Sullivan ile görüşen Gallant, Hamas ile Hizbullah’ı korkunç sonuçlarla tehdit etti

İsrailli liderler, Netanyahu'nun ABD Kongresi'ne hitap davetinin iptal edilmesini istiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Kuzey Komutanlığı Komutanı Uri Gordin ile birlikte dün Celile'de düzenlenen bir askeri tatbikata katıldı. (Hükümet Enformasyon Dairesi - DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Kuzey Komutanlığı Komutanı Uri Gordin ile birlikte dün Celile'de düzenlenen bir askeri tatbikata katıldı. (Hükümet Enformasyon Dairesi - DPA)
TT

Sullivan ile görüşen Gallant, Hamas ile Hizbullah’ı korkunç sonuçlarla tehdit etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Kuzey Komutanlığı Komutanı Uri Gordin ile birlikte dün Celile'de düzenlenen bir askeri tatbikata katıldı. (Hükümet Enformasyon Dairesi - DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Kuzey Komutanlığı Komutanı Uri Gordin ile birlikte dün Celile'de düzenlenen bir askeri tatbikata katıldı. (Hükümet Enformasyon Dairesi - DPA)

ABD yönetimi, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmanın bölgesel bir savaşa yol açacak şekilde genişlemesine karşı uyarıda bulunarak ve İsrail tarafını diplomatik çözümleri benimsemeye ve gerginliği azaltmaya zorlayarak, tutarlı bir tutum sergiledi. ABD'nin uyarıları, İsrail'e kendisini savunabilmesi için her türlü askeri desteği sağlama güvencesiyle birleştirildi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile yaptığı görüşmelerde ABD'den bu yönde güvence aldı.

Beyaz Saray kaynakları, Gallant'ın üst düzey ABD yönetimi yetkililerinden Hizbullah'la bir savaş durumunda ABD'nin İsrail'e askeri destek sağlayacağına dair güvence aldığını, ancak böyle bir durumda ABD'nin sahada asker konuşlandırmayacağını, sadece daha doğrudan askeri destek sağlayacağını ve İsrail'in savunmasını güçlendireceğini belirtti.

wdefrgthy
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in salı günü Pentagon'da gerçekleştirdikleri görüşmeden (AFP)

Dün (çarşamba) sabah Beyaz Saray'da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı ve iki saatten fazla süren görüşmede Gallant, Gazze Şeridi'ndeki savaşla ilgili gelişmeleri, Başkan Biden'ın ateşkes önerisini, Hamas tarafından tutulan esirlerin serbest bırakılmasını, İsrail'in ‘ertesi gün’ için vizyonunu, askeri operasyonların sona ermesinin ardından Gazze Şeridi'ndeki yönetim şeklini, Lübnan'da Hizbullah ile yaşanan gergin durumu ve İran ile vekil güçlerine ve istikrarı bozucu davranışlarına ilişkin daha geniş endişeleri ele aldı.

İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamaya göre Gallant, İsrail'in esirleri alma konusundaki kararlılığını vurguladı. Hamas'ı, Biden'ın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından onaylanan ateşkes ve esir değişimi önerisini kabul etmemesi halinde korkunç sonuçlarla tehdit etti. Ayrıca Hizbullah'ı da korkunç sonuçlarla tehdit eden Gallant, İsrail'in savaşının Gazze ya da Lübnan halkını değil, Hamas ve Hizbullah ile destekçilerini hedef aldığını vurguladı. ABD'nin Gazze'ye insani yardım ulaştırılmasını kolaylaştırma taleplerine karşılık olarak Gallant bunu yapma sözü verdi.

Gallant, savaş boyunca Biden ve Netanyahu arasındaki gizli ve aleni anlaşmazlıkları ve Netanyahu'nun ABD silahlarının İsrail'e gecikmeli teslimatı konusunda Biden yönetimine yönelik eleştirilerini kabul ederek, bu anlaşmazlıkları önemsiz göstermeye ve iki ülke arasındaki farklılıkları aşan güçlü ve kalıcı ilişkileri vurgulamaya çalıştı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre İsrail Savunma Bakanı daha sonra yaptığı açıklamada, bu hafta Washington'da yetkililerle yaptığı görüşmelerde İsrail'e ABD mühimmatı sağlanması konusunda önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.

scdfvrgbth
Güney Lübnan'da salı günü geçekleşen İsrail bombardımanından (AFP)

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Sullivan'ın Gallant ile Gazze'de neler olduğunu, İsrail'in operasyonlarını ve gelecekte durumun nasıl olacağını, ayrıca Lübnan'da Hizbullah ile yaşanan gerginliği ve gerilimi önlemek için diplomatik çözümlere ulaşmayı görüştüğünü söyledi.

Kirby dün, bir telekonferans görüşmesi sırasında gazetecilere şunları söyledi: “ABD yönetimi Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında bir savaşı önlemek için diplomatik yollar bulmaya çalışıyor. Çünkü bu kimsenin çıkarına olmaz, en azından İsrail halkının çıkarına olmaz. Ancak defalarca söylediğimiz gibi, İsrail'in yanında durmaya devam edeceğiz. İsrail'in kendisini savunmak için ihtiyaç duyduğu şeylere sahip olmasını sağlamaya devam edeceğiz. İsrail'e yönelik daha fazla saldırıyı önlemenin bir yolu varsa, bunu yapacağız. İsrail'e yardımımız değişmeyecek. Kuzeyde ikinci bir açık cephe görmek istemiyoruz, oradaki gerilimleri diplomatik süreç yoluyla çözüp çözemeyeceğimizi görmek istiyoruz.”

‘Netanyahu'nun daveti iptal edilsin’

Aralarında İsrail eski Başbakanı Ehud Barak'ın da bulunduğu bir dizi İsrailli yetkili, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya 24 Temmuz'da Kongre'ye hitap etmesi için yapılan davetin iptal edilmesi için ABD Kongresi'ne çağrıda bulundu. Dün New York Times'ın görüş sayfalarında yayınlanan bir makalede İsrailli liderler, Kongre'nin vahim bir hata yaptığını ve Netanyahu'nun Washington'a gelmesinin İsrail devleti ve vatandaşlarını temsil etmeyeceğini, İsrail'e yönelik skandal ve yıkıcı davranışları için bir ödül olacağını söyledi.



Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.


İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan'daki güvenli bölgelerin alanını daraltıyor

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların enkazının yakınında yürüyen bir Lübnanlı (Reuters)

İsrail, başkent Beyrut'un merkezini, kıyı şeridini, güneyden ve güney banliyölerinden gelen on binlerce yerinden edilmiş insanın yaşadığı banliyölerini hedef almasının ardından, Lübnan'daki "güvenli bölgelerin" alanını daraltıyor. Bu durum, Zahrani bölgesi, İklim el-Tuffah bölgesi ve Litani'nin kuzeyinde yer alan batı Bekaa'daki köylere yönelik tam tahliye uyarılarının kapsamının genişletilmesiyle aynı eş zamanlı olarak gelen en geniş çaplı tırmanış oldu.

Bu durum, Hizbullah'ın kuzey ve orta İsrail'e doğru 200 roket ve insansız hava aracı fırlatarak duyurduğu askeri tırmanışla aynı zamana denk geldi; grup, iki gün önce kuzey İsrail sakinlerine verilen tahliye emirlerini uyguladığını iddia etti. Eş zamanlı olarak, grup İran füzeleriyle birlikte fırlatılan roketlerle İsrail hava savunma mevzilerini hedef aldı; bu taktik, geniş çapta dikkat dağıtma taktiği olarak yorumlandı.

Diğer yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "Savaş ve barış kararını yeniden tesis etme ve daha fazla kayıp, yıkım ve yerinden edilmeden başka bir şey kazanmadığımız yeni destek macerasına son verme konusundaki duruşumuzdan geri dönüş yok" ifadelerini kullandı.