İsrail'de iki yeni anlaşmazlık: Philadelphia Koridoru’ndan çekilme ve Gazzelilerin kuzeye dönüşü

Deyf’e yönelik suikast girişiminin neden olduğu zarara rağmen görüşmelerin devam etmesi bekleniyor

Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
TT

İsrail'de iki yeni anlaşmazlık: Philadelphia Koridoru’ndan çekilme ve Gazzelilerin kuzeye dönüşü

Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)
Deyf’i ailesi ve birkaç Hamas üyesi dışında kimse tanımıyor (Sosyal medya siteleri)

Dini Siyonizm Partisi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerindeki baskıyı arttırarak, Gazze Şeridi'ndeki Philadelphia ve Netzarim koridorlarından çekilmeyi kabul etmesi halinde hükümeti feshetme tehdidinde bulundu.

İsrail İskân Bakanı Orit Struck dün, Gazze Şeridi sınırındaki Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda yaptığı açıklamada “Eğer ordu (Gazze Şeridi'ni ikiye bölen) Netzarim Koridoru ve (Mısır ile Gazze arasındaki sınır şeridi) Philadelphia (Salahaddin) Koridoru'ndan çekilirse, hükümeti lağvedeceğimizi açıkça söyledik. Başbakan (Netanyahu) bunu çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı.

Bu arada Netanyahu ile Gazze Şeridi’nde ateşkes için yapılan müzakerelere katılan İsrail’in müzakere heyeti arasında ordunun Philadelphia Koridoru’nda kalması ve Gazze Şeridi'nin güneyine yerlerinden edilen kişilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine geri dönmesi konularında anlaşmazlık olduğu haberleri İsrail basınında yer aldı.

dsfvrbth
İskan Bakanı Orit Struck ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich (İsrail parlamentosu) Knesset'te konuşurken (Arşiv – Getty Images)

Netanyahu, İsrail televizyonu Kanal 14’e yaptığı açıklamada, Philadelphia Koridoru’nda kalmayı planladığını bir kez daha yineleyerek Savunma Bakanı Yoav Gallant ve müzakere heyeti ile ters düştü. Netanyahu, “İsrail Philadelphia Koridoru’nda kalacak. Bunun hem siyasi ve güvenlik açısından avantajları var” dedi.

Netanyahu, Gallant ve müzakere heyetinin görüşlerine cevaben şunları söyledi:

Herkes kendi görüşünü ifade edebilir. Başbakan da kendi görüşünü ifade edebilir ve nihayetinde Knesset'teki çoğunluğun görüşüne göre ordunun Philadelphia Koridoru’nda kalıp kalmayacağına karar vereceğiz. Çoğunluğun benim tutumumu destekleyeceğinden eminim, çünkü doğru olan bu.

Bu tutumun esir takası anlaşmasını tehlikeye atıp atmadığını söylemekten kaçınan Netanyahu, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Deyf'e yönelik suikast girişimiyle ilgili olarak ise şöyle konuştu:

Anlaşma tehlikede değil, suikast girişimi anlaşma için baskı yapıyor. İlginç göstergeler var, ama hiçbir şey söylemek istemiyorum. Baskıyı ne kadar arttırırsak, ilk aşamada mümkün olan en fazla sayıda rehinenin serbest bırakılabileceği bir anlaşma elde ederiz.

zxscdfvgrt
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Gallant (Reuters)

Netanyahu, İsrail'in yaklaşık bir ay önce ABD Başkanı Joe Biden tarafından açıklanan anlaşma önerisinin ilk aşamada ateşkesin 22’nci gününde Netzarim Koridoru’ndan çekilmeyi, ikinci aşamada ise Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmeyi öngörmesine rağmen Philadelphia Koridoru’nda kalmakta ısrar ediyor.

Bakan Struck'un özellikle müzakere heyetinin Philadelphia Koridoru’ndan çekilme konusunda baskı yaptığını öğrendikten sonra Netanyahu'yu tehdit etmesinin nedeni de bu gibi görünüyor.

Kan 11'e göre Netanyahu'nun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmeme, İsrail ordusunun orada kalmaya devam etmesi ve Gazzelilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine özgürce dönmelerine izin vermeme konusundaki ısrarı nedeniyle Netanyahu ile müzakere heyeti arasında Philadelphia Koridoru konusunda geniş görüş ayrılıkları söz konusu.

Müzakere heyeti, pazar günü yapılan bir toplantıda Netanyahu'ya arabulucularla önemli ilerlemeler kaydedildiğini, ancak Philadelphia Koridoru ve Gazzelilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine geri dönüşü meseleleri çözülmeden Hamas Hareketi’nin esir takası anlaşmasını asla kabul etmeyeceğini söyledi.

İsrail basını, müzakere heyetinin Netanyahu'yu sert bir şekilde eleştirdiğini bildirdi. Bu durum, Netanyahu’nun anlaşmayı sabote etmeye çalıştığı yönündeki suçlamaları artırdı.

Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz, salı günü Netanyahu'ya bir kez daha sert eleştirilerde bulunarak eylemlerinin anlaşmaya hizmet etmediğini söyledi. Gantz, “Netanyahu'nun eylemleri, benim tahminime göre anlaşmayı ilerletmemeyi amaçlıyor. Pek çok meseleye kendi kişisel düşünceleri açısından bakıyor” diye konuştu.

Gantz’ın bu açıklaması önce Gallant, Gazze’deki rehinelerin ailelerinden Netanyahu ile görüşmelerini ve ABD'ye gitmeden önce Netanyahu’ya baskı uygulamalarını istedi.

Netanyahu 7 Ekim'de öldürülen kadın askerlerin aileleriyle görüştü. Ancak Gazze'ye kaçırılan kadın askerlerin aileleriyle görüşmeyen Netanyahu, yaşananlarla ilgili bir soruşturma başlatma taahhüdünde bulunmadığı ve gözaltına alınanların aileleriyle görüşmediği için her iki tarafı da kızdırdı.

Bunun üzerine Gazze’de tutulan rehineler arasındaki kadın askerlerin aileleri, ordu ve İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin Bet tarafından kendilerine gösterilen kadın askerlerin kaçırılmasıyla ilgili bir videoyu yayınlamaya karar vererek Netanyahu'ya önümüzdeki hafta Washington’a gitmeden önce bir anlaşmaya varılması için derhal harekete geçmesi çağrısında bulundu.

sxdcfrgt
Gazze-Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’ndan geçen BM araçları (Arşiv - AFP)

Cumartesi günü düzenlenen büyük gösterilerde binlerce İsrailli Netanyahu'nun ofisinin önünde toplanarak Netanyahu’dan anlaşmayı sabote etmeyi bırakmasını istedi. Başka bir gösteride ise protestocular erken seçim talebiyle Tel Aviv'deki Likud Partisi genel merkezine yürüdü.

Şarku’l Avsat’ın İsrail gazetesi Haaretz'den aktardığı habere göre ne İsrail ne de Hamas, görüşmelerin sonlandırıldığını açıklamamış olsa da görüşmeler zarar gördü.

Siyasi kaynaklar, Hamas'ın görüşmeleri dondurmayacağını açıklamasına rağmen ilerlemenin geciktiğini ve beklendiği gibi olmadığını söylediler.

Deyf’e yönelik suikast girişiminin müzakereler üzerindeki etkisine ilişkin endişeler çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzahi Hanegbi'ye cumartesi günü Gazze'de düzenlenen saldırıların neden olduğu çok sayıda can kaybından ülkesinin ‘derin endişe’ duyduğunu bildirdi.

Mossad Başkanı David Barnea, pazar günü anlaşmayla ilgili müzakereleri tamamlamak üzere gitmesi beklenen Katar'a gitmedi, ancak İsrailli çevreler, Barnea’nın Katar ziyaretinin önünde sonunda gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

zsxdcfrgt
Gazze Şeridi’nde tutulan rehinelerin ailelerinin Knesset'e düzenlediği protesto yürüyüşünden bir kare (EPA)

İsrailliler, Hamas'ın anlaşmadan geri adım atmayacağını, Deyf'e yönelik suikast girişimine verdiği zayıf tepkinin bunu kanıtladığını düşünüyorlar. Askeri baskının sonuç verdiğine dair inanç, ABD'nin Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Yahya Sinvar'ın ateşkes önerisini kabul etmesi ve savaşı sona erdirmesi için Hamas’ın sahadaki askeri komutanlarından giderek artan bir baskı gördüğüne dair inancıyla pekişiyor.

ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Başkanı William Burns, geçtiğimiz cumartesi günü kapalı kapılar ardında yapılan bir toplantıya katıldı. Toplantıda hazır bulunan bir kaynağa göre Burns, Sinvar'ın ölümden korkmadığını, ancak Gazzelilerin çektiği büyük acılardan sorumlu olduğu yönündeki suçlamalar nedeniyle baskı altında olduğunu söyledi. Kaynağın aktardığına göre Burns, “Sinvar'ın savaşı sona erdirmek için karşı karşıya olduğu baskı, son iki haftada kaydedilen ilerlemeyi sağladı” dedi.



Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa, İran'ın deniz tatbikatlarına katılımıyla ilgili soruşturma başlatılması emri verdi

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa (Reuters)
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa (Reuters)
TT

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa, İran'ın deniz tatbikatlarına katılımıyla ilgili soruşturma başlatılması emri verdi

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa (Reuters)
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa (Reuters)

Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa'nın İran'ın Cape Town açıklarında düzenlenen deniz tatbikatına katılımıyla ilgili soruşturma başlatılması emri verdiği belirtti.

Açıklamada, ‘İran'ın Güney Afrika sularında Çin liderliğindeki ‘Will of Peace 2026’ deniz tatbikatına katılmasına izin verilmemesi yönündeki Cumhurbaşkanı Ramaphosa'nın talimatının ihlaliyle ilgili’ olarak üç yargıçtan oluşan bir soruşturma komisyonunun kurulduğu belirtildi.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre Çin ve Rusya, BRICS ülkelerinin ordularıyla birlikte tatbikata katıldı.

Cumhurbaşkanı Ramaphosa, Savunma Bakanı’na, Tahranlı yetkililerin protestoculara yönelik baskısıyla aynı zamana denk gelen tatbikatlara katılması planlanan üç İran savaş gemisinin tatbikattan çekmesi talimatı vermişti. ABD de, İran'ın katılımını ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirmişti.

Yerel basında yer alan haberlere göre Cumhurbaşkanı Ramaphosa, İran'ın sadece gözlemci olarak katılmasını talep etmiş, ancak bu talebi kabul edilmemişti.

İran'ın devam eden manevraları üzerine çıkan tartışmaların ardından, Güney Afrika Savunma Bakanlığı ocak ayı ortalarında bir soruşturma başlattığını duyurdu. Ancak Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre ‘bağımsız ve zamanında bir soruşturma olması’ için kendi komisyonunu atama kararı alındı.

Açıklamada, komisyonun tatbikatlarla ilgili koşulları, Cumhurbaşkanının talimatının yerine getirilmemesine katkıda bulunmuş olabilecek faktörleri, sorumlu kişiyi ve bunun sonuçlarını araştırıp önerilerde bulunacağı belirtildi. Cumhurbaşkanı Ramaphosa, yargıçlara çalışmalarını tamamlayıp raporlarını sunmaları için bir ay süre verdi.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Ramaphosa’nın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatını taşıdığı hatırlatıldı. Güney Afrika'da hükümet ile ordu arasındaki görüş ayrılıkları kamuoyuna ilk kez yansımıyor. Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz yılın ağustos ayında İran'ı ziyaret eden üst düzey bir subayın yaptığı açıklamaların Tahran'daki yerel basında yer almasının ardından yaptığı açıklamada ‘dış politika ile ilgisi olmayan kişileri ve kurumların açıklamalarının hükümetin resmi görüşü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini’ belirtmişti.


Rodríguez, Trump'tan Venezuela'ya uygulanan abluka ve yaptırımların kaldırılmasını istedi

Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birleştirilmiş fotoğrafı (AFP)
Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birleştirilmiş fotoğrafı (AFP)
TT

Rodríguez, Trump'tan Venezuela'ya uygulanan abluka ve yaptırımların kaldırılmasını istedi

Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birleştirilmiş fotoğrafı (AFP)
Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birleştirilmiş fotoğrafı (AFP)

Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, önceki Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun ABD tarafından düzenlenen askeri bir operasyonla iktidardan alınıp tutuklanmasından iki aydan kısa bir süre sonra, ABD Başkanı Donald Trump'tan ülkesine uygulanan ‘ambargo ve yaptırımları’ kaldırmasını istedi.

Rodríguez, ocak ayında iktidara gelen eski Devlet Başkanı Yardımcısı 2019 yılından bu yana kesik olan Karakas ile Washington arasındaki ilişkileri yeniden başlattı.

Rodríguez, ABD'nin Karkas Büyükelçisi’ni, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü’nü, ABD'nin Latin Amerika Askeri Komutanlığı Komutanı’nı ve ABD Enerji Bakanı'nı kabul etti.

Rodriguez, devlet televizyonunda yayınlanan bir konuşmasında, “Venezuela'ya uygulanan abluka ve yaptırımlar derhal kaldırılsın” dedi. Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı ABD Başkanı Donald Trump'a hitaben, “Dostlar ve ortaklar olarak, ABD ile yeni bir iş birliği programı başlatıyoruz” dedi.

Venezuela petrolü, 2019'dan beri ABD'nin ambargosuna tabi. Son haftalarda, ABD Hazine Bakanlığı, az sayıda çokuluslu şirketin belirli koşullar altında faaliyet göstermesine izin veren lisanslar verdi.

Washington, Maduro rejiminin düşüşünden sonra dünyanın en büyük ham petrol rezervlerine sahip olan Venezuela'dan sorumlu olduğunu ilan etti.

Rodríguez liderliğindeki hükümet, ABD'nin baskısıyls petrol sektöründe önemli reformlar yaptı ve siyasi tutukluları serbest bırakmak için bir af yasası çıkardı.


Cidde toplantısı, uluslararası toplumu İsrail’i barış yapmaya zorlamaya çağırdı

Cidde toplantısı, uluslararası toplumu İsrail’i barış yapmaya zorlamaya çağırdı
TT

Cidde toplantısı, uluslararası toplumu İsrail’i barış yapmaya zorlamaya çağırdı

Cidde toplantısı, uluslararası toplumu İsrail’i barış yapmaya zorlamaya çağırdı

İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye ülkelerin dışişleri bakanları düzeyindeki Açık Katılımlı İcra Komitesi tarafından dün Cidde’de düzenlenen olağanüstü toplantıda, Filistin meselesi ile Kudüs’ün tüm İslam dünyası için merkezi öneme sahip olduğu vurgulandı. Toplantıda ayrıca, Filistin halkıyla tam dayanışma içinde olunmasının siyasi, hukuki, tarihi ve ahlaki bir sorumluluk olduğu yinelendi.

Toplantının sonuç bildirisinde, İsrail’in, işgalci güç sıfatıyla, son dönemde ‘gayrimeşru bir fiili durum’ oluşturmak amacıyla aldığı kararlar ile uygulamaya koyduğu tedbir ve işlemler sert şekilde kınandı ve kesin bir dille reddedildi. Açıklamada, söz konusu adımların yerleşim faaliyetlerini genişletmeyi, ilhak, topraklara el koyma ve Yahudileştirme politikalarını derinleştirmeyi hedeflediği; işgal altındaki Batı Şeria’nın, Kudüs dahil, statü ve niteliğini değiştirmeye yönelik olduğu ifade edildi. Bu karar ve uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğu belirtilen bildiride, adımların uluslararası hukukun açık ihlali ve savaş suçu niteliğinde olduğu, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliği tehlikeye attığı kaydedildi.

efr

Toplantıda, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkeleri ile toprakların zorla ele geçirilmesine karşı çıkan BM kararları ve İsrail işgalinin hukuka aykırı niteliği esas alındı. Katılımcılar, Filistin halkının devredilemez haklarına yönelik sarsılmaz bağlılık ve sürekli desteklerini yineleyerek, kendi kaderini tayin hakkı, geri dönüş hakkı ve başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kurulması hakkını vurguladı.

Katılımcılar, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin son ‘kışkırtıcı’ açıklamasını ve ABD Büyükelçiliği’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerde yaşayan İsrailli yerleşimcilere konsolosluk hizmeti sunulmasına ilişkin kararını sert şekilde kınadı. Söz konusu adımın, Filistin ve Arap toprakları üzerindeki gayrimeşru İsrail kontrolünü teşvik ettiği belirtildi. Açıklamada, bu tür beyan ve uygulamaların toprakların hukuki statüsünü değiştiremeyeceği ve Filistinlilerin meşru haklarını zayıflatamayacağı ifade edilerek, söz konusu adımların uluslararası hukukun, özellikle de Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi’nin açık ihlali niteliği taşıdığı ve yasa dışı yerleşim projesinin pekiştirilmesine doğrudan katkı sunduğu kaydedildi.

scdfgt

Toplantıda, ABD Başkanı Trump’ın planının uygulanmasına bağlı kalınması, ikinci aşamaya geçilmesi, kapsamlı ve kalıcı ateşkesin hayata geçirilmesi, İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi ve Gazze Şeridi’ne insani yardımın kısıtlama olmaksızın ulaştırılması çağrısı yapıldı.

Katılımcılar, Filistin Devleti’nin toparlanma ve yeniden imar sürecindeki sorumluluklarını üstlenmesine desteklerini ifade ederken, Gazze Şeridi ile Kudüs dahil Batı Şeria’yı kapsayan Filistin topraklarının bölünmez tek bir jeopolitik bütün olduğu vurgulandı. Toplantıda, İsrail politikalarına karşı tüm siyasi ve hukuki tedbirlerin alınması kararlaştırıldı; bu kapsamda BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu ve uluslararası mahkemelere başvuru seçenekleri gündeme getirildi. Uluslararası topluma, işgalci güç olarak nitelendirilen İsrail’in ‘sömürgeci işgalini’ sona erdirmesi ve adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması için baskı yapılması çağrısında bulunuldu; İsrail ile tüm ilişkilerin askıya alınmasının değerlendirilmesi dahil somut yaptırım tedbirleri alınması istendi.

Katılımcılar ayrıca Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması çağrısını yineledi ve Filistin Devleti’nin İsrail’i işlediği suçlardan sorumlu tutma yönündeki çabalarına güçlü destek verdiğini bildirdi. İsrail’in Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) yönelik ‘hukuka aykırı’ uygulamaları kınanarak, ajansa siyasi, hukuki ve mali desteğin sürdürülmesi talep edildi. Açıklamada, adil ve kapsamlı barışın ancak İsrail’in 1967’den bu yana işgal ettiği topraklardan tamamen çekilmesi, yasa dışı işgalin sona erdirilmesi ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle mümkün olacağı ifade edildi. Katılımcılar, Suudi Arabistan’ın başkanlığını yürüttüğü Filistin konulu Arap Birliği-İİT Bakanlar Komitesi’nin çalışmalarına destek verdiğini de kaydetti.

Toplantı, Ortadoğu’da artan gerilim ve sertleşen söylemlerden duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Açıklamada, özellikle İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı güç kullanma yönündeki son tehditler ile saldırı amaçlı askeri unsurların provokatif şekilde konuşlandırılması ve takviye edilmesine dikkat çekildi. Bu gelişmelerin, BM Şartı’nın amaç ve ilkeleriyle, özellikle devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulandı. Egemen bir devlete karşı güç kullanma tehdidinin ya da güç kullanımının, BM Şartı’nın 2/4. maddesi dahil olmak üzere uluslararası hukukun açık ihlali olduğu belirtildi.

Toplantıda, çok taraflılığın güçlendirilmesinin ve devletlerin egemen eşitliği ilkesinin korunmasının önemi yinelendi; bölgesel istikrar ile uluslararası barış ve güvenliği zedeleyen tek taraflı zorlayıcı tedbirler reddedildi. Kalıcı barış ve güvenliğin ancak diyalog, diplomasi, karşılıklı saygı, iç işlerine karışmama ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüyle sağlanabileceği ifade edildi. Askeri gerilimdeki tırmanışın, ekonomik istikrar, enerji güvenliği ve yükselen ekonomilerin kalkınma perspektifleri üzerinde olumsuz etkiler dahil olmak üzere bölgesel ve küresel barış ile güvenlik açısından ciddi ve öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuldu.

Tüm taraflara, zaten kırılgan olan bölgesel güvenlik ortamını daha da kötüleştirebilecek adımlardan kaçınma çağrısı yapıldı. Toplantı, İran ile ABD arasında son dönemde yürütülen diplomatik temasları memnuniyetle karşıladığını belirterek, gerilimin azaltılmasına yönelik yapıcı adımlara destek verdiğini açıkladı. Bu diplomatik sürecin sürdürülmesinin, bölgesel istikrarın desteklenmesi ve daha geniş kapsamlı uluslararası barış çabalarına katkı sunulması açısından önem taşıdığı kaydedildi. Süreci kolaylaştıran ülkelere (Umman, Türkiye, Katar, Mısır ve Suudi Arabistan) teşekkür edildi.

Katılımcılar, İİT’nin barışçıl diyaloğu teşvik etme, bölgesel istikrarı koruma ve İslam ümmetini birleştiren ilkelere bağlı kalma yönündeki ortak taahhüdünü yineledi.