“Herkesin çıkarı” Lübnan'da savaşın kapsamını genişletme planlarını dizginler mi?

ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein Beyrut’ta açıklama yaparken 18 Haziran 2024 (AP)
ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein Beyrut’ta açıklama yaparken 18 Haziran 2024 (AP)
TT

“Herkesin çıkarı” Lübnan'da savaşın kapsamını genişletme planlarını dizginler mi?

ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein Beyrut’ta açıklama yaparken 18 Haziran 2024 (AP)
ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein Beyrut’ta açıklama yaparken 18 Haziran 2024 (AP)

İran'ın Lübnan'daki askeri kolu Hizbullah ile İsrail arasında Lübnan'ın güneyinde yaşanan sınır gelişmelerini ve çatışmaları takip edenlerin, ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein’ın açıklamalarından yola çıkarak sordukları bir soru var; tüm tarafların çıkarları, Lübnan'da savaşın kapsamını genişletme planlarını dizginler mi?

Lübnan-İsrail anlaşmasının fikir babası Hochstein, birkaç gün önce çatışmanın Lübnan’ın güneyindeki sınırlı bir alandan kapsamlı bir çatışmaya dönüşmesini engellemek amacıyla Tel Aviv ve Beyrut'u ziyaret etti. Hochstein’ın ziyaretini takip edenler, durumun ‘ciddiyetinin’ onu günlerce bölgede kalmak zorunda bırakacağını düşünüyordu. Ancak Hochstein Beyrut'ta “Çatışmanın hızlı ve siyasi bir şekilde çözüme kavuşturulması herkesin çıkarına ve bu mümkün. Gerekli ve ulaşılabilir bir şey” açıklamasında bulunduktan hemen sonra Washington'a geri döndü.

Hizbullah’ın coğrafi olarak tanımlanmış bir bölgede, Şebaa Çiftlikleri’nde başlattığı savaş, 9 ay boyunca iki ülke arasındaki sınır şeridinin birçok bölgesini kapsayacak şekilde genişledi. İsrail, Lübnan topraklarının farklı bölgelerinde Hizbullah, Hamas ve ikisinin yörüngelerindeki diğer silahlı örgütlerin yetkili isimlerine suikast düzenlemekten çekinmedi. Ancak bu savaş Lübnan'da daha da ileri gidecek olsaydı, Hochstein (Beyrut’tan) bu kadar çabuk ayrılır mıydı? Hochstein’ın, iki tarafın 20 yılı aşkın bir süredir devam eden müzakereler sonucunda elde ettiği en önemli anlaşmaya, yani Doğu Akdeniz sularında sınır hatları ve münhasır ekonomik bölgelerin belirlenmesiyle ilgili anlaşmaya zarar vermek istemediklerini fark etmiş olması daha muhtemel.

Hochstein'ın ‘herkesin çıkarı’ diye yaptığı atıf tam da bu noktada devreye giriyor. Herkes ile kastedilenler, Hochstein'ın temsil ettiği ABD’nin himayesinde iki ülke tarafından 2022 yılında imzalanan Doğu Akdeniz sularında sınır hatları ve münhasır ekonomik bölgelerin belirlenmesi anlaşmasına taraf olan tüm yararlanıcılar, ülkeler, şirketler ve gruplardır.

Hochstein, 2000 yılında Doğu Akdeniz’de Gazze deniz yetki alanı içinde keşfedilen ilk doğal gaz sahası olan Gazze Marine doğal gaz sahasının keşfedilmesinden bu yana, İsrail'in Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarından en büyük faydayı sağlayan ülke olduğunu çok iyi biliyor. İsrail, Lübnan’ın güneyinden bir anlaşma olmaksızın çekildi, Filistin Yönetimi'ne yöneldi ve Oslo Anlaşması'nı ve anlaşmanın tüm maddelerini yok saydı. Kendi kendine yeter hale gelene kadar denizden doğalgaz çıkarmaya başladı, sonra da ihracat hırsına kapıldı. Ardı ardına milyarlarca dolarlık keşifler, anlaşmalar ve komşu ülkelerle ortaklıklar yapıldı. Ancak önünde halen iki engel bulunuyor. Bunlardan biri Hizbullah tarafından kontrol edilen Lübnan deniz yetki alanı, ikincisi Hamas tarafından kontrol edilen Gazze deniz yetki alanı.

İsrail ABD'nin himayesi ve müdahalesi altında yaklaşık 20 yıl süren uzun müzakerelerin ardından Lübnan ile bir anlaşmaya vardı. Geriye ise Gazze deniz yetki alanıyla ilgili nihai sorun kalmıştı. 7 Ekim öncesi, Lübnan'dakine benzer bir anlaşmanın Ramallah'ta Filistin Yönetimi ile imzalanacağı, yani 2005 yılından bu yana Gazze Şeridi'ni kontrol eden Hamas'ın elinde hiçbir şey kalmayacağı söyleniyordu. Hamas’ın İslami Cihad Hareketi’nin 2022 yılında ‘arenaların birliği’ sloganı altında İsrail'e karşı verdiği savaşa katılmaması da dahil olmak üzere, İsraillilere yönelik yaptığı ne varsa neredeyse hepsi boşa gitti. Ortada ne alanlar vardı ne de üzülen biri.

7 Ekim'de yeni bir siyasi, güvenlik ve gaz durumu başladı ama henüz bitmedi. Hamas'ın saldırı hazırlığı İsrail için bir sürpriz değildi ve Gazze'deki çıkarlarına engel olan herkesi ortadan kaldıracak büyük savaşını başlatmak için bu operasyonun yapılmasını bekliyordu. Fakat o gün sabaha karşı yaşananlar, hem ayrım duvarının aşılmasının bu büyüklükte bir operasyonun önünü açacağını beklemeyen Hamas hem de topraklarının büyük bölümünün işgal edildiği, aralarında askerlerin de olduğu 240 kişinin rehin alındığı bir sabaha uyanan İsrail için çok büyük ve şok ediciydi.

İsrail, bu saldırıya iki önemli kararla misillemede bulundu. Bunlardan birincisi hem rehin alanın hem de rehin alınanın öldürülmesini öngören Hannibal Yasası'nın çıkarılmasıydı. Bu yasa halen yürürlükte. ABD, İsrail'in yok olmasını heyecanla bekleyenlere bunun olmayacağı mesajını vermek için bazı savaş ve uçak gemilerini gönderdi.

İnsanlar Hizbullah'ın bu coşkunun ön saflarında yer aldığını düşünüyordu. Çünkü Hizbullah medyası, Hizbullah'ın Radvan Taburu adında bir taburu olduğunu ve bu taburun görevinin İsrail'le bir sonraki savaşta Celile'yi (İsrail’in kuzeyi) işgal etmek ve topraklarında çatışmalara girmek olduğunu duyurmuştu. Ancak Hizbullah'ın sahada tek yaptığı, akıl hocası İran’dan operasyonel bir emir beklediği 24 saatin ardından, Şebaa Çiftlikleri’ne doğru birkaç füze fırlatmak oldu. İlgili taraflar, Hizbullah'ın bundan daha fazlasını yapmayacağı mesajını aldılar.

Günler, haftalar ve aylar geçti. Gazze Şeridi'nde taş üstünde taş kalmadı. Gazze’de 40 binden fazla insan öldü, bunun iki katı insan yaralandı. Hizbullah, İsrail'le çatışma ve güvenlik alanında beyin fırtınası yapmanın ötesine geçemedi. İsrail'e savaşı tüm Lübnan'ı kapsayacak şekilde genişletmesi için geçerli bir neden sunmadı. İsrail’de tek bir metre kare toprağı işgal etmedi. Tek bir İsrail askerini esir almadı. Ekonomik bir tesisi ya da konutu vurmadı.

Hochstein Washington'a doğru yola çıktıktan kısa bir süre sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant yaptığı açıklamada, Gazze savaşında ‘3C Aşaması’na (düşük yoğunluklu çatışma) geçileceğini ve bu geçişin tüm cepheleri etkileyeceğini söyledi.

Gallant’ın açıklaması kısa olsa da Gazze'de üçüncü aşamaya geçildiğini gösterdi. Dolayısıyla bu etki Lübnan’ın güney cephesini sakinleştirmek için ‘olumlu’ olacağına şüphe yok. Şimdi Lübnan ile İsrail arasında anlaşmanın büyük yararlanıcıları ‘Gazze’deki sürecin’ sona ermesini beklerken, savaşın hangi genişlemesinden bahsediyorsunuz?



BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.

Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.

Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.

Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.

Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.

“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor

Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.

Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.

İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.

Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.

BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.

Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.


Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.