Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Türkiye Akdeniz'de bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kullanmak için ‘sarı kek’ diye isimlendirilen uranyumdan yararlanmaya çalışıyor

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
TT

Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)

Hidri Sagir

Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başkanlığında, aralarında Savunma Bakanı Yaşar Güler, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı İbrahim Kalın’ın da bulunduğu üst düzey bir heyet, enerji, savunma ve uranyum konularını görüşmek üzere, bir darbeye tanık olan ve ardından Batı ülkelerinin askerlerini çektiği Batı Afrika ülkesi Nijer'e zamanlaması ve önemiyle dikkati çeken bir ziyaret gerçekleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg News'ten aktardığı habere göre başkent Niamey'deki askeri cuntanın lideri General Abdulrahman Tiani ile doğrudan görüşmelerde bulunan Türk heyeti, Nijer uranyumunun Türkiye'nin yeni gelişmekte olan nükleer enerji endüstrisine yakıt olarak kullanılması amacıyla temaslarda bulundu.

sdcvefrtb
Türk Heyeti Nijer Askeri Konsey Başkanı General Abdulrahman Tiani ile görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Türk heyetinin Nijer ziyaretinden sadece birkaç hafta önce, Batılı ülkelerce yaptırımlar uygulanan İran'ın Nijer'in geçiş dönemi yetkililerinin sahada faaliyet gösteren Batılı şirketleri kapatmasının ve sözleşmelerini iptal etmesinin ardından, Nijer'in uranyumundan önemli miktarda almak için anlaşma arayışında olduğuna dair haberler basın yer aldı.

Güvenlik için uranyum

Türkiye'nin Nijer'e girmesi ve uranyum rezervlerinden faydalanmak istemesi, özellikle Nijer'in demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un iktidarını düşüren 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana Niamey ile bağlarını güçlendiren Rusya gibi diğer uluslararası oyuncular için güç bir durum oluşturabilir. 

Bloomberg News, Nijer ve Türkiye arasındaki görüşmelere aşina yetkililere dayandırdığı haberinde ‘Ankara'nın, Batı Afrika ülkesi Nijer’in Fransız şirketlerine verilen işletme lisanslarını geri çekmesinin ardından bölünebilir minerallerinden faydalanmak istediğini’ belirtti.

Nijer ile uranyum anlaşması yapmaktaki amacın, ülkenin ilk nükleer enerji santrali olan Akdeniz merkezli Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne yakıt sağlamak olduğunu aktaran Bloomberg News, inşası Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından sürdürülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yanı sıra inşası planlanan iki nükleer tesis daha olduğunu bildirdi.

azsxcdfergt
Basın kaynakları: Türk heyetinin ziyareti Nijer'in uranyum kaynaklarından yararlanmayı amaçlıyor (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Nijerli siyasi analist Abdul Nasır Seydu, “Türkiye'nin Nijer'deki askeri cuntaya, uranyum tedariki karşılığında Nijer ordusuna eğitim vermek üzere gelişmiş askeri teçhizat, paralı askerler ve yüksek rütbeli askeri personel gönderme teklifinde bulunduğu açık” yorumunda bulundu.

Independent Arabia'ya konuşan Seydu, şunları söyledi:

Bu teklif, istihbarat servisleri ve Savunma Bakanlığı'na yakın Türk medya kuruluşları tarafından da dile getirildi. Geçtiğimiz aylarda İranlı yetkililer ile Niamey'deki askeri cunta arasında yoğun temasların gerçekleştiği dönemde olduğu gibi uranyumun pek çok uluslararası oyuncuyu Nijer'e çekeceğine inanıyorum.

Nijer, uranyum rezervleri bakımından dünyanın en büyük 10 ülkesinden biridir ve Dünya Nükleer Birliği (WNA) resmi açıklamalarında Nijer'in dünyanın yedinci büyük uranyum üreticisi olduğunu belirtmiştir. Ancak zamanla ve devam eden güvenlik kaosuyla birlikte ülkenin üretimi azalmıştır.

dsvferbt
Nijer'in ‘sarı kek’ kaynakları uluslararası güçlerin iştahını kabartıyor (AFP)

Kısa bir süre öncesine kadar Fransa, nükleer enerji devi Orano şirketi aracılığıyla Nijer'in uranyum rezervlerinin işletilmesinde üstünlüğü elinde bulunduruyordu. Fakat iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması ve Fransa’nın müttefiki olan Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un geçtiğimiz yıl iktidarını kaybetmesi, Nijer makamlarının Fransız şirketlerine ‘sarı kek’ olarak adlandırılan uranyumun rezervlerini işletmeleri için verdiği lisansların iptal edilmesine yol açtı.

Nijer'in uranyumu, 18 enerji santralindeki 56 nükleer reaktörde yakıt kaynağı olarak kullanılıyor.

Fransa, 2022 yılında Nijer'den bin 440 ton uranyum ithal ederken, Avrupa Birliği (AB) uranyum ihtiyacının yaklaşık yüzde 25'ini Niamey'den karşıladı.

Taçlandırma

Türkiye'nin Nijer'e yönelik önceki kayda değer hamlelerini hatırlatmadan ziyaret ve medyaya sızanlar hakkında konuşmak mümkün değil. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) nisan ayında Ankara’nın, güvenlik kaosunu durdurmak isteyen Nijer'e 550 Suriyeli paralı asker gönderdiğini haberleştirmişti.

SOHR, mayıs ayında ise Türkiye'nin Nijer'e 250 kişilik yeni bir paralı asker grubu gönderdiğini ortaya çıkarmış, ancak Ankara, bunu ne yalanlamış ne de doğrulamıştı.

Seydu, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Aslında mesele sadece Suriyeli paralı askerlerin Nijer'e gönderilmesi değil. Türkiye'nin Agadez bölgesinde bir askeri üs kurabileceği de konuşuluyor. Eğer bu gerçekleşirse Rusya'nın da askeri olarak dahil olması nedeniyle bu gelişmenin kesinlikle yankıları olacaktır.

sdcfvrgt
Nijer'in uranyum kaynakları 18 enerji santralinde 56 nükleer reaktöre yakıt sağlıyor (AFP)

Uranyum konusunda bir anlaşmaya varılması halinde Türkiye'nin Nijer'e yönelik çalışmalarının doruk noktasına ulaşacağını vurgulayan Seydu’ya göre Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Niamey'e askeri müdahalede bulunma tehdidinde bulunduğunda bile Ankara'nın Nijer'in yanında yer alması nedeniyle Türkiye Nijer'e yönelik çalışmalarını taçlandırmış olacak.

İlişkilerin geliştirilmesi

Son yıllarda Libya, Somali ve diğer birçok Afrika ülkesine askeri ya da diplomatik olarak giren Türkiye'nin Afrika'daki nüfuz alanını genişletme çabaları arttı.

Gazeteci Turan Kışlakçı, konuyla ilgili “Türkiye'nin amacı sadece Fransa'nın bıraktığı boşluğu doldurmak değil, aynı zamanda kendi çıkarları için Nijer ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Türkiye'nin ticaret, yatırımlar ya da madenler konusunda tüm ülkelerle çıkarları olduğunu biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türk heyetinin Niamey ziyaretini Independent Arabia'ya değerlendiren Kışlakçı, “Türkiye bu rolü oynasa da bu, Afrika’nın Sahel bölgesinde ya da başka bir yerde rol oynamak istediği anlamına gelmiyor. Bilakis önümüzdeki yıllarda özellikle yeni dünya düzeninin nereye doğru gideceğini bilmediğimizden savunma ve ekonomi gibi birçok açıdan kendini güçlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki yıllarda ABD, Rusya veya Çin arasında doğrudan bir savaş olacak mı?” diye soran Kışlakçı, “Bu yüzden Türkiye kendini güçlendirmek ve ister komşu ister Afrika olsun birçok ülkeyle ilişkilerini güçlendirmek istiyor” dedi.

Kışlakçı, ziyaretin amacının yeni dünya düzeni karşısında güçlenerek ekonomi, savunma ve diğer alanlarda önemli ve belirgin bir role sahip olmak olduğunu ifade etti.

Sözleşme kapma girişimi

Nijer, 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana dünyanın ilgi odağı haline geldi. Bunun tek nedeni oradaki güvenlik kaosu değil, aynı zamanda Afrika'nın ve dünyanın en yoksul ülkeleri arasından sıyrılıp çıkmasına izin vermeyen zenginlikleri nedeniyle de dünyanın ilgi odağında.

Afrika ve Avrupa konularında uzman siyasi analist Hamdi Cevara, Fransız şirketlerin ruhsatlarının iptal edilmesinden ve ABD güçlerinin ülkeden ayrılmasından sonra yatırımcıların, bireylerin, şirketlerin ve ülkelerin uranyum için Nijer'e akın etmesinin çok doğal olduğunu ve artık Nijer ile yapılan sözleşmelerden bazılarını kapma girişimi için uygun zeminin oluştuğunu söyledi.

Cevara, şöyle devam etti:

“Öte yandan Fransız hegemonyasından çıkışta ve terörle savaşta üç ülkeyi destekleyen sadece Rusya değil. Türkiye sadece Nijer için değil, aynı zamanda Mali ve Burkina Faso için de güçlü ve stratejik bir ortaktır. Türkiye'nin ürettiği insansız hava araçlarının (İHA) sahadaki denklemi Sahel Eyaletleri İttifakı Konfederasyonu üyeleri (Nijer, Mali ve Burkina Faso) lehine değiştirmekte başarılı oldu. Türkiye'nin Nijer'e gelip uranyum çıkarmak ve muhtemelen yurtdışına ihraç etmek ve Fransız şirketlerinin yerini almak için stratejik bir ortaklık yapma hakkına sahip olduğunu düşünüyorum, bence olayların doğal akışı bu.”

Bu makale şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Bir "Avrupa NATO’su" kurulması, ABD hegemonyasının sonu mu, yoksa büyük bir kopuşun başlangıcı mı?

Washington, 2024 yılında NATO'nun kuruluşunun 75. yıldönümü kutlamalarına ev sahipliği yapmıştı (NATO)
Washington, 2024 yılında NATO'nun kuruluşunun 75. yıldönümü kutlamalarına ev sahipliği yapmıştı (NATO)
TT

Bir "Avrupa NATO’su" kurulması, ABD hegemonyasının sonu mu, yoksa büyük bir kopuşun başlangıcı mı?

Washington, 2024 yılında NATO'nun kuruluşunun 75. yıldönümü kutlamalarına ev sahipliği yapmıştı (NATO)
Washington, 2024 yılında NATO'nun kuruluşunun 75. yıldönümü kutlamalarına ev sahipliği yapmıştı (NATO)

İnci Mecdi

Avrupa Birliği (AB) Savunma Komiseri Andrius Kubilius bir hafta önce, AB’nin ABD ile ilişkilerindeki krize vereceği yanıtın kendi askeri kapasitesini güçlendirmek olması gerektiğini belirterek, ‘Transatlantik Ortaklık sonrası dönem’ olarak adlandırabileceğimiz bir aşamaya dair Avrupa’da yapılan düzenlemelere işaret eden dikkat çekici bir açıklama yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump, 2025 kışında başlayan ikinci dönemine Beyaz Saray'a döndüğünden beri, transatlantik müttefikler arasında çeyrek asırdan fazla bir süre önce kurulan askeri ittifaka yönelik saldırılarından geri adım atmadı. Ancak son haftalarda ve İran ile savaşın başlamasından bu yana, savaşta kendisine askeri destek sağlama taleplerini yerine getirmekte tereddüt eden müttefiklerini eleştiren sert açıklamalarda bulunmaktan çekinmedi.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşme sırasında müttefiklerine karşı büyük bir öfke dile getirdi. Görüşmenin ardından sosyal medya platformu Truth Social hesabından “NATO'yu eleştiriyorum; ihtiyacımız olduğunda yanımızda değildi ve tekrar ihtiyacımız olursa da yanımızda olmayacak” paylaşımında bulundu. Trump, daha önceki açıklamalarında da askeri ittifakı ‘kağıttan kaplan’ olarak nitelendirmişti.

Raporlara göre Başkan Trump’ın savaş sırasında ABD'ye destek vermediklerini ve iş birliği yapmadıklarını düşündüğü bazı NATO üyelerini cezalandırmak için bir plan üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Bu plan, bazı NATO üye ülkelerinde bulunan ABD birliklerinin, daha fazla destek veren diğer ülkelere nakledilmesini ve yeniden konuşlandırılmasını içeriyor.

“Avrupa NATO'su”

Müttefikler arasındaki giderek tırmanan bu gerginlik, Avrupalıları ABD Başkanı’nı alabileceği cezai önlemlere karşı tedbirli davranmaya itti. Çünkü Trump, ABD’nin NATO’dan ancak Kongre'nin onayıyla çekilebilecek olmasına rağmen, ittifaktan çekilme tehdidini defalarca kez dile getirmişti. 

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan akatardığı analize göre Avrupalıların ABD ile bağlarını koparma eğilimi hakkında soru işaretleri var. ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ) da bu konuda Avrupalı kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD'nin çekilmesi durumunda Avrupa'nın mevcut NATO askeri yapılarını kullanarak kendini savunabilmesini sağlamak için ‘alternatif bir plan’ hazırlandığını bildirdi. Bu plan, uzun süredir ABD'nin güvenlik şemsiyesinden uzaklaşarak tek başına hareket etme yaklaşımına karşı çıkan Almanya'nın da onayını aldı.

dfvbf
Avrupa liderleri, ABD'den bağımsız olarak Rusya’nın saldırganlığını caydırmak amacıyla bir ittifak kurdu, Mart 2025 (Ukrayna Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)

Bazıları tarafından ‘Avrupa NATO'su’ olarak adlandırılan bu planlar üzerinde çalışan yetkililer, ittifakın komuta ve kontrol rollerine daha fazla Avrupalıyı dahil etmeyi ve kendi yetenekleriyle ABD'nin askeri kapasitesini desteklemeyi amaçlıyor.

Ayrıca NATO içinde ve çevresinde yapılan yan görüşmeler ve akşam yemekleri aracılığıyla gayri resmi olarak ilerleyen bu planlar, mevcut ittifaka rakip olmayı değil, Washington'ın Trump'ın tehdit ettiği gibi Avrupa'dan askerlerini çekmesi veya Avrupa'yı savunmayı reddetmesi durumunda bile Rusya'ya karşı caydırıcılığı, operasyonların sürekliliğini ve nükleer inandırıcılığı korumak için bir alternatif sağlama amacı da güdüyor.

Geçtiğimiz yıl ilk kez gündeme getirilen bu planlar, Avrupa’nın ABD’ye duyduğu güven konusundaki derin endişeyi ortaya koyuyor. Avrupa’nın bu adımları, Trump’ın NATO üyesi Danimarka’ya ait Grönland Adası’nı ilhak etme tehdidinin ardından hız kazandı ve Avrupa’nın ABD’nin İran’a karşı savaşını desteklemeyi reddetmesi nedeniyle süren gerginlik ortamında giderek ivme kazanıyor.

Almanya'nın tutum değişikliği

Daha da önemlisi, Berlin'deki siyasi dönüşüm bu ivmeyi artırıyor. On yıllardır Almanya, savunma alanında Avrupa egemenliğini güçlendirme yönündeki Fransız çağrılarına direnmiş ve Avrupa güvenliğinin nihai garantörü olarak ABD'yi korumayı tercih etmişti. Ancak bu durum, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in liderliğindeki mevcut dönemde, Trump’ın başkanlığı sırasında ve sonrasında ABD'nin müttefik olarak ne kadar güvenilir olabileceğine dair endişeler nedeniyle değişiyor.

Almanya’nın bu dönüşümü, gürültücü açıklamalarıyla tanınan Trump’a karşı sadece bir tepki olarak değil, ABD’nin değişen tutumuna karşı izlediği yaklaşımı yeniden şekillendirme çabasının da bir sonucuydu. ABD'nin ulusal güvenlik stratejisi, bu yılın başlarında, Atlantik'in iki yakasında da fırtına kopardı. Trump yönetimi, geleneksel müttefiklerini öncelik listesinde alt sıralara yerleştirdi ve Avrupalılardan, ‘ABD için daha az tehlikeli’ ancak kendileri için daha şiddetli olan tehditlerle başa çıkma sorumluluğunu üstlenmelerini talep etti. Ayrıca, kıtanın demografik yapısını değiştiren kitlesel göç nedeniyle Avrupa'nın ‘kültürel anlamda silinmesi’ olarak nitelendirdiği durumun gölgesinde, yaklaşık yirmi yıldır süren iki taraf arasındaki ittifakın devamına dair ciddi şüpheler uyandırdı ve ‘en fazla birkaç on yıl içinde bazı NATO üyelerinin çoğunluğunun Avrupalı olmayacağını’ söyledi.

Almanya Başbakanı Merz, belgenin bazı bölümlerini ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirirken, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupalıların artık ‘kendilerine karşı çıkan müttefiklerinden bile kendilerini korumaları’ gerektiği konusunda uyardı. Avrupa Parlamentosu'nun en büyük grubunun başkanı Manfred Weber ise ‘ABD'nin özgür dünyanın lideri rolünden vazgeçtiğini’ belirtti. Avrupa Parlamentosu'nun en büyük grubunun başkanı Manfred Weber ise “ABD'nin özgür dünyanın lideri rolünden vazgeçtiğini” belirtti.

Avrupa Parlamentosu’nun ikinci en büyük grubu İlerici Sosyalist ve Demokratlar İttifakı lideri Iratxe García Pérez, stratejinin Avrupa'nın artık bir müttefik değil, bir rakip olduğunu ima etmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Papa 14. Leo bile Trump yönetimine ‘Atlantik ilişkilerini bozmamaları’ çağrısında bulundu. Dolayısıyla Avrupa'nın harekete geçmesini hızlandıran belirleyici siyasi faktör, Amerikan nükleer silahlarına ev sahipliği yapan ve uzun süredir ABD'nin Avrupa'nın güvenliği için garantör rolünü sorgulamaktan kaçınan Berlin'deki tarihi değişim olabilir. Almanlar ve diğer Avrupalılar, NATO içinde Avrupa liderliğinin güçlenmesinin ABD'ye rolünü küçültmek için bir bahane sunacağından korkuyorlardı ve bu, pek çok kişinin endişe ettiği bir durumdu.

Bu nedenle, Avrupa’nın harekete geçmesini hızlandıran belirleyici siyasi faktör, ABD’nin nükleer silahlarını barındıran ve uzun süredir ABD’nin Avrupa’nın güvenliği için garantör rolünü sorgulamaktan kaçınan Berlin’de yaşanan tarihi değişim olabilir. Almanlar ve diğer Avrupalılar, NATO içinde Avrupa liderliğinin güçlenmesinin ABD'ye rolünü küçültmek için bir bahane sunacağından korkuyorlardı; bu, pek çok kişinin endişe ettiği bir durumdu.

Avrupa'nın savunma alanındaki bağımsızlığı

Bu çalkantılı jeopolitik ortamda yolunu bulmaya çalışan Avrupa, savunma bağımsızlığı ve kendi askeri gücünü oluşturma yolunda ilerliyor. Bu kavram, AB’nin Küresel Stratejisi'nde öne çıkan bir şekilde ortaya kondu. AB, güvenlik ve savunma alanlarında daha inandırıcı bir aktör olma hedefini belirledi. AB Savunma Komiseri Kubilius, AB Savunma Ajansı'nın geçtiğimiz ocak ayındaki 21’inci yıldönümü konferansında, “Şu anda gücün hak olduğu bir dünyada yaşıyoruz” dedi.

Bu tehlikeli dünyaya verdikleri cevabın Avrupa'nın bağımsızlığı, Avrupa'nın özerkliği ve kendi savunmamız konusunda Avrupa’nın daha fazla sorumluluk alması olduğunu söyleyen Kubilius, NATO içinde bir Avrupa ayağının kurulması çağrısında bulundu.

Öte yandan Avrupalılar büyük bir zorlukla karşı karşıya. Çünkü NATO'nun yapısı, lojistik ve istihbarat hizmetlerinden ittifakın üst düzey askeri komutanlığına kadar neredeyse her düzeyde ABD liderliğine dayanıyor. Bu yüzden Avrupalılar, Trump'ın uzun süredir talep ettiği gibi, bu sorumlulukların daha fazlasını üstlenmeye çalışıyor.

NATO Genel Sekreteri Rutte son olarak, NATO’nun ‘daha Avrupa’nın fazla liderliğinde’ olacağını açıkladı. Ancak bundan önce, AB’nin veya tüm Avrupa kıtasının Washington olmadan kendi savunmasını üstlenebileceğini düşünen varsa, bunun gerçekleştirilemeyecek bir ‘rüya’ olduğunu vurgulamıştı.

Avrupalılar ABD'den uzak yeni bir savunma ittifakı kurmaya karar verirlerse, bunun ‘özgürlüğümüzün en büyük garantisi’ olarak tanımladığı şeyin, yani ABD'nin nükleer şemsiyesinin kaybına yol açacağı konusunda uyarıda bulunmuştu. WSJ’ye göre bu planlara katılan liderlerden biri olan Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, “Yükün ABD'den Avrupa'ya aktarılması devam ediyor ve devam edecek... ABD'nin savunma ve ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Stubb, “Daha da önemlisi, bunun gerçekleştiğini anlamak ve (ABD'nin) hızlı bir şekilde çekilmesindense, bunun düzenli ve kontrol edilebilir bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak” diye ekledi.

“İsteyenler koalisyonu”

Almanya’nın tutum değişikliği, İngiltere, Fransa, Polonya, İskandinav ülkeleri ve Kanada da dahil olmak üzere diğer ülkeler arasında daha geniş çaplı bir anlaşmanın önünü açtı. Bu ülkeler, acil durum planını NATO içinde ‘İsteyenler Koalisyonu’ olarak tanımlamaya başladı. Bu ittifak, Trump'ın defalarca destek vermeyeceğini tehdit etmesinin ardından Ukrayna’nın güvenliğini desteklemeyi taahhüt eden ülkelerden Fransa ve İngiltere'nin kurmaya çalıştığı bir ittifak.

Dört büyük Avrupa ülkesi, Fransa, Almanya, Polonya ve İngiltere, Avrupa savunma rotasının yeniden şekillenmesinin merkezinde yer almak üzere öne çıkıyor.

Fransa, nükleer gücü ve uluslararası konumuna dayanarak Avrupa'nın stratejik bağımsızlığını savunuyor ve ortak askeri konuşlandırma kapasitesini güçlendirmeye yönelik girişimlere öncülük ediyor. Buna karşılık Almanya, on yıllardır süren ihtiyatlı tutumunun ardından, savunma harcamalarında benzeri görülmemiş bir artış ve askeri kapasitesini modernize etmeye yönelik yatırımlarla dikkat çekici bir stratejik dönüşüme girişti.

NATO'nun doğu kanadında yer alan Polonya ise hızla yükselen bir askeri güç olarak öne çıkarak, Avrupa’nın caydırıcılığının temel direği rolünü pekiştirdi. İngiltere ise AB’den ayrılmasına rağmen, NATO ve çeşitli iş birliği ağları aracılığıyla askeri liderlik rolünü sürdürüyor.

Liderlik sorunu

Acil durum planları, NATO’nun hava ve füze savunmasını kimin yöneteceği, Polonya ve Baltık ülkelerine takviye yolları, lojistik ağları ve ABD’li subaylar görevden çekildiğinde yapılacak büyük bölgesel tatbikatlar gibi pratik askeri meseleleri ele almaya dönüştü. Bunlar hâlâ en büyük zorluklar olmaya devam ediyor.

Yetkililer, denizaltı savunması, uzay ve keşif yetenekleri, havada yakıt ikmali ve hava ulaşımı gibi ABD'nin gerisinde kaldığı alanlarda Avrupa'nın hayati öneme sahip ekipman üretimini hızlandırmak istiyor.

Almanya ve İngiltere’nin geçtiğimiz ay hayalet kruz füzeleri ve hipersonik silahlar geliştirmek için ortak bir proje duyurması bu yeni girişimin bir örneği oldu.

Avrupa'nın bu çabası, düşünce tarzında köklü bir dönüşümü temsil etse de bu hedefin gerçekleştirilmesi zor olacak. NATO'nun Avrupa'daki en üst düzey komutanı her zaman bir Amerikalı oldu ve ABD'li yetkililer bu görevi bırakmaya niyetleri olmadığını vurguladı. Hiçbir Avrupa üyesi, NATO içinde ABD'nin yerini askeri komutan olarak alacak kadar yeterli bir konuma sahip değil. Bunun nedeninin kısmen de NATO’nun dayandığı karşılıklı caydırıcılık ilkesinin temelini oluşturan kıtasal düzeydeki nükleer şemsiyeyi yalnızca ABD'nin sağlaması olduğu söylenebilir.


ABD-İran görüşmelerinin tarihi konusundaki belirsizlik sürürken Lübnan, İsrail ile temas iddialarını yalanladı

ABD-İran görüşmelerinin tarihi konusundaki belirsizlik sürürken Lübnan, İsrail ile temas iddialarını yalanladı
TT

ABD-İran görüşmelerinin tarihi konusundaki belirsizlik sürürken Lübnan, İsrail ile temas iddialarını yalanladı

ABD-İran görüşmelerinin tarihi konusundaki belirsizlik sürürken Lübnan, İsrail ile temas iddialarını yalanladı

Diplomatik temasların yoğunlaştığı bir dönemde, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin seyrine ilişkin göstergeler farklılık gösteriyor. Taraflar arasında yapılması planlanan ikinci tur görüşmelerin tarihi henüz netleşmezken, nükleer dosya ve özellikle yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum ile İran’ın nükleer programına getirilecek kısıtlamaların süresi konularında anlaşmazlıklar sürüyor.

ABD-İran hattındaki gelişmelere ilişkin olarak Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington ile Tahran arasında gerçekleştirilecek ikinci tur görüşmelerin tarihinin henüz belirlenmediğini açıkladı.

Öte yandan, nükleer dosyanın anlaşmazlıkların merkezinde yer almaya devam ettiği görülüyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada “nükleer meselede hâlâ temel görüş ayrılıkları bulunduğunu” belirterek, “İran’daki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ile nükleer kısıtlamaların süresinin henüz karara bağlanmadığını” ifade etti.

Buna paralel olarak Lübnan-İsrail hattı da gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, İsrailli ve Lübnanlı iki lider arasında bugün (Perşembe) temas kurulacağını, bunun da taraflar arasında “bir rahatlama dönemi” oluşturma çabalarının parçası olduğunu söyledi. Bu açıklama, iki ülke arasında onlarca yıldır doğrudan temas bulunmaması nedeniyle dikkat çekti.

Ancak Trump’ın bu açıklaması Lübnan tarafından yalanlandı. Resmî bir Lübnanlı kaynak, AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail tarafıyla planlanan herhangi bir temas konusunda kendilerine bilgi ulaşmadığını ve “resmî kanallar aracılığıyla iletilmiş herhangi bir bildirim bulunmadığını” belirtti.


Brooklyn'de iki Amerikalı polis memurunun siyahi bir adamı dövdüğünü gösteren video geniş çaplı öfkeye yol açtı

Geçtiğimiz hafta sonu metronun kapatılmasının ardından metro girişinde bulunan New York polisi (Reuters)
Geçtiğimiz hafta sonu metronun kapatılmasının ardından metro girişinde bulunan New York polisi (Reuters)
TT

Brooklyn'de iki Amerikalı polis memurunun siyahi bir adamı dövdüğünü gösteren video geniş çaplı öfkeye yol açtı

Geçtiğimiz hafta sonu metronun kapatılmasının ardından metro girişinde bulunan New York polisi (Reuters)
Geçtiğimiz hafta sonu metronun kapatılmasının ardından metro girişinde bulunan New York polisi (Reuters)

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani, dün, biri sivil kıyafetli olmak üzere iki polis memurunun siyahi bir adama saldırdığını gösteren ve geniş çapta yayılan bir videoyu kınadı ve olayla ilgili resmi soruşturma başlatıldı.

Cep telefonuyla çekilen görüntülerde, biri sivil kıyafetli olmak üzere iki polis memurunun, Brooklyn'de olduğu düşünülen bir barda bir adamı gözaltına almaya çalıştığı, ardından adam yere düştükten sonra yüzüne yumruk attığı ve tekmelediği görülüyor.

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani, X platformunda şunları yazdı: "Bu videoda iki NYPD polis memurunun kullandığı şiddet son derece rahatsız edici ve kabul edilemez. Polis memurları asla kimseye bu şekilde davranmamalıdır. NYPD bu olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütüyor."

Şarku’l Avsat’ın Daily News gazetesinden aktardığına göre iki polis salı günü adamı uyuşturucu davasında arandığından şüphelenerek gözaltına almaya çalıştı.

Gazete, memurların silahlarına el konulduğunu, rozetlerinin geçici olarak iptal edildiğini ve idari görevlere atandıklarını belirtti.

New York Polis Komiseri Jessica Tisch, "Bunu görmek yürek burkan bir durum. Soruşturma ilerledikçe daha fazla açıklama yapacağız" dedi.