Gazze savaşı ve Lübnan'daki gerilim üzerine sessiz savaşlar ve Netanyahu

Netanyahu 'Bay güvenlik',  Gantz ise 'devlet adamı'

Görsel: Jay Torres
Görsel: Jay Torres
TT

Gazze savaşı ve Lübnan'daki gerilim üzerine sessiz savaşlar ve Netanyahu

Görsel: Jay Torres
Görsel: Jay Torres

Michael Horowitz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in önde gelen siyasi figürü olarak uzun kariyerinden öğrendiği bir şey varsa o da zamanlamanın her şey demek olduğudur. Karşınıza bir fırsat çıkarsa onu değerlendirin, ama daha da önemlisi, eğer şartlar aleyhinize ise krizi daha da kötüleştirse bile, koşullar daha elverişli hale gelene kadar ayak sürüyün, erteleyin ve işi mümkün olduğunca yokuşa sürün. Yeterince uzun süre beklerseniz, yıldızlar sizin için yeniden aynı hizaya gelebilir. Bu basit bir strateji olsa da Netanyahu'yu defalarca kez kurtardı. Şimdi de karşılaştığı en kötü krizden kurtulmak için bu stratejiyi yeniden kullanmayı umuyor. Pek çok kişi Netanyahu'nun siyasi kariyerinin ‘bittiğini’ söylese de o hala burada onları beklemeyi sürdürüyor.

Etrafı sarılmış olan Netanyahu, mayıs ayı sonlarında stratejisinin işe yarayabileceğine dair ilk sinyali aldı. Bir anket ilk kez İsraillilerin Netanyahu'yu en büyük rakibi olan Benny Gantz'a tercih ettiğini gösterdi. Gantz, ekim ayında İsrail Savaş Kabinesi’ne girmiş, ancak daha o zamanlar istifa edeceğinin sinyallerini vermişti. Gantz, söz konusu anketten önce geçtiğimiz yıl aralık ayında yapılan bir ankette açık ara Netanyahu'nun önündeydi. Aralık ayındaki ankette İsraillilerin yüzde 45'i eski Genelkurmay Başkanı’nı tercih ederken, yüzde 27'si Netanyahu'yu İsrail Başbakanı olarak görev yapmaya en uygun kişi olarak gördü.

Gantz’ın destekçilerinin bir bölümü, onun Savaş Kabinesi’nden istifa etmesinden dolayı hayal kırıklığına uğrarken, bazıları onun kalış süresini uzattığını ve aylar önce istifa etmesi gerektiğini savundu.

Anketin sonucu açık olsa da Gantz'a verilen desteğin azaldığının tek işareti bu anket değildi. Gantz'ın partisi Ulusal Birlik, Netanyahu'nun partisi Likud’un önündeydi ve hala da öyle. Ancak ikisi arasındaki fark, Gantz'ın partisinin Netanyahu'ya karşı 19 sandalyelik büyük bir üstünlüğe sahip olduğu aralık ayına kıyasla son zamanlarda yapılan bazı anketlere göre dört sandalye kadar geriledi.

Netanyahu'nun başlıca rakibi Gantz’a verilen destek, Gantz'ın sekiz ay önce katıldığı Savaş Kabinesi’nden çekilmek gibi zor bir hamleye kalkıştığı bir dönemde azaldı.

İsrail, bundan 9 ay önce tarihinin en kötü saldırılarından birine uğradıktan günler sonra Gantz, ‘Önceliğinin İsrail olduğunu’ söyleyerek Netanyahu'nun Savaş Kabinesi’ne katıldı. Bu kolay bir seçim değildi, ancak Gantz anketlerde üst sıralarda yer almaya devam ederek aylarca bunun karşılığını aldı. Bunu yaparken, Netanyahu'nun zayıf liderliği nedeniyle hayal kırıklığına uğrayanları bir araya getirmeyi başardı. Ayrıca İsrail'in Hamas saldırılarına karşılık verirken siyasetin geri planda kalması gerektiğini düşünen İsraillilerin büyük bir bölümünü de birleştirebildi.

Gantz'ın Savaş Kabinesi’nden ayrılması önemli bir riski de beraberinde getiriyordu. Çünkü çekilmek kolaydı, ama bunu siyasi olarak zarar görmeden yapmak tam bir güç gösterisi olacaktı. Gantz’ın destekçilerinin bir bölümü, onun Savaş Kabinesi’nden istifa etmesinden dolayı hayal kırıklığına uğrarken, bazıları onun kalış süresini uzattığını ve aylar önce istifa etmesi gerektiğini savundu.

xcdfg
Görsel: Jay Torres

Bir kez daha zamanlama çok önemli bir rol oynuyor. Gantz, mayıs ayında Savaş Kabinesi’nden ayrılmak için ilk hamlesini yaptı. Netanyahu'ya bir ültimatom verdiği açıklamasında hükümetten rehinelerin kurtarılması, Gazze'deki Hamas yönetimine bir alternatif bulunması, Lübnan sınırındaki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen İsraillilerin güvenli bir şekilde geri dönüşünün sağlanması ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi gibi altı temel hedefi yerine getirecek bir plan yapmasını istedi. Netanyahu, sadece birkaç içinde Gantz’ın ültimatomu reddetti.

Benny Gantz'ın başlıca müttefiki ve bir diğer eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Gantz’a Netanyahu'nun reddi karşısında mümkün olan en kısa sürede Savaş Kabinesi’nden ayrılmasını tavsiye etti. Gantz buna itiraz etti ve Netanyahu'ya üç haftalık bir süre verdi. Bibi (Binyamin Netanyahu) bu süreyi, İsrail ve Gazze'de tırmanan olayların da yardımıyla, Gantz’ın ayaklarının altındaki halıyı çekmek ve hikayeyi lehine çevirmek için kullandı.

Bu üç hafta boyunca durum Gantz için daha da kötüleşti. İlk olarak İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında ‘yakalama kararı’ çıkarılması için başvuruda bulunması da dahil olmak üzere uluslararası toplumun kınamalarıyla karşı karşıya kaldı. Bunlar Bibi için iyi bir haber değildi, ama Gantz'ın İsrail'in dünyadaki itibarının en çok zedelendiği bir dönemde Savaş Kabinesi’nden ayrılmasının da kendi lehine olabileceği anlamına geliyordu.

Isınan gündemin ortasında Hizbullah’ın birçok yangına neden olan saldırılarını yoğunlaştırmasıyla İsrail’in kuzeyi -kelimenin tam anlamıyla- yanarken İsrailli yetkililerin çoğu, Lübnan'da topyekûn bir savaş başlatılıp başlatılmayacağına dair kararın yakında verilebileceği açıklamalarında bulundu. Eğer Gantz'ın istifasından hemen sonra savaş patlak verirse, bu onu zor bir duruma sokabilir ve rakibi Netanyahu, onu siyasete öncelik veren bir adam olarak gösterebilir. Bu suçlama Gantz'dan çok Netanyahu için geçerli olsa da siyasette halkın algısı gerçekliğe dönüşür. Tüm bunlar olurken Gazze'deki savaş, İsrail'in Refah'ın derinliklerine kadar ilerlemesiyle kritik bir aşamaya ulaştı.

Mevcut hükümeti değiştirmek için Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki İsrail muhalefetinin koalisyondan ayrılanları bulması gerekiyor, ama bu hiç kolay değil.

Nihayet bardağı taşıran son damla geldi ve Benny Gantz, sürenin dolmasıyla birlikte Savaş Kabinesi’nden ayrıldığını açıklaması gereken gün İsrail tarafından düzenlenen bir operasyonla Gazze Şeridi’nde tutulan İsrailli dört rehine kurtarıldı. Bunun üzerine Gantz, açıklamasını ertelemek zorunda kaldı. Gantz, bir gün önce rehinelerin aileleriyle bir araya gelerek sekiz aydır sevdiklerinin geri dönmesini bekleyenlerin öfke ve hayal kırıklıklarıyla yüzleşmişti. Netanyahu, bunu kamuoyu önünde yapmaktan hep kaçındı. Ancak saatler sonra Netanyahu, kurtarılan dört rehineyi ziyaret ederek, iyi gün dostu olduğunu, kara günde ise ortada olmadığını gösterdi. Bu gerçek, Gazze'de rehinken ölen İsrailli askerlerden birinin babası tarafından "Başbakan, işler kötü gittiğinde gelmiyor, aramıyor bile” sözleriyle acı bir şekilde ifade edildi. Ama yine de Bibi, 7 Ekim başarısızlığının sorumluluğunu üstlenmemek için aylarca elinden geleni yaptıktan sonra zaferi kutlamak için burada olmaya devam etti.

Şimdi Gantz'ın nihayet Savaş Kabinesi’nden ayrılmasıyla birlikte İsrail'in geleceğine yönelik siyasi mücadelenin daha da kızışması bekleniyor. Gantz'ın ayrılması Netanyahu hükümetinin çöküşü anlamına gelmiyor. Zira Netanyahu’nun koalisyon ortakları hala İsrail parlamentosu Knesset'teki çoğunluğu ellerinde tutmaya devam ediyor.

Mevcut hükümetin yerini almak için Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki İsrail muhalefetinin koalisyon içinde açıklar bulması gerekecek, ama bu hiç kolay olmayacak. Çünkü Netanyahu'nun etrafı, bazıları gerçeklikten tamamen kopuk görünen ‘her zaman kendisiyle aynı fikirde olan insanlarla’ çevrili. Örneğin, İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, hükümeti ‘harika işler’ yaptığı için överken, evleri yıkılan ya da güvenli olmayan on binlerce yerinden edilmiş İsrailliye atıfla ‘pek çok insanın tamamı hükümet tarafından finanse edilen otellerde kaldığı’ gerçeğini görmezden geldi.

Diğerleri ise Netanyahu'yu kamuoyu önünde ya da kapalı kapılar ardında eleştirdi. Bunların başında Gantz'ın istifa mektubunda özellikle bahsettiği ve ‘doğru olanı yapması’ çağrısında bulunduğu Savunma Bakanı Gallant geliyor. İsrail'in eşi benzeri görülmemiş güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde, biri Din Hizmetleri Bakanlığı’nın yetkilerini genişletmek, diğeri de ultra-Ortodoks Yahudileri (Harediler) askerlik hizmetinden muaf tutmak için iki yasa tasarısı sunmayı amaçlayan dini bir kampanya nedeniyle iktidardaki koalisyon partileri arasında da tansiyon yükseliyor. Netanyahu'nun partisi Likud’un pek çok üyesi bu yasalara karşı olduklarını açıkça dile getirerek Bibi'yi ilk yasa konusunda en azından geçici olarak geri adım atmaya çağırsa da aşırı sağcı partilerin hükümetten çekilebilecekleri uyarısı sonrası Netanyahu, bu konuda devam etmek zorunda kalacak. Bu da Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin, özellikle de koalisyon partileri arasında gerilim tırmandıkça, kendi kendine çökmesi senaryosunun ihtimal dışı olmadığı anlamına geliyor. Fakat şu an hükümette yer alan partiler kaybedecek çok şeyleri, ancak kazanacak hiçbir şeyleri olmadığı bildiklerinden genel olarak seçimlere gitmekten korkuyorlar. Aşırı sağcı partiler, destekçilerinin disiplini sayesinde seçimlerde daha başarılı olsalar da hükümet değişikliğinden kazanacakları hiçbir şey yok. Çünkü muhtemelen çoğunlukla laik partiler tarafından desteklenecek olan yeni hükümet, Netanyahu'nun vermeye isteksiz olduğu tavizleri onlara vermeyecek. Net bir siyasi stratejinin yokluğunda, Netanyahu'nun muhalefeti pasif bir şekilde hükümetinin çökmesini beklemekle sınırlı kalacaktır ki bu da genellikle gerçekleşmez.

Ben-Gvir ve Smotrich hükümet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için nüfuzlarını kullandıkça Gantz’ın ayrılığı tekne şimdilik daha da sağa doğru yatacak.

Knesset’teki mevcut durum, muhalefetin son kozunun Netanyahu'nun koalisyon hükümetindeki partileri hükümetten ayrılmaya ikna etmek olacağını gösteriyor. Tüm olumsuz sonuçlar gösteren anketlere ve Gantz'ın Savaş Kabinesi’nden ayrılmasına rağmen Netanyahu'nun aşırı sağcı hükümeti hala Knesset'teki 120 sandalyeden 64'ünü elinde tutuyor. İsrail'in Temel Yasalarına göre muhalefetin Netanyahu'yu devirmek için en iyi şansı olan Knesset'i feshetme ve ardından seçimlerin yeniden yapılması amacıyla oylama için 61 sandalyelik bir oy oranına sahip olması gerekiyor. Bu da muhalefetin hedefine ulaşması için iktidar koalisyonundan beş üyenin ayrılması gerektiği anlamına geliyor.

Bibi'nin saflarında artan gerilime rağmen, bu bastırılmış hayal kırıklığını kamusal bir meydan okumaya dönüştürmek zor olacak ve Gantz'ın yeterli baskıyı uygulayabilmesi için tabuları yıkması gerekecek. Buna halka protesto çağrısı yapma ihtimali de dahil. Ancak eski Genelkurmay Başkanı olarak Gantz'ın devam eden savaşın gölgesinde böyle bir hamle yapması ihtimali oldukça zayıf. Gantz’ın ekibi, muhalefete yeni katılan ismin kelimenin tam anlamıyla bir ‘devlet adamı’ olmasını istediklerini vurgularken, aynı zamanda sol görüşlü İşçi Partisi'nin yeni lideri Yair Golan'ı ‘yedek askerlere askerlik hizmetini yerine getirmemeleri çağrısında bulunarak çok ileri gittiği’ gerekçesiyle eleştirdi. Gantz’ın ekibi, değişime giden yolun uzun olabileceği ve dramatik çıkışların sadece bir başlangıç olduğunu çok iyi biliyor.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre Gantz, istifasından birkaç gün sonra İsrail'in güneyinde küçük bir protesto gösterisine katılarak ilk adımını attıysa da henüz herhangi bir protesto çağrısında bulunmadı. Çünkü Gantz’ın ekibi, onu protestoların lideri olarak göstermeyi hedeflemiyor, daha çok Bibi'yi uzun vadede yenebilmek için bir devlet adamı olarak kalması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca bunun bir koşudan ziyade bir maraton olabileceğinin de farkında.

Gantz'ın terk ettiği tekne şimdilik daha da sağa yatacak ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Bibi’nin geriye kalan son müttefiklerinden bazıları olarak yeni nüfuzlarını hükümet üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için kullanacaklar. Bu çok endişe verici bir durum, çünkü savaşın kritik bir dönemecinde yönetimde olacaklar. Muhalefet mevcut hükümeti düşürmek için eksik oyları bulabilse bile seçimlerin yapılması üç ay sürecek. Gantz'ın söylediği gibi bu sonbaharda seçimlerin yapılması şansı ise oldukça zayıf. Öyle ki Knesset, bu ayın sonlarında oturumlarını tamamlayacağı, tatile gireceği ve bir sonraki oturum ekim ayı sonunda başlayacağı için bu şans yok denecek kadar az.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.