Filistin ve Lübnan çıkmazlarının bir ifadesi olarak ‘ertesi gün’

Savaşla şiddetlenen iç çatışmalar

Şu an ‘Rehine Meydanı’ olarak bilinen Hamas'a ait bir tünelin içinde yürüyen silahlı bir adam, Tel Aviv, 15 Temmuz 2024 (Reuters)
Şu an ‘Rehine Meydanı’ olarak bilinen Hamas'a ait bir tünelin içinde yürüyen silahlı bir adam, Tel Aviv, 15 Temmuz 2024 (Reuters)
TT

Filistin ve Lübnan çıkmazlarının bir ifadesi olarak ‘ertesi gün’

Şu an ‘Rehine Meydanı’ olarak bilinen Hamas'a ait bir tünelin içinde yürüyen silahlı bir adam, Tel Aviv, 15 Temmuz 2024 (Reuters)
Şu an ‘Rehine Meydanı’ olarak bilinen Hamas'a ait bir tünelin içinde yürüyen silahlı bir adam, Tel Aviv, 15 Temmuz 2024 (Reuters)

Elie Kossaifi

Ortadoğu’da hiçbir savaşın bir istisna ya da acil bir durum olmaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaşı ve bunun ciddi ve devam eden yansımalarını okurken göz ardı edilemeyecek bir husustur. Bu savaşın İsrail ve Filistinliler arasında uzun süredir devam eden çatışma içinde kendi bağlamı ve tarihi nedenleri olsa da bölgedeki tüm savaşların da çeşitli düzeylerde bu çatışmanın uzantısı ya da bu çatışma nedeniyle olduğu da bir gerçek. Bu durum, özellikle ABD’nin 2003 yılında Irak'ı işgalinden ve on yıl önce başlayan ‘Arap Baharı savaşlarından’ bu yana bir ülkeden diğerine ve farklı zaman dilimlerinde seyreden bölgesel savaşlar ile bu savaş arasında bir bağlantı kurulmasına neden oluyor.

Bir ön sonuç olarak, modern tarihi boyunca sayısız ve uzun savaşlara tanıklık etmiş olan bölgenin mevcut savaşla baş edebileceği ve hayatını bu savaş yıllarca sürecekmiş gibi inşa edebileceği söylenebilir. Halihazırda İsrailliler de zaman zaman Filistinlilerle sürekli bir savaş halinde olduklarını ve mevcut savaşın taraflar arasındaki ihtilafın uzun ve ucu açık tarihinde sadece yeni bir aşama olduğunu söylemek istercesine bunu ima ediyorlar.

Bu yüzden Hamas ve İsrail arasındaki mevcut müzakereler, siyasi olarak ve medyada sanki savaş sona ermiş gibi bir iyimserlikle yani, savaşan tarafların sonsuza kadar savaşmaya devam edemeyeceği ya da savaşın devam etmesinin tehlikeli olduğu göz önüne alındığında, yakın bir zamanda sona ermesi kaçınılmazmış gibi ele alındığında buna biraz daha ihtiyatla yaklaşılmalı. Çünkü bu savaş bir noktada bölgesel bir savaşa dönüşebilir.

sdfrgthy
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda yapılan haftalık kabine toplantısı sırasında Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile konuşurken, 7 Ocak 2024 (Reuters)

Bu savaşın jeopolitik bağlamı göz önüne alındığında, 13’üncü yılına giren Suriye iç çatışmasına ya da 1980'lerde 15 yıl süren Lübnan iç çatışmasına çözüm arayan müzakereler gibi olmazsa, bu müzakerelerin başarısız olmasının ya da uzun sürmesinin bölgesel, uluslararası ve özellikle ABD tarafından mümkün ya da izin verilebilir olmadığı da düşünülemez.

Başka bir deyişle, uluslararası ve bölgesel düzeyde savaşın sona erdirilmesi arzusu, müzakerelerin sağladığı ‘altın fırsattan’ yararlanılması çağrısında bulunan tüm İsrailli taraflara rağmen Tel Aviv'de savaşı sürdürme arzusu hâkim olduğu sürece, savaşın hemen ya da yakın zaman sona ereceği anlamına gelmiyor. Yani İsrail'de savaş ya da savaşın yönetimi konusundaki görüş ayrılıkları ve aşırı sağcı hükümeti üzerindeki uluslararası baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu kendi siyasi çıkarının ve aşırı sağcı görüşüne göre İsrail'in çıkarının savaşı sürdürmek olduğuna inandığı sürece, Gazze'deki savaşı durdurmak ve Lübnan-İsrail sınırındaki çatışmaların yayılmasını önlemek zorunda kalacağına inanmak için yeterli bir neden değil.

Bu da İsrail hükümeti üzerindeki uluslararası baskının ne ölçüde etkili olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Aslında, Netanyahu'nun bu baskılara uyma ihtiyacı hissetmediği düşünüldüğünde, bu baskıların mevcut hızıyla savaşın devam etmesinin nedenlerinden biri olup olmadığı da sorulabilir. Radikal bir okumayla bu durum, savaşın nasıl yürütüldüğü konusundaki çelişkinin nihai hedefleri konusunda çelişki anlamına gelmediği gibi savaşın devam etmesini sağlayan bir tür danışıklı dövüş olarak yorumlanabilir. Bu aynı zamanda sanki İsrail'in bu savaştaki asıl amacı iki devletli çözümü tamamen ortadan kaldırmakmış gibi, Batı'nın ve özellikle de ABD’nin ‘ertesi güne’ ve iki devletli çözüme giden sürece ilişkin anlatısı ile İsrail'in iki devletli çözümün temellerini baltalaması arasındaki temel çelişkiyi düşünmeye sevk ediyor

Ertesi gün ile ilgili seçenekler sadece ABD ve İsrail'in ne istediğine değil, aynı zamanda Filistinli taraflar arasındaki bölünmenin gerçekliğine de bağlı.

Tüm bunlar, İsrail ile ABD arasında savaşla ilgili çelişkiyi, Netanyahu’nun stratejisine göre yönetmeye devam etmek yerine savaştan nasıl çıkılacağı ve çatışmaya nasıl bir çözüm bulunacağı açısından içeriğinden ziyade ABD seçimlerine birkaç ay kala zamanlamasıyla ilgili ikincil bir çelişki olarak okuma yapmaya itiyor. ABD’nin bölgeyi nasıl değerlendirdiği sorusu bile Washington tarafından desteklenen istikrarın aslında göreceli bir istikrar, yani tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi savaşın eşiğinde bir istikrar olduğu ihtimalini gündeme getiriyor.

Burada müzakerelerin ana başlığı ve müzakerelerdeki başlıca düğüm olan ertesi gün meselesi karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla ertesi gün Hamas ile İsrail arasında bir anlaşmaya varılmasını öngörmenin zor olması, savaşın sonsuza kadar, yani bir taraf diğer tarafı tam bir yenilgiye uğratana kadar sürebileceği inancını güçlendiriyor. Bunun için şimdiye kadar yeterli belirti yok. İsrail ve Hamas arasındaki askeri yetenekler arasındaki büyük fark göz önüne alındığında, dokuz aylık savaşın da gösterdiği gibi, savaşı belirleyen tek şey bu fark değil. Ancak, önceki savaşlardan farklı olarak, bu kez savaşın gerçek anlamda bir galip ve bir mağlup olacağını söyleyen bir okuma var. Bu sadece Gazze Şeridi'ndeki savaşı değil, aynı zamanda özellikle Lübnan'ın güneyindeki ‘destek cephelerini’ de kapsıyor. Bu da savaşın temposu değişse bile devam etmesini beklemek için bir başka neden.

juıkolpş90ğ*-
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir çöplükte kullanılabileceği bir şeyler arayan Filistinli bir çocuk, 15 Temmuz 2024 (Reuters)

Fakat ertesi gün ile ilgili seçenekler sadece ABD ve İsrail'in ne istediğine yani bu konuda iki taraf arasındaki çelişkiye değil, aynı zamanda Filistinli taraflar arasındaki bölünmenin ve başta Suriye, Irak, Lübnan ve hatta nispeten uzaktaki Yemen olmak üzere bölge ülkelerindeki bölünmeler, çatışmalar ve iç savaşların gerçekliğine de bağlı.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş ve bunun bölgesel yansımaları, İsrail'e karşı savaşan Filistin'deki Hamas'tan Irak'taki Haşdi Şabi’ye Lübnan'daki Hizbullah'a ve Yemen'deki Husilere kadar güçler göz önüne alındığında, bir kez daha bölgedeki savaşlar ve iç çatışmalarla bağlantılı olduğu görülebilir. Yukarıda geçen bu ülkelerde zaten kırılgan olan devlet ve toplum yapılarının parçalanmasına yol açan çatışmalar, bu milislerin güç kazanması ve bu gücü pekiştirmesi için elverişli bir zemin oluşturuyor. Dolayısıyla, Gazze Şeridi'nde ve bölgenin geri kalanındaki uzantılarında, mevcut savaşın şiddetlendireceğine ve özellikle Filistin ve Lübnan topraklarında yeni bir aşama oluşturacağına dair sinyaller vermeye başlayan bölgedeki açık çatışmalara bir çözüm düşünmeden, Gazze Şeridi'nde ve bölgenin geri kalanındaki uzantılarında ertesi gün meselesine bir çözüm düşünmek mümkün değil.

Bölge kısır bir şiddet döngüsü içinde dönmeye devam edecek gibi görünüyor. Sanki şiddet, siyaseti kontrol etmek, kurallarını ve sınırlarını belirlemek için tek araç haline gelmiş gibi ve bu, İran destekli milisler için olduğu kadar İsrail için de geçerli.

Filistinli taraflar; Filistin Yönetimi ile Hamas arasındaki bölünme ve Lübnan’da Hizbullah ile muhalifleri arasındaki bölünme, bu savaşın ardından Filistin ve Lübnan krizlerini çözme olasılığını öngörmeyi daha da zorlaştırdı. Öyle ki Filistin ve Lübnan krizlerinin çözülebileceğini düşünmek artık çok zor. Bundan dolayı savaşın ertesi günü, Filistin ve Lübnan çıkmazlarının derinleştiğini daha net bir şekilde ortaya koyacak.

Hamas ve Hizbullah destekçilerinin ya da üyelerinin hem Lübnan'da hem de Gazze'de muhaliflerine saldırdığı sahneler, savaşın durması halinde bizi nelerin beklediğine dair bir fikir veriyor. Ancak daha da önemlisi, Hamas ve Hizbullah'ın ‘zafer’ söylemi, İran'ın bölgedeki etkisiyle ilgili jeopolitik bir çerçevede olsa da öncelikle Filistin ve Lübnan kamuoyuna yönelik olduğu bir gerçek.

Hamas ve Hizbullah'ın muhaliflerine karşı davranışlarının nedeni de tam olarak bu. Savaşın sona ermesi Filistin'deki iç krizi ve Lübnan'daki iç bölünmeyi derinleştirecek. Başka bir deyişle, ‘zaferleri’ bir kez daha Lübnan ve Filistin ulusal yenilgisinin bir ifadesi haline gelecek ve bu kez önceki zamanlardan daha ciddi sonuçları olacak. Çünkü bu ‘zafer’ hem Lübnan’da hem de Filistin’de daha sağlam bir ulusal bölünmenin üzerine inşa ediliyor.

Tüm bunlar, bölgenin kısır bir şiddet döngüsü içinde dönmeye devam edeceğine inanmak için yeterli. Sanki şiddet, siyaseti kontrol etmek, kurallarını ve sınırlarını belirlemek için tek araç haline gelmiş gibi ve bu, İran destekli milisler için olduğu kadar İsrail için de geçerli. Bu milislerin son yıllarda kendi ülkelerinde şiddete yatırım yapmış olmaları durumu daha da ciddileştiriyor. Bir bakıma İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırganlığına bir kılıf oluşturuyor. Zira İsrail kendisini bölgedeki şiddetin tek başlatıcısı değilmiş, şiddet ve savaşlar bölgede bir istisna değil de süregelen bir durummuş gibi gösteriyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al  Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Kanada kökenli Amerikalılar arasında aile kayıtlarına yönelik ilgi hızla artıyor. Bunun nedenlerinden biri, Kanadalıların soyundan gelen kişilerin vatandaşlık almasını kolaylaştıran bir yasa değişikliği.

Kanada'nın yeni yürürlüğe giren yasasına göre, 15 Aralık 2025'ten önce Kanada dışında doğmuş ve bir Kanadalının soyundan geldiğini kanıtlayan herkes vatandaş olabiliyor. Daha önce vatandaşlık, Kanadalı bir ebeveynin birinci kuşak çocuklarıyla sınırlıydı.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden bir arşivci geçen ay CBC'ye, sonuç olarak Amerikalılardan gelen kayıt taleplerinde muazzam bir artış olduğunu söyledi. Kanada'nın göçmenlik ve vatandaşlık internet sitesi, vatandaşlık sertifikaları için 10 aylık bir bekleme süresi tahmin ediyor.

Bu ilginin bir kısmı, kökleriyle yeniden bağlantı kurmayı uman Kanadalıların soyundan gelen kişilerden kaynaklanıyor olabilirken, bir kısmı da 2024 başkanlık seçiminden sonra farklı bir siyasi iklim arayan Amerikalılara atfediliyor.

Ottawa'dan yasal göçmenlik danışmanı Cassandra Fultz, CNN'e, "Kasım 2024'ten bu yana Kanada'ya taşınmaya olan ilgide son derece istikrarlı bir artış var, bu daha önce görülmemiş bir durum. Sektördeki 17 yılımda bunu hiç görmedim" diye konuştu.

Fultz, ABD'de hangi partinin kazandığına bakılmaksızın her seçimden sonra Kanada vatandaşlığına yönelik ilginin hızla arttığını söyledi.

Fultz, "İnsanlar genellikle bunu atlatır" dedi.

Ama ara seçimlere yaklaşıyoruz ve insanlar iki yıl sonra bile konuya çok ilgi gösteriyor.

Kanada vatandaşlığı verilen ABD vatandaşlarının sayısına ilişkin resmi veriler mevcut olmasa da 2016'yla 2020 arasında yaklaşık 34 bin 700, 2021'le 2024 arasındaysa 42 bin 300 Amerikalıya Kanada'da kalıcı oturma izni verildi.

Bu yıl şimdiye kadar yaklaşık 8 bin kişiye kalıcı oturma izni verildi.

Kanada dışında ABD, soy bağıyla Kanada vatandaşı olan en fazla sayıda kişiye ev sahipliği yapıyor. Ebeveynleri Kanadalı olduğu için Kanada vatandaşlığına sahip kişilerin neredeyse üçte biri ABD'de doğmuş durumda.

bfrb
Bir uzman, ABD'de her seçimden sonra, kimin kazandığına bakılmaksızın, Kanada vatandaşlığı edinme ilgisinin hızla arttığını söyledi (AP)

Artık yasa değişikliğiyle birlikte, Kanada kökenli ABD doğumlu daha fazla kişi soylarını kanıtlamak istiyor.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden Sarah Hanahem, CBC'ye, "Ocak 2025'te, hayati istatistik kayıtlarının onaylı kopyaları için 32 talep almıştık ve Ocak 2026'da binden fazla talep geldi" dedi.

Hanahem, bu taleplerin çoğunun Amerikalılardan geldiğini söyledi.

Kanadalıların soyundan gelip 15 Aralık 2025'ten sonra doğanlar, ebeveynlerinin doğum anında Kanada vatandaşı olması veya doğumdan önce en az 1095 gün Kanada'da kalmış olması koşuluyla Kanada vatandaşlığı alabiliyor.

Yeni yasa, Ontario Yüksek Adalet Mahkemesi'nin 2023'te birinci nesil kuralının anayasaya aykırı olduğuna karar vermesinin ardından kabul edilmişti.

Independent Türkçe


Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
TT

Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)

Artemis II görevi ve Dünya'ya başarılı dönüşü, Amerikan kamuoyunun gözlerini şimdilik NASA'ya ve insanlığın uzaydaki sınırlarını zorlamayı amaçlayan vizyoner misyonuna geri çevirdi.

Bu hedeflere ulaşmak milyarlarca dolara mal oluyor ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki Yönetim ve Bütçe Ofisi, NASA bütçesinde büyük kesintiler planlıyor.

Ünlü bilim iletişimcisi ve öğretmen Bill Nye, MS NOW için kaleme aldığı yeni bir görüş yazısında Trump'ın planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi.

"Bu kesintiler astronotlarımıza ve tüm NASA çalışanlarına hakaret olurdu. Astronotlar ve meslektaşları, çok çalışan, neredeyse imkansız şeyleri başaran ve ülkemizi dünyada temsil eden kamu görevlileridir" diye yazdı.

Trump yönetiminin planladığı kesintiler, planlanan veya devam eden 53 NASA Bilim misyonunu sona erdirecek, bütçede 13 milyar dolarlık kesinti yapacak ve planlanan NASA Bilim misyonlarının çoğunun geliştirilmesini durduracak.

NASA Bilim, ülkenin uzay ve havacılık kuruluşunun araştırma ve keşif kolu.

Bu miktarı kıyaslamak gerekirse, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde görev yapan emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, NPR'ye, İran'daki savaşın ilk 40 gününün, mühimmat, üslere verilen hasar ve askeri uçak kayıpları gibi unsurları hesaba katınca, ABD'ye yaklaşık 28 milyar dolara mal olduğunu söyledi.

Ancak Trump yönetiminin planladığı kesintiler, NASA'nın keşif görevleri başlatma kapasitesini sadece zayıflatmakla kalmayacak, aynı zamanda öğrenciler için STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) teşvik programlarını da kesecek.

Nye, NASA'nın sadece "Amerikan hikayesinin eşsiz bir parçası" olmakla kalmayıp, aynı zamanda "Ülkemizin sahip olduğu en güçlü marka değeri" olduğunu savundu:

Dünyanın dört bir yanındaki insanlar ABD'yi en iyi haliyle düşündüğünde, Ay'ı keşfeden astronotları, kozmosa yeni pencereler açan teleskopları ve diğer gezegenlerde önemli keşifler yapan uzay araçlarını düşünür. NASA, meraklı, cesur ve birlik içinde olduğumuzda kim olduğumuzu gösterir.

Ulusal kimlik ve insan merakı gibi daha yüce fikirleri bir kenara bırakırsak bile Nye, NASA'nın fonlanmasının devam etmesi için pratik ve politik bir neden öne sürüyor: Çin.

fdbfdb
10 Nisan 2026'da Kaliforniya'nın San Diego kentindeki San Diego Hava ve Uzay Müzesi'nde, Artemis II mürettebatının Pasifik Okyanusu'na inişini canlı izlerken, astronot kostümü giymiş genç bir çocuk, bayrak sallayan bir kadının yanında seviniyor (AFP)

Nye, Çin'in 2030 için Ay'a iniş planladığına dikkat çekerek, Pekin'in uzay hedeflerini ABD için yeni bir uzay yarışına benzetiyor.

Eğer yarış başladıysa, neden bu kadar çok şeyden vazgeçiliyor? Neden liderlikten vazgeçiliyor? ABD, bilim ve teknolojide ikinci sıradaysa uzayda birinci olamaz.

Nye ayrıca, kesintilere karşı çıkanların 20 Nisan'da Washington DC'de "NASA Bilimini Kurtar" kampanyası için toplanacağını duyurdu ve davayı destekleyenlerin şahsen veya çevrimiçi olarak katılmalarını istedi.

Nye, "Bilime yapılan yatırımları kısmak sadece keşifleri geciktirmekle kalmaz, onları yok eder. STEM alanındaki yetenek havuzumuzu paramparça eder. Uluslararası ortaklarımızı terk etmemize neden olur. Ve ABD'nin uzay bilimindeki liderliğini Çin ve diğer ülkelere kaptırmasına yol açar" diye uyardı.

Independent Türkçe


Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
TT

Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)

Macaristan’da seçmenler, 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban’ın yönetimine son verebilecek parlamento seçimleri için bu sabah sandık başına gitmeye başladı. Sonuçları, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip edilen seçimler, uluslararası düzeyde büyük ilgi görüyor.

Sandıklar yerel saatle 06.00’da açılırken, oy verme işleminin 19.00’da sona ereceği bildirildi.

Ülke içinde 7,5 milyon seçmen ile yurt dışında kayıtlı 500 binden fazla seçmen, beş siyasi parti arasından tercih yapıyor. Seçimler, büyük ölçüde iktidardaki Fidesz Partisi lehine işleyen karma çoğunlukçu bir seçim sistemiyle gerçekleştiriliyor.

Bağımsız araştırma şirketlerinin anketleri, Avrupa yanlısı ve muhafazakâr çizgideki Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin ezici bir zafer kazanabileceğini öngörüyor. Magyar, son iki yıl içinde Orban’a rakip olabilecek güçlü bir muhalefet hareketi oluşturmayı başardı. Başbakan Orban’ın milliyetçi çizgideki popülaritesinin ise Macaristan’daki ekonomik büyümenin yavaşlaması nedeniyle gerilediği belirtiliyor.

fv
Bu oylama, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 16 yıldır süren iktidarını sona erdirebilir. (AFP)

Buna karşılık, iktidara yakın kamuoyu araştırma kuruluşları, Viktor Orban’ın beşinci kez üst üste başbakanlık hedefi doğrultusunda liderliğini yaptığı Fidesz Partisi ile Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakının seçimleri kazanacağını öngörüyor.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın güçlü desteğini alan Fidesz cephesinde belirgin bir gerginlik olduğu dikkat çekiyor.

Bu destek, Trump’ın yardımcısı J. D. Vance’in bu hafta Budapeşte’ye yaptığı ziyaretle de somutlaştı. Vance, ziyarette Viktor Orban’ın politikalarını övgüyle değerlendirirken, ‘Brüksel bürokratlarının müdahalelerini’ eleştirdi.

Trump ise cuma günü yaptığı açıklamalarda Orban’a açık destek vererek, Macar seçmenlerin müttefikini desteklemesi halinde ABD’nin ‘tüm ekonomik gücünü’ Macaristan’a yardım için kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Orban’ı göçle mücadele ve ‘Batı medeniyetini savunma’ mücadelesinin bir temsilcisi olarak nitelendirdi.

Negatif kampanya

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 9,5 milyon nüfuslu ülkesini ‘liberal olmayan demokrasi’ modeli haline getirerek, dünyanın farklı bölgelerindeki bazı aşırı sağ hareketler için örnek bir figür konumuna geldi.

Orban’ın ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın olduğu biliniyor. Macar lider, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Avrupa Birliği’nin (AB) Moskova’ya uyguladığı yaptırımları düzenli olarak eleştiriyor.

Brüksel seçimler konusunda açık bir tutum sergilemekten kaçınsa da, bir Avrupalı diplomat, “AB üye ülkelerinin çoğu Orban’dan kurtulmaktan memnuniyet duyar” değerlendirmesinde bulundu. Aynı diplomat, “Sabır artık tükenme noktasına ulaştı” ifadesini kullandı.

f
Muhalefet partisi Tisza’nın lideri Peter Magyar, Macaristan parlamento seçimleri için Budapeşte’de oy kullandı. (Reuters)

62 yaşındaki Orban, sık sık AB’yi oluşturan diğer 26 üye ülkenin politik çizgisine aykırı tutumlar alırken, Brüksel de hukukun üstünlüğünü zayıflattığı gerekçesiyle Macaristan’a yönelik milyarlarca euroluk fonları dondurdu.

Orban, seçim kampanyası sürecinde ‘sözde sivil toplum kuruluşları’, ‘paralı gazeteciler’, yargı mensupları ve siyasetçileri hedef almaya devam edeceğini söyledi.

ELTE Üniversitesi Sosyal Bilimler Merkezi’nden Andrea Szabo ise Orban’ın olası bir seçim zaferinin ‘açık biçimde otoriter bir sisteme doğru kayış anlamına geleceğini’ ifade etti.

Orban ayrıca, kendisini Ukrayna’ya karşı bir ‘set’ olarak konumlandırmaya çalışarak, Ukrayna’yı Macarları savaşa sürüklemek istemekle suçladı. Ancak analistler, Macaristan’daki ekonomik durgunluk ve yaygın yolsuzluk iddiaları nedeniyle bu söylemin vatandaşları ikna etmede yetersiz kaldığını belirtiyor.

 fdv df
Macaristan parlamento seçimleri sırasında bir oy verme merkezinde görev yapan seçim görevlisi, Budapeşte (Reuters)

Andrea Szabo, Fidesz’in ‘tamamen negatif bir kampanya yürütmeyi tercih ettiğini’ belirterek, kampanyada ‘ulusu birleştirmeye gerçekten katkı sağlayabilecek tek bir önerinin bile yer almadığını, aksine partinin yalnızca savaş konusuna odaklandığını’ ifade etti.

Öte yandan, 45 yaşındaki Peter Magyar, şubat ortasından bu yana Macaristan’ın farklı bölgelerini ziyaret ederek seçim kampanyasını sürdürüyor. Magyar, özellikle sağlık ve eğitim sektörleri başta olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini vadetti.

Perşembe günü düzenlenen bir seçim mitinginde konuşan Magyar, ‘değişime bir şans verilmesi’ çağrısında bulundu. Magyar ayrıca yolsuzlukla mücadele, demokratik kurumların yeniden canlandırılması ve Macaristan’ın 2004’ten bu yana üyesi olduğu AB içinde güvenilir bir ortak haline getirilmesi gibi temel vaatler sıraladı.

Müdahale suçlamaları

60 yaşındaki Daniel Pastor, cuma günü düzenlenen bir başka seçim mitinginde AFP’ye verdiği demeçte, ‘gerçekten yeni bir dönemin başlamasının ve yaşanabilir yeni bir Macaristan’ın doğmasının önemli olduğunu’ söyledi.

Buna karşılık, taksi şoförü 50’li yaşlardaki Attila Csöke ise perşembe günü Orban’ın katıldığı bir mitingde tamamen farklı bir görüş dile getirerek, “Tisza’nın kazanması Macaristan için korkunç olur” ifadesini kullandı.

rtb
Budapeşte’de oyunu kullanan bir kadın (AP)

Analistler, seçimlere katılım oranının yüzde 75 ile rekor seviyeye ulaşmasını bekliyor. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra ilk kısmi sonuçların açıklanacağı, ancak sonuçların çok yakın çıkması halinde kesin galibin Macaristan Ulusal Seçim Ofisi’nin oy sayımını tamamlamasının ardından açıklanabileceği belirtiliyor.

Macar muhalefeti, Orban’ın seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceğinden endişe ederken, Rusya’nın sürece müdahil olduğu ve Fidesz’in geniş çaplı oy satın alma girişimlerinde bulunduğu yönünde iddialar gündeme geldi.

Orban ise bu iddialara karşılık, Tisza Partisi’ni sonuçları manipüle etmek amacıyla ‘yabancı istihbarat servisleriyle iş birliği yapmakla’ suçladı.