Kafkasya geçişleri İran-Rusya ittifakını tehdit ediyor

İranlı milletvekilleri, Moskova'nın nükleer programı engellemeye çalıştığını söylüyor... Tahran ‘sırtlanlara taviz vermeyecek’

Dağlık Karabağ'a giden ana yol (AFP)
Dağlık Karabağ'a giden ana yol (AFP)
TT

Kafkasya geçişleri İran-Rusya ittifakını tehdit ediyor

Dağlık Karabağ'a giden ana yol (AFP)
Dağlık Karabağ'a giden ana yol (AFP)

İran ile Rusya arasında Güney Kafkasya'daki Zengezur Koridoru konusunda yaşanan anlaşmazlık, Tahran'daki reformist ve muhafazakâr siyasetçilerin, konuyu Moskova'nın Batı ile varılan nükleer anlaşmayı raydan çıkarma girişimiyle ilişkilendirmesi nedeniyle başka bir boyuta taşındı.

Olay, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ateşkes anlaşmasının şartlarının, özellikle de Azerbaycan topraklarını izole edilmiş Azeri bölgesi Nahçıvan'a bağlayan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin ‘aşılamayacak bir kırmızı çizgi’ olarak gördüğü Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla ilgili kısmının etkinleştirilmesini talep etmesiyle başladı.

Güneyinde Zengezur Koridoru’nun bulunduğu Dağlık Karabağ bölgesi (Şarku’l Avsat)Güneyinde Zengezur Koridoru’nun bulunduğu Dağlık Karabağ bölgesi (Şarku’l Avsat)

Ticaret yolunun kesilmesi

Tahran, Zengezur Koridoru’nun açılmasının Avrupa ile ticaret yolunu keseceğini söylüyor. Eski milletvekili Ali Mutahhari, “Ukrayna savaşıyla meşgul olan Moskova, İran'ın çıkarlarını düşünmüyor” ifadesini kullandı.

Daha önce de Türk siyaset bilimci İkbal Dürre, Zengezur Koridoru’nun açılmasının Rusya, Türkiye ve Azerbaycan için çok önemli olduğunu söylemişti.

İran milletvekili Ahmed Nadiri, ‘İran'ın ulusal çıkarlarını etkileyen önceki vakalarda Rusya'ya uygun bir yanıt verilmemesinin onları cesaretlendirdiğini’ vurguladı.

Nadiri X platformunda, “Moskova stratejik iş birliğinin çıkarları göz ardı etmek ya da sırtlanlara taviz vermek anlamına gelmediğini bilmeli” diye yazdı. Nadiri ayrıca, Dışişleri Bakanlığı ve silahlı kuvvetlere ‘jeopolitik değişimlerin yanılsamalarına yanıt vermek için net bir plana sahip olmaları’ çağrısında bulundu.

Rusya'nın Tahran Büyükelçisi Aleksey Dedov, İran’ın Kafkasya bölgesindeki jeopolitik değişikliklere karşı olduğu konusunu dile getirmişti.

Dedov'un İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması ve kendisine ‘tarafların çıkarlarının dikkate alınması ve diğer ülkelerin ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerine saygı gösterilmesi gerektiği’ konusunda bilgi verilmesi, Güney Kafkasya bölgesindeki bölgesel durumun düzenlenmesi konusunda Moskova ile Tahran arasında süregelen tutum farklılığının yeni bir işaretiydi.

Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhsin Rızai, Rus yetkililerin Zengezur Koridoru ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından işgal edilen üç adayla ilgili eylemlerinin tamamen kabul edilemez olduğunu ve İran'la dostluk ve stratejik ilişkiler konusundaki açıklamalarıyla açıkça çeliştiğini belirtti. Rızai, “Bu belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır” dedi.

Güney Kafkasya'ya ilişkin 3+3 grubunun Tahran'da gerçekleştirdiği bir önceki toplantıdan (Arşiv - İran Dışişleri Bakanlığı)Güney Kafkasya'ya ilişkin 3+3 grubunun Tahran'da gerçekleştirdiği bir önceki toplantıdan (Arşiv - İran Dışişleri Bakanlığı)

Rusya ve nükleer anlaşma

İranlıların bakış açısına göre Zengezur Koridoru’yla ilgili anlaşmazlık, stratejik ticari taşımacılık çıkarlarıyla sınırlı gibi görünse de İranlı siyasetçiler meselenin bundan daha fazlası olduğunu açıkladılar.

İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahatpişe, yaşananların ‘yeni İran hükümeti ile ABD arasında iletişim kanalları kurulması olasılığını önlemek için Putin tarafından yapılan önleyici bir saldırı’ olduğunu belirtti.

Reformist gazetelere demeç veren Felahatpişe, Rusya'nın Zengezur Koridoru meselesini İran’a baskı yapmak ve ‘İran'ın bölgesel politikadaki kırmızı çizgilerini görmezden gelmek’ için bir araç olarak kullanmaya çalıştığını söyledi.

Felahatpişe, “Moskova, İran'ın kuşatılmasını tercih ediyor. İran ile Batı arasındaki gerilimin azalması, Rusya için bir kâbus” değerlendirmesinde bulundu.

Dini Lider Ali Hamaney'in uygulamakta ısrar ettiği ‘doğuya yönelme’ stratejisinin ‘İran anayasasına aykırı’ olduğuna dikkat çeken Felahatpişe, “Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ana mesajı, Batı ile gerilimi azaltmak ve Doğu'ya bağımlılığı sona erdirmekti” dedi.

Felahatpişe sözlerini şöyle sürdürdü: “Rusya zor zamanlarda İran'dan taviz koparmaktan başka bir şey yapmadı ve bize fazla yardımda bulunmadı. Diplomatik nezaket diplomatik bir stratejiye dönüştü ve bu da dış politikada sapmaya yol açtı.”

Felahatpişe, Rusya'nın her zaman kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve ‘kutuplaştırma’ politikasıyla İran'ın Batı, özellikle de ABD ile ilişkilerine tek taraflı bir dış politika dayatabildiğini kaydetti.

Felahatpişe sözlerini şöyle noktaladı: “Tahran Moskova'ya bir dizi taviz vermek zorunda kaldı. Ukrayna katliamı uğruna, nükleer anlaşmanın feda edildiğine tanık olduk.”

Ukrayna'ya karşı iki buçuk yıldır süren savaş sırasında İran Rusya'ya yüzlerce insansız hava aracı (İHA) tedarik etti. Ancak adlarının açıklanmaması koşuluyla konuşan kişilere göre balistik füzelerin potansiyel transferi çatışmada endişe verici bir gelişme.

 İran'ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP) İran'ın Buşehr Nükleer Tesisi (AFP)

Gizli nükleer program yok

Bu arada İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, ‘gizli bir nükleer programın varlığını’ reddetti ve ‘Batı'nın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) üzerinde baskı kurmak için yirmi yıldır oyunlar oynadığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim haber ajansından aktardığına göre İslami, “UAEA'nın görevi dünyanın herhangi bir köşesindeki nükleer faaliyetler hakkında kendisine haber veren herkesi soruşturmak ve onlarla ilgilenmektir. Ancak bunu istedikleri gibi düzenliyorlar ve son yirmi yılda İran'a büyük baskı uyguladılar” ifadelerini kullandı.

İslami, “İran, P5+1 ile İran’ın Nükleer Programına İlişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nda uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmayı, bunu sıkı bir izleme ve denetim altına almayı ve sözde açık sorunu kapatmak için UAEA'nın ikili gözetimi altında belirli bir zamanda kısıtlamaları uygulamaya karar vermeyi kabul etti” şeklinde konuştu.

Ancak İslami'ye göre bir süre sonra ABD, İran’ın Ortak Eylem Planı'ndaki yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, bu anlaşmadan çekilmeye karar verdi.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, Fransa, İngiltere ve Almanya'yı kastederek, “Üç Avrupa ülkesi ve ABD, İran'ın nükleer programına karşı savaşın sancaktarları haline geldi” dedi.

İslami, “İsrail atom bombasından değil, İran nükleer endüstrisinin gücünden korkuyor. Çünkü bilim adamları bu ekonomik alanda olağanüstü şeyler yaptıktan sonra, İran nükleer enerji santralleri inşa ediyor” iddiasında bulundu.



ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
TT

ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)

ABD, İran'a yönelik gizli operasyon ve askeri stratejiler üzerinde çalışıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Başkan Donald Trump'a çeşitli saldırı seçenekleri sunduğunu söylüyor.

Bunlar arasında ABD'nin haziranda vurduğu nükleer tesislere ek olarak balistik füze üretimi merkezlerinin hedef alınması da var.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Yetkililer, böyle bir saldırı senaryosunda operasyonun "birkaç gün" sürebileceğini ve İran'ın "şiddetli misilleme yapabileceğini" belirtiyor.

İran, ABD'nin saldırısına cevap olarak 23 Haziran'da Amerikan ordusunun Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'ne saldırmıştı. Operasyonda Tahran'ın önceden Washington'a haber verdiği ve hiçbir can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştı.

Pentagon'un sunduğu diğer seçenekler arasında İran'ın güvenlik kurumlarına yönelik siber saldırı düzenlenmesi yer alıyor. Kaynaklara göre bu tarz saldırılarda "protestoculara karşı ölümcül güç kullanan iç güvenlik aygıtı" hedef alınacak.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla BBC'ye konuşan ABD'li yetkililer de İran'a yönelik olası operasyonda hava saldırılarının en muhtemel seçenekler arasında olduğunu belirtiyor. Bunlara ek olarak İran'ın "komuta ve telekomünikasyon sistemlerinin" hedef alınabileceğine işaret ediliyor.

Trump, sosyal medyadan dün paylaştığı gönderide İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu.

NYT'nin analizinde, İran petrolünün en büyük alıcısı Çin'in yanı sıra Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan'ın da böyle bir hamleden olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiliyor.

Trump'ın protestocuların öldürülmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunduğu İran'ın ekonomisi, uzun süredir ABD ambargosunun da etkisiyle zor durumda.

İran riyalinin açık piyasada ABD doları karşısında rekor seviyede düşmesinin ardından başkent Tahran'daki Kapalı Çarşı'da esnaf 28 Aralık'ta greve gitmişti.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, Norveç merkezli insan hakları örgütü İran İnsan Hakları (IHRNGO) verilerine göre, protestolarda en az 648 eylemci öldürüldü, bunlardan 9'u 18 yaşın altındaydı. BBC'nin İran'daki kaynaklarıysa ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), öğrencilerin de katılımıyla büyüyen gösterilerin 16. gününe ilişkin raporunda, 133'ü emniyet görevlisi ve biri savcı, 9'u 18 yaşın altında toplam 646 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi.

ABD'nin İran'a yönelik operasyon başlatma ihtimali İsrail'i de harekete geçirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden (IDF) dün yapılan paylaşımda, İran'daki durumla ilgili "sürpriz senaryolara karşı" hazırlık yapıldığı ifade edildi.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Times of Israel


Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
TT

Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)

Çin, Tayvanlı politikacıları kabul etmemeleri için Avrupa ülkelerine baskı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Guardian'a konuşan diplomat ve yetkililer, Pekin'in Tayvanlı siyasetçilerin ülkelerine girişini yasaklaması için Avrupa Birliği (AB) hükümetlerine baskı yaptığını öne sürüyor. 

Kaynaklara göre Çin yönetimi, Avrupa'daki konsolosluklar üzerinden hükümet yetkililerine kasım ve aralıkta ulaşarak Tayvanlı politikacıların girişlerinin yasaklanması yönünde "hukuki tavsiye" verdi. 

Pekin yönetimi, Schengen Sınırları Kanunu diye bilinen ve AB vatandaşı olmayanların ülkelere girişi için "üye devletlerin uluslararası ilişkilerine tehdit oluşturmamasını" şart koşan kuralları öne sürerek uyarı yapıyor. 

Buna göre Çinli yetkililer, Tayvanlı siyasetçilerin Avrupa ülkelerine girişinin, mevzubahis ülkenin Çin'le uluslararası ilişkilerini tehdit edeceğini savunuyor. 

Diğer yandan Tayvan Ulusal Dong Hwa Üniversitesi'nden Zsuzsa Anna Ferenczy, "AB-Tayvan ilişkilerinin AB-Çin ilişkilerini tehdit ettiği yönündeki yorum Pekin'e ait. Bu, Avrupa'daki algı veya gerçeklikle hiç uyuşmuyor" diyor. 

Guardian'ın incelediği bazı notlarda "Tayvanlı personelin resmi temas için Avrupa'ya girmesinin yasaklanması" talep ediliyor. Bunun "Çin'in kırmızı çizgisinin ihlal edilmesi" anlamına geldiği ileri sürülüyor. 

Ayrıca bazı notlarda, AB hükümetlerinden Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, Devlet Başkanı Yardımcısı Hsiao Bi-khim ve Başbakan Cho Jung-tai'nin yanı sıra, bu pozisyonlarda önceden görev yapmış isimlerin de girişinin yasaklanması talep ediliyor. 

Çin yönetimine göre Tayvanlı yetkililerin Belçika, Çekya, Polonya, Hollanda, İtalya, Avusturya, Almanya, Litvanya, Danimarka, Estonya ve İrlanda'ya ziyaretleri, "Çin-AB ilişkilerini ciddi şekilde zedeleme" riski taşıyor. 

Guardian'ın aktardığına göre Norveç ve Finlandiya'ya da benzer uyarı notları gönderilmiş. 

Tayvan Dışişleri Bakanlığı gazeteye gönderdiği açıklamada, yetkililerin Avrupa ziyaretlerinin "Çin'le hiçbir ilgisi olmadığı, Çin'in bu konuda müdahale etme hakkının bulunmadığı" belirtildi. 

Çin'e odaklanan Alman düşünce kuruluşu Merics'ten Claus Soong, şu ifadeleri kullanıyor: 

Pekin, Tayvanlı yetkilileri ülkeye kabul etmeden önce iyice düşünmeniz gerektiğini söylemek için elinden geleni yapıyor. Bunun bir tehdit olduğunu söyleyemem, daha çok bir hatırlatma ancak pek de nazik bir hatırlatma değil.

AB, Çin ordusunun Tayvan etrafında geçen ay düzenlediği kapsamlı tatbikatı eleştirerek, "bölgedeki istikrarın tehlikeye girdiğini" bildirmişti.

Independent Türkçe, Guardian, European Newsroom


Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
TT

Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanı Pam Bondi'den memnun olmadığını bildirdi. 

Amerikan gazetesinin kaynakları, 60 yaşındaki siyasetçiyi etkisiz ve zayıf bulan Trump'ın, onu kapalı kapılar ardında sürekli yerdiğini iddia etti.

Danışmanlara yapılan şikayetlerinin dozu ve sıklığının özellikle son aylarda çok arttığı belirtiliyor. 

WSJ, eski FBI Direktörü James Comey ve New York Başsavcısı Letitia James gibi Trump'ın rakip gördüğü kişilere karşı atılan yasal adımların yeterli bulunmadığını öne sürüyor. 

Trump'ın bu kişilere ve kaybettiği 2020 seçimlerine dair hile iddialarına karşı yürütülen yasal süreçlerin hızlandırılması için Adalet Bakanlığı'na özel savcılar atamayı planladığı da haberde dile getirilen iddialar arasında. 

Trump'ın, MAGA hareketinden de tepki alan Pondi'nin Jeffrey Epstein dosyalarını eline yüzüne bulaştırdığı eleştirilerine hak verdiği ifade ediliyor. 

Trump'ın bizzat eleştirilerini ilettiği Bondi'nin endişelerinin özellikle son bir aylık süreçte arttığı bildiriliyor.

WSJ'nin haberinin ardından Beyaz Saray'dan peş peşe açıklamalar geldi.

Trump, "Pam harika bir iş çıkarıyor. Uzun yıllardır benim arkadaşım. Radikal solcu çılgınlara karşı muazzam bir ilerleme kaydedildi. Onlar tek bir işte iyi, seçimlerde hile yapmak ve suç işlemek" dedi. 

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles da Bondi'nin onlarca yıldır arkadaşı olduğunu söyleyip ekledi:

O inanılmaz derecede yetenekli, zeki ve çalışkan. Adalet Bakanlığı'nın başında olduğu için Trump Yönetimi şanslı.

Trump eylülde X'te yaptığı paylaşımda Adalet Bakanı Pam Bondi'ye seslenerek Comey ve James'in yanı sıra Demokrat Partili Senatör Adam Schiff'in de cezalandırılması gerektiğini savunmuştu.

Yanlışlıkla paylaşıldığı iddia edilen gönderide, "Aşırı suçlular ama hiçbir şey yapılmıyor. Daha fazla gecikemeyiz. Bu bizim itibarımızı ve inanırlığımızı öldürüyor" denmişti. 

Sonrasında Comey ve James hakkında iddianameler hazırlandı. Ancak yargı, Trump'ın eski avukatıyken Virginia Doğu Bölgesi Başsavcısı yapılan Lindsey Halligan'ın atanmasının kanunlara uymadığı neticesine varınca bu girişimler suya düştü. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, The Times, NBC