Gazze’deki savaş ve Ortadoğu'daki bölgesel düzen

İran çatışmanın merkezinde yer alırken ABD en önemli aktör olmaya devam ediyor

Tahran'ın merkezinde İran bayrağı ile renklendirilmiş bir İran haritasından ateşlenen füzeleri gösteren bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 15 Nisan 2024 (AFP)
Tahran'ın merkezinde İran bayrağı ile renklendirilmiş bir İran haritasından ateşlenen füzeleri gösteren bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 15 Nisan 2024 (AFP)
TT

Gazze’deki savaş ve Ortadoğu'daki bölgesel düzen

Tahran'ın merkezinde İran bayrağı ile renklendirilmiş bir İran haritasından ateşlenen füzeleri gösteren bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 15 Nisan 2024 (AFP)
Tahran'ın merkezinde İran bayrağı ile renklendirilmiş bir İran haritasından ateşlenen füzeleri gösteren bir duvar resminin önünden geçen bir adam, 15 Nisan 2024 (AFP)

Paul Salem

Geçtiğimiz on ayda Ortadoğu’daki bölgesel ve uluslararası siyasetin yörüngesinde köklü değişimler yaşandı. Önümüzdeki haftalarda ise çatışmanın öngörülemez sonuçlar doğuracağına şüphe yok.

Ortadoğu’nun 7 Ekim öncesi birkaç belirleyici özelliği vardı ve çatışmaları yönetmenin yanında bölgesel iş birliğini teşvik etmek için kapsamlı bir bölgesel mimariye sahip olmayan dünyadaki birkaç bölgeden biriydi. Bölge aynı zamanda uzun süredir devam eden ve çözüme kavuşturulmamış iki çatışmaya da ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri İsrail-Filistin çatışması, diğeri İran ile bölgedeki bazı ülkeler arasında devam eden çatışma. Ayrıca bölge Yemen, Suriye, Sudan ve Libya'da halen devam etmekte olan dört iç savaşa ve onlarca devlet dışı silahlı aktöre de ev sahipliği yapıyor.

İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş, Filistinliler için 1948 yılındaki Nekbe (Büyük felaket) kadar ağır bir tarihi yıkım olduğuna hiç şüphe yok. Bu savaş, İsrail’deki aşırı sağcı kanadın güç kullanımını ve işgali genişletme iştahını kabarttı.

Daha olumlu bir bakış açıdan bakıldığında bölge, ilk olarak İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında imzalanan ‘İbrahim Anlaşmaları’ ve ikinci olarak geçtiğimiz yıl mart ayında Çin'in arabuluculuğunda Suudi Arabistan ile İran arasında imzalanan tarihi anlaşma yoluyla bir tür pasifleşmeye de tanık oldu.

Bölge 7 Ekim arifesinde, önce ABD ile Suudi Arabistan arasında, ardından İsrail ile yapılacak olan, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığı uzun vadede güçlendirecek ve İsrail'i Arap dünyasına daha fazla entegre edecek bir anlaşma yapılması olasılığına odaklanmıştı.

Stratejik hesaplamalar

Gazze Şeridi’ndeki yıkım ve çatışmanın Batı Şeria, Lübnan, Yemen, Suriye, Irak ve İran'ı da kapsayacak şekilde genişlemesiyle sonuçlanan 7 Ekim saldırısının üzerinden on ay geçti.

Bu çatışma büyük oyuncuların stratejik hesaplarının yeniden şekillenmesine ve Ortadoğu'daki bölgesel ve uluslararası ilişkilerin yörüngelerinin değişmesine nasıl katkıda bulundu?

dcfvfe
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda bir sokak boyunca uzanan çöp ve moloz yığınlarının arasında akan kanalizasyon suyu içinde yürüyen bir çocuk, 14 Ağustos 2024 (AFP)

İsrail için 7 Ekim saldırısı, 1973 Arap – İsrail Savaşı’ndan (Yom Kippur Savaşı) bu yana stratejik güvenliğine yönelik en büyük tehditti. İsrail, Yom Kippur Savaşı’nın aksine, Gazze’deki savaşın başlamasının üzerinden on ay geçmesine rağmen etkin caydırıcılığını yeniden tesis edemezken savunmasını tam olarak güçlendiremedi. İsrail, her ne kadar Hamas'ı nüfuzunun bir bölümünden mahrum bırakmayı başardıysa da stratejik konumu bakımından İran ve vekillerinin saldırılarına karşı savunmasız kalmaya devam ediyor. İçeride derin bölünmeler yaşayan İsrail, henüz ileriye dönük net bir stratejik yol bulabilmiş değil. Binyamin Netanyahu hükümetinin Gazze'yi süresiz olarak yeniden işgal etme, Batı Şeria'da baskıyı arttırma ve İran ve vekilleriyle açık bir şekilde gerilimi tırmandırma politikası sürdürülemez görünüyor ve İsrail'in güvenliğinin yeniden inşası için net bir vizyon üretmiyor.

İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaş, Filistinliler için 1948 yılındaki Nekbe (Büyük felaket) kadar ağır bir tarihi yıkım olduğuna hiç şüphe yok. Bu savaş, İsrail’deki aşırı sağcı kanadın Batı Şeria'daki Filistinliler için de vahim sonuçlar doğuracak şekilde güç kullanımını ve işgali genişletme iştahını kabarttı. Hamas, İbrahim Anlaşmaları’nın imzalandığı dönemde ötekileştirilen Filistin davasını yeniden ön plana çıkarmayı başarmış olsa da Filistin'de kurtarılacak fazla bir şey kalmadı. Yakın gelecekte iki devletli bir çözüme ulaşma şansı ise pek olası görünmüyor.

Ortadoğu’daki bu çatışmanın ABD için çok ciddi sonuçları oldu. Zira başkanlık seçimleri öncesi ABD ile Suudi Arabistan arasında İsrail'in de dahil olduğu tarihi bir anlaşmayı öngören temel projesi sekteye uğradı.

İran için ise bu çatışma çelişkili yönlerin bir karışımıydı. Bir yandan silahlı müttefiklerinden/vekillerinden biri İsrail'e modern tarihindeki en güçlü darbeyi indirmeyi başarıp on aydır İsrail'e karşı savaşmaya devam ederken başlıca müttefiki Hizbullah da kuzey cephesinde İsrail'e karşı sınırlı bir savaş yürütmeyi başardı. Bu anlamda İran'ın asimetrik savaş modelinin etkili olduğu kanıtlanmış ve İran'ın bölgede ördüğü nüfuz ağının bir sonucu olarak İsrail'i derin bir stratejik ikilem içine sokmuştur.

Çatışmanın merkezinde

Ancak bu çatışma İran'ı daha sonra pişman olabileceği yeni bir stratejik konuma getirmiş de olabilir. Geçtiğimiz nisan ayında İran ve İsrail arasında doğrudan bir gerilimin yaşanması, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Tahran'da öldürülmesi ve İran'ın İsrail'e beklenen cevabı vermesi, İran'ı doğrudan silahlı çatışmanın merkezine itti.

İran, geçtiğimiz 35 yıl boyunca ve özellikle de 1980'li yılların sonlarındaki İran-Irak savaşının sona ermesinden sonra savunma cephesi olarak vekillerine bel bağladı. İsrail (ve ABD) İran'ın dayattığı ‘oyunun kurallarını’ kabul etti ve buna göre İran'ın vekilleri tarafından gerçekleştirilen eylemler için İran'a değil vekillerine yönelik misillemeler gerçekleştirdi. Ancak bugün, bu kuralların değişebileceği ve İran'ın kendisini bu çatışmada doğrudan hedef haline getirebileceği görülüyor.

Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin İran ve İsrail ile ‘iki taraflı olarak çatışmayı yatıştırma’ stratejileri oldukça iyi sonuç vermiş görünüyor. Körfez ülkeleri hem geçtiğimiz on ay boyunca hem de gerilimin önümüzdeki haftalarda daha fazla tırmanma olasılığına rağmen çatışmanın dışında kalmayı, güvenliklerini korumayı ve ekonomik ve kalkınma gündemlerini sürdürmeyi başardılar. Aynı şey şimdiye kadar çatışmadan pek fazla etkilenmeyen Türkiye için de söylenebilir.

Ortadoğu’daki bu çatışmanın ABD için çok ciddi sonuçları oldu. Zira başkanlık seçimleri öncesi ABD ile Suudi Arabistan arasında İsrail'in de dahil olduğu tarihi bir anlaşmayı öngören temel projesi sekteye uğradı. Ayrıca, Netanyahu'nun Gazze ve Gazzelilere karşı yıkıcı savaşını sürdürme ısrarını etkileme konusunda kendisini büyük ölçüde güçsüz bulan ABD'nin güvenilirliğine ve ahlaki duruşuna da zarar verdi.

Farklı ülkelerden diplomatların ve bölgedeki önde gelen liderlerin çabalarının mevcut çatışmanın sona ermesine ve fırsatlarla dolu yeni bir sayfa açılmasına yardımcı olabileceğini umalım.

Ayrıca bu çatışma ABD ordusunu Hizbullah ve İran ile iki cepheli bir savaşa girme riskine sürükledi. Ancak bu, ABD'nin açıkça kaçınmaya çalıştığı bir durum. Dahası İsrail Başbakanı Bİnyamin Netanyahu, ABD Başkanı Joe Biden'dan ziyade kendisinin ABD Kongresini kontrol edebildiğini ve İsrail-Filistin ve İsrail-İran çatışmaları konularında ABD politikasının gidişatını etkili bir şekilde yönlendirebildiğini göstererek ABD’nin güvenilirliğini zayıflattı.

Ancak bu çatışma ABD'nin iyi ya da kötü bölgedeki en önemli küresel aktör olmaya devam ettiği gerçeğini değiştirmezken ABD, İsrail'in başlıca askeri ortağı ve aynı zamanda İran'ın bölgedeki durumu tırmandırma girişimlerine karşı başlıca askeri caydırıcı unsur olmaya da devam ediyor. ABD aynı zamanda Gazze’deki savaşı sona erdirme ve 'iki devletli çözüme' yönelik çabaları ilerletme girişimlerinde en önde gelen küresel diplomatik oyuncu olmayı da sürdürüyor. Buna karşın Çin, Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas'ı bir araya getirme çabalarında faydalı bir rol oynamış olsa da Rusya gibi bu karmaşık ve tehlikeli çatışmada büyük bir rol oynama kapasitesine ve ilgisine sahip değil.

Bölgeye dair iki senaryo

Bölge İran ve İsrail'den gelecek adımları beklerken, ortaya çıkabilecek iki olası senaryo var. Bunlardan ilkinde, nisan ayında olduğu gibi saldırılar ve karşı saldırılar oldukça organize bir şekilde ele alınıyor ve bu da büyük bir tırmanıştan kaçınılmasına katkıda bulunuyor. Bu senaryoda asıl kararı Netanyahu ve İsrail hükümeti alacak. Netanyahu ve İsrail hükümeti, Gazze'de ve ardından Lübnan'da ateşkesi kabul ederek bölgeye savaş sonrası yeniden yapılanmaya ve Gazze'de yeni bir yönetim için fırsat tanıyacak mı, yoksa Netanyahu, siyasi kariyerinin sona ermemesi için çatışmayı sürdürmeye devam mı edecek?

sacdvfeb

İkinci senaryoda ise saldırılar ve karşı saldırılar, tam ölçekli bir tırmanışa dönüşüyor. Bu tırmanış, Lübnan'ın işgali de dâhil olmak üzere topyekûn bir savaşı ve İsrail ile İran arasında (ABD'nin İsrail'in yanında yer alacağı) doğrudan bir çatışmayı da körükleyebilir. İsrail, İran'ın nükleer altyapısını mümkün olduğunca yok etmeye çalışırken, İran da İsrail'e mümkün olduğunca fazla zarar vermeye çalışacaktır. Bu senaryoda risk, Körfez ülkelerine sıçrayabilecek ve dolayısıyla Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) küresel enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi etkileyebilecek kararlar alacağı düzeylere kadar yükselebilir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
TT

Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)

Çinli bilim insanının ABD'de federal güvenlik görevlilerince sorgulandıktan kısa süre sonra ölmesi tartışma yarattı.

CBS News'in aktardığına göre Michigan Üniversitesi'nde yarı iletkenler alanında çalışan Danhao Wang, 19 Mart'ta yaşamını yitirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, araştırmacının kampüsteki bir binadan atlayarak intihar ettiği ihtimali üzerinde durulduğu belirtildi.

Çin'in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu da Hong Kong merkezli South China Morning Post'a gönderdiği e-postada Wang'ın intihar ettiğini doğruladı.

"Bu trajediden derin bir üzüntü duyuyoruz" ifadelerini kullanan Liu, ABD'deki Çinli öğrenci ve akademisyenlerin haksız sorgulamalara ve tacizlere maruz bırakıldığını savundu.

Liu, ABD yönetimine olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütme, Wang'ın ailesine ve Çin tarafına bir açıklama sunma çağrısında bulundu.

Üniversitede doktora sonrası araştırma yapan 1500 kişiyi temsil eden Michigan Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırmacılar Örgütü (UM-PRO), birçok uluslararası öğrencinin giderek daha fazla hedef alındığını hissettiğini bildirdi.

UM-PRO'dan Nick Geiser, Wang'ın ölümünden önce federal yetkililerce sorguya alındığını bildiklerini fakat incelemenin neyle ilgili olduğuna dair kendileriyle detay paylaşılmadığını söyledi.

ABD yönetimi olayla ilgili henüz açıklama yapmazken, soruşturmaya dair detay da verilmedi.

Geiser, "Bu olay, mevcut yönetim altında tüm sektörlerden, farklı ülkelerden ve farklı kesimlerden gelen göçmen işçilerin hissettiği genel korkunun bir yansıması" dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, BBC'ye gönderdiği açıklamada olayla ilgili inceleme başlatılması çağrısını yineledi:

Çin, vatandaşlarının meşru ve yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunmak için gerekli adımları atmaya devam edecektir.

Northwestern Üniversitesi'ndeki Çin asıllı Amerikalı sinirbilimci Jane Wu'nun 2024'te intihar etmesinin ardından ailesi okula dava açmıştı. Wu'nun Çin yönetimiyle bağlantılı çalıştığına yönelik iddialarla başlatılan inceleme sırasında okul yönetiminin araştırmacıya kötü davrandığı savunulmuştu.

ABD, son yıllarda ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Amerikan kampüslerindeki Çinli öğrencilere yönelik denetimleri sıkılaştırdı.

Donald Trump yönetimi, Çin Komünist Partisi'yle bağlantılı olduğu öne sürülen öğrencilerin vizelerinin iptal edileceğini geçen yıl açıklamıştı. Ancak Trump, bu sert tutumundan dönerek Pekin'le ticaret görüşmeleri sırasında 600 bin Çinli öğrenciye vize vermişti.

Independent Türkçe, BBC, SCMP, CBS News


Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
TT

Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)

Kripto tabanlı Polymarket'ta ABD-İran ateşkesine dair bahisler içeriden bilgi sızdırılmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini salı günü açıklamıştı.

Kripto analiz platformu Dune'un verilerine göre, Trump sosyal medya platformu Truth Social'dan ateşkes ilanını paylaşmadan önce Polymarket'ta en az 50 yeni hesap oluşturuldu.

Salı sabahı oluşturulan cüzdanlardan birinden, ortalama 8,8 sentlik bir fiyatla yaklaşık 72 bin dolarlık bahis yatırıldı. Kullanıcı, ateşkese oynadığı bahisten 200 bin dolar kazandı.

Aynı gün platforma katılan ve benzer bir bahis oynayan hesap da 125 bin 500 dolar kazanç elde etti.

Trump'ın gönderisinden 12 dakika önce oluşturulan başka bir cüzdan da 33,7 sentten 31 bin 908 dolarlık bahis oynadı ve 48 bin 500 dolar kazandı.

AP'nin analizine göre bu cüzdanların hepsi platforma yeni katıldı. Ancak bunların yeni kullanıcılar mı yoksa ek hesap açan mevcut kullanıcılar mı olduğu veri gizliliği nedeniyle belirlenemiyor.

Bu verileri gizli tutan Polymarket ise Amerikan haber ajansının yorum talebine yanıt vermedi.

Diğer yandan bu cüzdanlar, yatırımcıları arasında ABD Başkanı'nın oğlu Donald Trump Jr.'ın sahibi olduğu risk sermayesi şirketi 1789 Capital'ın da yer aldığı Polymarket'a içeriden bilgi sızdırıldığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

İran ve ABD müzakereler hakkında çelişkili açıklamalar yaparken, Polymarket'ta 31 Mart öncesinde anlaşma yapılacağına dair bahisler de artmıştı.

Ayrıca platformdaki bazı kullanıcılar, ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya kara harekatı düzenleyerek Nicolas Maduro'yu kaçırmadan saatler önce hesap açıp bahis oynayarak yüksek miktarlar kazanmıştı.

Georgia State Üniversitesi'nden Todd Phillips şunları söylüyor:

İşte bu yüzden bu piyasaların düzenlemeye ihtiyacı var. İçeriden alınan bilgilerle işlem yapılmasına izin verilirken diğer yatırımcıların bu piyasalarda sorun yaşamamasını bekleyemeyiz.

Öte yandan yatırımcıların, ateşkes ilanından birkaç saat önce petrol fiyatlarının düşeceğine ilişkin yaklaşık 950 milyon dolarlık pozisyon alması da dikkat çekti.

Reuters'ın analizine göre ateşkes ilanından yaklaşık iki saat önce 8 bin 600 adet Brent ve ABD ham petrol (WTI) vadeli işlem sözleşmesi satıldı.

Analizde, bu tür işlemlerin normalde tek seferde yapılmadığına, yatırımcıların fiyatları etkilememek için işlemleri saatlere yaydığına dikkat çekiliyor.

Trump'ın ateşkes ilanının ardından çarşamba günü piyasa açılısında petrol fiyatları yüzde 15 düşmüştü.

23 Mart'ta da yatırımcılar, Trump'ın İran'ın enerji altyapısına saldırıyı erteleyeceğini açıklamasından sadece 15 dakika önce 500 milyon dolarlık satış yapmıştı. Bu da fiyatlarda yüzde 15'lik düşüşe yol açmıştı.

Independent Türkçe, AP, Reuters


İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
TT

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”

İran'daki muhafazakarlar ABD ve İsrail'le çatışmaların askıya alınmasından rahatsız.

ABD Başkanı Donald Trump, salı günkü açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.  

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise üzerinde uzlaşılan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini savundu. Kalibaf'a göre bunlar arasında Lübnan'a saldırıların sürmesi, İran hava sahasına izinsiz girilmesi ve mutabakatın 6. maddesinde yer alan İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının ihlal edilmesi bulunuyor.

Diğer yandan BBC'nin analizinde, İran'daki şahinlerin ateşkesten rahatsızlık duyduğuna dikkat çekiliyor.

Buna göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Körfez ülkelerindeki ABD varlıklarına misillemeleri muhafazakar kanadı cesaretlendirdi. Tahran'daki şahinler, "ABD ve İsrail karşısında üstünlük sağladığı için İran'ın savaşı sürdürmesi gerektiğini" savunuyor.

Haberde, Devrim Muhafızları'na bağlı Besic milislerinden bir grubun, ateşkes ilan edildikten kısa süre sonra karara karşı çıkmak için İran Dışişleri Bakanlığı'na yürüdüğü aktarılıyor.

Muhafazakar Kayhan gazetesi de olaydan birkaç saat sonra ateşkesin "düşmana bir hediye vermek anlamına geleceğini" yazdı.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta İran'da en az 3 bin kişi yaşamını yitirdi. Ayrıca ülkedeki sivil altyapı da ciddi ölçüde zarar gördü.

Analizde, bazı şahin politikacılar arasında ülkeyi korumak adına ateşkese sıcak bakan kişiler olduğuna da işaret ediliyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump'ın damadı Jared Kushner ve ABD Başkanı'nın Ortadoğu elçisi Steve Witkoff'un yer alacağı heyet cumartesi günü İslamabad'a gidecek.

Tahran yönetimi adına da Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki heyet görüşmelere katılacak.

BBC, görüşmelerde birebir temasların yapılacağını aktarıyor. ABD-İsrail saldırıları sonucu öldürülen İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in yönetiminde ABD'yle doğrudan müzakerelere yanaşılmıyordu.

Ancak analizde, Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba'nın "birebir teması onayladığının düşünüldüğü" yazılıyor.

Independent Türkçe, BBC, Tesnim