Sisi ve Erdoğan'ın Ankara'da yapacağı görüşmelerin gündeminde savunma iş birliği var

Mısır'ın F35'e alternatif olarak Türk savaş uçağı “KAAN”ı satın alması muhtemel

 Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi, Recep Tayyip Erdoğan'ı 14 Şubat'ta Kahire'de ağırlıyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi, Recep Tayyip Erdoğan'ı 14 Şubat'ta Kahire'de ağırlıyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi ve Erdoğan'ın Ankara'da yapacağı görüşmelerin gündeminde savunma iş birliği var

 Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi, Recep Tayyip Erdoğan'ı 14 Şubat'ta Kahire'de ağırlıyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi, Recep Tayyip Erdoğan'ı 14 Şubat'ta Kahire'de ağırlıyor (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye arasındaki savunma iş birliği, Cumhurbaşkanı Abdülfettah es Sisi'nin 4 Eylül'de Ankara'ya yapacağı ziyaret sırasında yapılacak görüşmelerin önemli bir bölümünü oluşturacak.

Türk basınında yer alan haberlere göre Sisi'ye ziyareti sırasında bakanlar, yetkililer ve iş adamlarından oluşan geniş bir heyet eşlik edecek.

Türk internet sitesi Sanayi Gazetesi'nin pazartesi günü yayınladığı bir habere göre Mısır, hava kuvvetlerini, yakın zamanda başarıyla test edilen Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçaklarıyla donatmayı düşünebilir.

Büyüyen iş birliği

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın 12 yıl aradan sonra Kahire'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret sırasında Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında bir dizi anlaşma ve mutabakat zaptının yanı sıra “iki ülke arasında yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyi toplantılarının yeniden düzenlenmesine” ilişkin ortak bir bildiri imzaladı.

xcvdfbg
Sisi ve Erdoğan 14 Şubat'ta Kahire'de anlaşma imzalarken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Şubat'ta Mısır'a yaptığı ziyaretin ardından geçen aylar, Ankara'nın yasaklı Müslüman Kardeşler yönetimine karşı darbe konusundaki tutumu nedeniyle 10 yıldan fazla süren gerginlik döneminin ardından, iki ülke arasındaki iş birliği alanlarını geliştirmek için yoğun faaliyetlere sahne oldu.

Türk internet sitesi, Amerikan “Intelligence Risk” şirketinin (Rain) Orta Doğu ve Kuzey Afrika baş analisti Ryan Paul'un, Mısır ordusunun hala umutsuzca dördüncü veya beşinci nesil savaş uçağı elde etmek istediğini söylediğini aktardı. 20 Amerikan F-35 hayalet savaş uçağının alınmasının mümkün olmadığına işaret etti.

zxscdfvgr
Erdoğan'ın Kahire ziyareti sırasında Sisi ve Erdoğan, Mısır-Türkiye İlişkileri Yüksek Stratejik Konseyi'ne ilişkin bir dizi anlaşma ve ortak deklarasyona imza attı. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Mısırlı yetkililerin Çin'den dördüncü ya da beşinci nesil savaş uçakları satın almayı müzakere ettikleri bildirildi. Bu durum Kahire'nin, ABD’nin bir rakibinden gelişmiş uçaklar almak için ciddi arayış içinde olduğunun ya da eski Başkan Donald Trump'ın satın alma sözünü verdiği F-35'ler için bastırdığının bir işareti olabilir.

Mısır'ın beşinci nesil savaş uçaklarına ilgisi

Mısır'ın istek listesinde Çin ve Pakistan hava kuvvetlerinde kullanılan dördüncü nesil J-10C Vigorous Dragon avcı uçağı ve henüz prototip aşamasında olan beşinci nesil FC-31 Gyrfalcon da yer alıyor. Hatta ağustos ayında çıkan bir haberde, Mısırlı yetkililerin, Çin'in diğer ülkelere satmakta isteksiz olduğu beşinci nesil avcı uçağı J-20 Mighty Dragon'u istediği iddia edilmişti.

Mısır, gelişmiş Çin yapımı savaş uçakları satın alarak ABD'yi kızdırma konusunda muhtemelen temkinli davranacak, ayrıca İsrail'in böyle bir satın almanın Mısır'ın İsrail'e yönelik gelecekteki niyetleri hakkında ne gibi sinyaller verebileceği konusundaki endişeleriyle de başa çıkmak zorunda kalacaktır.

thyj6
Mısırlı subaylar, eski Genelkurmay Başkanı'nın geçtiğimiz nisan ayında Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında Türk eğitim uçağını (Hürjet) inceledi (Arşiv)

ABD'nin iki yasası Mısır'ın F35 savaş uçağı satın almasını zorlaştırıyor. Bunlardan ilki, 2008 yılında kabul edilen ve ABD'nin İsrail'in Arap ülkeleri üzerindeki sözde niteliksel askeri üstünlüğünü destekleme taahhüdüyle ilgili, ikincisi ise Amerika'nın düşmanlarından silah ve askeri teçhizat satın alan ülkelere yaptırım uygulayan 2017 tarihli Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlarla Mücadele Yasası (CASA).

Ryan Paul, Kahire'nin yakın zamanda Washington'u F-35 uçağı satış yasağını kaldırmaya ikna edip edemeyeceğinin belirsiz olduğunu, ancak Mısır'ın Çin ve ABD'yi bypass ederek hayalet savaş uçakları elde etmek için üçüncü bir seçeneğe sahip olabileceğini söyledi. Güney Kore, Türkiye ve Hindistan gibi hayalet uçaklar geliştiren ülkelerden. Türk KAAN uçağı en gelişmiş uçak olduğu ve Ankara tarafından ihracat seçeneği olarak sunulduğu göz önüne alındığında uygun olabilir.

Erdoğan'ın Kahire ziyaretinden bir hafta sonra şubat ayında Türkiye, ocak ayında pistte test ettiği ilk yerli beşinci nesil savaş uçağının (KAAN), başarılı bir uçuş testi gerçekleştirdiğini duyurdu. Böylece Türkiye, dünyada beşinci nesil savaş uçağı üreten beş ülkeden biri oldu.

zaxsferg
Türkiye, beşinci nesil savaş uçağının (KAAN) uçuş testlerini geçtiğimiz şubat ayında gerçekleştirdi (X)

Türk savaş uçağı havadan havaya muharebe görevlerini yerine getirebiliyor ve süpersonik hızlarda dahili silah yuvalarından hassas saldırılar gerçekleştirebiliyor.

Ortak Üretimin Görüşülmesi

Kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı'nın askeri işlerden sorumlu danışmanı olarak atanan Mısır Silahlı Kuvvetleri eski Genelkurmay Başkanı Usame Aşkar, on yılı aşkın bir süredir Türkiye'yi ziyaret eden en üst düzey Mısırlı askeri yetkili sıfatıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak'ın davetlisi olarak nisan ayı sonunda Ankara'yı ziyaret etti.

Görüşmeler sırasında iki taraf, savunma sanayii ve ortak üretim alanındaki iş birliği de dâhil olmak üzere, önümüzdeki dönemde birçok alanda askeri iş birliğini arttırma arzusunu teyit etti.

Ankara ve İstanbul'da aralarında Baykar'ın da bulunduğu birçok savunma sanayi şirketini gezen Aşkar, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından geliştirilen, gelişmiş bir eğitim ve hafif taarruz uçağı olan Hürjet, Baykar tarafından üretilen hava muharebe amaçlı Kızıl Elma insansız hava aracı, Bayraktar TB2 insansız hava aracı ve TUSAŞ tarafından İtalyan Augusta Westland şirketi ile iş birliği içinde geliştirilmiş T-129 helikopteri de dahil olmak üzere farklı modellerde çok sayıda savaş uçağı gördü.

xscdfergt
Türk eğitim uçağı Hürjet

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın damadı Selçuk Bayraktar'ın yönetimindeki Baykar, Kahire'deki EDEX 2023 Savunma Sanayii Fuarı'nda, Bayraktar TB2 savaş aracını sergileyerek, ilk kez bir Türk şirketinin uluslararası savunma ve askeri sanayi fuarına katılmasını sağladı.

Mısır'ın eski Ankara Büyükelçisi Abdel Rahman Salah Şarku’l Avsat’a bu konunun Cumhurbaşkanı Abdül Fettah es Sisi'nin Türkiye ziyareti sırasında ele alınacağını ve iki taraf arasında sadece satış değil, insansız hava araçları ve diğerlerinin ortak üretimi konusunda da iş birliği yapılması ve üretimin sadece Türkiye'de değil, Mısır'da da yapılması konusunda bir anlaşma olduğunu belirtti.

İki ülke arasındaki askeri iş birliğinin boyutlarının Mısır'ın Türk insansız hava araçlarını edinme olasılığıyla sınırlı olmadığını, özellikle Mısır'ın, askeri teçhizatı yerel olarak üretme eğilimi ile birlikte ortak üretim alanına da uzandığını ifade etti.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.