Netanyahu ve Hamas, ateşkes müzakerelerini sabote etmekle suçlanıyor

İsrail'e ait zırhlı araç, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentinde yıkılmış bir caddede ilerliyor. (AFP)
İsrail'e ait zırhlı araç, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentinde yıkılmış bir caddede ilerliyor. (AFP)
TT

Netanyahu ve Hamas, ateşkes müzakerelerini sabote etmekle suçlanıyor

İsrail'e ait zırhlı araç, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentinde yıkılmış bir caddede ilerliyor. (AFP)
İsrail'e ait zırhlı araç, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentinde yıkılmış bir caddede ilerliyor. (AFP)

Hamas ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın başlamasından 11 ay sonra Gazze Şeridi'nde bir ateşkes anlaşmasına varmak için yürütülen müzakerelerin aksadığına dair karşılıklı suçlamalarda bulundu.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre Netanyahu'nun Hamas'ı ateşkes görüşmelerinde ‘her şeyi reddetmekle’ suçlamasından saatler sonra Hamas da Netanyahu'yu Gazze Şeridi ile Mısır sınırı arasındaki Philadelphia Koridoru’ndan çekilmemekte ısrar ederek çabaları ‘sabote etmekle’ suçladı.

Karşılıklı suçlamalar, Netanyahu'nun 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'in güneyine düzenlediği saldırı sırasında kaçırılan esirlerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varma baskısıyla karşı karşıya olduğu ve İsrailli yetkililerin pazar günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki bir tünelde Hamas tarafından öldürülen altı esirin cesedini bulduklarını açıklamasının ardından geldi.

Netanyahu dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, “Onlar (Hamas) her şeyi reddettiler. Müzakereleri başlatmak için bir zemin bulmaya çalıştığımızda bunu reddediyorlar ve ‘tartışacak bir şey yok’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Philadelphia Koridoru’nu kontrol etmekte ısrar eden Netanyahu, bunun Yahudi devletine saldırarak savaşı tetikleyen Hamas'a Mısır'dan silah kaçakçılığını önlemek için olduğunu vurguluyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini talep eden Hamas tarafından yapılan son açıklamada, “Netanyahu'nun Philadelphia Koridoru’ndan çekilmeme konusunda anlaşmaya varma kararı müzakereleri engellemeyi amaçlıyor” denildi.

Telegram aracılığıyla yapılan açıklamada, “Yeni önerilere ihtiyacımız yok. Şu anda gerekli olan Netanyahu ve hükümetine baskı yapmak ve onları üzerinde anlaşmaya varılanları uygulamaya zorlamaktır” ifadeleri yer aldı. Söz konusu açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden tarafından Mayıs ayında yapılan ve Hamas tarafından Temmuz ayında kabul edilen, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesiyle sona erecek üç aşamayı öngören öneriye atıfta bulunuldu.

Biden yönetiminden bir yetkili dün şunları söyledi: “Bu karmaşık ama gerekli anlaşmanın, esirlerin hayatlarını kurtarmak, savaşı durdurmak ve İsrail'in güvenliğini dikkate alarak Gazze'ye yumuşama getirmek için en uygun ve belki de tek uygulanabilir çözüm olduğuna inanıyoruz. Anlaşmada Philadelphia Koridoru'ndan söz edilmiyor ama anlaşma nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilmeyi öngörüyor.”

Yetkili ayrıca, İsraillilerin ‘son iki hafta içinde Philadelphia Koridoru’ndaki varlıklarını azaltma yönünde ilerleme kaydettiklerini ve bunun da anlaşmanın içeriğiyle uyumlu göründüğünü’ kaydetti.

Refah kentindeki bir yeraltı tünelinde altı esirin cesedinin bulunması İsrail'de, özellikle de bir ateşkes anlaşmasının esirlerin sağ salim geri dönmesini sağlayacağına inanan ailelerinde büyük bir üzüntü ve öfkeye yol açtı. Bunun üzerine bazı kentlerde grevlerin de eşlik ettiği halk protestoları başladı.

Aynı halk hareketinin bir parçası olarak bu akşam Tel Aviv'de yeni bir gösteri düzenlenmesi planlanıyor.

AFP'nin resmi verilere dayanarak yaptığı sayıma göre, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısında İsrail tarafında çoğu sivil bin 205 kişi öldü.

İsrail Hamas'ı ‘ortadan kaldırma’ sözü verdi ve Gazze Şeridi’ne şiddetli bir saldırı başlattı. Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre o zamandan bu yana Gazze Şeridi'nde en az 40 bin 861 kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), öldürülenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğunu doğruluyor.

AFP'ye konuşan bir tıbbi kaynak, ‘Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Balah'ta bulunan Aksa Şehitleri Hastanesi'nde yerinden edilmiş insanların çadırlarının bombalanması sonucu’ dört kişinin öldüğünü söyledi.

İsrail ordusu, Deyr el-Balah'ta Hamas ve İslami Cihad üyeleri tarafından kullanılan bir ‘komuta merkezini’ vurduğunu bildirdi.

Filistin Kızılayı sağlık görevlilerine göre, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısındaki el-Mevasi bölgesinde bir çadırı hedef alan bombardımanında bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Batı Şeria'da neler oluyor

Buna paralel olarak İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'da dokuz gün süren askeri operasyonunu sürdürüyor.

Savunma Bakanı Yoav Gallant dün yaptığı açıklamada, “Her terörist ortadan kaldırılmalı. Teslim olursa da tutuklanmalı, başka seçenek yok. Batı Şeria'daki Nur Şems, Tulkerim, el-Faria ya da Cenin'de olsun, farklı isimler taşıyan bu terör örgütleri ortadan kaldırılmalıdır” şeklinde konuştu.

Telegram üzerinden yayınlanan bir mesajda ordu, el-Faria Mülteci Kampı’nı da içeren Tubas bölgesinde İsrail askerlerine tehdit oluşturan silahlı teröristlere karşı üç hava saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, bir araca düzenlenen saldırıda yaşları 21 ile 30 arasında değişen beş kişinin öldüğünü, iki kişinin de yaralandığını açıkladı.

AFP'ye konuşan görgü tanıkları ‘çok sayıda’ İsrail askerinin Tubas yakınlarındaki el-Faria Mülteci Kampı’na baskın düzenlediğini ve ‘patlama seslerinin duyulduğunu’ söyledi.

Söz konusu İsrail askeri operasyonu 28 Ağustos'ta başladı ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Tubas ve Tulkerim'i kapsıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre aralarında çocukların da bulunduğu 35 Filistinli öldürüldü.

Filistinli ölümlerinin çoğunun meydana geldiği Cenin'de bir İsrail askeri öldürüldü.

Cenin Mülteci Kampı’nda yaşayan Hanan Natur, “Ordu çocukların varlığını hesaba katmadan her şeyi havaya uçurduğu için panik yaşadık” dedi.

İsrail güçleri Cenin'de ve Batı Şeria'nın başka yerlerinde altyapıyı tahrip etti. BM, ordunun hastanelere erişimi kısıtladığını ve ‘savaş benzeri taktikler’ kullandığını bildirdi.

Gazze'de aşı kampanyası

Gazze Şeridi'ndeki savaş, yaklaşık 2,4 milyon nüfuslu bölgede büyük bir yıkıma ve feci bir insani krize neden oldu. Altyapının tahrip edilmesi hastalıkların yayılmasına ve Gazze Şeridi'nde 25 yıl sonra ilk çocuk felci vakasının görülmesine yol açarak BM'yi İsrail tarafından kabul edilen ‘insani ateşkes’ kapsamında bir aşı kampanyası başlatmaya sevk etti.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'nin merkezinde yaklaşık 200 bin çocuğa ilk doz çocuk felci aşısının yapıldığını, ikinci aşamanın kuzeye geçmeden önce bugün güneyde başlayacağını duyurdu.

Kampanya kapsamında 640 binden fazla çocuğun aşılanması ve ikinci dozların yaklaşık dört hafta içinde uygulanması hedefleniyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.