Afganistan'dan kaçan kadın sayısı iki katına çıktı

Taliban, kadınların haklarını kısıtlayan adımları nedeniyle uluslararası toplumdan eleştiri toplamıştı (AP)
Taliban, kadınların haklarını kısıtlayan adımları nedeniyle uluslararası toplumdan eleştiri toplamıştı (AP)
TT

Afganistan'dan kaçan kadın sayısı iki katına çıktı

Taliban, kadınların haklarını kısıtlayan adımları nedeniyle uluslararası toplumdan eleştiri toplamıştı (AP)
Taliban, kadınların haklarını kısıtlayan adımları nedeniyle uluslararası toplumdan eleştiri toplamıştı (AP)

Afganistan'da Taliban yönetiminin kısıtlamaları nedeniyle ülkeden kaçan kadın sayısında ciddi artış yaşanıyor. 

Amerikan medya kuruluşu CNN, ABD'nin çekilmesiyle 2021'de ülkenin kontrolünü ele geçiren Taliban'ın dönüşünden beri, her yıl ülkeden kaçan mülteci kadın sayısının iki kattan daha fazla arttığını yazıyor. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine dayandırılan haberde, Afgan mülteci kadınların sayısının 2023'te 3,1 milyona ulaştığı belirtiliyor. 2021'de 1,2 milyon olan bu sayı, 2020'de 800 bin civarındaydı. Bunun son 20 yılda görülen en yüksek Afgan mülteci kadın sayısı olduğuna dikkat çekiliyor.

CNN'in görüştüğü ve adı Fatima olarak paylaşılan Afgan mülteci, üç kez ülkeden kaçmaya çalıştığını anlatıyor.

Taliban, 15 Ağustos 2021'de ülkenin kontrolünü ele geçirdiğinde Afgan Ulusal Ordusu'nda subay olarak görev yaptığını belirten 20'li yaşlarındaki kadın, ilk kaçış denemesini Ocak 2022'de gerçekleştirdiğini söylüyor. 

Ülkeden kaçan bir grupla Afganistan'dan İran'a geçmeye çalışırken İranlı sınır muhafızlarının kendilerine ateş açtığını savunan Fatima, ülkesine geri döndüğünü belirtiyor. Kadın bundan bir ay sonra bu sefer bir aracıya 45 bin Afgan Afganisi (yaklaşık 21 bin 500 TL) ödeyerek aldığı vizeyle Tahran'a uçtuğunu anlatıyor.

Tahran'da kalırken kendisini Türkiye'ye sokabileceğini söyleyen kaçakçılarla anlaştığını belirten Fatima, bu kişiler tarafından alıkonduğunu öne sürüyor. Kaçakçılardan dayak yediğini ve sonra İran polisi tarafından gözaltına alınıp Afganistan'a sınır dışı edildiğini belirtiyor. 

Fatima, otobüsün Afganistan sınırında Taliban militanları tarafından durdurulduğunu, askerlerin kendisini üç gün boyunca alıkoyduğunu söylüyor. Afgan Ulusal Ordusu'ndaki rolü nedeniyle sorguya çekildiğini ve dayak yediğini iddia eden kadın, serbest bırakılması için ailesinin Taliban'a 3 bin dolar rüşvet verdiğini savunuyor. 

Fatima, geçen yılki denemesinde Afganistan'dan kaçmayı başararak Pakistan'daki Ketta şehrinde bir oda kiraladığını belirtiyor.

BM'ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre Ağustos 2021'den bu yana 189 kadın ve kız çocuğu, İran ya da Türkiye'ye kaçmaya çalışırken kayboldu veya yaşamını yitirdi. 

BMMYK verilerine göre Türkiye'nin yaklaşık 120 bin Afgan mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yaptığına dikkat çekilen haberde, "Pakistan ve Türkiye'deki mültecilerin sınır dışı edilme endişesi yaşadığı" savunuluyor. 

2009'dan beri faaliyet gösteren Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşu Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği'nin (ARSA) kurucusu Zakira Hikmet, uluslararası toplumun daha etkili olması gerektiğini belirterek şunları söylüyor: 

Taliban'ın uyguladığı baskıcı politikalar pek çok kadın ve kız çocuğunu, çoğu zaman tehlikeli yollardan başka yerlerde güvenli bir yaşam ve daha iyi fırsatlar aramaya zorluyor.

Taliban, 2022'de aldığı kararla 11 yaşından büyük kız çocuklarının okula gitmesini yasaklamıştı.

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) açıkladığı rakamlara göre, Taliban'ın 2021'de iktidara gelmesinden bu yana Afganistan'da en az 1,4 milyon kız çocuğu ortaöğretimden mahrum kaldı. 

Independent Türkçe, CNN, AFP



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.