NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Şarku’l Avsat’a konuştu: Çin'e ‘güçlü bir mesaj’ gönderdik… ABD'nin Ukrayna'ya desteğinin devam etmesini bekliyorum

Stoltenberg, Ukrayna’nın Rusya içindeki askeri hedefleri vurmasına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti

TT

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Şarku’l Avsat’a konuştu: Çin'e ‘güçlü bir mesaj’ gönderdik… ABD'nin Ukrayna'ya desteğinin devam etmesini bekliyorum

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Şarku’l Avsat’a konuştu: Çin'e ‘güçlü bir mesaj’ gönderdik… ABD'nin Ukrayna'ya desteğinin devam etmesini bekliyorum

Jens Stoltenberg 2014 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilat’nın (NATO) başına geçtiğinde muhtemelen Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük savaşı yaşayacağını tahmin etmiyordu. NATO Genel Sekreterliği görevini ekim ayında Mark Rutte'a devretmeye hazırlanan eski Norveç Başbakanı Stoltenberg, Batılı müttefikleri bir araya getirmeyi ve NATO’ya üye ülke sayısını 32’ye yükseltmeyi başardı. Bunun yanında NATO üyesi devletlerden, Rusya ile savaşında Ukrayna'yı mali ve askeri olarak desteklemeye devam etmeleri için söz aldı.

ABD’de kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimlerinde eski Başkan Donald Trump'ın yeniden seçilmesi olasılığı NATO’nun çalışmalarına gölge düşürürken Stoltenberg, ABD'nin Ukrayna’ya verdiği desteğin ve NATO'yu güçlendirme konusundaki kararlılığının devam etmesi konusunda iyimser olduğunu ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Washington’daki 75. NATO Zirvesi sonunda Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD'nin Ukrayna’yı desteklemeyi sürdürmesinin ‘özellikle bugün Ukrayna'da olanların yarın Asya'da tekrarlanması ihtimalinden dolayı’ kendi güvenlik çıkarlarına da uygun olduğunu söyledi.

NATO üyesi ülkelerin, Ukrayna’nın Rusya içindeki meşru askeri hedefleri vurmasına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Stoltenberg, Batı'nın Ukrayna'ya desteğinin devam etmesi gerektiğini vurguladı.

saxcdvf
NATO üyesi ülkelerin liderleri Washington'daki zirvede bir araya geldiler (DPA)

Pekin'in NATO'nun Hint-Pasifik bölgesini istikrarsızlaştırdığı yönündeki suçlamasını reddederek, Belarus ile yaptığı askeri tatbikatlarla NATO üyesi ülkelerin sınırlarına yaklaşanın Çin olduğunu söyleyen NATO Genel Sekreteri, Washington'daki zirvede NATO'nun Rusya'nın Ukrayna’da yürüttüğü savaşa destek verdiği için Çin'e ilk kez ‘güçlü bir mesaj’ verdiğini ve bundan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Ortadoğu ile ilgili olarak Gazze'de ateşkes için sürdürülen çabaları desteklediğini, ancak çatışmada ‘NATO'nun doğrudan bir rol oynamadığını’ ifade eden Stoltenberg, NATO'nun Ortadoğu'daki ortaklıklarından Suudi Arabistan ile terörle mücadele, İran'ın bölgenin istikrarını bozan faaliyetleri ve deniz seyrüsefer güvenliği konularında yapılan iş birliğine övgüde bulundu.

İşte NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yapılan röportajın tam metni:

 Ukrayna'nın sağlamlığı ve NATO'nun sorumluluğu

NATO’nun kuruluşunun 75. yıldönümü münasebetiyle bu hafta Washington’da bir araya gelen NATO ülkeleri liderleri, Ukrayna için en büyük yardım paketlerinden birini onayladı. Rusya’nın 2022 yılının şubat ayında Ukrayna’ya karşı açtığı savaşın başlamasından bu yana ABD ve müttefikleri ilk kez Kiev'e F-16 savaş uçakları göndermeyi kabul etti. Ayrıca önümüzdeki yıl en az 40 milyar euroluk yardım taahhüdünde bulundular. NATO ülkeleri liderleri, bu yardımın Ukrayna ordusunun doğu ve güney cephelerinde yaşanan ve NATO’dan üst düzey bir yetkilinin ifadesiyle ‘Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasındaki siper savaşlarını andıran’ şiddetli çatışmalara dayanma gücünü arttırmasını umuyor.

Ukrayna'daki zorlukları kabul eden Stoltenberg, Rusya’nın NATO Zirvesi’nden hemen önce Ukrayna’daki bir çocuk hastanesine düzenlediği saldırıya atıfta bulunarak “Savaş sahasındaki durum zor. Rusların yeni saldırılar düzenlemeye çalıştıklarını, Ukrayna şehirlerini vurduklarını ve masum sivilleri öldürdüklerini görüyoruz" dedi.

Ukrayna’daki savaş başladığında çoğu uzmanın ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Kiev'i birkaç gün içinde, Ukrayna'nın geri kalanını ise birkaç hafta içinde kontrol altına alınacağını düşündüğünü belirten Stoltenberg, “Ancak böyle bir şey olmadı” dedi.

NATO Genel Sekreteri, şöyle devam etti:

“Ukraynalılar savaşın başında Rusya tarafından işgal edilen toprakların yüzde 50'sini geri almayı başardılar. Tahıl ve diğer ürünleri dünya pazarına ihraç etmek için Karadeniz'de bir koridor açabildiler. Ayrıca Rus işgalcilere saldırıp ağır kayıplar verdirebildiler. Savaşlar doğası gereği öngörülemez olsa da Ukraynalılar Rusya’nın savunma güçlerine karşı koyabileceklerini kanıtladılar. Biz, önemli ölçüde destek sağlamaya devam etmekle yükümlüyüz.”

NATO Genel Sekreteri, bu çerçevede NATO üyesi ülkelerin Washington'daki NATO zirvesinde Ukrayna'ya yönelik önemli askeri desteğin yoğunlaştırılması ve sürdürülmesi konusunda vardıkları mutabakata övgüde bulundu.

Rusya içindeki askeri hedeflerin vurulması

Başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkelerin Ukrayna'ya saldırı silahları vermeyi kabul etmelerinin önündeki en büyük engel, Rusya içindeki hedeflerin vurulmasına karşı çıkmalarıydı. Ancak Rusya içindeki hedeflerin vurulmasını ‘meşru müdafaa’ hakkı olarak gören Stoltenberg, “Bunun Rusya tarafından Avrupa’da barışçıl, bağımsız ve egemen bir devlet olan Ukrayna’ya karşı yürütülen bir saldırı savaşı olduğu unutulmamalı. Bu uluslararası hukukun açıkça ihlali. Uluslararası hukuka göre Ukrayna meşru müdafaa hakkına sahip” ifadelerini kullandı.

Söz konusu meşru müdafaa hakkının saldırganın, yani Rusya'nın topraklarındaki meşru askeri hedeflere saldırma ya da onları vurma hakkını da içerdiğini vurgulayan NATO Genel Sekreteri, bu yüzden Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerinde saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi.

Stoltenberg, NATO üyesi ülkeler arasında Ukrayna’ya verilen silahlara getirilen kısıtlamalar konusunda   anlaşmazlıklar olmasına rağmen kısıtlama getiren ülkelerin, özellikle de çatışmaların çoğu Ukrayna'nın derinliklerinde gerçekleştiğinden bu kısıtlamaları gevşettiklerini vurguladı.

Ukrayna'nın Rusya topraklarına saldırmasına izin verilmesinin önemini açıklamak için Harkiv cephesini örnek gösteren Stoltenberg, “Rusya şimdi Harkiv bölgesinde yeni bir cephe açtı, cephe hattı ile sınır hattı aşağı yukarı aynı. Doğal olarak Ukrayna'nın kendini savunmasının tek yolu cephe hattının dışında saldırmak. Bu da Rusya toprakları içinde saldırılar düzenlemek anlamına geliyor. Dolayısıyla önemli olan Ukrayna'ya ihtiyaç duyduğu imkanları sağlayabilmemiz. Müttefiklerimizin bu silahların kullanımına yönelik kısıtlamaları gevşetmesini memnuniyetle karşılıyorum” diye konuştu.

İran ve Kuzey Kore'nin rolü

NATO üyesi ülkelerin liderleri Washington’daki zirvede Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü savaşta İran, Kuzey Kore ve Çin'den aldığı desteğin etkisini ele aldılar.

Stoltenberg, bu hususta şunları söyledi:

“Görüyoruz ki otoriter güçler, Rusya'yı desteklemek ve bu acımasız savaşı yürütmesini sağlamak için ittifak halindeler. Buna Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra Çin ve İran da dâhil. İran, Ukrayna'da çok fazla acıya ve hasara neden olan ve Rusya'nın bu savaşı yürütmesine yardımcı olan çok sayıda Şahid model insansız hava aracını (İHA) Moskova’ya teslim etti.”

İran'ın Rusya’ya balistik füze tedarik etme olasılığının Ukrayna'daki savaşın şiddetlenmesi açısından son derece tehlikeli olacağı uyarısında bulunan Stoltenberg, “NATO müttefikleri, bölgede ve ötesinde istikrarı bozucu faaliyetleri nedeniyle İran'a uzun yıllardır sert yaptırımlar uyguluyor. Elbette bu yaptırımlar İran'ın nükleer programının yanı sıra füze programını da hedef alıyor. İran'ın Rusya'ya verdiği destek, bu yaptırımların İran'ın, Rusya'yı desteklerken yaptığı gibi, yasadışı savaşını destekleme imkanlarını sınırlamasının önemini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg: İran yapımı Şahid model İHA’lar Ukrayna'da büyük acılara neden oldu.

Pekin’in Moskova'yı güçlendirmesi

NATO Zirvesi sırasında Çin'i Rusya’yı desteklediği için sert bir dille eleştiren Stoltenberg, “Her şeyden önce Çin'in Rusya'nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın kritik bir destekçisi olduğuna şüphe yok. Çünkü Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmak için kullandığı bombaları, uçakları ve füzeleri üretmek için ihtiyaç duyduğu elektronik parçalar, mikroçipler, çift kullanımlı ekipmanlar ve araçların neredeyse tamamını Çin sağlıyor. Çin'in Rusya'nın savaş ekonomisine verdiği destek olmasaydı, Rusya Ukrayna'ya açtığı bu savaşı yürütemezdi” dedi.

Pekin'in NATO’nun nihai bildirisine verdiği öfkeli tepkiye değinen NATO Genel Sekreteri “Çin'in bu tepkisinin, doğru bir noktaya temas ettiğimizi gösterdiğine yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı. Stoltenberg, küresel ekonominin yüzde 50'sini oluşturan NATO üyesi 32 ülkenin ilk kez Çin'in rolünü açıkça vurgulama kararının ‘güçlü bir mesaj’ olduğunu da sözlerine ekledi.

Pekin'in NATO'ya yönelik Hint-Pasifik bölgesini istikrarsızlaştırdığı suçlamasına yanıt veren Stoltenberg, “Mesele NATO'nun Hint-Pasifik bölgesine girmesi değil, Çin'in bize yaklaşması. Biz konuşurken Çin, Belarus ile birlikte NATO ve Ukrayna sınırında askeri tatbikatlar gerçekleştiriyor. Ayrıca Çin'in Afrika'da ve Kuzey Kutbu'nda kritik altyapıları kontrol etmeye çalıştığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Stoltenberg, sözlerine şöyle devam etti:

İkinci olarak, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Avustralya’daki ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz. Bunlar NATO ile güçlü bir ilişki içinde olmak isteyen bağımsız ve egemen ülkelerdir. Bunu memnuniyetle karşılıyoruz.

NATO’nun Kuzey Amerika ve Avrupa arasında bir ittifak olarak kalacağını vurgulayan Stoltenberg, “Küresel bir ittifak haline gelmeyeceğiz, ama küresel riskler, siber tehditler, terörizm ve aynı zamanda Çin'in modern askeri yeteneklere yaptığı büyük yatırımın güvenlik açısından doğurduğu sonuçları ele almak için elbette küresel ortaklarımızla birlikte çalışacağız” diye konuştu.

Batılı ülkelerin verdiği destekteki çatlaklar

ABD’nin Ukrayna'yı ve genel olarak NATO'yu desteklemekten vazgeçebileceği korkusu Washington’daki zirveye damgasını vururken Stoltenberg, ABD’de kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimleri çerçevesinde oluşan belirsizliğe ve Kiev'e destek konusunda Avrupa'da yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen iyimser konuştu. Avrupa'daki NATO müttefiklerinin yanı sıra Kanada gibi ABD'nin de Ukrayna'ya güçlü destek vermeyi sürdüreceğini umduğunu ifade eden Stoltenberg, “Rusya'nın Ukrayna'da zafer kazanmaması bizim güvenlik çıkarlarımızla da örtüşüyor” yorumunda bulundu. Bu desteğin çekilmesinin Rusya Devlet Başkanı Putin'in yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve diğer otoriter ülkelerin liderlerine de uluslararası hukuku ihlal ettiklerinde ya da başka bir ülkeyi işgal ettiklerinde ‘istediklerini alacakları mesajını vereceği’ konusunda uyardı. Stoltenberg, bunun da tüm dünyayı daha tehlikeli hale getireceğinin altını çizdi.

Stoltenberg, kurallara dayalı bir uluslararası düzeni ve tanınmış uluslararası sınırlara saygıyı önemseyen her ülkenin, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik acımasız saldırısının yanına kar kalmasından büyük endişe duyması gerektiğini, zira bu durumun diğer otoriter devletleri de Rusya'yı örnek almaya iteceği uyarısında bulundu.

zaxsdf
Trump ve Stoltenberg'in İngiltere’deki NATO Zirvesi sırasında çekilmiş bir fotoğrafı, Aralık 2019 (AP)

Ukrayna’nın işgalinden birkaç gün önce Çin Devlet Başkanı Şi ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in bir ortaklık anlaşması imzaladığını hatırlatan NATO Genel Sekreteri, “Birbirlerine sınırsız ortaklık sözü verdiler. Bu nedenlerle ABD'nin Ukrayna'yı desteklemeye devam etmesini bekliyorum” dedi.

ABD'nin bu desteği taahhüt etmesinin sadece Çin’e dair endişelerden dolayı değil, ABD’nin güvenlik çıkarlarına da uygun olduğu için de önemli olduğunu ifade eden Stoltenberg, “Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida'nın kısa süre önce söylediği gibi, bugün Ukrayna'da olanlar yarın Asya'da da olabilir. Yani Ukrayna ve Asya arasında bir bağ var” değerlendirmesinde bulundu. Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ihtimaliyle ilgili olarak ise Stoltenberg, eski ABD Başkanı’nın Ukrayna'ya ‘Amerikan yapımı Javelin tank savar sistemleri sağlama kararını hatırlattı. Stoltenberg, “Bu karar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında çok önemliydi” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg: Bugün Ukrayna'da yaşananlar yarın Asya'da yaşanabilir.

Gazze’deki savaş

NATO’nun dünya genelindeki ortaklıklarını, özellikle de ‘Güney komşuları’ olarak adlandırdığı ülkeler aracılığıyla genişletmeye çalıştığını belirten Stoltenberg, buna karşın NATO’nun Gazze'deki insani kayıpların boyutu ve bu eşi benzeri görülmemiş şiddetin bölgesel ve uluslararası yansımaları göz önüne alındığında şaşkınlık ve eleştirilere neden olan Gazze'deki savaşla ilgili bir politikasını ya da tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Stoltenberg, bu konuya şunları söyledi:

Tüm NATO müttefikleri ateşkes çağrısında bulundu. Ben de müttefiklerin müzakereleri, ateşkes çabalarını kolaylaştırma ve bu çatışmaya siyasi bir çözümle son verme yönündeki çabalarını destekliyorum. NATO müttefikleri, özellikle Gazze'deki yeni savaşın ardından iki devletli çözümü desteklediklerini ifade ettiler.

NATO Genel Sekreteri, sözlerine şöyle devam etti:

“NATO bir ittifak olarak (bu çatışmada) doğrudan bir rol üstlenmiyor. Bence şu an (bu çatışmada) yeterince aktör var. Başka bir kuruluşun doğrudan müdahil olmasına gerek yok. Ancak elbette ABD ve diğer arabulucuların müzakereleri kolaylaştırma, ateşkes sağlama ve siyasi bir çözüme ulaşma çabalarını destekliyoruz. İnsanların çektiği acıları, son aylarda tanık olduğumuz ölüm ve yıkımı görmek elbette yürek parçalayıcı. Tamda bu yüzden ben ve NATO müttefikleri siyasi bir çözüm bulunması yönündeki tüm çabaları destekliyoruz.”

xcsdfvfd b
NATO üyesi ülkelerin liderleri Washington'daki zirveye katıldılar, 9 Temmuz 2024 (DPA)

Bölgesel iş birliği

Gazze’deki savaşta NATO'nun bir rolü olmadığını belirtirken ittifakın Ortadoğu ülkeleriyle iş birliğinin ve ortaklığının altını çizen Stoltenberg, “NATO'nun Ortadoğu'da bir varlığı ve Körfez bölgesinde ortaklarımız var. Kısa bir süre önce terörle mücadele ve İran'ın istikrarı bozucu davranışları gibi konularda görüşmelerde bulunmak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı ziyaret ettim. Tüm bunlar NATO için olduğu kadar bölgedeki birçok ülke için de büyük bir endişe kaynağı” diye konuştu.

NATO’nun Ortadoğu’daki ortaklarıyla olan iş birliğini ve Suudi Arabistan'la terörizm ve deniz seyrüsefer güvenliği gibi birçok ortak problemi ele almak üzere yürüttüğü çalışmaları geliştirip genişletebileceklerini umduğunu ifade eden Stoltenberg, “NATO müttefikleri elbette Husilerin eylemleri karşısında derin bir endişe duyuyor. Bazı NATO müttefikleri seyrüsefer rotalarını korumak üzere deniz güçlerini bölgeye konuşlandırdı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan NATO’nun Irak’ta DEAŞ’ın yeniden harekete geçmesini engellemeye yardımcı olmak üzere bir eğitim ve kapasite geliştirme misyonundan, Kuveyt'te bir eğitim merkezi kurduğundan ve Washington’daki zirvede duyurulan Amman'daki yeni irtibat ofisi açtığından bahseden Stoltenberg, Amman’daki ofisin NATO’nun Ürdün'le ortaklığını güçlendireceğini ve ‘siyasi diyaloğu ve operasyonel iş birliğini derinleştirmek için araçlar sağlayacağını’ belirtti.

Stoltenberg, devamında şöyle konuştu:

“Bunlar bölge ülkeleriyle farklı şekillerde ve farklı çerçevelerde nasıl çalıştığımıza dair sadece birkaç örnek. Irak'taki kapasite geliştirme misyonu, Amman'daki yeni irtibat ofisi, deniz seyrüsefer güvenliği, terörle mücadele ve İran'ın istikrarı bozucu davranışlarını ele aldığımız Riyad ziyaretim ve Tunus ile yürüttüğümüz ortak çalışmalar, bunların hepsi, farklı şekillerde de olsa, bölge ülkeleriyle ortak çalışmalarımız.”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg: Gazze'de ateşkes için sarf edilen çabaları destekliyoruz. İnsanların çektiği acılar yürek parçalayıcı.

Elde edilen başarılar ve sonraki adımlar

Stoltenberg, Şarku’l Avsat’ın NATO Genel Sekreteri olarak görev yaptığı uzun süre boyunca elde ettiği başarıları ve başarısızlıklarıyla ilgili sorusuna şu yanıtı verdi:

“Her şeyden önce, başarısızlıklarım ya da hatalarımın bir listesini tutmuyorum. Sanırım Genel Sekreter olarak görev yaptığım süre boyunca parçası olduğum en önemli karar Rusya'nın Ukrayna'yı acımasızca işgaline verdiğim yanıt ve aynı zamanda bu çatışmanın Ukrayna'nın ötesine geçmesini önlemek için yaptıklarımdı. NATO'nun burada iki görevi var. Bunlardan birincisi Ukrayna'yı desteklemek ki bunu yapıyoruz. İkincisi ise Moskova'ya bir NATO müttefikine yapılacak herhangi bir saldırının NATO'nun misillemesiyle sonuçlanacağına dair açık bir mesaj göndermekti. Bu mesajı vermek için NATO’nun doğu kanadına daha fazla asker konuşlandırdık bile.”

xscdfe
ABD Başkanı Joe Biden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'e Başkanlık Özgürlük Madalyası verirken (AFP)

Farklı bir hayat sürmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyleyen Stoltenberg, “NATO Genel Sekreteri olarak görev yapmak benim için bir onurdu. Hem NATO üyesi 32 müttefikle hem de Ortadoğu da dahil olmak üzere ortak ülkelerle çalışma ayrıcalığına sahip oldum. Artık Norveç'e döneceğim. Tam olarak ne yapacağımı bilmiyorum. Aslında merkez bankası başkanlığına atanmıştım, ama NATO'ya devam edebilmek için bu görevden vazgeçtim ve bu kararımdan bir an bile pişmanlık duymadım” dedi.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.