Gazze savaşı ve Lübnan'daki gerilim üzerine sessiz savaşlar ve Netanyahu

Netanyahu 'Bay güvenlik',  Gantz ise 'devlet adamı'

Görsel: Jay Torres
Görsel: Jay Torres
TT

Gazze savaşı ve Lübnan'daki gerilim üzerine sessiz savaşlar ve Netanyahu

Görsel: Jay Torres
Görsel: Jay Torres

Michael Horowitz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in önde gelen siyasi figürü olarak uzun kariyerinden öğrendiği bir şey varsa o da zamanlamanın her şey demek olduğudur. Karşınıza bir fırsat çıkarsa onu değerlendirin, ama daha da önemlisi, eğer şartlar aleyhinize ise krizi daha da kötüleştirse bile, koşullar daha elverişli hale gelene kadar ayak sürüyün, erteleyin ve işi mümkün olduğunca yokuşa sürün. Yeterince uzun süre beklerseniz, yıldızlar sizin için yeniden aynı hizaya gelebilir. Bu basit bir strateji olsa da Netanyahu'yu defalarca kez kurtardı. Şimdi de karşılaştığı en kötü krizden kurtulmak için bu stratejiyi yeniden kullanmayı umuyor. Pek çok kişi Netanyahu'nun siyasi kariyerinin ‘bittiğini’ söylese de o hala burada onları beklemeyi sürdürüyor.

Etrafı sarılmış olan Netanyahu, mayıs ayı sonlarında stratejisinin işe yarayabileceğine dair ilk sinyali aldı. Bir anket ilk kez İsraillilerin Netanyahu'yu en büyük rakibi olan Benny Gantz'a tercih ettiğini gösterdi. Gantz, ekim ayında İsrail Savaş Kabinesi’ne girmiş, ancak daha o zamanlar istifa edeceğinin sinyallerini vermişti. Gantz, söz konusu anketten önce geçtiğimiz yıl aralık ayında yapılan bir ankette açık ara Netanyahu'nun önündeydi. Aralık ayındaki ankette İsraillilerin yüzde 45'i eski Genelkurmay Başkanı’nı tercih ederken, yüzde 27'si Netanyahu'yu İsrail Başbakanı olarak görev yapmaya en uygun kişi olarak gördü.

Gantz’ın destekçilerinin bir bölümü, onun Savaş Kabinesi’nden istifa etmesinden dolayı hayal kırıklığına uğrarken, bazıları onun kalış süresini uzattığını ve aylar önce istifa etmesi gerektiğini savundu.

Anketin sonucu açık olsa da Gantz'a verilen desteğin azaldığının tek işareti bu anket değildi. Gantz'ın partisi Ulusal Birlik, Netanyahu'nun partisi Likud’un önündeydi ve hala da öyle. Ancak ikisi arasındaki fark, Gantz'ın partisinin Netanyahu'ya karşı 19 sandalyelik büyük bir üstünlüğe sahip olduğu aralık ayına kıyasla son zamanlarda yapılan bazı anketlere göre dört sandalye kadar geriledi.

Netanyahu'nun başlıca rakibi Gantz’a verilen destek, Gantz'ın sekiz ay önce katıldığı Savaş Kabinesi’nden çekilmek gibi zor bir hamleye kalkıştığı bir dönemde azaldı.

İsrail, bundan 9 ay önce tarihinin en kötü saldırılarından birine uğradıktan günler sonra Gantz, ‘Önceliğinin İsrail olduğunu’ söyleyerek Netanyahu'nun Savaş Kabinesi’ne katıldı. Bu kolay bir seçim değildi, ancak Gantz anketlerde üst sıralarda yer almaya devam ederek aylarca bunun karşılığını aldı. Bunu yaparken, Netanyahu'nun zayıf liderliği nedeniyle hayal kırıklığına uğrayanları bir araya getirmeyi başardı. Ayrıca İsrail'in Hamas saldırılarına karşılık verirken siyasetin geri planda kalması gerektiğini düşünen İsraillilerin büyük bir bölümünü de birleştirebildi.

Gantz'ın Savaş Kabinesi’nden ayrılması önemli bir riski de beraberinde getiriyordu. Çünkü çekilmek kolaydı, ama bunu siyasi olarak zarar görmeden yapmak tam bir güç gösterisi olacaktı. Gantz’ın destekçilerinin bir bölümü, onun Savaş Kabinesi’nden istifa etmesinden dolayı hayal kırıklığına uğrarken, bazıları onun kalış süresini uzattığını ve aylar önce istifa etmesi gerektiğini savundu.

xcdfg
Görsel: Jay Torres

Bir kez daha zamanlama çok önemli bir rol oynuyor. Gantz, mayıs ayında Savaş Kabinesi’nden ayrılmak için ilk hamlesini yaptı. Netanyahu'ya bir ültimatom verdiği açıklamasında hükümetten rehinelerin kurtarılması, Gazze'deki Hamas yönetimine bir alternatif bulunması, Lübnan sınırındaki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen İsraillilerin güvenli bir şekilde geri dönüşünün sağlanması ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi gibi altı temel hedefi yerine getirecek bir plan yapmasını istedi. Netanyahu, sadece birkaç içinde Gantz’ın ültimatomu reddetti.

Benny Gantz'ın başlıca müttefiki ve bir diğer eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Gantz’a Netanyahu'nun reddi karşısında mümkün olan en kısa sürede Savaş Kabinesi’nden ayrılmasını tavsiye etti. Gantz buna itiraz etti ve Netanyahu'ya üç haftalık bir süre verdi. Bibi (Binyamin Netanyahu) bu süreyi, İsrail ve Gazze'de tırmanan olayların da yardımıyla, Gantz’ın ayaklarının altındaki halıyı çekmek ve hikayeyi lehine çevirmek için kullandı.

Bu üç hafta boyunca durum Gantz için daha da kötüleşti. İlk olarak İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında ‘yakalama kararı’ çıkarılması için başvuruda bulunması da dahil olmak üzere uluslararası toplumun kınamalarıyla karşı karşıya kaldı. Bunlar Bibi için iyi bir haber değildi, ama Gantz'ın İsrail'in dünyadaki itibarının en çok zedelendiği bir dönemde Savaş Kabinesi’nden ayrılmasının da kendi lehine olabileceği anlamına geliyordu.

Isınan gündemin ortasında Hizbullah’ın birçok yangına neden olan saldırılarını yoğunlaştırmasıyla İsrail’in kuzeyi -kelimenin tam anlamıyla- yanarken İsrailli yetkililerin çoğu, Lübnan'da topyekûn bir savaş başlatılıp başlatılmayacağına dair kararın yakında verilebileceği açıklamalarında bulundu. Eğer Gantz'ın istifasından hemen sonra savaş patlak verirse, bu onu zor bir duruma sokabilir ve rakibi Netanyahu, onu siyasete öncelik veren bir adam olarak gösterebilir. Bu suçlama Gantz'dan çok Netanyahu için geçerli olsa da siyasette halkın algısı gerçekliğe dönüşür. Tüm bunlar olurken Gazze'deki savaş, İsrail'in Refah'ın derinliklerine kadar ilerlemesiyle kritik bir aşamaya ulaştı.

Mevcut hükümeti değiştirmek için Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki İsrail muhalefetinin koalisyondan ayrılanları bulması gerekiyor, ama bu hiç kolay değil.

Nihayet bardağı taşıran son damla geldi ve Benny Gantz, sürenin dolmasıyla birlikte Savaş Kabinesi’nden ayrıldığını açıklaması gereken gün İsrail tarafından düzenlenen bir operasyonla Gazze Şeridi’nde tutulan İsrailli dört rehine kurtarıldı. Bunun üzerine Gantz, açıklamasını ertelemek zorunda kaldı. Gantz, bir gün önce rehinelerin aileleriyle bir araya gelerek sekiz aydır sevdiklerinin geri dönmesini bekleyenlerin öfke ve hayal kırıklıklarıyla yüzleşmişti. Netanyahu, bunu kamuoyu önünde yapmaktan hep kaçındı. Ancak saatler sonra Netanyahu, kurtarılan dört rehineyi ziyaret ederek, iyi gün dostu olduğunu, kara günde ise ortada olmadığını gösterdi. Bu gerçek, Gazze'de rehinken ölen İsrailli askerlerden birinin babası tarafından "Başbakan, işler kötü gittiğinde gelmiyor, aramıyor bile” sözleriyle acı bir şekilde ifade edildi. Ama yine de Bibi, 7 Ekim başarısızlığının sorumluluğunu üstlenmemek için aylarca elinden geleni yaptıktan sonra zaferi kutlamak için burada olmaya devam etti.

Şimdi Gantz'ın nihayet Savaş Kabinesi’nden ayrılmasıyla birlikte İsrail'in geleceğine yönelik siyasi mücadelenin daha da kızışması bekleniyor. Gantz'ın ayrılması Netanyahu hükümetinin çöküşü anlamına gelmiyor. Zira Netanyahu’nun koalisyon ortakları hala İsrail parlamentosu Knesset'teki çoğunluğu ellerinde tutmaya devam ediyor.

Mevcut hükümetin yerini almak için Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki İsrail muhalefetinin koalisyon içinde açıklar bulması gerekecek, ama bu hiç kolay olmayacak. Çünkü Netanyahu'nun etrafı, bazıları gerçeklikten tamamen kopuk görünen ‘her zaman kendisiyle aynı fikirde olan insanlarla’ çevrili. Örneğin, İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, hükümeti ‘harika işler’ yaptığı için överken, evleri yıkılan ya da güvenli olmayan on binlerce yerinden edilmiş İsrailliye atıfla ‘pek çok insanın tamamı hükümet tarafından finanse edilen otellerde kaldığı’ gerçeğini görmezden geldi.

Diğerleri ise Netanyahu'yu kamuoyu önünde ya da kapalı kapılar ardında eleştirdi. Bunların başında Gantz'ın istifa mektubunda özellikle bahsettiği ve ‘doğru olanı yapması’ çağrısında bulunduğu Savunma Bakanı Gallant geliyor. İsrail'in eşi benzeri görülmemiş güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde, biri Din Hizmetleri Bakanlığı’nın yetkilerini genişletmek, diğeri de ultra-Ortodoks Yahudileri (Harediler) askerlik hizmetinden muaf tutmak için iki yasa tasarısı sunmayı amaçlayan dini bir kampanya nedeniyle iktidardaki koalisyon partileri arasında da tansiyon yükseliyor. Netanyahu'nun partisi Likud’un pek çok üyesi bu yasalara karşı olduklarını açıkça dile getirerek Bibi'yi ilk yasa konusunda en azından geçici olarak geri adım atmaya çağırsa da aşırı sağcı partilerin hükümetten çekilebilecekleri uyarısı sonrası Netanyahu, bu konuda devam etmek zorunda kalacak. Bu da Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin, özellikle de koalisyon partileri arasında gerilim tırmandıkça, kendi kendine çökmesi senaryosunun ihtimal dışı olmadığı anlamına geliyor. Fakat şu an hükümette yer alan partiler kaybedecek çok şeyleri, ancak kazanacak hiçbir şeyleri olmadığı bildiklerinden genel olarak seçimlere gitmekten korkuyorlar. Aşırı sağcı partiler, destekçilerinin disiplini sayesinde seçimlerde daha başarılı olsalar da hükümet değişikliğinden kazanacakları hiçbir şey yok. Çünkü muhtemelen çoğunlukla laik partiler tarafından desteklenecek olan yeni hükümet, Netanyahu'nun vermeye isteksiz olduğu tavizleri onlara vermeyecek. Net bir siyasi stratejinin yokluğunda, Netanyahu'nun muhalefeti pasif bir şekilde hükümetinin çökmesini beklemekle sınırlı kalacaktır ki bu da genellikle gerçekleşmez.

Ben-Gvir ve Smotrich hükümet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için nüfuzlarını kullandıkça Gantz’ın ayrılığı tekne şimdilik daha da sağa doğru yatacak.

Knesset’teki mevcut durum, muhalefetin son kozunun Netanyahu'nun koalisyon hükümetindeki partileri hükümetten ayrılmaya ikna etmek olacağını gösteriyor. Tüm olumsuz sonuçlar gösteren anketlere ve Gantz'ın Savaş Kabinesi’nden ayrılmasına rağmen Netanyahu'nun aşırı sağcı hükümeti hala Knesset'teki 120 sandalyeden 64'ünü elinde tutuyor. İsrail'in Temel Yasalarına göre muhalefetin Netanyahu'yu devirmek için en iyi şansı olan Knesset'i feshetme ve ardından seçimlerin yeniden yapılması amacıyla oylama için 61 sandalyelik bir oy oranına sahip olması gerekiyor. Bu da muhalefetin hedefine ulaşması için iktidar koalisyonundan beş üyenin ayrılması gerektiği anlamına geliyor.

Bibi'nin saflarında artan gerilime rağmen, bu bastırılmış hayal kırıklığını kamusal bir meydan okumaya dönüştürmek zor olacak ve Gantz'ın yeterli baskıyı uygulayabilmesi için tabuları yıkması gerekecek. Buna halka protesto çağrısı yapma ihtimali de dahil. Ancak eski Genelkurmay Başkanı olarak Gantz'ın devam eden savaşın gölgesinde böyle bir hamle yapması ihtimali oldukça zayıf. Gantz’ın ekibi, muhalefete yeni katılan ismin kelimenin tam anlamıyla bir ‘devlet adamı’ olmasını istediklerini vurgularken, aynı zamanda sol görüşlü İşçi Partisi'nin yeni lideri Yair Golan'ı ‘yedek askerlere askerlik hizmetini yerine getirmemeleri çağrısında bulunarak çok ileri gittiği’ gerekçesiyle eleştirdi. Gantz’ın ekibi, değişime giden yolun uzun olabileceği ve dramatik çıkışların sadece bir başlangıç olduğunu çok iyi biliyor.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre Gantz, istifasından birkaç gün sonra İsrail'in güneyinde küçük bir protesto gösterisine katılarak ilk adımını attıysa da henüz herhangi bir protesto çağrısında bulunmadı. Çünkü Gantz’ın ekibi, onu protestoların lideri olarak göstermeyi hedeflemiyor, daha çok Bibi'yi uzun vadede yenebilmek için bir devlet adamı olarak kalması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca bunun bir koşudan ziyade bir maraton olabileceğinin de farkında.

Gantz'ın terk ettiği tekne şimdilik daha da sağa yatacak ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Bibi’nin geriye kalan son müttefiklerinden bazıları olarak yeni nüfuzlarını hükümet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için kullanacaklar. Bu çok endişe verici bir durum, çünkü savaşın kritik bir dönemecinde yönetimde olacaklar. Muhalefet mevcut hükümeti düşürmek için eksik oyları bulabilse bile seçimlerin yapılması üç ay sürecek. Gantz'ın söylediği gibi bu sonbaharda seçimlerin yapılması şansı ise oldukça zayıf. Öyle ki Knesset, bu ayın sonlarında oturumlarını tamamlayacağı, tatile gireceği ve bir sonraki oturum ekim ayı sonunda başlayacağı için bu şans yok denecek kadar az.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.