İsrail’de askeri düzeyde duyurulan “taktik ateşkes” anlaşmazlıklara neden oldu

Taktik ateşkes BM tarafından memnuniyetle karşılanırken, Netanyahu ve Ben-Gvir karşı çıktı, Gallant karardan daha önce haberdar olduğu iddialarını reddetti

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi (ortada) 23 Aralık'ta Han Yunus'ta subaylarla yaptığı toplantı sırasında. (İsrail ordusu - AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi (ortada) 23 Aralık'ta Han Yunus'ta subaylarla yaptığı toplantı sırasında. (İsrail ordusu - AFP)
TT

İsrail’de askeri düzeyde duyurulan “taktik ateşkes” anlaşmazlıklara neden oldu

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi (ortada) 23 Aralık'ta Han Yunus'ta subaylarla yaptığı toplantı sırasında. (İsrail ordusu - AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi (ortada) 23 Aralık'ta Han Yunus'ta subaylarla yaptığı toplantı sırasında. (İsrail ordusu - AFP)

İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail ordusunun dün sabah Gazze Şeridi'nin güneyinde duyurduğu, ancak Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın karardan daha önce haberdar olmadığını iddia ettiği askeri düzeyde açıklanan ‘taktik ateşkesin’ anlaşmazlıklara yol açtığını bildirdi.

İsrail ordusu, insani yardımların girişine izin vermek için Gazze Şeridi'nin güneyindeki bir bölgede günün belirli saatlerinde askeri faaliyetlerde taktiksel bir ateşkesten söz etti.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, insani yardımların Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan girip Selahaddin Caddesi’ne ve oradan da kuzeye doğru gitmek üzere Gazze Şeridi’ne ulaştırılması için askeri operasyonlarda yerel bir taktik ateşkesin bir sonraki duyuruya kadar her gün 08.00-19.00 saatleri arasında uygulanacağı belirtildi.

Netanyahu ve Ben-Gvir öfkeli

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kabine toplantısında yaptığı açıklamada “İsrail, ordusu olan bir ülkedir, tersi değil” diyerek ordu tarafından yapılan açıklamayı sert bir eleştiriyle karşıladı. Netanyahu, ‘bu tür kararların kabul edilemez olduğunu ve askeri düzeyde alındığını’ da sözlerine ekledi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, taktiksel ateşkes kararına öfke kustu. Ben-Gvir, “İnsani yardımların ulaştırılması için taktiksel ateşkes kararı veren her kimse, görevde kalmaması gereken kötü ve aptal bir ‘kişi’” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığına göre Ben-Gvir, “Bize sadece daha fazla ölüm getiren bu çılgınca ve hayalci yaklaşımı durdurmanın zamanı geldi” diye ekledi.

gumu7m
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Ancak İsrail ordusu, tepkiler üzerine bir açıklama daha yaptı. Açıklamada, Gazze Şeridi'nin güneyinde çatışmaların durdurulmadığı, Refah'taki askeri operasyonların devam ettiği belirtildi.

Gazze Şeridi'ne ticari malların girişinde herhangi bir değişiklik olmadığı ifade edilen açıklamada, Gazze Şeridi'ne ticari malların girişinin yapıldığı koridorun, uluslararası örgütlerle koordinasyon halinde, sadece insani yardımların taşınması için gün boyunca açık olacağı vurgulandı.

İsrail ordusunun bu açıklamasından önce Gazze Şeridi'nde sekizi bir bombanın infilak etmesi sonucu olmak üzere 11 İsrail askeri öldü.

Refah bombalandı

Öte yandan AFP, dün, Gazze Şeridi'nin orta kesimleri ve diğer bölgelerinde herhangi bir hava saldırısı, bombardıman ya da çatışma yaşanmadığını, ancak Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinin bombalandığını ve çatışma sesleri duyulduğunu bildirdi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze şehrinde yaşayan Hayti el-Guta (30) dün “Sabah saatlerinden beri ortalık birden sessizleşti, ateş edilmiyor, bombardıman yok. Bu çok garip.” diyerek bunun kalıcı bir ateşkesin ayak sesleri olmasını umduğunu ifade etti.

BM memnuniyetle karşıladı

Cenevre'de bir BM sözcü tarafından yapılan açıklamaya göre BM, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki askeri operasyonlara bir gün ara verildiğini açıklamasını memnuniyetle karşılayarak bunun insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştıracak ‘başka somut bir adımın önünü açmasını’ istedi.

BM, Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giren yardım tırlarının, bombardıman ve çatışmalar nedeniyle su, gıda ve ilaçtan yoksun olan Gazzelilere ulaştırılmasının ve dağıtılmasının zor olduğuna dikkati çekti.

Diğer taraftan İsrail ordusu tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde sekiz askerin öldürüldüğünü bildirdi. Açıklamaya göre İsrail askerlerinin içinde bulunduğu zırhlı araç ‘bir bombanın infilak etmesi sonucu’ havaya uçtu. Daha sonra Gazze Şeridi’nin kuzeyinde iki askerinin öldüğünü duyuran İsrail ordusu, bir askerinin de aldığı yaralar nedeniyle öldüğünü ekledi.

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamaya göre Netanyahu, “Tüm İsrail ulusunun bu zor anda (ölen askerlerin) sevgili ailelerini kucaklıyor” dedi.

Netanyahu, özellikle Hamas'ın askeri ve hükümet kabiliyetlerinin yok edilmesine ve rehinelerin geri verilmesine atıfla savaşın hedeflerinin ‘büyük bir bedeli olmasına rağmen’ korunması gerektiğinin altını çizdi.

dthryjuk
Gazze Şeridi'nin tüm mahalleleri harabeye döndü (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın, ABD'li mevkidaşı Lloyd Austin'in daveti üzerine Gazze'deki savaşı görüşmek üzere yakında Washington'a gideceğini açıkladı.

Yiyecek eksikliği

Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar Kurban Bayramı’nı kutlarken, Gazze’deki Filistinliler temel ihtiyaç maddelerine ulaşmakta ciddi bir sıkıntı yaşıyor.

Onlarca kişi Gazze'de İsrail’in bombardımanları sonucu hasar gören Ömeri Camii’nin yıkıntıları önünde bayram namazı kılarken, diğer Filistinliler de savaşta ölen yakınlarının mezarları başına giderek dua ettiler.

Cibaliye Mülteci Kampı sakinlerinden Ümmü Muhammed el-Katari, “Bu bayram çok farklı. Çok fazla insan kaybettik ve çok fazla yıkım var. Bayram namazına üzgün geldim. Çünkü en büyük oğlumu kaybettim” diye konuştu.

BM’nin verilerine göre savaş Gazze'nin 2,4 milyonluk nüfusunun yüzde 75'ini yerinden ederken bu nüfus açlık tehlikesiyle karşı karşıya.

Bu arada, İsrail ve Hamas'ın birbiriyle çelişen talepleri nedeniyle ateşkes umutları azalıyor. Bu da ABD Başkanı Joe Biden'ın iki hafta önce açıkladığı teklif temelinde Gazze’de bir ateşkese ulaşma şansının çok az olduğu anlamına geliyor.

Biden, Gazze için ateşkes teklifinin İsrail tarafından önerildiğini açıklamıştı. Ancak Netanyahu, teklifi eksik bulduğunu belirterek, hükümetinin Hamas yenilgiye uğratılana kadar savaşı sürdürmeye kararlı olduğunu yineledi.

sdcfvgb
Gazzeliler gıda ve ilaç konusunda giderek kötüleşen bir krizle karşı karşıya (AFP)

ABD Başkanı Biden, bu bağlamda Hamas’ı, İsrail'in Gazze'deki yerleşim alanlarından çekilmesi, İsrailli rehinelerden bazılarının serbest bırakılması ve İsrail tarafından hapiste tutulan Filistinlilerin salıverilmesiyle birlikte altı haftalık bir ateşkes öngören teklifini engellemekle suçladı.

Taraflar arasındaki dolaylı müzakereleri yakından takip eden bir kaynak, Hamas’ın arabulucular Katar, Mısır ve ABD'ye, ateşkes teklifinde bazı değişikliklerin’ olduğu bir ön yanıt gönderdi. İsrail, Hamas’ın ‘kalıcı bir ateşkes ve İsrail güçlerinin Gazze'den tamamen çekilmesi için bir takvim belirlenmesi’ taleplerini sürekli olarak reddediyor.

Savaşta ölenler

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail ile Hamas Hareketi arasında sekiz ayı aşkın süredir devam eden savaşta ölenlerin sayısının en az 37 bin 337'ye yükseldi.

Açıklamada, son 24 saat içinde 41 kişinin daha öldüğü ve 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana yaralı sayısının 85 bin 299'a ulaştığı belirtildi.

Savaş, Hamas'ın İsrail'e düzenlediği, daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir saldırının ardından patlak verdi. AFP'nin İsrail'in resmi verilerine dayandırdığı haberine göre saldırı, çoğu sivil bin 194 kişinin ölümüne neden oldu.

İsrail ordusu, saldırı sırasında 251 kişinin kaçırıldığını, bunlardan 116'sının halen Gazze'de rehin tutulduğunu ve 41'inin öldüğünü açıkladı.



Kaostan kontrole... Trump, 2025 yılında Beyaz Saray'ı nasıl yeniden şekillendirdi?

Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
TT

Kaostan kontrole... Trump, 2025 yılında Beyaz Saray'ı nasıl yeniden şekillendirdi?

Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)

Beyaz Saray, artık yalnızca yürütme kararlarının alındığı bir merkez olmaktan çıktı; Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılı boyunca sert milliyetçi politikaların kalesine dönüştü. Bu süreçte Trump, ABD’nin iç ve dış politikasını yeniden şekillendirmeye yöneldi. Yürütme erkini yasama ve yargı organları pahasına güçlendirmekle yetinmeyen Trump, Beyaz Saray’ın kurumsal yapısında ve kullandığı araçlarda köklü değişiklikler yaptı; ilk döneminden çıkardığı derslerden yararlanarak daha düzenli, zaman zaman ise daha saldırgan bir gündem dayattı.

‘Önce Amerika’ sloganı altında 2025 yılı, başkanlık kararnamelerinin kullanımında dikkat çekici bir artışa, sert gümrük tarifelerinin uygulanmasına ve göçle mücadele ile sınır güvenliği konularında derin kutuplaşmalara sahne oldu. Buna ek olarak, tehdit ve askeri müdahale düzeyine varan uluslararası gerilimler yaşandı; bu gelişmeler Washington’un hem müttefikleriyle hem de rakipleriyle olan ilişkilerini yeniden biçimlendirdi.

Bu tabloya paralel olarak, yönetim kadroları içinde de bir rekabetin öne çıktığı görülmekte. Özellikle Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasındaki çekişme, 2028 başkanlık seçimlerinde Trump’ın olası halefliği etrafında yaşanabilecek güç mücadelelerinin erken bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat, görüşlerine başvurduğu uzmanlar ve eski ABD’li yetkililerin, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılının ABD’yi ekonomik ve siyasi açıdan daha içe kapanık bir çizgiye oturttuğu uyarısında bulunduğunu aktardı. Uzmanlar, uluslararası gerilimlerin ve iç bölünmelerin arttığı bir dönemde izlenen bu yaklaşımın, başkanlık makamının kişisel bir güç aracına dönüşmesi riskini beraberinde getirdiğini; demokrasinin aşınması ve ABD siyasetinde ‘güç doktrini’ olarak anılan anlayışın kalıcı hale gelmesi yönündeki endişeleri artırdığını ifade etti.

Kaostan düzene

Trump’ın ilk başkanlık dönemi (2017-2021), hızlı atamalar ve ani görevden almalarla yansıyan belirgin bir idari düzensizlikle karakterize edilmişti. Buna karşılık ikinci dönemi, daha hazırlıklı ve daha organize bir görünüm sergilemekte. Bu süreçte, başta Heritage Vakfı (The Heritage Foundation) tarafından hazırlanan ve muhafazakâr sağ politikaların güçlendirilmesini ve yürütme yetkilerinin genişletilmesini hedefleyen ‘Proje 2025’ olmak üzere, net bir ajandadan yararlanıldığı görülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da yeni gümrük vergisi listesini açıkladı. (AP)ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da yeni gümrük vergisi listesini açıkladı. (AP)

2025 yılının aralık ayı ortasına kadar Trump, 220’nin üzerinde başkanlık kararnamesi imzaladı. Bu sayı, ilk döneminin tamamında çıkardığı başkanlık kararnamelerinin toplamını aşarak, Franklin D. Roosevelt döneminden bu yana bu yetkinin en yoğun kullanıldığı dönemlerden birine işaret etti. Söz konusu kararnameler, Kongre’yi devre dışı bırakmak, çeşitlilik ve eşitlik politikaları gibi programları yürürlükten kaldırmak, güney sınırında güvenliği sıkılaştırmak ve göçe sert kısıtlamalar getirmek amacıyla kullanıldı. İlk dönemde daha çok doğaçlama nitelikte olan kararların aksine, ikinci dönemde ekonomi ve güvenlik ön plana çıktı; federal bürokrasinin küçültülmesi, ekonomik önceliklerin yeniden düzenlenmesi ve iş insanları ile teknoloji sektöründeki büyük aktörlerin yönetim içindeki rolünün artırılması hedeflendi.

Nisan 2025’te Trump, genel olarak yüzde 10 oranında gümrük tarifeleri uygulamaya koydu; bu oran Çin ve bazı diğer ülkeler için yüzde 50 ile 145 arasında değişen seviyelere yükseltildi. Amaç, dış ticaret açığını azaltmak olarak açıklandı. Ancak uzmanlara göre bu politikalar, sanayi sektöründe kısmi bir durgunluğa yol açtı ve Trump’ın seçim kampanyasında vadettiği ‘ekonomik refahın’ aksine, ABD orta sınıfını zayıflattı.

Uzmanlar, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında Beyaz Saray’ın iç çekişmelerin yaşandığı bir alandan, daha çok kontrol ve yönlendirme aracına dönüştüğünü belirtiyor. Gözlemcilere göre, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, başkanın karar alma süreçlerinde ve siyasi intikam eğilimlerini yönetmede önemli bir etkiye sahip. Aynı şekilde, 28 yaşındaki Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in de medya mesajlarının oluşturulması ve eleştirilere karşı duruşta artan bir rol üstlendiği ifade ediliyor. Her iki isim de Trump yönetimi içinde kadınların güçlü temsiline örnek olarak gösteriliyor.

ABD müdahaleleri devam ediyor

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi emekli büyükelçi James Jeffrey, Ortadoğu’da uluslararası müdahaleyi destekleyen bir çizginin etkili olduğuna işaret etti. Bu çizginin Steve Witkoff, Jared Kushner, Tom Barrack ve Morgan Ortagus’tan oluşan bir ekipten meydana geldiğini belirten Jeffrey, bu grubun Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile ittifak halinde olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Jeffrey, yönetim ile doğrudan Başkan Donald Trump’la bağlantılı güçlü ticari çıkarların bulunduğuna dikkat çekerek, bunun Ortadoğu’da askeri, ticari ve diplomatik angajmanın yoğun biçimde sürmesine yol açtığını ifade etti.

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, ABD Başkanı ve yönetim kadrosunun 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlediği görülüyor.Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, ABD Başkanı ve yönetim kadrosunun 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlediği görülüyor.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda kıdemli araştırmacı olan ve Demokrat ve Cumhuriyetçi birçok ABD yönetiminde görev yapmış bulunan Aaron David Miller ise Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılının pragmatizm ve hızlı anlaşmalar yapmaya odaklanma ile karakterize edildiğini savundu. Şarku’l Avsat’a konuşan Miller, Trump’ın sekiz çatışmayı sona erdirdiğini iddia etmesine rağmen, krizlerin derin nedenlerini ele almakla ilgilenmediğini; çatışmaları yalnızca yüzeysel biçimde sonlandırmakla yetindiğini söyledi.

Miller, değerlendirmesinde Gazze’ye özel bir parantez açarak, ateşkes sağlanmasına ve rehinelerin serbest bırakılmasına rağmen bölgenin ‘işlevsel bir istikrara’ yaklaşmadığını belirtti. İran konusunda ise ABD saldırılarının nükleer programı geciktirdiğini, ancak tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti. Venezuela’yı da ‘hızlı zafer’ anlayışının bir yansıması olarak tanımlayan Miller, Trump’ın demokratik bir geçiş için koşullar yaratmayı değil, Nicolas Maduro ve eşinin ‘kaçırılması’ yoluyla askeri güç gösterisi yapmayı hedeflediğini, buna karşın mevcut rejimin ayakta bırakıldığını ileri sürdü.

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, 23 Eylül'de New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei arasında yapılan toplantıya katıldı. (Reuters)Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, 23 Eylül'de New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei arasında yapılan toplantıya katıldı. (Reuters)

Miller, Trump’ın Amerikan kararlılığını ve gücünü yeniden tesis etme fikrini öne çıkardığını; bunun da dünya liderlerini hızla kendisiyle temas kurmaya yönelttiğini belirtti. Buna göre bazı liderler, Kolombiya Devlet Başkanı örneğinde olduğu gibi korku nedeniyle; bazıları, Maria Machado liderliğindeki Venezuela muhalefetinde görüldüğü üzere dışlanmışlık hissiyle; bazıları ise Avrupa Birliği (AB) örneğinde olduğu gibi iç bölünmeler sebebiyle Trump’la iletişime geçme arayışına girdi. Miller, Trump’ın dış politikasına yönelik yaygın bir öfke ve hayal kırıklığı bulunduğunu, buna karşılık dünya liderlerinin onu yatıştırmaya ve yakınlaşmaya yönelik çabalarının da eş zamanlı olarak arttığını gözlemlediğini ifade etti.

En büyük kaygısının ise ‘Amerikan siyasi sisteminin işlemez hale gelmesi’ olduğunu vurgulayan Miller, bu yapının onarılmasının ‘uzun zaman alacağını’ söyledi.

‘Önce Amerika’ hareketine duyulan hayal kırıklığı

ABD Başkanı’nın Venezuela’daki kısa süreli operasyonlardan Nijerya’da terörle mücadele kapsamında düzenlenen hava saldırılarına, oradan da Grönland üzerinde kontrol sağlama girişimlerine kadar uzanan dış müdahaleleri, Trump yönetimi içindeki izolasyoncu kanatta hayal kırıklığına yol açtı. Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde araştırmacı olan Scott Abramson, Trump’ın seçim tabanının ve yönetiminin, başkanın mayıs ayında Riyad’da yaptığı ve ‘anlamadıkları karmaşık toplumlara müdahale edenleri’ eleştirdiği konuşmayı memnuniyetle karşıladığını hatırlattı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ocak'ta Beyaz Saray'da (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ocak'ta Beyaz Saray'da (Reuters)

Ancak Abramson, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu konuşmadan bu yana ABD’nin dış angajmanının genişlediğine dikkat çekti. Abramson’a göre bu süreç, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasına arabuluculuktan Gazze’de ateşkes anlaşmasına, İsrail ile Suriye arasında bir uzlaşı sağlama girişimlerine kadar uzandı.

Abramson, ABD’nin İran’ın nükleer programını hedef almada elde ettiği başarıların ve Tahran’ın Batı yarımküredeki en yakın müttefiki olan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesinin, Trump’ın uluslararası alanda Amerikan gücünü kullanma eğilimini güçlendirdiğini savundu. Buna karşılık, Trump’ın seçim tabanındaki izolasyoncu kesimlerin bu yönelimden rahatsız olduğunu ve bunun ‘Önce Amerika’ sloganıyla çeliştiğini düşündüklerini belirtti.

Aaron David Miller ise bu sloganı farklı yorumladı. Miller’a göre ‘Önce Amerika’, bir izolasyon politikasından ziyade Trump’ın güç ve kontrol duygusunu, ABD’nin her yerde nüfuz sahibi olduğunu kanıtlama arzusunu yansıtıyor. Miller, başkanlık yetkilerinde ‘emsalsiz bir şişme’ yaşandığını, Amerikan norm ve kurumlarının zayıflatıldığını, yolsuzluk ve kayırmacılığın arttığını ve bunun ABD yönetiminin temel dokusuna zarar verdiğini ifade etti.

‘Güç, hak oluşturur’

Washington’daki Arap-Amerikan Enstitüsü Başkanı James Zogby, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılını ‘korkutucu’ olarak nitelendirerek, Amerikan demokrasisi ile iç ve dış politikaya verilen zararlar konusundaki endişesini dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Zogby, Trump’ın ‘anayasal korumaları parçaladığını, emirlerini yerine getiren güçleri serbest bıraktığını, protestoları bastırdığını ve binlerce federal çalışanın işten çıkarılmasına yol açan bir ekonomik program uyguladığını’ söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 15 Ocak'ta Minneapolis'te tahrip edilen bir ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu aracının fotoğrafını gösteriyor. (Reuters)Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 15 Ocak'ta Minneapolis'te tahrip edilen bir ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu aracının fotoğrafını gösteriyor. (Reuters)

Zogby’ye göre Trump’ın ilk dönemi farklıydı; çünkü generaller, kararlarını sınırlayacak mekanizmalar oluşturmuştu. İkinci döneminde ise Trump, ‘Proje 2025’ vizyonuna ve isteklerini yerine getirmeye hazır bir sadık kadroya güvenerek hareket etti; bu kadro siyasi hırs veya pozisyonlarını kaybetme korkusuyla Başkan’ın taleplerini uyguluyordu.

Zogby, Trump’ın uluslararası hukuktan uzaklaşması ve ‘kendi ahlak anlayışına’ dayanması durumunun, gücün hak oluşturduğu bir anlayışı pekiştirdiğini ifade etti. Zogby, Trump’ın Amerikalılara Venezuela petrolünden faydalanacakları yönündeki vaatlerinin gerçeğe dayalı olmadığını; ağır petrol altyapısının onarımının yıllar alacağını belirtti.

Beyaz Saray'daki rekabetçi atmosfer

Seçim kampanyaları yaklaşırken, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında belirgin bir rekabet göze çarpıyor. MAGA tabanına yakınlığıyla bilinen Vance, etkisini iç politikadaki hamlelerle güçlendirirken, Rubio ise açık bir rekabet olmadığını belirtip ülkesinin uluslararası alandaki varlığını artırmaya odaklanıyor.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Vance, 2028 başkanlık seçimleri için güçlü bir aday olarak görülürken, bu rekabet Cumhuriyetçi Parti içindeki milliyetçi ve geleneksel kanatlar arasındaki daha derin bir mücadelenin yansıması olarak değerlendiriliyor.

Zogby’ye göre bu çatışma esasen politika farklılıklarından ziyade nüfuz ve mevki mücadelesi etrafında şekilleniyor. Zogby, Trump’ın sadakat temelli atamaları ve ismini ulusal kurumların önüne koyma eğiliminin, ‘hırslı bir otoriter sistem’ inşasına işaret ettiğini ve bunun önümüzdeki yıllarda Amerikan demokrasisi üzerinde derin etkiler yaratabileceğini vurguladı.


Trump: Britanya, Chagos Adaları'nı Mauritius'a devrederek aptalca bir hata yaptı

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: Britanya, Chagos Adaları'nı Mauritius'a devrederek aptalca bir hata yaptı

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, kendisinin Danimarka'ya ait Grönland adasının kontrolünü ele geçirmeye çalıştığı bir dönemde, İngiltere'nin Hint Okyanusu'ndaki Chagos Adaları'nı Mauritius'a devretmeyi öngören 2024 tarihli anlaşmayı imzalamasının "büyük bir aptallık" olduğunu söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "İngiltere'nin bu kadar hayati bir bölgeyi vermesi çok aptalca bir hareket ve Grönland'ı ele geçirmemiz için ulusal güvenlik nedenlerinin çok uzun listesindeki bir diğer madde" ifadelerini kullandı.

Bu, Trump'ın daha önce anlaşmayı desteklediği göz önüne alındığında, pozisyonunda önemli bir değişikliğe işaret ediyor.

2024 yılında Britanya, eski sömürgesi Mauritius'un Chagos Adaları üzerindeki egemenliğini tanıyan ve takımadaların en büyük adası olan Diego Garcia'da kira sözleşmesiyle ortak bir İngiliz-Amerikan askeri üssünü elinde tutan "tarihi bir anlaşmaya" imza attı.

Britanya, eski sömürgesinin 1960'larda bağımsızlığını kazanmasının ardından Chagos Adaları üzerindeki kontrolünü elinde tutmuştu.

Trump şunları yazdı: “Şaşırtıcı bir hamleyle, büyük NATO müttefikimiz Birleşik Krallık, hayati önem taşıyan bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Diego Garcia'yı hiçbir sebep yokken Mauritius'a devretmeyi planlıyor.”

Şöyle devam etti: “Çin ve Rusya'nın bu tam bir zayıflık gösterisine karşı tetikte olduklarından şüphe yok” diyerek “Bunlar sadece gücü anlayan uluslararası güçlerdir; bu yüzden, benim liderliğim altında, sadece bir yıl içinde, Amerika Birleşik Devletleri daha önce hiç olmadığı kadar saygı görüyor.”

Trump, Chagos'u Grönland'a benzeterek, "Danimarka ve Avrupalı ​​müttefikleri doğru olanı yapmalı" diye yazdı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Chagos anlaşması geçen mayıs ayında Londra'da imzalandı ve o dönemde Washington tarafından onaylandı.

 ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlaşmayı Twitter üzerinden övdü ve Diego Garcia üssünün "uzun vadeli, istikrarlı ve etkili kullanımını sağladığını" ve bunun "bölgesel ve küresel güvenliğin temel taşı" olduğunu belirtti.


"Amerika'nın gitmesini sağlayın"... Trump'ın şapkası, Grönland'a yönelik tehditlerine karşı bir alay konusu haline geldi

Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
TT

"Amerika'nın gitmesini sağlayın"... Trump'ın şapkası, Grönland'a yönelik tehditlerine karşı bir alay konusu haline geldi

Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)

Danimarka'daki protestocular, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme tehditleriyle alay etmek amacıyla, onun ünlü "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" şapkasına benzer kırmızı beyzbol şapkaları taktılar, ancak sloganı "Amerika'yı Harekete Geçir" (Make America Go) ile değiştirdiler.

İngiliz gazetesi The Independent'a göre bu hicivli şapkalar Kopenhag'da vintage giyim mağazası sahibi Jesper Rabe Tønnesen tarafından tasarlandı.

Geçen yılki ilk üretim denemesi başarısız oldu, ancak Trump yönetiminin Grönland ile ilgili söylemlerini sertleştirmesinin ardından şapkalar sosyal medyada ve kamuoyu protestolarında geniş bir popülerlik kazandı.

Bu hicivli şapkalar Jesper Rabe Tonesen tarafından tasarlandı (AFP)Bu hicivli şapkalar Jesper Rabe Tonesen tarafından tasarlandı (AFP)

Tonisen şunları söyledi: "Talep o kadar ani arttı ki, tüm stok tek bir hafta sonu içinde tükendi ve şimdi binlerce daha üretmek için çalışıyorum."

Cumartesi günkü gösteride kırmızı şapkalardan birini takan, Danimarka'nın Kopenhag kentinde yaşayan 76 yaşındaki Lars Hermansen, "Grönland'a desteğimi ve aynı zamanda ABD başkanını sevmediğimi de göstermek istiyorum" dedi.

 Hiciv şapkalarından takan bir diğer protestocu 49 yaşındaki Christian Boye ise Kopenhag Belediye Binası önündeki gösterinin "hicivsel bir tonda olduğunu, ancak ciddi mesaj taşıdığını" söyledi.

Şapka takan bir protestocu (AFP)Şapka takan bir protestocu (AFP)

Şöyle devam etti: “Şu anda son derece zor zamanlardan geçen Grönland halkını desteklemek için buradayım. Ülkelerinin işgali tehdidi altındalar. Bence bu hiçbir şekilde kabul edilemez.”

Cumartesi günkü yürüyüşte protestocular Danimarka ve Grönland bayraklarını salladılar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bölge üzerindeki egemenlik iddialarıyla alay eden el yapımı pankartlar taşıdılar.

Bir pankartta “Hayır, hayır demektir”, diğerinde ise “Amerika'yı Yeniden Akıllı Hale Getirelim” yazıyordu.

Avrupa hükümetleri, Grönland'a yönelik tehditlerin Batı güvenliğini zayıflattığı konusunda uyararak Danimarka ile dayanışma içinde olduklarını belirtiyor.

Trump, Grönland'ın ABD kontrolüne karşı çıkan sekiz ülkeye ilave gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.

Avrupa Birliği ise ABD başkanının ticaret tehditlerini hayata geçirmesi halinde "araçlara" sahip olduğunu ve "harekete geçmeye hazır" olduğunu vurgulayarak, gerginliğin tırmanması yerine "diyalog" çağrısını sürdürüyor.

Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, bu tehditlerin adanın egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını savunma duruşunu etkilemediğini açıkladı.

Avrupa liderleri, Trump'ın Grönland'a ilişkin tekrarlanan tehditlerini ve önerilen gümrük vergilerini görüşmek üzere perşembe akşamı Brüksel'de acil  zirvede bir araya geliyor.