Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Türkiye Akdeniz'de bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kullanmak için ‘sarı kek’ diye isimlendirilen uranyumdan yararlanmaya çalışıyor

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
TT

Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)

Hidri Sagir

Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başkanlığında, aralarında Savunma Bakanı Yaşar Güler, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı İbrahim Kalın’ın da bulunduğu üst düzey bir heyet, enerji, savunma ve uranyum konularını görüşmek üzere, bir darbeye tanık olan ve ardından Batı ülkelerinin askerlerini çektiği Batı Afrika ülkesi Nijer'e zamanlaması ve önemiyle dikkati çeken bir ziyaret gerçekleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg News'ten aktardığı habere göre başkent Niamey'deki askeri cuntanın lideri General Abdulrahman Tiani ile doğrudan görüşmelerde bulunan Türk heyeti, Nijer uranyumunun Türkiye'nin yeni gelişmekte olan nükleer enerji endüstrisine yakıt olarak kullanılması amacıyla temaslarda bulundu.

sdcvefrtb
Türk Heyeti Nijer Askeri Konsey Başkanı General Abdulrahman Tiani ile görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Türk heyetinin Nijer ziyaretinden sadece birkaç hafta önce, Batılı ülkelerce yaptırımlar uygulanan İran'ın Nijer'in geçiş dönemi yetkililerinin sahada faaliyet gösteren Batılı şirketleri kapatmasının ve sözleşmelerini iptal etmesinin ardından, Nijer'in uranyumundan önemli miktarda almak için anlaşma arayışında olduğuna dair haberler basın yer aldı.

Güvenlik için uranyum

Türkiye'nin Nijer'e girmesi ve uranyum rezervlerinden faydalanmak istemesi, özellikle Nijer'in demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un iktidarını düşüren 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana Niamey ile bağlarını güçlendiren Rusya gibi diğer uluslararası oyuncular için güç bir durum oluşturabilir. 

Bloomberg News, Nijer ve Türkiye arasındaki görüşmelere aşina yetkililere dayandırdığı haberinde ‘Ankara'nın, Batı Afrika ülkesi Nijer’in Fransız şirketlerine verilen işletme lisanslarını geri çekmesinin ardından bölünebilir minerallerinden faydalanmak istediğini’ belirtti.

Nijer ile uranyum anlaşması yapmaktaki amacın, ülkenin ilk nükleer enerji santrali olan Akdeniz merkezli Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne yakıt sağlamak olduğunu aktaran Bloomberg News, inşası Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından sürdürülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yanı sıra inşası planlanan iki nükleer tesis daha olduğunu bildirdi.

azsxcdfergt
Basın kaynakları: Türk heyetinin ziyareti Nijer'in uranyum kaynaklarından yararlanmayı amaçlıyor (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Nijerli siyasi analist Abdul Nasır Seydu, “Türkiye'nin Nijer'deki askeri cuntaya, uranyum tedariki karşılığında Nijer ordusuna eğitim vermek üzere gelişmiş askeri teçhizat, paralı askerler ve yüksek rütbeli askeri personel gönderme teklifinde bulunduğu açık” yorumunda bulundu.

Independent Arabia'ya konuşan Seydu, şunları söyledi:

Bu teklif, istihbarat servisleri ve Savunma Bakanlığı'na yakın Türk medya kuruluşları tarafından da dile getirildi. Geçtiğimiz aylarda İranlı yetkililer ile Niamey'deki askeri cunta arasında yoğun temasların gerçekleştiği dönemde olduğu gibi uranyumun pek çok uluslararası oyuncuyu Nijer'e çekeceğine inanıyorum.

Nijer, uranyum rezervleri bakımından dünyanın en büyük 10 ülkesinden biridir ve Dünya Nükleer Birliği (WNA) resmi açıklamalarında Nijer'in dünyanın yedinci büyük uranyum üreticisi olduğunu belirtmiştir. Ancak zamanla ve devam eden güvenlik kaosuyla birlikte ülkenin üretimi azalmıştır.

dsvferbt
Nijer'in ‘sarı kek’ kaynakları uluslararası güçlerin iştahını kabartıyor (AFP)

Kısa bir süre öncesine kadar Fransa, nükleer enerji devi Orano şirketi aracılığıyla Nijer'in uranyum rezervlerinin işletilmesinde üstünlüğü elinde bulunduruyordu. Fakat iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması ve Fransa’nın müttefiki olan Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un geçtiğimiz yıl iktidarını kaybetmesi, Nijer makamlarının Fransız şirketlerine ‘sarı kek’ olarak adlandırılan uranyumun rezervlerini işletmeleri için verdiği lisansların iptal edilmesine yol açtı.

Nijer'in uranyumu, 18 enerji santralindeki 56 nükleer reaktörde yakıt kaynağı olarak kullanılıyor.

Fransa, 2022 yılında Nijer'den bin 440 ton uranyum ithal ederken, Avrupa Birliği (AB) uranyum ihtiyacının yaklaşık yüzde 25'ini Niamey'den karşıladı.

Taçlandırma

Türkiye'nin Nijer'e yönelik önceki kayda değer hamlelerini hatırlatmadan ziyaret ve medyaya sızanlar hakkında konuşmak mümkün değil. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) nisan ayında Ankara’nın, güvenlik kaosunu durdurmak isteyen Nijer'e 550 Suriyeli paralı asker gönderdiğini haberleştirmişti.

SOHR, mayıs ayında ise Türkiye'nin Nijer'e 250 kişilik yeni bir paralı asker grubu gönderdiğini ortaya çıkarmış, ancak Ankara, bunu ne yalanlamış ne de doğrulamıştı.

Seydu, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Aslında mesele sadece Suriyeli paralı askerlerin Nijer'e gönderilmesi değil. Türkiye'nin Agadez bölgesinde bir askeri üs kurabileceği de konuşuluyor. Eğer bu gerçekleşirse Rusya'nın da askeri olarak dahil olması nedeniyle bu gelişmenin kesinlikle yankıları olacaktır.

sdcfvrgt
Nijer'in uranyum kaynakları 18 enerji santralinde 56 nükleer reaktöre yakıt sağlıyor (AFP)

Uranyum konusunda bir anlaşmaya varılması halinde Türkiye'nin Nijer'e yönelik çalışmalarının doruk noktasına ulaşacağını vurgulayan Seydu’ya göre Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Niamey'e askeri müdahalede bulunma tehdidinde bulunduğunda bile Ankara'nın Nijer'in yanında yer alması nedeniyle Türkiye Nijer'e yönelik çalışmalarını taçlandırmış olacak.

İlişkilerin geliştirilmesi

Son yıllarda Libya, Somali ve diğer birçok Afrika ülkesine askeri ya da diplomatik olarak giren Türkiye'nin Afrika'daki nüfuz alanını genişletme çabaları arttı.

Gazeteci Turan Kışlakçı, konuyla ilgili “Türkiye'nin amacı sadece Fransa'nın bıraktığı boşluğu doldurmak değil, aynı zamanda kendi çıkarları için Nijer ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Türkiye'nin ticaret, yatırımlar ya da madenler konusunda tüm ülkelerle çıkarları olduğunu biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türk heyetinin Niamey ziyaretini Independent Arabia'ya değerlendiren Kışlakçı, “Türkiye bu rolü oynasa da bu, Afrika’nın Sahel bölgesinde ya da başka bir yerde rol oynamak istediği anlamına gelmiyor. Bilakis önümüzdeki yıllarda özellikle yeni dünya düzeninin nereye doğru gideceğini bilmediğimizden savunma ve ekonomi gibi birçok açıdan kendini güçlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki yıllarda ABD, Rusya veya Çin arasında doğrudan bir savaş olacak mı?” diye soran Kışlakçı, “Bu yüzden Türkiye kendini güçlendirmek ve ister komşu ister Afrika olsun birçok ülkeyle ilişkilerini güçlendirmek istiyor” dedi.

Kışlakçı, ziyaretin amacının yeni dünya düzeni karşısında güçlenerek ekonomi, savunma ve diğer alanlarda önemli ve belirgin bir role sahip olmak olduğunu ifade etti.

Sözleşme kapma girişimi

Nijer, 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana dünyanın ilgi odağı haline geldi. Bunun tek nedeni oradaki güvenlik kaosu değil, aynı zamanda Afrika'nın ve dünyanın en yoksul ülkeleri arasından sıyrılıp çıkmasına izin vermeyen zenginlikleri nedeniyle de dünyanın ilgi odağında.

Afrika ve Avrupa konularında uzman siyasi analist Hamdi Cevara, Fransız şirketlerin ruhsatlarının iptal edilmesinden ve ABD güçlerinin ülkeden ayrılmasından sonra yatırımcıların, bireylerin, şirketlerin ve ülkelerin uranyum için Nijer'e akın etmesinin çok doğal olduğunu ve artık Nijer ile yapılan sözleşmelerden bazılarını kapma girişimi için uygun zeminin oluştuğunu söyledi.

Cevara, şöyle devam etti:

“Öte yandan Fransız hegemonyasından çıkışta ve terörle savaşta üç ülkeyi destekleyen sadece Rusya değil. Türkiye sadece Nijer için değil, aynı zamanda Mali ve Burkina Faso için de güçlü ve stratejik bir ortaktır. Türkiye'nin ürettiği insansız hava araçlarının (İHA) sahadaki denklemi Sahel Eyaletleri İttifakı Konfederasyonu üyeleri (Nijer, Mali ve Burkina Faso) lehine değiştirmekte başarılı oldu. Türkiye'nin Nijer'e gelip uranyum çıkarmak ve muhtemelen yurtdışına ihraç etmek ve Fransız şirketlerinin yerini almak için stratejik bir ortaklık yapma hakkına sahip olduğunu düşünüyorum, bence olayların doğal akışı bu.”

Bu makale şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
TT

ABD istihbaratı: “İran, İslam Devrimi sonrası en zayıf döneminde”

İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)
İran ekonomisi ABD ambargosunun da etkisiyle güçlük çekerken, Washington yönetimi askeri operasyon tehditlerini sürdürüyor (AFP)

Amerikan istihbaratı, son protestolarla birlikte Tahran yönetiminin gittikçe zayıfladığını öne sürüyor.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre ABD istihbaratı, İran yönetiminin 1979 İslam Devrimi sonrasındaki en zayıf döneminde olduğunu savunuyor. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan yetkililer, Tahran yönetiminin zayıfladığına dair istihbarat raporlarının ABD Başkanı Donald Trump'a sunulduğunu söylüyor. 

Raporlarda, protestolarla sarsılan ülkenin ekonomisinin "tarihindeki en zayıf dönemden" geçtiği belirtiliyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Tahran yönetimiyse her türlü saldırıya "geniş kapsamlı" karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu. 

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, "Trump'ın İran'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini" belirtiyor. 

NYT'nin analizinde, İran'ın birçok bölgesine yayılan protestoların hız kaybettiği ancak Tahran yönetiminin içine düştüğü zor durumdan çıkmakta güçlük yaşadığı yorumu paylaşılıyor. 

Devletin protestoları bastırmak için sert önlemlere başvurmasının "geniş kitleleri yönetime karşı daha da mesafeli hale getirdiği" ifade ediliyor.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 5 bin 848 kişinin hayatını kaybettiğini, 41 bin 283 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Amerikan Time dergisiyse İran Sağlık Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde can kaybının 30 bini bulduğunu iddia etmişti. 

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da dün valilerle yaptığı toplantıda, ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, önceliğinin halkın temel ihtiyaçları olduğunu söylemişti. Pezeşkiyan, eylemlerin başından beri göstericilere diyalog çağrısı yapmış ancak uzun süre protestoların dindirilmesini sağlayamamıştı. 

Aynı toplantıda İran İçişleri Bakanı İskender Mumini de halkın sesinin her zaman duyulduğunu ve bu nedenle protestolara sağduyuyla yaklaşıldığını savunmuş, "Gösteriler doğal bir şekilde sürerken, düşmanlar tarafından şiddet eylemlerine dönüştürüldü" demişti.

Diğer yandan Trump askeri operasyon da dahil tüm seçenekleri açık tutarak Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırıyor.

İsrail merkezli Haaretz gazetesi 25 Ocak'taki haberinde, son haftalarda Birleşik Krallık ve ABD'deki hava üslerinden Ürdün'e çok sayıda F-15'in bölgeye gönderildiğini aktarmıştı. 

Ayrıca Amerikan donanmasına ait uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç muhrip, geçen hafta başında Güney Çin Denizi'nden ayrılıp Basra Körfezi'ne doğru yola çıkmıştı.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e (ToI) konuşan bir askeri yetkili, Lincoln saldırı grubunun 23 Ocak itibarıyla Hint Okyanusu'na ulaştığını söylemişti.

Independent Türkçe, New York Times, Iran International, Haaretz


Rus mahkemesi itiraf etti: “Karadeniz’deki amiral gemisini Ukrayna vurdu”

Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
TT

Rus mahkemesi itiraf etti: “Karadeniz’deki amiral gemisini Ukrayna vurdu”

Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)
Moskva'da 16 adet Vulkan gemisavar füzesi ve bir adet S-300 hava savunma sistemi yer alıyordu (@Osinttechnical/X)

Rusya, Karadeniz'deki sancak gemisinin Ukrayna tarafından batırıldığını ilk kez itiraf etti.

Bağımsız Rus medya kuruluşu Mediazona'ya göre Moskova'daki bir askeri mahkeme, Ukrayna Donanması'nın 406. Topçu Tugayı'nın komutanı Albay Andrey Şubin hakkında, Rusya'ya ait Moskva kruvazörünü batırdığı ve Amiral Essen adlı fırkateyne saldırıda rol oynadığı iddiasıyla gıyaben müebbet hapis cezası verdi.

Mahkemenin 22 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Rusya'nın Karadeniz Filosu'ndaki amiral gemisi Moskva'nın füze saldırısıyla batırıldığı bildirildi. 

Açıklamada, saldırı sonucu gemideki 20 mürettebatın hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı ve 8 kişinin de kaybolduğu ifade edildi. Kruvazörün, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı düzenlediği operasyonun bir parçası olmadığı da savunuldu. 

Mediazona ve CNN, askeri mahkemenin verdiği bilgilerin Kremlin'in resmi açıklamasıyla çeliştiğine dikkat çekerek metnin kısa süre içinde resmi siteden kaldırıldığını yazıyor. 

CNN'in irtibata geçtiği askeri mahkemenin sözcüsü İrina Zirnova, durumla ilgili yorum yapmayı reddetti. Rus ordusu da Amerikan medya kuruluşunun yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Ukraynalı yetkililer, Karadeniz'deki Rus kruvazörü Moskva'yı 13 Nisan 2022'de Neptün füzeleriyle vurduklarını ve gemide yangın çıktığını iddia etmişti.

Kremlin ise aynı gün gemide yangın çıktığını doğrulamış fakat kruvazörün yüzer durumda olduğunu iddia etmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, ertesi gün yapılan açıklamada alevlerin güvertedeki mühimmatları patlattığını, mürettebatın gemiyi terk etmek zorunda kaldığını ve kruvazörün fırtınalı deniz koşulları nedeniyle kıyıya çekilirken battığını öne sürmüştü.

Öte yandan Moskva, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat 2022'de başlattığı savaşın ilk gününde, Rus ordusunun Yılan Adası'ndaki Ukraynalı askerlere düzenlediği saldırıda da yer almıştı.

Saldırıda Ukraynalı askerlerden biri Rusların teslim olma çağrısına "Rus savaş gemisi, s***ir git!" diyerek karşı çıkmış, daha sonra kruvazör adayı bombalamış ve Ukraynalı askerler esir alınmıştı. İki taraf arasındaki esir değişimiyle serbest bırakılan ve telsizdeki konuşmayı yapan Roman Hribov adlı askereyse madalya verilmişti.

CNN'in analizinde, Kremlin yönetiminin "özel askeri operasyon" diye adlandırdığı Ukrayna işgaliyle ilgili Rusya'da yapılan haber ve kamuoyu açıklamalarına sansür uyguladığına dikkat çekiliyor. 

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Gazetecileri Koruma Komitesi'nin 21 Ocak'taki raporunda, Rusya'da savaşın başından bu yana en az 27 gazetecinin Ukrayna'daki çatışmalarla ilgili yaptığı haberler nedeniyle hapis cezası aldığı bildirilmişti. Bu kişilerden dördünün serbest bırakıldığı, ikisinin sınır dışı edildiği birininse yaşamını yitirdiği aktarılmıştı. 

Independent Türkçe, CNN, Mediazona


İtalyan köyü turistleri bariyerlerle durduracak

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

İtalyan köyü turistleri bariyerlerle durduracak

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

İtalya'nın Alpler'deki köyü, yamaçlarını dolduran özçekim yapan turist akınını engellemek için bariyerler kuruyor.

Güney Tirol'de Avusturya sınırına yakın bir kasaba olan Funes, yemyeşil çayırları ve dağ zirvesi manzaraları sosyal medyada viral hale geldiğinden beri binlerce yabancı turisti kendine çekiyor.

Bir zamanlar doğa yürüyüşçülerinin uğrak noktası olan bu İtalyan köyü artık Santa Maddalena kilisesinin önünde gün batımı fotoğrafı çekmeye gelen günübirlik ziyaretçileri ağırlıyor.

15. yüzyıldan kalma kilise, Odles sıradağlarının önündeki dar bir yolda.

Sadece 2 bin 500 kişinin yaşadığı kasabanın sakinleri, ziyaretçi sayısındaki ani artışın ardından trafik sıkışıklığı, izinsiz giriş ve çöp atma vakaları yaşandığını bildiriyor.

Şimdiyse yeni bariyerler, mayıstan kasıma kadar olan yaz sezonunda yola yalnızca sakinlerin erişmesini sağlayacak.

Günübirlikçiler bunun yerine başka bir yere park etmek ve dağ manzarasına ulaşmak için patikadan 15 dakika yukarı yürümek zorunda kalacak.

Belediye meclisinin sosyal refah şefi Roswitha Moret Niederwolfsgruber şunları söyledi:

Ne pahasına olursa olsun o fotoğrafı istiyorlar.

Hiç saygıları yok, insanların bahçelerine giriyorlar ve arabalarını istedikleri yere bırakıyorlar... Artık bunu yaşamıyoruz.

Yeni bariyerler, Santa Maddalena manzara noktasına ziyaretçi akışını daha etkin bir şekilde kontrol etmek için üç yıl önceki denemeye kıyasla yolun daha yukarısına yerleştirilecek.

Funes'in özellikle Çin'deki sosyal medya kanallarındaki popülaritesinin, 2005'te Çinli bir operatörün sim kartlarına kilisenin görüntüsünü basmasından kaynaklandığına inanılıyor.

Bazı sosyal medya fenomenleri, Funes'in yamaçlarının cep telefonlarındaki dağ emojisine ilham verdiğini iddia ediyor.

Belediye meclisi ayrıca park ücretlerini 4 euro'dan bilinmeyen bir miktara çıkaracak.

Funes, viral olduktan sonra turistlere karşı harekete geçen ilk Alp köyü değil.

2023'te Avusturya'nın Hallstatt kasabası, bölgenin göl kenarındaki manzarasını engelleyen ahşap çitler inşa ederek aşırı turizme karşı mücadelesini artırmıştı.

Salzkammergut Dağları'nın eteklerindeki kasabaya yerleştirilen iki çit, Hallstatt'ın ünlü özçekim fonunun manzarasını kısmen engellemişti.

Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Hallstatt, çarpıcı manzarasının Disney'in popüler filmi Karlar Ülkesi'ndeki (Frozen) Arendelle Krallığı'na ilham verdiği söylentisi yayıldığından beri yılda bir milyondan fazla turisti ağırlıyor.

Independent Türkçe