Batı Şeria'nın ‘sessizce’ İsrail'e ilhakının önünü açan idari uygulamalar

Smotrich, Batı Şeria’nın yönetim yetkilerini İsrail Savunma Bakanı'na bağlı Sivil İdare'den alınıp alt kadrolara verileceğini ve Savunma Bakanlığı'nda 26 üyeli hukuk danışmanlığı birimi oluşturulacağını açıkladı

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa’nın el-Halil şehrinin güneyindeki Masafer Yatta bölgesini ziyaretinden bir kare (WAFA)
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa’nın el-Halil şehrinin güneyindeki Masafer Yatta bölgesini ziyaretinden bir kare (WAFA)
TT

Batı Şeria'nın ‘sessizce’ İsrail'e ilhakının önünü açan idari uygulamalar

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa’nın el-Halil şehrinin güneyindeki Masafer Yatta bölgesini ziyaretinden bir kare (WAFA)
Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa’nın el-Halil şehrinin güneyindeki Masafer Yatta bölgesini ziyaretinden bir kare (WAFA)

Halil Musa

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'nın fiilen İsrail'e ilhak edilmesinin önünü açan bazı idari uygulamaları duyurdu. Filistinliler "kararlılıklarının ve fedakarlıklarının tüm Yahudileştirme ve sömürgeleştirme projelerini başarısızlığa uğratacağını" söyleyerek bu uygulamalara karşı çıktılar.

Kalkaliye yakınlarındaki bir İsrail yerleşim biriminde partisinin üyeleriyle bir araya gelen Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail’e ilhakına giden adımları açıkladı. Ancak bu adımlara dair resmi bir duyuru yapılmazken İsrail tarafından herhangi bir yasa da çıkarılmadı.

Söz konusu uygulamalar arasında, Batı Şeria'da yönetimin yetkilerini İsrail Savunma Bakanı'na bağlı Sivil İdare'den alınarak Smotrich'e bağlı sivil yetkililere verilmesi ve yerleşimcilere İsrail yasalarının uygulanması yer alıyor.

Smotrich, ‘İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu tarafından desteklendiğini’ söylediği politikasının genel amacının bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek olduğunu belirterek, “Bu topraklara yerleşmek, onu inşa etmek ve bölünmesini önlemek için geldik” ifadelerini kullandı.

Smotrich’e göre bu politika ‘uzun soluklu yapısal değişiklikler’ öngörüyor.

Dini Siyonizm Partisi'nin lideri Smotrich, 9 Mart'ta parti içi düzenlenen bir kongrede yaptığı konuşmada ‘Sivil İdare’nin lağvedilmesi sürecinin sona erdiğini ve Savunma Bakanlığı bünyesinde yeni bir yapı oluşturulduğunu’ söylemişti.

Smotrich'in ofisinden dün yapılan açıklamada, “Gazze Şeridi’nden başlatılan 7 Ekim 2023 katliamı, İsrail bir bölgeden çekildiğinde boşluğu terörizmin doldurduğunu kanıtladı” denildi.

Yüksek sesle

İsrail merkezli Peace Now örgütü, ‘Batı Şeria'nın ilhakını aktif olarak takip ettiklerini’ belirterek Smotrich'in ‘Netanyahu'nun saklamaya çalıştıklarını yüksek sesle söylediğini’ vurguladı.

Peace Now, İsrail'in ‘Batı Şeria’nın yönetim yetkilerini ordudan alıp sivil bir oluşuma devrederek uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini’ kaydetti.

Peace Now’a göre yasadışı ilhak, şu an resmi olarak Filistinliler için ve İsrailli yerleşimciler için iki yasal sistemin işlediğini gösteriyor.

İsrailli bakanın konuşması sızdı

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre Smotrich, sızdırılan konuşmasında Batı Şeria üzerinde İsrail'in sivil kontrolünü dayatmaya yönelik hükümet planını ifşa etti. Smotrich, 9 Haziran’da Batı Şeria’da partisinin düzenlediği toplantıda, İsrail hükümetinin, yasadışı İsrailli yerleşimcilere Batı Şeria’nın yönetilme şeklini değiştirmek ve resmi olarak ilhak ile suçlanmadan bölgedeki kontrolünü sağlamlaştırmak için gizli çabalar içinde olduğunu söyledi.

Smotrich, ses kaydının sızmasının ardından ‘planın sırlarını ifşa etmediğini, ne yaptığının açık olduğunu’ söylediği bir açıklama yaptı.

‘İsrail’e karşı bir Filistin devleti kurulması tehdidini engellemek için tüm gücüyle mücadele edeceği’ sözünü veren Smotrich, yetkileri sayesinde yerleşim yerlerini geliştirmeye ve güvenliği güçlendirmeye devam edeceğini kaydetti.

Smotrich, İsraillilerin ezici çoğunluğunun Batı Şeria'da bir Filistin devletinin kurulmasının İsrail’in bekasını tehlikeye atacağının farkında olduğunu öne sürdü.

Smotrich, yaklaşık bir ay önce Hillel Roth'u Sivil İdare'nin Başkan Yardımcısı olarak atamış, ona yerleşim yerleri inşa etme ve Filistinlilerin topraklarına el koyma yetkisi vermişti.

Smotrich'e göre Roth, emirleri imzalama, Yüksek Planlama Komitesi’ni toplamaya, devlet arazisi ilan etme, yol kamulaştırmalarını imzalama gibi tüm yetkiye sahip olacak.

Geniş kapsamlı yetkiler

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel'den aktardığı habere göre göreve atanan Roth, aynı zamanda Savunma Bakanlığı'nda Smotrich için çalışıyor ve Batı Şeria üzerinde geniş yetkilere sahip.

Smotrich, bu adımın esasen Batı Şeria'daki sivil işlerle ilgili yetkilerin büyük bir kısmını Savunma Bakanlığı dışında faaliyet gösteren bir sivilin eline vermeyi amaçladığını da sözlerine ekledi.

İsrail Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili, hukuki konularla ilgili yaptığı açıklamada, tüm yerleşim birimleri ve arazi konularının Askeri Hukuk Danışmanlığı’ndan İsrail Savunma Bakanlığı'na devredileceğini söyledi.

Smotrich, İsrail Savunma Bakanlığı'nda 26 üyeli hukuk danışmanlığı birimi oluşturulacağını belirterek askeri hukuk danışmanı askeri özelliklere sahipken, Savunma Bakanlığı'ndaki hukuk danışmanlığı departmanının tamamen farklı bir görevi olduğunu kaydetti.

İsrailli bakan İsrail Savunma Bakanlığı'nda oluşturulması planlanan birime atıfla ‘ayrı bir sivil sistem kurulduğunu ve Savunma Bakanlığı bünyesinde olduğunu’ açıkladı.

Smotrich'in politikasının pratiğe geçirilmesinin bir işareti olarak Yerleşim Birimleri İdaresi, 63 yerleşim karakolunu yasallaştırmak amacıyla bir liste üzerinde çalışmaya başladı. Maliye Bakanı görevini yürüten Smotrich, bunun için gerekli bütçenin ayrıldığını belirtti.

Tarımsal yerleşim

Arazi korumanın en etkili yönetimi olarak tarımsal yerleşimden bahseden Smotrich, “Bir çiftçi ve bin inek alıyorsunuz ve 40 bin dönüm sizi koruyor. Yakında bu çiftliklerin yasallaştırılması için bir model oluşturacağız” diye konuştu.

Smotrich'e göre bu modelin uygulanması, hükümetin altyapıya yatırım yapmasının, su, elektrik ve yol sağlamasının önünü açacak ve bu büyük bir strateji.

Önümüzdeki beş yıl içinde Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine giden ve bu yerleşim birimlerini İsrail’e bağlayan yolların geliştirilmesi için yaklaşık 2 milyar dolar tahsis eden Maliye Bakanı bu planın bir milyondan fazla İsrailliyi çekmeyi hedeflediğini belirtti.

Smotrich, yol ağının Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin İsrail şehirlerine bağlanmalarını hızlandırmayı amaçladığını söyledi.

Buna karşın Smotrich, özellikle Batı Şeria'nın yüzde 60'ını kapsayan C Bölgesi'nde Filistinlilere ait evlerin yıkım çalışmalarına hız verdi.

Özel birim

İsrail Maliye Bakanı, Savunma Bakanı Yoav Gallant ile bu konuda yeni bir mekanizma ve Filistinlilerin ‘kaçak’ olduğu öne sürülen evlerinin yıkımını gerçekleştirmek üzere İsrail ordusunda özel bir birimin kurulması üzerinde çalışıyor.

Smotrich, bu çabaları ‘jeopolitik, stratejik ve güvenlik’ meselesi olarak tanımladı.

Öte yandan Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, ‘Filistinlilerin topraklarında kalmaktaki kararlılıklarının ve fedakârlıklarının tüm Yahudileştirme ve yerleşim birimi inşa etme projelerini başarısızlığa uğratacağını’ vurguladı.

Batı Şeria’nın el-Halil şehrinin güneyindeki Masafer Yatta bölgesinde Filistinlileri ziyaret eden Mustafa burada yaptığı açıklamada " Bugün Masafer Yatta'da olmamız Smotrich ve diğerlerine verilecek en iyi cevaptır” dedi.

Filistin Başbakanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Smotrich'in bir programı varsa bizim de bir programımız var. O halkımızı buradan çıkarmak istiyor, bizse burayı istikrara kavuşturmak için çalışıyoruz. Yahudi devletinin sınırlarını nehirden denize kadar genişletmek istiyor, ama biz ona bunun olmayacağını söylüyoruz.

Yaşananlar ‘irade ve beka mücadelesinin bir başka tezahürü’ olarak nitelendiren Başbakan Mustafa, işgalci İsrail’in amacının halkımızı kontrol etmek ve ortadan kaldırmak olduğunu da sözlerine ekledi.

Filistin Başbakanı, İsrail’in projesi karşısında kararlılığın, amaç birliğinin, araçlara odaklanmanın ve işgalci İsrail’in yükümlülüğünü artırmanın yanı sıra makul düzeyde kendine güven, azim ve sıkı çalışmanın başarıya götüren en iyi yol olduğunu da sözlerine ekledi.

“Büyük İsrail”

İsrail uzmanı Muhammed Helse, Smotrich'in sızdırılan açıklamalarının, İsrail hükümetinin Filistin varlığını ortadan kaldırmaya ve Batı Şeria'yı ilhak etmeye yönelik uygulamaları ve hamleleriyle her gün pratiğe döküldüğünü söyledi.

Helse, Smotrich'in lideri olduğu Dini Siyonizm Partisi’nin tüzüğünün, merkezinde Batı Şeria'nın olduğu Büyük İsrail'in kurulması çağrısında bulunduğunu belirtti.

Smotrich'in Netanyahu'nun söz konusu uygulamaları desteklediğini söylemesini değerlendiren Helse, Netanyahu'nun hükümetteki taraflar arasında Batı Şeria'da kalma konusundaki görüş birliği çerçevesinde aşırı sağı yatıştırmaya çalıştığını ifade etti.

Helse, sözlerine şöyle devam etti:

“Netanyahu, Gazze Şeridi’ndeki savaşın sona ermesinin ardından Batı Şeria’yı ve buradaki Filistin varlığını tehdit etmesine rağmen aşırı sağa özgürlük tanıyacak gibi görünüyor” dedi.

Helse, İsrail sağının ‘Batı Şeria'daki eylemleri yasallaştırmak ve burayı resmen ve yasal olarak İsrail'e katmak için Knesset'te (İsrail parlamentosu) bir yasa tasarısı sunulduğunda bir karar anına gelmiş olacağını’ da sözlerine ekledi.

Netanyahu'nun desteği

İsrail uzmanı İsmet Mansur ise Smotrich'in eylemlerinin ‘Netanyahu hükümeti değişse ya da görevden ayrılsa bile geri alınması zor olacak büyük bir değişim teşkil ettiğini ve bir oldu-bitti dayattığını’ söyledi.

Bu önlemlerin Smotrich'in Batı Şeria'daki Filistin varlığını zayıflatma ve Filistin Yönetimi'nin altını oyma programıyla uyumlu olduğunu söyledi.

Smotrich'in açıklamasında şaşırtıcı olanın Netanyahu'nun bu uygulamaları ve ‘sessiz’ ilhakı desteklediğini beyan etmesi olduğunu söyleyen Mansur, İsrail’in ‘ABD ve dünyanın geri kalanının tepkisini çekmeden Batı Şeria'yı sessizce ve fiili bir şekilde ilhak etmeye çalıştığı’ yorumunda bulundu.



FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
TT

FBI, İran savaşı nedeniyle istifa eden Joe Kent’in peşinde

Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)
Joe Kent, özel harekatçı olarak Ortadoğu'daki birçok cephede görev yapmıştı (AP)

FBI, İran savaşını eleştirerek istifa eden ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent hakkında gizli bilgileri sızdırdığı gerekçesiyle inceleme yürütüyor.

Adlarının gizli tutulması şartıyla Semafor'a konuşan ABD'li yetkililer, FBI'ın aylardır Kent hakkında soruşturma yürüttüğünü söylüyor.  

Kaynaklar, gizli bilgilerin sızdırılmasıyla ilgili incelemenin ne zaman başlatıldığına dair ayrıntı vermiyor.

Axios'a konuşan yetkililer de FBI soruşturması hakkındaki detayların gizli tutulduğunu söylüyor.

Ancak kaynaklardan birine göre, Kent'in Tucker Carlson ve başka bir muhafazakar podcast sunucusuna bilgi sızdırdığından şüpheleniliyor. İsrail ve İran'la ilgili sızdırılan istihbarat bilgilerinin de FBI tarafından incelendiği aktarılıyor.

Yetkililerden biri, Kent'in "aylardır takip edildiğini" belirterek pozisyonundan da bu yüzden istifa ettiğini savunuyor:

Kent, bu incelemenin istifasına misilleme olarak yapıldığını iddia etmeye çalışacak. Fakat durum tam tersi; soruşturma altında olduğunun farkında ve bu yüzden istifa etti.

Semafor ve Axios, FBI'ın yorum taleplerini reddettiğini, Kent'in de henüz açıklama yapmadığını aktarıyor.

Diğer yandan New York Times'ın 28 Ekim 2025'teki haberinde, Kent'in muhafazakar aktivist Charlie Kirk'ün cinayetiyle ilgili soruşturma dosyalarına erişmeye çalışırken FBI'la karşı karşıya geldiği yazılmıştı.

Haberde, Kent'in Kirk cinayetinde "yabancı ajanların" rol oynamış olabileceği ihtimaline karşı FBI dosyalarını incelediği ifade edilmişti. FBI Direktörü Kash Patel'in ise yetki sınırlarını aştığı gerekçesiyle Kent'e tepki gösterdiği aktarılmıştı.

Kent, salı günü yayımladığı istifa açıklamasında "İran'daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem" diyerek görevinden ayrıldığını duyurmuştu. İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığı halde ülkesinin "İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle" savaşa girdiği yorumunu yapmıştı.

İstifasının ardından çarşamba günü Tucker Carlson'a verdiği söyleşide de Kent, İran'ın ABD'ye saldıracağına yönelik hiçbir istihbarat olmadığını vurguladı. Ayrıca karar verici konumundaki birçok yetkilinin Trump'la görüşlerini paylaşmasına izin verilmediğini de savundu.

45 yaşındaki siyasetçi, ABD Özel Harekat Birlikleri bünyesinde 11 kez savaşa katılmış, daha sonra ordudan ayrılarak CIA'de çalışmaya başlamıştı. İki çocuk sahibi Kent'in donanmada kriptolog olarak görev yapan eşi de 2019'da Suriye'deki bir saldırıda hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Semafor, Axios, Guardian


Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
TT

Trump’ın tehlikeli Hürmüz Boğazı planı: Adalar da ele geçirilebilir

Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)
Amerikan donanması askerleri geçen ay Japonya'da tatbikat yapmıştı (ABD Donanması/Facebook)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Hark Adası'nı ele geçirmek ve Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine açmak için bölgeye daha fazla asker gönderebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması kaydıyla Reuters'a konuşan, aralarında Amerikalı yetkililerin de yer aldığı kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişinin sağlanması için ABD'nin bölgedeki donanma ve hava gücünü artırmayı planladığını söylüyor.

Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ının gerçekleştirildiği Hark Adası'na asker konuşlandırmayı da düşünüyor. Ancak yetkililer, İran'ın adayı drone ve füzelerle vurabileceği için böyle bir hamlenin çok riskli olacağını vurguluyor.

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait jetler, 13 Mart'ta Basra Körfezi'ndeki adada yer alan askeri hedefleri vurmuş ancak petrol altyapısını hedef almamıştı.

Öte yandan Wall Street Journal, yaklaşık 2 bin 200 kişilik 31. Deniz Piyade Sefer Birimi'nin Ortadoğu'ya sevk edildiğini 13 Mart'ta yazmıştı.  

Gazetenin dün yayımlanan analizinde, özel operasyonlara katılan askerlerin İran'ın güney kıyılarındaki bazı adaları ele geçirmek için kullanılabileceği savunuluyor.

Amfibi saldırı gemisi USS Tripoli'deki donanma askerlerinin, yaklaşık bir haftada Japonya açıklarından Ortadoğu'ya varması planlanıyor.

Gemileri üs olarak kullanarak operasyon yürüten ekip, zırhlı araçlar ve topçu silahlarıyla donatılmış kara muharebe birimi; helikopterler ve F-35B gibi jet avcı uçaklarına sahip hava birimi; koordinasyonu sağlayan komuta ekibi ve ikmalle ekipman bakımını üstlenen lojistik taburundan oluşuyor.

Analistler, donanma harekatçılarının Hark Adası'ndaki petrol altyapısını ele geçirmesi halinde Trump yönetiminin bunu Tahran'a karşı koz olarak kullanabileceğini söylüyor. Ayrıca askerlerin, İran'ın en büyük adası Keşm'e veya onun yakınındaki Kiş Adası ya da Hürmüz Adası'na konuşlandırılabileceğini belirtiyorlar.

New York Times'ın 17 Mart'ta yayımlanan analizinde de İran'ın elindeki nükleer yakıt stokunu ele geçirmek veya imha etmek için kara harekatı düzenlenebileceği yazılmıştı. Bunun "her açıdan modern Amerikan tarihinin en cüretkar ve en riskli askeri operasyonlarından biri olacağı" uyarısında bulunulmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın çarşamba günü yayımladığı açıklamada, 28 Şubat'tan bu yana ABD'nin İran'a 7 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği, İran'a ait 120'den fazla geminin hasar gördüğü veya imha edildiği bildirildi.

Savaşta şimdiye dek 13 ABD askeri öldürülürken, 200 kişi de yaralandı.

Adının gizli tutulmasını isteyen Beyaz Saray'dan bir yetkili, "Kara birliklerini gönderme yönünde henüz bir karar alınmadı ancak Başkan Trump tüm seçenekleri masada tutuyor" dedi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
TT

ABD Başkan Yardımcısı Vance'ten zorlu günler uyarısı

J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)
J.D. Vance, İran'daki savaşın sonucu olarak benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece geçici olduğunu da belirtti (Reuters)

J.D. Vance, İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının hızla yükselmeye devam etmesi nedeniyle Amerikalı tüketicilerin önünde "zorlu bir yol" olacağı uyarısını yaptı ancak durumun sadece "geçici" olduğunu söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı, çarşamba günü Michigan'daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bu geçici bir aksaklık" dedi.

Biden yönetimi döneminde benzin fiyatları 4 yıl boyunca yüksekti. Benzin fiyatları artık daha yüksek ve açıkçası, Biden dönemindeki bazı zirve seviyelere bile ulaşmış değil.

Ancak Donald Trump'ın İran'a saldırma kararına şüpheyle yaklaştığı bildirilen Vance, "Önümüzdeki birkaç hafta boyunca yolumuz zorlu" diye itiraf etti.

"Bakın, benzin fiyatları yükseldi, bunun farkındayız, bunun halkın canını yaktığını biliyoruz ve fiyatların düşük kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz" dedi ve Donald Trump'ın durumu hafifletmek için "birçok şey" üzerinde çalıştığını ekledi.

Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor.

GasBuddy'ye göre pazartesi günü bir galon dizelin ortalama fiyatı 5 dolara ulaşarak Aralık 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu endişe verici eşik yalnızca o tarihte aşılmıştı. Amerikan Otomobil Birliği'ne göre salı günü bir galon dizelin ortalama maliyeti, bir önceki ayki 3,65 dolardan 5,04 dolara yükseldi.

Uzmanlar, ham petrolden elde edilen dizelin yüksek fiyatının Amerikalı tüketiciler için zincirleme etkiler yaratacağı uyarısını yapıyor.

Vance'in yorumlarına rağmen Trump, İran'la savaşın süresiz olarak devam edebileceği konusunda uyardı ve çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nın açılmasının sorumluluğunu bu güzergahı kullanan ülkelere bırakmakla tehdit etti.

bgt
Vance'in açıklamaları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının yol açtığı olumsuz sonuçlar nedeniyle ABD'de benzin fiyatlarının yükselmeye devam ettiği dönemde geldi. Çatışma üçüncü haftasına girerken bu durum, küresel petrol arz zincirlerini ciddi şekilde etkiliyor. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyor (AP)

BaşkanTruth Social'da yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı:

İran terör devletinin kalanını "bitirsek" ve bizim kullanmadığımız sözde 'boğaz'ın sorumluluğunu onu kullanan ülkelere bıraksak acaba ne olurdu? Bu, kayıtsız kalan "müttefiklerimizden" bazılarını hızla harekete geçirirdi!!! Başkan DJT.

Independent Türkçe