Nahal Tugayı Komutanı Albay Tsukerman: Refah'ın yarısını işgal ettik, tüm evlerini vurduk

Albay Tsukerman: İsrail ordusunun Filistinli silahlı örgütlerin askeri kabiliyetlerini etkisiz hale getirmek için 4 aya daha ihtiyacı var

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta askeri araçların yanında duran İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta askeri araçların yanında duran İsrail askerleri (Reuters)
TT

Nahal Tugayı Komutanı Albay Tsukerman: Refah'ın yarısını işgal ettik, tüm evlerini vurduk

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta askeri araçların yanında duran İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta askeri araçların yanında duran İsrail askerleri (Reuters)

İsrail ordusu Nahal Tugayı Komutanı Albay Yair Tsukerman, hava, kara ve deniz kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen bombardımanlarda Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah’taki tüm evlerin vurulduğunu, bazı evlerin tamamen, bazılarının ise kısmen yıkıldığını itiraf etti.

İsrail ordusunun şu an ‘Refah'ın yarısını işgal ettiğini’ söyleyen Albay Tsukerman, ordunun işgali tamamlamak ve başta Hamas Hareketi ve İslami Cihad Hareketi olmak üzere Gazze Şeridi’ndeki Filistinli silahlı örgütlerin askeri kabiliyetlerini etkisiz hale getirmek için en az dört aya ihtiyacı olduğunu belirtti.

Albay Tsukerman, ordu güçlerinin şu an açık bir tampon bölge oluşturmak ve Filistinli silahlı örgütlerin hareketliliğini ve her türlü yasa dışı faaliyeti önlemek için Filistin-Mısır sınırındaki Philadelphia (Salahaddin) Koridoru boyunca bulunan binaları ve evleri yıkmaya devam ettiğini söyledi.

İsrailli Albay, Hamas'ın en alt askeri bölgesi olduğu söylenen Refah şehrinin ‘silah ve patlayıcı üretilen tüneller de dahil olmak üzere en fazla sayıda yeraltı tüneline’ sahip olduğunu öne sürdü.

Albay Tsukerman'ın bu sözleri, İsrail’in aşırı sağcı çizgideki gazetelerinden Israel Hayom gazetesi tarafından yayınlanan ve muhabir Hanan Greenwald'ın Refah'taki durumu ‘tonlarca ağır bombanın atıldığı, eşi benzeri görülmemiş savaş araçlarının kullanıldığı yakılmış bir toprak’ olarak tanımladığı sahadan bildirilen bir haberde yer aldı.

Hamas Hareketi’nin çalışma tarzının İsrail ordusunu bombardımanları arttırmaya zorladığını söyleyen Albay Tsukerman, “Hamas tüm şehri tehlikeli pusularla ve tuzaklarla dolu dev bir savaş alanına dönüştürdü. Her saldırıdan sonra tünellerde kayboluyorlar. Küçük modern kameralar aracılığıyla güçlerimizin hareketlerini takip ediyorlar. Bazıları bir gömlek düğmesinden daha büyük olmayan bu kameralardan büyük miktarda sandalyelere, cami ve okul duvarlarına, kapılara ve pencerelere ve diğer her yere monte ettiler. Çok sayıda askeri karakol ve kontrol noktası kurmak ve Philadelphia Koridoru’nu genişletmek için sürekli çalışan dev buldozerleri harekete geçirmek zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

İsrail'in Philadelphia Koridoru’ndaki birliklerinin komutanı olan Albay Tsukerman, Refah'taki saldırı tünellerinin sayısının çok fazla olduğunu ve bunların birçoğunun Mısır'ın Sina Yarımadası’na bağlandığını iddia etti.

Kahire, İsrailli yetkililerin Sina Yarımadası’nı Gazze'ye bağlayan tüneller olduğu iddialarını defalarca kez reddetti.

Albay Tsukerman, sözlerini şöyle sürdürdü:

Burada kelimenin tam anlamıyla bir yeraltı şehri var. Bazı tünellerde hazır halde roketatarlar ele geçirdik. Burada Hamas savaşçılarıyla yüzleşemiyoruz. Öldürüldükleri için değil, saldırmayı seçip hemen ortadan kayboldukları için. Bu yüzden bize mutlak bir özgürlükle hareket etme izni verildi.

xscdfvrgbtyh
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'taki İsrail askerleri, 3 Temmuz 2024 (AFP)

Refah'taki çatışmaların büyük bir şiddetle devam ettiğini, burada Hamas Hareketi’nin üç tugayının halen tam kapasiteyle faaliyet gösterdiğini vurgulayan Albay Tsukerman, “Dördüncü tümen ise daha düşük kapasitede faaliyet gösteriyor. Savaşçılarının çoğu Han Yunus'a kaçtı ve çatışmayı durdurdular. Ancak teslim olmadılar. Onlara ağır darbeler indirdik, ama hala deniyorlar” diye konuştu.

Hamas'ın güneyde kuzeydeki gibi faaliyet göstermediğini ve Hamas üyelerinin burada tünellerde kalsalar bile direnirlerse zafer elde edeceklerine inandıklarını belirten Albay Tsukerman, askeri bir güç olarak onların üstesinden gelmek için zamana ve savaş hilelerine ihtiyaçları olduğuna inandığını ifade etti.

Albay Tsukerman, şunları ekledi:

Aylara ihtiyacımız var, ama şu an sadece oksijenlerini kesmeyi başardığımızı ve burada ne kadar uzun süre kalırsak askeri operasyonlarımız için o kadar iyi olacağını söyleyebilirim.



Trump depremi Irak'taki iktidar koalisyonunu sarstı

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
TT

Trump depremi Irak'taki iktidar koalisyonunu sarstı

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Nuri el-Maliki'yi Irak hükümetinin başına getirmeyi reddetmesi, "Koordinasyon Çerçevesi" ittifakının hesaplarını alt üst eden siyasi bir depreme dönüştü.

El-Maliki, "açık Amerikan müdahalesi" olarak nitelendirdiği durumu reddetti ve "koordinasyon çerçevesi" anlaşmasına dayanarak adaylığının devam edeceğini teyit etti; tehditlerin devletler arası ilişkilerle bağdaşmadığını vurguladı.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, El-Maliki'nin iktidara dönmesi halinde ABD'nin Irak'a desteğini keseceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Maliki liderliğindeki İslami Davet Partisi yaptığı açıklamada, "Çerçeve kararında bir boşluk açılmasının siyasi süreci bu karmaşaya sürükleyeceğini" belirterek, "tüm bileşenlerden uzman siyasi güçleri bağımsız Irak ulusal kararını savunmaya" çağırdı.

"Çerçeve" liderleri, dün gece Bağdat'ta düzenlenen acil toplantının ardından, ABD başkanının açıklamalarının "egemenliğin ihlali" teşkil ettiğini belirterek, Maliki'nin yeni hükümetin başına geçmesi yönündeki desteklerini yinelediler. Eski Başbakan Haydar el-Abadi, krizin "akılcı ve sorumlu bir şekilde" ele alınması ve istikrarı koruyacak şekilde zorluklarla başa çıkılması çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak, "çerçevedeki seçeneklerin sınırlı ve maliyetli hale geldiğini" belirterek, "şu an alınacak herhangi bir kararın iç ve dış yankıları olacağını" belirtti. Kaynak, ancak parti liderlerinin "mevcut krizden uygun bir çıkış yolu bulmalarını sağlayacak yeni mekanizmalar" üzerinde anlaşacaklarını öngördü.


Trump, İran'ı "zamanın daraldığı" konusunda uyardı

Geçtiğimiz pazar günü ABD Merkez Komutanlığı'nın Ortadoğu operasyon bölgesinde bulunan bir Lockheed Martin C-130J Super Hercules kargo uçağı (ABD Ordusu)
Geçtiğimiz pazar günü ABD Merkez Komutanlığı'nın Ortadoğu operasyon bölgesinde bulunan bir Lockheed Martin C-130J Super Hercules kargo uçağı (ABD Ordusu)
TT

Trump, İran'ı "zamanın daraldığı" konusunda uyardı

Geçtiğimiz pazar günü ABD Merkez Komutanlığı'nın Ortadoğu operasyon bölgesinde bulunan bir Lockheed Martin C-130J Super Hercules kargo uçağı (ABD Ordusu)
Geçtiğimiz pazar günü ABD Merkez Komutanlığı'nın Ortadoğu operasyon bölgesinde bulunan bir Lockheed Martin C-130J Super Hercules kargo uçağı (ABD Ordusu)

ABD Başkanı Donald Trump dün İran'ı anlaşmaya varmak için zamanın daraldığı konusunda uyardı ve anlaşmaya varılmaması halinde bir sonraki saldırının çok daha şiddetli olacağı tehdidinde bulundu. Tahran ise gerilimi kontrol altına almak için bölgesel diplomatik çabalar sürerken, "tehdit altında" müzakere etmeyi reddettiğini yineledi.

Trump, "İran'a doğru ilerleyen devasa filo hazır, hazırlıklı ve gerekirse görevini hızlı ve güçlü bir şekilde yerine getirebilecek kapasitede" diyerek Tahran'ı "nükleer silahlar olmadan adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varmak için hızla müzakere masasına oturmaya" çağırdı ve "Zamanın daraldığını" vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise dün yaptığı açıklamada İran'ın "her zamankinden daha zayıf" olduğunu belirterek, protestoların yeniden başlayacağını öngördü. Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde yaptığı konuşmada, İran rejiminin "protestocuların temel taleplerine yanıt verecek hiçbir yolu olmadığını" ifade etti.

Bölgesel olarak, gerilimi azaltmak için temaslar yoğunlaştı; diplomatik yolun önceliği ve Washington ile Tahran arasında diyaloğun yeniden başlatılması vurgulandı. Öte yandan, İran Yüksek Lideri'nin danışmanı Ali Şemhani, "sınırlı saldırı diye bir şey yoktur" uyarısında bulunarak, herhangi bir askeri eylemin "savaşın başlangıcı" olarak değerlendirileceğini ve "acil ve kapsamlı" bir cevapla karşılanacağını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran güçlerinin "tamamen hazır" olduğunu belirterek, baskıdan uzak, "adil ve eşitlikçi" bir nükleer anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını yineledi.

İran Genelkurmay Başkan Yardımcısı Habib Seyyari de Washington'un "silahlı diplomasiye" başvurmasına karşı uyararak, ülkesinin ABD filosuna zarar vereceğini vurguladı.


İran Cumhurbaşkanı, "tahrif" iddialarına karşılık olarak protesto kurbanlarının isimlerinin yayınlanması emrini verdi

İran Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai (Arşiv)
İran Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai (Arşiv)
TT

İran Cumhurbaşkanı, "tahrif" iddialarına karşılık olarak protesto kurbanlarının isimlerinin yayınlanması emrini verdi

İran Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai (Arşiv)
İran Cumhurbaşkanlığı İletişim ve Medya Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai (Arşiv)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın iletişim ve medya işlerinden sorumlu yardımcısı Mehdi Tabatabai dün yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının "tahrif ve yanlış istatistiklere yanıt olarak" son ulusal protestoların kurbanlarının isimlerinin yayınlanmasını emrettiğini söyledi.

Bu açıklama, pazar günü Time dergisinde iki İranlı yetkiliye atıfta bulunarak yayınlanan ve yalnızca 8 ve 9 Ocak tarihlerindeki protestolarda 30 bin kişinin öldürülmüş olabileceğini belirten bir haberin ardından geldi.

İran'daki huzursuzluk, 28 Aralık'ta çarşı esnafının ekonomik koşullar ve enflasyona karşı protestolarıyla başladı ve daha sonra İran geneline yayılarak rejimin yıllardır karşılaştığı en büyük muhalefet dalgasını oluşturdu.

Tabatabai, X'te yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanının talimatı doğrultusunda, son trajik olayların tüm kurbanlarının isimleri ayrıntılı olarak kamuoyuna açıklanacak. Çelişkili bilgi veya iddiaları kapsamlı bir şekilde incelemek ve doğrulamak için de bir mekanizma oluşturuldu" dedi. Tabatabai,  "Bu önlem, sahtekarlığa ve yanlış istatistiklere karşı açık bir yanıttır" ifadesini kullandı.