İran seçimleri: Pezeşkiyan ve Celili ikinci tura kaldıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5035319-i%CC%87ran-se%C3%A7imleri-peze%C5%9Fkiyan-ve-celili-ikinci-tura-kald%C4%B1
İran seçimleri: Pezeşkiyan ve Celili ikinci tura kaldı
İran cumhurbaşkanı adayı Mesud Pezeşkiyan oyunu kullanırken (AP)
İran İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, reformist Mesud Pezeşkiyan ve katı muhafazakâr Said Celili'nin İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna katılmaya hak kazandıklarını duyurdu.
İçişleri Bakanlığı, 58.640 seçim merkezinde oyların sayılmasının ardından cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarını açıkladı ve kullanılan oy sayısı 24 milyon 535 bin 185 olduğunu belirtti.
İçişleri Bakanlığı Seçim Komisyonu Sözcüsü Muhsin İslami gazetecilere yaptığı açıklamada, “ilk turda "adaylardan hiçbiri oyların mutlak çoğunluğunu elde edemedi", bu nedenle "birinci ve ikinci adaylar" önümüzdeki Cuma günü belirleyici bir turda karşı karşıya gelecekler” dedi.
Pezeşkiyan oyların yüzde 42,6'sını alarak birinci olurken, onu yüzde 38,8 ile Celili, yüzde 13,8 ile Meclis Başkanı Muhammed Bagher Kalibaf, yüzde 4,3 ile geçersiz oylar dördüncü ve yüzde birden az oyla muhafazakâr din adamı Mustafa Purmuhammedi beşinci sırada yer aldı.
İçişleri Bakanlığı Seçim Komisyonu'nun istatistikleri, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın yaklaşık yüzde 40'a ulaştığını gösterdi; bu oran, 1979 devriminden bu yana kaydedilen en düşük orana tekabül ediyor.
Şarku’l Avsat’ın İranlı internet sitelerinden elde ettiği bilgiye göre başkent Tahran'da katılım, yüzde 23'e olarak gerçekleşti.
Yetkililer, ülke içinde ve dışında oy kullanma hakkına sahip 61 milyon 452 bin 321 kişiyi oy kullanmaya davet etti. İran Lideri Ali Hamaney, dün oyunu kullandıktan sonra güçlü bir katılım çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı adayı Said Celili oyunu kullanırken (AP)
İran'ın 14. cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy verme işlemi dün sabah 8'de başladı. Oy verme süresinin üç kez uzatılmasının ardından, ülke genelinde 58.000'den fazla seçim merkezinde oy verme işlemi gece yarısı 24'te sona erdi.
Oy verme işlemi, yetkililer, gözlemci ve aday temsilcilerinin katılımıyla sandıklarda gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin bu döneminde de oylama kâğıt üzerinde yapıldı.
Karadeniz'de bir Türk balıkçı gemisine düzenlenen saldırıda bir kişi öldü, dört kişi yaralandıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5280923-karadenizde-bir-t%C3%BCrk-bal%C4%B1k%C3%A7%C4%B1-gemisine-d%C3%BCzenlenen-sald%C4%B1r%C4%B1da-bir-ki%C5%9Fi-%C3%B6ld%C3%BC-d%C3%B6rt-ki%C5%9Fi
Karadeniz'de bir Türk balıkçı gemisine düzenlenen saldırıda bir kişi öldü, dört kişi yaralandı
Karadeniz'de seyreden bir gemi (AP)
Türk bayraklı bir balıkçı teknesi, dün Karadeniz’de Kırım Yarımadası açıklarında düzenlenen saldırıda hedef alındı. Olayda bir kişi hayatını kaybederken, dört kişi yaralandı.
Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan yapılan ve açıklamada, saldırının Batı Kırım'daki Sivastopol açıklarında seyreden Türk bayraklı “Duru 67” adlı balıkçı teknesine yönelik gerçekleştirildiği belirtildi. Kırım, uluslararası toplum tarafından Ukrayna toprağı olarak kabul edilmesine rağmen 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edildi.
Açıklamada, saldırının ardından teknenin battığı ifade edilirken, olayın nasıl gerçekleştiğine veya saldırının sorumlularına ilişkin ayrıntı verilmedi.
Dünya Gıda Programı: Ortadoğu’daki çatışmalar milyonlarca insanı açlığa sürüklüyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5280800-d%C3%BCnya-g%C4%B1da-program%C4%B1-ortado%C4%9Fu%E2%80%99daki-%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmalar-milyonlarca-insan%C4%B1-a%C3%A7l%C4%B1%C4%9Fa-s%C3%BCr%C3%BCkl%C3%BCyor
Dünya Gıda Programı: Ortadoğu’daki çatışmalar milyonlarca insanı açlığa sürüklüyor
Sudanlı bir kadın, aç olan bebeğini doyurmaya çalışıyor. (UNICEF)
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP) bugün yaptığı açıklamada, Ortadoğu’da devam eden çatışmaların milyonlarca insanı açlık tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını bildirdi. Kuruluş, yakıt ve taşımacılık maliyetlerindeki artışın gıda fiyatlarını yükselttiğini, finansman yetersizliğinin ise yardım kuruluşlarını insani destek faaliyetlerini azaltmaya zorladığını belirtti.
WFP’ye göre, şubat ayı sonunda İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan ve Körfez bölgesinden Lübnan’a kadar uzanan bölgesel çatışma, başlıca deniz ticaret yollarında ciddi aksamalara yol açtı. Bu durum, gemilerin rotalarını değiştirmek zorunda kalmasına neden olurken, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen sevkiyatların etkilenmesiyle küresel enerji akışları ve tedarik zincirlerinde ciddi bozulmalar yaşandı.
WFP, mart ayında yayımladığı değerlendirmede, petrol fiyatlarının haziran ayına kadar varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde kalması halinde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabilecek kişi sayısının 45 milyona ulaşabileceği uyarısında bulunmuştu. Kuruluş, ham petrol fiyatlarının mart ayı başından bu yana bu seviyenin üzerinde seyretmesi nedeniyle söz konusu senaryonun fiilen gerçekleşmeye başladığını belirtti.
WFP, özellikle Afganistan, Somali ve Sri Lanka’daki hanelerin krizden en fazla etkilenenler arasında yer aldığını kaydetti. Bu ülkelerde yakıt ve gıda fiyatlarındaki artış, gelir kayıpları ve ticaretteki aksaklıklar nedeniyle geçim koşullarının daha da ağırlaştığı ifade edildi.
WFP’nin tahminlerine göre, Somali’de 2026 yılında yaklaşık 6,5 milyon kişi, yani ülke nüfusunun üçte birine yakını, ciddi açlık riskiyle karşı karşıya kalacak. Afganistan’da ise 17,4 milyon kişinin gıda krizinden etkilenmesi bekleniyor. Kuruluş, mevcut aksaklıkların sürmesi halinde 2,5 milyon Somalili ile 2,3 milyon Afgan’ın daha gıda güvensizliği tehdidiyle karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Her iki ülke de enerji ve gıda ithalatına büyük ölçüde bağımlı durumda.
Somali’de yerinden edilme ve açlık (AFP)
Ortadoğu’daki kriz, yardım kuruluşlarının karşı karşıya olduğu ciddi finansman sıkıntılarının yaşandığı bir döneme denk geliyor. WFP, mevcut koşullar altında 2026 yılında dünya genelinde yardım hizmetlerinden yararlanan kişi sayısının yaklaşık 1,5 milyon azalacağını, mevcut durumun altı ay daha sürmesi halinde ise buna ilave olarak 9 milyon kişinin daha destek kapsamı dışında kalabileceğini öngörüyor.
Afganistan’da yükselen yakıt fiyatları, insani yardım malzemelerinin taşınma maliyetlerini beş kata kadar artırdı. WFP’ye göre, kamyonların alternatif güzergâhlar kullanmak zorunda kalması nedeniyle teslimat süreleri de 10 günden 75 güne kadar uzadı.
Somali’de ise artan uçak yakıtı fiyatları, BM’nin insani hava taşımacılığı hizmetlerinin operasyon maliyetlerini yükseltiyor. WFP, söz konusu hava köprüsünün ulaşımı son derece güç bölgelere erişim sağlayan tek güvenli yöntem olduğuna dikkat çekti.
İsrail, yerleşimcilere uygulanan yaptırımlara tepki olarak Kudüs’teki Avrupa konsolosluklarını kapatmayı değerlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5280798-i%CC%87srail-yerle%C5%9Fimcilere-uygulanan-yapt%C4%B1r%C4%B1mlara-tepki-olarak-kud%C3%BCs%E2%80%99teki-avrupa
İsrail, yerleşimcilere uygulanan yaptırımlara tepki olarak Kudüs’teki Avrupa konsolosluklarını kapatmayı değerlendiriyor
Eriha’daki Ürdün Vadisi sakinlerinin arazileri üzerinde bir yerleşim noktası kuran yerleşimciler (WAFA)
İsrail hükümeti içindeki çeşitli sağcı kurum ve çevreler, uluslararası hukuk uzmanlarının da katılımıyla, Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanlarının Brüksel’de aldığı yaptırım kararına verilecek yanıtı değerlendirmek üzere görüşmeler yürütüyor. AB dışişleri bakanları, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim hareketinin üst düzey isimleri ve önde gelen kuruluşlarına yaptırım uygulanacağını açıklamıştı.
Masadaki öneriler arasında, Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren sekiz Avrupa ülkesine ait konsolosluğun kapatılması da yer alıyor. Bunun yanı sıra, AB’den ‘siyasi bedel tahsil etmeyi’ amaçlayan çeşitli adımların da değerlendirildiği belirtiliyor.
İsrail’de yargı ve yönetim sistemine yönelik reform girişimlerinin fikir altyapısını oluşturan sağ eğilimli düşünce kuruluşlarından Kohelet Policy Forum’da kıdemli araştırmacı olarak görev yapan avukat Avraham Shalev, hükümete sunulan öneri ve çalışmaların hazırlanmasında rol alan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Shalev, “AB, İsrail’e yönelik düşmanca tutumunun kendisini tamamen etkisiz ve marjinal bir konuma sürükleyeceğini anlamalıdır” ifadesini kullandı.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki Ma'ale Adumim yerleşim yeri yakınlarında düzenlenen bir basın toplantısı sırasında bir yerleşim projesinin tabelasını elinde tutuyor. (Arşiv – AP)
Söz konusu görüşmelere katılan Shalev, İsrail parlamentosu Knesset’te, Avrupa kaynaklı fonlara yönelik kısıtlamalar getirecek yeni yasal düzenlemeler yapılmasını öneriyor. Bu kapsamda, İsrail'deki siyasi derneklere yapılan Avrupa bağışlarının vergi avantajlarından mahrum bırakılması veya bu fonlara yüksek vergiler uygulanması gibi seçenekler gündeme getiriliyor. Shalev, “AB, Batı Şeria’da geniş çaplı yasa dışı Arap yapılaşma projelerini finanse ediyor. AB’nin tutumu göz önüne alındığında, yaptırımlara maruz kalması gereken tarafın kendisi olduğu açıktır” ifadelerini kullandı. İsrailli hukukçu, buna karşılık olarak İsrail Sivil İdaresi’nin, AB finansmanıyla inşa edilen ruhsatsız yapılara yönelik geniş kapsamlı bir yıkım kampanyası başlatmasını ve tüm inşaat faaliyetlerini derhal dondurmasını önerdi.
Öte yandan Kohelet Policy Forum, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları ve saldırganların kimlikleri hakkında Avrupalı kurumlara bilgi sağlayan İsraillileri ‘muhbir’ olarak nitelendiriyor ve bu kişilere yaptırım uygulanmasını savunuyor. Kohelet Policy Forum, “Yabancı devletler, yaptırıma tabi tutulan kişi ve kuruluşların faaliyetlerinden yerel bilgi kaynakları olmaksızın haberdar olamazdı” görüşünü dile getirirken, Knesset’in mevcut boykot yasasını değiştirerek İsrail vatandaşlarına yönelik yaptırım çağrılarını yasaklamasını ve bu çağrılar nedeniyle zarar gördüğünü öne süren kişilere tazminat davası açma hakkı tanımasını talep ediyor.
İsrail, Batı Şeria’daki yerleşim yerlerini genişletiyor
Kohelet Policy Forum, Doğu Kudüs’te faaliyet gösteren Avrupa ülkelerine ait konsoloslukların kapatılması yönündeki çağrısını da yineledi. Enstitü tarafından hazırlanan değerlendirmede, “Filistin Yönetimi’ne hizmet veren Avrupa konsolosluklarının İsrail’in başkentinin merkezinde faaliyet göstermeyi sürdürmesi başlı başına bir çelişkidir” ifadesine yer verildi. Değerlendirmede, Fransa, Yunanistan, İsveç, İtalya, İspanya, Belçika, Birleşik Krallık ve Türkiye’nin yanı sıra Vatikan’ın Doğu Kudüs’te diplomatik temsilcilikler bulundurduğu belirtilerek, bu temsilciliklerin Kudüs üzerindeki İsrail egemenliğini tanımadığı ve Filistin Yönetimi nezdinde faaliyet yürüttüğü savunuldu. Enstitü, İspanya örneğini vererek, Madrid yönetiminin İsrail’deki büyükelçisini geri çağırmasına rağmen İspanya’nın Kudüs Başkonsolosu’nun kentte görev yapmayı sürdürdüğünü ve Ramallah’ta Filistin Devleti temsilcileriyle çalıştığını ileri sürdü. Kohelet’e göre bu konsolosluklar, ‘sömürgecilik döneminden kalma yapılar’ niteliği taşıyor ve ev sahibi devletin onayı olmadan diplomatik misyonların faaliyet göstermesini uluslararası hukuka aykırı hale getiren kurallarla çelişiyor. Enstitü, Avrupa ülkelerinin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanındığı izlenimini vermemek için İsrail’den resmî izin almaktan kaçındığını iddia etti. Açıklamada ayrıca, İngiltere ve Fransa’nın Filistin devletini tanıma kararlarına karşı İsrail hükümetinin bir yıl önce ‘uygun bir Siyonist yanıt’ vereceği yönünde taahhütte bulunduğu, ancak bu yönde herhangi bir adım atılmadığı öne sürülerek, söz konusu konsoloslukların derhal kapatılması çağrısı yapıldı. Enstitü, bunun Avrupa ülkelerine İsrail’in egemenliğine yönelik ihlallere sessiz kalmayacağı yönünde net bir mesaj vereceğini savundu.
Öte yandan İsrail basınında yer alan bilgilere göre, AB yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşların isimlerini açıklamaktan kaçınsa da kararın bazı önde gelen yerleşimci örgütlerini hedef alması bekleniyor. Bu kapsamda, mevcut Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından 2006 yılında kurulan ve İsrail’in yerleşim politikalarını desteklemek amacıyla faaliyet gösteren Regavim, Batı Şeria’da yeni yerleşim birimleri kurulmasını savunan ve Gazze Şeridi’nde yeniden yerleşim fikrini destekleyen aşırı sağcı Nachala ile lideri Daniella Weiss ve 1979’dan bu yana yerleşim projelerinde faaliyet gösteren Amana adlı kuruluşun yaptırım listesinde yer alabileceği belirtiliyor. İsrail kaynaklarına göre, söz konusu yaptırımların bu kuruluşların yanı sıra yöneticilerini ve önde gelen isimlerini de kapsaması bekleniyor.
Ramallah’ın kuzeydoğusundaki bir yerleşim yeri, 12 Mart 2026 (AFP)
İsrail’de siyasi ve hukuk çevreleri, AB’nin son yaptırım kararını, daha önce Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerine karıştığından şüphelenilen bireylere uygulanan yaptırımlara kıyasla daha ciddi bir tırmanma olarak değerlendiriyor. Bu çevreler, AB’nin kararlarına karşı güçlü bir tepki verilmemesi halinde ilerleyen dönemde daha kapsamlı yaptırımların gündeme gelebileceğini savunuyor. Bu kapsamda, Kohelet Policy Forum tarafından ortaya atılan önerilerden biri de AB yargı organlarına başvurulması oldu. Enstitü, yaptırım kararlarının iptali için AB mahkemelerine mümkün olan en kısa sürede dava açılması gerektiğini savunuyor. İsrailli avukat Sarah Shialom, şimdiye kadar Avrupa yaptırımlarından etkilenen hiçbir İsraillinin bu kararlara karşı yargı yoluna başvurmadığını belirterek, AB’nin hukuk sistemi içinde kullanılabilecek çeşitli hukuki mekanizmaların bulunduğunu söyledi. Shialom’a göre en önemli seçenek, yaptırım kararının iptali için dava açılması. AB’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma’nın 263. maddesine atıfta bulunan hukukçu, bir karar nedeniyle doğrudan etkilenen kişi veya kuruluşların, kararın yayımlanmasından itibaren iki ay içinde AB Genel Mahkemesi’ne başvurarak isimlerinin yaptırım listesinden çıkarılmasını talep edebileceğini ifade etti. Shialom, yaptırım listelerine alınan İsrailliler açısından en önemli unsurun Avrupa mahkemelerinin benimsediği ispat standardı olduğunu belirtti. Buna göre, iddiaları kanıtlama yükümlülüğü yaptırıma maruz kalan kişilere değil, AB makamlarına ait bulunuyor. Avrupa mahkemelerinin yalnızca genel suçlamalar veya soyut gerekçelerle karar veremeyeceğini vurgulayan Shialom, her bir suçlamanın somut ve güçlü delillere dayanması gerektiğini söyledi. Hukukçu, yaptırıma maruz kalan kişinin suçlamaların dayanaksız olduğunu kanıtlaması ve mahkeme tarafından haklı bulunması halinde, AB’nden tazminat talep etme hakkına da sahip olabileceğini ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة