyi taşıyan uçağın vurulmasının "daha iyi bir seçenek olarak değerlendirileceğini" belirtiyor.  

Ancak Tel Aviv yönetimi, uçağın Suudi Arabistan'a dönmeye başladığını fark edince savaş jetlerini geri çağırmış.

BAE menşeili havayolu şirketi Flydubai'nin bir uçağına düzenlenen saldırının nedeni henüz belirlenemedi. BAE Başsavcısı Hamed Seyf eş-Şamisi, 3 Ekim'deki açıklamasında ön soruşturmanın, yardımcı pilotun terör eylemi gerçekleştirmeye teşebbüs ettiğini ortaya koyduğunu duyurmuştu.

Şamisi, yardımcı pilotun uçuş sırasında kokpitte kaptan pilota acil durum baltasıyla saldırdığını ve uçağın kontrolünü ele geçirmeye çalıştığını belirtmişti.

30 saniyeden kısa süre içinde 14 bin feet (yaklaşık 4 bin 300 metre) irtifa kaybeden uçaktaki saldırıda, yolcular kokpite girerek yardımcı pilota müdahale etmişti. Daha sonra iki yedek Flydubai pilotunun kontrolü devralmasıyla uçak, Suudi Arabistan'ın Tebük Havalimanı'na acil inmişti.

Independent Türkçe, CBS News, Times of Israel, CNN