Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Türkiye Akdeniz'de bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kullanmak için ‘sarı kek’ diye isimlendirilen uranyumdan yararlanmaya çalışıyor

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
TT

Türkiye'nin gözü yeni gelişen nükleer endüstrisini güçlendirmek için Nijer'in uranyumunda

Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)
Nijer, uranyum rezervleri açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor (AFP)

Hidri Sagir

Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başkanlığında, aralarında Savunma Bakanı Yaşar Güler, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı İbrahim Kalın’ın da bulunduğu üst düzey bir heyet, enerji, savunma ve uranyum konularını görüşmek üzere, bir darbeye tanık olan ve ardından Batı ülkelerinin askerlerini çektiği Batı Afrika ülkesi Nijer'e zamanlaması ve önemiyle dikkati çeken bir ziyaret gerçekleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg News'ten aktardığı habere göre başkent Niamey'deki askeri cuntanın lideri General Abdulrahman Tiani ile doğrudan görüşmelerde bulunan Türk heyeti, Nijer uranyumunun Türkiye'nin yeni gelişmekte olan nükleer enerji endüstrisine yakıt olarak kullanılması amacıyla temaslarda bulundu.

sdcvefrtb
Türk Heyeti Nijer Askeri Konsey Başkanı General Abdulrahman Tiani ile görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Türk heyetinin Nijer ziyaretinden sadece birkaç hafta önce, Batılı ülkelerce yaptırımlar uygulanan İran'ın Nijer'in geçiş dönemi yetkililerinin sahada faaliyet gösteren Batılı şirketleri kapatmasının ve sözleşmelerini iptal etmesinin ardından, Nijer'in uranyumundan önemli miktarda almak için anlaşma arayışında olduğuna dair haberler basın yer aldı.

Güvenlik için uranyum

Türkiye'nin Nijer'e girmesi ve uranyum rezervlerinden faydalanmak istemesi, özellikle Nijer'in demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un iktidarını düşüren 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana Niamey ile bağlarını güçlendiren Rusya gibi diğer uluslararası oyuncular için güç bir durum oluşturabilir. 

Bloomberg News, Nijer ve Türkiye arasındaki görüşmelere aşina yetkililere dayandırdığı haberinde ‘Ankara'nın, Batı Afrika ülkesi Nijer’in Fransız şirketlerine verilen işletme lisanslarını geri çekmesinin ardından bölünebilir minerallerinden faydalanmak istediğini’ belirtti.

Nijer ile uranyum anlaşması yapmaktaki amacın, ülkenin ilk nükleer enerji santrali olan Akdeniz merkezli Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne yakıt sağlamak olduğunu aktaran Bloomberg News, inşası Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından sürdürülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yanı sıra inşası planlanan iki nükleer tesis daha olduğunu bildirdi.

azsxcdfergt
Basın kaynakları: Türk heyetinin ziyareti Nijer'in uranyum kaynaklarından yararlanmayı amaçlıyor (Türkiye Dışişleri Bakanlığı internet sayfası)

Nijerli siyasi analist Abdul Nasır Seydu, “Türkiye'nin Nijer'deki askeri cuntaya, uranyum tedariki karşılığında Nijer ordusuna eğitim vermek üzere gelişmiş askeri teçhizat, paralı askerler ve yüksek rütbeli askeri personel gönderme teklifinde bulunduğu açık” yorumunda bulundu.

Independent Arabia'ya konuşan Seydu, şunları söyledi:

Bu teklif, istihbarat servisleri ve Savunma Bakanlığı'na yakın Türk medya kuruluşları tarafından da dile getirildi. Geçtiğimiz aylarda İranlı yetkililer ile Niamey'deki askeri cunta arasında yoğun temasların gerçekleştiği dönemde olduğu gibi uranyumun pek çok uluslararası oyuncuyu Nijer'e çekeceğine inanıyorum.

Nijer, uranyum rezervleri bakımından dünyanın en büyük 10 ülkesinden biridir ve Dünya Nükleer Birliği (WNA) resmi açıklamalarında Nijer'in dünyanın yedinci büyük uranyum üreticisi olduğunu belirtmiştir. Ancak zamanla ve devam eden güvenlik kaosuyla birlikte ülkenin üretimi azalmıştır.

dsvferbt
Nijer'in ‘sarı kek’ kaynakları uluslararası güçlerin iştahını kabartıyor (AFP)

Kısa bir süre öncesine kadar Fransa, nükleer enerji devi Orano şirketi aracılığıyla Nijer'in uranyum rezervlerinin işletilmesinde üstünlüğü elinde bulunduruyordu. Fakat iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması ve Fransa’nın müttefiki olan Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un geçtiğimiz yıl iktidarını kaybetmesi, Nijer makamlarının Fransız şirketlerine ‘sarı kek’ olarak adlandırılan uranyumun rezervlerini işletmeleri için verdiği lisansların iptal edilmesine yol açtı.

Nijer'in uranyumu, 18 enerji santralindeki 56 nükleer reaktörde yakıt kaynağı olarak kullanılıyor.

Fransa, 2022 yılında Nijer'den bin 440 ton uranyum ithal ederken, Avrupa Birliği (AB) uranyum ihtiyacının yaklaşık yüzde 25'ini Niamey'den karşıladı.

Taçlandırma

Türkiye'nin Nijer'e yönelik önceki kayda değer hamlelerini hatırlatmadan ziyaret ve medyaya sızanlar hakkında konuşmak mümkün değil. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) nisan ayında Ankara’nın, güvenlik kaosunu durdurmak isteyen Nijer'e 550 Suriyeli paralı asker gönderdiğini haberleştirmişti.

SOHR, mayıs ayında ise Türkiye'nin Nijer'e 250 kişilik yeni bir paralı asker grubu gönderdiğini ortaya çıkarmış, ancak Ankara, bunu ne yalanlamış ne de doğrulamıştı.

Seydu, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Aslında mesele sadece Suriyeli paralı askerlerin Nijer'e gönderilmesi değil. Türkiye'nin Agadez bölgesinde bir askeri üs kurabileceği de konuşuluyor. Eğer bu gerçekleşirse Rusya'nın da askeri olarak dahil olması nedeniyle bu gelişmenin kesinlikle yankıları olacaktır.

sdcfvrgt
Nijer'in uranyum kaynakları 18 enerji santralinde 56 nükleer reaktöre yakıt sağlıyor (AFP)

Uranyum konusunda bir anlaşmaya varılması halinde Türkiye'nin Nijer'e yönelik çalışmalarının doruk noktasına ulaşacağını vurgulayan Seydu’ya göre Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Niamey'e askeri müdahalede bulunma tehdidinde bulunduğunda bile Ankara'nın Nijer'in yanında yer alması nedeniyle Türkiye Nijer'e yönelik çalışmalarını taçlandırmış olacak.

İlişkilerin geliştirilmesi

Son yıllarda Libya, Somali ve diğer birçok Afrika ülkesine askeri ya da diplomatik olarak giren Türkiye'nin Afrika'daki nüfuz alanını genişletme çabaları arttı.

Gazeteci Turan Kışlakçı, konuyla ilgili “Türkiye'nin amacı sadece Fransa'nın bıraktığı boşluğu doldurmak değil, aynı zamanda kendi çıkarları için Nijer ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Türkiye'nin ticaret, yatırımlar ya da madenler konusunda tüm ülkelerle çıkarları olduğunu biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türk heyetinin Niamey ziyaretini Independent Arabia'ya değerlendiren Kışlakçı, “Türkiye bu rolü oynasa da bu, Afrika’nın Sahel bölgesinde ya da başka bir yerde rol oynamak istediği anlamına gelmiyor. Bilakis önümüzdeki yıllarda özellikle yeni dünya düzeninin nereye doğru gideceğini bilmediğimizden savunma ve ekonomi gibi birçok açıdan kendini güçlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki yıllarda ABD, Rusya veya Çin arasında doğrudan bir savaş olacak mı?” diye soran Kışlakçı, “Bu yüzden Türkiye kendini güçlendirmek ve ister komşu ister Afrika olsun birçok ülkeyle ilişkilerini güçlendirmek istiyor” dedi.

Kışlakçı, ziyaretin amacının yeni dünya düzeni karşısında güçlenerek ekonomi, savunma ve diğer alanlarda önemli ve belirgin bir role sahip olmak olduğunu ifade etti.

Sözleşme kapma girişimi

Nijer, 26 Temmuz 2023 darbesinden bu yana dünyanın ilgi odağı haline geldi. Bunun tek nedeni oradaki güvenlik kaosu değil, aynı zamanda Afrika'nın ve dünyanın en yoksul ülkeleri arasından sıyrılıp çıkmasına izin vermeyen zenginlikleri nedeniyle de dünyanın ilgi odağında.

Afrika ve Avrupa konularında uzman siyasi analist Hamdi Cevara, Fransız şirketlerin ruhsatlarının iptal edilmesinden ve ABD güçlerinin ülkeden ayrılmasından sonra yatırımcıların, bireylerin, şirketlerin ve ülkelerin uranyum için Nijer'e akın etmesinin çok doğal olduğunu ve artık Nijer ile yapılan sözleşmelerden bazılarını kapma girişimi için uygun zeminin oluştuğunu söyledi.

Cevara, şöyle devam etti:

“Öte yandan Fransız hegemonyasından çıkışta ve terörle savaşta üç ülkeyi destekleyen sadece Rusya değil. Türkiye sadece Nijer için değil, aynı zamanda Mali ve Burkina Faso için de güçlü ve stratejik bir ortaktır. Türkiye'nin ürettiği insansız hava araçlarının (İHA) sahadaki denklemi Sahel Eyaletleri İttifakı Konfederasyonu üyeleri (Nijer, Mali ve Burkina Faso) lehine değiştirmekte başarılı oldu. Türkiye'nin Nijer'e gelip uranyum çıkarmak ve muhtemelen yurtdışına ihraç etmek ve Fransız şirketlerinin yerini almak için stratejik bir ortaklık yapma hakkına sahip olduğunu düşünüyorum, bence olayların doğal akışı bu.”

Bu makale şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



İran müzakereleri: Perde arkasında neler oluyor?

Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğindeki bir duvar resminin önünde İranlı kadın, 1 Şubat (AFP)
Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğindeki bir duvar resminin önünde İranlı kadın, 1 Şubat (AFP)
TT

İran müzakereleri: Perde arkasında neler oluyor?

Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğindeki bir duvar resminin önünde İranlı kadın, 1 Şubat (AFP)
Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğindeki bir duvar resminin önünde İranlı kadın, 1 Şubat (AFP)

Ortadoğu'nun güvenlik yapısı, eşi benzeri görülmemiş bir uçurumun eşiğinde duruyor. Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD, kapsamlı bir anlaşma dayatmak veya Haziran 2025 savaşındakilerden bile daha yıkıcı saldırılar düzenlemek için USS Abraham Lincoln uçak gemisinin önderliğinde Körfez'e devasa bir yığınak yaparken, İran rejimi ikili bir varoluşsal krizle karşı karşıya; birincisi karşı koyamayacağı bir askeri tehdit, ikincisi ekonomik şikayetlerden kaynaklanan iç ayaklanmanın şiddetle bastırılması. Bu denklemde, Katar'ın katılımıyla İsviçre'den başlayarak çeşitli arabuluculuk çabaları ortaya çıkarken, Umman, en azından geçici olarak patlamayı kontrol altına alabilecek müzakereler ve görüşmeler için hazır bir arka kanal olmayı sürdürüyor.

Görüşmeler hakkında bilgili bir İranlı kaynağa göre, tehditlerin en yoğun olduğu dönemde bile birkaç müzakere kanalı sessizce işliyordu. Kaynak, işler açık bir çatışmaya doğru gidiyor gibi görünürken bile, Washington ile müzakerelerin asla durmadığını ifade etti.

İsrail açısından durum biraz farklı. Son iki yıl içinde İsrail, gelecekte tehdit oluşturabilecek herhangi tarafın peşine düşmeye dayalı bir “silahlı bekleme” stratejisi benimsedi. Haziran 2025'te İran'ın kapasitesinin önemli bir bölümünü yok ettikten sonra, Kudüs'teki bir Arap kaynağa göre Tel Aviv, “Tahran'ın müzakereleri siyasi bir manevra olarak kullandığına” inanıyor. İsrail’e göre İran rejiminin ekonomik çöküşü ve protesto hareketleri, İsrail'in mevcut kabiliyetleri içinde en tehlikeli olarak gördüğü balistik füze programının imhasını hızlandırmayı gerektiriyor. Bu görüş, Donald Trump ve ekibinin görüşüyle ​​çelişiyor; onlar, yaptırımların etkinliğinin, protestolar ve diyalog yoluyla azami siyasi baskıyla birleştiğinde, bu aşamada askeri saldırıdan daha tercih edilebilir olduğuna inanıyorlar.

İranlı kaynak, müzakerelerin siyasi manevra değil, birçok kişinin İran'a yakın bir saldırı beklediği dönemde başlayan gerçek bir süreç olduğunu ifade ediyor. ABD’nin askeri saldırı imasının sadece bir baskı taktiği olduğunu, Donald Trump'ın Tahran'ı açıkça tehdit etmesinin ardından geri adım atmasının da bunun kanıtı olduğunu belirtiyor.

Bu müzakere sürecindeki en önemli kanal, Tahran'da ABD’nin diplomatik temsilciliğini yürüten İsviçre Büyükelçiliği gibi görünüyor. İki taraf arasında tavsiyelerin iletilmesinin yanı sıra, teklif ve acil mesajlar alışverişi de bu büyükelçilik aracılığıyla gerçekleşiyor. Bunun yanı sıra, Birleşmiş Milletler ve karşılıklı çıkarları temsil eden ofisler aracılığıyla daha az etkili kanallar da mevcut.

Halihazırda yaşananlar, temelde İsviçre’nin, ayrıntılarda Katar’ın ve stratejik arka planda Umman’ın da dahil olduğu birden fazla kanalı içeren karşılıklı bir niyet testidir

Ancak İranlı kaynağa göre, şu anda en belirgin arabuluculuk rolünü, sorunlar karmaşıklaştığında veya bazı hassas noktaların hızlı bir şekilde çözülmesi gerektiğinde müdahale eden Katar yürütüyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman'ın Tahran ziyaretinin de bu bağlamda, belirli karmaşıklıkları çözmek için gerçekleştiğini belirtiyor.

Buna karşılık, Umman'ın da rolü yok değil, ancak farklı bir karakter taşıyor. Mevcut aşamada ayrıntılı, günlük bir kanal olmaktan ziyade, yükselmesi halinde tansiyonu yönetmeye yönelik uzun vadeli stratejik bir çerçeve oluşturuyor. Bu rol, geçmişte hassas nükleer müzakerelere sponsorluk etme mirasına dayanıyor.

Körfez arabuluculukları

Sahada birden fazla tarafın aktivizmi, bölgede savaşın patlak vermesini önlemeyi amaçlıyor. Birçok Körfez ülkesi, doğrudan arabuluculuk yoluyla değil, savaşın sonuçları konusunda uyarılarda bulunma yoluyla buna katılıyor. Başlıca endişe, küresel ekonomi etrafında dönüyor; çünkü savaşın patlak vermesi petrol fiyatlarının rekor seviyelere yükselmesine, deniz üzerinden arzların durmasına, ulaşım ve enerjinin felç olmasına yol açacaktır. Bunlar, ABD, Çin, Avrupa ve İran'ın kendisi de dahil olmak üzere herkesi etkileyecek sonuçlardır.

Trump'ın savaşı kapsamlı anlamda kazançlı bir seçenek olarak görmediği aşikar. Elinde daha az maliyetli ve daha uzun süreli olduğunu düşündüğü yaptırımlar politikası var. Buna karşılık, askeri çatışma, büyük kayıplara ve uluslararası politikada sarsıntılara yol açacaktır, çünkü herhangi bir yanlış adım, kontrol altına alınması zor olacak geniş çaplı bir savaşı tetikleyebilir.

İranlı kaynak, Washington'un İran'da hızlı bir iç çöküşe bahis oynamanın zorluğunu anladığına işaret ediyor. Tahran, sahadaki güvenlik ve siber kontrolünü sıkılaştırdı ve daha önce protestoları iletmek veya ülkenin farklı şehirlerindeki protestocuları birbirine bağlamak için kullanılan uydu iletişim ekipmanlarının çoğunu ele geçirdi.

Peki, aslında ne görüşülüyor?

Görüşmelerin hâlâ genel çerçeveyi belirleme aşamasında olduğu açık. Bir kaynağa göre, Katar Dışişleri Bakanı'nın ziyareti, İran'ı nükleer ve zenginleştirilmiş uranyumdan vekil güçler ile balistik füzelere kadar tüm tartışmalı konularda birden fazla ekip aracılığıyla müzakereleri kabul etmeye teşvik etmeyi amaçlıyordu. Edinilen bilgiler, halihazırda yaşananların, temelde İsviçre’nin, ayrıntılarda Katar’ın ve stratejik arka planda Umman'ın da dahil olduğu, birden fazla kanalı içeren karşılıklı bir niyet testi olduğunu ortaya koyuyor.

Trump tarafından önerilen anlaşma, İran rejimine varlığını tehdit eden iki seçenek sunuyor: savaş veya rejimin milisler aracılığıyla “devrim ihracatını” durdurarak, zenginleştirilmiş uranyumu teslim ederek, balistik füze ve insansız hava aracı üretimini sona erdirerek kendini “açıkta bırakması”

İranlı kaynağa göre, Tahran'a sunulan seçenekler arasında, güven inşa etme konusunda belirli bir süre için geçici dondurma duyurusuyla birlikte, İran'ın zenginleştirme hakkının ABD tarafından tanınması da yer alıyor. Füze dosyasına gelince, Amerikalıların imkansız olduğunu bildiği tam bir söküm değil, kontrol ve güvence çerçevesinde görüşülüyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, Tahran'da yaptıkları görüşmede, 10 Ocak (İran Cumhurbaşkanlığı web sitesi)İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, Tahran'da yaptıkları görüşmede, 10 Ocak (İran Cumhurbaşkanlığı web sitesi)

Ancak Kudüs'teki Arap kaynak, İran'ın tüm nükleer tesislerini hedef alan saldırılardan sonra zenginleştirme meselesinin çözüldüğünü ve artık İsrail'in birincil talebi olmadığını düşünüyor. Kaynak, Washington'un Tahran'ın elinde bulunan ve 400 kilograma eşdeğer zenginleştirilmiş uranyumu satın almayı teklif ettiğini de teyit ediyor.

Devasa filolar ve boyun eğme

Trump, İran'ın iç zayıflığından yararlanarak, elektronik savaş yetenekleri ve Tomahawk füzeleriyle donatılmış bir saldırı filosunu Hint Okyanusu, Arap Denizi, Akdeniz ve Kızıldeniz'e konuşlandırarak bir uyarıda bulundu. Bu güç gösterisini Trump, “Venezuela'ya gönderilenden daha büyük” olarak nitelendirdi. İran rejimini devirecek “daha şiddetli” bir askeri saldırı yerine, balistik füzelerden, bölgesel vekil güçlerden (Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki milis gruplar) vazgeçmeyi içeren kapsamlı bir nükleer anlaşma imzalamayı teklif etti. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu gerilimin doruk noktasında, Umman diplomasisi felaket senaryosunu önlemek için harekete geçti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, 10 Ocak 2026'da “kurtarma misyonu” olarak nitelendirilen bir ziyaretle Tahran'a gitti. Washington'dan İran liderliğine açık uyarıda bulunan, doğrudan sözlü bir mesaj iletti: “Protestoculara yönelik infazları derhal durdurun ve bizim şartlarımızla müzakere masasına geri dönün, aksi takdirde ölümcül darbeyle karşı karşıya kalacaksınız.”

Busaidi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve diğer bazı İranlı yetkililerle görüştü ve mesajın etkili olduğu görülüyor. Trump, aldığı “güvencelere” atıfta bulunarak, İran'ın 800 protestocunun infazını durdurduğunu açıkladı. Bu, protestocuları korumak için doğrudan askeri müdahale tehdidini yumuşattı ve odağı kapsamlı bir anlaşma için baskıya kaydırdı.

Krizin bir yönü de Amerikan baskısı ile İsrail'in pozisyonu arasındaki etkileşimdir. Bilgiler, Trump'ın İsrail saldırısını “ertelemeyi” Tahran ile pazarlık kozu olarak kullandığını ve net bir mesaj verdiğini gösteriyor: “Gerekli adımların atılması karşılığında İsrail'in size saldırmasını şimdilik engelleyeceğim.”

İran sınavı karşısında arabuluculuk

Trump'ın önerdiği anlaşma, İran rejimine mevcut haliyle varlığını tehdit eden iki seçenek sunuyor; savaş veya milisler aracılığıyla “devrim ihracatını” durdurarak, zenginleştirilmiş uranyumu teslim ederek, balistik füze ve insansız hava aracı üretimini sona erdirerek rejimin kendisini “açıkta bırakması”.

İran'da, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi tarafından temsil edilen reformist kamp, ​​yaptırımların kaldırılması, ekonominin kurtarılması ve sokağın yatıştırılması karşılığında, rejimin yeni haliyle de olsa korunması için tavizlerin gerekli bir bedel olduğuna inanıyor.

Sertlik yanlısı kamp, ​​yani Devrim Muhafızları ve Dini Lider Ali Hamaney'e yakın olanlar, bu talepleri “stratejik intihar” ve rejimin en önemli caydırıcı kozlarından mahrum bırakılması olarak görüyor. Bu görüş, arabuluculuğu hedef alan ve Amerikan vaatlerini “aldatma” olarak değerlendiren Keyhan gazetesinde de vurgulandı. Gazete, İran'ın vekil güçlerinden vazgeçmeyi kabul etmesinin “ileri savunma” doktrininin çöküşü anlamına geleceğini, bunun da İran topraklarını gelecekteki herhangi bir savaşa açık hale getireceğini ve rejimin prestijinin aşınmasına ve içeriden çöküşüne yol açacağını savundu.


"Kendinizi şeytanın ta kendisi mi sanıyorsunuz?"... Epstein'ın suçları ve serveti hakkında verdiği eski bir röportaj yayınlandı

Jeffrey Epstein (Reuters)
Jeffrey Epstein (Reuters)
TT

"Kendinizi şeytanın ta kendisi mi sanıyorsunuz?"... Epstein'ın suçları ve serveti hakkında verdiği eski bir röportaj yayınlandı

Jeffrey Epstein (Reuters)
Jeffrey Epstein (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı tarafından cinsel suçlardan hüküm giyen iş adamı Jeffrey Epstein davasıyla ilgili olarak cuma günü yayınlanan dosyalar, Epstein'ın suçlarına ve servetine odaklanan, daha önce yapılmış cesur bir röportajı ortaya çıkardı. Röportajı yapan ona kendisini "şeytanın vücut bulmuş hali" olarak görüp görmediğini sormuştu.

BBC ve Sky News tarafından yayınlanan röportajdan yapılan alıntılarda, Epstein'ın yaklaşık iki saat süren uzun bir röportajda soruları yanıtladığı görülüyor. Röportajı yapan kişinin kimliği, röportajın tarihi ve röportajın nedenleri açıklanmadı.

Bir noktada Epstein'a parasının "kirli" olup olmadığı soruluyor ve o da "Hayır, değil; çünkü ben kazandım" diye yanıtlıyor. Röportajı yapan kişi, paranın "dünyanın en kötü insanlarına, korkunç şeyler yapanlara danışmanlık yaparak" kazanıldığını söylüyor; Epstein ise "Ahlak her zaman karmaşık bir konudur" diye karşılık veriyor.

Ayrıca Pakistan ve Hindistan'da çocuk felciyle mücadeleye yardımcı olmak için para bağışladığını da belirtiyor.

Ardından röportajcı ona, “Üçüncü dereceden bir cinsel suçlu musunuz?” diye soruyor. Epstein, “Hayır, birinci dereceden biriyim. En aşağı seviyedeyim.” diye yanıtlıyor. Daha sonra kendisini “şeytanın ta kendisi” olarak görüp görmediği sorulduğunda ise “Hayır, iyi bir aynam var.” diye karşılık veriyor.

Röportajcı sorunun ciddiyetinde ısrar ederek Epstein'ın şeytanın tüm özelliklerine sahip olduğunu söylediğinde, Epstein şu yanıtı veriyor: "Hayır, şeytan beni korkutuyor."

Görsel kaldırıldı.ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili belgeler (AP)

Bu video, ABD Adalet Bakanlığı tarafından cuma günü yayınlanan milyonlarca dosya arasında yer alıyor.

Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019 yılında Manhattan'daki bir hapishanede intihar etti. 2008 yılında para karşılığında bir çocuğu cinsel olarak istismar etmekten hapse girmişti.


Medvedev, Amerika'nın Maduro'yu "kaçırmasını" kınadı... ve nükleer savaş uyarısında bulundu

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev (AP)
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev (AP)
TT

Medvedev, Amerika'nın Maduro'yu "kaçırmasını" kınadı... ve nükleer savaş uyarısında bulundu

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev (AP)
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev (AP)

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, ABD'nin Venezuela eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu "kaçırmasının" uluslararası ilişkileri bozduğunu ve Karakas tarafından bir savaş eylemi olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Moskova'nın banliyölerindeki konutundan Reuters, TASS ve Rus savaş blogu Wargonzo'ya verdiği röportajda Medvedev, "Başkan Nicolas Maduro'ya olanlar kesinlikle uluslararası hukukun tüm kurallarının ihlalidir" ifadelerini kullandı.

Medvedev, "Yaşananlar uluslararası ilişkiler sisteminin tamamını alt üst etti" diyerek, yabancı bir gücün ABD Başkanı Donald Trump'ı "kaçırması" durumunda ABD'nin bunu kesinlikle bir savaş eylemi olarak değerlendireceğini vurguladı.

Medvedev ayrıca, Yeni START anlaşmasının yerine yenisi getirilmeden sona ermesi durumunda, 1970'lerin başından bu yana ilk kez büyük nükleer güçler üzerindeki kısıtlamaların ortadan kalkması konusunda küresel endişelerin artması gerektiğini belirtti. "Bunun hemen bir felaket ve nükleer savaşın başlangıcı anlamına geldiğini söylemek istemiyorum, ancak yine de herkes için bir endişe kaynağı olmalı" diye ekledi.

Medvedev, silah kontrol anlaşmalarının sadece savaş başlığı sayısını sınırlamada değil, aynı zamanda niyetleri doğrulamada ve büyük nükleer güçler arasında bir dereceye kadar güven sağlamada da çok önemli bir rol oynadığını açıkladı.