BM Güvenlik Konseyi'nde Türkiye ile Suriye arasında mülteciler konusunda söz düellosu yaşandı

YPG'nin sözde Cezire bölge sorumlusu Kamışlı'daki operasyonda öldürüldü.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda konuşuyor. (X hesabı)
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda konuşuyor. (X hesabı)
TT

BM Güvenlik Konseyi'nde Türkiye ile Suriye arasında mülteciler konusunda söz düellosu yaşandı

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda konuşuyor. (X hesabı)
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda konuşuyor. (X hesabı)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şam yönetimini, Türkiye ve Rusya'nın Suriye ordusu ile muhalif gruplar arasındaki çatışmaları durdurma konusundaki büyük başarısından faydalanmaya çağırdı. Bu çağrının ardından Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız da Suriye hükümetini gerçek bir ulusal uzlaşı başlatmaya davet etti. Yıldız, tüm tarafları Suriye'deki durumun ciddiyetinin farkına varmaya ve BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı uyarınca çözüme yönelik adımlar atmaya çağırdı.

BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'deki insani ve siyasi durumla ilgili olarak düzenlediği oturumda Türk delege ile Suriyeli mevkidaşı Kusay Dahhak arasında sert bir tartışma yaşandı. Dahhak, Türkiye'yi milyonlarca Suriyeli çocuğun acı çekmesine neden olmakla suçlarken, Yıldız da Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin realiteden kopuk olduğunu söyledi.

Yıldız, ‘Suriye'deki çatışmanın bölgedeki en yıkıcı çatışmalardan biri olduğuna, durumun ekonomik, güvenlik ve insani açıdan giderek kötüleştiğine’ dikkat çekti. Vaziyetin bu şekilde devam edemeyeceğini vurgulayan Yıldız, Suriyeli mültecilerin gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönmeleri için uygun koşulların sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Yıldız, Suriyeli mültecileri de kapsayan bir ulusal uzlaşma süreci olmadan ülkenin çatışmalara karşı savunmasız kalacağını belirtti.

Türk delegeye cevaben Suriyeli mevkidaşı Kusay Dahhak, ‘Türkiye'nin Suriye'de istikrar ve barışın yeniden tesis edilmesine katkıda bulunmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak 13 yıldır devam eden terörizme (Suriye muhalefetini kastediyor) verdiği desteği durdurmadığını’ ifade etti.

Suriyeli delege, Türkiye’yi, zorla evlendirme, tecavüz, insan kaçakçılığı, terör şebekelerine teslim edilme gibi istismarlara maruz kalan mülteci kamplarındaki milyonlarca Suriyeli çocuğun çektiği acıların baş sorumlusu olmakla suçladı.

Türkiye'nin bölgeye yönelik yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Dahhak, Türkiye'yi ‘Suriye halkının tarihi eserlerini, hazinelerini ve zenginliklerini yağmalamakla’ suçladı.

dcfvgbht
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2022'de BM Genel Merkezi'nde, Türkiye'deki bir Suriyeli mülteci kampının fotoğrafını gösteriyor. (Reuters)

Türkiye'nin BM Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız, söz konusu açıklamaların ciddi bir yanıtı hak etmediğini ve Suriye rejiminin sahadaki gerçeklerden kopukluğunu yansıttığını söyledi. Yıldız, ülkesinin mültecilerle ilgilenme, komşularına yardım etme ve Suriye meselesi de dahil olmak üzere birçok uluslararası meselenin çözümüne etkin bir şekilde katkıda bulunma konusunda dünya çapında ‘altın standartlar’ belirlediğini ifade etti.

Yıldız, Suriye'nin kuzeydoğusundaki duruma da değinerek, ‘terör örgütlerinin ayrılıkçı gündemlerinin Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik en büyük tehdidi oluşturduğunu’ söyledi. ‘YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından Suriye'nin kuzeydoğusunda sözde yerel seçim düzenleme girişiminin bu ayrılıkçı gündemin açık bir göstergesi olduğu’ değerlendirmesinde bulunan Yıldız,  önümüzdeki ağustos ayında yapılması planlanan seçimlerin yapılmaması gerektiğini vurguladı.

Uzlaşma çağrıları

Aynı zamanda Türkiye, Şam hükümetine, Türkiye ve Suriye'nin Suriye ordusu ile muhalefet arasındaki çatışmaları durdurma başarısından faydalanması ve mevcut sükûnet dönemini anayasa taslağı hazırlamak, siyasi bir çözüme ulaşmak ve milyonlarca mülteciyi ülkelerinin yeniden inşasına ve refahına katkıda bulunmak üzere geri getirmek için kullanması çağrısını yineledi.

fergth
Babu’s Selame Sınır Kapısı’nda Türkiye'den sınır dışı edilen bir grup Suriyeli mülteci (sosyal medya)

Suriyeli muhaliflere yakın internet sitelerine göre aktivistler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın pazartesi akşamı bir televizyon kanalında yaptığı ve Türkiye'nin rejim ile muhalefet arasında uzlaşmaya yönelik yeni bir açık çağrısı olarak algılanan açıklamalarına karşılık, Türkiye yanlısı Suriye Milli Ordusu ve Suriye Geçici Hükümeti'nin (SGH) sessiz kalması üzerine muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde (kuzeybatı Suriye) protesto çağrıları yaptı.

YPG’nin Cezire sorumlusu öldürüldü

Diğer yandan Türk istihbaratı, YPG’nin sözde Cezire bölge sorumlusu olan ve Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan ‘Orhan Bingöl’ kod adlı terörist Ali Dinçer'in öldürüldüğünü açıkladı.

Türk güvenlik kaynakları dün yaptıkları açıklamada, Türk istihbaratının Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetine bağlı Kamışlı'da gerçekleştirdiği nitelikli bir operasyonla YPG liderini öldürdüğünü bildirdi.

scdfvggtyhnju
Kamışlı'daki bir operasyonda hedef alınan YPG’nin sözde Cezire bölge sorumlusunun Türk istihbaratı tarafından dağıtılan fotoğrafı

Dinçer'in 1991 yılında terör örgütü PKK’ya katıldığını ve örgütün birçok kanlı eyleminde bulunduğunu belirten yetkililer, Türk istihbaratının kendisini uzun süredir takip ettiğini ve 2007 yılında 12 askerin ölümüne ve 16 askerin yaralanmasına neden olan, 2008 yılında ise bir sınır karakolunu hedef alan terör eylemlerinden sorumlu olduğunu ifade etti.

Yetkililer, Dinçer'in 2015 yılında Hakkâri’nin Çukurca bölgesindeki tüm terör operasyonlarını gerçekleştirme emri verdiğini, özellikle de o yıl 7 Ağustos'ta askeri konvoyun güzergahının mayınlanması, 10 Ağustos'ta Irak'la Üzümlü Sınır Kapısı’nda 10 gümrük çalışanının kaçırılması ve 19 Ekim'de Çukurca Kaymakamlığı binası ile İlçe Jandarma Komutanlığı’na düzenlenen iki roketli saldırıyı gerçekleştirdiğini söyledi.

Yetkililer ayrıca, terör örgütü mensubu Dinçer’in 1991'den 1999'a kadar PKK saflarında, Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan'dan eğitim aldığını kaydetti.



Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
TT

Modi, 16 iş birliği anlaşmasıyla Netanyahu ve İsrail’in izolasyonunu kırdı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün Knesset’in özel oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu dinledi. (EPA)

İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırılar nedeniyle uluslararası alanda görece bir izolasyon yaşarken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaretle bu izolasyonu kısmen kırdı. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında 16 ikili anlaşma imzalandı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı.

Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu.

fffdv
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA)

Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi.

Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı.

Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi.

16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan

İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti.

xz x
Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA)

Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti.

Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi.

Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı

Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü.

Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi.

dsvdfv
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP)

Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler.

Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi.

Gizliliğin korunması

Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor.

sdds
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP)

Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı.

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu.


Amerika Birleşik Devletleri, Çinli pilotlara eğitim verdiği gerekçesiyle eski bir Hava Kuvvetleri pilotunu tutukladı

Tutuklanan eski pilot Gerald Brown, 65 yaşında (dolaşımda)
Tutuklanan eski pilot Gerald Brown, 65 yaşında (dolaşımda)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Çinli pilotlara eğitim verdiği gerekçesiyle eski bir Hava Kuvvetleri pilotunu tutukladı

Tutuklanan eski pilot Gerald Brown, 65 yaşında (dolaşımda)
Tutuklanan eski pilot Gerald Brown, 65 yaşında (dolaşımda)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Çinli pilotları izinsiz eğittiği gerekçesiyle eski bir Hava Kuvvetleri pilotunun tutuklandığını duyurdu.

Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, 65 yaşındaki Gerald Brown'ın, Aralık 2023'ten beri bulunduğu Çin'den ABD'ye döndükten kısa bir süre sonra Indiana'da tutuklandığını belirtti. Açıklamada, Brown'ın ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan gerekli lisansı almadan "Çin Hava Kuvvetleri pilotlarını savaş uçağı uçurmak üzere eğitmek için yabancı uyruklularla komplo kurmakla" suçlandığı belirtildi.

FBI Direktörü Kash Patel, X platformunda şunları yazdı: “Önemli bir haber… FBI ve ortakları, Çin ordusu için pilot yetiştirdiği iddia edilen eski bir ABD Hava Kuvvetleri pilotunu tutukladı.”

Açıklamaya göre Brown, ABD Hava Kuvvetleri'nde 24 yıl görev yaptı ve “nükleer silah teslim sistemlerinden sorumlu hassas birimlere komuta etti” ve çeşitli savaş ve saldırı uçaklarında “savaş pilotu eğitmeni olarak görev yaptı”. Açıklamada, Brown'ın 1996 yılında ordudan emekli olduğu ve kargo pilotu olarak çalıştığı, ancak daha sonra gelişmiş F-35 de dahil olmak üzere savaş jetlerini uçurmak için pilot yetiştiren bir yüklenici haline geldiği belirtildi.

İddialara göre, Ağustos 2023'te ABD'de 2016 yılında casusluk suçlamasıyla dört yıl hapis cezasına çarptırılan Çin vatandaşı Steven Su-Bin ile bir eğitim sözleşmesi müzakere etti ve eğitim görevine başlamak üzere Aralık 2023'te Çin'e gitti.

FBI'ın karşı istihbarat biriminden yetkili Roman Rozhavski, "Çin hükümeti, Çin'in askeri yeteneklerini modernize etmek için ABD silahlı kuvvetlerinin mevcut ve eski üyelerinin uzmanlığından yararlanmaya devam ediyor" dedi. Bu tutuklamanın, "hizmet üyelerimize zarar vermek ve ulusal güvenliğimizi tehlikeye atmak için düşmanlarımızla iş birliği yapan herkese" bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade etti.


Maduro'nun avukatı, ABD yetkililerinin Venezuela'nın avukatlık ücretlerini ödemesini engellediğini iddia etti

ABD'de gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 5 Ocak'ta New York'ta mahkemeye çıkarılırken (Reuters)
ABD'de gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 5 Ocak'ta New York'ta mahkemeye çıkarılırken (Reuters)
TT

Maduro'nun avukatı, ABD yetkililerinin Venezuela'nın avukatlık ücretlerini ödemesini engellediğini iddia etti

ABD'de gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 5 Ocak'ta New York'ta mahkemeye çıkarılırken (Reuters)
ABD'de gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 5 Ocak'ta New York'ta mahkemeye çıkarılırken (Reuters)

New York'ta dün açıklanan bir mahkeme belgesine göre devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun avukatı, ABD yetkililerinin müvekkilinin avukatlık ücretleri için Venezuelalı yetkililerden gelen ödemeleri engellediğinden şikayetçi oldu.

20 Şubat tarihli mektupta, Avukat Barry Pollack, Yargıç Alvin Hellerstein'e, ABD yaptırımlarına tabi Venezuelalı yetkililerden ücretlerini alabilmek için ABD Hazine Bakanlığı'ndan özel yetki talep ettiğini belirtti.

Pollack, bu lisansı 9 Ocak'ta Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nden (OFAC) hem Nicolás Maduro hem de onunla birlikte yargılanan ve kendisinin de temsil ettiği eşi Cilia Flores için aldığını açıkladı. Ancak avukata göre, lisans verildikten sadece birkaç saat sonra ve hiçbir açıklama yapılmadan yalnızca Nicolas Maduro için iptal edildi.

Barry Pollack, “OFAC'ın Venezuela hükümetinin Maduro'nun yasal masraflarını ödemesine izin vermemesi, onun yasal temsil alma yeteneğini ve dolayısıyla Anayasa'nın Altıncı Değişikliği ile güvence altına alınan (...) kendi seçtiği bir avukat tarafından temsil edilme hakkını engellemektedir” diye yazdı. Avukat, bu aşamada hakimden herhangi bir işlem talep etmediğini, sadece durumu kendisine bildirmek istediğini ifade etti.

Ancak Nicolás Maduro'nun avukatı, "Eğer OFAC ilk lisansın yeniden verilmesi talebini kabul etmez veya reddederse, Bay Maduro önümüzdeki günlerde mahkemenin müdahalesini talep etmek için resmi bir başvuruda bulunacaktır" uyarısında bulundu.

63 yaşındaki Venezuela Devlet Başkanı ve 69 yaşındaki eşi, ocak ayı başlarında ABD askeri operasyonu sırasında Karakas'ta tutuklandıktan sonra zorla ABD'ye getirildi. Manhattan'daki bir mahkeme tarafından uyuşturucu kaçakçılığıyla resmen suçlandılar ve Brooklyn'deki bir federal hapishanede tutuluyorlar. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 26 Mart'ta tekrar mahkemeye çıkmaları bekleniyor.