Arakçi, Hamaney'in direktifleriyle tutarlı bir dış politika sözü verdi

Önceliği Çin ve Rusya ile iyi ilişkileri sürdürüp, Washington'la ‘düşmanlığı yönetmek’

Abbas Arakçi güven oylaması öncesinde milletvekillerine programını açıkladı. (Tesnim)
Abbas Arakçi güven oylaması öncesinde milletvekillerine programını açıkladı. (Tesnim)
TT

Arakçi, Hamaney'in direktifleriyle tutarlı bir dış politika sözü verdi

Abbas Arakçi güven oylaması öncesinde milletvekillerine programını açıkladı. (Tesnim)
Abbas Arakçi güven oylaması öncesinde milletvekillerine programını açıkladı. (Tesnim)

Yeni hükümette dışişleri bakanı adayı olan deneyimli diplomat Abbas Arakçi programlarını sunarken, milletvekilleri 2015 nükleer anlaşma müzakerelerindeki rolüne yönelik sert eleştiriler ile Dini Lider'in tavsiyelerine bağlılığı ve Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) bölgesel dış politikadaki rolüne atıfta bulunarak diplomasi ile ‘saha’ arasında etkileşim yaratmaktan duyduğu memnuniyet arasında bölündü.

İran Meclisi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından aday gösterilen bakanların niteliklerini görüşmek üzere oturumlarına devam etti. Üçüncü ve dördüncü oturumlarda milletvekilleri istihbarat, ekonomi ve sağlık bakanlıklarının yanı sıra dışişleri bakanlıkları için aday gösterilenlerin dosyalarını görüştü.

Arakçi, bölgesel ve küresel zorluklar karşısında ‘kapsamlı, etkili ve nüfuzlu’ bir dış politika izleyeceğini, herhangi bir siyasi akım ya da hizipten yana olmayacağını, ‘ulusal çıkarları güvence altına almak’, ‘ulusal güvenliği güçlendirmek’ ve ‘ülkenin saygınlığını ve prestijini korumak ve arttırmak’ olmak üzere üç ana görevi yerine getireceğini taahhüt etti.

cdvfg
Dışişleri Bakanı adayı Abbas Arakçi, parlamentoda Pezeşkiyan'ın kabinesindeki bakanların onaylandığı ilk oturuma katıldı. (Reuters)

Arakçi, “Rejimin sabit pozisyonları, parlamentonun yasaları ve Dini Lider’in talimatları her aşamada ana unsur olacak. Parlamentoya karşı sorumlu bir yetkili olacağım ve milletimin çıkarlarını koruyacağım” ifadelerini kullandı. ‘Yaptırımları iptal etme’ politikasına bağlılığını dile getiren Arakçi, ekibinin ‘müzakereleri tüketme tuzağına düşmeyeceğini’, ancak ‘uluslararası sistemdeki değişikliklerin bilinçle karşılanması gerektiğini’ belirtti.

‘Çatışma yönetimi’

Arakçi dış politika önceliklerinin ana hatlarını çizerek şunları söyledi: “Çin ve Rusya'nın yanı sıra yaptırımlar döneminde yanımızda duran Afrika, Latin Amerika ve Doğu Asya'daki yükselen güçler dış politika önceliklerinin başında yer alacak. ‘İyi komşuluk’ her zaman çalışmalarımın odağında olacak. Bu politika güçlü bir şekilde devam edecek ve komşuluk alanındaki büyük siyasi ve ekonomik fırsatları hayata geçirmeye çalışacağız.”

Arakçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa'nın İran’a yönelik yanlış ve düşmanca tutumunu düzeltmesi önceliklerimiz arasında yer alacak. Son olarak, ABD'ye yönelik politikamız ‘çatışmaları ortadan kaldırmak’ yerine ‘çatışmaları yönetmek’ şeklinde olacak.”

grthy
İran parlamentosu, bakan adaylarının programlarının görüşülmesinin ardından güven oylamasına gidecek. (DPA)

Nükleer müzakerelerle ilgili programından da bahseden Arakçi şu ifadeleri kullandı: “Nisan 2021'de nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için müzakereler başladığında, süreç Stratejik Eylem Yasası’na ve rejimin pozisyonlarına dayanıyordu. O zamandan beri bu pozisyonlara bağlılığımı gösterdim. Bu konudaki tartışmalar mevcut hükümette de devam etti. Müzakereler bazı nedenlerden dolayı sonuçlandırılamadı. Trump'ın direnişinden bahsettim ve anlaşmadan çekildiğinde bunun doğru olduğu ortaya çıktı. Beklendiği gibi, ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde anlaşmayı yok etme girişimleri başarısız oldu, bu da politikamızın doğruluğunu teyit ediyor.”

Stratejik Eylem Yasası

Meclisin nükleer programa ilişkin Stratejik Eylem Yasası’na bağlılığını yineleyen Arakçi, Nisan 2021'de ABD'nin nükleer anlaşmaya geri dönme arzusunu ifade etmesiyle birlikte İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ana hatlarını çizdiği ‘rejimin kararlı tutumları’ politikasının uygulandığını kaydetti.

Arakçi, “Dini Lider’in rehberliğine dayanan yaptırım politikamız, yaptırımları etkisiz hale getirmeye odaklanırken aynı zamanda onları kaldırmaya da çalışıyor. Dışişleri Bakanlığı, yaptırımların kaldırılması konusundaki sorumluluğunu göz ardı etmeyecek ve geçmiş deneyimler temelinde, hızlanmadan ya da hantal müzakerelerin tuzağına düşmeden çalışacak” şeklinde konuştu.

Direniş eksenini ve Filistin'i desteklemenin İran'ın dış politikasının önemli bir parçası olduğunu ve bu yaklaşımı sürdüreceğini ifade eden Arakçi, ‘çeşitli alanlardaki güçlü yönler sayesinde İran'ın bölgedeki stratejik dengesinin arttığını’ belirtti. “Diplomatik aygıt bu kazanımları korumalıdır” diyen Arakçi, “Eğer parlamentodan onay alırsak, direniş diplomasisi 14'üncü hükümetin dış politikasının merkezinde yer alacak” ifadesini kullandı. Arakçi ayrıca, İranlı general Kasım Süleymani'yi ‘direniş eksenini tasarladığı’ için övdü.

Ülkenin genel politikalarına uygun olarak ekonomik diplomasiyi yeniden canlandırma sözü veren Arakçi, “Küresel pazarlardan adil bir pay elde etmek için tüm diplomatik imkanlar kullanılacaktır” dedi. Arakçi ayrıca, komşu ülkelerle ilişkileri güçlendirirken sınır illerine odaklanan ‘sınır diplomasisinin’ önemini vurguladı.

‘Diplomasi ve saha’

Dışişleri Bakanı adayı Abbas Arakçi kürsüye çıkmadan önce İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Arakçi'nin programlarının ve dışişleri portföyüne uygunluğunun onaylandığını duyurdu.

Komisyon Sözcüsü İbrahim Rızai, “Onaylanmasının en önemli nedenlerinden biri, diplomasi ve sahanın tam dengesi ve koordinasyonu ile kapsamlı, etkili ve nüfuzlu diplomasidir” diyerek DMO'nun özellikle bölgesel faaliyetleriyle bilinen ismine üstü kapalı bir göndermede bulundu.

xcdvf
Milletvekili Manuçehr Muttaki Arakçi'nin adaylığını savundu. (Tesnim)

Rızai, Arakçi'nin programlarının Avrupa ile ‘ciddi, pragmatik ve fırsatçı’ bir şekilde etkileşimde bulunmayı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a karşı bir güvenlik konsensüsünün yeniden inşasını önlemeyi ve yaptırımları ‘onurlu bir şekilde, hedefli ve aşırı uzatılmayan müzakereler yoluyla’ kaldırmayı içerdiğini sözlerine ekledi.

Rızai, İran Meclisi internet sitesine verdiği demeçte, “Arakçi'nin bakış açısına göre direniş ekseni gücümüzün unsurlarından biridir ve kendisi bu ekseni bölgede ve dünyada desteklemeye kararlıdır” ifadesini kullandı.

Destekçiler ve muhalifler

Eski Dışişleri Bakanı ve şu an milletvekili olan Manuçehr Muttaki, Arakçi'ye oy verilmesi çağrısında bulunarak, oylamanın ‘uluslararası öneme sahip olduğunu’ vurguladı. Muttaki, Arakçi'yi savunurken ‘Dışişleri Bakanlığı'nda Arakçi'den daha bilgili ve modern birini tanımadığını’ ve onun ‘bu bakanlık için mümkün olan en iyi seçim’ olduğuna inandığını söyledi.

Arakçi yanlısı milletvekilleri, parlamentonun nükleer programla ilgili yasasına bağlılığının yanı sıra DMO'nun bölgesel faaliyetlerini destekleme ve füze programı konusunda pazarlık yapmama konusundaki kararlılığından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

Ancak Arakçi karşıtı milletvekilleri, 2015 nükleer anlaşması müzakerelerine ve eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile yaptığı çalışmalara odaklandı. Muhafazakâr Milletvekili Emir Hüseyin Sabiti Munferid, “Tehlikeli bir oyun başladı. Birileri Arakçi'nin bakan olması gerektiğini söyledi ve Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü bizden tüm bakanlar için oy kullanmamızı istedi. Bu nasıl mantık? Madem öyle parlamentoyu kapatın. Parlamentoyu baştan etkisiz hale mi getirmek istiyorsunuz? İmam Humeyni’nin her şeyin başı olduğunu söylediği parlamento bu mu?” şeklinde konuştu.

İran'da nükleer anlaşmanın en önde gelen muhalifi olan cumhurbaşkanı adayı Said Celili'nin müttefiki olan Sabiti, nükleer anlaşmayı ‘çok zararlı’ olarak nitelendirdi ve “Arakçi neden şimdi Zarif'le arasına mesafe koymak istediğini açıklıyor?” diye sordu. Milletvekili Meysem Zuhuriyan ise Arakçi'nin ‘halen insanların hayatlarını yabancıların iradesine bağlayan sistemin bir parçası mı olmak istediğini’ sordu. Zuhuriyan, “Arakçi kendisinin Zarif olmadığını belirtti. Bence bu iyi bir şey ama bu farkı ve farklılıkların nerede olduğunu açıkça ortaya koymak daha iyi olur. Çünkü 2013'ten 2021'e kadar Sayın Zarif'in tamamlayıcı imajı olarak görülüyordu” dedi.

Milletvekili Muhammad Rıza Ahmedi, “ABD nükleer anlaşmadan çekildi, İran ise tüm taahhütlerine bağlı kaldı. Dışişleri bakanının geçmişinde yetenek ve güç olması gerekir ama Arakçi müzakere ekibinin başındayken pek çok şeyi dikkate almadı” ifadelerini kullandı.

Ahmedi, Arakçi ve Hasan Ruhani hükümetini Stratejik Eylem Yasası'ndan kaçmaya çalışmakla suçlayarak, “Birçok bahane ürettiniz, uygulamadınız ve nükleer anlaşma metninde gerekli hassasiyeti göstermediniz” dedi.

Ahmedi sözlerini şöyle sürdürdü: “Nükleer anlaşmayı neden Trump'ın biz hiçbir şey yapmadan anlaşmadan çekildiği zaman iptal etmesine izin verecek şekilde yazdınız? Anlaşmanın bizim üzerimizde önemli olumsuz etkileri olduğu söylenebilir. Gülümseme diplomasisine devam etmemesi için Arakçi'ye oy vermeye nasıl cesaret edebiliriz? Arakçi'nin müzakereler sırasında olumlu bir sicili yok. İç meseleler dışarıya bağlanmadan çözülmeli.”

Milletvekili Muhammad Rıza Sabbagiyan nükleer anlaşmayı eleştirerek, “Neden siz tek taraflı nükleer anlaşmayı imzaladınız ve uyguladınız da diğer taraf anlaşmadan çekildi ve uygulamadı? Trump'ın anlaşmadan çekildiğini söylemek doğru değil” diye konuştu.

Milletvekili Hadi Kavvami, Arakçi'nin ‘ABD ile düşmanlığı yönetme ve düşmanca politikalarına karşı koyma’ planlarına atıfta bulunarak, “Parlamentonun Arakçi lehine verdiği büyük oy dünyaya önemli bir mesaj gönderiyor” dedi.

Milletvekili Ahad Azadi Havah ise “Arakçi'nin 15 komşu ülke için İran ile uyumlu iyi programları var” dedi. Arakçi'nin DMO'daki geçmişine atıfta bulunan Havah şu ifadeleri kullandı: “1980'lerdeki savaş sırasında subaydı. Yaptırımları engellemeye ve hükümet ile saha arasında etkileşim yaratmaya çalışıyor.”



İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.