Savaşın başlamasının üzerinden 8 ay geçmesine rağmen İsrail için halen bir düğüm olan isim: Yahya Sinvar

Sinvar’a yakın kişiler Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'den gitmektense ölmeyi tercih eder. Siyasi ve sosyal bir isim. Esprili, ama bir o kadar da inatçı.

İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
TT

Savaşın başlamasının üzerinden 8 ay geçmesine rağmen İsrail için halen bir düğüm olan isim: Yahya Sinvar

İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)
İsrail Gazze savaşı boyunca Sinvar’a ulaşamadı (AP)

İsrail, geçtiğimiz yıl ekim ayında Gazze Şeridi'ne savaş açmasından bu yana, Hamas Hareketi’nin lider kadrosuna, özellikle de Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'a ulaşamadı. Sinvar, Tel Aviv'in siyasi ve askeri isimleri tarafından 7 Ekim'de İsrail’e düzenlenen ve yüzlerce İsraillinin ölümüne, 240'a yakın İsraillinin rehin alınmasına yol açan saldırının planlayıcısı olmakla suçlanıyor.

Ancak İsrail sekiz aydır süren savaşta Gazze Şeridi'nin kuzeyinden merkezine oradan da güneydeki Han Yunus ve Refah'a kadar Sinvar'ı bulmayı umduğu her eve, tünele ve yere baktıysa da ondan hiçbir iz bulamadı. İsrail ordusu sadece Sinvar'ı ailesiyle birlikte tünellerden birinde gösteren kısa bir videoya ulaşabildi. Video savaşın başlarında memleketi Han Yunus'ta çekilmiş gibi görünüyordu.

Çok sayıda İsrailli yetkili, Sinvar’ın Han Yunus'ta ve tünellerde saklandığına dair emin ifadeler kullanırken zaman zaman ona yaklaştıklarını belirttiler. İsrail, halen devam eden bir operasyonla Sinvar’ın peşinde takibini Refah'a kadar genişletti.

scvfdbg
Yahya Sinvar (AP)

İsrail'in Hamas'ın diğer bazı siyasi ve askeri liderleriyle birlikte Sinvar'ı halen bulamaması, büyük bir istihbarat başarısızlığı olarak görülürken Gazze Şeridi'nin yer altı da dahil olmak üzere tüm bölgelerini etkileyen yıkıcı savaşın ortasında Sinvar'ın nerede olduğu ve saklanabildiği konusunda soru işaretlerine neden oldu.

Peki Sinvar'ın dış dünyayla bağlantısı gerçekten kesildi mi?

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze Şeridi'ndeki ve yurtdışındaki Hamas kaynakları, Sinvar'ın şimdiye kadar saklanabilmesinin ve İsrail’in kendisine ulaşamamasının, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi içindeki ve dışındaki liderleriyle iletişiminin kesildiği anlamına gelmediğini söylediler.

Kaynaklar, Sinvar'ın başta ateşkes müzakereleri olmak üzere olup biten her şeyden sürekli olarak haberdar olduğunu ve sunulan her teklifi iyice incelediğini, üzerinde düşündüğünü, görüş bildirdiğini ve Hamas’ın diğer liderleriyle çeşitli şekillerde iletişim kurarak istişarede bulunduğunu aktardılar.

Sİnvar’ın, özellikle son müzakerelerdeki kritik zamanlarda Hamas Hareketi’nin yurtdışındaki liderleriyle birçok kez iletişim kurduğunu açıklayan kaynaklar, ayrıca İsrail'in oğullarını hedef almasının ardından Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile de iletişim kurarak kendisine taziyelerini ve desteklerini sunduğunu ifade ettiler. Kaynaklar bu iletişimin nasıl gerçekleştiği ve doğrudan olup olmadığı konusunda detay vermediler.

Kaynaklar, Sinvar'ın mevcut savaş sırasında İsrail’in herhangi bir suikast girişiminden kurtulup kurtulmadığı ve özellikle Han Yunus'taki operasyon sırasında İsrail askerlerinin onun bulunduğu yere yaklaşıp yaklaşmadığı konusunda da herhangi bir bilgi vermediler.

En fazla iki ya da üç kişiden oluşan çok küçük bir çevrenin onun nerede olduğunu bildiğini ve çeşitli ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyen kaynaklar, bu kişilerin Sinvar’ın Gazze Şeridi’ndeki ve dışındaki Hamas liderleriyle iletişim kurmasını sağladıklarını belirttiler.

zxcvdfbg
İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, geçtiğimiz mayıs ayında BM Genel Kurulu'nun özel bir oturumu sırasında Yahya Sinvar'ın bir fotoğrafını tutarken (AFP)

İsrail’in Hamas'ın siyasi ve askeri kademelerindeki birinci ve ikinci derecedeki liderlerinin çoğuna ulaşmayı başaramadığına işaret eden kaynaklar, ancak İsrail’in bunlardan bazılarına suikast girişiminde bulunduğunu, bu girişimler sırasında bazılarının yaralandığını, bazılarının da farklı bölgelere ve hedeflere yönelik bombardımanlardan yara almadan kurtulduğunu, fakat Sinvar’ın bu kişilerin arasında olmadığını söylediler.

Kaynaklar Sinvar'ın tünellerde mi yoksa bir evde mi saklandığını ise belirtmediler.

 Han Yunus’un tünelleri

İsrail ordusunun Han Yunus'taki kara operasyonunun sona ermesinin ardından Sinvar'a ulaşılamaması dair İsrail basınında yer alan haberlerde Sinvar'ın Hamas'ın geriye kalan tünellerinde gezindiği öne sürüldü. Ancak İsrail ordusu sık sık Hamas'ın tünelleri de dâhil olmak üzere tüm imkânlarını yok ettiğini ve Han Yunus ile Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerindeki tüm taburlarını dağıttığını belirtiyor.

İsrail zaman zaman Sinvar ve diğer Hamas liderlerinin sürgüne gitmeyi kabul etmeleri halinde Gazze Şeridi'nden çıkarılabilecekleri açıklamasını yineliyor.

Şarku’l Avsat, Sinvar'ın şahsiyeti ve nasıl kararlar verebileceği hakkında bir portre çizmek için yakınlarına ve akrabalarına ulaşmaya çalıştı.

Sinvar’ın yakın çevresinden ve akrabalarından kaynaklar, onun ‘ya savaşın sona ermesi, işgalci İsrail güçlerinin geri çekilmesi ve onurlu bir esir takası anlaşması için direnişin öne sürdüğü şartların kabul edilmesinden ya da şehit olmaktan’ başka bir şey düşünmediğini söylediler. Kaynaklar, Sinvar için Gazze'den sürgün edilme gibi bir önerinin temelde kabul edilemez olduğunu ve bunu asla düşünmeyeceğini ifade ettiler.

Hamas’ın diğer liderlerinin de bu iki seçenekten başka üçüncü bir seçeneği düşünmediklerini belirten kaynaklar, İsrail’in uzlaşmazlığına ve şartlarından taviz vermeyişine karşı başka bir çözüm olmadığı düşünüldüğünde tüm liderlerin bu iki seçenek üzerinde hemfikir olduğunu da sözlerine eklediler.

cvfdbgnh
İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar, 2017 yılında Gazze’de Filistinli grupların liderlerinin katıldığı bir toplantı sırasında yan yana otururken (AFP)

Kaynaklar, Sinvar’ın karakteriyle ilgili olarak ve İsraillilerin onun kan dökme ve şiddet yanlısı ve inatçı bir kişi olduğu yönündeki iddialarına cevaben, onun sosyal bir insan olduğunu ve sık sık hem yetkilileri hem önde gelen yerel isimleri ve hatta ikamet ettiği yerdeki komşularını ziyaret ettiğini söylediler. Yakın çevresi, Sinvar’ın Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri seçilmesinden bu yana yoğun programına rağmen ailesini ve akrabalarını düzenli olarak ziyaret ettiğini de belirttiler.

Yakın çevresinden biri Sinvar hakkında şunları söyledi:

Sinvar, birçokları tarafından çok sert bir kişi olarak algılanmasına rağmen Hamas’ın lideri olarak katıldığı toplantılar ve görüşmeler sırasında bile sık sık espri yapar. Ancak bu mizahi yönü, kritik ve önemli konularda tartışmalar yapıldığında her türlü tartışmayı çözüme kavuşturabildiği için ortaya çıkan lider karakterine sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Eskiden ona eşlik eden Hamas’ın önde gelen isimlerinden biri ise şunları dile getirdi:

Büyük Geri Dönüş Yürüyüşleri döneminde Gazze'deki durumla ilgili arabulucularla yapılan müzakereler ve 2018-2019 yılları arasında birbirini takip eden olaylar sırasında Sinvar, kişisel kararını Hamas liderlerine oybirliğiyle kabul ettirme konusunda oldukça azimliydi. İsrail’i yıllarca Hamas Hareketi’nin taleplerine boyun eğmeye zorlayan önemli başarılar elde etti.

Zafer pozu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv'deki siyasi ve askeri üst düzey isimlerden gelen, savaşın ertesi günü için stratejik bir plana sahip olmadığı ve Hamas'la İsrailli rehineleri iade edecek bir anlaşmaya varmadığı yönündeki eleştirilere yanıt verirken Gazze savaşını Sinvar ve Hamas'a zafer pozu verdirecek şekilde sonlandırmayı reddettiğini sık sık yineliyor.

Gözlemciler, İsrail'in Sinvar'a ulaşamamasının siyasi ve askeri düzeyleri için çözülemeyen bir düğüm olduğunu söylerken İsrailliler, savaşta zafer pozu verebilmek için İsrail ordusuna ölü ya da diri Sinvar'a ulaşma fırsatı verilmesi konusunda zaman faktörüne büyük umutlar bağlıyor gibi görünüyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, Sinvar'ın, İsrail'in savaşı kazandığını iddia etmek için onu öldürmek ya da yakalamak istediğini çok iyi bildiğini söylediler. İsrail hapishanelerinde geçirdiği uzun yıllar nedeniyle Sinvar’ın İsraillilerin ve liderlerinin nasıl düşündüklerini bildiğini belirten kaynaklar, bu yüzden Sinvar’ın özellikle müzakereler ve beraberinde oluşan şartlar sırasında mücadelenin birçok yönünü siyasi olarak yönettiğini de sözlerine eklediler. Kaynaklar bu sebeple Sinvar’ı özellikle savaşın tamamen durdurulması ve işgalci İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerinden çekilmesi konusunda Filistinlilerin uzlaşmasını sağlayacak koşulları sağlamak isteyen inatçı bir müzakereci olarak tanımladılar.

Kaynaklar, Sinvar’ın önemli bir ulusal mesele söz konusu olduğunda tek başına karar vermediğini, ancak müzakerelerde ve diğer konularda gündeme gelen her konuda her zaman istişareye devam etmeyi tercih ettiğini de sözlerine eklediler.

İsrail, bir uzlaşıya varılmasını sağlayacak bir çözüm çerçevesinde başta Yahya Sinvar olmak üzere Hamas liderlerinin Gazze'den sürülmesi fikrini sık sık dile getirse de bu fikre hem İsrail hükümetinin içinden hem de Hamas'tan tepki gösterildi.

 



ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
TT

ABD'de bahisler değişti: 2028 başkanlık seçimi için yeni favori

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)

Popüler tahmin piyasası sitesi Kalshi'nin kullanıcıları, 2028 ABD başkanlık seçiminin yeni favorisini belirledi.

Kalshi, çarşamba sabahı X'te, Dışişleri Bakanı  Marco Rubio'nun artık "2028 başkanlık yarışını kazanma ihtimali en yüksek isim" olduğunu duyurdu. Gönderide Rubio'nun yüzde 19'la başı çektiği, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un ise yüzde 18'lik oranlara sahip olduğu belirtildi.

Bir diğer tahmin piyasası platformu Polymarket da salı sabahı Rubio'nun sitedeki oranlarının "tüm zamanların en yüksek seviyesine" ulaştığını ancak hâlâ Vance'in birkaç puan gerisinde kaldığını açıkladı.

Tahmin piyasası platformları, kullanıcıların olayların sonucuna bahis oynamasına imkan tanıyor ve giderek daha popüler hale geliyor. Washington Post'un ocak ayındaki haberine göre Kalshi ve Polymarket aracılığıyla siyasi veya hükümetle ilgili olaylara 200 milyon dolardan fazla bahis oynandı.

Seçime iki yıldan fazla süre olsa da Başkan Donald Trump'ın yerine kimin geçebileceğine ilişkin sorular artıyor.

Rubio'nun siyasi emelleri hakkında spekülasyonlar giderek artsa da Dışişleri Bakanı, yarışması halinde Cumhuriyetçilerin adaylığı için en güçlü isim olarak görülen Vance'e desteğini defalarca dile getirdi.

Rubio, geçen yılın sonlarında Vanity Fair'da yayımlanan röportajında, "J.D. Vance başkanlık için yarışırsa bizim adayımız olacak ve onu destekleyen ilk kişilerden biri ben olacağım" demişti.

Geçen yaz 2028 seçimi sorulduğunda Rubio, Vance'in "harika bir aday" olacağını söylemişti.

Fox News'dan Lara Trump'a, "Bence başkan yardımcılığında harika iş çıkarıyor. akın bir arkadaşım ve umarım aday olmayı düşünüyordur. Biliyorum, biraz erken" diye konuşmuştu.

Ama Dışişleri Bakanı olarak bulunduğum konum gereği siyasetin içinde yer almıyorum. Aslında iç politikaya karışmamı engelleyen kurallar var ve başkan izin verdiği sürece bu işi yapıp bu görevde kalmak istiyorum, bu da beni Ocak 2028'e kadar burada tutacak.

Dışişleri Bakanı'nın geçmişteki yorumlarına rağmen, Wall Street Journal'ın haberine göre Trump, seçim yaklaştıkça Vance ve Rubio'yu giderek daha fazla karşı karşıya getirmeye başladı. Yakın zamanda düzenlenen bir etkinlikte Trump, bağışçılardan oluşan bir salonda bu iki isim hakkında yoklama yaptı ve katılımcılar, gazeteye Rubio'ya gelen alkışların daha yüksek olduğunu söyledi.

Yine de Trump'ın Vance ve Rubio'yu karşılaştırmayı oyun olarak gördüğü ve henüz bir halef seçimi olarak değerlendirmediği bildiriliyor. Journal'ın kaynakları, Trump'ın Vance ve Rubio'nun aynı listede aday olmasını istediğini dile getirdiğini de belirtti.

Trump'ın kendisi de anayasaya aykırı olacak üçüncü bir dönem için tekrar aday olma ihtimalini defalarca dile getirdi.

Independent Türkçe


Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
TT

Michigan eyaletinde sinagoga silahlı saldırı

ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)
ABD kolluk kuvvetleri, Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesindeki “Temple Israel” sinagoguna gelen ihbar üzerine müdahale etti. (Associated Press)

Michigan Eyaleti polisi, bugün (Perşembe) West Bloomfield bölgesinde bir sinagogda silahlı saldırı yaşandığını duyurdu.

FBI Direktörü Kash Patel, “Michigan’daki ortaklarımızla birlikte FBI ekipleri olay yerinde bulunuyor. West Bloomfield’daki sinagogda hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı olayıyla ilgileniyoruz” dedi.

Oklend County Şerifi, Detroit yakınlarındaki sinagogda en az bir kişiyle güvenlik görevlilerinin çatıştığını bildirdi. Associated Press’in aktardığına göre, WDIV-TV kanalı, bir kamyonetin “Temple Israel” (İsrail Tapınağı) sinagoguna girdiğini bildirdi.

Oklend County Şerifi Mike Bouchard, henüz kimsenin gözaltına alınmadığını açıkladı. Olay yerinden yükselen dumanlar gözlendi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, saldırgan hayatını kaybetti.

FBI Direktörü Kash Patel, polis ekiplerinin olay yerinde olduğunu ve olayın hem araçla çarpma hem de silahlı saldırı içerdiğini doğruladı.

Oklend County polis departmanı, binanın tahliye edildiğini bildirdi. Polis izniyle yaklaşık 12 veli, içerideki küçük çocuk eğitim merkezinden çocuklarını çıkardı. West Bloomfield bölgesindeki okullar kapatıldı.

fbfr
Michigan eyaletinin West Bloomfield bölgesinde “Temple Israel” sinagogu yakınında insanlar toplandı. (Associated Press)

Michigan Valisi Gretchen Whitmer, gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek yaptığı açıklamada, “Bu üzücü bir olay. Michigan’daki Yahudi topluluğu, dini ibadetlerini güvenle gerçekleştirebilmelidir” dedi.

Temple Israel, ülkenin en büyük reformist sinagogu olarak tanımlanıyor ve 12 bin  üyeye sahip. Sinagog, erken çocukluk eğitim merkezi ve aileler ile yetişkinler için eğitim programları sunuyor.

Sinagog web sitesine göre kuruluş amacı Yahudi topluluklarını dünya çapında desteklemek ve misyonu “Reformist Yahudilik perspektifiyle güçlü bir topluluk inşa etmek.

Detroit Yahudi Federasyonu, bölgedeki tüm Yahudi kuruluşlarını “tam kapanma protokolü uygulamaya – binalara giriş ve çıkışları durdurmaya” çağırdı.


İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
TT

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: Bize yeniden savaş dayatılmayacağının garantisini istiyoruz

Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)
Mecid Taht Revançi, geçen yıl aralık ayı başında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu bilgilendirdi. (İran İslam Şurası Meclisi internet sitesi)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, ülkesinin gelecekte yeniden bir savaşla karşı karşıya bırakılmamasını sağlayacak garantiler istediğini belirterek, Tahran’ın dışarıdan dayatılan bir çatışmanın tekrarını önlemeyi amaçladığını söyledi.

Taht Revançi, AFP’ye Tahran’da verdiği röportajda, “İran’a yeniden savaş dayatılmayacağından emin olmak istiyoruz” dedi.

Geçen yıl haziran ayında savaşın başladığını belirten Taht Revançi, “12 gün sonra ‘düşmanlıkların durdurulması’ olarak adlandırılan bir süreç oldu. Ancak sekiz ya da dokuz ay sonra karşı taraf yeniden toparlanarak saldırıyı tekrarladı” ifadelerini kullandı. İranlı yetkili bu sözleriyle ABD ve İsrail’i işaret etti.

Taht Revançi, “Gelecekte bize bu şekilde davranılmasını istemiyoruz” dedi.

İran’ın çatışma başlamadan önce komşu ülkelere mesaj ilettiğini de belirten Taht Revançi, ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir saldırıya katılması halinde Amerikan varlıkları ve üslerinin meşru hedef sayılacağını bildirdiklerini söyledi.

Taht Revançi  “Savaş başlamadan önce farklı vesilelerle komşularımıza, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırıya katılması halinde tüm Amerikan varlıklarının ve üslerinin İran için meşru hedef olacağını bildirdik” diye konuştu.

İranlı yetkili, ülkesinin askeri adımlarını savunma amaçlı olarak gördüğünü belirterek, “Kendimizi savunmak için hareket ediyoruz ve gerekli olduğu sürece savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Taht Revançi ayrıca ABD ve İsrail’in saldırılarının, Washington ile Tahran arasında planlanan yeni bir müzakere turundan birkaç gün önce gerçekleştiğini söyledi. Taraflar arasında daha önce üç tur görüşme yapılmıştı.

Daha önce arabuluculuk yapan Umman ise bu görüşmelerde “önemli ilerleme” kaydedildiğini açıklamıştı.

İranlı yetkili, bazı “dost ülkelerin” çatışmayı sona erdirmek için Tahran ile temasa geçtiğini, ancak bu ülkelerin hangileri olduğunu belirtmedi.

“Bazı dost ülkeler savaşın sona erdirilmesi için bizimle iletişime geçti” diyen Taht Revançi, İran’ın bu ülkelere tutumunu açık şekilde ilettiğini belirtti.

Taht Revançi, ateşkesin kapsamlı bir çözümün parçası olması gerektiğini vurgulayarak, “Onlara aynı şeyi söylüyoruz: Ateşkes, savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir formülün parçası olmalı” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili ayrıca dünyanın en önemli petrol taşımacılığı hatlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değindi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun bölgede mayın döşemeye çalışan İran gemilerini hedef aldığını açıklamıştı. Ancak Taht Revançi bu suçlamaları reddetti.

Taht Revançi, “Bölgede, güneyde Körfez’e yakın kara sularımızda, sularımızı ve ülkemizi korumaya hazır olmak için ihtiyati tedbirler alıyoruz” dedi. Bu önlemlerin savunma amaçlı olduğunu belirten yetkili, ayrıntı vermedi.

İran’ın son dönemde birçok ülkenin gemisinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verdiğini de ifade eden Taht Revançi, “Bazı ülkeler boğazdan geçiş konusunda bizimle temas kurdu ve biz de iş birliği yaptık” dedi.

Ancak Tahran’ın saldırılara katılan ülkeler ile katılmayanlar arasında ayrım yaptığını belirterek, “Saldırganlığa katılan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişten faydalanmaması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Taht Revançi ayrıca İran’daki siyasi sistemin bu çatışma nedeniyle tehdit altında olduğuna yönelik değerlendirmelere de değindi.

İran liderliğinin mevcut durumun rejim için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu düşünmediğini belirten Taht Revançi, “Bu aşamayı geride bıraktık” dedi.

Taht Revançi  “Amerikalılar ve İsrailliler 24 ya da 48 saat içinde tüm sistemin çökeceğini düşündü, ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

İran yönetiminin baskılara karşı ayakta kalabileceğine inandığını belirten Taht Revançi,, “Düşman bu sistemin ayakta kalacak kadar güçlü olduğunu biliyor” dedi.

İranlı yetkili, krizin yalnızca askeri yollarla çözülemeyeceğini, çatışmayı tamamen sona erdirecek daha geniş düzenlemelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Taht Revançi, Tahran’ın çatışmayı sona erdirecek ve savaşın yeniden başlamasına yol açan koşulların tekrarlanmasını önleyecek bir anlaşma istediğini belirterek, “İstediğimiz şey savaşı tamamen sona erdirecek kapsamlı bir çerçevedir” dedi.

İran’ın bu hedef doğrultusunda diplomatik kanalları kullanmayı sürdüreceğini ifade eden Taht Revançi, “Gerekli olduğu sürece kendimizi savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.