Hindistan'da giderek derinleşen dini kutuplaşma endişeleri körükledi

Müslümanlar Bharatiya Janata Partisi'ne karşı oy kullandıkları için cezalandırılıyor

Hassan’da BJP bayrakları sallayan iki Hint, Ocak 2023 (Shutterstock)
Hassan’da BJP bayrakları sallayan iki Hint, Ocak 2023 (Shutterstock)
TT

Hindistan'da giderek derinleşen dini kutuplaşma endişeleri körükledi

Hassan’da BJP bayrakları sallayan iki Hint, Ocak 2023 (Shutterstock)
Hassan’da BJP bayrakları sallayan iki Hint, Ocak 2023 (Shutterstock)

Şakir Hüseyin

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında yapılan genel seçimlerinde iktidardaki Bharatiya Janata Partisi'nin (BJP) mecliste çoğunluğu elde edememesinin ardından dini bir toplumsal çatışma yaratmayı amaçlayan bazı olaylara tanık oldu.

Başlıca eyaletlerdeki yasama meclisi seçimleri yaklaşırken, sivil toplum grupları ve Müslüman liderler BJP'yi ‘yükselişe geçen muhalefet partileri karşısında İslamofobi yoluyla yeniden güç kazanmaya çalışmakla’ suçluyor.

BJP yönetimindeki Uttar Pradeş eyaletindeki Muzaffarnagar bölgesi polisi kısa bir süre önce, ‘Kanwar Yatra’ adıyla bilinen ve Hindu hacıların Ganj Nehri'nden taslarla su toplamak için Uttarancal ve Uttar Pradeş gibi eyaletlerde uzun mesafeler yürüdükleri Hindu hac sezonunda, Hinduların Müslümanlar tarafından hazırlanan, sunulan veya satılan yiyecekleri yememesi gerektiği inancından ötürü restoranlardan sahiplerinin ve çalışanlarının isimlerini göstermelerini isteyen bir yönerge yayınladı.

Ancak yönergeye itiraz edenler, bu adımın Müslümanlara ait işletmelerin ve yol kenarlarındaki küçük tezgahlarda satış yapan Müslümanların boykot edilmesine yol açacağını ve 1,4 milyar nüfuslu ülkede toplumsal bölünmeyi derinleştireceği uyarısında bulundular.

Eski milletvekili ve Sivil Haklar için Hindistan Müslümanları (Indian Muslims for Civil Rights/IMCR) Grubu Başkanı Muhammed Edib’e göre hem Muzaffarnagar polisi hem de Uttar Pradeş eyalet yönetimi, bu önlemleri Almanya'da Nazi döneminde yaşananlara benzeterek eleştiren insanlara rağmen karara uygulamakta kararlı görünüyor.

Bazıları, bu hamleyi Güney Afrika’nın apartheid politikalarına benzetti. Hindu bir restoran sahibi sosyal medyada paylaştığı bir videoda, yönetimin kendisini tüm Müslüman çalışanlarını kovmaya zorladığını söyledi.

Müslümanlar seçim kampanyası sırasında BJP'nin dini kutuplaştırma girişimlerine kanmamış ve akıllıca davranarak muhalefet ittifakına oy verdi. Bu da BJP'nin seçimlerde darbe almasına neden oldu.

Edib, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

BJP, şimdi intikam almak için bir fırsat buldu. Hintçe ‘sabka saath, sabka vikas’ şeklindeki ‘hep birlikte, herkes için kalkınma’ sloganı, saçma ve boş laf anlamına gelen ‘bakwas'tan ibaret ve sadece eski zulümlerin devam ettiğine tanık oluyoruz.

Muzaffarnagar bölgesi, 2013 yılında, BJP'nin Uttar Pradeş de dahil olmak üzere Hindistan'ın kalbinin attığı bölgelerde aldığı güçlü destek sayesinde zaferle çıktığı 2014 yılındaki genel seçimlere sadece birkaç kala korkunç dini şiddet olaylarına sahne olmuştu.

Hindistan Ulusal Kongre Partisi (INC) öncülüğünde kurulan ve çok sayıda muhalefet partisini içeren Hindistan Ulusal Kalkınma Kapsamlı İttifakı (INDIA), bu yılki seçimlerde BJP'nin güçlü bir zafer kazanacağına dair seçim öncesi tahminlerine meydan okudu.

Müslümanlar seçim kampanyası sırasında BJP'nin dini kutuplaştırma girişimlerine kanmamış ve akıllıca davranarak muhalefet ittifakına oy verdi.

Gençler arasındaki yaygın işsizlik, tarım sektöründeki sıkıntılar, (Hint kastlarından biri olan) Dalitler arasında BJP'nin Hindutva (Hindu milliyetçiliği) projesi doğrultusunda Hindistan anayasasını değiştirmek üzere olduğuna dair korkular ve BJP hükümetinin iki dönemi boyunca yerine getirilmeyen seçim vaatlerine duyulan öfke INDIA’nın işini kolaylaştırdı.

Dalitlerin, Hindistan'ın kültürel kimliğini Hinduizm üzerinden tanımlayan ve Hindistan'ı açıkça Hindu bir ulus-devlet haline getirmek isteyen aşırı sağcı etno-milliyetçi bir siyasi ideoloji olan Hindutva’ya karşı mesafeli olmaları şaşırtıcı değil. Dalitler yani ‘dokunulmazlar’ kısa bir süre öncesine kadar Hindistan’ın kast hiyerarşisinin en alt tabakasında yer alıyordu. Muzaffarnagar’da alınan kararlar Dalit satıcılara da zarar verecek. Çünkü üst kastlar Dalitlerin sundukları yiyecek ve içecekleri tüketmekte istekli olmayacaklar.

Hindistan yargısının konuya müdahil olması yönünde çağrılar yapıldı. Hindistan Yüksek Mahkemesi, 22 Temmuz'da, Uttar Pradeş’te yayınlanan yönergenin uygulanmasını durduran ve işletme sahiplerinin restoranlarında servis edilen yiyecek türlerini sergilemelerine izin veren bir karar çıkardı.

Meclisteki bütçe oturumuna katılan birçok milletvekili söz konusu yönergeyi eleştirdi. Onlardan biri olan muhalefetteki Samajwadi Partisi’nden Milletvekili Dimple Yadav, hükümetin başarısızlıklarını gizlemeye çalıştığını söyledi. Yadav, “Bu insanlar işsizlik, yoksulluk, fahiş fiyatlar ve ülkenin altyapısını nasıl geliştirebileceğimiz hakkında konuşsalardı daha iyi olurdu” eleştirisinde bulundu.

Hindistan'da farklı partilerden siyasetçilerin popülerlik kazanmak için provokatif konuları kullanması ne alışılagelmişin dışında ne de yeni bir durum olsa da yaklaşan yerel düzeydeki yasama meclisi seçimlerinde özellikle BJP için riskler oldukça yüksek.

Müslümanların BJP’ye karşı oy kullandıkları ve bu yüzden onlara bir ders verilmesi gerektiği yönündeki anlatıyı yorumlayan Sivil Hakları Koruma Derneği (Association for Protection of Civil Rights/APCR) Genel Sekreteri Nedim Han, ‘dini şiddet olaylarında, hukuksuz infazlarda ve Müslümanların evlerinin yıkılmasında endişe verici bir artış olduğuna’ dikkati çekti.

Bu tür olaylar Madhya Pradeş, Racastan, Uttar Pradeş, Orissa ve Gücerat gibi BJP yönetimindeki eyaletlerin yanı sıra Himaçel Pradeş, Carkhand ve Telangana gibi muhalefetin yönetimindeki eyaletlerde de yaşandı.

Nedim Han, geçtiğimiz günlerde inanç temelli bir sosyal örgüt olan Cemaat-i İslami Hind (Jamaat-e-Islami Hind/JIH) tarafından düzenlenen bir basın toplantısında “Bu olayların yüzde doksanı siyasi motivasyonlu” ifadelerini kullandı. APCR tarafından haziran ayında yayınlanan bir raporda da çeşitli şiddet ve İslamofobi vakalarına dikkat çekildi. 

Hindistan’da bazı Hinduların kutsal saydığı ineklerle ilgili politikalar çoğu zaman birçok suçun örtbas edilmesine imkan sağlıyor. Örneğin Madhya Pradeş eyaletinin Mandela bölgesindeki yetkililer, buzdolaplarından ‘sığır eti’ çıktığı iddiaları üzerine çok sayıda Müslümanın evini yıkmıştı.

Bir başka örnekte Delhi'nin Sangam Vihar bölgesinde yaşayan Müslümanlar, bir tapınağın önünde bir ineğin kalıntılarının bulunmasının ardından nefret söylemlerinin bölgede gerginliği tetiklediği iddiasıyla polise şikâyette bulundu.

Uttar Pradeş eyaletinin Aligarh şehrinde Müslüman bir gencin öfkeli bir kalabalık tarafından dövülerek öldürülmesi toplumsal gerginliğe yol açtı. Çatisgar eyaletinin Raipur şehrinde sığır taşımacılığı nedeniyle yaşanan şiddet olaylarında üç Müslüman genç öldürülürken, Güney Telangana eyaletinin Medak şehrinde de inek taşımacılığı nedeniyle çıkan tartışmada bir grubun Müslümanlara ait dini eğitim verilen bir okula saldırması sonucu çok sayıda kişi yaralandı.

Ülkenin doğusundaki Orissa eyaletinde öfkeli kalabalıklar polis eşliğinde Müslümanların evlerine girerek buzdolaplarında et aradı. Himaçel Pradeş eyaletinde yüzlerce Hindu radikal Müslümanlara ait dükkanları yağmaladı. Uttar Pradeş'in yönetim şehri Lucknow'da yerel yetkililer, Müslümanların çoğunlukta olduğu Akbarnagar bölgesinde devlet arazisi üzerine inşa edildiği gerekçesiyle çok sayıda evi yıktı.

Bazı Hinduların kutsal saydığı ineklerle ilgili politikalar çoğu zaman birçok suçun örtbas edilmesine imkan sağlıyor.

Şarku’l Avsat’ın Hindistan basınından aktardığı haberlere göre bin 169’u konut olmak üzere bin 800 yapı yıkılarak binlerce insan barınaksız ve geçim kaynaklarından yoksun bırakıldı. Bölge sakinleri, onlarca yıldır orada yaşadıklarını ve buldozerlerin yaşadıkları mahalleyi yerle bir ederken gerekli prosedürlerin takip edilmediğini belirttiler.

Frontline dergisi tarafından bu ay yayınlanan bir makaleye göre Hindistan'da iki yıl içinde 150 bin ev yıkıldı. Çoğunluğu Müslüman ve nüfusun marjinal kesimlerinden oluşan 738 bin kişi yerinden edildi.

Öte yandan JIH, Hindistan yargısını dini şiddet olaylarının tekrarlanmasına ve yerel makamların çeşitli bahanelerle Müslümanların evlerini yıkmasıyla ortaya çıkan yeni modele karşı ciddi adımlar atmaya çağırdı.

JIH ayrıca ana muhalefetteki INDIA’ya da bu konuları meclisin gündemine taşıyarak etkin bir muhalefet rolü oynaması çağrısında bulundu.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.