Trump ve Putin: Ukrayna'ya Suriye dersi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump ve Putin: Ukrayna'ya Suriye dersi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Ölümle oynayan ve bundan daha güçlü çıkan Trump, Putin'in karşısında zayıf görünmeyi kabul edecek mi?

ABD'de ve dünyada herkes Donald Trump'ın önümüzdeki dört yıl içinde ABD'nin bir sonraki başkanı olacağına inanıyor. Bu, bir suikast girişiminden mucizevi bir şekilde kurtulmasından ve ardından Cumhuriyetçi Parti Kongresinde kendisine yönelik destek fırtınasından sonra netleşti.

Biden'ın istifa etmesi ve yardımcısı Harris'i yarışta desteklemesi sonrasında pek çok sürprizin yaşanabileceği seçim tarihine daha aylar olmasına rağmen, uzmanlar ve yetkililer Trumpizmin hem iç hem dış ekonomik, sosyal ve politik çehresini çizmekle meşguller.

Ukrayna, Trump'ın Beyaz Saray'a yerleşmesi durumunda büyük değişikliklere tanık olabilecek başlıca dış dosyalardan biri. Bu, Trump’ın izolasyonculuk ile ilgili defalarca yaptığı açıklamalarda, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nden (NATO) çekilme veya Ukrayna'yı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e “teslim etme” tehditlerinde açıkça görülüyordu. Dahası Trump'ın başkan yardımcılığı pozisyonuna aday gösterdiği J.D. Vance, Washington'un Kiev ile birlikte bir askeri çatışmaya dahil olmasına karşı sesi en yüksek çıkan muhaliflerden biri. Nitekim tutumunu kısmen değiştirmeden önce, Ukrayna savaşını kimin kazanacağı ile ilgilenmediğini söylemişti.

İkinci Trump’ın Ukrayna meselesini nasıl ele alabileceğini anlamak için Suriye deneyiminden yararlanabilir miyiz? İlk dosyadaki Trump-Putin anlaşmaları ikinci dosyada olabileceklere dair senaryolar oluşturmak için nasıl kopyalanabilir? Trump'ın Beyaz Saray'da görev yaptığı yıllarda Suriye ile ilgili "deneyimleri" nelerdi?

Suriye meselesindeki ilk senaryo, Trump 2017 yılının başında Beyaz Saray'a geldiğinde, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), Ürdün'de bulunan bir gizli operasyon odası aracılığıyla ve Batılı ve bölge ülkelerinin katılımıyla ülkenin güneyindeki Suriyeli muhaliflere destek sağlamak amacıyla gizli bir program yürütüyordu. Suriye'nin kuzeyine yönelik de Türkiye'nin güneyindeki benzer bir operasyon odası aracılığıyla gizli bir program yürütüyordu.

Trump, Twitter'dan (şu anda X) sürpriz bir tweet atarak gizli programın iptal edildiğini kamuoyuna duyurdu. Bu, Trump'ın 2015 yılı sonunda Suriye'ye kuvvetlerini gönderen ve Suriye'nin batısında iki deniz ve hava üssü kuran Putin'e verdiği bir “hediye” olarak yorumlandı.

Ardından Trump ile Putin arasında uluslararası toplantılar marjında iki zirve yapıldı ve 2018 ortalarında ABD-Rusya-Ürdün sponsorluğunda “Güney Anlaşması” imzalandı. Bu anlaşma sonucunda Batılı ve Arap ülkeler muhalefete askeri, mali ve medya desteği vermeyi bıraktı. İsrail'in güvenliğini garanti altına almak için İranlı milislerin geri çekilmesi ve BM Ateşkes Gözlem Gücü’nün (UNDOF) Golan'a geri dönmesi vaatleri karşılığında, Suriye hükümet güçlerinin güneye dönüşünü kabul etti.

ABD’nin, DEAŞ ile mücadele için kurulan uluslararası koalisyona liderlik etmesinden ve kuzeydoğu Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri'ni (SDG) desteklemesinden sonra, Washington'un müttefikleri artık Fırat Nehri'nin doğusunu ve Halep kırsalının bir kısmını kontrol etmeye başladılar.

İranlı milislerin geri çekilme konusunda ne kadar ciddi oldukları, Ürdün'e yönelik silah ve uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerinin durdurulması ve Suriye'nin güneyindeki istikrarın boyutu hakkında pek çok soru işareti olsa da, anlaşma, Suriye'deki Trump-Putin anlaşmalarının ve vaatler karşılığında ABD'nin Rusya'ya tam taviz vermesinin bir örneğiydi.

2017 ortalarında ikinci bir örnek senaryo yaşandı. O dönemde ABD’nin, DEAŞ ile mücadele için kurulan uluslararası koalisyona liderlik etmesinden ve kuzeydoğu Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri'ni (SDG) desteklemesinden sonra, Washington'un müttefikleri artık Fırat Nehri'nin doğusunu ve Halep kırsalının bir kısmını kontrol etmeye başladılar. Ardından Cenevre ve Amman'da gizli Amerikan-Rus müzakereleri yapıldı ve bu müzakereler Fırat'ın doğusundaki ABD ve müttefikleri ile Fırat’ın batısındaki Rusya ve müttefikleri arasında "çatışmanın önlenmesi" anlaşmasıyla sonuçlandı. İki komşu ve bazen iç içe geçen ordu arasında doğrudan çatışmayı önlemek için, iki ordu arasında havada uçuşlar ile karada devriyeleri düzenleyen doğrudan iletişim hatları kuruldu.

Üçüncü örnek senaryo, Ekim 2019'da Trump'ın dünyayı şaşırtarak, kuzeydoğu Suriye'nin bazı bölgelerinden güçlerini çekme ve SDG'yi Türk ordusuna kolay bir lokma yapma kararıydı. Bu sayede Türk ordusu Tel Abyad ve Rasulayn’a girdi ve ABD’nin nüfuz alanının derinliklerinde bir kuşak oluşturdu. Bu, Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir hediyesiydi. İstişarelerin ardından Washington ile Ankara arasında askeri konuşlanma ve devriyelerin düzenlenmesi konusunda bir anlaşma imzalandı.

Trump, sürpriz başkanlık kararlarını yine Twitter’den paylaşarak 2019'da güçlerini kuzeydoğu Suriye'den çekeceğini birden fazla kez ima etti.

Dördüncü örnek senaryo, Trump’ın, sürpriz başkanlık kararlarını yine Twitter’den paylaşarak 2019'da güçlerini kuzeydoğu Suriye'den çekeceğini birden fazla kez ima etmesiydi. Batılı müttefiklerinin çağrıları, baskıları ve ricaları ile ekibinin tavsiyeleri sonrasında, "petrol kaynaklarının korunması" için bu güçlerin küçük bir bölümünü burada tutmayı kabul etti.

Gerçekten de, Suriye-Ürdün-Irak sınırında ve Fırat'ın doğusunda bulunan el-Tanf üssünde hâlâ düzenli ordu unsurları ile (yarısı düzenli kuvvetlerden) sözleşmeli unsurlardan oluşan yaklaşık bin kişilik bir Amerikan kuvvetinin yanı sıra, Fransız ve İngiliz özel kuvvetleri bulunuyor.

Beşinci örnek senaryo, Amerikalı gazeteci Austin Tice'in kaderine ilişkin Trump’ın özel elçileri ile Suriye hükümetinin temsilcileri arasında yapılan gizli müzakerelerdir. Edinilen bilgilere göre, Trump, Tice'nin serbest bırakılması veya hakkında bilgi alma karşılığında, kuvvetlerini Fırat'ın doğusundan tamamen veya kısmen çekmeye hazırdı. Bu müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının nedenlerinden biri de Trump'ın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e suikast düzenleme tehdidiydi. Nitekim Trump gerçekten de askeri ekibine Esed'e suikast seçeneklerinin ne olduğunu sormuştu. Dahası 2018'in başında, kimyasal silah kullanımına karşılık olarak, Fransız ve İngiliz kuvvetleriyle birlikte, Suriye'deki askeri bölgelere zamanlamasını Putin’e bildirdiği hava saldırılarının düzenlenmesine katkıda bulunmuştu.

Ukrayna'da NATO'nun geleceği, Avrupa'nın güvenliği, Washington ve Avrupa başkentlerindeki "derin yapılanmanın" müdahalesinin boyutu konusunda pek çok fikir ayrılığı ve birçok jeopolitik hesap var.

Trump'ın Suriye meselesini Putin ve Erdoğan ile mutabakata vararak ve Esed ile hava saldırıları, anlaşmalar ve tavizler arasında gidip gelen müzakerelerle nasıl ele aldığına dair bu beş senaryonun karışımı, bir kısmı veya tamamı Ukrayna için kopyalanabilir mi? Ukrayna, Moskova ve müttefiklerinin kontrolü altında olan Doğu ile Kiev ve ortaklarının kontrolü altındaki Batı şeklinde zaten ikiye ayrılmış olduğundan, iki dosya arasında bazı benzerlikler var. Yine Ukrayna’da Batı Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin desteklenmesine katılırken, bir Türk (ve İran) rolü, Rus ordusunun kısmen avantajlı olduğu donmuş bir saha gerçekliği ve savaşçılar arasında bir yorgunluk var.

Elbette Ukrayna'da NATO'nun geleceği, Avrupa'nın güvenliği, Washington ve Avrupa başkentlerindeki "derin yapılanmanın" müdahalesinin boyutu konusunda pek çok fikir ayrılığı ve birçok jeopolitik hesap da bulunuyor.

Suriye'de Trump, Putin ile yaptığı anlaşmalar ile müttefiki Esed'e yönelik saldırılar arasında gidip geliyordu. Her iki durumda da Trump'ın kişiliği ABD'nin tercihlerinde önemli bir faktördü. Bu durumda Beyaz Saray'a dönerse, dünyanın sorunlarını bir tweet veya telefon görüşmesiyle çözdüğüne inanan ilk dönem Trumpı ile "ilahi takdir" sayesinde ölümden kurtulan ikinci dönem Trumpı aynı mı olacak? Ölümle oynayan ve bundan daha güçlü ve kudretli çıkan Trump, Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping karşısında zayıf görünmeyi kabul edip, "zayıf" rakibi Joe Biden'ın iki yıl önce aniden Afganistan'dan çekilmesi gibi Ukrayna'dan çekilmeye mi karar verecek?

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.