Washington tarafından finanse edilen "Al-Hurra" kanalı 160 çalışanını işten çıkardı

 “Al Hurra” logosu (kanalın Facebook hesabından)
“Al Hurra” logosu (kanalın Facebook hesabından)
TT

Washington tarafından finanse edilen "Al-Hurra" kanalı 160 çalışanını işten çıkardı

 “Al Hurra” logosu (kanalın Facebook hesabından)
“Al Hurra” logosu (kanalın Facebook hesabından)

ABD hükümeti tarafından finanse edilen Arapça haber kanalı Alhurra'nın ana şirketinin CEO'su, ABD Kongresi tarafından dayatılan yüzde 20'lik bütçe kesintisinin ardından şirketin 160 kişiyi işten çıkardığını ve Irak kanalını ana kanalla birleştirdiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre MPN'nin CEO vekili Dr. Jeffrey Gedmin çalışanlara gönderdiği bir notta, “Bugün üzücü bir gün. Bugün 160 çalışma arkadaşımıza veda ettik. İş gücümüzü yüzde 21 oranında azalttık” ifadelerini kullandı.



Ulusal güvenlik kavramının evrimi, bölgesel ve küresel bağlamının birbiri ile bağlantısı

TT

Ulusal güvenlik kavramının evrimi, bölgesel ve küresel bağlamının birbiri ile bağlantısı

Nebil Fehmi

Ulusal güvenlik hiçbir zaman statik bir kavram olmamıştır. Toprakları korumaktan ve siyasi sistemin hayatta kalmasını sağlamaktan, ekonomik dayanıklılığı, teknolojiyi, bilgiyi, toplumu ve hatta tedarik zincirlerini yönetmeye kadar genişlemiştir. Mevcut çok kutuplu çağda, bölgesel ve küresel güvenlik derinden iç içe geçmiştir. Güç kullanımına artan bağımlılık, uluslararası düzeni daha parçalı, daha rekabetçi ve daha az yönetilebilir hale getirebilir.

Ulusal güvenlik fikri

Özünde ulusal güvenlik, bir devletin siyasi otoritesini, toprak bütünlüğünü ve hayatta kalması için gerekli koşulları koruma çabasını temsil eder. Geçmiş zamanlarda bu, öncelikle işgale karşı askeri savunma ve bazen de emperyal veya sömürgeci nüfuzu koruma anlamına geliyordu. Zamanla, devletler savaşın tek tehdit olmadığını fark ettikçe kavram genişledi. Ekonomik şoklar, iç istikrarsızlık, ideolojik rekabet, siber saldırılar ve enerji bağımlılığı da bir devletin hayatta kalmasını tehdit edebilirdi.

Bu daha geniş anlam önemli çünkü hükümetlerin güvenlik politikası olarak tanımladıkları şeyi değiştiriyor. Savunma Bakanlığının artık tüm yükü tek başına taşıması mümkün değil. Nitekim ulusal güvenlik bugün finans, ticaret, halk sağlığı, altyapı, veri yönetimi ve sanayi politikasıyla kesişiyor.

Kavramın evrimi

 Modern ulusal güvenlik kavramı birkaç aşamadan geçmiştir. Önemli bir dönüm noktası, egemenliğe ve toprak sınırlarına odaklanan Vestfalya devletler sistemiydi. Ardından, büyük güçler arasındaki rekabetin güvenliği kapsamlı bir ulusal proje haline getirdiği dünya savaşları dönemi geldi. Daha sonra, Soğuk Savaş, caydırıcılık, ittifak yönetimi, nükleer denge ve istihbarat rekabetine dayalı stratejik bir gerekçe olarak ulusal güvenliği pekiştirdi.

Pearl Harbor saldırısı, Amerika Birleşik Devletleri için önemli bir dönüm noktasıydı çünkü güvenliği sınırlı dış kaygıdan kalıcı bir ulusal seferberliğe dönüştürdü. İkinci Dünya Savaşı'nın akabinde, saldırı ve Soğuk Savaş'ın başlangıcı, barış zamanı hazırlığının stratejik düşüncenin kalıcı bir parçası haline gelmesine katkıda bulundu. Bir sonraki değişim, terörizmin, devlet dışı aktörlerin stratejik hasar verebileceğini gösterdiği 11 Eylül saldırılarından sonra geldi. Hükümetler, ulusal güvenlik kavramını iç güvenlik, terörle mücadele, finansman ve sınır kontrolünü içerecek şekilde genişletti.

O zamandan beri, küreselleşme ve teknoloji bu kavramı daha da ileriye taşıdı. Ekonomik karşılıklı bağımlılık yaptırımları, enerji piyasalarını ve yarı iletken ve kritik maden tedarik zincirlerini ekonomik araçlar kadar önemli hale getirdi. Siber saldırılar, dezenformasyon, uzay sistemleri ve yapay zeka, sivil ve askeri meseleler arasındaki çizgileri bulanıklaştırdı.

Dönüm noktaları ve etkenleri

Ulusal güvenlik kavramındaki her genişleme, önceki paradigmanın sınırlılığını ortaya koyan bir şokun ardından geldi. Dünya savaşları, endüstriyel gücün, lojistiğin ve kitlesel seferberliğin savunmanın ayrılmaz unsurları olduğunu gösterdi. Soğuk Savaş güvenliğin küresel, ideolojik ve nükleer hale geldiğini ortaya koydu. 11 Eylül olayları, asimetrik tehditlerin geleneksel sınırları aşabileceğini gösterdi. Finans krizi, siber çatışma ve büyük tedarik zinciri aksamaları ise ekonomik ve teknolojik kırılganlığın stratejik bir zayıflık haline gelebileceğini ortaya çıkardı.

Burada açık bir örüntü ortaya çıkıyor; devletler genellikle güvenlik tanımlarını ancak bir olay önceki tanımın çok dar olduğunu kanıtladıktan sonra genişletirler. Bu nedenle güvenlik doktrininin evrimi kademeli olmaktan ziyade tepkisel olma eğilimindedir ve yine bu kavramın, devleti korumaktan devletin bağlı olduğu sistemleri korumaya kadar genişlemeye devam etmesinin sebebidir.

Bölgesel ve küresel güvenlik

Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz. Bölgesel savaşlar enerji fiyatlarını, ticaret yollarını, göçü, silahlanma yarışlarını ve ittifak davranışlarını, doğrudan savaş alanının çok ötesinde etkiler. Buna karşılık küresel rekabetler savaşan taraflara silah, diplomatik destek, fon ve rekabetçi anlatılar sağlayarak bölgesel çatışmaları körükler.

Ukrayna'daki savaş bu karşılıklı bağlantıyı net bir şekilde açıklıyor. Tek bir bölgesel çatışma, Avrupa’nın savunma politikalarını yeniden şekillendirdi, NATO'nun uyumunu güçlendirdi, enerji piyasalarını alt üst etti ve Avrupa'nın çok ötesine yayılan gıda ve gübre krizlerine yol açtı. Benzer şekilde, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, nakliye rotalarını, sigorta maliyetlerini ve küresel ticareti etkileyerek, bir su yolundaki krizin anında küresel ekonomik ve güvenlik sorununa dönüşebileceğini gösterdi. Son olarak Ortadoğu'da, İran krizi ve Hürmüz Boğazı ile bağlantılı olarak, tekrarlanan yüksek gerilim dalgaları, yerel şiddetin dış güçleri nasıl içine çekebileceğini, daha geniş çaplı çatışma olasılığını nasıl artırabileceğini ve büyük güçler arasında stratejik rekabete nasıl kapı açabileceğini gösterdi.

Bu nedenle, bölgesel güvenliğin aynı zamanda küresel güvenlik olduğu iddiası sadece bir slogan değildir. Herhangi bir bölgedeki silah kontrolü düzenlemeleri, güven artırıcı önlemler ve kriz yönetimi mekanizmaları daha geniş çaplı istikrara katkıda bulunurken, bunların çökmesi büyük güçler arasında gerilimin tırmanması riskini artırır. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre uygulamada, bölgesel ve küresel düzeyler birbirine bağlı hale gelmiştir; bir yerdeki baskının etkileri hızla diğer yerlere yayılmaktadır.

Güç kullanımı ve küresel düzen

Mevcut durum endişe verici çünkü giderek artan sayıda devlet, silahlanmayı sınırlama çerçevelerinin zayıfladığı bir dönemde güce, zorlamaya ve gri bölge araçlarına başvuruyor. Sonuç ise sadece daha fazla çatışma değil, aynı zamanda kırmızı çizgiler, gerilim eşikleri ve kriz yönetimi konusunda daha büyük belirsizliktir. Askeri güç kullanımı kolaylaşırken kontrol edilmesi zorlaştıkça, caydırıcılık daha az istikrarlı hale gelir ve yanlış hesap yapma olasılığı artar.

Gelecekteki küresel düzene gelince en olası sonuç, kurallara dayalı öngörülebilirlikten uzaklaşarak daha çok işlemsel ve çekişmeli bir sisteme doğru geçiş olacaktır. Büyük güçler doğrudan savaştan kaçınabilir, ancak bölgesel vekil güçler, siber operasyonlar, ekonomik zorlama ve seçici ittifaklar yoluyla rekabet edeceklerdir. Bu, güç açısından çok kutuplu ancak kurallar ve normlar açısından parçalanmış, daha zayıf küresel kurumlar ve daha fazla dağılmış güvenlik bloklarını içeren bir dünya doğurabilir.

Bizi ne bekliyor?

Gelecek dünya düzeni muhtemelen tek bir baskın güç tarafından değil, büyük güçler, orta güçler ve bölgesel aktörler arasındaki zorlu uzlaşmalarla şekillenecektir. Devletler, iç dirençlerini dış caydırıcılıkla birleştirmeye devam edeceklerdir; bu da ulusal güvenliğin giderek kapsamlı bir hükümet stratejisi olacağı anlamına geliyor. Buradaki tehlike, her meselenin bir güvenlik meselesi haline gelmesi, diplomasinin rolünün azalması ve siyasi uzlaşmaların daha da zorlaşmasıdır.

Ancak bu, geleceğin kaosa mahkum olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, istikrarın silah kontrolünün yeniden inşasını, krizler sırasında iletişim kanallarının canlandırılmasını ve bölgesel çatışmaların küresel tehditlerin tezahürleri olarak ele alınmasını gerektireceği anlamına geliyor. Küreselleşmenin yönlendirdiği çok kutuplu ve birbirine bağlı dünyada, güvenlik artık yerel ve güç artık ayrı değil; eski sınırlar onları birbirinden ayıramayacak kadar çok kırılgan hale geldi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


Peşine düşen ölümden her seferinde kurtulan Donald Trump

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray muhabirleri yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırı olayının hemen ardından Washington’daki Beyaz Saray'ın Batı Kanadı’nda yer alan Brady Basın Brifing Odası'nda düzenlediği basın toplantısında konuşurken, 25 Nisan 2026 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray muhabirleri yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırı olayının hemen ardından Washington’daki Beyaz Saray'ın Batı Kanadı’nda yer alan Brady Basın Brifing Odası'nda düzenlediği basın toplantısında konuşurken, 25 Nisan 2026 (AFP)
TT

Peşine düşen ölümden her seferinde kurtulan Donald Trump

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray muhabirleri yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırı olayının hemen ardından Washington’daki Beyaz Saray'ın Batı Kanadı’nda yer alan Brady Basın Brifing Odası'nda düzenlediği basın toplantısında konuşurken, 25 Nisan 2026 (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray muhabirleri yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırı olayının hemen ardından Washington’daki Beyaz Saray'ın Batı Kanadı’nda yer alan Brady Basın Brifing Odası'nda düzenlediği basın toplantısında konuşurken, 25 Nisan 2026 (AFP)

Ömer Harkus

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi akşamı kürsüsünün başında bulunduğu Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yaşanan silahlı saldırı olayını kınadı.

Ancak Trump bununla yetinmeyerek, olayı, Beyaz Saray'daki güvenlik önlemlerini sıkılaştırma düşüncesini meşrulaştırmak için siyasi ve güvenlik argümanına dönüştürdü. Bu çerçevede altında sığınak barındıran yeni bir tören salonu projesine de değindi. Son aylarda yoğun eleştirilere konu olan bu proje, ABD Başkanlık binasının kimliğini kökten değiştiriyor.

Washington’daki Hilton Oteli'nde yaşanan olay, birden fazla silah taşıyan bir kişinin güvenlik kordonunu aşmaya çalışmasıyla başladı. Gizli Servis ajanlarının ateş açmasıyla durdurulan ve yakalanan şüphelinin Demokrat Parti’nin başkan adayı Kamala Harris'in seçim kampanyasını desteklediği öğrenilen Kaliforniyalı bir öğretim üyesi olduğu ortaya çıktı. Trump, doğrudan bir tehditle karşı karşıya kalmadı, çünkü saldırgan güvenlik kontrol noktalarına ulaşmadan otelin lobisinde durdurulmuştu. Olay anında yaşanan kaos, Washington'ın en önemli basın ve siyaset etkinliklerinden biri olan yemeğin sona ermesine yol açtı.

fbbfd
Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) bağlı taktik bir ekip, zırhlı araçlarla Beyaz Saray muhabirleri yemeğindeki ateş açma şüphelisiyle bağlantılı Kaliforniya'nın Torrance şehrindeki bir eve ulaştı, 25 Nisan 2026 (AFP)

Herkes saat 20.30 sularında silah seslerini duydu. İnsanlar sesin kaynağını arayarak başlarını çevirdiler. Yalnızca Donald Trump olan bitenin farkına varmadı. Hatta Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump'tan yaklaşık on saniye önce salonu terk etti. Salon kısa sürede paniğe sahneye döndü.

Kaos yaşanmasına karşın Trump yemeğe devam etmek istediğini belirtti. Hatta Truth Social'da etkinliğin sürmesini tercih ettiğini yazdı.

Yemeğe katılan Kongre üyeleri ilk anları ‘tam bir kaos’ olarak nitelendirirken Temsilci Nanette Barragan yaşananları ‘delilik’ olarak tanımladı. Barragan, bu büyüklükteki bir etkinliğin en üst düzey koruma önlemleriyle çevrilmiş olması gerektiğini vurguladı.

Trump'a yönelik en dikkat çekici dayanışma mesajı ise Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'den geldi. Eski ‘komünist’ Rodriguez, Trump'ı sağ kurtulması nedeniyle tebrik etmesinin ardından sosyal medya platformu X’teki hesabından yaptığı paylaşımda, “Barış bayraklarını savunanlar için şiddet hiçbir zaman bir seçenek olmayacak” ifadelerini kullandı.

Güvenliğin sıkılaştırılmasının gerekçesi

Trump, ardından düzenlediği basın toplantısında 3 binden fazla kişiyi ağırlayabilen Washington'ın en büyük etkinlik mekânı olan oteli eleştirmekten kaçınmadı ve otelin ‘özellikle güvenli olmadığını’ söyledi. Yaşananların Beyaz Saray'ın güvenlik altyapısının güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesinin zorunluluğunu kanıtladığını belirten Trump, “Bunu söylemek istemiyordum ama Beyaz Saray'da planladığımız tüm güvenlik unsurlarına ihtiyaç duymamızın nedeni bu” şeklinde konuştu.

Olayı önceki suikast girişimleriyle ilişkilendiren Trump, ABD’nin ‘daha önce kimsenin görmediği güvenlik düzeylerine’ ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Trump’ın Beyaz Saray’daki tören salonu planları, daha önce Doğu Kanadı olarak bilinen alanın altına güvenli bir sığınak yapılması da içeriyor.

Trump'ın silahlı saldırının ardından yaptığı açıklamalar, olayı sıradan güvenlik ihlalinden çok daha geniş bir kampanyanın parçasına dönüştürme çabasını yansıtıyor. Bu kampanya, kendisini tek başına hareket eden silahlı kişilerden, uluslararası komploculara uzanan çeşitli tehditlerin sürekli hedefi olarak konumlandırma anlayışına dayanıyor.

fvfbgr
ABD Başkanı Donald Trump, Washington’daki Hilton Oteli'nde düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde CBS News muhabiri Weijia Jiang ile birlikte sandalyelerine otururken, 25 Nisan 2026 (AFP)

Ancak gerçek şu ki, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yaşanan bu son olay, yalnız başına değerlendirilemez. Trump'ın seçim kampanyasından bu yana maruz kaldığı uzun tehdit sicilinin bir halkası olarak ele alınabilir.

Trump, 2024 yılında iki önemli suikast girişiminden sağ kurtuldu. Bunlardan ilki Pensilvanya’nın Butler şehrinde yaşandı. Trump, bu olayda kulağından yaralandı. Olay, Trump’ın yaşadığı en zorlu anlardan biri olarak kabul ediliyor. İkincisi ise golf sahasındayken Florida'da gerçekleşti. Geçmiş yıllarda yürütülen soruşturmalar, Trump'ı hedef alan başka planları da gün yüzüne çıkardı. Bunlar arasında İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) destekli bir girişim, tekrarlayan bireysel tehditler ve Gizli Servis'e yönelik eleştirilere yol açan güvenlik açıkları da yer alıyor.

Basın kuruluşlarının “kurtuluşu”

Trump, kaos yaşanmasına karşın yemeğe devam etmek istediğini belirtti. Hatta Truth Social’da etkinliğin sürmesini tercih ettiğini yazdı.

Kaynaklar, Trump'ın kendisine karşı önyargılı olduğunu düşündüğü medya kuruluşlarını hedef alan konuşmasını yapmak üzere kürsüye dönme niyetinde olduğunu aktardı. Bazı çevreler ise kurşunların gazetecileri Trump'ın alay ve saldırılarından kurtaran bir ‘kurtuluş’ olduğu yorumunda bulundu.

Olayın yansımalarının yalnızca ‘Birliğin Durumu Konuşması’na benzetilen yıllık bir etkinliğin iptal edilmesiyle sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda Trump'a ‘mağduriyet’ söylemini daha da güçlendirmek için kapı araladığı görülüyor.

Trump'ın geri dönme girişimine karşın kolluk kuvvetleri kararı kesinleştirerek binayı tamamen boşalttı. Ardından Beyaz Saray Muhabirleri Derneği Başkanı Weijia Jiang etkinliğin resmi olarak iptal edildiğini duyurdu.

Daha sonra yemeğin 30 gün içinde yeniden planlanması gerektiğini vurgulayan Trump, bu tutumuyla olayın siyasi ve medyadaki doğrudan varlığını sekteye uğratacak bir boyut kazanmasına izin vermek istemediğini ortaya koydu. Trump ayrıca gelecekteki konuşmalarında tonunun farklı olabileceğini de kabul ederek, medyaya karşı ‘niyetlendiği kadar sert olup olmayacağını bilmediğini’ söyledi.

sdcdscd
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yıllık yemeğinde asker selamı verirken, 25 Nisan 2026 (Reuters)

Olayın yansımalarının yalnızca ‘Birliğin Durumu Konuşması’na benzeyen yıllık bir etkinliğin iptal edilmesiyle sınırlı kalmayacağı görülüyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu gelişme, hem Trump'a mağduriyet söylemini daha da güçlendirme fırsatı sunuyor hem de büyük etkinliklerdeki güvenlik protokollerinin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesine zemin hazırlıyor. Bunun yanında sadece mevcut duruma benzer koşullarda gündeme gelen ‘Siyasi ve güvenlik kutuplaşmasının tam ortasında yaşayan Trump gibi bir başkan, hedef alınmadan ve iktidardan uzaklaştırılmaya yönelik girişimlere maruz kalmadan ne kadar süre iktidarda kalabilir?’ sorusunu yeniden gündemin birinci sırasına taşıyor.


İran’dan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve nükleer müzakerelerin ertelenmesi önerisi

İran’dan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve nükleer müzakerelerin ertelenmesi önerisi
TT

İran’dan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve nükleer müzakerelerin ertelenmesi önerisi

İran’dan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve nükleer müzakerelerin ertelenmesi önerisi

İran’ın, Pakistanlı aracılar üzerinden ABD’ye yeni bir teklif sunduğu; bu teklifte Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, savaşın sona erdirilmesi ve nükleer müzakerelerin ileri bir aşamaya ertelenmesinin yer aldığı bildirildi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın savaşın sona erdirilmesi için müzakere etmek isterse kendileriyle iletişime geçebileceğini belirtti. Trump, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın sonlandırılabileceğini ifade ederken, Tahran’ın nükleer silaha sahip olmasına kesinlikle izin verilemeyeceğini vurguladı.

Diplomatik trafiğe paralel olarak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bugün Moskova’ya giderek ikili ilişkiler ve bölgesel konular hakkında görüşmeler yapacağı bildirildi. Görüşmelerde, İran ile ABD arasındaki çatışma dahil olmak üzere bölgesel gelişmelerin Rus yetkililerle ele alınması bekleniyor.