Teksas'taki kürtaj yasağı, bebek ölümlerinin yüzde 13 artmasına yol açtı

Bir hayran sosyal medyada "Ürpertici bir Hugh Grant karakterini seviyorum" diye yazdı

Haziran 2022'de kürtajın anayasal hak kapsamından çıkarılmasının ardından ABD Yüksek Mahkemesi önünde protestolar düzenlenmişti (Reuters)
Haziran 2022'de kürtajın anayasal hak kapsamından çıkarılmasının ardından ABD Yüksek Mahkemesi önünde protestolar düzenlenmişti (Reuters)
TT

Teksas'taki kürtaj yasağı, bebek ölümlerinin yüzde 13 artmasına yol açtı

Haziran 2022'de kürtajın anayasal hak kapsamından çıkarılmasının ardından ABD Yüksek Mahkemesi önünde protestolar düzenlenmişti (Reuters)
Haziran 2022'de kürtajın anayasal hak kapsamından çıkarılmasının ardından ABD Yüksek Mahkemesi önünde protestolar düzenlenmişti (Reuters)

ABD'nin Teksas eyaletindeki kürtaj yasağının ardından, bir yaşına ulaşmadan ölen bebeklerin sayısının neredeyse yüzde 13 arttığı saptandı. 

Teksas'ta 1 Eylül 2021'de yürürlüğe giren yasa, fetüsün kalp atışı duyulduktan sonra kürtaj yapılmasını yasaklıyor. Bu evrede pek çok kişi hamile olduğunu bile öğrenmemiş olurken, yasa tecavüz veya ensest ilişki sonucu hamile kalan kişileri de kapsıyor. 

Eyalette sadece "tıbbı acil durumlarda" kürtaja izin veriliyor fakat doktorlar bunun da işlevsel olmadığını söylüyor. Kürtaj yasağının olduğu diğer eyaletler gibi Teksas da acil durumlarda bu işleme izin veriyor. 

Fakat doktorlar yasalarda tercih edilen ifadelerin, bu seçeneğin kullanılmasını zorlaştırdığını ve harekete geçmek yerine, hastaların müdahale edebilecekleri kadar kötüleşmesini beklemek zorunda kaldıklarını aktarıyor.

JAMA Pediatrics adlı hakemli dergide pazartesi günü yayımlanan araştırmayı yürüten ekip, Teksas'taki kürtaj yasağının bebek ölümleri üzerindeki etkisini saptadı. 

Araştırmacılar Teksas ve 28 eyaletteki Ocak 2018 ila Şubat 2022'deki ölüm belgelerini analiz etti. İstatistiksel bir modelle, 6 haftalık kürtaj yasağının yürürlüğe girmemesi halinde meydana gelecek ölüm sayısı hesaplanarak bu, gerçek ölüm sayısıyla karşılaştırıldı. 

Teksas'ta yasa yürürlüğe girdikten sonraki ilk doğumların denk geldiği Mart-Aralık 2022 döneminde bir yaşına ulaşmadan ölen bebek sayısının 216 arttığı kaydedildi. Araştırmacılar bunun beklenene göre yüzde 12,7'lik bir artış anlamına geldiğini belirtiyor. 

Bilim insanları bu dönemde doğuştan gelen hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden bebek sayısının eyalette yüzde 22,9; ABD genelindeyse yüzde 3,1 arttığını tespit etti. 

Teksas'ta 2021'de yürürlüğe giren yasadan önce, fetüsle ilgili tıbbi bir sorun tespit edilmesi halinde gebeliğin 20. haftasına kadar kürtaj yaptırmak mümkündü.

ABD Yüksek Mahkemesi, Haziran 2022'de Dobbs-Jackson Kadın Sağlığı Örgütü davasında verdiği kararla ülke genelinde kürtajı anayasal bir hak olmaktan çıkarmış ve kürtaj yasağıyla ilgili kararı eyaletlere bırakmıştı.

Bu kararın ardından pek çok eyalet kürtajı tamamen veya büyük ölçüde yasaklarken, bu yasağın kaldırılmasına karşı mücadeleler sürüyor. 

Yeni araştırmanın başyazarlarından Dr. Alison Gemmill "Kürtaj yasasını eyaletlere iade eden Haziran 2022 Dobbs Yüksek Mahkeme kararı ve ardından birçok eyalette üreme haklarının geri alınması düşünüldüğünde, çalışmamız özellikle önem arz ediyor" diyor:

Bu bulgular kısıtlayıcı kürtaj politikalarının, bebek sağlığı ve buna bağlı olarak ailelerin yaşadığı travma ve tıbbi maliyetler açısından önemli ve istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor.

Yeni araştırma, kürtaj yasaklarının bebek ölümlerinin artmasıyla ilişkisini gösteren diğer çalışmaları destekliyor.

Independent Türkçe, Guardian, IFL Science, JAMA Pediatrics, New York Times



Trump ve Modi İran savaşı hakkında konuştular, Musk da onlara katıldı

ABD Başkanı Donald Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında daha önce gerçekleşen bir görüşme (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında daha önce gerçekleşen bir görüşme (Reuters)
TT

Trump ve Modi İran savaşı hakkında konuştular, Musk da onlara katıldı

ABD Başkanı Donald Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında daha önce gerçekleşen bir görüşme (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında daha önce gerçekleşen bir görüşme (Reuters)

New York Times (NYT), ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, Elon Musk'ın salı günü Başkan Donald Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasında İran'la savaş olasılığını görüşmek üzere yapılan telefon görüşmesine katıldığını bildirdi.

NYT, Musk'ın görüşmeye neden katıldığının veya görüşme sırasında konuşup konuşmadığının belirsiz olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığına göre Musk'ın görüşmeye katılması, "savaş krizi sırasında iki devlet başkanı arasındaki görüşmede sıradan bir vatandaşın alışılmadık bir şekilde yer alması" anlamına geliyor.

Musk'ın varlığı, dünyanın en zengin adamı ile ABD başkanı arasındaki ilişkilerde bir iyileşmeye işaret ediyor. İkisi, milyarderin federal çalışan sayısını azaltmakla görevlendirildiği hükümet görevinden ayrılmasının ardından geçen yaz çatışmıştı. NYT’ye göre son aylarda ilişkilerini düzeltmiş gibi görünüyorlar.

Dünyanın en zengin kişisi olan Musk ve ABD Başkanı Donald Trump (AP)Dünyanın en zengin kişisi olan Musk ve ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Gazeteye göre Musk uzun zamandır Hindistan'daki iş varlığını güçlendirmeyi hedefliyordu. Şirketi SpaceX, bu yılın sonlarında halka arz (IPO) yapmayı düşünüyor; ancak küresel ekonomik durumun kötüleşmesi bu planı olumsuz etkileyebilir.

ABD ve Hindistan yetkilileri, telefon görüşmesinin Ortadoğu'daki tırmanan krizi, özellikle de İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmesi ve potansiyel olarak kapatması konusunu ele aldığını belirtti.

Modi salı günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, "Hürmüz Boğazı'nın açık, güvenli ve herkese erişilebilir kalmasını sağlamak tüm dünya için son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.


İran’daki şahinler kritik nükleer anlaşmadan çekilmek istiyor

İran yönetimi, nükleer programlarının sivil amaçlı olduğunu savunuyor (Reuters)
İran yönetimi, nükleer programlarının sivil amaçlı olduğunu savunuyor (Reuters)
TT

İran’daki şahinler kritik nükleer anlaşmadan çekilmek istiyor

İran yönetimi, nükleer programlarının sivil amaçlı olduğunu savunuyor (Reuters)
İran yönetimi, nükleer programlarının sivil amaçlı olduğunu savunuyor (Reuters)

İran'da radikal kanattakiler nükleer silah edinme çağrılarını artırdı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan İranlı yetkililer, ülkenin dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından nükleer silah politikasının değişmesine yönelik taleplerin daha ısrarcı şekilde dile getirildiğini söylüyor.

ABD ve İsrail, Tahran yönetiminin nükleer bomba geliştirmek istediğini öne sürse de İran bunu sürekli yalanlıyor.

Kaynaklar, İran'ın 1970'den beri taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan (NPT) çekilmesine yönelik taleplerin arttığını belirtiyor.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim Haber Ajansı'nda dün yayımlanan yazıda, İran'ın sivil nükleer programına sadık kalarak NPT'den bir an önce çekilmesi gerektiği ileri sürüldü.

İsrail saldırısında öldürülen İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin radikal çizgideki kardeşi Muhammed Cevad Laricani de ülkenin NPT'den çekilmesi gerektiğini savunanlardan.

Muhafazakar siyasetçi, bu hafta devlet televizyonunda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

NPT askıya alınmalı. Anlaşmanın bizim için herhangi bir fayda sağlayıp sağlamadığını değerlendirecek bir komite kurulmalı. Eğer faydalı olduğu görülürse geri döneriz, değilse kalsın.

İranlı yetkililer, NPT'den çekilme ve nükleer bomba geliştirme gibi adımlarla ilgili tartışmaların iktidar çevrelerinde ihtilaf yarattığını da söylüyor.

Tahran yönetimi, Batı ülkeleriyle nükleer müzakerelerde koz olarak NPT'den çekilme tehdidinde bulunmuş fakat bu yönde herhangi bir adım atmamıştı.

Hamaney, İslam'da nükleer silahların caiz olmadığına dair fetvasını 2000'lerin başında vermişti. Hiçbir zaman yazılı olarak yayımlanmayan bu fetvayı 2019'da yinelemişti.

Analize göre, yazılı olmadığından ötürü fetvaya uyma yükümlülüğünün devam edip etmediği net değil.

Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney tarafından iptal edilmedikçe fetvanın geçerliliğini koruyabileceği görüşü paylaşılıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Tesnim


Miami'deki Geleceğe Yatırım Girişimi’nin kapanışında Trump'ın yapacağı konuşma büyük bir heyecanla bekleniyor

ABD Başkanı, Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin önceki oturumuna katılımı sırasında. (Şarku’l Avsat)
ABD Başkanı, Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin önceki oturumuna katılımı sırasında. (Şarku’l Avsat)
TT

Miami'deki Geleceğe Yatırım Girişimi’nin kapanışında Trump'ın yapacağı konuşma büyük bir heyecanla bekleniyor

ABD Başkanı, Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin önceki oturumuna katılımı sırasında. (Şarku’l Avsat)
ABD Başkanı, Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinin önceki oturumuna katılımı sırasında. (Şarku’l Avsat)

Future Investment Initiative (Geleceğe Yatırım Girişimi )  zirvesinin Miami’de düzenlenen dördüncü kapanış oturumunda, Donald Trump’ın vereceği mesajlar merakla bekleniyor.

Küresel ekonomik ve siyasi çevrelerin dikkati bugün, Trump’ın zirvenin kapanış oturumunda yapacağı konuşmaya çevrildi. Trump’ın, Miami saatiyle 17.30’da (Riyad saatiyle 00.30) sahne alması bekleniyor.

Zirveye “onur konuğu” olarak katılan Trump’ın bu konuşması, uluslararası liderler, yatırımcılar ve karar alıcıların yer aldığı bir kitle karşısında gerçekleştireceği ikinci doğrudan hitap olma özelliği taşıyor. Bu katılım, jeopolitik gerilimler ve küresel yatırım önceliklerindeki değişimlerin etkisiyle sermaye hareketlerinin hızla yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor.

Elde edilen ilk bilgiler ve zirvenin gündem başlıkları doğrultusunda, Trump’ın konuşmasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ekonomik ve yatırım ilişkilerinin geleceğine odaklanması bekleniyor. Özellikle enerji, teknoloji, altyapı ve ortak yatırımlar alanlarında son dönemde hız kazanan iş birliğine dikkat çekmesi öngörülüyor.

fdfd
ABD Başkanı, Geleceğin Yatırım Girişimi zirvesinin önceki edisyonuna katılırken (Beyaz Saray)

Trump’ın ayrıca İran ile yaşanan savaşın küresel ekonomi ve özellikle enerji sektörü üzerindeki etkilerine değinmesi ve bu etkilerin nasıl yönetilebileceğine ilişkin kendi perspektifinden çözüm önerileri sunması bekleniyor.

Siyasi açıdan ise konuşmanın, Ortadoğu’daki son askeri gerilimler ve İran’la devam eden savaş çerçevesinde bölgesel gelişmelere dair bir değerlendirme içermesi öngörülüyor. Bu gelişmelerin bölge güvenliği ve küresel enerji piyasaları üzerindeki yansımalarına da değinmesi bekleniyor.

Zirvenin organizatörü, Trump’ın katılımını programın öne çıkan başlıklarından biri olarak nitelendirirken, bunun arkasında Trump’ın siyasi ve ekonomik ağırlığının yanı sıra, risklerin arttığı ve sermayenin yeniden konumlandığı bir dönemde küresel iş dünyasına hitap etme kapasitesinin bulunduğunu vurguladı.

Trump’ın konuşması, jeopolitik riskler ile ekonomik dönüşümlerin kesiştiği kritik bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle, özellikle yatırımcılar ve karar alıcılar açısından büyük önem taşıyor. Bu kapsamda, başta Washington ile Ortadoğu’daki ortakları arasındaki ilişkilerin geleceğine dair verilecek mesajlar yakından izlenecek.