İşçi Partisi, Birleşik Krallık'ta fırtına estirdi: Seçimlerde neler yaşandı?

Birleşik Krallık'ın Muhafazakar Partili lideri Rishi Sunak, ağır yenilginin ardından istifasını duyurdu

İşçi Partisi, Birleşik Krallık'ta fırtına estirdi: Seçimlerde neler yaşandı?
TT

İşçi Partisi, Birleşik Krallık'ta fırtına estirdi: Seçimlerde neler yaşandı?

İşçi Partisi, Birleşik Krallık'ta fırtına estirdi: Seçimlerde neler yaşandı?

Birleşik Krallık'ta (BK) düzenlenen genel seçimlerde 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarı sonlandı. 

Henüz resmileşmeyen sonuçlara göre Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, BK Parlamentosu'nun 650 sandalyelik alt kanadı Avam Kamarası'nda 412 koltuk kazanarak tek başına iktidara geldi. 

Toplamda 4 bin 515 adayın yarıştığı seçimlerde İşçi Partisi, bu rakamlarla 2019'daki seçime kıyasla 214 sandalye kazanmış oldu.

Rishi Sunak önderliğindeki Muhafazakar Parti'yse büyük hezimete uğrayarak 251 koltuk kaybetti. Muhafazakarlar, Avam Kamarası'na 120 parlamenter gönderecek.

BK seçimlerinde dar bölge sistemi kullanılıyor. Bu sistem uyarınca ülke, Parlamento'daki sandalye sayısı kadar bölgeye bölünüyor ve her bölgeden bir aday seçiliyor.

Bir partinin Avam Kamarası'nda çoğunluğu elde etmesi için en az 326 milletvekili çıkarması gerekiyor.

44 yaşındaki Sunak, bugün yaptığı açıklamada ağır yenilginin ardından "Özür dilerim. Bu iş için elimden geleni yaptım ama siz hükümetin değişmesi gerektiğine dair net bir sinyal gönderdiniz" diyerek istifa ettiğini duyurdu.

Sunak, parti liderliği ve başbakanlıktan istifasına dair mektubu Kral III. Charles'a bugün ileteceğini söyledi.

61 yaşındaki Starmer ise seçim zaferinin ardından yaptığı konuşmada "Başardık, kazandık. Bugün ülkeyi yeniden inşa etmeye başlıyoruz" dedi. Starmer, Sunak'ın istifasıyla ülkenin yeni lideri olacak.

"Corbyn yine Avam Kamarası'nda"

Starmer, İşçi Partisi'nin eski lideri Jeremy Corbyn'in antisemitist söylemlerde bulunduğu iddiasıyla ihraç edilmesinin ardından dümene geçmişti.

75 yaşındaki Corbyn, Islington North'dan bağımsız aday olarak girdiği seçimlerde İşçi Partisi'nin adayı Praful Nargund'a fark atarak Avam Kamarası'na girmeyi başardı. Corbyn, bölgede 24 bin 120 oy alırken rakibi Nargund 16 bin 873'te kaldı.

"Nigel Farage 8. denemesinde başardı"

Seçimin diğer bir sürpriz ismi de Nigel Farage oldu. Radikal sağcı ve göçmenlik karşıtı Reform Partisi'nin lideri, daha önce Parlamento'ya girmek için 7 kez adaylığını koymuş fakat hiç kazanamamıştı. 

Reform Partisi, bu seçimlerde 4 koltuk alırken Farage da ilk kez Avam Kamarası'na girdi. 

Guardian'ın analizinde, Farage ve üç parlamenterin "Westminister'da küçük ama potansiyel olarak ses getirecek bir blok oluşturacağı" değerlendirmesi yapıldı. 

"İskoç milliyetçilerine darbe"

Sosyal demokrat çizgideki İskoç Ulusal Partisi (SNP), seçimlerde 37 sandalye kaybederek Avam Kamarası'na 9 parlamenter gönderdi. 

SNP lideri John Swiney, İskoç sandalyelerinde çoğunluğu kazanmaları halinde BK hükümetiyle bağımsızlık müzakerelerini tekrar başlatmayı vaat ediyordu. 

Guardian'ın analizinde "İskoçya'nın bağımsızlık hareketi ağır bir darbe aldı" ifadesine yer verildi. 

Merkez sol çizgideki Liberal Demokratlar, koltuk sayısını 63 artırarak Parlamento'ya 71 kişi gönderirken, İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi de 3 sandalye daha kazanarak sayıyı 4'e çıkardı.

Eski bakanlara yol kapandı

Bunlara ek olarak Muhafazakar Parti'nin en az 8 bakanı parlamenter seçilemedi. Eski Savunma Bakanı Grant Shapps ve eski Başbakan Liz Truss, seçilemeyen isimler arasında yer alıyor. 

"İşçi Partisi'nin Gazze tutumu oy kaybettirdi"

Diğer yandan iktidara gelen İşçi Partisi'nin Müslümanların çoğunlukta olduğu yerlerde oy kaybı yaşadığı görüldü.  

Starmer, savaşın başında İsrail'in Gazze'yi abluka alma hakkı olduğunu savunarak tepki toplamıştı. 

BBC'nin aktardığına göre partinin oyları, nüfusun yüzde 10'undan fazlasının Müslüman olduğu bölgelerde ortalama 11 puan düştü.

Gazze'de acil ateşkes talep eden ve kampanyalarını bunun üzerine kuran 4 bağımsız aday Avam Kamarası'na girmeye hak kazandı. 

Filistin'in bağımsızlığını destekleyen Shockat Adam, İşçi Partisi'nin gölge bakanı Jonathan Ashworth'u yenerek Parlamento'ya girdi. Adam, seçimin ardından yaptığı açıklamada "Bu Gazze için" dedi. Nüfusun yüzde 30'unun Müslüman olduğu Leicester South bölgesi 13 yıldır Ashworth'deydi.

Blackburn'de 2019 genel seçimlerinde 18 bin 304 oyla çoğunluğu kazanan İşçi Partili Kate Hollern, bağımsız aday Adnan Hussain karşısında 132 oyla kaybetti. 

Dewsbury ve Batley'de bağımsız Iqbal Mohamed de İşçi Partili Heather Iqbal'i mağlup etti. Birmingham Perry Barr'daysa bağımsız Ayoub Khan, İşçi Partili Khalid Mahmood'u 507 oyla mağlup etti.

"Birleşik Krallık siyaseti değişken hale geldi"

Britanya siyasetinin daha değişken hale geldiğine dikkat çekilen Guardian analizinde, "Halkın belirli alışkanlıklarla oy kullandığı İngiliz siyasetindeki eski grup bağlılıklarının artık güçlü olmadığı ortaya çıktı" ifadelerine yer verildi. 

Haberde ayrıca seçmenlerin "Muhafazakar Partiyi affetmediği" belirtildi.

"Starmer, İşçi Partisi'nin yönünü değiştirdi"

Fransız haber ajansı AFP'yse Starmer'ın Corbyn'in ardından İşçi Partisi'nin yönünü değiştirdiğini yazdı. 

Sorbonne-Nouvelle Üniversitesi'nden Thibaud Harrois, Starmer'ın parti liderliğine dair şu değerlendirmeyi paylaştı: 

Keir Starmer, Jeremy Corbyn faslını sonlandırmayı kendine görev edindi. O dönemde radikal sol eğilimli hale gelen İşçi Partisi'ni daha merkezci şekilde, hatta merkez sağ seçmenlere hitap etmek amacıyla yeniden şekillendirdi.

"Seçmenler bıkmıştı"

Amerikan gazetesi Wall Street Journal ise İşçi Partisi zaferinin BK'nin geleceği açısından ne anlama geldiğinin henüz netleşmediğine dikkat çekti. Analizde şu yorumlara yer verildi: 

Bu seçimin bir ruh hali varsa o da bıkkınlıktı. Seçmenler tükenmiş bir Muhafazakar Parti'den bıkmıştı ama Starmer'a da aslında o kadar hevesli değillerdi.

"Tarihin en kötü yenilgisi"

Rus devletine ait medya kuruluşu RT, Muhafazakar Parti'nin "tarihinin en kötü seçim yenilgisini yaşadığını" yazdı.

Analizde İşçi Partisi'nin ezici çoğunluğu elde etmesinin Muhafazakarlara duyulan kızgınlıktan kaynaklandığı değerlendirmesi yapıldı.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, Reuters, Wall Street Journal, AFP, CNN



İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor
TT

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran'ın "tamamen yenildiğini ve bir anlaşma yapmak istediğini" ancak kendisinin buna razı olmayacağını belirtti. Bu açıklama, Ortadoğu'daki savaşın başlamasından iki hafta sonra yapıldı. Beyaz Saray'ın kripto para birimleri ve yapay zeka danışmanı David Sachs ise dikkat çekici açıklamasında, ABD'nin İran'la olan savaşından "zafer ilan edip çekilmesi" gerektiğini söyledi. Bu, Trump yönetimindeki üst düzey bir yetkiliden, çatışmadan çekilmeyi savunan nadir bir duruş oldu.

Sahada ise İsrail, İran'ı hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail ordusu, planlanan hava saldırısı öncesinde Tebriz bölgesindeki İranlılara acil bir uyarıda bulundu; bu sırada İran da İsrail'in merkezindeki bölgeleri bombalamaya devam etti.

Diğer yandan Hamas bugün yaptığı açıklamada, İran'ı Körfez bölgesindeki komşu ülkeleri hedef almaktan kaçınmaya çağırdı.

Lübnan cephesinde ise güneyde İsrail'in düzenlediği hava saldırısında 12 sağlık görevlisi hayatını kaybetti.


Sri Lanka’dan 84 İranlı denizcinin cenazesi, Hindistan’da mahsur kalan mürettebatla birlikte geri getirildi

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
TT

Sri Lanka’dan 84 İranlı denizcinin cenazesi, Hindistan’da mahsur kalan mürettebatla birlikte geri getirildi

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)

Geçen hafta Sri Lanka açıklarında bir savaş gemisine ABD denizaltısı tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 84 İranlı denizcinin cenazeleri uçakla ülkeye getiriliyor. Hintli bir kaynak, uçağın, başka bir geminin mürettebatını ülkelerine götürmek için Hindistan’a da uğrayacağını söyledi.

İran’a ait ‘Dina’ savaş gemisi, ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın sürdüğü bir dönemde Hindistan’daki bir deniz tatbikatından dönerken 4 Mart’ta ABD denizaltısı tarafından torpido saldırısına uğradı.

Tatbikata iki gemi daha katıldı. Bunlardan ‘Iris Lavan’ Hindistan’da demirlerken, ‘Iris Buşehr’ ise Sri Lanka’da demirledi.

Özel uçak seferi

Sri Lanka’da bir mahkeme, saldırıda hayatını kaybeden denizcilerin cenazelerinin İran Büyükelçiliği’ne teslim edilmesine karar verdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre cenazeler, ülkenin güneyindeki kıyı kenti Galle’de bulunan bir hastanenin morgunda tutuluyordu.

Yerel basının Sri Lanka Savunma Bakanlığı’na dayandırdığı haberlere göre cenazelerin bugün, ülkenin güneyinde yer alan Mattala Uluslararası Havalimanı’ndan kalkacak özel bir uçuşla taşınması planlanıyor.

Kolombo’daki İran Büyükelçiliği’nden bir kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, İranlı mürettebatın cenazelerinin hastaneden Mattala Uluslararası Havalimanı’na nakli için gerekli düzenlemelerin yapıldığını söyledi. Ancak uçuşun kalkış saatine ilişkin ayrıntı verilmedi. Cenazeler daha sonra polis eşliğinde bir kamyonla şehirden taşındı.

Sri Lanka’nın Sağlık, Dışişleri ve Savunma bakanlıkları Reuters’ın yorum taleplerine yanıt vermedi. Sri Lanka Donanması ise nakil ve cenazelerin ülkeye gönderilmesi sürecine katılmadığını açıkladı.

Hindistan’dan mürettebat taşıyan uçak

Hintli bir yetkili, cenazeleri taşıyan uçağın Sri Lanka’dan ayrılmasının ardından Hindistan’ın uçağın ülkeye inişine izin vereceğini söyledi. Buna göre uçak, Iris Lavan gemisinde bulunan 183 denizcinin yanı sıra Hindistan’da mahsur kalan bazı İranlı turistleri de alacak.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermedi. Kaynak, uçağın Hindistan’a ne zaman ineceği ya da yeniden ne zaman havalanacağının henüz net olmadığını belirtti.

Batmış gemiden kurtulan 32 kişi Sri Lanka’da bulunuyor. Ayrıca Iris Buşehr gemisinde görev yapan 208 mürettebat üyesi de ülkede bulunuyor.

Sri Lanka Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’nın Kolombo’daki İran Büyükelçiliği ile mürettebat konusunda temas halinde olduğunu, büyükelçiliğin de Tahran ile istişare yürüttüğünü açıkladı.

Reuters geçen hafta yayımladığı haberinde, Washington’un Kolombo’ya iki gemiden kurtulanların ülkelerine geri gönderilmemesi yönünde baskı yaptığını bildirmişti.


İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için Amerika'nın desteği

İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
TT

İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için Amerika'nın desteği

İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Hizbullah'ın "düşman olduğunu, Lübnan hükümeti veya halkının düşman olmadığını" iddia ederek, İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için görünüşte bir kılıf sağladı.

Şarku’l Avsat'ın İsrail'in Lübnan devletine ait sivil tesisleri ve altyapıyı hedef alması ve Trump yönetiminin İsrail güçlerinin Lübnan topraklarına derinlemesine nüfuz etmesine "yeşil ışık" yaktığı yönündeki haberlere ilişkin sorularına yanıt olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Başkan Trump'ın bu hafta şunları söylediğini aktardı: "Lübnan halkını seviyoruz ve çok çalışıyoruz. Hizbullah'tan kurtulmalıyız." Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in, Hizbullah ve topraklarını tehdit eden diğer İran destekli terörist güçlere karşı kendini savunma hakkını tamamen destekliyor" diyerek, "İsrail'in düşmanı Hizbullah'tır, Lübnan hükümeti veya halkı değil" diye vurguladı. Sözcü ayrıca, "Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan hükümetinin Hizbullah'ı silahsızlandırma ve İran'ın Lübnan'daki tüm vekalet faaliyetlerine son verme niyetini destekliyor" diyerek, bunu "bölgesel barışa doğru atılmış önemli bir adım" olarak değerlendirdi.

Bu açıklamalar, Lübnan'ın güneyde ve muhtemelen Bekaa Vadisi'nde de büyük ölçekli bir İsrail işgalinin eşiğinde olduğunu gösteriyor.

İsiminin açıklanmasını itemeyen sözcü, "özel diplomatik görüşmeler" olarak nitelendirdiği konu hakkında yorum yapmaktan kaçınarak, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'nın "Lübnan ile diplomatik çabalarımızı aktif olarak yönettiğini" belirtti.

ABD'li yetkili, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın İsrail ile doğrudan müzakereler yapılması yönündeki önerileri hakkında yorum yapmadı; ancak Trump yönetimi, 1948'den beri süregelen düşmanlık durumunu sona erdirecek bir barış anlaşmasını destekliyor.

Lübnan'dan bir müzakere heyetinin kurulması olasılığına ilişkin haberler arasında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaş sırasında Lübnan dosyasını yönetmekle eski bakan Ron Dermer'i görevlendirdi.

Amerikan ve İsrail medyasında son zamanlarda yer alan haberlere göre Başkan Trump, İsrail'e Lübnan'daki faaliyetlerini genişletmesi için "izin vermiş" veya "yeşil ışık yakmış" olabilir; bu genişleme, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgenin kontrolünü ve Hizbullah'ın askeri altyapısının tasfiye edilmesini de içerebilir.

Axios haber sitesi, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail başbakanının hükümetinin "Gazze'de yaptıklarımızı" tekrarlayacağını, buna Hizbullah'ın silah depolamak ve saldırı düzenlemek için kullandığı binaların yıkılmasının da dahil olduğunu söylediğini aktardı.

İsrail ordusu, İran'la savaşın başlamasından bu yana Lübnan sınırına üç zırhlı tümen ve bir piyade tümeni konuşlandırdı ve son iki haftadır bazı kara birlikleri sınırlı operasyonlar düzenledi.

Beyaz Saray yetkilisi, "Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah'tan gelen tehditlere karşı kendini savunma hakkını tanımaktadır" dedi ve ekledi: "Askeri operasyonlarıyla ilgili yorum için sizi İsrail hükümetine yönlendiriyorum."

ABD yetkilileri, İsrail'in Refik Hariri Uluslararası Havalimanı ve ona giden yolları hedef almayacağına dair anlaşmaya vardığını söyledi.

Axios ise bir ABD yetkilisinin şu sözlerini aktardı: "İsrailliler, Hizbullah'ın bombardımanını durdurmak için gerekeni yapmalıdır."