Pezeşkiyan: İran'ın ‘çok sayıda cerrahi operasyona’ ihtiyacı var

Meclis Başkanı’ndan Hamaney destekli hükümetin engellenmemesi uyarısı

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pezeşkiyan: İran'ın ‘çok sayıda cerrahi operasyona’ ihtiyacı var

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan Horasan eyaletinde tüccarlara ve ekonomistlere hitap etti (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ülkesinin pek çok alanda ‘cerrahi operasyona’ ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, ‘öncelikli ve temel adımın’ halkın memnuniyeti olduğunu söyledi. Öte yandan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından desteklenen yeni hükümetin önüne engeller konulmasına karşı uyardı.

İran’ın kuzeydoğusundaki Horasan eyaletinde tüccarlar ve ekonomistlerle bir araya geldiği toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, şunları söyledi:

“Yapmak istediğimiz herhangi bir çalışmada, savunmasız grupları dikkate almalı ve onların kalkınma çarkının altında ezilmesine izin vermemeliyiz. Süreçlerimizin insanları ve hassas grupları krize sokmasına izin vermeyeceğiz.”

Daha önceki konuşmalarında olduğu gibi, doktor olması nedeniyle İranlıların karşı karşıya olduğu sorunları tıbbi ifadelerle açıklayan, ancak herhangi bir çözüm önerisinde bulunmayan Pezeşkiyan, “Halk doktorun kendileriyle sürekli temas halinde olmasını istiyor. Şimdi bizim işimiz halkın teveccühünü kazanmak. Yapmak istediğimiz her işe halkı yanımıza alarak başlamalıyız. Yapmamız gereken büyük işler var. Halkın da bu işlerin onlar için yapıldığını anlamalarını sağlamalıyız” ifadelerini kullandı.

Ülkenin doğusunda ve batısında insanların yoksulluk içinde yaşadığını, oysa tüm kaynakların orada olduğunu belirten Pezeşkiyan, “Toplumda (hakkı) gözetmeliyiz ve elitlere, üreticilere ve imalatçılara saygı duyarak engelleri kaldırmak için el ele vermeliyiz” diye konuştu.

İran Cumhurbaşkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Niyetimiz ve irademiz nerede olurlarsa olsunlar engelleri kaldırmak. Yetkilerimiz var ve bu bizim elimizde.

Ayrıca il valilerine yetkiler verilmesi çağrısında bulunan Pezeşkiyan, bunu yapma sözü verdi ve merkeziyetçiliğin azaltılması gerektiğine işaret etti.

Bir grup insanın her şeye yukarıdan karar vermesinin doğru olmadığını vurgulayan Pezeşkiyan, “Plansız yetkilendirme kaos demektir. Önce ne inşa etmek istediğimizi bilmeli, sonra da sorumluluğu olanları yetkilendirmeliyiz” dedi.

Sorunu giderme

Pezeşkiyan, ekonomik durumu iyileştirme vaatleriyle ilgili olarak ise şunları söyledi:

Hükümetimin çalışmalarına devam etmesi isteniyorsa, öncelikle ticaret ve sanayi gelişmeli, aksi takdirde görevde kalmamın bir anlamı yok. Hükümetlerin görevi, tüccar, imalatçı ve sanayicilerin işlerini güvenle yapabilmeleri için doğru ortamı oluşturmaktır.

Birçok ülkeyi ziyaret etme planı olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, “Irak'a gideceğiz, sonra Türkmenistan'a... Onlarla neleri konuşacağımızı tartışıyoruz. Sınırların ötesinde ticaret ve ihracat için uygun bir ortam oluşturabilirsek, ticari refaha ulaşabiliriz. Farklı ülkeleri ziyaret eden biri olarak, ticareti faaliyetlerinizi geliştirmenin önünü açmak için çalışmalıyım” dedi.

Dışişleri ve Ticaret bakanlıklarına ziyaret ettiği ülkelerde görüşmek üzere bir plan hazırlamaları talimatı verdiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı, “Bu potansiyeli doğru bir şekilde kullanabilirsek, ekonomik refaha ulaşabilir, istihdam yaratabilir ve birçok sorunumuzu çözebiliriz” diye konuştu.

Pezeşkiyan, şöyle devam etti:

Cumhurbaşkanı olarak farklı ülkelere yaptığım ziyaretlerde tüccarlar için elverişli bir ortam oluşturmalıyım. Eğer bunu yapabilirsem ziyaretim amacına ulaşmış olacak. Bu ziyaretler hükümet, parlamento, yargı, ordu ve güvenlik güçleri arasında iş birliği olmadan ya da ortak bir vizyon olmadan verimli olamaz. Ticaret, ekonomi ve sanayi konularında ortak bir vizyona sahip olmalıyız.

x scffvg bgrf
Pezeşkiyan göreve geldikten sonra taşraya ilk ziyaretini ülkenin kuzeydoğudaki Meşhed şehrine yaptı (İran Cumhurbaşkanlığı)

Pezeşkiyan bu hafta başında verdiği ilk resmi televizyon röportajında, hükümetinin yüzde 8'lik büyüme oranını yakalayabilmesi için İran’a 100 milyar dolarlık yabancı yatırım yapılmasına ihtiyaç duyduğunu, bunun da İran’ın dünya, komşu ülkeler ve diasporadaki İranlılarla olan ilişkilere bağlı olduğunu vurguladı.

“Hükümetin engellenmesi”

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, hükümetin önüne engeller konulmasına karşı uyardı. Kalibaf, “Hükümetin yoluna engeller koymak için pusuya yatmak ve yersiz eleştirilerde bulunmak Dini Lider Ali Hamaney'in altını çizdikleriyle çelişebilir” diye konuştu.

Hamaney’in hükümetin başarısının herkesin başarısı olduğunu söylediğini hatırlatan Kalibaf, “Benim tutumum her zaman açık ve şeffaf olmuştur, asla muğlak ya da belirsiz olmamıştır. Ancak görüyorum ki bazıları her ne sebeple olursa olsun bu hükümetin başarılı olmasını istemiyor. Fakat bu otoritenin arzusuyla uyumlu değil” dedi.

Kalibaf, şöyle devam etti:

“Hükümete yönelik eleştirilerimiz varsa, ki bu mümkün. Bunları Cumhurbaşkanı ile ikili oturumlarda, Milli Güvenlik Yüksek Kurulu'nda, Meclis Başkanlık Divanı'nda ya da Meclis'in halka açık oturumlarında tartışabilir ve nihayetinde halkla paylaşabiliriz.”

Reformistlerin desteklediği Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın müttefikleri, onun vaatlerinin beklentileri yükselteceğinden ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile aynı sonu paylaşacağından endişe ediyor. Öte yandan Pezeşkiyan, hükümeti için ulusal uzlaşı sloganını ortaya attı ve farklılıkların üstesinden gelmek için çalışma sözü verdi.

Reformist isimlerden Muhammed Cevad Hakşinas, yaptığı değerlendirmede, “Hükümetin başarılı olması için uzlaşının gerekli bir koşul olabilir, ama yeterli bir koşul değil” diye konuştu. Hakşinas, uzlaşının dış politika hedeflerinin desteklenmesindeki rolüne işaret etti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgedeki faaliyetlerine üstü kapalı olarak atıfta bulunan Hakşinas, “Son yıllarda bölgedeki eğilimleri ve parlamentoya tabi olmayan ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdüren kurum ve kuruluşların müdahalelerine tanık olduk. Bu eylemlerin, her ne kadar bu alanlardan bazıları Dışişleri Bakanlığı'nın yetki ve bilgisi dahilinde olmasa da Dışişleri Bakanlığı'nın sorumlu olması gereken kendi sonuçları oldu” ifadelerini kullandı.

Hakşinas, şöyle devam etti:

“Dışişleri Bakanlığı'nı dış politika ve diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle ilişkilerin tek sorumlusu olarak göremeyiz. Ancak Abbas Arakçhi'nin dışişleri bakanı olarak seçilmesi ve Muhammed Cevad Zarif’in stratejik işlerden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması, İran'ın (müzakereci) ülkelere ve uluslararası topluma diyaloğa, etkileşime, gerginliği azaltmaya ve daha uygun ve kesin bir yolda ilerlemeye hazır olduğu mesajını vermek istediğini gösteriyor.”

Öte yandan reformist kanattan eski Milletvekili Mahmud Sadıki, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın sorunları açıklamaktan ziyade sorunların çözümlerin odaklanması gerektiğini söyledi. Sadıki, İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’ya yaptığı açıklamada “İnsanlar mevcut durumu derinden hissediyor. Pezeşkiyan halka, hükümetinin sıkıntı içinde kalmaya niyetli olmadığı mesajını verebildi” dedi.

Pezeşkiyan'ın ifadelerinin İranlılara olumlu mesajlar verdiğini, ancak insanların cumhurbaşkanının mevcut sorunlar için başkalarını suçlamasından bıktığını belirten Sadıki, Cumhurbaşkanı’nın seçim kampanyası sırasında bu anlayışa sahip olduğunu gösterdiğini, ancak şimdi daha ayrıntılı ve uzmanlaşmış bilgiye sahip olduğu için ülkenin tam olarak nerede olduğunu ve nereye gitmesi gerektiğini bildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın konuşmasında dolaylı olarak bütçe açığına değindiğini, fakat çözümler yerine sorunları açıklamaya odaklandığını, bununla birlikte ileriye dönük bir bakış açısı sunduğunu ifade eden Sadıki, Hamaney'in Varlık Fonu'nun petrol ve gaz kaynaklarındaki payının yüzde 45'ten yüzde 20'ye düşürülmesini kabul ettiğine işaret ederek “Bu durum, Dini Liderin ülkenin sorunlarını çözmek için hükümetle koordinasyon içinde olduğunu gösteriyor” dedi.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.